Eğitim-Sen, Sabun olmayan okullara mescit...
İstanbul Valiliği, okullara mescit alanı yapılmasına karar verdi. Karar tepki gösteren Eğitim-Sen’liler, “Eğitimin laik yapısını fiilen ortadan kaldırmaya çalışıyorlar” dedi. İstanbul Valiliği, kentteki okullarda cuma namazı kılınabilecek mescit alanları oluşturulmasına karar ver
İstanbul Valiliği, okullara mescit alanı yapılmasına karar verdi. Karar tepki gösteren Eğitim-Sen’liler, “Eğitimin laik yapısını fiilen ortadan kaldırmaya çalışıyorlar” dedi.
İstanbul Valiliği, kentteki okullarda cuma namazı kılınabilecek mescit alanları oluşturulmasına karar verdi. İstanbul Valisi Davut Gül’ün imzasını taşıyan yazı, 39 ilçe kaymakamlığı ile ilgili kurumlara gönderildi. Eğitim-Sen’liler, “İstanbul Valiliği’ni anayasal ve pedagojik ilkeleri hiçe sayan bu talimatı derhal geri çekmeye çağırıyoruz” dedi. Karara göre yeni yapılacak okulların projelerinde yeterli kapasiteye sahip mescitlere yer verilecek. Mevcut okullarda ise uygun bölümler dönüştürülerek ‘cuma mescidi’ olarak kullanılacak. Valiliğin yazısında, öğrenciler ile eğitim çalışanlarının ibadet ihtiyaçlarının temel hak ve özgürlükler kapsamında olduğu belirtildi. Uygulamanın öğrencilerin ibadetlerini güvenli bir ortamda yapmalarını sağlaması, okul dışına çıkışları azaltması ve derslerin aksamasını önlemesi amaçlandığı söylendi. Yeni yapılacak eğitim kurumlarının proje ve planlama aşamasında, cuma namazının kılınmasına imkân verecek büyüklükte mescit alanları ayrılacak. Kullanımda olan okullarda ise mevcut imkânlar değerlendirilerek uygun alanlar mescide dönüştürülecek. Bu doğrultuda, cuma namazı gibi toplu ibadetlere katılmak isteyen öğrenci ve personel için okullarda fiziki şartları uygun alanların hazırlanacağı belirtildi.
Eğitim-Sen kararın Laiklik İlkesi (Anayasa m. 2, 24 ve 174): Anayasa'nın değiştirilemez maddelerinden olan laiklik ilkesi gereği devletin tüm inançlara eşit mesafede olması gerektiği savunulur. Okullarda belirli bir din veya mezhebe yönelik ibadethane açılmasının devletin tarafsızlığına ve kamusal alanın laik yapısına zarar verdiği iddia edilir.Eğitim ve Öğretim Hakkı (Anayasa m. 42): Eğitim ve öğretimin çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre devletin gözetim ve denetimi altında yapılması gerektiği belirtilir. Açıkça aykırı olduğunu belirtilerek geri çekilmesi için çağrı yaptı. Laiklik ilkesinin, eğitim sisteminin ise dinsel referanslarla değil, akıl, bilim ve evrensel değerler doğrultusunda yapılandırılmasını zorunlu kıldığı hatırlatılan açıklamada, “Eğitim kurumlarının asli görevi, dini ritüeller için mekanlar inşa etmek veya mevcut alanları dönüştürmek değil, çocuklara bilimsel, nitelikli, parasız ve kamusal eğitim imkanı sunmaktır. Okulların asıl çözülmesi gereken sorunlarını çözmek için adım atmayanlar, cuma namazı kılınacak dinsel ibadet merkezlerine dönüştürülmesi gibi tartışmalı girişimlerle, eğitimin laik yapısını fiilen ortadan kaldırmayı ve eğitimde yeni gerilim alanları yaratmayı hedeflemektedir” denildi.
Açıklamanın devamında şöyle devam edildi: "Çocuklarımızın ihtiyacı dinsel dayatmalar, okul içinde oluşturulacak ibadethaneler veya ayrıştırıcı uygulamalar değildir. İhtiyaçları; özgür, eleştirel, bilimsel, sanatsal ve laik bir eğitim ortamıdır. Valiliğin anayasal ve pedagojik ilkeleri hiçe sayan bu talimatı derhal geri çekmeye çağırıyoruz. Kamuoyunu, okullarımıza, çocuklarımızın geleceğine ve laik eğitime sahip çıkmaya davet ediyoruz.”
Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak'ın tepkisi ise şöyle: Basına yansıyan resmi yazıya göre İstanbul Valiliği, 39 ilçe kaymakamlığına gönderdiği talimatta yeni yapılacak okullarda cuma namazı kılınabilecek kapasitede mescit alanlarının planlanmasını, mevcut okullarda ise uygun alanların “Cuma Mescidi” olarak düzenlenmesini istemiş.
Laiklik ilkesi açısından ise devlet okullarının belirli bir inancın ibadet pratiğine göre yeniden düzenlenmesi tartışma yaratmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın laiklik ilkesi ve eğitim hizmetlerinin tarafsızlığı bakımından, kamu otoritesinin belli bir dini uygulamayı kurumsal olarak teşvik edip etmediği sorusu gündeme gelmektedir. "Devlet inançlar karşısında tamamen nötr ve pasif kalmalıdır" diyen laiklik anlayışına göre anayasal bir ihlaldir.
*Eğitim politikası açısından ise özellikle derslik, kütüphane, laboratuvar, sosyal alan ve spor salonu gibi temel eğitim mekânlarının birçok okulda yetersiz olduğu bir dönemde, önceliğin eğitim ortamlarının iyileştirilmesi gerekirken, bu durum sorunlardan kaçış ve eğitimi dinselleştirme çabasının uzantısı.
Çoğulculuk ve eşitlik açısından ise kamu okulları farklı inançlardan ve inançsız öğrencilerden oluşmaktadır. Bu nedenle alınan kararların herhangi bir inanç grubuna ayrıcalık tanıdığı izlenimi oluşturmaması ve tüm öğrencilerin haklarını gözetmesi önemlidir.
Eğitim Sen’in yıllardır dile getirdiği perspektif, bu tür düzenlemeler, eğitimin kamusal, bilimsel ve laik niteliğini zayıflatan, okulları dini referanslarla yeniden şekillendiren adımlar olarak değerlendiriyoruz. Bu yaklaşıma göre devletin görevi belirli bir ibadet biçimini okul yaşamının parçası hâline getirmek değil; tüm öğrencilerin din ve vicdan özgürlüğünü güvence altına alırken eğitim kurumlarını hiçbir inanç veya inançsızlık karşısında ayrıcalıklı ya da dışlayıcı olmayan, tarafsız kamusal alanlar olarak korumaktır.
Dolayısıyla söz konusu talimat, yalnızca fiziki mekân düzenlemesi değil; laiklik, eğitim politikası, kamu yönetiminin tarafsızlığı ve çocuk hakları bakımından da hukuki ve toplumsal tartışmalara konu olabilecek bir uygulama niteliği taşımaktadır.
Yorumlar
Henüz onaylı yorum yok.
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun.