BORSA İSTANBUL’DA "KÂR SATIŞI" MI, "LİKİDİTE TUZAĞI" MI?
BİLANÇOLAR UÇTU, ENDEKS SUSTU
Mustafa GözaydınKöşe yazısı
BİLANÇOLAR UÇTU, ENDEKS SUSTU: BORSA İSTANBUL’DA "KÂR SATIŞI" MI, "LİKİDİTE TUZAĞI" MI?
Mustafa GÖZAYDIN
8 Ağustos 2026
Türkiye ekonomisi, enflasyonu dizginlemeyi amaçlayan sıkı para politikasının makroekonomik etkilerini derinden hissederken, sermaye piyasalarında finans dünyasının en çelişkili dönemlerinden birine şahitlik ediyoruz. Şirketlerin ikinci çeyrek finansal sonuçları ardı ardına açıklanırken adeta bir "bilanço şöleni" yaşanıyor. Ancak madalyonun diğer yüzünde, gelen tüm bu güçlü kârlılık rasyonlarına rağmen Borsa İstanbul (BIST 100) endeksinin derin bir sessizliğe gömüldüğünü, hatta aşağı yönlü baskılandığını görüyoruz. Piyasa aktörlerinin aklında tek bir soru var: Ekranlardaki bu durgunluk sıradan bir "kâr satışı" mı, yoksa borsayı içine çeken bir "likidite tuzağı" mı?
Bilançolar Uçtu: Şirket Kârlılıklarında %69 Başarı
Veriler, Türk şirketlerinin zorlu makroekonomik iklime rağmen operasyonel güçlerini koruduğunu açıkça ortaya koyuyor. İkinci çeyrek bilançolarını açıklayan şirketlerin %69’u, piyasa analistlerinin beklentilerini aşarak güçlü net kârlar ve yüksek FAVÖK (Faiz, Amortisman ve Vergi Öncesi Kâr) marjları ilan etti. Özellikle ihracat potansiyeli yüksek sanayi devleri, maliyet yönetimini doğru kurgulayan ulaştırma ve perakende sektörü ile faiz ortamından beslenen sigortacılık şirketleri kelimenin tam anlamıyla "uçan bilançolara" imza attı. Normal şartlar altında endeksi yukarı taşıması gereken bu finansal başarılar, ne yazık ki fiyatlama mekanizmasında karşılık bulamadı.
Endeks Sustu: 13.900 Barajında Likidite Sıkışması
Peki, şirketler bu kadar güçlü kâr ederken BIST 100 endeksi neden sustu? Buradaki temel etken, piyasanın içine düştüğü likidite tuzağıdır. Politika faizinin %37,00 seviyesinde bulunduğu bu yüksek faiz ikliminde, risksiz getiri sunan mevduat faizleri borsanın en büyük rakibi haline gelmiştir. Taze para girişinin sınırlı kaldığı piyasada mevcut likidite, ardı ardına gelen halka arzlar (IPO) tarafından adeta emilmektedir. Sadece temmuz ayındaki 12 yeni halka arzın piyasadan milyarlarca liralık nakit çekmesi, yatırımcıların mevcut güçlü hisselerini satarak nakde geçmesine yol açtı. Halka arzlara nakit yetiştirmek isteyen yerli yatırımcı, iyi bilanço açıklayan köklü şirketlerde bile satış yönlü pozisyon aldı.
"Kâr Satışı" mı, "Likidite Tuzağı" mı?
Endeksteki bu patinajı sadece zirve seviyelerden gelen olağan bir "kâr satışı" olarak okumak resmi eksik görmektir. Karşı karşıya olduğumuz durum, makro istikrar adımlarının piyasa mekanizması üzerindeki doğal bir sonucudur. Bankacılık endeksinde (XBANK) yaşanan düzeltme hareketi de lokomotif hisseleri baskılayarak endeksi 13.779 puan seviyesine kadar çekmiştir. Teknik analiz açısından endekste yukarı yönlü bir hareketin kalıcı olabilmesi için öncelikle 13.900 ve 14.000 direnç hatlarının güçlü hacimle kırılması gerekiyor. Aşağıda ise 13.700 ve 13.600 seviyeleri, likidite sıkışıklığına karşı borsa içi dengenin korunacağı en kritik teknik destek sınırlarıdır.
Borsa İstanbul’daki sessizlik şirketlerin yapısının bozulmasından değil, piyasadaki taze para dolaşımının yüksek faiz ve alternatif risksiz enstrümanlar arasında bloke olmasından kaynaklanıyor. "Beklentiyi satın al, gerçekleşeni sat" stratejisiyle hareket eden spekülatif kâr satışları elbet son bulacaktır. Yatırımcıların bu dönemde borsa içi dönemsel rüzgarlara kapılmak yerine, rasyonel çarpanlara sahip, nakit akışı güçlü ve 200 günlük hareketli ortalamalarına yakın seyreden ucuz kalmış hisselerde sabırla pozisyon koruması, bu likidite tuzağından kazançla çıkmanın tek anahtarıdır.
Yorumlar
Henüz onaylı yorum yok.
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun.