Etiket: Türkiye

  • Karadağ Dışişleri Bakanlığı,1 Kasım 2026 itibarıyla vize uygulanacağını duyurdu

    Karadağ Dışişleri Bakanlığı,1 Kasım 2026 itibarıyla vize uygulanacağını duyurdu

    Karadağ, vize politikasını Avrupa Birliği’nin (AB) vize politikasıyla tamamen uyumlu hale getirerek, AB’ye katılım müzakerelerinin 24’üncü faslının kapatılmasına yönelik nihai kriterlerden birini yerine getirdi.

    Karadağ Budva Turu - Drabos Travel Çanakkale

    Karadağ Dışişleri Bakanlığı, bu çerçevede vize rejimi yönetmeliğinde yapılan değişiklikler dahilinde Türkiye, Çin, Rusya, Suudi Arabistan ve Belarus vatandaşlarının 1 Kasım 2026’dan itibaren Karadağ’a giriş yapabilmeleri için vize almaları gerekeceğini duyurdu.

    Karadağ hükümetinin yönetmeliğine göre bu ülkelerin vatandaşları, ekim ayı sonuna kadar mevcut vize rejiminden yararlanmaya devam edebilecek.

    Karadağ hükümeti, geçtiğimiz yılın sonunda başkent Podgoritsa’da yaşanan olaylar ve düzenlenen protestolar sonrasında 27 Ekim 2025’te Türk vatandaşlarına yönelik vizesiz seyahat uygulamasını geçici olarak askıya alma kararı almıştı.

    Hükümet, 23 Aralık 2025’te askıya alma kararını kaldırmış ancak Türk vatandaşlarının vizesiz kalış süresini 90 günden 30 güne indirmişti. Karadağ, katılım müzakereleri çerçevesinde 2028 yılında AB’nin 28’inci üyesi olmayı hedefliyor.

  • Ekonomik krizin ortasında dolar milyoneri  sayısında artış

    Ekonomik krizin ortasında dolar milyoneri sayısında artış

    Türkiye, dolar milyoneri sayısındaki artışta dünyanın en hızlı yükselen ülkeleri arasında yer aldı. UBS’nin Küresel Servet Raporu’ndan derlenen ve Euronews tarafından yayımlanan verilere göre, 2025 yılında Türkiye’deki dolar milyoneri sayısı yüzde 6,4 artarak bu alanda dünyada ikinci sıraya yükseldi.

    Rapora göre, Türkiye’de bir yıl içinde 5 bin 650 kişi daha dolar milyoneri olurken, artış oranında yalnızca Litvanya’nın gerisinde kaldı. Türkiye; Letonya, Macaristan, İrlanda, Rusya ve İsrail’i geride bırakarak servet artışında öne çıkan ekonomiler arasında yer aldı.

    YÜKSEK ENFLASYON YAŞAYAN ÜLKELERDE MİLYONER SAYISI DAHA HIZLI ARTTI

    Raporda, servet artışının yalnızca gelişmiş ekonomilerle sınırlı kalmadığına dikkat çekildi. Yüksek enflasyonun görüldüğü ve varlık fiyatlarında güçlü yükseliş yaşanan ülkelerde de dolar milyoneri sayısının hızla arttığı belirtildi.

    Türkiye’nin listedeki güçlü yükselişinin, son dönemde finansal varlıklar ve gayrimenkul fiyatlarında yaşanan artışın servet dağılımına yansımasını ortaya koyduğu ifade edildi.

    MUTLAK SAYIDA ABD ZİRVEDE YER ALDI

    Yeni dolar milyoneri sayısında ise ABD açık ara ilk sırada yer aldı. Ülkede bir yılda 441 bin 78 yeni dolar milyoneri oluştu.

    ABD’yi 43 bin 139 yeni dolar milyoneriyle Birleşik Krallık, 34 bin 604 ile Fransa, 32 bin 707 ile İspanya ve 31 bin 428 ile Japonya takip etti.

    DOLAR MİLYONERİ SAYISINDAKİ ARTIŞ ORANINDA İLK 10 ÜLKE

    Sıra Ülke Artış Oranı Yeni Dolar Milyoneri
    1 Litvanya Yüzde 8,0 921
    2 Türkiye Yüzde 6,4 5.650
    3 Letonya Yüzde 5,7 1.131
    4 Macaristan Yüzde 5,3 1.349
    5 İrlanda Yüzde 5,2 9.491
    6 Rusya Yüzde 5,2 21.951
    7 İsrail Yüzde 4,7 8.803
    8 Güney Afrika Yüzde 4,1 3.840
    9 Polonya Yüzde 4,0 3.888
    10 Şili Yüzde 3,9 2.593

    Raporda, dolar milyoneri sayısındaki artışın ülkelerin ekonomik büyüklüğünden ziyade finansal varlıkların değer kazanması, sermaye piyasalarının performansı, döviz kurlarındaki hareketler ve gayrimenkul fiyatlarındaki yükseliş gibi faktörlerden etkilendiği vurgulandı.

  • Dünyanın en büyük 20 ekonomisi

    Dünyanın en büyük 20 ekonomisi

    IMF’nin nominal GSYİH projeksiyonlarına dayanan yeni raporu, küresel ekonomiler ligindeki güç dengelerini ortaya koyarken Türkiye’nin de ilk 20 içindeki yerini koruduğunu gösterdi. Peki, Türkiye küresel ekonomiler arasında kaçıncı sırada? İşte tüm liste…

    Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) 2026 yılına ilişkin ekonomik verileri kapsamında hazırlanan dünyanın en büyük ekonomileri sıralaması belli oldu. Nominal Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) verilerine göre oluşturulan listede ABD ve Çin ilk iki sıradaki yerini korurken, Türkiye de dünyanın en büyük ekonomileri arasında üst sıralarda yer aldı.

    Nominal GSYİH büyüklüklerine göre hazırlanan sıralamada ABD 32,4 trilyon dolarlık ekonomisiyle ilk sırada yer alırken, Çin 20,9 trilyon dolarla ikinci sıraya yerleşti. Almanya 5,5 trilyon dolarla üçüncü olurken, Japonya ve Birleşik Krallık ilk beşi tamamladı.

    Türkiye ise 1,6 trilyon dolarlık nominal GSYİH ile dünyanın en büyük ekonomileri arasında yerini aldı.

    IMF'ye Göre 2026'nin En Büyük Ekonomileri IMF tahminlerine göre 2026'da  küresel ekonominin en büyük payını yine ABD ($31,8 trilyon) ve Çin ($20,6  trilyon) oluşturuyor. Almanya, Hindistan ve Japonya'nin yer aldığı ilk 5

    1- ABD: 32,4 trilyon dolar

    2- Çin: 20,9 trilyon dolar

    3- Almanya: 5,5 trilyon dolar

    4- Japonya: 4,4 trilyon dolar

    5- Birleşik Krallık: 4,3 trilyon dolar

    6- Hindistan: 4,2 trilyon dolar

    7- Fransa: 3,6 trilyon dolar

    8. İtalya – $2.7 Tn

    9- Rusya: 2,7 trilyon dolar

    10- Brezilya: 2,6 trilyon dolar

    11- Kanada: 2,5 trilyon dolar

    12- Avustralya: 2,1 trilyon dolar

    13- Meksika: 2,1 trilyon dolar

    14- İspanya: 2,1 trilyon dolar

    15- Güney Kore: 1,9 trilyon dolar

    16- Türkiye: 1,6 trilyon dolar

    17- Endonezya: 1,5 trilyon dolar

    18- Hollanda: 1,4 trilyon dolar

    19- Suudi Arabistan: 1,4 trilyon dolar

    20- İsviçre: 1,1 trilyon dolar

  • ÇALIŞAN DA ÇALIŞMAYAN DA AÇ!

    ÇALIŞAN DA ÇALIŞMAYAN DA AÇ!

    Türkiye’nin ekonomi politiği ve sosyal güvenlik altyapısı, AKP hükümetleri döneminde köklü bir yapısal çöküşe sahne oldu. Anayasa’da güvence altına alınan “sosyal devlet” kavramı, yurttaşına evrensel hak temelli bir güvence sunmaktan uzaklaştı. Bunun yerine derinleşen yoksulluğu ve bölüşüm şoklarını cüzi nakdi transferlerle yönetmeyi amaçlayan devasa bir bağımlılık sistemine evrildi.

