Etiket: protesto

  • Şanlıurfa’da üç yıllık çocuk istismarı nöbetini sonlandırdı…

    Şanlıurfa’da üç yıllık çocuk istismarı nöbetini sonlandırdı…

    Karaman’da Ensar Vakfı’ndaki 45 çocuğa istismardan hakkında soruşturma açılan Asım Sultanoğlu’nun Şanlıurfa’ya il milli eğitim müdürü olarak atanmasına tepki gösteren Emine Gizem Çetiner, yaklaşık üç yıldır Şanlıurfa İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde sürdürdüğü eylemini Sultanoğlu’nun görevden alınmasıyla sonlandırdı.

    Ağrı İl Milli Eğitim müdürü olarak görev yapan Hasan Kökrek, Şanlıurfa İl Milli Eğitim Müdürlüğü görevine atanırken Şanlıurfa İl Milli Eğitim Müdürü Asım Sultanoğlu merkeze alındı.

    MÜCADELE SÜRECEK

    “Bu, çocuklar için verdiğim mücadelenin bittiği anlamına gelmiyor” diyen Çetiner, “Bu üç yıl benim için kolay geçmedi. Psikolojik, fiziksel baskılar yaşadım. ‘Vazgeç’ diyenler oldu, ‘Boşuna uğraşıyorsun’ diyenler oldu. Bazen tek başıma kaldım, bazen çok yoruldum. Ama her vazgeçmeyi düşündüğümde, istismara uğrayan o çocukları hatırladım. Onlar yaşadıkları acıdan kaçamazken benim mücadeleden vazgeçmeye hakkım olmadığını düşündüm. Bu üç yıl boyunca eylem sayesinde bir kişi bile dönüp ‘Çocuklara ne oldu?’ diye sorduysa, bir kişi bile çocuk istismarına karşı sessiz kalmamayı öğrendiyse verdiğim mücadele amacına ulaşmıştır” diye konuştu.

    Kaynak:Cumhuriyet.com.tr

  • Hopa’da ‘NATO Zirvesi’ protestosu

    Hopa’da ‘NATO Zirvesi’ protestosu

    Hopa, Kemalpaşa ve Arhavi Emek ve Demokrasi Güçleri, Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi’ni protesto etmek amacıyla Hopa Parkı’nda bir araya geldi. “NATO bizi değil maden şirketlerini koruyor”, “Sömürge madenciliğine son”, “NATO defol” ve “Emperyalistler işbirlikçileriyle 6. Filo’yu unutmayın” sloganlarıyla yapılan yürüyüş, Hopa Parkı’nda sona erdi.

    Artvin'de NATO zirvesi protestosu: 'Sömürge valisi gibi icraat yapıyorlar'

    Yürüyüşün ardından Hopa-Kemalpaşa-Arhavi Emek ve Demokrasi Güçleri adına basın açıklamasını Fatma Biçer yaptı. Açıklamaya siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ile Hopalılar ve Kemalpaşalılar katıldı.

    “ABD, TÜRKİYE’Yİ SİLAH ÜRETİM MERKEZİ YAPMAK İSTİYOR”

    Biçer, Türkiye’yi yönetenlerin zirveye ev sahipliği yapmaya “hevesli” olduğunu belirterek, bunun misafirperverlikten değil, ABD’nin stratejik planlarına uyum sağlama isteğinden kaynaklandığını savundu. Biçer, şöyle konuştu:

    “Libya’yı, Filistin’i, Lübnan’ı, Yemen’i ve Ukrayna’yı kan gölüne çeviren ABD ile onun yönetimi, NATO üzerinden yeni planlarını hayata geçirmeye hazırlanıyor. ABD, NATO içinde yük paylaşımını artırmak, kendi çıkarları doğrultusunda dünyanın daha fazla silahlanmasını sağlamak, Türkiye’yi bir silah üretim merkezi haline getirmek ve kendi askeri yığınağı için topraklarımızı kullanmak istiyor.”

    Biçer, Ankara’da zirve öncesi yapılan hazırlıkları da eleştirerek, “Ankara’nın bütün yollarının kapatılması, normal zamanda yapılmayan çevre düzenlemelerinin NATO heyetine kendini beğendirmek için adeta bir makyaj gibi ortaya çıkarılması, halkın yaşadığı evlerden utanılırcasına önlerinin panolarla kapatılması ve Saray’dan yürütülen hazırlıkların hiçbiri, sömürgeci efendilerini ağırlamaya hazırlanan bir sömürge valisinin icraatlarından farklı değildir” dedi.

    “GEÇİCİ OLAN ONLAR, KALICI OLAN BİZİZ”

  • Arnavutluk’ta Trump’ın damadının sahil köyü projesine karşı halk protestoları sürüyor

    Arnavutluk’ta Trump’ın damadının sahil köyü projesine karşı halk protestoları sürüyor

    Arnavutluk’un başkenti Tiran’da ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’la bağlantılı bir tatil köyü projesine karşı protestolar dokuzuncu gününde sürüyor.

    1,6 milyar dolarlık tatil köyü projesi, Kushner’ın yatırım şirketi Affinity Partners liderliğinde yürütülüyor.

    Protestolara 1 milyon civarında katılım oldu, Arnavutlar ayakta! Arnavutluk  halkı Trump yağmasına karşı kenetlendi: Arnavutluk Satılık Değildir! Ivanka  Trump ve eşi Jared Kushner'la bağlantılı bir yatırım şirketinin, Arnavutluk  açıklarındaki el ...

    Projenin yürütüldüğü Avlonya (Vlora) şehrinin Zvernec bölgesindeki ücra sahil şeridi flamingolar, akdeniz fokları ve deniz kaplumbağalarının yuvalama alanlarına ev sahipliği yapıyor.

