Etiket: kadın cinayetleri

  • Kadın cinayetini protesto eden kadınlara soruşturma

    Kadın cinayetini protesto eden kadınlara soruşturma

    Muğla’da tartıştığı eşi tarafından bıçaklanarak öldürülen Senem Kıvrık cinayetini protesto etmek amacıyla yürüyüş gerçekleştiren kadınlara soruşturma açıldı.

    Muğla’nın Menteşe ilçesinde 27 Ağustos’ta boşanma aşamasındaki eşi Senem Kıvrık’ı bıçaklayarak öldürdükten sonra kaçan Muhittin Kıvrık ormanlık alanda yakalanarak gözaltına alınmış, adliyeye sevk edilmesinin ardından tutuklanmıştı. 27 Ağustos’ta ise kadınlar, Kıvrık cinayetini protesto etmek için Sınırsızlık Meydanı’nda bir araya gelerek, “Acımız da büyük, İsyanımız da. Hesap vereceksiniz” yazılı pankartı açmış ve basın açıklaması yapmıştı. Kadınlar daha sonra slogan atarak Muğla Adliyesi’ne yürümüştü.

    Aralarında Muğla Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Avukat Alev Öztürk, Karya Kadın Derneği Başkanı Dilek Bulut ve Eğitim-Sen Muğla Şube Başkanı Nilüfer Enginsu’nun da yer aldığı 8 kadına, ‘2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa Muhalefetten’ Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma açıldı.

    Bugün 7 kadın karakolda ifade vermeye gitti. Avukat Alev Öztürk ise soruşturmanın usulsüz olduğu gerekçesiyle ifade vermedi.

    “TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

    Muğla Baro Başkanı Levent Akgün de kadınlara destek verdi. Akgün, “Bu elim olay sonrasında aralarında baromuz üyesi meslektaşlarımızın da bulunduğu kadınların, yaşanan kadın cinayetlerine tepki göstermek amacıyla düzenledikleri bir eylem sonrasında, baromuz Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu Sözcüsü Av. Alev Öztürk ve STK temsilcilerinden oluşan kadınlar hakkında 2911 sayılı yasaya muhalefet ettikleri iddiası ile bir soruşturma başlatılmıştır. Bugün, ifadesi alınacak olan arkadaşlara destek olmak ve hukuki süreçte yardımcı olmak adına Muğla Barosu olarak burada buluyoruz. Anayasal bir hak olan gösteri ve yürüyüş hakkını kullanan kadınlar hakkında yasal işlem başlatılması hukuki anlamda kabul edilemez. Süreci yakından takip edeceğiz. Şiddetin her türlüsüne karşı olan Muğla Barosu olarak artık kadına yönelik şiddet eylemlerinin son bulmasını, bu konuda caydırıcı yasal tedbirlerin bir an önce alınmasını istiyoruz. Bu konuda mücadele etmeye devam edeceğimizi kamuoyuna duyururuz” diye konuştu.

    Avukat Alev Öztürk ise “Ben Muğla Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı ve üyesi olarak baronun görevlendirmesiyle kadın ve avukat kimliğiyle bu eylemde ve yürüyüşte bulundum. Dün ben ve 7 kadın arkadaşımız hakkımızda soruşturma başlatıldığı ve ifade alınacağı bilgisi verildi. Sırasıyla ifadelerimizi verdik. Her gün 3 kadının öldürüldüğü ülkede o acıya, öfkeye ses çıkaran kadınlar hakkında yasal işlem başlatmak trajikomik ve çok acı. Ben avukat kimliğimle orada bulunmuş olmam sebebiyle hakkımdaki soruşturmayı avukatlık kanunu gereği ancak Adalet Bakanlığı’nın özel izni doğrultusunda direkt cumhuriyet savcısının yürütmesi gerekirdi ancak benim hakkımda da yakalama emri çıkartılıp doğrudan güvenlik şubeden ifadem için çağırdılar. Ben bu soruşturmanın usulsüz olduğunu söyledim ve ifademi vermedim. Hukuki sürecin takipçisi olacağız” ifadelerini kullandı.

    Karya Kadın Derneği Başkanı Dilek Bulut da “Yaptığımız barışçıl protestonun bu şekilde güvenlik şubeye çağırılarak ifademizin alınması Türkiye gerçeği açısından çok acı. Susmuyoruz, korkmuyoruz ve itaat etmiyoruz” dedi.

  • KADIN CİNAYETLERİ NASIL SON BULACAK?

    KADIN CİNAYETLERİ NASIL SON BULACAK?

    2024’ün ilk 6 ayında 205 kadın cinayeti işlendi, 117 kadın şüpheli bir şekilde ölü bulundu. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim, kadınların en yakınındaki erkekler tarafından öldürüldüğünü söyledi.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP), 2024 yılının ilk altı ayına ait kadın cinayetleri bilançosunu paylaştı. Platformun verilerine göre, 2024 yılının ilk 6 ayında 117 kadın şüpheli şekilde yaşamını yitirirken 205 kadın ise öldürüldü.

    KCPP’nin Şişli Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde gerçekleştirdiği basın toplantıda, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim devletin kadın cinayetleriyle ilgili verileri tutmamasının eleştirildi.

    KADINLAR EN YAKININDAKİ ERKEKLER TARAFINDAN ÖLDÜRDÜ

    Ataselim, şunları söyledi: “2024 yılının ilk 6 ayı içerisinde öldürülen kadınların %42’sinin evli olduğu erkek tarafından öldürüldüğünü görüyoruz. Kadınların en yakınındaki erkekler tarafından öldürülüyor olması gerçeği, aile odaklı politikaların sonucudur. Kadınlar en çok ateşli silahlar ile öldürülüyorlar. Oran %59’a ulaşmış durumda. 2024’ün ilk 6 ayı içerisinde kadınlar yine en çok evlerinde öldürüldü. Aile denen dört duvar arasına hapsedilmiş kadınların yaşam hakları, en yakınlarındaki erkekler tarafından sonlandırılıyor. Kadına yönelen şiddet artmaya devam ediyor. Artık kadınların çocuklarıyla birlikte öldürüldüğü gerçeğiyle karşılaşıyoruz.”