    Cumhuriyet’in ulaştığı son resmi veriler ve tarihsel analizler, bağımlılık tuzağını gözler önüne seriyor. İktidarın övgü dolu söylemleri ile sahadaki sosyolojik enkaz arasındaki devasa asimetri böylece belgeleniyor.

    17 MİLYON YURTTAŞ YARDIMLA YAŞIYOR

    Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın yayımladığı son raporlar, krizin ulaştığı boyutları net bir biçimde belgeliyor. En güncel verilere göre Türkiye’de yaklaşık 17.114.912 yurttaş yaşamını çeşitli sosyal yardım kalemleriyle sürdürmeye çalışıyor. Bu tablo, hane bazında değerlendirildiğinde 4.200.000 ile 4.570.000 hane aralığına tekabül ediyor. Ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 20‘si doğrudan sosyal yardımlara bağımlı hale geldiği görülüyor.

    Yoksulluğun tabana yayıldığının en çarpıcı tescili ise Genel Sağlık Sigortası (GSS) primleri devlet tarafından ödenen yurttaşların sayısı oldu. Bu grup, hane içinde kişi başına düşen geliri brüt asgari ücretin üçte birinin altında kalan yurttaşlardan oluşuyor. 2018 yılında 6.900.000 kişi olan bu gruptaki nüfus, günümüzde 9.444.000‘in üzerine çıkarak rekor kırdı. 2021 yılından bu yana e-Devlet kapısı üzerinden sosyal yardım almak için başvuranların sayısı 26.800.000‘i aştı. Bu rakam, gizli yoksulluğun ve potansiyel muhtaçlığın resmi rakamların da çok ötesinde patladığını kanıtlıyor.

    TÜRKİYE ÇOCUK YOKSULLUĞU

    Avrupa Birliği’nin (AB) sosyal koruma mimarisi ile Türkiye’de uygulanan sistem arasındaki yapısal fark, iktidarın ekonomide ”başarılı ve istikrarlı” bir gidişat olduğu iddialarını çürütüyor. Eurostat verilerine göre AB üyesi ülkelerde sosyal koruma harcamalarının GSYH’ye oranı ortalama yüzde 27,3 ile yüzde 27,8 seviyelerinde seyrediyor. Fransa’da bu oran yüzde 33,8‘e ulaşıyor. TÜİK verilerine göre ise Türkiye’de bu oran 2024 yılı itibarıyla yalnızca yüzde 11,1 seviyesinde bulunuyor.

    Çok boyutlu yoksulluk endeksi (AROPE) verilerinde Türkiye tam anlamıyla negatif ayrışıyor. Genç nüfusta, yani 15-29 yaş aralığında, yoksulluk riski AB ortalamasında yüzde 24,2 iken Türkiye’de yüzde 28,2‘ye çıkmış durumda.

    Çocuk yoksulluğunda tablo daha da ağır. 0-17 yaş aralığındaki çocukların yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında yaşama oranı AB genelinde ortalama yüzde 24,7 seviyesinde seyrediyor. Türkiye’de ise çocukların yüzde 42,7‘si bu riskle burun buruna yaşıyor. AB’nin ekonomik olarak en geride kalmış ülkesi olan Romanya’da bile bu oran yüzde 41,5‘te kalıyor. Türkiye, AB ortalamasını neredeyse ikiye katlayarak çocuklarını açlığa, yoksunluğa ve yetersiz beslenmeye mahkûm etmede Avrupa klasmanında açık ara ilk sıraya yerleşti.

    Avrupa’daki sistemler bireyi işgücü piyasasına entegre etmeyi hedefliyor. Almanya’nın yeni Grundsicherung modeli ile Fransa’nın RSA modeli bu yaklaşımın örnekleri arasında yer alıyor. Türkiye’de ise sosyal yardım tasarımı farklı işliyor. Bireyleri düşük ücretli kayıtlı istihdamdansa yardımlara tutunmaya veya merdiven altı kayıtdışı çalışmaya iten bir ‘refah tuzağı‘ üretiyor.