    Çevreciler yüzlerce hektarlık el değmemiş plajı olumsuz etkileyeceğini söyledikleri bu plana karşı çıkıyor. Projeyi yürütenlerse süreci sorumlu bir şekilde ilerleteceğini savunuyor.

    Ayrıca yakınlardaki Sazan Adası’ndaki bir diğer projeyle birlikte toplam maliyet yaklaşık 5 milyar dolara kadar ulaşıyor.

    Gösteriler sahil şerindeki bir arazinin inşaat çalışması nedeniyle dikenli tellerle çevrilmesiyle başlamıştı. Bazı protestocularla güvenlik güçleri arasında arbede çıkmış, gösteriler daha sonra başkente sıçramıştı.

    Trump'ın damadı ve kızının tatil köyü projesi Arnavutluk'u ayaklandırdı: ABD  ve İsrail protesto ediliyor

    ‘Rama istifa edene kadar buradayız’

    ‘Arnavutluk satılık değildir’ sloganıyla düzenlenen protestolar bugün de binlerce kişinin katılımıyla devam etti.

    Projenin iptalini ve Başbakan Edi Rama’nın istifasını isteyen göstericiler başbakanlık binasına yürüdü.

    Protestocular pembe şişme kuşlar ve üzerinde ‘Flamingo Devrimi’ yazan dövizler taşıdı.

    Göstericiler aynı zamanda yolsuzluğu ortadan kaldıramadığı ve temel hizmetleri iyileştiremediği gerekçesiyle Rama’nın 13 yıllık görev süresine ilişkin memnuniyetsizliği de dile getirdi.

    Reuters’in haberine göre öğrenci Albano Lushi, “Giderek büyüyoruz ve o istifa edene kadar buradayız. Sadece biyoçeşitlilik için değil, karşılaştığımız her adaletsizlik için” dedi.

  • Yurttaşlardan JES projesine tepki “Direnişimiz ile talana izin vermeyeceğiz”

    Yurttaşlardan JES projesine tepki “Direnişimiz ile talana izin vermeyeceğiz”

    Muş’un ardından dün de Bingöl Karlıova’da yüzlerce yurttaş meydanlara inerek 22 köyü ve devasa mera alanlarını doğrudan tehdit eden JES projesine tepki gösterdi. Yurttaşlar “Direnişimiz ile talana izin vermeyeceğiz” dedi.

    JES’e karşı iki ilçeden ortak mücadele kararıMiting öncesi Belediye Meydanı’na yürüyen yurttaşlar sık sık, “Direne direne kazanacağız” sloganı attı. (Fotoğraf: MA)

    Bingöl’ün Karlıova ilçesinde her geçen gün artan ekolojik talana karşı “Doğamıza, suyumuza, toprağımıza sahip çıkıyoruz” çağrısıyla dün miting düzenlendi.

    Amerika merkezli IGNIS H2 Anonim Şirketi tarafından “Jeotermal Enerji Kaynağı Arama” çalışmaları kapsamında Varto’da 16, Karlıova’da ise 6 köyü kapsayan sondaj çalışmalarına halk tepki gösterdi.

    Kuzey Anadolu Fay Hattı ile birleşen bir hat üzerinde yapılması planlanan JES’e karşı birlikte hareket edeceklerini söyleyen Varto ve Karlıova halkı, proje iptal edilene kadar mücadele edeceklerini dile getirdi.

    JES’E KARŞI BİRLİKTE HAREKET EDECEKLER

    Mitingde Kanireş Ekoloji Platformu adına konuşma yapan Kasım Demirel şunları söyledi: “Biz bu topraklarda büyüdük ve bu topraklarda öleceğiz. Bu miting, ‘Biz bu topraklarda varız’ deme mitingidir. Atalarımızdan bize kalan bu toprakları geleceğimize bırakma mücadelesidir. Dinimizi, dilimizi, ırkımızı bu topraklarda var ettik. Buradan yükselen ses; doğanın, toprağın ve suyun sesidir. Bu yüce dağlar, bu ovalar, bu dereler; dilimizin, inancımızın ve kültürümüzün taşıyıcısıdır. Yaşamı savunan herkese selam olsun. Kâr hırsı ile topraklarımızı hedef haline getirenler, karşılarında bizleri bulacaktır. Bu talana, bu yağmaya geçit vermeyeceğiz. Bu toprakları savunduk, savunmaya devam edeceğiz.” Peri Vadisi Çevre Platformu sözcüsü Ekrem Alan ise bölgede 62 santral planlayan IGNIS şirketinin planı gerçekleşirse doğanın büyük zarar göreceğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Eğer bu projeler gerçekleşirse dalımızdaki meyveler, bahçemizdeki sebzeler yok olacak. Kanser oranı artacak. JES demek, gelecek nesillerimizin geleceğini yok etmek demektir. Derhal bu projelerin durdurulmasını talep ediyoruz.”

    YAŞAM HAKKINI İHLAL EDİYORLAR

    Maraş’ın Çoğulhan köyünde yıllardır işletilen Afşin-Elbistan A Termik Santralı’na eklenmesi planlanan yeni iki ünitenin inşasına karşı yöre halkı eylem yaptı. Santral yerleşkesi önünde bir araya gelen yurttaşlar “Bu proje için ÇED olumlu kararı verildi. Bu karar; bilimi, halk sağlığını ve bölge halkının yaşam hakkını yok saymaktadır. Açıkça ifade ediyoruz: Bu proje, yaşam hakkı ve sağlık hakkının ihlalidir” dedi.