    KADIN CİNAYETLERİ NASIL SON BULACAK?

    Ataselim, kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümlerini engelemenin yöntemlerini şu ifadelerle anlattı:

    “En önemlisi İstanbul Sözleşmesi idi. Ondan imzayı geri çektikleri için kadın cinayetleri artmaya başladı. Aile odaklı politikalar öne sürdüler, kadınların haklarını tartışmaya açtılar, kadın cinayetleri artmaya başladı. 6284 sayılı anahtar niteliğinde çok önemli bir kanunumuz var. 6284 etkin uygulanırsa kadınlar hayatta kalabilir, sığınaklara yerleştirilebilir, şiddet faillerine elektronik kelepçe takılabilir. Fakat bu 6 ay içerisinde karakolların “elektronik kelepçemiz yok” diyerek şiddet faillerini takip edemeyeceklerini söyledikleri durumlarla karşılaştık. Son zamanlarda zorlama hapis kararlarının keyfi olarak verilmediği, kamu personellerinin görevini yerine getirmediği durumlarla karşılaşıyoruz.”

  • Kadını korumak üzerine politikalar üretmeyenler yüzünden eksiliyoruz

    Kadını korumak üzerine politikalar üretmeyenler yüzünden eksiliyoruz

    KESK Samsun Kadın Meclisi’nden Havanur Taflan, Samsun’da 2 çocuk annesi İngilizce öğretmeni Saadet Çay’ın hakkında 19 suç kaydı bulunan boşanma aşamasında olduğu kocası tarafından öldürülmesine ilişkin açıklama yaptı. Taflan, “Bizler her gün kadını korumak üzerine politikalar üretmeyip sadece aileyi korumak üzerine politikalar üretenler yüzünden eksiliyoruz” dedi.

    KESK Samsun Kadın Meclisi adına Havanur Taflan, eşi tarafından katledilen 2 çocuk annesi İngilizce öğretmeni Saadet Çay’ın öldürülmesine tepki gösterdi. Taflan, şunları söyledi:

    “Her gün elinden yaşam hakkı gasp edilen, hayattan koparılan kadın cinayetleriyle uyanıyoruz. Bizler boşanmak istemek, barışmayı reddetmek, evlenmeyi reddetmek, ilişkiyi reddetmek gibi bahanelerle hayattan koparılıyoruz. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun 2024 Nisan Raporu’nu göre 32 kadın cinayet kurbanı oldu 13 kadın ise şüpheli bir şekilde hayattan koparıldı. Bugün ise bir arkadaşımızı daha kaybettik. Samsun’da İngilizce öğretmeni Saadet Çay boşanma aşamasında olduğu kocası tarafından katledildi. Yine aynı gerekçelerle. Bizler her gün kadını korumak üzerine politikalar üretmeyip sadece aileyi korumak üzerine politikalar üretenler yüzünden eksiliyoruz. Lütfen bunları artık kanıksamayalım ve hep birlikte sesimizi yükseltelim. En temel insan haklarından biri olan yaşam hakkımızı elimizden almalarına izin vermeyelim. Yaşanılan tüm bu vahşetlerin önlenebilir olduğunun farkına varalım.

    “GERÇEK ADALET İÇİN İSYANDAYIZ”

    İyi hal indirimi gibi uygulamalarla işlenen suçu hafifletmeye çalışan erkek adaletinin, ‘Erkek adalet değil gerçek adalet için isyandayız’ diye sesimizi yükseltirken bu konuda hiçbir önlem almayan, şiddete maruz bırakılan herkes için güvence sayılabilecek olan İstanbul Sözleşmesi’ni fesheden, 6284 sayılı kanun, nafaka hakkı ve Medeni Yasa başta olmak üzere, kadın kazanımlarını hedefe alan iktidarın ve politikalarının bunların sorumlusu olduğunu unutmayalım. Biz kadınlar tarifsiz bir acı ve bir o kadar öfke doluyuz bugün. Yaşadığımız her kayıpla büyüyen bu öfkemiz gerçek adalet sağlanıncaya kadar da sönmeyecek. Tekrarlamaya devam ettiğimiz bir gerçekliği bir kez daha buradan haykırıyoruz; kadın cinayetleri politiktir. Ve biz kadınlar yaşam hakkımızı elimizden alan o eril zihniyetinizi de şiddeti ve ayrımcılığı kurumsallaştıran failleri cesaretlendiren politikalarınızı da tanımıyoruz. Yaşadığımız tüm bu acılara rağmen daha da güçlenip, eşitlikçi ve adil bir dünya yaratıncaya kadar da mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz.”

  • 1077 KADIN MOR ÇATI’YA BAŞVURDU

    1077 KADIN MOR ÇATI’YA BAŞVURDU

    Bir günde 8 kadının öldürülmesine tepki gösteren kadınlar, cinayetlerin dinci gericilerin haklarına yönelik saldırılarının bir sonucu olduğunu söyledi. Kadınlar “Cinayetler münferit değil, iktidar politikasının sonucu.” dedi.

    Cinayetler münferit değil, iktidar politikası

    Kadın cinayetlerinin her yıl arttığı Türkiye’de, önceki gün Sevilay Karlı, Elif Saydam, Özlem Çankaya, Emine Ülkü Araz, Hatun Ekrem Aslan, Tuba Ateşçi, Nasim Gol Karımı, Tuğba A. isimli 8 kadın yaşamdan koparıldı. Erkeklerin işlediği cinayetlerde, kadınların aldığı koruma karalarının ve kadınların emniyete yaptığı şikâyetlerin etkisizliği bir kez daha gözler önüne serildi. Cezaevinden firar edip öldürende var koruma kararını hiçe sayarak kadınlara yaklaşan da… Kadın hak savunucuları, kadınların can simidi olan 6284 Sayılı Kanun’a dikkat çekerek “Hayatları çalınan her kadının sorumlusu bu iktidar ve bu iktidarı büyüten her türlü akımdır” dedi.

