19° Açık

Sivas Katliamı’nın üzerinden 33 yıl geçti. Acı olay hafızalarda

Gündem - 2 Temmuz 2026 08:11 A A

Sivas Katliamı’nın üzerinden 33 yıl geçti. Katliamın gerçek failleri açılan davalarda yargılanmadı, avukatlar AKP’de milletvekili oldu, firari sanıkların dosyaları kapatıldı, katiller salındı. Dava zamanaşımına uğrarken iç hukukun tıkanmasının ardından, adalet arayışını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıyan aileler ve avukatlar “İnsanlığa karşı suçta zamanaşımı yoktur” dedi.

Sivas: 1993'te Madımak Katliamı'nın yaşandığı şehir nasıl bir siyasi ve  toplumsal yapıya sahip? - BBC News Türkçe

2 Temmuz 1993’te Sivas’ta düzenlenen Pir Sultan Abdal Kültür Etkinlikleri’ne katılan yazar, sanatçı ve aydınların konakladığı Madımak Oteli’nin kuşatılarak ateşe verilmesinin üzerinden tam 33 yıl geçti. En küçüğü 12, en büyüğü 66 yaşında olan 33 aydın ve sanatçının yaşamını yitirdiği bu katliam, Türkiye’nin yakın tarihindeki en ağır toplu kıyımlardan biri olarak kaydedildi. Ancak geride kalan 33 yılda, facianın arka planı ve gerçek organizatörleri yargılanmadı. Firari sanıkların yargılandığı dava dosyaları zamanaşımı mekanizmasıyla tamamen kapatılırken, katliamda ağır ihmali ya da sorumluluğu bulunan kamu görevlileri ile adalet talepleri sistemli olarak yanıtsız bırakıldı. Sanık müdafilerinin ilerleyen yıllarda Meclis ve kabine sıralarında üst düzey görevlere getirilerek ödüllendirildiği bu cezasızlık süreci, iç hukukun Anayasa Mahkemesi (AYM) eliyle tıkanmasının ardından, adalet arayışını bugün Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) sınırına taşındı.

‘FAİLLER SERBEST BIRAKILMAMALIYDI’

Avukat Günal Kurşun, “İnsanlığa karşı suçlarda zaman aşımı işlemez kuralı çalıştırmalı ve geçen yıl serbest bırakılan Sivas Madımak failleri aslında serbest bırakılmamalıydı” dedi. Kurşun, AİHM’e başvuru sürecini şöyle anlattı: “Aradan 12 yıl geçtiği halde Anayasa Mahkemesi ne yazık ki konu hakkında hiçbir karar veremedi. Bu durum, bize Anayasa Mahkemesi’nin artık etkili bir başvuru yolu olmadığı gerçeğini gösteriyor. Bu davada çıkacak olası bir ihlal kararı, cezasızlık kavramına büyük bir darbe indirmekle kalmayacak, milyonlarca yurttaşımız açısından da adalet duygusunun yerine getirilmesine katkıda bulunacak.”

Katliamda yaşamını yitiren Şair Behçet Aysan’ın kızı Eren Aysan ise adalet talebini yineleyerek, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurmak bizim için bir tercih değil, hukuken kaçınılmaz bir sorumluluk haline geldi. Ayrıca katliamda öldürülmüş bir şairin kızı olarak başımı yastığa koyarken vicdanımın rahat olmasını istemem bunca acıdan sonra bir hak. Biz bunu yalnızca geciken bir yargılama olarak değil, etkili başvuru hakkının fiilen ortadan kalkması olarak değerlendiriyoruz” ifadelerini kullandı.

Aysan, şöyle konuştu: “Mahkemenin olayın ağırlığını, devletin pozitif yükümlülüklerini ve yıllardır devam eden cezasızlık sorununun birlikte değerlendirmesini bekliyoruz. Böyle bir karar yalnızca Sivas Katliamı açısından değil, benzer ağır insan hakları ihlallerinin gelecekte nasıl ele alınacağı bakımından da önemli bir referans olacaktır.”