    ***

    ATEŞİN BAŞINDAYIZ

    Giresun’un Tirebolu ilçesine bağlı Sekü köyünde, AKP Iğdır Milletvekili Cantürk Alagöz’ün maden şirketinin sondaj girişimlerine karşı yöre halkının başlattığı nöbet devam ediyor. 3’üncü haftayı dün itibarıyla geride bırakan yöre halkı, “Toprağımızın başındayız. Her geçen gün biraz daha hırslanarak devam ediyoruz. Alagöz buradan gidene kadar biz bu ateşin başında nöbet tutacağız” dedi.

    TÜMAD İŞGAL EDİYOR

    Çanakkale’nin tek içme suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı yakınlarındaki Kirazlı altın madeni sahasında, Kanadalı Alamos Gold’un ayrılmasının ardından Nurol Holding iştiraki TÜMAD Madencilik’in iş makineleriyle bölgeye girmesi yaşam savunucularını harekete geçirdi. Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği ve Kazdağları Ekoloji Platformu “TÜMAD alanı işgal ediyor” dedi.

    TALANA KARŞI BULUŞACAKLAR

    Tunceli Doğa, Yaşam ve Çevre Platformu, bölgedeki madencilik faaliyetlerine ve doğa talanına karşı sesini yükseltmek için bugün İstanbul’un Kadıköy ilçesinde eylem yapacak. Yaşam savunucuları saat 13:00’te Kadıköy Süreyya Operası önünde toplanacak ardından kitle saat 14:00’te Kadıköy İskele Meydanı’na geçerek ekoloji mücadelesine dair taleplerini dile getirecek.

    Kaynak:Birgun.net

  • CHP’den 23 Nisan’da İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde protesto

    CHP’den 23 Nisan’da İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde protesto

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Örgütü, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in de katılımıyla, okul saldırılarının ardından “güvenli okul” talebiyle İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önüne yürüdü.

    81 İLDE EŞ ZAMANLI BASIN AÇIKLAMASI

    CHP, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Türkiye’nin 81 ilinde ve 973 ilçesinde eş zamanlı bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

    İstanbul’da Çemberlitaş tramvay durağında bir araya gelen CHP İstanbul İl örgütü İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde açıklama yapan, İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, milli egemenliğin hedef alındığına ve çocukların can güvenliğinin kalmadığına dikkat çeken ağır bir bilanço açıkladı.

    “EGEMENLİĞİN ADRESİ ARTIK MECLİS DEĞİL, SARAY’DIR”

    Konuşmasına 23 Nisan 1920’nin tarihsel önemine vurgu yaparak başlayan Çelik, Gazi Meclis’in yetkilerinin tek adam rejimine devredildiğini savundu.

    Cumhuriyetin temel taşı olan ulusal egemenlik ilkesinin bir “darbe” ile karşı karşıya olduğunu belirten Çelik, şunları kaydetti:

    “Bugün 23 Nisan kavramı iktidarın eliyle vesayet altına alınmıştır. TBMM işlevsiz hale getirilmiş, halkın iradesi ‘saray operasyonlarıyla’ gasp edilmiştir. Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu ve halkın oylarıyla seçilmiş belediye başkanlarımız, siyasi yargı operasyonlarıyla hapsedilmekte ve görevden uzaklaştırılmaktadır. Sandıktan çıkan iradeye saygı duymayan bu düzene ‘dur’ diyeceğiz.”

    “OKULLAR EĞİTİM YUVASI DEĞİL, ‘ÖLÜM SAHASI’ OLDU”

    Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara “güvende, eşit ve özgür” bir gelecek sözü verdiğini hatırlatan Özgür Çelik, bugünkü tablonun tam bir utanç vesikası olduğunu ifade etti.

    Son bir yıl içindeki çocuk ölümlerine dair sarsıcı veriler paylaşan Çelik, eğitim sistemindeki çöküşü şu rakamlarla özetledi:

    “Bin 538 Çocuk: Sadece geçtiğimiz bir yılda dışsal yaralanma ve zehirlenmeler nedeniyle hayatını kaybeden çocuk sayısı.

    İş Cinayetleri: 2025’in ilk aylarında en az 94, son on yılda ise 836 çocuk çalışırken yaşamını yitirdi.

    MESEM Skandalı: Çocuk sömürüsünün merkezi haline gelen MESEM kapsamında 18 çocuk can verdi.

    Şiddet Sarmalı: Eylül 2023’ten bu yana okullarda 47 şiddet ve saldırı olayı gerçekleşti; 6 öğretmen ve 14 öğrenci olmak üzere toplam 23 kişi yaşamını yitirdi.”

    “YUSUF TEKİN’İN KARNESİ: İHMAL VE ÖLÜM”

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın politikalarını ve Bakan Yusuf Tekin’i hedef alan Çelik, yaşanan son trajedileri tek tek sıraladı.

    14 Nisan’da Şanlıurfa’daki okul saldırısı, 15 Nisan’da Kahramanmaraş’ta bir öğretmen ve 9 öğrencinin ölümüyle sonuçlanan baskın ve 18 Nisan’da Diyarbakır’da bir okul bahçesinde paratoner eksikliği nedeniyle iki çocuğun yıldırım düşmesi sonucu hayatını kaybetmesini “cinayet” olarak niteledi.

    Çelik, “Yusuf Tekin’in bakanlığı döneminde okul ve MESEM’lerde toplam 41 kişi hayatını kaybetti. Bu ölümler münferit değil, yıllardır süren yanlış politikaların ve liyakatsizliğin sonucudur. Meclis’te sunduğumuz tüm araştırma önergelerini reddeden iktidar, bu kanlı tablonun birincil sorumlusudur” ifadelerini kullandı.

    23 MADDELİK MANİFESTO AÇIKLANDI

    Özgür Çelik, 23 Nisan’da çocuklar için 23 maddelik bir manifestoyu açıkladı.

    Madde 1: Devletin eğitim sorumluluğu hiçbir şekilde dernek, vakıf, cemaat, tarikat, STK, siyasi yapı veya benzer üçüncü taraflara devredilmeyecek. Eğitimi laik, bilimsel, çağdaş esaslara göre yürüteceğiz.

    Madde 2: Hiçbir okulumuza silah kesinlikle giremeyecek. Okullarımıza kadrolu, 65 bin uzman ve deneyimli, çocuk pedagojisi eğitimleriyle güçlendirilmiş güvenlik görevlisi alacağız.

    Madde 3: Hiçbir çocuk sağlık hizmetlerinden mahrum kalmayacak. Okullarımıza kadrolu 75 bin okul sağlığı hemşiresi alacağız.

    Madde 4: CHP iktidarında hiçbir çocuk okulda aç kalmayacak. Tuvaletlerden su içmek zorunda kalmayacak. Tüm kademelerde temiz içme suyu ve bir öğün okul yemeğini okullarda öğrencilere ücretsiz vereceğiz.

    Madde 5: Risk altındaki çocuklar görmezden gelinmeyecek. Yoksulluk, ihmal, şiddet veya suça sürüklenme gibi durumlara karşı erken müdahale eden okul, aile, toplum işbirliğine dayalı güçlü bir okul sosyal hizmet programını hayata geçireceğiz.

    Madde 6: Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında akran zorbalığı, bağımlılık ve şiddetle mücadele günübirlik yaklaşımlara bırakılmayacak. Bilimsel temelli, sürekli ve izlenebilir öğrenci programlarını tüm okullarımızda uygulayacağız.

    “ŞİDDETİ BESLEYEN TOPLUMSAL İKLİM GÖRMEZDEN GELİNMEYECEK”

    Madde 7: Şiddeti besleyen toplumsal iklim görmezden gelinmeyecek. Şiddete özendiren televizyon dizileri ve medya içerikleri, cezasızlık algısı ve bireysel silahlanmaya karşı kapsamlı bir sosyal politika ve sosyal hizmet planını hayata geçireceğiz.

    Madde 8: Okullarımıza yeterli sayıda rehber öğretmen atayacak, öğrencilerin duygusal, sosyal ve bilişsel gelişimlerini izleyen güçlü bir psikososyal destek birimi kuracağız. Rehberlik araştırma merkezlerini ruh sağlığı meslek elemanlarıyla güçlendireceğiz.

    Madde 9: CHP iktidarında okul yöneticileri ve öğretmenlerin meslek saygınlığını yeniden tesis edeceğiz. Yetki ve sorumlulukları güçlendireceğiz, adil ve etkili işleyen disiplin mekanizmalarını yeniden kuracağız.

    Madde 10: Okul aile birlikleri yalnızca para toplamanın bir amacı (aracı) olmayacak. Okul, aile, toplum işbirliğini güçlendiren etkin mekanizmalar haline getireceğiz okullarımızı.

    “DÜZENLİ OKUL BÜTÇELERİ SAĞLANACAK”

    Madde 11: Aileleri destekleyen, sağlıklı ebeveynlik becerilerini güçlendiren, okul-aile işbirliğini sürekli kılan yaygın ve bilimsel temelli programları hayata geçireceğiz.

    Madde 12: Okullar ihtiyaçlarını karşılamak için velilerden bağış toplamak zorunda kalmayacaklar. Okullarımızda öğrenci sayısına göre düzenli okul bütçeleri sağlanacak, o bütçeleri okullarımıza göndereceğiz.

    Madde 13: Okullar ve bölgeler arasındaki altyapı ve donanım eşitsizlikleri ortadan kaldırılacak. Tüm okulları eşit olanaklara kavuşturacak, her çocuğun nitelikli eğitim için gerekli tüm imkanlara erişmesini sağlayacağız.

    Madde 14: Okullar yalnızca ders yapılan beton binalar olmayacak. Sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif faaliyetlerle zenginleşen güvenle, yeşil, erişilebilir ve çocuk dostu tasarımlarla mutlu ve yaşanan okullar haline getireceğiz bütün okullarımızı.

    Madde 15: Okul öncesi eğitimini bir ayrıcalık olmaktan çıkartacağız. Her çocuk için kamusal bir hak olarak en az bir yıl ücretsiz ve zorunlu hale getireceğiz okul öncesi eğitimi.

    Madde 16: Okul dışında kalan hiçbir çocuk yok sayılmayacak. Tüm çocukların örgün eğitime devamını sağlayacak etkin izleme, takip sistemleriyle her çocuğun eğitime erişim hakkını güvence altına alacağız.

    Madde 17: Yoksul çocuklarımız denetimsiz yapılara mecbur kalmayacak. Öğrencilere barınma, burs desteği vereceğiz. Köy okullarını yeniden açacağız.

    Madde 18: Mesleki ve teknik eğitim çocuk işçiliğine ve emek sömürüsüne kesinlikle ve kesinlikle izin vermeyeceğiz. Çocukların iş gören değil, iş öğrenen bireyler olarak hem akademik hem mesleki olarak nitelikli bir eğitim almasını sağlayacağız.

    Madde 19: Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında ölçme ve değerlendirme sistemi çocukları yarıştıran ve eleyen bir yapı olmaktan çıkartılacak. Çok boyutlu ve adil bir değerlendirme sistemi kuracağız.

    “DİJİTAL OKUL YAZARLIĞI GÜÇLENDİRECEĞİZ”

    Madde 20: Eğitimde dijitalleşme eşitsizlik yaratmayacak. Tüm çocukların teknolojiye güvenli, eşit ve nitelikli erişimini sağlayacağız. Dijital okul yazarlığı güçlendireceğiz.

