Etiket: dava

  • CHP’nin kurultay davası ertelendi…

    CHP’nin kurultay davası ertelendi…

    Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 38. Olağan Kurultayı’na yönelik “şaibe” iddiasıyla Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya bugün devam edildi.

    Dava kapsamında; CHP’nin tutuklu cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, tutuklu Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ve CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in de aralarında olduğu 12 sanık hakkında 1 ila 3 yıl arası hapis cezası isteniyor.

    Davada eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı şikâyetçi, CHP 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise mağdur sıfatıyla bulunuyor.

    SADECE ÖZGÜR ÇELİK KATILDI

    Önceki duruşmada İmamoğlu ve Akpolat duruşmalardan ayrı tutulma talebinde bulunduğu için duruşmaya sadece sanıklardan Özgür Çelik katıldı. Duruşmada 10 tanık dinlendi.

    ‘ORGANİZE ÇALIŞIYORLARDIR’

    Bu kapsamda tanık olarak dinlenen Hatip Karaaslan; “Ekrem İmamoğlu, Buğra Gökce (İstanbul Planlama Ajansı Başkanı) üzerinden Zeki Karatay aracılığı ile benimle görüşmek istedi. Konunun kurultayla ilgili olduğunu öğrenince görüşmek istemedim. Cemil Tugay, Özgür Çelik ve Buğra Gökce zaten organize çalışıyordu. Delegelere vaatlerde bulunuyorlardı. Aylarca bu yolsuzluk parti içinde konuşuldu, yöneticiler tarafından bastırıldı” dedi.

    ‘BİLİYORUM ÇÜNKÜ BANA DA PARA VERDİ’

    Tanık Yusuf Göğerkaya da “Erzurum İl Başkanı Serhat Can Eş, ‘Her iki genel başkan adayıyla pazarlık yapacağım, hangisi daha fazla para verirse ona oy vereceğiz’ dedi. Sonra Ankara’ya gitti, Kılıçdaroğlu ile fotoğraf çekildi. Ardından Gökhan Zeybek (Yerel Yönetimlerden Sorumlu CHP Genel Başkan Yardımcısı) ve beraberindeki heyet Erzurum’a geldi. Görüşme sonrası bize 50 avro dağıtıldı. Ertesi gün Umut Akdoğan (Ankara Milletvekili) geldi. Sonrasında da Özgür Özel ile poz verdi il başkanımız. Herkese attıkları oyun fotoğrafının çekilmesini istediler. Ben de çekip attım, görselleri de dosyada var. Erzurum İl başkanı 300 bin dolar kadar para aldı. Biliyorum para aldığını çünkü bana da para verdi” ifadelerini kullandı.

    ‘SALONDA YERLERDE TELEFON KUTULARI VARDI’

    Duruşmada tanık olarak dinlenen bir diğer isim ise CHP Bursa Mustafakemalpaşa İlçe Başkanı Serda Tandoğan; “Kurultay zamanı adını hatırlamadığım bir otelde kalıyorduk. İl başkanı akşam saatinde bir yere gitti ve gece 03.00 gibi geldi. Sabah kahvaltıya indik. Özgür Özel’in standı vardı. İmza veren kurultay delegelerine deri çanta dağıtıldı. Bu para değildi. Ben imza atmadığım için içinde ne var bilmiyorum. Salonda yerlerde telefon kutuları da vardı. iPhone kutuları salonun girişinde yerlerdeydi. Bunu kimse inkâr etmesin. Nihat Yeşiltaş’ın (CHP Bursa İl Başkanı) oğlu İBB Kültür’de çalışıyor. Seçimdeki usulsüzlüklerle ilgili tutanak tutulmadı, Bursa İl Başkanı’na söyledim. iPad dağıtıldığını görmedim; ama odalarına iPad ile çıkan arkadaşlarımız vardı” dedi.

    ‘2 IPHONE TELEFON VE 600 BİN TL PARA TEKLİF ETTİLER’

    Tanık eski CHP Hakkâri İl Yöneticisi Kemal Ölmez de “Bana defalarca Özgür Özel’i desteklemek için telefonla 2 iPhone telefon ve 600 bin TL para teklif ettiler. Bana isim vermediler. HTS kayıtlarımda vardır. Hem bana hem il başkanına teklif ettiler ben de il başkanına söyledi. 2. tura geçerken de bize defalarca ‘Gelin size sahip çıkalım’ dendi. Kabul etmediğimiz için beni ihraç ettiler” diye konuştu. İmamoğlu’nun müdafisi Av. Çağlar Çağlayan’ın “Salonda yerde telefon kutuları gördünüz mü?” sorusuna ise “Hayır görmedim. Ama benim yanımda 4 delegeyi satın aldılar. Meclis’e çağırmışlar” yanıtını verdi.

    ‘İMAMOĞLU VE ÇELİK OTELDE PAZARLIK YAPTI’

    Duruşmada dinlenen tanıklardan biride sürecin başından beri iddiaları gündeme getiren eski CHP PM Üyesi Tolgahan Erdoğan oldu.

    Kendisinin 3 yıldır gazeteci olduğunu iddia eden Erdoğan; JW Marriod Otel’de delegelerin kalmamasına karşın, Özgür Çelik ve İmamoğlu’nun orada kaldığını iddia ederek; “Ben de oraya gittiğimde birçok delege oradaydı. İmamoğlu ve Çelik toplantılar düzenliyordu” ifadesinde bulundu.

    Erdoğan; Beykoz Belediyesi Özel Kalemi Veli Gümüş’ün İstanbul İl Kongresi’nde pazarlık yaptığına ilişkin ses kayıtlarının kendisine dinletildiğini, bunun ardından da otelden ayrıldığını belirtti.

    ‘KOÇ BANA 500 BİN DOLAR TEKLİF ETTİ’

    Kurultayda delege değil, görevli olduğunu belirten Erdoğan; ‘Aday konuşmaların ardından 1,5 saatlik ara verildi. Bu sırada Mahmut Tanal’a (CHP Şanlıurfa Milletvekili) mesaj attım, ‘İmza sayılarını neden açıklamıyorsunuz? Manipülasyon yapıyorsunuz’ dedim. Çünkü delege o imza sayılarını görür, ona göre oyunu kullanır” dedi.

    “Bir delege Kiptaş’tan daire aldığını söyledi. Ben de bunu duyunca sosyal medyadan yazdım” diyen Erdoğan; Veli Ağbaba’ya yakın bir isim olarak bilinen kurultay delegesi Turgut Koç’un kendisine bu davada tanıklık yapmaması için 500 bin dolar teklif ettiğini iddia ederek; “Koç, Özgür Özel’e onun özel jetine binebilecek kadar yakın biridir. Bana gazetelerde, TV’lerde yer açabileceğini söyledi” ifadelerini kullandı.

    ‘UBER ŞOFÖRLERİNDEN DUYDUM’

    Kurultayın bitmesinin ardından İstanbul’a döndüğünü ve bir arkadaş grubuyla Moda’da bir kafede oturduğunu aktaran Erdoğan; “CHP kurultayında 4 döviz bürosunun açtırıldığını, Uber’le 50 milyon dolar taşındığı iddiasını gündeme getirdik. Bunu da bu kafede otururken, yan masamızda oturan Uber şoförlerinden şans eseri duydum. Meraktan sorduğumda ise ‘Abi orası turizm bölgesi. Normal araç giremiyor, ya taksi ya da Uber girebilir’ dediler. Eski bir bankacı olduğum için 50 milyon dolar bana normal geldi. Çünkü bir bavula 6-7 milyon dolar sığar, 50 milyon için 5-6 bavul yeter. Ben bu konuyu araştırdığım da bu döviz bürolarının Mardinli ve akraba olduğunu öğrendim. Ben bu iddiaları gündeme getirdim, döviz bürolarından bana bir yalanlama gelmedi” dedi.

