Danıştay’dan Tartışmalı Ramazan Genelgesi Kararı: Yürütmeyi Durdurma Talebi Reddedildi!
Üye, bu idari işlemin devletin tarafsızlık ödevini zedelediğini ve Anayasa'nın laiklik, eşitlik, din ve vicdan hürriyeti, çocuk hakları ile eğitim hakkını düzenleyen maddelerine aykırılık teşkil ettiğini vurguladı.
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulan “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri” genelgesi, eğitim sisteminin idari yapısı ve anayasal ilkeler açısından yeni bir tartışma başlattı. Laiklik Meclisi üyesi velilerin, uygulamanın durdurulması yönünde Danıştay’da açtığı dava, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu tarafından 5’e 4 oy çokluğuyla reddedildi. Kararın oy çokluğuyla alınması ve üyeler arasındaki görüş ayrılığı, konunun hukuki ve pedagojik boyutunun ne denli hassas olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
Davalı idare, savunmasında iftar ve Ramazan ayı etkinliklerini UNESCO kararlarına dayandırarak "sosyo-kültürel bir gelenek" ve "değerler eğitimi" olarak nitelendiriyor. Ancak sahada uygulanan "Ramazan Çetelesi" ve "ibadet takip çizelgeleri" gibi pratikler, konunun sadece kültürel bir motif olmanın ötesine geçtiğini gösteriyor. Henüz gelişim çağında olan çocukların dini pratiklerinin okullarda formlar vasıtasıyla kayıt altına alınması, pedagojik açıdan akran zorbalığına ve öğrenciler üzerinde dolaylı bir sosyal baskı oluşmasına zemin hazırlayabilir.
Nitekim karara muhalif kalan Danıştay üyesinin şerhinde yer alan şu hukuki tespitler, durumun vahametini net bir şekilde ortaya koymaktadır: “Kültürel değerler ve toplumsal dayanışma görünümü adı altında yapılan uygulamaların özünde inanç ve ibadet içerikli olduğu anlaşılmaktadır. Konu faaliyeti ‘değer ve kültür’ faaliyeti olarak görmek, işlemin gerçek mahiyetini perdelemektedir.” Yüksek yargı üyesinin de işaret ettiği gibi, devlet eliyle yürütülen ve öğretmenlere izleme formu doldurtulmasını öngören bu tür düzenlemeler, etkinliklere katılmayan öğrencilerin soyutlanma riskini beraberinde getirmektedir.
Hukuki bir perspektiften bakıldığında, eğitimde nesnellik ve tarafsızlık ilkelerini zedeleyen bu idari işlemin, Anayasa’nın amir hükümleriyle çeliştiği iddiaları göz ardı edilemez. Söz konusu idari tasarrufun doğrudan etkilediği anayasal maddeler şunlardır:
Madde 2 (Laiklik İlkesi): Anayasa Mahkemesi içtihatlarında da belirtildiği üzere laiklik, devletin tüm inançlar karşısında tarafsız kalmasını ve dini vecibeleri bizzat organize eden bir özne konumuna gelmemesini gerektirir.
Madde 10 (Kanun Önünde Eşitlik): Kamu hizmeti sunulurken tüm vatandaşlara ve öğrencilere inanç ayrımı gözetmeksizin eşit mesafede durulması zorunludur.
Madde 24 (Din ve Vicdan Hürriyeti): Hiç kimsenin ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya zorlanamayacağı ve dini inançlarından dolayı kınanamayacağı güvence altındadır. Okul ortamındaki takip mekanizmaları bu hürriyeti zedeleyici niteliktedir.
Madde 41 (Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları): Devlet, her çocuğun her türlü psikolojik baskı ve olumsuz etkiden korunması için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür.
Madde 42 (Eğitim ve Öğrenim Hakkı): Eğitim ve öğretimin, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre devletin gözetim ve denetimi altında yapılması esastır.
Eğitim kurumları, her kademeden öğrencinin kendisini güvende, eşit ve baskıdan uzak hissettiği alanlar olmak zorundadır. "Gönüllülük" esasına dayandığı ileri sürülen ancak uygulamada kurumsal bir takibe dönüşen idari düzenlemeler, toplumsal barışı ve eğitimde fırsat eşitliğini zedeleme riski taşır. Hukuk devletinin asli görevi, çocukların anayasal haklarını korumak ve eğitim sistemini bilimsel, çağdaş ve tarafsız bir çizgide tutmaktır.
Şerhe ilişkin Cumhuriyet'e değerlendirmelerde bulunan Laiklik Meclisi Yürütme Kurulu üyesi Av. Doğan Erkan; "Yusuf Tekin'in Ramazan Genelgesi'nde sözde 'gönüllük' esasına dayandığı söylemi, gerçekte ibadeti devlet eliyle düzenleyerek çocukları baskı altında tutmaya yarıyor. Bu genelgeyle ve takip çizelgesiyle bir mezhebin dini ritüelleri okul aracılığıyla dayatıldı çocuklarımıza. Laik eğitim ilkesiyle bağdaşmadığı açık. Şerh bizlerin dava gerekçelerimizi destekliyor. Ülkenin tarikatlar arasında paylaştırıldığı günlerde, AKP'nin ve tarikatçı Yusuf Tekin'in gerçek amaçlarını biliyoruz. Şeriata, faşizme, karanlığa geçit vermeyeceğiz" dedi.
Yorumlar
Henüz onaylı yorum yok.
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun.