Etiket: sinan ateş

  • Sinan Ateş cinayetini detayları ortaya çıkıyor….

    Sinan Ateş cinayetini detayları ortaya çıkıyor….

    Sinan Ateş cinayetinin azmettirici olduğu iddia edilen eski Ülkü Ocakları Genel Merkez yöneticisi Tolgahan Demirbaş’ın, Ateş öldürülmeden bir gün önce tutuklu sanıklardan eski Ankara Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amiri Mustafa Ensar Aykal ile  5 kez, öldürüldükten yarım saat ve 2 saat sonra da 2 kez görüştüğü ve bu görüşmelerin soruşturma dosyasına girdiği ortaya çıktı.

    Ankara’nın Çankaya ilçesi Çukurambar semtinde, 30 Aralık 2022’de düzenlenen silahlı saldırıda eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş hayatını kaybetti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Sinan Ateş cinayetine ilişkin 22 tutuklu şüpheli hakkında açtığı davanın ardından dosyası ayrılan 17 şüpheliye ilişkin soruşturma dosyasından detaylar ortaya çıkıyor.

    Şüphelilerden Tolgahan Demirbaş’ın Mustafa Ensar Aykal ile cinayetten bir gün önce 29 Aralık 2022 tarihinde 5 kez, 30 Aralık’ta da cinayet işlendikten yarım saat sonra ve yaklaşık 2 saat sonra facetime üzerinden görüşmeler yaptığı tespit edildi. Demirbaş, verdiği ifadede bu görüşmelerin nedeninin “MHP” plakalı bir araç ve Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcısı Emre Yüksel için ruhsatlı silah alma konusu olduğunu iddia etti.

    “Emre Yüksel için ruhsatlı silah alma konusu”

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nda ifade veren Tolgahan Demirbaş’ın ifadesi şu şekilde:

    Tolgahan Demirbaş: Bir gün öncesi iki konu sebebiyle kendisi ile görüşmüş olduğumu hatırlıyorum. Birincisi “MHP” plakalı arkadaşımın aracının satılması ile plakasının boşa düşmemesi ve kendisinin geri alması noktasında benden yardım talebi oldu. İkinci konuda şudur. Arkadaşım Emre Yüksel ve yine ortak tanıdığımız soyadını hatırlayamadığım Erkan isimli iki kişi Ankara Valiliği’nden ruhsatlı silah alma konusu ile ilgili. Emniyet Müdürlüğü’ndeki yoğunluktan dolayı yardımcı olmasını istedim.

    Savcı: Bu görüşmeleri neden facetime üzerinden yapma gereği duydun?

    Tolgahan Demirbaş: Bizim camiada alışkanlık. Ben genellikle arkadaşlarımı ve yakın çevremi facetime üzerinden ararım.

    Savcı: Cinayetten hemen sonra yaptığın görüşmeler dikkat çekiyor? Aynı gün ne konuşmuş olabilirsin Mustafa Ensar Aykal ile? Aynı gün bir cinayet işlenmiş saat 13.30’da. Cinayet amiri o koşturma ve o yoğunluk içerisinde ne oldu da sana zaman ayırıp böyle bir görüşme yapabiliyor? Çok dikkat çekici ve normal görünmeyen bir husus ne dersin?

    Tolgahan Demirbaş: Sayın savcım burada ben bir anormallik görmüyorum. Ölen kişi eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı olduğu ve ben de ülkücü camiadan ve görev yapan biri olduğum için…  Beni olay günü kendisi aradı. Olay günü bir kez görüştük. ‘Çukurambar’da olan olaydan haberin var mı?’ diye sordu. Maksimum 10 saniye sürdü. Ben de ‘Bilmiyorum, hayırdır ne oldu?’ diye sordum. ‘O da tamam görüşürüz, hoşçakal’ dedi. Kapattık.

    Sanıklardan Mustafa Ensar Aykal’ın ” tasarlayarak kasten öldürmeye yardım” suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapsi istenirken, Aykal’ın kamu görevinin verdiği yetkiyi kötüye kullanarak maktule ait kişisel bilgileri hukuka aykırı olarak temin ettiği gerekçesiyle 3 yıldan 6 yıla kadar cezalandırılması talep ediliyor.