    ‘KURULTAYLA İLGİLİ BİR GÖRDÜĞÜN, DUYDUĞUN VARSA ONU ANLAT’

    Söz konusu dövizlerden biri olan ve İBB davası kapsamında soruşturma geçiren Taş Dövizin sahibin damadını kendisini aradığını aktaran Erdoğan; “Dışarıda buluştuk ve bana ‘Bu konuyu nerden duydun?’ diye sordu. Sonra bana ‘Bu konu doğru’ dedi ve oğlum için Doğa Koleji’nde burslu eğitim teklif etti. Ben de bunu kabul edemeyeceğimi belirttim” dedi.

    Erdoğan ifadesinde İstanbul’da yürütülen belediye soruşturmalarına değinince mahkeme hâkimi; “Kurultayla ilgili bir gördüğün, duyduğun varsa onu anlat” dedi.

    SAVCILIK İLE MAHKEME İFADESİ ÇELİŞTİ

    Erdoğan; CHP’li isimlerin kendisine davada tanıklık etmemesi için para teklif ettiğini iddia etti. Çelik’in avukatı Veli Gündüz konusunu savcılık ifadesinde salonda görüşüldüğü biçimiyle geçtiğini, savcılık ve mahkeme ifadesinin bu konuda çeliştiğini sorması üzerine Erdoğan; “Ben savcılık ifadesini yeni gördüm. Orada nasıl geçtiğini hatırlamıyorum. Burada anlattığım biçimde oldu” dedi. Bunun üzerine avukat; “O zaman savcıya yalan beyan verdiniz ya da savcı yanlış iş yaptı diyorsunuz” demesi üzerine Erdoğan; “Hayır ben yalan beyan vermedim. Burada anlattığım biçimde oldu” ifadelerini kullandı.

    ‘CHP’YE YAKIN GAZETECİLER ZATEN İLETİŞİM MEZUNU DEĞİLDİR’

    Avukatların “3 yıldır gazeteci olduğunu belirtiyorsunuz, yani kurultay tartışmaları başladığından beri gazetecilik yapıyorsunuz” sorusu üzerine Erdoğan; “Ben 30 yıldır bir turizm firmasında SGK’li olarak çalışıyorum. Gazetecilik faaliyetime gelince birçok sitede ve televizyonda programa çıktım. CHP’ye yakın gazeteciler zaten iletişim mezunu değildir” yanıtı verdi.

    ‘GÖRMEDİM, ŞABAN SEVİNÇ’TEN DUYDUM’

    Avukatların gazetecilik iddiası üzerine soruları artınca Erdoğan; “Ben burada CHP gönüllüsü olarak bulunuyorum. Gazeteciliğimi bir kenara koyabilirsiniz. Ben burada yurttaş olarak duruyorum” dedi.

    İmamoğlu’nun avukatı Çağlar Çağlayan’ın Divan Başkanı İmamoğlu’nun kurultaydaki tavırlarını sorması üzerine Erdoğan; sandık görevlisi olmadığı için seçim alanına girmediğini, İmamoğlu’yla hiç denk gelmediğini, bazı oyların üstünün çizildiğini gazeteci Şaban Sevinç’ten duyduğunu belirtti. Erdoğan, hâkimin, “Şahit olduğun bir usulsüzlük var mı?” sorusuna “Görmediğini, Şaban Sevinç’in TV100’deki programından duyduğunu” belirtti.

    ‘BUNU DA DEĞERLENDİRİRSİNİZ’

    Çağlar Çağlayan, yargı sisteminde tanıklığın “görgü” üzerine olduğunu belirtmesi üzerine Erdoğan; “Duyduğuma duydum, gördüğüme gördüm dedim” savunmasında bulundu.

    Erdoğan’ın önceki duruşmanın tutanaklarını okuduğunu açıklaması üzerine Av. Çağlar Çağlayan hâkime; “Bunu da değerlendirirsiniz. Tanık davetli olduğu duruşma öncesini okumuş” ifadelerini kullandı.

    Erdoğan’ın ardından mahkemede ara verildi. Verilen aranın ardından avukat beyanlarına geçildi.

    ‘ŞAHSEN BİR ŞEYE ŞAHİT OLMADIKLARINI İFADE ETTİLER’

    Av. Çağlar Çağlayan; ayrıntılı beyanlarını daha sonra yapacaklarını belirterek, “Bu aşamaya kadar dinlenen tanıkların şahsen bir şeye şahit olmadığını, çoğu zaman isim vermeden iddiaları birinden duyduklarını ifade etti. Her ne kadar bu beyanlara dayanarak dava açılsa da bu tutarsız dayanaksız yalan içerikli beyanlar ceza hükmü kurulması için yeterli değildir” dedi.

    Diğer sanık avukatları da tanık beyanlarına karşı aleyhe hususları kabul etmediklerini belirterek, yazılı beyanda bulunacaklarını ve eksik hususların giderilmesini talep ettiklerini söyledi.

    DİKKAT ÇEKEN ‘İBB DAVASI’ HAMLESİ

    Duruşmada ara kararını açıklayan mahkeme; dosyanın İBB davası dosyasıyla birleştirilmesi için İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’ne müzekkere yazılmasına, birleştirme yönünde görüş gelirse duruşma kurulmaksızın birleştirme kararının verilmesine karar verdi.

    Dava 1 Nisan’a ertelendi.

    Öte yandan savcılığın ‘Aziz İhsan Aktaş’ davasıyla da dosyanın birleştirilmesini istediği ancak mahkeme tarafından söz konusu isteğin kabul edilmediği öğrenildi.

    NE OLMUŞTU?

    CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin iptal davasının ikinci duruşması 13 Ocak 2026 tarihinde görülmüştü.

    Söz konusu duruşmada, eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ın “davaya katılma” talebi kabul edilmişti.

  • MERSİN’DE ÇEDES davasında gözler idari yargıda!

    MERSİN’DE ÇEDES davasında gözler idari yargıda!

    Mersin’in Akdeniz ilçesine bağlı Karaduvar Mahallesi’ndeki İsa Öner Anadolu Lisesi‘nde 2024 yılında skandal bir olay meydana geldi.

    Akdeniz İlçe Müdürlüğü’nden geldiklerini söyleyen bir grup; okulun konferans salonunda öğrencileri topladı. Ancak görevli öğretmenler A.D. ile E.S, öğrencilerin ders saatinde, veli ve öğretmen izni olmadan toplantıya götürülmesine karşı çıktı. İki öğretmen, öğrencileri salondan çıkıp sınıflarına gitmeleri için uyardı.

    Çoğunluğu Arap Alevi kimliğinden olan mahalle sakinleri de bu gelişmeler üzerine okul idaresine, “Çocuklarımızı bizden habersiz müftülük etkinliğine götürmeyin” diye dilekçe verdi.

    Okul idaresinin şikâyeti üzerine öğretmenler A.D ve E.S hakkında soruşturma açan Akdeniz İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, önce öğretmenleri okuldan uzaklaştırdı; ardından “dini eğitimi engelledikleri” gerekçesiyle bir maaş kesme cezası verdi.

    “OĞLUMU SALONDAN ÇIKARDIK, SORAN VELİLERE DE BİLGİ VERDİM”

    Öğretmenlerin örgütlü olduğu Eğitim-İş Sendikası da, bu idari cezaya karşı Mersin 2. İdare Mahkemesi’nde dava açtı.

    Davanın ilk duruşmasında öğretmen A.D., o gün ders saatinde müftülükten geldiklerini söyleyen kişilerin toplantı salonunda öğrencileri topladıklarını, o dönemde 9. sınıfta olan kendi oğlunun da salona götürüldüğünü, salona giderek oğlunu oradan aldığını ve kendisinden izin alınmamasına tepki gösterdiğini anlattı.

    Image

    A.D., Karaduvar sakinlerinden bazı kişilerin kendisine ulaşması üzerine de “Okul idaresinin sizden izin yazısı alması gerekir” diyerek velilere bilgi verdiğini kaydetti.

    “OKUL İDARESİ WHATSAPP GRUBUNDAN BİLGİ VERMİŞ”

    Eğitim-İş Sendikası’nın avukatı Uğur Uğuz da, duruşmada Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) okullarda uygulamak istediği ÇEDES projelerinin yasal dayanağının olmadığını söyledi.

    Davaya konu etkinliğin, okulun yıllık ve aylık planında olmadığını, öğretmenlerin ders saatindeki bu etkinlikten sonradan haberdar olduklarını ve okul idaresinin Whatsapp grubu üzerinden öğretmenlere bilgi verdiğini kaydeden Uğuz, şöyle konuştu:

    Ders saatinde sınıf dışında yapılacak etkinliğe katılacak öğrencilerin velilerinden izin kağıdı alınması gerekirken bu olayda okul idaresi müftülüğün etkinliğine katılmak istemeyen ailelerden yazı istemiş ve fiili durum oluşturulmuştur. Müvekkilim A.D de bu fiili duruma tepki göstermiş ve o an salonda olan oğlunu alıp çıkmıştır. ÇEDES dini eğitim değildir. Bunu Milli Eğitim Bakanı da açıklamıştır. Okullarda dini öğretimin kim tarafından nasıl yapılacağı da yasalarla belirlenmiştir. Bu olayda müvekkilime “dini eğitimi engelleme” gerekçesiyle ceza verilmesinin hukuka uygun olmadığı görüşündeyiz.

    Mersin 2. İdare Mahkemesi heyeti, kararını 15 gün içinde açıklamak üzere duruşmayı sonlandırdı.

    “UYGULAMA MÜFTÜLÜK ÜZERİNDEN YÜRÜYOR”

    Duruşma sonrasında açıklama yapan Eğitim-İş Mersin Şube Başkanı Yakup Tekin, konuya ilişkin yapğtığı açıklamada, şunları kaydetti:

    “ÇEDES uygulaması çevre ve değerler eğitimi üzerine düşünülürken  bir de baktık ki okullarda uygulama, müftülük üzerinden, lise mezunu, herhangi bir pedogojik formasyon almamış, bir eğitim almamış gençler üzerinden uygulama devam ettirilmeye çalışıldı.  Okuldaki, sınıftaki bütün sorumluluk sınıf öğretmenindedir. Sınıf öğretmeni izin vermezse hiçbir uygulamaya katılamaz öğrenciler. ÇEDES bir dini eğitim değildir. ÇEDES protokol gereği öğrencilerin çevreye duyarlılığını artırmak, milli manevi değerlerini artırmak için yapılan bir eğitimdir. Bu eğitim zaten okul saatlerinde yapılamaz, ders saatlerinden öğrenciler alınıp yapılamaz. Ama bakıyoruz ki uygulamada rahatlıkla okulun salonuna toplanıyor ve dini, siyasi eğitim veriliyor. Gazze şehitlerini anma, ölüm olayını meşrulaştırma, öldüğün zaman cennete gitme kavramlar anaokulu dahil bütün kademelerde veriliyor ve bu eğitimden çocuklar pedogojik olarak olumsuz etkileniyor.”

    Kaynak:Cumhuriyet.com.tr

  • Zeydan Karalar’ın da aralarında bulunduğu 9 isim hakkında tahliye kararı!

    Zeydan Karalar’ın da aralarında bulunduğu 9 isim hakkında tahliye kararı!

    “Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü” davasında tutuklu sanıkların savunmalarının dün tamamlanmasının ardından avukat savunmalarına geçilen 7. günde ara karar verildi. 

    Sabah saatlerinde ara mütalaa açıklayan duruşma savcısı, aralarında Zeydan Karalar, Oya Tekin, Rıza Akpolat, Utku Caner Çaykara ve Kadir Aydar’ın da bulunduğu 30 ismin tutukluluklarının devamını; İbrahim Halil Çalış, Oktay Aktaş ve İbrahim Koçyiğit’in ise adli kontrol şartıyla tahliyesini şu sözlerle istedi:

    “Dosya içerisinde yer alan sağlık raporları, sanık savunmaları, sanıkların tutuklukta geçirmiş oldukları süre ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanıklar İbrahim Halil Çalış, İbrahim Koçyiğit ve Oktay Attaş’ın adli kontrol yükümlülüğüyle tahliyelerine karar verilmesi, diğer sanıklar yönünden üzerlerine atılı suçların vasfı ve mahiyeti, mevcut delil durumu, suç işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren delillerin olması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde tutukluk hallerinin devamına karar verilmesi kamuoyuna mütalaa olunur.”

    Duruşma, ara mütalaanın ardından tutuklu sanık avukatlarının savunması ile devam etti.

    “SORUŞTURMA AKLI, MASUMİYET KARİNESİNİ HİÇE SAYDI”

    Tutuklu Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin’in avukatı Baran Yeltekin, savunmasını yaparken Tekin’in kolunda iki polis memuru eşliğinde gözaltına alındığı anların fotoğrafını elinde kaldırarak Mahkeme Başkanı’na gösterdi. “Soruşturma aklı; lekelenmeme hakkı ve masumiyet karinesini hiçe sayarak kamuoyunun hafızasına Oya Tekin’i ‘suçlu başkan’, ‘halkına ihanet etmiş biri’ olarak kazımak istedi. Bu fotoğrafla ancak Seyhanlılar, Adana halkı, Oya Tekin’i koruma tedbirleri uygulanmadığı için katledilen kadınların tabutunu taşıdığı fotoğrafla hatırlıyor” dedi.

    OYA TEKİN: “BU FOTOĞRAFI, MASUMİYETİMİ İSPATLADIĞIMDA, ÇALIŞMA OFİSİMDE ASACAĞIM”

    Tekin de geçtiğimiz günlerde mahkemede yaptığı savunmada, o fotoğrafa tepki göstererek, “İlk ziyaretçim bana, üzgün bir şekilde, iki kolumda polislerle çekilmiş bir fotoğrafımın basına servis edildiğini söyledi. O an anladım ki bu görüntü, gizlilik kararı olan bir dosyada, emniyet kamerasıyla çekilen görüntüydü. Şunu açıkça ifade ettim: Benim için sorun değildir. Bu fotoğrafı, masumiyetimi ispatladığımda, çalışma ofisimde asacağım ve altına ‘Ben de bu hukuksuzluğu yaşadım’ yazacağım” ifadelerini kullandı.

    MAHKEME BAŞKANI İLE AVUKATLAR ARASINDA ‘SÜRE KISITI’ POLEMİĞİ

    Avukatların savunmalarının detaylı ve uzun süreli olması üzerine Mahkeme Başkanı, beyanlara 10 dakika sınırlama getirilmesini avukatlara sordu.

    Süre sınırlamasının, savunmayı kısıtlanabileceğini dile getiren avukatlar, bu talebe karşı çıktı. Bunun savunma değil, tutukluluk değerlendirmelerine karşı beyan olduğunu belirten Mahkeme Başkanı, “Belki bugün tahliye olacak olanlar yarın tahliye olacak. Bu gidişle yarın bile bitmeyecek. Sizin vicdanınıza bırakıyorum. Süre kısıtlaması getirmiyorum” dedi.

    Zeydan Karaların avukatı Serap Keskin Kiziroğlu, savunma sırası kendisine geldiğinde kronometre açarak beyanda bulunacağını açıkladı ve şu ifadeleri kullandı:

    “Kronometre tuttum, meslektaşım (Zeydan Karalar’ın bir diğer avukatı) 4 dakika 39 saniye konuştu. Şimdi bunu sıfırlayıp kendim için de kronometre açacağım.”

    Avukat Kirizoğlu, savunmasının ardından cep telefonundan açtığı kronometreye bakarak, “Uzun süre konuşmuşum, özür diliyorum” dedi. Mahkeme Başkanı, “Konuştuktan sonra özür dilemenizin bir anlamı yok artık” şeklinde karşılık verdi.

    Mahkeme Başkanı, savunmaların bu sürede devam etmesi durumunda ara kararın bugüne yetişmeyeceğini dile getirdi. Duruşmaya yaklaşık 1 saat ara verildi. Verilen aradan sonra duruşma yeniden başladı. Duruşmanın ilk yarısındaki “süre kısıtı” tartışması karara bağlandı. Sanık avukatları mahkeme başkanına savunma sürelerine ilişkin bir talepte bulundu.

    Avukatlar ortak karar aldıklarını belirterek; tek olan avukatın 10 dakika, iki kişi olan avukatların toplam 15 dakika, 3 kişi olan avukatların ise toplam 20 dakika savunma yapması yönünde karar verdiklerini söyledi. Mahkeme Başkanı da talebi kabul etti.

    ZEYDAN KARALAR HAKKINDA TAHLİYE KARARI

    Duruşma savcısının mütalaasına itiraz eden müdafiler, tutuklu isimlerin tahliye edilmesi gerektiğini söyledi. 33 tutuklu sanığın da avukatları beyanlarını tamamladı.

    Daha sonra yaklaşık 1 saat süren aradan sonra Mahkeme Başkanı, tutukluluklara ilişkin ara kararını açıkladı.

    Tutuklu bulundukları süreyi de göz önüne aldıklarını belirten Hakim 9 isim hakkında yurt dışına çıkış şeklinde adli kontrol şartıyla tahliye kararı verdi.

    O 9 isim şöyle: 

    Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar

    Esenyurt Belediyesi çalışanı Cem Alper Akyüz

    Esenyurt Belediyesi memurlarından Ali Fırat Baycan

    Avcılar Belediyesi ihale alma yetkilisi İbrahim Koçyiğit

    Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Halil Çalış

    Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın makam şoförü Mehmet Ataş

    Esenyurt Belediyesi’ne Destek Hizmetleri Müdürlüğü personeli Mert Çelik

    Esenyurt Belediyesi’nden Mali Hizmetler Müdürlüğü personeli Müzeyyen Karakaş

    İSFALT Muhasebe Müdürü Oktay Aktaş

    24 İSMİN TUTUKLULUĞU SÜRECEK

    Mahkeme Başkanı; aralarında Oya Tekin, Rıza Akpolat, Utku Caner Çaykara ve Kadir Aydar’ın da bulunduğu 24 ismin tutukluluğunun devamına karar verdi.

    Davada 5 CHP’li Belediye Başkanı tutuklu bulunuyordu, Hakimin ara kararının ardından bu sayı 4’e düştü.

    Duruşma, pazartesi günü tutuksuz sanıkların savunmalarıyla devam edecek.

  • Aziz İhsan Aktaş davasında 6. gün…

    Aziz İhsan Aktaş davasında 6. gün…

    Kamuoyunda “Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü Davası” olarak bilinen ve aralarında 5’i tutuklu 7 CHP’li belediye başkanının da bulunduğu 200 sanıklı davada ikinci hafta devam ediyor.

    Duruşmada ilk olarak “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama”, “resmi belgede sahtecilik” iddialarıyla tutuklu yargılanan Rıza Akpolat’ın eşi Yeşim Akpolat’ın kardeşi Kazım Gökhan Yankılıç savunma yapıyor.

    ARA DEĞERLENDİRME BEKLENİYOR!

    İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Cezaevi yerleşkesinde görülen yargılamada dün, beşinci duruşma günü gerçekleştirildi. Davada toplam 28 tutuklu sanık savunmasını tamamladı.

    Bugünkü 6. duruşma gününde; hakkında 415 yıla kadar hapis cezası talep edilen Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ile birlikte toplam 5 tutuklu ismin daha savunma yapması bekleniyor. Böylece davada savunma yapmayan tutuklu sanık kalmamış olacak.

    Mahkemenin, tutuklu sanıkların savunmalarının ardından tutukluluk durumlarına ilişkin bu haftanın sonuna kadar ara değerlendirme yapması bekleniyor.

    Davada, iddianamede “suç örgütü lideri” olarak gösterilen Aziz İhsan Aktaş tutuksuz yargılanırken, 33 sanık tutuklu bulunuyor. 5 günde 28 tutuklu sanığın savunması alındı. Kalan tutuklu sanıkların da dinlenmesinin ardından tutuksuz sanıkların beyanlarına geçilecek.

    Kaynak:Cumhuriyet.com.tr

  • Hablemitoğlu davasında beklenmedik karar!

    Hablemitoğlu davasında beklenmedik karar!

    Katledilen akademisyen Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu’nun 18 Aralık 2002’de gerçekleşen cinayetine ilişkin 9 sanık hakkında dava bugün Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam etti. Tutuksuz sanıklardan Levent Göktaş, Fikret Emek, Ahmet Tarkan Mumcuoğlu, Aydın Köstem duruşma salonunda hazır bulundu. Davanın tek tutuklu sanığı Nuri Gökhan Bozkır ile başka davadan hükümlü Enver Altaylı ise davaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı.

    GÖRÜNTÜLERE İLİŞKİN SORUŞTURMA BAŞLATILMIŞTI

    Aksaray’a atanan ve daha sonra görevinden istifa eden eski dosya savcısı Zafer Ergün; yaklaşık 8 yıllık soruşturma ve yargılama sürecinde mahkemenin talebine karşın Hablemitoğlu’nun 14 Aralık 2002’de Eskişehir’deki Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) konferansında ve katledilmeden hemen önce alışveriş yaptığı Migros mağazasındaki görüntü kayıtllarında onu takip ettiği düşünülen kişilerin araştırılması konusunda verdiği “Kovuşturmaya yer yok” (KYOK) kararını Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliği’nin ikinci kez “hukuka aykırı bularak” kaldırmış, soruşturma başlatılmıştı.

    AVUKATLARIN ULAŞABİLDİĞİNE BAŞKAN ULAŞAMADI

    Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı, bugünkü duruşmadan önce sulh cezanın soruşturma numarasını düzgün gönderemediğini belirterek, soruşturma numarasının tutanaklara geçirilmesi için avukatlardan talep etmesi dikkat çekti. Hablemitoğlu ailesi avukatı soruşturma kararının dosyaya geçirilmesi için mahkemeye yardımcı olmak amacıyla telefonundaki görüntüyü Mahkeme Başkanı’na verdi. Mahkeme Başkanı; “Soruşturmanın olduğunu biliyorum ama sulh cezada farklı uygulamalar varmış. Bir türlü gönderemiyorlar” dedi.

    ”SORUŞTURMANIN AKIBETİ BEKLENSİN”

    Gelen dosyaların tutanaklara geçirilmesinin ardından duruşma Hablemitoğlu ailesinin avukatlarının savunmasına geçildi. Hablemitoğlu ailesi avukatı; “Yeni bir soruşturma başlatıldı. Akıbeti bize de etkileyecek. Soruşturmanın akıbetinin beklenmesine karar verilmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    SAVCI SORUŞTURMANIN BEKLETİLMESİNİ İSTEDİ

    Hablemitoğlu ailesinin avukatının ardından savcının mütalaasına geçildi. Savcı mütalaasında; Sulh Ceza’daki soruşturmanın bekletilmesine, sanıkların mevcut hallerinin devamına karar verilmesini istedi.

    ”BİLGİ VE BELGELERİ HSK’YE GÖNDERDİM”

    Tutuksuz sanıklar soruşturmanın beklenmesine, adli kontrol kararlarının kaldırılmasını talep etti. Tutuklu sanık Gökhan Nuri Bozkır, görevinden ayrılan dosya savcısı Zafer Ergün’e değinerek; “Eski savcımız Zafer Ergün’ün FETÖ bağlantısına yönelik bilgi ve belgeleri Hâkimler ve Savcılar Kurulu’na (HSK) gönderdim. İnşallah Almanya’ya kaçmadan sonuç alacağız” dedi.