‘BUGÜNKÜ SİYASİ ATMOSFERİN İNŞASI’

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe ise “Bu bizim için sıradan bir anma töreni değil, Türkiye’nin kendi tarihiyle yüzleşmesi ve bir hesaplaşma biçimidir. 2 Temmuz’u sadece ağıt yaktığımız bir gün olarak görmüyoruz” dedi. Sivas’ın Türkiye’nin bugünkü siyasi atmosferini inşa eden sürecin dönüm noktası olduğunu ifade eden Erçe, “Bu nedenle Madımak’ı, bugün yaşadığımız bütün kötülüklerin anası olarak değerlendiriyoruz. O günle yüzleşilmediği ve hesaplaşılmadığı için, Sivas öncesindeki ve sonrasındaki katliamların arkasındaki fail ve zihniyet aynı kalmıştır” ifadelerini kullandı. “Bugün yaşanan kadın cinayetlerinin de, ormanların ve yaşam alanlarının talan edilmesinin de, eğitim sisteminin gericileştirilmesinin de temelinde Türkiye’nin bu katliam gerçekliğiyle yüzleşememesi yatmaktadır” diyen Erçe, sözlerini şöyle noktaladı: “Bu mücadelede kendisini ‘öteki’ olarak gören herkesin ortak mücadelesi olmak zorundadır. Her bir direniş hattını birleştirmek, yan yana yürütmek ve bu ülkeyi geçmişiyle yüzleşmeye zorlamak noktasında ortak hareket etmek tarihsel bir sorumluluktur. Bu nedenle çağrımız herkesedir.”

ANMA YÜRÜYÜŞÜ DÜZENLENECEK

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, bugün Ankara ve Sivas’ta düzenlenecek yürüyüş için çağrıda bulundu. Buna göre bugün Sivas’ta kitlesel anma yürüyüşü yapılacak. 4 Temmuz’da İstanbul Barosu’nda Sivas Katliamı anması yapılacak. 6 Temmuz’da da başta Ankara Karşıyaka Mezarlığı’ndaki anıt mezar olmak üzere mezar başında anmalar düzenlenecek.

KATLİAMIN HESABINI SORACAĞIZ

Katliamda yaşamını yitiren Şair Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok katliamın 33’uncü yılında sorularımızı yanıtladı.

Yüksek Mahkeme’nin bu 12 yıllık ısrarlı sessizliğini ve dosyayı zamanaşımı kronometresinin insafına terk etmesini nasıl yorumluyorsunuz?

2012 yılında “zamanaşımı kararı”nın ardından AYM’ye itirazımız gündeme bile alınmadı. Bu anlamda sistem bu emsal değerini görerek kendi lehine kullanıyor. Bu bekletiş hem firari sanıklar üzerinden devam eden ikinci dava için emsal karar getirecek bir dayanak hem de devletin de dahil açık bu suçun AİHM’ne taşınabilmesinin önünü kapatmak için “iç hukuk yollarının tüketilmemesi” adına açık ve manipülatif bir oyalama!

Evrensel hukuk zemininde, bu davanın ‘insanlığa karşı suç’ olarak tescillenmesi ve Türkiye’deki cezasızlık kültüründe bir gedik açılması adına AİHM’den nasıl bir emsal karar çıkmasını öngörüyorsunuz?

Evrensel insan hakları hukuku uyarınca, bu davadaki seyisiz hukuksuzluk ve usulsüzlük karşısında emsal niteliğinde, adil bir karar çıkmasını umuyoruz. Esasında Sivas Katliamı’nda gerçek suçluların hiç yargılanmadığını düşünürsek, geriye dönük gerçek bir adalet kazanımı umut etmek zor. Ancak suçu sabit eylemciler üzerinden süren bu boyutun, AİHM’in kararına bağlı olarak ülkemizdeki ‘insanlık suçları’ tanımı, geriye dönük işlerlik uygulaması, adalet, hafıza ve gerçek yüzleşme mekanizmaları adına önemli bir kaldıraç.

İç hukukun kapıları yüzünüze böyle çiğ bir biçimde kapatılmışken, AİHM süreci sizin için nasıl bir anlama geliyor?

Hüküm giymiş katilleri serbest bırakılmış bu davadan yargılanmamış suçlular varken gerçek bir adalet kazanımı beklenemeyeceğini düşünüyorum. AİHM sürecinin bizim davamızın emsal hukuksuzluk ve adaletsizlik gerçekliğini açıkça ortaya serecek bir kararla en azından tarihe kayıt düşmek için önemli bir sonuç getireceğini umuyorum. Mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz.