  • CHP Sözcüsü Deniz Yücel’den Sinan Ateş açıklaması

    CHP Sözcüsü Deniz Yücel’den Sinan Ateş açıklaması

    CHP Parti Sözcüsü Deniz Yücel, Sinan Ateş cinayetine yönelik süren davaya ilişkin “Genel Başkan’ımız konuşmasında iki kişi demişti ve isim vermemişti. O iki kişi, Genel Başkan’ımız isim vermemiş olmasına rağmen üzerlerine alındılar ve sosyal medya hesaplarından ağızlarından köpük saça saça Genel Başkan’ımıza saldırarak kendilerini ifşa ettiler” ifadelerini kullandı.

    CHP Parti Meclisi Toplantısı’nın (PM) ardından açıklama yapan CHP Sözcüsü Deniz Yücel, 9. yargı paketinin önümüzdeki günlerde TBMM gündemine gelmesini beklediklerini ifade ederek, “AKP şimdi de bu düzenlemeyle, kendisine muhalif olan herkesi “ajan” ilan etmeye hazırlanıyor. Hukukun evrensel ilkelerine aykırı olan bu düzenlemenin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne hiç getirilmemesi gerekmektedir” dedi. Yücel, sokak hayvanlarının öldürülmesiyle ilgili tartışmalar konusunda, “Daha insani, soruna çözüm odaklı yaklaşım ve yasa teklifi CHP’nin de desteğini görecektir” ifadelerini kullandı. Yücel, Sinan Ateş cinayetine de değindiği konuşmasında, “Sayın Devlet Bahçeli’ye de tavsiyemiz, Sinan Ateş davasının örtbas edilmesine alet olmamasıdır” dedi.

    CHP Parti Meclisi (PM) toplantısı Genel Başkan Özgür Özel’in başkanlığında gerçekleştirildi. Parti Sözcüsü Yücel, toplantıya ilişkin parti genel merkezinde açıklamalarda bulundu.

    CHP’nin dün Ankara Tandoğan Meydanı’nda düzenlediği Büyük Emekli Mitingi’ne değinen Yücel, “Türkiye’nin içinde olduğu ekonomik buhranı emekliler iliklerine, kemiklerine, hücrelerine kadar hissediyor. Biz, en düşük emekli aylığı ve emekli bayram ikramiyeleri asgari ücret seviyesine çekilinceye kadar, emekli aylıkları arasındaki farklılıkları giderecek intibak yasası çıkarılıncaya kadar, bu ülkenin ekonomisine, üretimine katkı sunan emeklilerimiz el üstünde tutuluncaya kadar, emeklilerimizle birlikte mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    “BU DÜZENLEME AKP’NİN BOZUK SİCİLİNE YENİLERİNİ EKLEYECEK” 

    9. yargı paketinin önümüzdeki günlerde TBMM gündemine gelmesini beklediklerini söyleyen Yücel şöyle konuştu:

    “Geçen hafta, bu pakette yer alacağı söylenen, çok tehlikeli bulduğumuz ve Türkiye’de temek hak ve özgürlüklerde ciddi bir gerilemeye neden olacak “etki ajanlığı” düzenlemesi ile ilgili uyarmıştık. Bu düzenleme kamuoyunda gündeme geldiği hali ile yasalaşırsa, yasadaki suç tipi somut, belirli ve öngörülebilir olmayacaktır. Ceza hukukunun temeli ‘Suç Genel Teorisine Göre’ suç oluşması için 4 ana unsur vardır… AKP’nin Meclis’e getirmeye ve yasalaştırmaya çalıştığı ‘etki ajanlığı’ suçunda sakat olan unsur ‘kanunilik unsuru’dur’ Bir eylemin suç teşkil etmesi için her şeyden önce, yasadaki suç tipine uygun bir eylem olması gerekir. Peki hangi eylem etki ajanlığıdır, hangi eylem değildir? Buna karar verecek olan kimdir? Devletin iç ya da dış siyasal yararları nelerdir? Bunlar, yani devletin iç yada dış siyasal yararları ve bunlara aykırı eylemler, AKP’nin günübirlik uyguladığı değişken politikalara göre mi belirlenecektir? Türk Ceza Kanunu’nun ‘Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar’, ‘Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar’,  ‘Milli Savunmaya karşı Suçlar’, ‘Devlet sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk’ başlıkları altında düzenlenen suç tipleri, bu kadar mı yetersiz kalmıştır da AKP iktidarı böyle bir düzenleme yapmaya ihtiyaç duymuştur. Her karşı çıkışı, her eleştiriyi kendi iktidarına karşı bir tehdit olarak algılayan AKP şimdi de bu düzenlemeyle, kendisine muhalif olan herkesi ‘ajan’ ilan etmeye hazırlanıyor. Bu düzenleme hiç şüphesiz, AKP’nin temel hak ve özgürlükler konusunda bozuk siciline yenilerini ekleyecektir. Belirsiz, öngörülemez ve muğlak ifadelerle, siyasi iktidarın elinde muhalifleri bastırmak, gazetecileri ve siyasileri susturmak için bir aparat olarak kullanılacak bir suç oluşturulamaz. Hukukun evrensel ilkelerine aykırı olan bu düzenlemenin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne hiç getirilmemesi gerekmektedir.”