    ”ESKİ SAVCI SAVUNMA HAKKIMIZI DA ENGELLEDİ”

    Tutuksuz sanık Tarkan Mumcuoğlu’nun avukatları; “Soruşturma, gerçek faillerin bulunması açısından önemlidir. Bu önem müvekkilimin hangi yönden beraatinin sağlanacağına yöneliktir. Soruşturmanın bekletilmesi talebine iştirak ediyoruz. Bu bekletilme aşamasında müvekkilimin adli kontrol şartı neden devam etsin? Olay tarihinde müvekkilimin Kazakistan’da olduğu, uçuş kayırlarıyla dosyada mevut. Bu durumda devam kararı vermek bizim açımızdan usulsüzlüktür” ifadelerini kullandı. Avukatların iddianame hakkında ise “Sanıkların hangi siyasi saikle bu cinayeti işlediği, müvekkilimin neden katıldığı açıklanmıyor. Eski savcı, bizim savunma hakkımızı da engelleyerek bir iddianame hazırladı” diye konuştu.

    GAZİNİN TEDAVİSİNE ADLİ KONTROL ENGELİ

    Tutuksuz sanık Fikret Emek’in avukatı da müvekkilinin terörle mücadelede gazi olduğunu, Adana ve Ankara’da tedavisinin sürdüğünü; ancak adli kontrol kararından dolayı gidemediğini belirterek, adli kontrol kararının kaldırılmasını ya da gevşetilmesini istedi.

    ZAFER ERGÜN ANKARA’DA AVUKATLIĞA BAŞLAMIŞ!

    Levent Göktaş’ın avukatı Ali Soykan ise davada tanık olarak dinlenen gazeteci Zihni Çakır’a değinerek; “Zafer Ergün’ün bu görüntülerle ne iş yaptığını bilmiyoruz. Bu görüntülerde değişiklik yapılıp yapılmadığını kontrol etmemiz gerekiyor. Eskişehir görüntülerinde bir oynama olduğu, bütünlük arz etmediği çıplak gözle bile görünüyor. Adli emanetteki deliller ile dosyadaki deliller uyumlu değil. Eski savcının ‘çorap söküğü yaptı’ dediği Zihni Çakır, basından öğrendiğimize göre başka soruşturmadan tutuklandı, savcı ayrılıp Ankara’da avukatlığa başladı. Sulh cezadaki soruşturmada ise gerçek faillerin bulunması an meselesi. Zihni Çakır’ın Ankara TEM tarafından tutuklandığı biliniyor. Ankara TEM’in Zihni Çakır’ın evinde el koyduğu materyallerin dosyamıza kazandırılmasını istiyoruz” dedi.

    ZİHNİ ÇAKIR’IN FETÖ BAĞININ SORULMASI İSTENDİ

    Tutuklu sanık Nuri Gökhan Bozkır’ın avukatı ise Ali Soykan’ın Zihni Çakır’la ilgili istemine katıldıklarını belirterek; Zihni Çakır’ın FETÖ kapsamında tutuklanıp tutuklanmadığının sorulmasını istedi.

    BOZKIR’IN TAHLİYESİNE KARAR VERİLDİ

    Savunmaların tamamlanmasının ardından Mahkeme Başkanı ara kararını açıkladı. Mahkeme davanın tek tutuklu sanığı Nuri Gökhan Bozkır’ın yurtdışı yasağı koşuluyla tahliyesine karar verdi. Ancak Bozkır, başka dosyadan tutukluluk hali olduğu için tahliye olamayacak. Ayrıca mahkeme, Ankara 9. Sulh Ceza Mahkemesi’nde süren Hablemitoğlu’nun 14 Aralık 2017’deki Eskişehir konferans görüntüsü ile katledilmeden önce alışveriş yaptığı Migros marketteki kamera kayıtlarına ilişkin soruşturmanın akıbetinin kendilerine bildirilmesine karar verdi. Mahkeme, diğer sanıkların adli kontrollerinin devamına karar verdi.

     

  • CHP’nin kurultay davası ertelendi

    CHP’nin kurultay davası ertelendi

    CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na yönelik “şaibe” iddiasıyla Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya bugün devam edildi.

    Dava kapsamında; CHP’nin tutuklu Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu, tutuklu Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ve CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in de aralarında olduğu 12 sanık hakkında 1 ila 3 yıl arası hapis cezası isteniyor. Davada eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı şikâyetçi, CHP 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise mağdur sıfatıyla bulunuyor.

    İMAMOĞLU SEGBİS İLE KATILDI

    Davanın bugünkü duruşmasında başka davadan tutuklu sanıklar İmamoğlu, Akpolat ve CHP Parti Meclisi Üyesi Baki Aydemir SEGBİS ile bağlanırken, sanıklar Özgür Çelik, CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş ve Bursa Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın salonda hazır bulundu.

    ‘İL VE İLÇE SEÇİMİNDE YAPMADIM, NEDEN KURULTAYDA YAPAYIM?’

    Duruşmaya sanık CHP PM Üyesi Aydemir’in savunmasıyla başladı. Aydemir; eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal döneminden beri partinin İstanbul İl Başkanlığı’nda çeşitli görevler aldığını belirterek; “Biz kurultay delegeleri seçmen iradesi ile seçiliyoruz. İlçe ve il seçimlerinde böyle bir hileye karışmamışım. Kurultayda neden yapayım?” diye sordu.

    ‘HER TUTTUĞUNU GÖKHAN BEY’İN ODASINA GETİRİYORDU’

    Oy için kendisine CHP İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat tarafından para teklif edildiğini iddia eden Bitlis Kurultay Delegesi Veysi Uyanık hakkında açıklamalarda bulunan sanık Aydemir; “Yerel seçimlere doğru Gökhan Zeybek yerel yönetimlerden sorumlu genel başkan yardımcısıydı. Adayların belirlenmesinde görevliydi. O da kendine PM’den iki yardımcı seçti. Ben de onlardan biriydi. Veysi Bey her tuttuğunu Gökhan Bey’in odasına getiriyordu. Benim ‘Biz aday elemesi yapıyoruz ama son kararı MYK verecek. Her tuttuğunu getireceğine önersin’ dediğimi duymuş. Husumetimizin buradan geldiğini belirtmek için açıklıyorum bunları. Oğlu da zaten PM üyesiydi” dedi.

    ‘BUNLARDA VİCDAN DA KALMAMIŞ’

    Davanın itirafçılarından Tolgahan Erdoğan’ın sosyal medya paylaşımlarına değinerek; “Benim lekelenmeme hakkım, masumiyet karinem çiğnendi. Bu arkadaşlar ne iş yapıyor hâkim bey, ne para kazanıyorlar? Bunlar da vicdan da kalmamış. Şu an jeopolitik siyasette sorunlar artarken, bizim daha güçlü olmamız, daha önemli şeyleri konuşmamız gerekirken, bizim otele girip ne yaptığımızın konuşulması gereksiz” ifadeleri kullanıldı.

    ‘AYNI İFADELER FARKLI DOSYALAR DOLAŞIMA SOKULUYOR’

    Aydemir’in ardından sanık tutuklu Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun savunmasına geçildi. İmamoğlu; “Çok ağır suçlamalarla karşılaşıyoruz. Mülkün temeli olarak nitelendirdiğimiz mahkemelerin böyle davalarla meşgul edilmesi çok üzücü. Her seferinde aynı kişilerin karşımıza tanık olarak dayatıldığı bir senaryo ile karşı karşıyayız. Aynı ifadeler farklı dosyalarla dolaşıma sokulmaktadır” dedi.

    ‘DİVAN BAŞKANLIĞINI TEKLİF EDEN KILIÇDAROĞLU’YDU’

    “Bunları kimlerin, hangi odakların ezberlettiğini kimse neden sormaz?” diyen İmamoğlu; “Dedikodu ve iftiraların yargının merkezine konması demokrasi ve seçmen iradesine büyük bir saldırıdır. Bu bir hukuki çürüme değil, aynı zamanda milletin adalet duygusuna da ihanettir. Günü geldiğinde adil ve özgür bir ortamda kim işin içindeyse hesap verecektir” ifadelerini kullandı. Kurultayın şeffaf bir ortamda geçtiğini belirten İmamoğlu; “Delegeleri etkileme gibi bir amacım olmamıştır. Divan başkanlığını tarafıma teklif eden Sayın Kılıçdaroğlu’dur. Şu mahkemeyi meşgul etmemesi gereken ithamlardır bunlar. Gerçekliğin karşısında hiçbir senaryonun ayakta kalma şansı yoktur” diye konuştu.