33 yıl, 33 can, 33 skandal

• Katliamın hemen ertesi günü dönemin Başbakanı Tansu Çiller yaptığı açıklamada, “Çok şükür, otel dışındaki vatandaşlarımıza bir şey olmamıştır” ifadelerini kullanmıştı. (3 Temmuz 1993)

• Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel “Olay münferittir. Ağır tahrik var. Bu tahrik sonucu halk galeyana gelmiştir… Halkla güvenlik güçlerini karşı karşıya getirmeyin” dedi. (3 Temmuz 1993)

• Ankara DGM Savcılığı’nın hazırladığı ilk iddianamede, katliama, Aziz Nesin’in konuşmaları ve şenliğe katılanların “halkın dini değerlerini tahrik ettiği” iddiası gerekçe gösterildi. (Temmuz 1993)

• Katliama ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında olaylara dahil olan yaklaşık 15 bin kişilik kalabalıktan sadece 190 kişi gözaltına alındı. (1993)

• Katliamın asli faillerinden olduğu sonradan kesinleşecek olan onlarca sanık, ilk duruşmalarda “tutuksuz yargılanmak üzere” tahliye edildi. Çoğu firar etti. (1993-1994)

• Dönemin Refah Partili Adalet Bakanı Şevket Kazan’ın katliam sanıklarını Ankara Merkez Kapalı Cezaevi’nde ziyaret ettiği iddia edildi. (1996)

• Kırmızı bültenle aranan firari sanık hakkında mahkemenin arama kararı gönderdiği adres, mağdur ailelerinin avukatlığını üstlenen Şenal Sarıhan’ın avukatlık ofisi çıktı.

• Sanık Yılmaz Bağ’ın aranırken evlendiği iddia edildi. (16 Temmuz 1993)

• Yılmaz Bağ’ın ölümünün 4 yıl sonra mahkemeye bildirildiği iddia edildi. (2006 – 2010)

• Sanık İhsan Çakmak’ın aranırken evlendiği iddia edildi. (1999)

• Sanık İhsan Çakmak’ın aranırken ehliyet aldığı iddia edildi. (2000)

• Zeynep Altıok’un katliama dair açıklamaları nedeniyle işine son verildi.

• Başfirari Cafer Erçakmak’ın Sivas’teki evinde ölmesi. (10 Temmuz 2011)

• Cafer Erçakmak’ın firariyken emekli maaşı alması. (1993 – 2011)

• Vahit Kaynar, Polonya’da 32 bin dolar ödeyerek serbest bırakıldı.

• Almanya iade dosyalarındaki sorunlar.

• Oteli yakmakla yargılanan Faruk Ceylan cezaevinde baba oldu.

• Harun Kavak’ın firari olduğu sırada kendi kimliğiyle sınırı geçmesi.

• Anma etkinliklerine getirilen yasaklar ve polis müdahaleleri.

• Madımak Oteli’nin altına kebap salonu açılması. (1993 – 2010)

• Utanç panosuna katillerin isimlerinin yazılması. (2011)

• Erdoğan’ın ilk zamanaşımı kararına “Hayırlı olsun” demesi. (Mart 2012)

• Mahkemede “1 dakika” süren sembolik duruşmalar. (2010’lar)

• Katliamın “İnsanlığa karşı suç” sayılmaması. (2012 ve 2023)

• Devlet Denetleme Kurulu (DDK) raporunun 21 yıl gecikmesi (2014)

• Binanın “Utanç Müzesi” olması talebinin inatla reddedilmesi.

• Sivas’ta dağıtılan gerici bildiriler gündeme gelmedi.

• Anayasa Mahkemesi’nin dosyayı rafta bekletmesi.

• Sanık avukatlarının siyasette yükselmesi.

• Katliam davasını takip eden avukatlar tehdit edildi.

• Sanık Ahmet Turan Kılıç, Cumhurbaşkanı tarafından affedildi. (Ocak 2020)

• İkinci müebbet firarisine de Cumhurbaşkanı affı getirildi. (6 Eylül 2023)

•Ana davanın tamamen kapatılması. (14 Eylül 2023)

Gündem - 08:11 A A
BENZER HABERLER
Hazır Site by Uzman Tescil