    “PARALEL DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI” 

    Deniz Yücel, Dışişleri Teşkilatını Güçlendirme Vakfı kurulmasına ilişkin kanun teklifine değinerek, şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Bu vakıf neyin nesidir diye baktığımızda görüyoruz ki paralel bir Dış İşleri Bakanlığı kuruluyor. Vakfın amacı nedir? Güya Bakanlığın hizmet kalitesini arttırmakmış. İyi de Dışişleri Bakanlığına girmek için KPSS şartını siz kaldırmadınız mı? Dışişleri Meslek Memurlarının alımı için oluşturulan kurulun, büyükelçiler arasından belirlenmesi şartını siz kaldırmadınız mı? Sınav kurullarının elçi ve büyükelçilerden belirlenmesi şartını siz kaldırmadınız mı? Bu vakfın, AKP kadrolarının bankamatik personel deposu haline getirileceğini şimdiden ifade etmekte fayda var. Vakfın mütevelli heyeti başkanlığını Dışişleri Bakanı üstlenecek, mütevelli heyeti de kendisinin belirlediği 10 kişi olacak. Soralım Hakan Fidan’a listen hazır mı Sayın Fidan? Hangi AKP eski milletvekili, belediye başkanı, adayları, il, ilçe başkanları olacak? Asıl önemli kısım bu vakıf, Dışişleri Bakanlığı’nın bütçesine ortak olacak. Bakanlığın vize gelirlerinden pay alacak. Bakanlığın kasasından vakfa aktarılan milletin parası birçok muafiyetten yararlanarak harcanacak, ancak denetlenemeyecek. Bağış adı altında, kimlerin vergi borcu silinecek? Buradan ilan ediyoruz. Bu vakıf ‘Paralel Dışişleri Bakanlığı’dır.”

    TUGAY KOMUTANININ İNSAN KAÇAKÇILIĞINA KARIŞMASI: “VAHİM BİR OLAYLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Yücel, Suriye’de görev yapan bir tugay komutanının insan kaçakçılığı yaptığı yönündeki haberlere de değinerek, şöyle konuştu:

    “Gazeteci Barış Terkoğlu, ülkemizin gözbebeği Türk Silahlı Kuvvetleri’ni de yakından ilgilendiren bir konuyu kaleme almıştı. Suriye’de görev yapan bir tugay komutanının makam aracıyla insan kaçaklığı yapıldığını ortaya çıkardı. Milli Savunma Bakanlığı doğruladı, ‘içimizdeki çürük elmalar’ denildi… Eminiz ki, AKP iktidarı ve Milli Savunma Bakanlığı yetkilileri bu olayın aslında ne kadar içler acısı bir olay olduğunun farkında bile değiller. FETÖ denilen hain terör örgütünü başta Türk Silahlı Kuvvetleri olmak üzere; devletin tüm kademelerine getirenler, aslında bugünlerin ilk adımını atanlardı… YAŞ’a Başbakan yardımcılarını, bakanları dâhil ederek askerle siyasilerin aynı masada oturmalarını normalleştirenler, orduya siyaseti karıştıranlar; bu tuğgeneralin arabasına benzini koyanlar, sınırda yolunu açanlardır. Onlara sesleniyoruz; TSK içerisinde liyakatin ve personel seçiminin önemini bir kez daha anladığımız vahim bir olayla karşı karşıyayız.”

  • Ayşe Ateş eşi Sinan Ateş’in neden öldürüldüğünü açıkladı

    Ayşe Ateş eşi Sinan Ateş’in neden öldürüldüğünü açıkladı

    Ankara’da öldürülen eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş, canlı yayında soruları yanıtladı. Sinan Ateş’e siyaseti bırakması için para teklif edildiğini söyleyen Ayşe Ateş, “Bence Sinan’ın öldürülme sebebinin cevabı bu” dedi.