    ‘ADİL YARGILAMA HAKKIMIZI SAĞLAMALISINIZ’

    SEGBİS odasında avukatının olmasını mahkemeye ilettiğini ancak mahkemece kabul edilmediğini aktaran İmamoğlu; “Böyle bir uygulamamız yok dediniz. Doğrudur. Esasen benim de fiziki olarak salonda olmam lazımdı. Bugünkü siyasi iktidarın çerçevesinde oluşturulan yargılamalarda sizlerin de bizim adil yargılama hakkımızı sağlamanız gerekiyor. Bu davanın hızlı sonuçlanmasını, arkadaşlarımın ve benim beraatimi, siz hâkim ve savcıların böyle davalarla meşgul olmamanızı ve bundan sonraki duruşmalara katılmamak istiyorum” dedi.

    ‘İTTİHAT TERAKKİ DAVASI AÇILDIĞINDA DAHİL EDİLSEM ŞAŞIRMAM

    İmamoğlu’dan sonra konuşan başka davadan tutuklu sanık Akpolat ise “Şahsıma düşman hukuku uygulanarak hapsedildim. Önümüzdeki hafta İttihat Terakki davası açılıp, benim dâhil edilmeme bile şaşırmayacağım. İzahın olmayan şeyin mizahı oluyor, bizim de içinde bulunduğumuz durum budur. Eğer ben il kongresinde Özgür Çelik’e, kurultayda Özgür Özel’e oy atıp, CHP’yi Türkiye’nin 1. partisi olmasına vesile olmasaydım bugün burada olmayacaktım. Ama böyle bir ihtimalde partimiz yine kaybedecek, umudunu bize bağlayan seçmenimize hesap verecektim. Seçmenin karşısında olmaktansa sizin karşınızda olmayı seçtim” ifadelerini kullandı.

    ‘TAMAMEN İTİRAFÇI DELİLLERİ’

    Salonda hazır bulunan sanık CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ise “Kongre kazanmanın, kurultay kazanmanın, CHP’li olmanın suç sayıldığı günlerden geçiyoruz. Partimize açılan davalar bitmiyor. Sadece CHP mi hedefte? Hayır. Öğrenciler, sanatçılar, gazeteciler tutuklandı, televizyonlara kayyum atandı. Yani muhalefeti sindirmeye çalışan uygulamalarla karşı karşıyayız. İddianamenin içinde hiçbir somut delil yok, tamamen itirafçı delilleri ve ‘duymuştum’ şeklindeki ifadelere dayandırılmış. Amaç muhalefetsiz ve gösterme seçimler yapılan bir Türkiye. Her şeyin merkezine İmamoğlu’nu oturtma çabası moda oldu. Fırat’ın doğusunda iki koyun kaybolsa Ekrem İmamoğlu’nu sorumlu tutacaklar. Yargı eliyle siyasetin dizayn edilmesini sağlamayı istiyorlar. Mahkemelerimizin buna alet olmaması gerekir” dedi.

    ‘YA HUSUMETLİ YA DA AYNI TANIKLAR’

    Diğer sanıklar Erkan Aydın ve Nihat Yeşiltaş da “duydum”, “böyle düşünüyorum” ifadeleriyle yargılandıklarını, bu davaların CHP’nin iktidarını engellemek olduğunu savunmalarında belirtti. Sanıkların ifadelerinin ardından avukat savunmalarına geçildi. İmamoğlu’nun avukatlarından Çağlar Çağlayan; “Beraat kararı vereceğinizi düşünüyorum. Beklentimiz bu yönde. Beraat verirken bazı suçlar yönünden ‘işlenmesi mümkün olamayacağı’, bazı suçlar yönünden ise ‘suç sayılamayacağı’ yönünden beraat vermenizi bekliyoruz. Siyasetin doğası gereği olmuş bazı şeyler suç sayılamaz. Ya husumetli tanıkların ya da aynı tanıkların ifadeleri var. Bu tanıkların SEGBİS’le bağlanmasını, bizim onlara soru sorma imkânının oluşturulmasını istiyoruz” dedi.

    ‘TOLGAHAN’IN YALAN SÖYLEDİĞİNİ BELİRTTİ’

    Rıza Akpolat’ın savunma avukatı ise “Tolgahan Erdoğan; ‘duydum’, ‘partililer söyledi’, ‘Veli Gümüş (Veli Uyanık) söyledi’ diyor. Tolgahan’ın bir yerde tanıklığı yok, gitmiş partilileri gizli gizli dinlenmiş. Veli Gümüş’ün 4-5 Kasım’da delegeliği yok. Veli Gümüş de hem soruşturma ifadesinde hem İstanbul İl Kongresi davasında Ankara’ya gitmediğini, Tolgahan’ın yalan söylediğini belirtti. Biz bu konuda neyin savunmasını yapacağız” dedi. Diğer savunma avukatları da iddianamenin somut bulguya dayanmadığı, tanık ifadesiyle yer alan bütün tanıkların salonda hazır bulunmasını ve dinlenilmesini istedi.

    SAVCILIK SAVAŞ’IN TALEBİNİN KABULÜNÜ İSTEDİ

    Avukatların savunmasının ardından hâkim dosya savcısının mütalaasını aldı.

    Savcılık; dosyada şikayetçi sıfatıyla yer alan eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ın iddia suçun tarihinde CHP üyesi olması nedeniyle “suçtan zarar görme” yönünden katılma talebinin kabul edilmesini istedi. Ayrıca savcılık; sanıkların dinlenmesini ve eksik konuların giderilmesi yönünden karar verilmesini talep etti.

    SAVAŞ’IN TALEBİ KABUL EDİLDİ

    Savcılık mütalaasının ardından hâkim ara kararını açıklamak için duruşmaya 15 dakika ara verdi. Verilen aranın ardından hâkim; savunması alınan sanıkların duruşmalardan ayrı tutulmasına karar verirken, eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ın katılma talebini kabul etti. Lütfü Savaş “mağdur” sıfatıyla katılacak.

    Dava 23 Şubat’a ertelendi.

  • CHP İstanbul İl Kongresi davası ertelendi!

    CHP İstanbul İl Kongresi davası ertelendi!

    Cumhuriyet Halk Partisi‘nin (CHP) 2023 yılının Ekim ayında düzenlediği ve Özgür Çelik’in CHP İstanbul İl Başkanı olarak seçildiği CHP 38. Olağan İl Kurultayı’na ilişkin dava, Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi Duruşma Salonu’nda başladı.

    TUTUKLU BAŞKANLAR ALKIŞLARLA KARŞILANDILAR!

    Davada yargılanan CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, tutuklu Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, tutuklu Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, CHP’den istifa eden Beykoz Belediye Meclisi Üyesi Uğur Gökdemir, eski Beykoz Belediyesi Özel Kalem Müdürü Veli Gümüş ve CHP Pendik İlçe Başkanı Niyazi Güneri duruşma salonunda hazır bulundu.

    Davada sanık olan CHP İstanbul İl Başkanı Yardımcısı Melda Tanişman TutanÖznür ÇevikAydın Karaaslan ve Fahrettin Çırak ise duruşmaya katılmadı.

    Duruşma başlamadan kısa süre önce tutuklu belediye başkanları Rıza Akpolat ve İnan Güney yoğun alkışlarla duruşma salonuna getirildi. Salonda uzun süre “Kurtuluş yok tek başına” sloganları atıldı.

    Duruşma, yaklaşık 50 dakika gecikmeli olarak başladı. Hakim ilk olarak düzenlenen iddianamenin özetini ve iddianamede yer alan bazı konuşmaları okudu.