    GERİCİ ABLUKA

    SOL Feminist Hareket üyesi Dilara Kurtuluş, gerici politikalarla kadınların haklarına saldırıldığına dikkat çekti. Kurtuluş, şunları söyledi: “22 yıllık iktidarında ülkeyi siyasi-toplumsal çöküşe sürükleyen AKP ile ülke gerici abluka altında. Dinci faşist rejimin ise hedefinde kadınlar var. Kadınların üzerinde kurmak istedikleri tahakkümle, kadınların hayatları üzerinden yürüttükleri tali tartışmalarla; hem yarattıkları krizlerin tartışılmamasını sağlamaya, hem de kadınlar üzerinden toplumu dizayn etmeye çalışıyorlar. İktidar tarafından kadınların yaşamları üzerinde kurulmaya çalışılan tahakküm ve İstanbul Sözleşmesi, 6284 sayılı yasa, Medeni Kanun gibi yasal haklarımız ve uluslararası sözleşmelere karşı yapılan saldırılar ise toplumda ileri bir karşılık buluyor. Bu karşılık toplumda, nafaka hakkından mahrum edilmesi, ‘çocuk gelin’ safsatasıyla çocuk istismarı, şiddet-cinayet olarak tezahür ediyor. Hizbullah’ı meclise sokan iktidarla hayatlarımızın ne kadar tehlikede olduğunu biliyoruz. Kadın cinayetlerinin münferit değil, iktidarın politikalarının sonucu olduğunu biliyoruz. Hayatları çalınan her kadının sorumlusu bu iktidar ve iktidarı büyüten akımdır.”

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim de yetkililere seslenerek “Kadınların haklarını tartışmaya açmayın. Daha çok öldürülüyoruz. Kamu kurumları, kadınların yaşam haklarını korumak zorunda. 6284’ü etkin uygulamak zorunda. Her şey kadınları öldürmenin bahanesi oldu” dedi. Ataselim, önceki yerel seçimlerde adayların sığınak vaadinde bulunduğunu anımsatarak “Her 100 bin nüfusu bulunan yerel yönetim sığınak açmak zorunda. Artık adayların hiçbirinden ‘Sığınak yapacağız’ vaadini bile duymuyoruz. Kadınlar öldürülüyor. Ama durdurulabilir. Yerel yönetimlerin de siyasi iktidarın da kadınların da üzerine düşen sorumluluk var. Yarın sıranın bize gelmesini beklemeyelim. Örgütlenelim.” diye konuştu.

    ∗∗∗

    GÖREVİNİZİ HAKKIYLA YAPIN

    Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği gönüllü avukatlarından Begüm Osma da şöyle konuştu: “Bu kadınların çoğu hayatlarının belli bir döneminde 6284 Sayılı Kanun kapsamında koruyucu tedbirlere sahiptiler. Devlet bizleri koruyamadığı gibi aynı zamanda bizlerin uzun yıllar boyunca mücadeleler sonucunda elde ettiğimiz lehe düzenlemelerimizi dahi saha pratiğinde uygulatmıyor; uygulamamızı geciktirebiliyor. Tüm bu olanlar toplum nezdindeki adalet işlevsizliği ve cezasızlık algısını pekiştiriyor. İnfaz yasasına kadına karşı işlenen suçlar kapsamında çok daha ağır düzenlemeler getirilmesi gerekiyor. Çok daha ağır düzenlemeler derken; faillerdeki cezasızlık veya indirim algısını yıkacak yeni revizelere muhtaç olduğumuz çok açık. Ayrıca saha uygulamasından; kadınların 6284 Sayılı Kanun kapsamında koruma tedbiri talebinde bulunduklarında bile maruz kaldıkları şiddetin ilgili kolluklarca da ciddiye alınmadığı durumlara da sık karşılaşmaya başladık. Bu sebeple devletin en ivedi şekilde ilgili adli kolluğunu da denetlemesi gerekiyor.” İzmir Barosu da konuya ilişkin yaptığı açıklamada, iktidarın kadına yönelik şiddete önlem almamasının katilleri cesaretlendirdiği belirtilerek, İstanbul Sözleşmesi vurgusu yapıldı.

    ∗∗∗

    CİNAYETLER NEDEN Mİ ARTIYOR?

    • Koruma, tedbir kararları etkin uygulanmıyor.

    • Faillere verilen cezalar yetersiz.

    • İktidar ve yandaşları kadınların haklarına saldırıyor.

    • 6284 Sayılı Kanun uygulanmıyor.

    • Şiddeti önleme merkezleri şiddetin takibini sistematik yapmıyor.

    ∗∗∗

    1077 KADIN MOR ÇATI’YA BAŞVURDU

    Mor Çatı 2023 yılı faaliyet raporunu da açıkladı. Rapora göre, geçen sene ilk defa 1077 kadın Mor Çatı’ya ulaştı. Dayanışma merkezi üzerinden kadınlarla yapılan görüşme sayısı ise 3 bin 879 oldu. Ulaşan kadınların şiddetten uzak durmak için ihtiyaç duydukları desteklerin başında ‘şiddetle mücadele süreçlerine dair paylaşımlar’ ve ‘hukuki destekler’ geldi.

    Kaynak:Birgun.net

  • Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu, 2023 yılı kadın cinayetleri raporu

    Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu, 2023 yılı kadın cinayetleri raporu

    Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) 2023 yılında 438 kadının katledildiğini açıkladı. TKDF’nin 2023 yılı raporuna göre; kadınların 196’sı ateşli silahla, 86’sı kesici aletle, 36’sı yüksekten düşerek, 17’si boğularak öldürüldü. 103 kadının ölüm nedeni ise ‘şüpheli’ olarak kayıtlara geçti.

    Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu, 2023 yılı kadın cinayetleri raporunu açıkladı. TKDF’nin kadın cinayeti verilerine göre, 1 Ocak- 31 Aralık 2023 tarihlerinde 438 kadın katledildi.

    Raporda, 2023 yılında katledilen kadınların 180’i evli, 102’si bekar, 27’si boşanmış, 12’si dini nikahlı olduğu bilgisi yer aldı. Öldürülen kadınların 117’sinin ise ‘medeni halinin bilinmediği’ belirtildi. Rapora göre, kadınları öldüren erkeklerden 7’sinin kimliği belirlenemedi. 135 kadın şüpheli, 29’u tanıdığı erkek, 14’ü kızının, kardeşinin ya da annesinin bağlantılı olduğu erkek, 69’u aile içinden, 69’u boşanma aşamasında olduğu erkek, 115’i ise ilişki yaşadığı erkekler tarafından öldürüldü.