    Fransa gibi RSA modeli uygulayan ülkelerde belirli bir yardımın ardından bireyin çalışma hayatına geri dönmemesi üzerine bu yardımlar kesilebiliyor. Bu ülkelerde yardım alanların iş hayatına katkıda bulunması teşvik ediliyor. Türkiye’de ise yardımların süresine dair benzer bir uygulama bulunmuyor.

    24 YIL SONRA RAKAMLAR NE ANLATIYOR?

    2002 yılı öncesi verilerle Temmuz 2026 memur maaş katsayısı güncellemelerinin ardından belirlenen yeni sosyal yardım miktarları kıyaslandığında derinleşen muhtaçlığın hacmi somutlaşıyor.

    ÇALIŞAN DA ÇALIŞMAYAN DA AÇ!

    Yüksek enflasyon sebebiyle yapılan artışlara karşın yardımların 2026 yılı açlık sınırı ile arasındaki fark dikkat çekiyor.

    2026 verileriyle dört kişilik bir ailenin sadece zorunlu gıda harcamalarını ifade eden açlık sınırı 35.759 TL’ye ulaştı. Net asgari ücret ise 28.075 TL seviyesinde seyrediyor. Ara zammın dahi düşünülmediği süreçte muhtaç sayısındaki hızlı artışa karşın yapılan yardımların açlık sınırının ancak dörtte birine karşılık gelmesi dikkat çekiyor.

    Türkiye’deki en yüksek sosyal yardım kalemi olan Evde Bakım Yardımı 15.755 TL düzeyinde. Bu tutar bile açlık sınırının ancak yüzde 44‘üne tekabül edebiliyor. Ağır engelli bir yurttaşa sağlanan 8.689 TL’lik destek ise açlık sınırının dörtte biri dahi etmiyor. Yardımlar enflasyon karşısında eriyip buharlaşıyor.

  • Türkiye Cep Telefonu IMEI kayıt harcı ücretinde dünya birincisi

    Türkiye Cep Telefonu IMEI kayıt harcı ücretinde dünya birincisi

    Yurtdışından getirilen cep telefonlarının yurtiçinde kullanılabilmesi için ödenmesi gereken IMEI kayıt harcı, dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde uygulanmazken, Türkiye’nin bu sistemi daha çok sosyoekonomik gelişmişlik seviyesi düşük ülkelerle birlikte uygulaması dikkat çekiyor. 1 Ocak 2026 itibarıyla IMEI kayıt harcı 54 bin 258 TL’ye yükseldi.

    2012 yılında 100 TL olan harç, 14 yılda 542 kat artış gösterdi. Türkiye’nin uyguladığı sabit maktu harç sistemi, üst segment bir akıllı telefonun kayıt bedelinin cihazın kendi değerini yüzde 100,4 oranında aşmasıyla dikkat çeken bir konumda bulunuyor.

    IMEI KAYIT SİSTEMİ 2005’TE YASAL ZEMİNE OTURDU

    Cep telefonu IMEI tescil zorunluluğu ilk kez 2005 yılında yasal düzenlemeyle hayata geçirildi.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 2 Temmuz 2005’te kabul ettiği 5392 sayılı Kanun ile cihaz kimlik bilgilerini tutan veri tabanının işletilmesi görevi, bugünkü adıyla Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na (BTK) verildi.

    SİSTEMİN OLUŞUMUNDA SEKTÖRÜN DE ETKİSİ OLDU

    Sistemin oluşturulmasında devletin vergi politikalarının yanı sıra sektör temsilcilerinin kayıt dışılıkla mücadele kapsamında yürüttüğü istişari süreçlerin kanunun olgunlaşmasına katkı sağladığı ifade ediliyor.

    2000’li yıllarda yurtdışından kaçak cihaz girişlerinin artması nedeniyle resmi distribütörler önemli pazar kayıpları yaşadı. Kamu otoriteleri ile yürütülen bu ortak çalışmaların, IMEI kayıt sisteminin yasal altyapısının oluşturulmasında etkili olduğu belirtiliyor.

    2019’DAN SONRA KURALLAR SIKILAŞTIRILDI

    İlk yıllarda daha esnek şekilde uygulanan Merkezi Mobil Cihaz Kimlik Tanımı Veri Tabanı Sistemi (MCKS), 30 Mayıs 2019’da yürürlüğe giren düzenlemeyle daha sıkı kurallara bağlandı.