    Madde 21: Hiçbir çocuk afet ve acil durumlarda korumasız kalmayacak. Tüm okulları depreme dayanıklı hale getireceğiz. Afetlere hazırlık eğitimlerini zorunlu kılacağız, her okulda uygulanabilir acil durum planlarını hayata geçireceğiz.

    Madde 22: Ücretli öğretmenliği Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında kaldıracağız. Tüm sınıflarımızı ve çocuklarımızı kadrolu öğretmenlerle buluşturacağız.

    Madde 23: Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında Cumhuriyet’in temel değerlerine bağlı; fikri hür, vicdanı hür ve irfanı hür nesiller yetiştireceğiz. Çocuklarımızı ve gençlerimizi yalnızca bilgiye dayalı değil, etik değerlerle, kültürle, sanatla, sporla, sürdürülebilirlik ve eşitlik anlayışıyla donatacağız.

    ÖZGÜR ÇELİK, GENÇLERLE BİR ARAYA GELDİ

    CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, protesto sırasında gençler ve çocuklarla da bir araya geldi.

    Bir genç, Çelik’e peluş oyuncak hediye etti.

     

  • Ankara’da Ümit Erkol’un tutuklanması protesto edildi…

    Ankara’da Ümit Erkol’un tutuklanması protesto edildi…

    CHP Ankara İl Başkanlığı, İl Başkanı Ümit Erkol’un tutuklanmasının ardından il binası önünde eylem düzenledi.

    Parti yöneticileri ve milletvekillerinin ile partililerin katıldığı eylemde yapılan açıklamalarda Erkol’un tutuklanmasına tepki gösterildi.

    CHP Ankara İl Sekreteri Yüksel Işık, şunları söyledi:

    “Bu tutuklamanın hiçbir hukuki gerekçesinin olmadığını biliyoruz. Bırakın Cumhuriyet Halk Partisi Ankara İl Başkanı gibi birini, herhangi birinin dahi, ifadesini almak için sabahın köründe haksız ve hukuksuz bir biçimde gözaltına almak kabul edilemez. Soruşturma açılmasından, ifadesinin alınmasından rahatsız değiliz. Rahatsızlığımız, incir çekirdeğini dahi doldurmayan bir konu nedeniyle adresi, yeri yurdu belli, kanıtları karartması olanaksız olan İl Başkanımızın, sabahın köründe apar topar gözaltına alınmasına ve dört gün boyunca gözaltında bekletildikten sonra tutuklanmış olmasınadır. Ortada bir suç olduğuna inanmıyoruz. Velev ki bir suç icat edilmiş; hukukun evrensel ilkeleri tutuksuz yargılanmayı esas alır. Suç yoktur, hukukun evrensel ilkeleri çiğnenmek; hukuk bir silah gibi kullanılarak, siyaset terbiye edilmek istenmektedir. Uzun süre gözaltında tutulmuş olmasının da, tutuklanmış olmasının da, toplumu algısında İl Başkanımız üzerinden Cumhuriyet Halk Partisine yönelik kuşku uyandırmayı amaçladığı açıktır. Bu operasyonun asıl amacı, CHP Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in iktidara karşı yürüttüğü etkili muhalefeti sindirmektir. Hiç kuşkusuz, CHP’nin etkili muhalefetinin önemli kolonlarından biri de CHP Ankara İl örgütümüz ve örgütümüzün başkanı Ümit Erkol’dur.”

    EMİR: “BİZE GERİ ADIM ATTIRAMAZLAR”

    CHP Grup Başkanvekili Murat Emir de “AKP, artık siyaset yapamıyor. Siyaset yapanlar halka gidecekler ve sorunlarına çözüm bulacaklar. İşte bunu yapmayanlar, bizzat içinde bulunduğumuz ağır koşulların sebebi olanlar, yani Saraydakiler artık siyaset yapamadığı için bütün işi yargı kollarına bırakmış. Siyaset yapan yok, hakimleri var, savcıları var, kollukları var… Hukuk devletinde her birimiz hesap veririz. Bakın İstanbul’daki yol arkadaşlarımız iddianameleri nasıl çürütüyorlar. Herkesi tutuklayarak CHP’ye diz çöktürmek istiyorlar. Bize asla geri adım attıramayacaklar. Bir milim eğilmeyeceğiz. Asla sinmeyeceğiz. Bu ülkeye adaleti ve demokrasiyi getirene kadar mücadele edeceğiz. Buradan sesleniyoruz: Cesaretiniz varsa getirin sandığı” şeklinde konuştu.

    YAVAŞ: “BİZ İKTİDAR DEĞİŞİKLİĞİ İSTİYORUZ”

    Sürecin hukuksuz olduğunu ifade eden Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da şunları söyledi:

    “Bugün bir hukuksuzlukla yine karşı karşıyayız. İl başkanımız tutuklandı. Sayın İçişleri Bakanı açıkladı: ‘Şu kadar AK Partili hakkında soruşturma izin verdik.’ Bir tanesinin sabah evinden alındığını, yaka paça götürüldüğünü ve tutuklandığını gördük mü? Tarım Kredi’nin 4,3 milyar kamu zararı varmış… Yunus Emre Vakfı’nın 1,5 milyar lira zimmeti olduğu iddia ediliyor. Bunları dahi ifadeye çağırmıyorsunuz siz. Ama Cumhuriyet Halk Partili herhangi bir yönetici… Neredeyse partinin önünden geçmiş herkesi bir an evvel içeri atmanın çaresine bakıyorsunuz. Bu nedenle biz iktidar değişikliği istiyoruz. İktidar değişikliği olsun ki bundan sonra sadece ve sadece hukukun üstünlüğü geçerli olsun. Ankara’nın seçilmiş il başkanının siyaset yapmasının da önüne geçiyorsunuz. Buradaki herkes mücadelesini sürdürmeye devam edecektir. Dolayısıyla bu tutuklamanın kimseye faydası yoktur.”

    AYTEKİN: “HERKES BİLİYOR Kİ BU ÜLKEDE ADALET YOK”

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Ensar Aytekin de şunları kaydetti:

    “Zor günlerden geçiyoruz. Tıpkı bu gece gibi soğuk, bu gece gibi karanlık günlerden geçiyoruz. Öyle ki 12 Mart’ları, 12 Eylül darbe rejimlerini mumla aratacak günlerden geçiyoruz. 31 Mart 2024 gecesi ne olmuştu? Türkiye’nin dört bir yanında o gece 413 belediye kazanarak ve tarihi bir farkla yüzde 37,8 oy oranıyla 47 yıl sonra Türkiye’nin birinci partisi olmuştuk. İşte değerli dostlar her şey o gece başladı. Korku bu nedenle bacayı sardı. Ankara İl Başkanımızın bir işi var, mesleği var, eşi, çocuğu var, adresi var… Bir telefonla gidip yargıya ifade verebilecekken adeta bir kaçak yakalamışçasına sabahın köründe evi basılarak gözaltına alınmıştır. Biz yargıya hesap vermeyelim demiyoruz. Bu ülkede herkes gerektiğinde yargıya hesap verir. Yargı da bağımsız olarak kararını verecek. Herkes biliyor ki bu ülkede adalet yok. Yargı iktidar partisinin bağımlı bir organı haline geldi. Adına yargı kolları dediğimiz bir parti organı haline geldi, getirildi ne yazık ki.”

    YÜRÜYÜŞE POLİS MÜDAHALESİ

    Eylemin ardından partililer Adalet Bakanlığı’na yürümek istedi. Yürüyüş sırasında polis ekipleri müdahalede bulundu, milletvekilleri ve diğer katılımcılar gazdan etkilendi.

    Gazdan etkilenen CHP Çalışma ve Sosyal Güvenlik Politikaları Kurulu Başkanı Gamze Taşcıer, müdahaleye tepki göstererek, “Hiçbir demokratik zemini kabul etmeyen bir anlayış sergilendi” dedi.

    BOZKURT: “ANAYASAL HAKKIMIZI KULLANDIK”

    CHP Gençlik Kolları Genel Sekreteri Deniz Bozkurt ise yaşananlara ilişkin, “Bugün CHP Ankara İl Örgütü olarak İl Başkanımız Ümit Erkol’un haksız tutukluluğuna karşı basın açıklaması gerçekleştirdik. Bu açıklamanın ardından anayasal hakkımız olan gösteri ve protesto hakkımızı kullanmak istedik. Adalet Bakanlığının hukuksuzluğuna bir siyah çelenk bırakmak istedik. Adalet Bakanlığı, adaletin yegane dağıtıcısı olması gerekirken, bugün kimse bu bakanlığa güvenmiyor. Kimse bu bakana güvenmiyor. Akın Gürlek siyasi bir yönetimle, siyasi bir davranışla adaleti yerle yeksan ediyor. Gaz yedik, arbede oldu. İtildik, kakıldık. Bir basın açıklaması, bir çelenk bırakmaktan bakın nerelere geldik. İşte Türkiye’de adaletin fotoğrafı budur. Kabul etmiyoruz bunu. Partimize karşı yapılan operasyonlara karşı dim dik ayaktayız. Hepimizi toplayacak kadar bir cezaevi yok bu memlekette. Yılmıyoruz, sinmiyoruz, geri adım atmıyoruz” dedi.

  • İsrail Konsolosluğu önünde protesto…

    İsrail Konsolosluğu önünde protesto…

    Akşam saatlerinde İsrail konsolosluğu önünde bir eylem yapan İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri “Emperyalizm halklara özgürlük değil yıkım, demokrasi değil işgal, barış değil savaş getirir” açıklamasını yaptı. Açıklamada ayrıca “Nükleer silaha sahip olan Siyonist İsrail’in, ‘İran nükleer silah geliştiriyor’ bahanesiyle üstelik müzakereler sürüyorken saldırı düzenlemesi tam anlamıyla sahtekârlıktır, alçaklıktır. Dünyayı nükleer silahlarla dolduranlar, önce kendi cephaneliklerini ortadan kaldırsınlar! Bugün yaşanan saldırganlık yalnızca İran’ı ya da Lübnan’ı hedef almıyor. Bu savaş politikaları bir NATO ülkesi olan ve NATO’nun en büyük askeri güçlerinden birine sahip Türkiye olmak üzere tüm bölge halklarını ateşin içine çekme tehdidi taşıyor” ifadelerine yer verildi.

    ABD ve İsrail’in, İran’a yönelik saldırıları 7. gününde devam ederken, İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri (İEBDG) Levent Metro İstasyonu’ndan İsrail Konsolosluğu’na yürüyüş düzenlendi. Saldırılar kınandı. İEBDG tarafından yapılan “Emperyalist-Siyonist saldırganlığa derhal son verilsin! İran ve Lübnan halklarının yanındayız!” başlıklı açıklamada, “ABD emperyalizmi ve İsrail Siyonizmi’nin İran’a yönelik başlattığı saldırılar günlerdir devam ediyor. ABD ve İsrail, Ortadoğu’yu kendi çıkarları doğrultusunda yeniden dizayn etmek için halklara ölüm ve yıkım dayatıyor. Bu saldırganlık şimdi Lübnan’a da yönelerek bölgesel bir savaşın kapısını aralıyor.” ifadelerine yer verildi.

    İsrail Konsolosluğu önünde protesto: ‘Halkların dayanışması bu karanlığı yenecek güçtedir’

    “ABD EMPERYALİZMİ ON YILLARDIR ORTADOĞU’YU SAVAŞ ALANINA ÇEVİRMİŞTİR”

    “İran’a yönelik saldırılarda pek çok okul, hastane ve yerleşim alanı bombalandı. İran’ın Minab kentinde bulunan Şeceretü’t-Tayyibe kız ilkokuluna düzenlenen saldırıda yüzlerce öğrenci kız çocuğu ve öğretmen hayatını kaybetti. Başkent Tahran’da ise Gandhi Hastanesi vuruldu. Saldırı sonucunda çok sayıda sağlık çalışanı yaşamını yitirdi, onlarcası yaralandı ve hastane kullanılamaz hale geldi. Bu saldırılar sivillerin doğrudan hedef alındığını göstermektedir. ABD savaş bakanının yaptığı açıklamalar yürütülen saldırının niteliğini açık biçimde ortaya koymaktadır. ABD savaş bakanı açıkça ‘İran paket oldu’, ‘Başkentlerinin üzerinde uçuyoruz, gökyüzünden ölüm ve yıkım yağdırıyoruz’ diyerek yürütülen saldırının nasıl bir barbarlık olduğunu ilk ağızdan ilan etti. ABD emperyalizmi on yıllardır Ortadoğu’yu savaş alanına çevirmiştir. Gazze’de uygulanan soykırım, Lübnan’a yönelik saldırılar ve bugün İran’a yönelen bombardıman aynı emperyalist savaş politikasının parçalarıdır.

    “DÜNYAYI NÜKLEER SİLAHLARLA DOLDURANLAR, ÖNCE KENDİ CEPHANELİKLERİNİ ORTADAN KALDIRSINLAR!”

    Siyonist İsrail devleti, emperyalizmin bölgedeki ileri karakolu ve tetikçisidir. Nükleer silaha sahip olan Siyonist İsrail’in, ‘İran nükleer silah geliştiriyor’ bahanesiyle üstelik müzakereler sürüyorken saldırı düzenlemesi tam anlamıyla sahtekârlıktır, alçaklıktır. Dünyayı nükleer silahlarla dolduranlar, önce kendi cephaneliklerini ortadan kaldırsınlar! Bugün yaşanan saldırganlık yalnızca İran’ı ya da Lübnan’ı hedef almıyor. Bu savaş politikaları bir NATO ülkesi olan ve NATO’nun en büyük askeri güçlerinden birine sahip Türkiye olmak üzere tüm bölge halklarını ateşin içine çekme tehdidi taşıyor. ABD’nin ve NATO’nun Ortadoğu’daki üsleri bu savaşta aktif olarak kullanılıyor. Türkiye’de bulunan İncirlik ve Kürecik üsleri bu saldırganlık zincirinin bir halkası olma potansiyeli taşıyor. ABD’nin ve NATO’nun bölgedeki gözü kulağı olan İncirlik ve Kürecik üsleri derhal kapatılsın!

    “EMPERYALİZM HALKLARA ÖZGÜRLÜK DEĞİL YIKIM, DEMOKRASİ DEĞİL İŞGAL, BARIŞ DEĞİL SAVAŞ GETİRİR”

    İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri olarak bizler, bu toprakların emperyalist saldırılar için kullanılmasına karşıyız! Türkiye halklarının bu kirli savaşın bir parçası haline getirilmesine izin vermeyeceğiz! Emperyalistler her zaman olduğu gibi ‘özgürlük’, ‘demokrasi’ ve ‘güvenlik’ söylemleriyle saldırılarını meşrulaştırmaya çalışıyor. Oysa yakın geçmişte Afganistan’da, Irak’ta, Libya’da, Suriye’de ve Filistin’de gördük: Emperyalizm halklara özgürlük değil yıkım getirir; Emperyalizm demokrasi değil işgal getirir; Emperyalizm barış değil savaş getirir. Ortadoğu halklarının kaderini belirleme hakkı ne ABD’nin ne de İsrail’in haddinedir. Her ülkenin halklarının, işçilerinin, emekçilerinin, ezilenlerinin kendi kaderlerini belirleme hakkı kendilerine aittir. Bu hak emperyalist bombalar altında belirlenemez. İran ve Lübnan halklarının emperyalist-Siyonist saldırganlığa karşı direnişi meşrudur.

    Bugün bu saldırganlığa karşı ses çıkarmak; işçilerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin ve tüm ezilen halkların ortak çıkarınadır. Emperyalizme karşı mücadele büyütülmeden emperyalist savaş politikaları durdurulamaz. Biliyoruz ki Ortadoğu’nun kaderi savaş uçaklarıyla değil, halkların ortak mücadelesiyle belirlenmiştir, bugün de böyle belirlenecektir. Gazze’de, Lübnan’da, İran’da ve dünyanın dört bir yanında emperyalist saldırganlığa karşı yükselen sesler bize gösteriyor ki halkların dayanışması bu karanlığı yenecek güçtedir”

  • CHP İstanbul İl Başkanlığı,Beş tutuklu başkan için hâlâ yazılamayan iddianameye Çağlayan’da protesto

    CHP İstanbul İl Başkanlığı,Beş tutuklu başkan için hâlâ yazılamayan iddianameye Çağlayan’da protesto

    Seçilen başkanların göreve başladıkları ilk günden itibaren engellemelere rağmen çalıştıklarını savunan Çelik, “Tüm engellemelere rağmen, finansman baskısına rağmen, yargı tacizine rağmen nasıl belediyecilik yapılır İstanbul’un dört bir yanında gösterdiler. Unutulanların, kenarda bırakılanların, kimsesizlerin kimsesi oldular” ifadelerini kullandı.

    Resim

    Tutuklu belediye başkanlarının dosyalarına değinen Çelik, Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün’ün dokuz aydır tutuklu olduğunu belirterek “Hasan Akgün dokuz aydır tutuklu ve halen iddianamesi yazılmadı. Nedir Hasan Akgün’ün suçu?” diye sordu.

    Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe için de benzer bir tablo olduğunu ifade eden Çelik, “Bir kişi bir soruşturmadan tam 9 aydır tutuklu, halen iddianame yazılmıyor” dedi.

    Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı’nın altı buçuk aydır, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in yedi aydır ve Bayrampaşa Belediye Başkanı Hasan Mutlu’nun ise beş aydır tutuklu bulunduğunu hatırlatan Çelik, geçmişte çok sayıda sanığın yargılandığı davalarda iddianamelerin kısa sürede hazırlandığını hatırlatarak “Yüzlerce insanın yargılandığı davalarda iddianameler birkaç ayda yazıldı. Bugün bir kişinin tutuklu olduğu dosyada aylar geçiyor, iddianame yok” dedi.

    Operasyonların siyasi amaç taşıdığını savunan Çelik, söz konusu ilçelerin önemli bölümünün 31 Mart seçimlerinde iktidar partisinden CHP’ye geçtiğine dikkat çekti. “Bu operasyonlar belediyelere çökmek için yapılmıştır. Bu operasyonlar CHP’nin iktidar yürüyüşünü durdurmak için yapılmıştır” diyen Çelik, yargı makamlarına çağrıda bulunurken “Elinizde ne varsa koyun ortaya. İddianameleri bir an önce yazın. Yargılamalar başlasın, arkadaşlarımız kendilerini savunsun” dedi.

    Yargılamaların tutuksuz yapılması ve duruşmaların TRT’den canlı yayınlanması gerektiğini belirten Çelik, “Biz kendimize güveniyoruz. Başkanlarımıza güveniyoruz. Yazılsın iddianameler, başlasın yargılama süreçleri. Adalet mücadelemizi sürdüreceğiz, halkın iradesine sahip çıkacağız” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

    Bayrampaşa Belediye Başkanı Hasan Mutlu 167 gündür, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney 195 gündür, Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün 272 gündür, Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe 273 gündür ve Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı 231 gündür cezaevinde bulunuyor.

  • İran’da protestolarda 7 bin kişi hayatını kaybetti

    İran’da protestolarda 7 bin kişi hayatını kaybetti

    ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), İran’da paranın değer kaybetmesiyle başlayan protestolarda 7 bin 2 kişinin öldüğünü duyurdu.

    Ülkede 28 Aralık 2025’te başlayan ve 8-9 Ocak’ta güvenlik güçlerinin müdahalesiyle bastırılan eylemlerde 52 bin 941 kişi gözaltına alındı, 214’ü güvenlik görevlisi olmak üzere 7 bini aşkın insan hayatını kaybetti.

    Protestolar bitmesine rağmen ABD’nin Virginia eyaletinde yer alan HRANA, ölü sayısını güncellemeye devam ediyor.

    HRANA 11 bin 730 vakanın daha inceleme aşamasında olduğunu da belirtti.

  • İran protestoları üçüncü haftasında!

    İran protestoları üçüncü haftasında!

    İran’da ülke geneline yayılan ve üçüncü haftasına giren hükümet karşıtı protestolarda yüzlerce kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.

    Gösteriler, son yılların en ciddi rejim sınavlarından biri olarak görülürken, ABD Başkanı Donald Trump’ın olası askeri seçenekleri değerlendirdiği aktarılıyor.

    İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı HRANA’ya göre, son 15 günde düzenlenen gösterilerde en az 544 kişi yaşamını yitirdi; ölenler arasında sekiz çocuğun da bulunduğu belirtildi.

    Aynı kaynağa göre 10 bin 681’den fazla kişi gözaltına alındı ve cezaevlerine sevk edildi.

    İLETİŞİM KESİNTİSİ

    Siber güvenlik izleme kuruluşu NetBlocks, İran genelinde internet ve telefon hatlarının 84 saati aşkın süredir kesik olduğunu duyurdu.

    Ülke çapındaki iletişim kesintisi, sahadaki gelişmelerin ve can kayıplarının tam boyutunun tespit edilmesini zorlaştırıyor.

    Trump, İranlıların Starlink üzerinden yeniden internete erişebilmesi için Elon Musk ile görüşebileceklerini söyledi.

    İran yönetimi, protestocuların “İslami sembollere hakaret ettiği” iddiasıyla pazartesi günü ülke genelinde rejim yanlısı bir yürüyüş düzenleneceğini duyurdu. Yürüyüşün yerel saatle 14.00’te başlaması planlanıyor.

    ABD’NİN OLASI MÜDAHALESİ

    Trump, İran’ın cumartesi günü kendisini arayarak müzakere talebinde bulunduğunu söyledi.

    “ABD tarafından sürekli darbe almaktan yoruldular. İran bizimle müzakere etmek istiyor” ifadelerini kullanan Trump, Tahran’ın protestoculara yönelik ölümcül şiddet kullanması halinde ABD’nin “devreye gireceği” uyarısında bulundu.

    ABD’li yetkililer, Trump yönetiminin İran’a yönelik askeri seçenekleri değerlendirdiğini aktardı. Trump, “Ordu bu konuyu inceliyor, çok güçlü seçenekleri ele alıyoruz” dedi.

    CNN’e göre masadaki seçenekler arasında askeri saldırılar, yeni yaptırımlar ve İran ekonomisinin enerji ile bankacılık gibi kilit sektörlerinin hedef alınması bulunuyor.

    Öte yandan, İsrailli üç yetkili, ABD’nin olası müdahalesi ihtimaline karşı İsrail’in yüksek alarm durumuna geçtiğini aktardı.