    Ankara’da suikast sonucu öldürülen Ülkü Ocakları eski Genel Başkanı Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş, Sözcü TV’de yayınlanan İpek Özbey ile Nokta Atışı programında, cinayet iddianamesinin bilinmeyenlerini anlattı.

    Eşi Sinan Ateş‘in göz göre göre öldürüldüğünü söyleyen Ayşe Ateş, “Önce hakaret edildi, iftiralar atıldı. Sonra korkutalım dediler. Sinan’ın yanında duran arkadaşlarına düşman oldular. Onları taciz etmeye başladılar. Çağrı Ünel’e 10 kişi saldırdı. Bu saldırıda 20 yaşındaki genç bir çocuk öldü. Bu olayı Sinan’ın itibarını bozmak için kullandılar. Bunu bir kan davasına çevirdiler. Amaçlarını ulaşmak için kullandılar” dedi.

    ‘BENİ TEHDİT ETMEYE BAŞLADILAR’

    Ailesinin ve kendisinin tehdit edildiğini belirten Ateş’in açıklamalarının öne çıkan başlıkları şöyle:

    “Ülkü Ocaklarına ve MHP’ye mensup kişiler tarafından Sinan Ateş uluorta tehdit edildi, iftiraya uğradı. Sistematik olarak itibarsızlaştırılmaya çalışıldı. Bu da yetmedi bu kişiler, bu kurumsal kimliği taşıyan kişiler, bu kurumsal kimliği kendilerine kalkan yaparak Sinan’ı katlettiler. Katlettikleri yetmediği gibi onu mezarında rahat bırakmadılar, bu defa beni tehdit etmeye başladılar, arkadaşlarımı tehdit etmeye başladılar. Bunu yaparken bu kurumsal kimlikleri kullandılar.”

    ‘ORGANİZE BİR SUÇ ÖRGÜTÜ GİBİ HAREKET EDİYORLAR’

    “Bu cinayeti işleyen bu katiller ve bunların bilgileri, yaptıkları, bindikleri arabalar, işledikleri suçlar deliller ve dosyada sabitken, hala sanki onlar tesadüfen bir araya gelmiş gibi davranıyorlar ama öyle bir şey yok. Hepsi gayet organize bir suç örgütü gibi hareket ediyorlar.”

    “SİNAN ATEŞ’İN ÖNÜNE BİR ÇANTA PARA KOYDULAR ‘SİYASETİ BIRAK’ DEDİLER”

    Bu sorunun cevabını size bir hatıramla çok güzel açıklayacağım size. Bir gün eve geldi dedi ki ‘Ayşe birileri geldi yanıma önüme bir çanta para koydular. Dediler ki al bu parayı Sinan devamı da var. Bu siyaseti bırak. Bu işleri bırak. Hayatına, keyfine, yoluna bak. Nasıl istiyorsan öyle yaşa ama bu işleri bırak kardeşim, çekil kenara. Keyfinde zevkinde yaşa. Dünyanın neresinde istiyorsan. Hayatının sonuna kadar para sıkıntısı çekmeyeceğini sana garanti ediyoruz. Tek bir şartımız var bu işleri bırak.

    “BU BENCE SİNAN’IN NEDEN ÖLDÜRÜLDÜĞÜNÜN CEVABI”

    “Bu bence Sinan’ın neden öldürüldüğünün cevabı. Görevden ayrıldıktan sonra(Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı) bu teklif gelmişti. Siyaset yapma, siyasetten uzak dur. Siyasete girme, okuluna git gel. Hocalığını yap. Keyfine bak, hayatını yaşa dediler. Sinan bu teklifi yapanların kim olduğu söylemedi bana.”

  • Sinan Ateş cinayeti: “İkinci araba da Ülkü Ocakları’nın önünde çıktı”

    Sinan Ateş cinayeti: “İkinci araba da Ülkü Ocakları’nın önünde çıktı”

    Sözcü gazetesi yazarı İsmail Saymaz, Sinan Ateş suikastının ardından tetikçinin kaçırılmasında kullanılan ikinci bir aracın olduğunu yazdı.

    Gazetesi İsmail Saymaz, bugünkü köşesinde Sinan Ateş suikastına ilişkin kaleme aldığı yazısında, cinayetin ardından tetikçinin kaçırılmasında kullanılan ikinci bir araç olduğunu ifade etti.

    Eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş’in cinayetine ilişkin 22 kişi hakkında hazırlanan iddianamede plakası dahi verilmeden “Audi marka” olarak bahsedilen ve tetikçi Eray Özyağcı’nın Ankara’dan İstanbul’a kaçırıldığı aracın görüntüsü ortaya çıkmıştı. Söz konusu görüntülerde aracı mevcut Ülkü Ocakları Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım’ın kullandığı görülmüştü.

    Sözcü gazetesi yazarı İsmail Saymaz, konu hakkında yeni bir iddiayı gündeme getirdi. Saymaz suikasttan sonra tetikçinin kaçırılmasında kullanılan bir değil, iki araç olduğunu yazdı. 06 DB 7018 plakalı olan ikinci araç ile ilgili fotoğraf paylaşan Saymaz, aracın Ülkü Ocakları Genel Merkezi’nin önünde park edilmiş ve kullanımda olduğunu ifade etti.

    İsmail Saymaz’ın yazısının ilgili bölümü şöyle:

    “Suikasttan sonra tetikçi Eray Özyağcı’yı Ankara’dan İstan­bul’a taşıyan, eski Ülkü Ocak­ları Genel Merkez yöneticisi Tolgahan Demirbaş ve Ülkü Ocakları Genel Başkan Yar­dımcısı Emre Yüksel’in yöneti­mindeki çakarlı siyah Audi’nin plakası 06 AT 5021 imiş.

    YILDIRIM’IN MAKAM ARACIYMIŞ: Bu araç Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım’ın kullanımındaymış. Yıldırım’ın çeşitli ziyaretlere bu araçla gittiğine ilişkin görüntü­ler var. Aracın Ülkü Ocakları Genel Merkezi’nin önün­de park edilmiş haldeki fotoğrafları da elden ele dola­şıyor.

    Kimi kaynaklar plakadaki ‘AT’nin Alparslan Türkeş’in isim ve soy isminin baş harfleri oldu­ğunu ifade ediyor. Aracın MHP’ye tahsisli olduğu fakat Ülkü Ocakları tarafından kullanıl­dığı öne sürülüyor. Savcının bu plakayı neden id­dianamede yazma­dığını şimdi çok iyi anlıyoruz. Tetikçinin Ülkü Ocakları Genel Başkanı’nın aracı ile kaçırıldığını kayda geçirmek istemedi.

    06 DB 7018

    Suikasttan sonra tetikçinin kaçırılmasında kullanılan bir değil, iki araç var. Bu bilgi ya savcı tarafından araştırılmadı… Ya da araştırıldı ancak iddia­nameye konmadı.

    Şöyle ki: Eski Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcısı ve avukat Serdar Öktem, 30 Aralık 2022’de 06 DB7018 plakalı araçla Bursa’dan Ankara’ya gidiyor. Aynı gece Ankara’dan Bo­lu’ya devam ediyor. Tarih, 31 Aralık’a döner­ken… Saat 00.41’de Bolu’daki Hi­ghway Alışveriş Merkezi’nde mola veriyor. Şu tesadüfe (!) bakın ki… Tetikçiyi Ankara’dan İstan­bul’a kaçıran ‘çakarlı siyah Audi’ de dakikalar önce bu benzinlikte durmuş. Öktem, saat 01.26’da Bolu merkeze gidiyor. Anlamsız bir rota çiziyor.

    Sabah saat 10.25’te Karacasu’dan geçip Ka­racaağaç yaylasına giden yola dönüyor. Ve 26 daki­ka sonra geri geliyor. Sonrası kayıp… Öktem, 1 Ocak 2023’te bu kez kendisine ait 34 NR 6144 plaka­lı araçla Ankara’da ortaya çıkıyor. Saat 15.17’de Eski­şehir Yolu’nda çakarlı siyah Audi’nin bir saniye arkasında ilerliyor. 3 ve 4 Ocak’ta da ‘çakar­lı siyah Audi’nin arkasında PTS’lere takılıyor.

    BOLU’YA GİTMEMİŞ: Peki, 06 DB 7018 plakalı araç kimin? Öktem’in mi? Hayır. Zaten O, Bolu’ya gittiği iddia­sını bile reddediyor. “Çok uzun zamandır Bolu’ya gitmişliğim yoktur. Yakın tarihte Bolu’ya gitmedim” diyor. Ya yalan söylüyor… Ya da 06 DB 7018 plakalı aracı başkası kullanıyor. Yöneltilen diğer sorulara kar­şılık Öktem, “Geçirdiğim ağır Covid sonrası unutkanlık yaşa­dığım için hatırlamakta güçlük çekiyorum” demekle yetiniyor.