    Rapora göre; “kadınların 196’sı ateşli silahla, 86’sı kesici aletle, 36’sı yüksekten düşerek, 17’si boğularak öldürüldü. 103 kadının ölümü ise ‘şüpheli’ ölüm olarak kayıtlara geçti.

    Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’ndan yapılan açıklamada şu değerlendirme yapıldı:

    “Anayasa da kadın erkek eşittir yazılmış olsa da kız çocukları-kadınlar için eğitime ve istihdama erişmede zorluk hala devam etmekte. Ayrıca Dünya Ekonomik Formu cinsiyet eşitsizliği 2023 raporuna göre 146 ülke arasında 124. sırada olmamız  kadın cinayetlerinin artmasında etken olarak devam etmekte. 2023 yılı içinde katledilen 438 kadın cinayetinin 135 i şüpheli ölüm 303’ü cinayet olarak kayıtlarımıza geçti.

    Şüpheli ölüm dediğimizde yüksekten düşme olarak ya da intihar etti diye tanımlanan bazı ölümlerin aslında şiddet geçmişi olması artık inceleniyor. Kolluk tarafından adli tıp raporu ve saha araştırması ile bu şüpheli ölümlerin çoğunda katilin planlayarak işlediği cinayetlerin artık üzeri örtülemiyor. Şule Çet’in yüksekten düştü tanımlamasının Kadın STK nın çabalaması sonucunda cinayet olduğunun ortaya çıkması şüpheli ölümlerin üzerindeki perdenin açılmasında etken oldu .

    Aile olmak adına hayatlarını birleştirenlerden birinin mağdur diğerinin katil olması sosyolojik olarak derinlemesine bir incelemeyi gerektiriyor. Bu cinayetlerin işlendiği mahallerde mağdurun ve failin kimliği üzerinden detay incelemesi yapılmasının önemi çok büyük. Erken yaş evliliği, eğitim durumu, yoksuluk, göç durumu yaş gibi konularda elde edilecek verilerin önleyici politika olarak iyi bir sonucu ortaya çıkaracağına inanıyoruz. Burada 2021 yılında tek imza ile yürürlükten kaldırılan İstanbul sözleşmesinin aslında önleme, koruma, koğuşturma ve politika olarak dört ayak üzerine kurulu olduğunu hatırlatmak isteriz.

    En yakınımızdaki erkeklerden gelen bu şiddet toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklanmaktadır.
    Kadını birey görmeyen zihniyetin yarattığı bu sürecin iyileşmesi en küçük yaştan itibaren eğitim ile mümkün. Müfredata  doğru şekilde eklenecek eşitlik algısı için doğru bir adım olacaktır.

    Kadınların yaşam haklarının güvencesi olmadığı bir ülke olarak görünmemize sebep olan bu rakamlar yargıdaki cezasızlık kararları ile destekleniyor. Mekanizmaların işleyişinden kaynaklanan eksikliğin giderilmesi ve önleyicilik adına bir seferberlik  başlatılarak bu konuda en etkin korumanın yapılması gereklidir.”

  • Utanç Raporu! Temmuzda 33 kadın Katledildi…

    2023 yılının temmuz ayında 33 kadın, erkek eliyle katledildi. Cinayete kurban giden kadınların çoğunun katili, birlikte olduğu erkeklerdi. Ocak ayından bu yana öldürülen kadın sayısı ise 227 olarak kayıtlara geçti.

    Türkiye’de kadınların hayatı, erkek eliyle son bulmaya devam ediyor. Veriler, korkunç tabloyu gözler önüne seriyor.

    Öyle ki, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun paylaştığı rapora göre sadece temmuz ayında 33 kadın, erkek vahşetinin kurbanı oldu.

    Bu ölümlerden 5’i hala şüphesini korurken, 28’inin cinayet olduğu kesinleşti.

    Öldürülen kadınların 11’i evli, 12’si bekar, 4’ü boşanmış, 1’i ise dini nikahlı olarak kayıtlara geçti. 5 kadının medeni hali ise bilinmiyor. Katledilen en yaşlı kadın, henüz 60’ındaydı.

    5 kadının katili hala bilinmiyor. 2 kadın tanıdığı erkek tarafından, 1 kadın ailesiyle bağlantısının bulunduğu erkek tarafından, 5 kadın aile üyesi tarafından, 7 kadın boşandığı ya da boşanma aşamasında olduğu erkek tarafından, 13 kadın ise birlikte ilişki yaşadığı erkek tarafından acımasızca katledildi.

    22 kadın ateşli silahla, 5 kadın kesici aletle, 2 kadın yüksekten düşerek, 2 kadın boğularak öldürüldü. 2 kadının ölüm şekli ise, gizemini koruyor.

    Türkiye’nin “kadın cinayeti” karnesi: 2023’ün başından bu yana 227 kadın cinayet kurbanı oldu

    Verilere göre sadece ocak ayından temmuz ayının sonuna dek ülkemizde 227 kadın cinayet kurbanı oldu. Bu kadınların çoğunun katili yine birlikte olduğu ya da boşanma aşamasında bulunduğu erkeklerdi.

  • “BİR KIZ KARDEŞİMİZ DAHİ KATLEDİLMESİN, ŞİDDETE UĞRAMASIN DİYE SÖZLEŞMEYE SAHİP ÇIKMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    “BİR KIZ KARDEŞİMİZ DAHİ KATLEDİLMESİN, ŞİDDETE UĞRAMASIN DİYE SÖZLEŞMEYE SAHİP ÇIKMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, 2021’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla feshedilen İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlüğe girişinin 9’uncu yılı dolayısıyla, “Kadınların yaşam hakkını gasp eden bu karar verildiği günden bu yana Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre, 540’ı şüpheli olmak üzere en az 1223 kadın öldürüldü. Bütün bu cinayetlerin sorumlusu şahsım hükümetidir. Sözleşme iptal edildikten sonra ‘yatarım 3-5 ay çıkarım’ diyen katillerle baş başa bırakıldık. Hiç kimse bizden yaşam hakkımızdan vazgeçmemizi beklemesin. Katledilen kız kardeşlerimizin katilerinin hak ettiği cezayı alması için, bir kız kardeşimiz dahi katledilmesin, şiddete uğramasın diye sözleşmeye sahip çıkmaya devam edeceğiz” açıklamasını yaptı.

    CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, 11 Mayıs 2011’de imzaya açılan ve Türkiye’nin de ilk imzacıları arasında yer aldığı, buna karşın 21 Mart 2021’de Cumhurbaşkanı Kararı ile feshedilen İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlüğe girişinin 9’uncu yıl dönümüne ilişkin açıklama yaptı. Nazlıaka, konuya ilişkin bugün yaptığı yazılı açıklamada şunları kaydetti:

    “ERDOĞAN, İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’Nİ HUKUKSUZCA FESHETTİĞİ İÇİN SÖZLEŞME’NİN YIL DÖNÜMÜNÜ KUTLAYAMIYORUZ”

    “Tam adı ‘Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ olan İstanbul Sözleşmesi, 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’da imzaya açıldı. 9 yıl önce bugün ise büyük bir gururla yürürlüğe girdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan 2021 yılında bir gece yarısı kararnamesi ile İstanbul Sözleşmesi’ni hukuksuzca feshettiği için Sözleşme’nin yıl dönümünü kutlayamıyoruz. Bu kararı asla kabul etmedik, sessiz kalmadık. Kadın örgütleri ile birlikte tarih yazan bir mücadele yürüttük. Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğuna vurgu yaparak, ‘Meclis’te oy birliğiyle kabul edilmiş olan İstanbul Sözleşmesi, milletin iradesi yok sayılarak feshedilemez. Meclis yok sayılmış, Anayasa’mız ayaklar altına alınmıştır’ dedik. Ülkenin dört bir yanında basın açıklamaları ve eylemler yaptık. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun da katılımıyla CHP Genel Merkezi önünde basın açıklaması yaptık. Bu hukuksuzluğu yargıya taşıdık. Cumhuriyet Halk Partisi’nin yanı sıra 200’ü aşkın sivil toplum kuruluşu iptal davası açtı. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi bünyesinde İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıktık.

    “DANIŞTAY CUMHURBAŞKANLIĞI KARARININ İPTAL İSTEMİNİ 2’YE KARŞI 3 OYLA REDDETTİ, AYM’YE BAŞVURDUK”

    Biz, sözleşmenin kadınlar için ne kadar hayati olduğuna ilişkin çalışmalar yürütürken Erdoğan yine bir gece yarısı kararı ile İstanbul Sözleşmesi’nin fesih tarihinin 1 Temmuz olduğu ilan etti. Biz bu kararı protesto ederken hukuksuz uygulamalar devam etti. 28 Haziran 2021’de, Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan savunmada ‘devletin yüksek menfaatini ilgilendiren işlemlerine karşı yargı yolunun kapalı olduğu’ açıklandı. Bu savunmanın ardından Danıştay, ‘yürütmeyi durdurma’ talebimizi reddetti. Kadınların büyük mücadeleleri neticesinde Danıştay 10. Dairesi 28 Nisan 2022’de iptal davalarını esastan görüşmeye başladı. 73 barodan 1000’i aşkın avukatla, kadın dernekleriyle, siyasi partilerin temsilcileriyle, sivil toplum kuruluşları ve Türkiye’nin dört bir yanından gelen kadınlarla duruşmaları yakından takip ettik. Bütün duruşmalarda salonu hınca hınç doldurduk. Danıştay savcıları, tüm duruşmalarda fesih işlemin iptalini istedi. Buna rağmen şahsım hükümetinin adeta sözcülüğüne soyunan Danıştay 10. Dairesi, 19 Temmuz 2022’de İstanbul Sözleşmesi’nin feshine ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararının iptal istemini 2’ye karşı 3 oyla reddetti. Bu kararın Anayasa’ya aykırı olduğunu ilan ettik. Danıştay’ın İdari Dava Daireleri Genel Kurulu’na başvurduk. Gel görelim ki, hukuksuzluk ayyuka çıktığı için Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine yönelik Cumhurbaşkanı Kararı’nın iptali istemiyle açılan davada verilen ret kararını onadı. Pes ettik mi, hayır! Anayasa Mahkemesi’ne başvurduk.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NİN FESHİNDEN SONRA 540’I ŞÜPHELİ EN AZ 1223 KADIN ÖLDÜRÜLDÜ”

    İstanbul Sözleşmesi’nden asla vazgeçmiyoruz. İstanbul Sözleşmesi bizim kırmızı çizgimizdir. Sözleşmenin fesih sürecine ilişkin karşı karşıya kaldığımız hukuksuzluklar saymakla bitmedi. Bu hukuksuzluk biz kadınların hayatında neye sebep oldu? Kadınların yaşam hakkını gasp eden bu karar verildiği günden bu yana Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre, 540’ı şüpheli olmak üzere en az 1223 kadın öldürüldü. Bütün bu cinayetlerin sorumlusu şahsım hükümetidir. Sözleşme iptal edildikten sonra ‘yatarım 3-5 ay çıkarım’ diyen katillerle baş başa bırakıldık.

    Pompalı tüfekle 19 Nisan 2016’da öldürülen üniversite öğrencisi Yağmur Önüt’ün davası sözleşmenin iptalinden sonra sonuçlandı. Davada fail olası kast ile öldürme suçundan iyi hal indirimi aldı. Katilin ‘şakalaşıyorduk’ ifadesi zihinlerimizden asla silinmedi. Zanlı şakalaştıklarını iddia etse de Yağmur’u hayattan kopardı. Zonguldak’ın Kilimli ilçesinde geçen yıl intihar eden 16 yaşındaki Damla Demir’i unutmadık. Damla’ya ait telefonda 56 yaşındaki komşusu M.K.’ye yönelik cinsel taciz suçlamaları açığa çıktı. Damla’nın tırnaklarından alınan doku örnekleri ile DNA’sı da eşleşen zanlı soruşturma kapsamında tutuklandı. Zanlı hakkında hapis cezası istendi fakat ikinci duruşmada ev hapsi kararıyla tahliye edildi.

    “BİR KIZ KARDEŞİMİZ DAHİ KATLEDİLMESİN, ŞİDDETE UĞRAMASIN DİYE SÖZLEŞMEYE SAHİP ÇIKMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Sözleşme’nin iptalinin ardından katiller cezasızlıkla ödüllendirildi. Hiç kimse bizden yaşam hakkımızdan vazgeçmemizi beklemesin. Katledilen kız kardeşlerimizin katilerinin hak ettiği cezayı alması için, bir kız kardeşimiz dahi katledilmesin, şiddete uğramasın diye sözleşmeye sahip çıkmaya devam edeceğiz. Kadın düşmanı zihniyete inat, hakkın, hukukun ve adaletin tecelli edeceği halkın iktidarını hep birlikte kucaklayacağız. O gün geldiğinde ilk 24 saat içerisinde İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden yürürlüğe koyacağız. Ayrıca buradan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi Kanunu’na göz dikenlere sesleniyorum: Artık yeter! Kadın düşmanı politikalarınızdan vazgeçin! Eşitlik hepimizin hakkı. Kadın katillerinin sırtını sıvazlamak yerine, kadının yaşam hakkına sahip çıkın.”

  • “KADIN CİNAYETLERİNE İLİŞKİN RESMİ, SAĞLIKLI VE GÜVENİLİR VERİLERİN KAMUOYU İLE DÜZENLİ OLARAK PAYLAŞILMASI İÇİN GEREKLİ ADIMLARI ATACAK MISINIZ”

    “KADIN CİNAYETLERİNE İLİŞKİN RESMİ, SAĞLIKLI VE GÜVENİLİR VERİLERİN KAMUOYU İLE DÜZENLİ OLARAK PAYLAŞILMASI İÇİN GEREKLİ ADIMLARI ATACAK MISINIZ”

    CHP İstanbul Milletvekili Ali Gökçek, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’a, Belçika’da milletvekiliyken Brüksel Fırsat Eşitliği Bakanı Bianca Debaets’e yönelttiği soru önergesini anımsattı ve “Ülkemizde kadın cinayetlerine ilişkin resmi, sağlıklı ve güvenilir verilerin kamuoyu ile düzenli olarak paylaşılması için gerekli adımları atacak mısınız” diye sordu.

    Ali Gökçek, kadın cinayetleri konusunda Mahinur Özdemir Göktaş’ın yanıtlaması istemiyle TBB’ye soru önergesi verdi. Gökçek, Bakan Göktaş’ın Belçika’da milletvekiliyken Brüksel Fırsat Eşitliği Bakanı Bianca Debaets’e yönelttiği soru önergesini anımsattı. Göktaş’ın Belçika’daki kadın cinayetlerinin endişe verici oranı hakkında Debaets’e sorular yönelttiğini belirten Gökçek, önergesinde şunları kaydetti:

    “RESMİ MAKAMLARCA KADIN CİNAYETLERİNDE YAŞANAN TEHLİKELİ ARTIŞ GÖZ ARDI EDİLMEKTEDİR”

    “SON 10 YILDA ÖLDÜRÜLEN KAÇ KADININ DEVLETTEN KORUMA TALEBİ OLMUŞTUR”

    Ali Gökçek, Bakan Göktaş’a şu soruları yöneltti:

    “Kadın cinayetlerine ilişkin, ülkemizde bugüne dek basında yayımlanan rakamlar dışında bir verinin bulunmaması endişe vericidir. Bu konuda detaylı verilere ulaşamamak bu tarz cinayetlerin önüne geçilmesini engellemektedir, çünkü alınması gereken tedbirler sağlıklı bir şekilde alınamamaktadır. Bakanlık göreviniz süresince, ülkemizde kadın cinayetlerine ilişkin resmi, sağlıklı ve güvenilir verilerin kamuoyu ile düzenli olarak paylaşılması için gerekli adımları atacak mısınız?

    Son 10 yılda ülkemizde yaşanan kadın cinayetlerinin sayısı kaçtır? Kadın cinayetlerinin yıllara göre dağılımı nasıldır?

    Son 10 yılda öldürülen kaç kadının devletten koruma talebi olmuştur? Öldürülen kaç kadın, faili ya da fail yakınları hakkında geçmişte resmi makamlara şikayette bulunmuştur?”

  • “KADINLARIMIZI ORTAÇAĞ’IN KÖR KARANLIKLARINA GÖTÜRÜP HAPSETMELERİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”

    “KADINLARIMIZI ORTAÇAĞ’IN KÖR KARANLIKLARINA GÖTÜRÜP HAPSETMELERİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Halkın Kurtuluş Partisi üyesi kadınlar, Ankara Kızılay’da yaptıkları açıklamayla toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın karşıtı söylemleri nedeniyle Yeniden Refah Partisi ve HÜDA-PAR’ı protesto etti. Kadınlar adına açıklama yapan HKP Ankara İl Yöneticisi Reycan Çakır, şunları söyledi:

    “‘Tarih, Türk inkılâbını anlatırken, bunun bir kurtuluş olduğunu en başta söyleyecektir. Bu kurtuluşun çeşitli aşamaları içinde de özellikle kadınların kurtulmasını anacaktır’ demişti antiemperyalist Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın Önderi ve laik cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal. Laik cumhuriyet düşmanı AKP’giller; Orta Çağcı Yeniden Refah ve HÜDAPAR ile birlikte 2023 seçim çalışmasını tam da bu nedenle kanlı ellerine ve ağulu dillerine kadını dolayarak, kadın düşmanlığı üzerine kurdu! Kendisi gibi aynı soydan gelme, aynı toptan kesme, laik cumhuriyet ve kadın düşmanı Orta Çağcı gerici bu güruhu yanına yedekledi ve FETÖ ile yaptığı ‘15 Temmuz Ganimet Paylaşım Savaşı’ sonrası özünü boşaltıp kuru bir kabuk haline getirdiği Meclis’e taşıdı.