    “BU DAVANIN AÇILMASI HUKUKA AYKIRIDIR”

    Kimlik tespitlerinin ardından duruşma, CHP avukatı Çağlar Çağlayan’ın beyanlarıyla başladı. İddianame ve davadaki usulsüzlüklere dikkat çeken Çağlayan, “Ses kaydı yasaklı bir delildir. Dolayısıyla bu davanın açılması hukuka aykırıdır. Yargılamanın bu aşamada durması gerekmektedir. Davanın düşmesini ve derhal beraat kararı verilmesini talep ediyoruz” diye konuştu.

    Daha sonra konuşan İnan Güney ve Rıza Akpolat’ın avukatları da, iddianamede çeşitli usulsüzlükler olduğunu belirterek davanın düşmesi gerektiğini söyledi.

    Hakim, avukatların beyanların ardından duruşma salonunda, iddianameye konu olan ses kayıtlarının dinletilmesini istedi. Avukatlar, hukuka aykırı olarak toplanan ses kaydı delilinin mahkemede dinletilmesinin uygun olmayacağını belirterek, itirazda bulundu.

    İNAN GÜNEY: “BU DOSYANIN HİÇBİR YERİNDE YOKUM”

    Ses kayıtlarının dinlenmesinin ardından ilk savunmayı, İBB soruşturması kapsamında tutuklu bulunan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney yaptı.

    Savunmasında CHP’nin yıllara dayanan kongre ve kurultay süreçlerinden bahseden Güney, parti içi demokrasinin önemine dikkat çekti. Güney, “Yüreğimle, gönlümle ve kalbimle kurultayda Özgür Çelik’i destekledim. Aynı şekilde Genel Başkanımız Özgür Özel’i de destekledim. Bugün burada, parti içi değişim sebebiyle yargılanmak kabul edilebilir değildir” ifadelerini kullandı.

    “Kongrede herhangi bir hile olduğu, iddianame tarafından ispatlanmış değildir” diyen Güney, “Bizden, varlığı ispat olmamış olan şeylerin yokluğunu ispat etmemizi istiyorsunuz” diye konuştu.

    Güney, ses kayıtlarında ve soruşturma kapsamında alınan 27 ifadede isminin geçmediğine dikkat çekerek “Ben nasıl bu dosyada varım, anlamış değilim” dedi.

    Güney, sözlerine şöyle devam etti:

    “Savcı Sayan’ın sosyal medya paylaşımı dışında bu dosyanın hiçbir yerinde yokum. Kendisi hakkında da suç duyurusunda bulunduk. Şahsımla ilgili tüm suçlamaları reddediyorum.”

    ÖZGÜR ÇELİK: “CHP’Lİ OLMANIN SUÇ OLDUĞU GÜNLERDEN GEÇİYORUZ”

    Davada üçüncü savunmayı, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik yaptı. Yaklaşık 40 dakika süren savunmasında hayatında ikinci kez hâkim karşısına çıktığını belirten Çelik, daha önce de Çağlayan Adliyesi’ndeki olaylar nedeniyle yargılandığını hatırlattı.

    İl başkanı olduktan sonra 22,5 yıl hapis istemiyle yargılandığını söyleyen Özgür Çelik, “CHP’li olmanın ve kongre kazanmanın suç olduğu günlerden geçiyoruz” dedi.

    CHP’nin İstanbul’daki belediye sayısını 14’ten 26’ya çıkardığını ve Özgür Özel’in genel başkanlığında partinin Türkiye’nin birinci partisi olduğunu vurgulayan Çelik, bu tablonun ardından yargı süreçlerinin devreye sokulduğunu savundu.

    İstanbul’da özel olarak başlatılmış bir yargı düzeniyle karşı karşıya olduklarını belirten CHP İstanbul İl Başkanı Çelik, “Devletin kurumlarını ve YSK kararlarını yok sayan bir yargı düzeninin içindeyiz. Bu düzen, CHP birinci parti olduktan sonra devreye sokuldu” ifadelerini kullandı.

    Belediye başkanlarına yönelik operasyonlarla başlayan sürecin devam ettiğini söyleyen Özgür Çelik, aralarında İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu çok sayıda belediye başkanının tutuklu olduğuna dikkat çekti.

    “SANDIĞI ASKIYA ALMAK İSTİYORLAR”

    “Belediye operasyonlarıyla iktidar yürüyüşümüzün durmayacağı anlaşılınca bu kez partimizi hedef alan yargı süreçlerine yönelindi” diyen Çelik, hedefin yalnızca CHP olmadığını savundu.

    Bu sürecin öğrencilerden gazetecilere, sanatçılardan sendikalara kadar geniş bir kesimi kapsadığını belirten Özgür Çelik, “300’den fazla öğrenci, genel başkanlar, sanatçılar, iş dünyası, sendikalar, gazeteciler ve televizyonlar hedef alındı” dedi.

    CHP İstanbul İl Başkanı Çelik, “Vatandaşla kurduğumuz bağı koparmak, CHP’nin cumhurbaşkanı adayını tutuklayarak en güçlü adayı oyun dışına itmek ve sandığı askıya almak istiyorlar” ifadelerini kullandı.

    İl Kongresi’ne ilişkin ilk davanın 19 Mart’ta açıldığını hatırlatan Çelik, “Görev süremizin bitmesine altı ay kala dava açıldı. Bunun üzerine biri olağanüstü olmak üzere iki kongre daha yaptık” dedi.

    “BU İFADELERİN HANGİ KOŞULLARDA ALINDIĞINI…”

    İBB soruşturmasından tutuklu olan bir kadın bürokrata zorla ifade verdirilmeye çalışıldığına bizzat şahit olduklarını vurgulayan Çelik, şunları kaydetti:

    “Kaldı ki biz bu ifadelerin ne amaçla verildiğini, hangi koşullarda alındığını biliyoruz. Ben bizzat Genel Başkanımız Özgür Özel ile bir bayram günü birlikte cezaevi ziyaretleri yaptık. Orada bir kadın belediye bürokratı açıkça şunu söyledi:

    ‘Beni sağlık kontrolü diye bir odaya götürdüler. O odada adliyede ifademi alan savcı bana ‘ifadeni değiştir özgürlüğüne kavuş’ dedi. Ben de ne sorduysanız yanıtladım, başka soru varsa cevaplarım dedi. Savcı ‘başka soru yok ifadeni değiştir’ deyince, ne diyeyim yalan mı söyleyeyim dedim. Savcı da bana ‘sen bu kafayla özgürlüğüne kavuşamaz, uzun zaman çocuklarını göremezsin dedi’”

    Özgür Çelik “Cemal Canpolat’ın beyanları o dönem çok konuşulmasına rağmen dava 1,5 sene sonra açıldı. Rakibimin listesinde yer alan Veli Gümüş’ün ifadeleri ise Beykoz Belediyesi’ne yönelik soruşturmada tutuklanmasından sonra dikkate alındı” ifadelerini kullandı.

  • Yenidoğan Çetesi’ davasında  3 sanık tahliye edildi!

    Yenidoğan Çetesi’ davasında 3 sanık tahliye edildi!

    İstanbul’da bebekleri kendilerinin anlaşmalı olduğu hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan Yenidoğan Çetesi’ne yönelik düzenlenen 2. dalga operasyona ilişkin geçen günlerde iddianame hazırlanmıştı. Çete lideri olduğu iddia edilen Fırat Sarı’yla birlikte hareket ettikleri belirlenen şahıslara yönelik hazırlanan ve ana dava dosyası ile birleştirilen iddianame ile sanık sayısı 61’e yükselmişti.

    DAVADA 7’İNCİ DURUŞMA

    Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nce adliyenin konferans salonunda görülen 7’inci duruşması 5’inci gününde devam ediyor. Duruşmaya, 6’sı tutuklu bir kısım tutuksuz sanık ile tarafların avukatları hazır bulundu. Bazı tutuklu ve tutuksuz sanıklar ise duruşmaya, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı.