    Yeni uygulamayla birlikte yurtdışından getirilen telefonlar, üç takvim yılında bir olmak üzere yalnızca pasaport sahibinin kendi adına kayıtlı telefon hattıyla kullanılabilir hale geldi. Bu düzenlemeyle ticari amaçlı bireysel IMEI tescilleri sona erdi.

    IMEI HARCININ YILLARA GÖRE SEYRİ

    2012’den bu yana uygulanan IMEI kayıt harcı şu şekilde değişti:

    2012 100 lira
    2015 131,50 lira
    2016 138,80 lira
    2017 149,20 lira
    2018 170,70 lira
    2019 1.500 lira
    2020 1.838,70 lira
    2021 2.006,20 lira
    2022 2.732 lira
    2023 Ocak 2.732 lira
    2023 Temmuz 20.000 lira
    2024 31.692 lira
    2025 45.614,20 lira
    2026 54.258 lira

    2026 için başlangıçta yüzde 25,49‘luk Yeniden Değerleme Oranı (YDO) uygulanması öngörülmüş ve harcın 57.241,20 liraya çıkacağı hesaplanmıştı. Ancak çıkarılan cumhurbaşkanı kararıyla artış oranı yüzde 18,95‘e çekilerek harç 54.258 lira olarak belirlendi.

    DÜNYADA NASIL UYGULANIYOR?

    IMEI tescili yalnızca Türkiye’de zorunlu değil. Azerbaycan, Özbekistan, Pakistan, Endonezya ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) de benzer denetim mekanizmalarını uyguluyor. Ancak bu ülkelerin büyük bölümünde sabit maktu harç yerine cihazın piyasa değerine göre oransal vergilendirme ve gümrük matrahını tetikleyen karma mekanizmalar tercih ediliyor.

    Azerbaycan’da yolcu beraberinde getirilen 800 dolar üzerindeki cihazlar için muafiyet sınırını aşan kısım üzerinden yüzde 36 gümrük vergisi tahsil ediliyor ve bu vergi ödenmeden IMEI tescili yapılamıyor. Ayrıca cihazın değerine göre 20 ile 100 Manat (yaklaşık 570 – 2.743 TL) arasında değişen bir kayıt harcı alınıyor. Özbekistan’da havayolu muafiyet sınırı olan 1.000 doları aşan veya beyan edilmeyen cihazların UZIMEI kaydının onaylanması için cihaz değeri üzerinden yüzde 30 gümrük vergisi uygulanıyor; 320,88 TL (82.400 UZS) tutarındaki ücret ise yalnızca idari veri tabanı kayıt bedelini oluşturuyor.

    Pakistan’da bir iPhone 16 Pro Max’in pasaportla kayıt ücreti gümrük ve tescil maliyetleriyle birlikte yaklaşık 24.818 TL seviyesine karşılık geliyor. Endonezya’da havalimanı gümrük noktasında beyanda bulunan ve yerel vergi numarasına (NPWP) sahip kişilere 500 dolar muafiyet sınırını aşan kısım üzerinden yüzde 10 gümrük vergisi ve yüzde 12 KDV uygulanıyor. KKTC’de ise 496,46 TL tutarındaki teknik uygunluk ön kayıt ücretinin yanı sıra, cihazların şebekeye kalıcı olarak açılabilmesi için gümrük birimlerince belirlenen yüksek oranlı ithalat KDV’si ya da mevzuata göre maktu vergi yükümlülüklerinin yerine getirilmesi zorunluluğu bulunuyor.

    VERGİ CİHAZLARIN DEĞERİNİ GERİDE BIRAKTI

    Yaklaşık 1.200 dolar (2026 yılı kurlarıyla ortalama 56.000 lira) değerindeki üst segment bir akıllı telefonun yerel şebekelere açtırılması için ödenmesi gereken IMEI kayıt harcı Türkiye’de 54.258 liraya ulaşarak cihazın kendi değerini yüzde 100,4 oranında aşıyor. Başka bir deyişle yurttaş, telefon için ödediğinden daha fazlasını yalnızca kayıt harcı olarak yatırıyor.