    “KADINLARIMIZIN BUGÜN SAHİP OLDUĞU HAKLARIN YASALAŞTIRDIĞI DEVRİMCİ MECLİS’LE İLGİSİ KALMAMIŞTIR”

    Ne acıdır ki ABD ve AB emperyalizminin iktidar ve muhalefet Truva atlarıyla işgal ettiği bu Meclis’in; antiemperyalist Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın komuta merkezi olan, laik cumhuriyetimizin ilan edildiği, kız çocuklarımızın ve kadınlarımızın bugün sahip olduğu hakların yasalaştırıldığı devrimci, ilerici Meclis’le uzaktan yakından bir ilgisi kalmamıştır. Y-CHP’nin Sorosçu Kemal Kılıçdaroğlu eliyle milletvekili seçtirdiği Saadetliler, Gelecekliler ve Devalılar ile birlikte Meclis’in üçte ikisi azılı Orta Çağcılardan derleşik duruma gelmiştir. Artık ülkemizde, Genel Başkan’ımız Nurullah Efe Ankut’un net bir şekilde ortaya koyduğu gibi ‘ikili devlet’ bulunmaktadır. Kırıntıları kalan ve yıkılmaya yüz tutan laik cumhuriyet ve AKP’giller’in Orta Çağcı faşist din devleti. Orta Çağ’ın din derebeyliklerinde, antika köleci ve feodal toplumlarda kadın; bırakalım erkekle eşit sayılmayı, insan yerine konulmaz. Bu toplumlarda kadınlar erkeğe ait, alınır-satılır bir mal olarak görülür. Erkekleri baştan çıkaran, fitne kaynağı, uğursuz, aklı kıt varlıklardır. Toplumsal hayattan silinmişlerdir. Karanlık bir silüetten ibarettirler. Erkeğin mutfak ile yatak odası arasına hapsettiği ev kölesidirler. Toplum yaşamında çocuk doğurmaktan ve analıktan başka kayda değer rolleri yoktur. Kızlar, çocuk yaşta evlendirilirler. Erkekle eşit sayılmayan, çocuk yaşta erkeğin dört eşinden ya da sayısız cariyesinden biri yapılan kadınların eğitim alma ve çalışma hakkı zaten olamaz. Her türlü şiddete uğrarlar, acımasızca katledilirler. Orta Çağcı din gericiliğinin kadına bakışı ve konumlandırışı tam olarak budur.

    “KADIN CİNAYETLERİNİN YÜZDE BİN 400’DEN FAZLA ARTMASININ NEDENİ KADINI KÖLELEŞTİREN PSİKOLOJİDİR”

    İşte 21 yıldır ABD emperyalistleri tarafından iktidarda tutulan AKP’giller de tarihin en eski, en asalak sömürücü sınıfı olan tefeci-bezirgân sermaye sınıfının siyasi plandaki temsilcisidir. Kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin, 21 yıllık AKP’giller iktidarı süresince yüzde bin 400’den fazla artmasının nedeni, Orta Çağcı gericiliğin yarattığı, kadını köleleştiren toplumsal tutum ve psikolojidir. AKP’giller’in reisi, kadınlara kısıtlı da olsa koruma sağlayan İstanbul Sözleşmesi’nden bir gece yarısı kararnamesiyle hukuksuz bir şekilde bu nedenle çekilmiştir. Laik cumhuriyet düşmanı bu ittifaka katılmak için ön şart olarak koşmuştur bu yasanın da kaldırılmasını. Hizbullahçı HÜDA PAR’ın 2023 seçim vizyon belgesinde, parti programında yer alan; AKP listelerinden milletvekili seçilen erkek temsilcilerine ve sözde kadın haklarını savunan çarşaflı, peçeli kadın yöneticilerine de yaptırttıkları açıklamalarında:

    – 6284’ü ‘yeniden düzenleme’ yalanıyla, kadının beyanını esas alan ve kadınları bir nebze de olsa koruyan; ‘Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’u tamamen kaldırmak,

    – Kadınların nafaka hakkını ellerinden almak,
    – Karma eğitimi zorunlu olmaktan çıkarmak, hatta kız çocuklarının eğitim alma hakkını ortadan kaldırmak,

    – Kadınların fiziksel olarak yetersiz oldukları bahanesiyle, çalışmalarını engellemek ve çalışması uygun bulunan az sayıda kadın için de çalışma hayatını haremlik selamlık hale getirmek,

    – Yalnız yaşayan kadınların sahiplenilmesi yani kadınları cariyeleştirmek,

    – ’18 yaşını doldurmadan evlendiği için kocası cezaevine atılan binlerce kadının ve babasız kalan çocukların mağduriyetleri giderilmeli’ diyerek, kız çocuklarının evlendirilmesini yasal hale getirmek,

    – Çocuğa yönelik cinsel istismarın evlilik ile affını sağlamak gibi hain emellerini açıkça dile getirmektedirler.

    “KADINLARIMIZI ORTA ÇAĞ’IN KÖR KARANLIKLARINA GÖTÜRÜP HAPSETMELERİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”