    PLAKA KİMİN ADINA KAYITLI: Elime ulaşan fo­toğraf, 06 DB 7018 plakalı Passat marka aracın Ülkü Ocakla­rı’nın kullanımında olduğunu gösteriyor. Fotoğrafta, aracın Ülkü Ocakları Genel Merkezi’nin önünde park edilmiş olduğu görünüyor. Kaynaklarım plakada yer alan ‘DB’nin Devlet Bahçeli’nin isim ve soy isminin baş harfleri olduğunu iddia ediyor.

    Soruyorum. Plaka kimin üzerine kayıtlı? Sahibi kim? Kim veya kimler ta­rafından kullanılıyor? Bu kişi Ahmet Yiğit Yıldırım olabilir mi?”

  • Timur Soykan : 16 SUÇTAN ARANIYORDU AMA…

    Timur Soykan : 16 SUÇTAN ARANIYORDU AMA…

    Sinan Ateş iddianamesi, önemli failleri karanlıkta bıraksa bile devletteki ortakları gözler önüne seriyor. Cinayetin her aşamasında devletin kapalı sistemlerindeki bilgiler kullanılıyor. Ateş’in cep telefonu sinyal bilgilerini, adres ve plaka kayıtlarını, uçuş bilgilerini devletin içindeki ortakları örgüte iletiliyor. Bu bilgiler güvende değilse hiçbirimiz güvende değiliz.

    Eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Sinan Ateş, 30 Aralık 2022’de Ankara’nın göbeği Çukurambar’da öldürüldü. Siyasi cinayeti ne Cumhurbaşkanı Erdoğan ne de MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli kınadı. Defalarca soruşturmayı yürüten savcılar değiştirildi, siyasi müdahaleler gündeme geldi. Türkiye’de iktidarın talimatıyla işleyen yargı, iddianameyi yazmak için 2023 genel seçimlerinin ve 2024 yerel seçimlerinin tamamlanmasını bekledi. Kamuoyuna yansıyan delillerin sansürlendiği, cinayet nedeninin yazılmadığı iddianamede bile onlarca skandal var.

    16 SUÇTAN ARANIYORDU AMA…

    Sinan Ateş’i öldürme görevi verilen İstanbul Maltepe merkezli çetenin mensupları, firari olmalarına karşın yakalanmıyor. Adeta cinayet için elde tutuluyorlar. Torbacı çetenin lideri ‘Dodo’ lakaplı Doğukan Çep, 11 yıl önce Maltepe Gülsuyu’nda uyuşturucu çetelerine karşı yürüyüş yapan gençlere ateş açmış, Hasan Ferit Gedik’i öldürmüştü. İki yıl bile hapis yatmadı. 2018 yılında 35 yıl hüküm giydi. Sinan Ateş cinayeti nedeniyle yakalandıktan sonra polis ona şu soruyu sordu:  “Epey uzun bir zamandır 16 ayrı suçtan aranıyorsunuz, bu süre zarfında neler yaptınız, nerelere gittiniz?”

    Yani Doğukan Çep, 16 suçtan aranmasına karşın İstanbul’da elini kolunu sallayarak gezmiş. Doğukan Çep bu soruya verdiği yanıtta “Firar olduğum zamanda hep İstanbul’daydım, üzerimde kimliğim hiç olmadı, herhangi bir düzenim de olmadı. Çekmeköy’deki polislerin bastığı ikametimde kalıyordum” dedi. Ayrıca Alemdağ’da bir sitede kaldığı da belirlendi. 1877 Alemdağspor Kulübü’nün binasında vakit geçiriyordu. Hatta Kocaeli’ndeki bir otele para tahsilatı için silahlı bir baskın düzenleyip ateş açmıştı.

    Doğukan Çep suikasttaki en kilit isimlerden. 

    POLİS KONTROLÜNDE BIRAKILDILAR

    Doğukan Çep’ten talimat alan ve Sinan Ateş’i öldüren tetikçi Eray Özyağcı ise farklı suçlardan hükümlüydü, 3 yıldır firariydi. Doğukan Çep ile birlikte mekânlarda cirit atıyorlardı. Otel baskınında o da vardı.

    Sürekli onları taşıyan ve Alemdağ’daki bir durağa bağlı olan iki taksicinin iddianamedeki ifadeleri dikkat çekti.

    Sinan Ateş cinayetine yardım suçundan yargılanan taksici Caner Günay şöyle dedi:

    Timur Soykan’ın yazısının devamı