    Söz konusu ülkeler kayıt sistemlerini kaçakçılığı önlemeye yönelik birer idari ve gümrük denetim aracı olarak işletip gümrük muafiyet sınırları üzerinden vergilendirme yaparken, Türkiye’de uygulanan maktu sistemin açık bir ithalat bariyerine dönüştüğü görülüyor.

    Kaynak:Cumhuriyet.com.tr

  • Türkiye’ye En Çok Göç Eden Ülke Vatandaşları Belli Oldu

    Türkiye’ye En Çok Göç Eden Ülke Vatandaşları Belli Oldu

    Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı 2025 yılı Uluslararası Göç İstatistikleri’ne göre, yurtdışından Türkiye’ye göç eden kişi sayısı bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829’a yükseldi. Göç eden nüfusun yüzde 56,6’sını erkekler, yüzde 43,4’ünü ise kadınlar oluşturdu.

    Türkiye’ye gelenlerin 91 bin 952’si Türk vatandaşı olurken, 301 bin 877’sini yabancı uyruklular oluşturdu.

    YURTDIŞINA GÖÇ AZALDI

    Türkiye’den yurtdışına göç eden kişi sayısı 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 5 azalarak 403 bin 216 olarak kaydedildi.

    Yurtdışına göç edenlerin yüzde 55,3’ünü erkekler, yüzde 44,7’sini kadınlar oluşturdu. Göç eden nüfusun 155 bin 119’u Türk vatandaşı, 248 bin 97’si ise yabancı uyruklu kişilerden oluştu.

    TÜRKİYE’YE EN FAZLA TÜRKMENİSTAN VATANDAŞLARI GELDİ

    2025 yılında Türkiye’ye gelen yabancı uyruklular arasında ilk sırayı yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Türkmenistan’ı yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları izledi.

    Türkiye’den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ise ilk sırada yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları yer aldı. Irak’ı yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları takip etti.

  • Capital Economics’ten Türkiye ekonomisi analizi

    Capital Economics’ten Türkiye ekonomisi analizi

    Capital Economics Gelişen Piyasalar Kıdemli Ekonomisti Liam Peach, Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerinde büyüme hızında belirgin bir yavaşlama beklediklerini ifade etti. Peach, enflasyondaki düşüş eğiliminin devam etmesinin, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası için yılın ilerleyen dönemlerinde faiz indirimlerinin yeniden başlamasına zemin hazırlayabileceğini söyledi.

    Peach, ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı’nın açık kalmasını sağlamaya yönelik anlaşmanın bozulması halinde Türkiye’nin en savunmasız ekonomilerden biri olabileceğini öngördü.

    ENFLASYONDA YÜZDE 30 BEKLENTİSİ

    Enflasyonun üçüncü çeyrekte yeniden düşüş eğilimine girmesini bekleyen Peach, bu oranın daha önce öngördüğü ya da TCMB’nin tahmin ettiği kadar gerilemeyebileceğini belirtti.

    Peach, “Manşet enflasyonun yıl sonu itibarıyla yüzde 30 seviyesinde kapanmasını bekliyoruz; merkez bankasının tahmini ise yüzde 26. Yine de bunun TCMB’nin yıl sonlarında gevşeme döngüsüne yeniden başlamasına olanak sağlayacağını düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

    FAİZ İNDİRİMLERİ GÜNDEMDE OLABİLİR

    Gelişmekte olan Avrupa ekonomilerinin İran savaşı kaynaklı enerji şokunu sınırlı bir büyüme kaybıyla atlattığını belirten Peach, bölgede enflasyonun genel olarak kontrol altında kaldığını ifade etti.

    Ekonomist, “Bu yıl Rusya, İsrail, Macaristan ve Türkiye’de faiz indirimleriyle birlikte küresel ölçekte parasal genişleme döngülerinin şekilleneceği birkaç bölgeden biri olacağını düşünüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

    TÜRKİYE İÇİN ENERJİ FİYATI UYARISI

    Capital Economics notunda Türkiye’nin bölgedeki diğer ekonomilere göre daha kırılgan bir konumda bulunduğu vurgulandı.

  • Türkiye en yüksek enflasyon oranına sahip dördüncü ülke…

    Türkiye en yüksek enflasyon oranına sahip dördüncü ülke…

    Türkiye enflasyonda dünya dördüncüsü: Enflasyon tüm Afrika ülkelerinde  Türkiye'den düşük | Euronews

    EN YÜKSEK ENFLASYONA SAHİP ÜLKELER

    Ortaya çıkan bu yeni tabloya göre Türkiye, mayıs ayında kaydettiği yüzde 32,61’lik resmi tüketici enflasyonu ile Arjantin’i geride bırakarak dünya genelinde en yüksek enflasyon oranına sahip dördüncü ülke konumuna yerleşti. Küresel ölçekte derlenen enflasyon istatistiklerine göre, listenin zirvesinde uzun süredir ağır ekonomik krizler ve ambargolarla boğuşan Venezuela yer alıyor.

    Venezuela’yı iç savaş ve istikrarsızlığın gölgesindeki Güney Sudan ikinci sırada izlerken, listenin üçüncü sırasında uzun süredir uluslararası yaptırımların baskısı altında olup 28 Şubat’tan bu yana ABD ve İsrail ile savaş halinde olan İran bulunuyor. Türkiye ise son verilerle birlikte dördüncü sıraya tırmanarak, uzun süredir kendi üzerinde yer alan Arjantin’i beşinci sıraya itti.

    G20’DE ZİRVE

    Sıralamadaki bu değişim, özellikle G20 ve OECD gibi Türkiye’nin de üyesi olduğu gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler gruplarında çok daha dikkat çekici bir ayrışmayı beraberinde getiriyor. Görsel veri analizi platformu Visual Capitalist ve OECD’nin yayınladığı son tüketici fiyat endeksi raporlarına göre, dünyanın en büyük ekonomileri arasında yer alan diğer ülkelerde enflasyon oranları tek hanelerde ve ağırlıklı olarak yüzde 3 ile 5 bandında seyrediyor. Bugüne kadar G20 ülkeleri içinde Arjantin’in ardından en yüksek enflasyona sahip ikinci ülke olan Türkiye, mayıs ayı verilerinin ardından kendi grubunda açık ara en yüksek fiyat artış oranına sahip ülke konumuna gelerek G20’de birinciliğe oturdu.

  • Bir aylık enflasyon artışı Avrupa’nın bir yılını geçti…

    Bir aylık enflasyon artışı Avrupa’nın bir yılını geçti…

    Türkiye, açıklanan son enflasyon verileriyle birlikte hem Avrupa’da hem de dünya genelinde en yüksek enflasyon oranlarına sahip ülkeler arasında yer aldı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) nisan ayı verilerine göre tüketici fiyatları aylık yüzde 4,18, yıllık bazda ise yüzde 32,37 arttı.

    AYLIK ENFLASYONDA YÜKSEK ARTIŞ

    Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), nisan ayında aylık bazda yüzde 4,18 yükseldi. Yıllık enflasyon ise yüzde 32,37 seviyesine ulaştı. Açıklanan veriler, Türkiye’de fiyat artışlarının hem aylık hem yıllık ölçekte yüksek seyrettiğini ortaya koydu.

    KÜRESEL SIRALAMADA İLK BEŞTE

    Nisan sonu itibarıyla son bir yıllık enflasyon verilerine göre yapılan uluslararası karşılaştırmada Türkiye, dünyada en yüksek enflasyona sahip beşinci ülke olarak öne çıktı. Türkiye’nin önünde Venezuela (yüzde 649), Güney Sudan (yüzde 113), İran (yüzde 50) ve Arjantin (yüzde 32,6) yer aldı.

    AVRUPA’DA EN YÜKSEK ENFLASYON

    Türkiye, hem aylık hem de yıllık enflasyon oranlarında Avrupa’da ilk sırada bulunuyor. En yakın takipçi Romanya’da yıllık enflasyon yüzde 9,9, Ukrayna’da ise yüzde 7,9 seviyesinde ölçüldü. Avrupa Birliği genelinde ortalama yıllık enflasyonun yüzde 2,3 seviyesinde olduğu bildirildi.

    TÜRKİYE, DÜNYA ORTALAMASININ ÜZERİNDE

    Avrupa’daki 31 ülkenin yıllık enflasyon oranlarının, Türkiye’de yalnızca nisan ayında kaydedilen yüzde 4,18’lik aylık artışın altında kaldığı ifade edildi. Ayrıca Türkiye’de yılın ilk dört ayındaki toplam enflasyonun yüzde 14,64’e ulaştığı ve bu oranın birçok Avrupa ülkesinin yıllık enflasyonunu aştığı belirtildi.

    Dünya genelinde incelenen 123 ülkenin yıllık enflasyon oranlarının da Türkiye’nin nisan ayındaki aylık artışının altında kaldığı kaydedildi.

  • IMF Türkiye raporu: Büyüme düşecek, işsizlik artacak

    IMF Türkiye raporu: Büyüme düşecek, işsizlik artacak

    Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) Nisan 2026 Dünya Ekonomik Görünüm raporunda Türkiye ekonomisine ilişkin büyüme tahminlerinin aşağı yönlü revize edildiği belirtildi. Revizyonda, ekonomik aktivite üzerindeki maliyet baskıları etkili oldu.

    BÜYÜME TAHMİNİ AŞAĞI ÇEKİLDİ

    IMF’ye göre Türkiye’nin 2026 yılı büyüme beklentisi, Ocak 2026 tahminine kıyasla 0,8 puan düşürülerek yüzde 4,2’den yüzde 3,4’e indirildi.

    Revizyonda 2025 yılındaki büyümenin beklentilerin altında kalması ile yükselen petrol ve doğalgaz fiyatlarının ekonomik aktivite üzerindeki etkisi belirleyici oldu.

    ORTA VADELİ BEKLENTİLER

    Raporda Türkiye ekonomisinin 2027 yılında yüzde 3,5 büyüyeceği öngörüldü. Bu oran, ocak ayında açıklanan yüzde 4,1’lik tahminin altında kaldı.

    ENFLASYON VE İŞSİZLİK TAHMİNLERİ

    IMF tahminlerine göre tüketici fiyatlarındaki artışın:

    • 2025’te yüzde 34,9
    • 2026’da yüzde 28,6
    • 2027’de yüzde 21,4

    seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor.

    İşsizlik oranının ise:

    • 2025 ve 2026’da yüzde 8,3
    • 2027’de yüzde 8,7

    olacağı öngörüldü.

    CARİ DENGEDE AÇIK BEKLENTİSİ

    Cari işlemler dengesinin:

    • 2025’te GSYH’nin yüzde -1,9’u
    • 2026’da yüzde -2,8
    • 2027’de yüzde -2,5

    seviyesinde açık vermesi bekleniyor.

    IMF, artan enerji fiyatlarının özellikle enerji ithalatçısı ülkeler üzerinde baskı yarattığını belirterek Türkiye’nin de bu gelişmelerden etkilendiğine dikkat çekti.

    AVRUPA EKONOMİLERİNE İLİŞKİN TAHMİNLER

    Raporda Avrupa’nın önde gelen ekonomilerine ilişkin beklentiler de paylaşıldı:

    • Almanya: Yüzde 0,8 büyüme, yüzde 2,7 enflasyon, yüzde 3,9 işsizlik
    • Fransa: Yüzde 0,9 büyüme, yüzde 1,8 enflasyon, yüzde 7,9 işsizlik
    • İtalya: Yüzde 0,5 büyüme, yüzde 2,6 enflasyon, yüzde 6,0 işsizlik
    • İspanya: Yüzde 2,1 büyüme, yüzde 3,0 enflasyon, yüzde 9,8 işsizlik

    Euro Bölgesi genelinde ise 2026 yılı için:

    • Yüzde 1,1 büyüme
    • Yüzde 2,6 enflasyon
    • Yüzde 6,2 işsizlik

    tahmin edildi.

    Hollanda için yüzde 1,2 büyüme ve yüzde 2,7 enflasyon öngörülürken, İrlanda’nın yüzde 2,5 büyüme ile öne çıkması bekleniyor. Yunanistan’da ise büyümenin yüzde 1,8, işsizliğin yüzde 7,4 seviyesinde gerçekleşeceği tahmin ediliyor.