    Duruşma, sanıkların yoklamalarının alınmasıyla başladı. Sanık yoklamalarının ardından savunma yapan avukatlar, mahkemeden müvekkillerinin tahliyelerini talep etti. Avukatların savunmalarının ardından heyet, ara karar öncesi duruşmaya 2 saat ara verdi.

    ÜÇ SANIK HAKKINDA TAHLİYE KARARI!

    Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, TRG Hospital Hastanesi’nde doktor olarak çalışan, 112 sistemi kullanılmaksızın hasta sevki ve basamaklarda oynama yaparak gerçeğe aykırı şekilde epikriz düzenleyip ilaçları SGK’ye fatura ettirerek nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilen tutuklu sanık Mehmet Gürül, yenidoğan yoğun bakım hemşireleri Cansu Akyıldırım ve Sümeyye Nur Taşçı‘nın ‘yurt dışına çıkış yasağı’ tedbiriyle tahliyelerine hükmetti.

    Fırat Sarı’nın da aralarında bulunduğu bir kısım sanıkların ise, tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı erteledi.

  • SEÇİL ERZAN’A 102 YIL HAPİS CEZASI KARARI

    SEÇİL ERZAN’A 102 YIL HAPİS CEZASI KARARI

    Kamuoyunda Seçil Erzan davası olarak bilinen yüksek karlı gizli fon vaadiyle dolandırıcılık davasında arar açıklandı. Mahkeme Seçil Erzan’ın 102 yıl 2 ay hapsine ve 753 bin lira para cezasına hükmetti.

    Yüksek karlı fon vaadiyle aralarında Fatih Terim ve Arda Turan gibi isimlerin de bulunduğu 30’dan fazla kişiyi dolandırdığı öne sürülen banka müdürü Seçil Erzan’ın yargılandığı davada karar çıktı. Mahkeme Seçil Erzan’ın 102 yıl 2 ay hapis ile cezalandırılmasına karar verdi.

    Yüksek karlı güvenilir bir fon olduğunu ve Fatih Terim gibi isimlerin de bu fona dahil olduğunu söyleyerek aralarında tanınmış futbolculardan Arda Turan, Fernando Muslera, Emre Belözoğlu ve Selçuk İnan’ın da bulunduğu 30’dan fazla kişiyi milyonlarca lira dolandırdığı iddia edilen banka şube müdürü Seçil Erzan’ın yargılanmasına bugün devam edildi. İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmesi gereken duruşma salon kapasitesinin yetersiz olması sebebiyle 14. Ağır ceza mahkemesinde görüldü. Duruşmaya tutuklu sanık Seçil Erzan, müştekiler ve taraf avukatları salonda hazır bulundu.

    “SİSTEM FALAN KURMADIM”

    Tutuklu sanık Seçil Erzan, “Süleyman Aslan’la birlikte çalışıyorduk. Bana, “Ben bu gayrimenkulü bankanızın reklamında gördüm, almak istiyorum’ dedi. Ben de bankayla görüştüm. Sonra ben, Süleyman ve Serkan Bey bir görüşme yaptık. Vatan Caddesi’nde bir hastanenin gayrimenkulüymüş. Süleyman Aslan çok düşük bir para teklif ettiği için olmadı. Aradan zaman geçti, tekrar almak istediler. “Biz faiz istemiyoruz, bize bu gayrimenkulü al’ dediler. Beni sürekli arıyordu. DenizBank’ın en iyi müşterisiydi. Üç tane senet verdim. Benden 3 buçuk milyon dolar fazla aldı. Fatih Terim’in bana 700 bin dolar verip fazlasını almasına rağmen 3 milyon doları sormasını anlamıyorum. DenizBank’ın kamera kayıtları duruyormuş; oradan bakılsın. Umut’un ‘Ben parayı elden verdim’ dediği yalan. Atilla Baltaş’ın avukatıyla ilgili o banka, DenizBank’ın laptop çantasıydı. O çantanın içine 200 bin dolar koyup kendim verdim Atilla Baltaş’a. Çantayı geri istedim, lazımdı bana. Kaç kere söyledim, sonra getirdi. Ben sistem falan kurmadım. Kurmuş olsam sistemli olurdu; benden zorla para almaya çalıştılar. Bu fonun kaybetme ihtimalinin düşük olması için ne söyledim? Kimseye ‘fon’ demedim. Benden para alanlar, şubat ayından sonra kendileri söylemeye başladılar. Ben Buse Terim’le hayatımda bir kere tokalaştım; nasıl onu bir fona ikna edebilirim? Ben bir sarmalın içine düştüm. Futbol camiasından kimseyi ikna etmedim. Onları böyle bir fonun olmadığına ikna edemedim” dedi.

    ERZAN’A 102 YIL HAPİS CEZASI KARARI

    Bugün görülen duruşmada çıkan kararda Seçil Erzan’ın 102 yıl 2 ay hapsine ve 753 bin lira para cezasına hükmetti. Öte yandan mahkeme, eski Denizbank yöneticileri Hakan Ateş ve Mehmet Aydoğdu’nun ise beraatine karar verdi.

  • Çalık Holding önünde dövülerek ölen Erol Eğrek’in ailesi şikayetini geri çekti

    Çalık Holding önünde dövülerek ölen Erol Eğrek’in ailesi şikayetini geri çekti

    Tazminatını istemek için geçen mayıs ayında gittiği Çalık Holding önünde korumalar tarafından darp edilip öldürülen Erol Eğrek’in ölümüne ilişkin davada ikinci duruşma başladı. Aile şikayeti geri çekmek istedi.

    Çalık Holding önünde darp edildikten sonra hayatını kaybeden Erol Eğrek’in ölümüne ilişkin açılan davanın ikinci duruşması başladı. Çağlayan Adliyesi’nde görülen duruşmada Erol Eğrek’in ailesi mahkemeye şikâyetinden vazgeçme dilekçisi sundu.

    Gazeteci Fatoş Erdoğan’ın haberine göre bugün görülen duruşmaya ailenin verdiği dilekçe ile başlandı. Savcı tutuklu sanıkların tahliyesini istedi.

    KARAR AÇIKLANDI

    3’ü tutuklu 4’ü tutuksuz sanıklardan 6 kişiye taksirle öldürme suçundan 1 yıl 8 ay ceza verildi. Hükmün açıklamasını geri bırakıldı. Tutuklu 3 sanık tahliye edildi. Tutuksuz sanıkların adli kontrolleri kaldırıldı. Bir tutuksuz sanık ise beraat etti.

    NE OLMUŞTU?

    Çalık Holding’in Türkmenistan’daki tekstil fabrikasında çalışan ve işten çıkarıldıktan sonra 10 yıl boyunca tazminatını alamayan Erol Eğrek, hakkını aramak için geçtiğimiz Mayıs ayında holdingin Şişli’deki binasına gitti. Eğrek, burada şirketin korumaları olduğu iddia edilen kişiler tarafından feci şekilde darp edildi ve kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.

    Eğrek, olaydan kısa süre önce çektiği videoda “10 yıldır tazminatımı alamıyorum. Haklarım için uğraşıyorum. Tazminat hakkımı versinler, başka bir isteğim yok” diyordu.

    Olayla ilgili biri polis memuru olmak üzere 6 kişi gözaltına alındı. Mahkeme, şüphelilerden Adem Ateşoğlu, Salih Yılmaz, Semih Keser ve Ruşen Hayırlıoğlu’nun tutuklanmasına; diğer iki şüphelinin adli kontrolle serbest bırakılmasına karar verdi.

    Savcı ilk duruşmada sanıkların ‘olası kastla’ değil, daha düşük ceza anlamına gelen ‘bilinçli taksirle’ cezalandırılmasını istedi. Sanık avukatları ve Eğrek ailesinin avukatları ek savunma yapmak için zaman istedi.

    Üç kişinin tutukluluk hallerinin devamına karar veren mahkeme duruşmayı erteledi.