    AKP milletvekili olarak Meclis’e taşınan HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, tam olarak bu nedenle, ‘Kaç yaşında çocuk, neye göre çocuk, kime göre çocuk? Şimdi bazıları 20 yaşındadır ama hâlâ çocuktur, bazısı 15 yaşındadır ama olgundur. Ben hukuk fakültesindeyken de kendisine tecavüz eden kişi ile evlendirilmesi halinde erkeğe ceza verilmezdi. Veya evlilik birliğinin reisi erkekti, kadın çalışmak için kocanın iznini almak zorundaydı’ açıklamasını yapar. Meclis’e adım atar atmaz, bulundukları katta kadın çalışan istemediklerini söylerler. Yani 21 yıldır halkımıza kan ağlatan, laik cumhuriyetin bütün kazanımlarını bir bir çökertip ortadan kaldıran ve dünyanın en büyük mafyatik, çıkar amaçlı, Amerikan yapımı suç örgütü olan Orta Çağcı gerici AKP’giller’in de, kuyruğuna takıp Meclis’e sürüklediği Molla Necmettin’in oğlu Fatih Hafız’ın Yeniden Refah’ının da; insanlık düşmanı, domuz bağcı canavar katil sürüsü Hizbullah’ın siyâsi temsilcisi HÜDA PAR’ın da ruhiyatı ve zihniyeti aynıdır. Amaçları birdir. AKP’giller’in 21 yıldır kerte kerte aşındırdıkları laik cumhuriyeti tamamen ortadan kaldırmak ve yerine; zaten büyük ölçüde inşa ettikleri kadın düşmanı Orta Çağcı faşist din devletini daha da güçlendirmektir. Ama bu hainler, bu seçimde de kazandık, hedefimize yaklaştık diye erken bayram etmesinler. Bizler bu ülkenin ikinci Kurtuluş Savaşçısı Kurtuluş Partili kadınlar olarak kadınlarımızı bundan 1400 yıl geriye, Orta Çağ’ın kör karanlıklarına götürüp hapsetmelerine izin vermeyeceğiz. ABD-AB emperyalizmine, satılmış yerli para babalarına, Orta Çağcı gericiliğe, Meclis’te çevrimiçi oyun oynayan Amerikancı iktidara ve Amerikancı muhalefete karşı, gerçek laikliğin hayatın her alanında egemen olacağı, demokratik halk iktidarını mutlaka zafere ulaştıracağız. Kadınlarımızın sözde değil, gerçek eşitliğine ve özgürlüğüne giden yolu mutlaka açacağız. Şeriat Orta Çağ’dır. Laiklik kadının özgürlüğüdür. Yeni Sevr’e karşı yaşasın ikinci Kurtuluş Savaşı’mız.”

  • MAYISTA 40 KADIN ERKEKLER TARAFINDAN ÖLDÜRÜLDÜ

    MAYISTA 40 KADIN ERKEKLER TARAFINDAN ÖLDÜRÜLDÜ

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu 2023 Mayıs Raporu’nu yayınladı. Buna göre, mayısta 40 kadın erkekler tarafından öldürüldü. 22 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu. Öldürülen 40 kadından 7’sinin boşanmak istemek, barışmayı reddetmek, evlenmeyi reddetmek, ilişkiyi reddetmek gibi kendi hayatına dair karar almak istemesi bahanesiyle öldürüldüğüne işaret edilen raporda şunlara yer verildi:

    MAYISTA 40 KADIN CİNAYETİ, 22 ŞÜPHELİ KADIN ÖLÜMÜ

    “Türkiye’de kadın cinayetlerini durdurma mücadelesi 13 yıldır devam ediyor. Platform olarak, ihtiyacı tespit ettiğimiz 2010 yılından itibaren kadın cinayeti verilerini kamuoyuna açıklıyoruz. İçişleri Bakanlığı ise kaç kadının, neden, nasıl, kim tarafından öldürüldüğünü açıklamak yerine, kadın cinayeti verilerinin yanlış hazırlandığını söyleyerek gerçekleri çarpıtıyor. Kadın cinayeti ve şüpheli kadın ölümleri gerçekliğini açıklamakla birlikte, kadın cinayetlerini durdurmak için somut çözüm önerilerinin hayata geçirilmesi de devletin görevidir. Bu görevin yerine getirilmesi için de ilgili tüm bakanlıkların, tüm mekanizmaların harekete geçirilmesi için mücadeleye devam edeceğiz.

    7 KADIN HAYATINA DAİR KARAR ALMAK İSTEMESİ BAHANESİYLE ÖLDÜRÜLDÜ

    Bu ay 40 kadın cinayeti işlenmiş, 22 kadın şüpheli bir şekilde ölü bulunmuştur. Öldürülen 40 kadından 7’si boşanmak istemek, barışmayı reddetmek, evlenmeyi reddetmek, ilişkiyi reddetmek gibi kendi hayatına dair karar almak istemesi bahanesi ile, 1’i ekonomik bahane ile, 2’si boşanmaya sebep olduğu bahanesi ile, 1’i tokat attığı bahanesi ile, 1’i gürültü bahanesiyle öldürüldü. 28’inin ise hangi bahaneyle öldürüldüğü tespit edilemedi. 28 kadının hangi bahaneyle öldürüldüğünün tespit edilememesi, kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin görünmez kılınmasının bir sonucudur. Kadınların kim tarafından, neden öldürüldüğü tespit edilmedikçe; adil yargılama yapılmayıp şüpheli, sanık ve katiller caydırıcı cezalar almadıkça, önleyici tedbirler uygulanmadıkça şiddet boyut değiştirerek sürmeye devam ediyor.

    KADINLAR EN ÇOK, EVLİ OLDUĞU YA DA BOŞANDIĞI, TANIDIĞI YA DA BİRLİKTE OLDUĞU ERKEKLER TARAFINDAN ÖLDÜRÜLDÜ

    Mayıs ayında öldürülen 40 kadının 12’si evli olduğu erkek, 8’i tanıdığı biri, 7’si birlikte olduğu erkek, 3’ü eskiden evli olduğu erkek, 3’ü eskiden birlikte olduğu erkek, 3’ü oğlu, 2’si kardeşi, 2’si akrabası tarafından öldürülmüştür. Bu ay kadınların yüzde 30’u evli olduğu erkek tarafından öldürüldü.

    KADINLAR EN ÇOK EVLERİNDE ÖLDÜRÜLDÜ

    Kadınların 30’u evinde, 7’si sokakta, 1’i arabada, 1’i ıssız bir yerde öldürülmüştür. 1 kadının öldürüldüğü yer tespit edilememiştir. Bu ay öldürülen kadınların yüzde 75’i evlerinde öldürüldü.

    KADINLAR EN ÇOK ATEŞLİ SİLAHLA ÖLDÜRÜLDÜ

    Bu ay öldürülen kadınların 20’si ateşli silahlarla, 14’ü kesici aletlerle, 4’ü darp edilerek, 1’i boğularak, 1’i yakılarak öldürüldü. Bu ay öldürülen kadınların yüzde 50’si ateşli silah ile öldürüldü.”