Etiket: marmara depremi

  • Deprem uzmanı Şükrü Ersoy’dan korkutan ‘Marmara’ uyarısı

    Deprem uzmanı Şükrü Ersoy’dan korkutan ‘Marmara’ uyarısı

    Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Görevlisi, Deprem Uzmanı Şükrü Ersoy, “Marmara depreminin büyüğünü kuzey kolda bekliyoruz, hep bunu konuşuyoruz ama güneyde bir deprem aktivitesi başladı” dedi, önemli uyarılarda bulundu.

    Deprem uzmanı Şükrü Ersoy'dan korkutan 'Marmara' uyarısı: 'Masum olmayan bir aktivite başladı...'

    Deprem uzmanı Prof. Dr. Şükrü Ersoy, yaşanan son depremlerin ardından CNN Türk’te katıldığı bir programda açıklamalarda bulundu.

    Türkiye’nin yüzde 100’ünün deprem bölgesi olduğunu belirten Ersoy, “Kaçmak göçmek yerine, bulunduğumuz yerde güvenli binalarda ve şehirlerde kalmak en olumlu yaklaşım olur” ifadelerini kullandı.

    “YAKLAŞIYOR DEMEK DAHA DOĞRU…”

    Ersoy’un açıklamalarından öne çıkan satırbaşları şöyle:

    “Depremin önceden tarihini söyleyemiyoruz. Peki nasıl söylüyoruz? Geçmişteki depremleri dikkate alarak bir periyot biçilebiliyor. Marmara Denizi’nin içerisinde en son 1766’da çifte deprem var. Bundan sonra 250 yıllık dönemin dolduğu ifade edilerek depremin çok yaklaştığı söylenebiliyor. Tarih vermemekle birlikte çok uzun bir periyot olmayacaktır. Yaklaşıyor demek doğru.

    Bir yandan hazırlığımızın yapılması gerekiyor. İstanbul ve Marmara bölgesindeki potansiyelin neden tehlikeli olduğunu çok ayrıntılı olarak konuştuk. Nüfus açısından yapı stoğundaki zaafiyet açısından, buna pek çok şey eklenebilir. Üstelik ulusal bütçenin önemli bir kısmının buradan geldiğini düşünürsek, Marmara depremi çok önemli, beklediğimiz bir deprem.

    (Kahramanmaraş Depremi) Öncelikle bir yandan artçı depremler sürüyor. Artçı depremlerin sayısı da fazla. Mesela Malatya civarında 5 üzerinde deprem oldu. Bütün insanlar sokağa çıktı. Bu artçılar yaşanacak. Zaman zaman da artçıların büyüklükleri 5’e 6’ya kadar bile çıkabilir. Deprem aktivitesi sadece burayla sınırlı değil Türkiye’nin her yanına yayılmış durumda.”

    “ÇOK MASUM DEĞİL…”

    “Marmara depreminin büyüğünü kuzey kolda bekliyoruz, hep bunu konuşuyoruz ama Güney’de bir deprem aktivitesi başladı. Güney’in de çok masum olmadığını söyleyelim. Bu kol üzerinde de örnekler vermiştik. 1953’te Yenice Gönen depremi vardı. 1964’te Manyas depremi vardı. 1967 Adapazarı depremi gibi depremleri örnek olarak göstermiştik.

    (Konya) Elbette görece olarak iyi ama Türkiye’nin hiçbir yeri masum değil. Yani o yüzden diyorum ki Türkiye’nin yüzde 100’ü deprem bölgesi bunun için kaçmak göçmek yerine, bulunduğumuz yerde güvenli binalarda ve şehirlerde kalmak en olumlu yaklaşım olur.”

    İSTANBUL’DA EN ÇOK NERELER ETKİLENECEK?

    “En fazla etkilenecek kısım kıyı kısımları. Bakın hem Anadolu Yakası’nda hem de Avrupa Yakası’nda Küçükçekmece ve Büyükçekmece koylarına kadar giden kısımlardaki koylar daha çok etkilenecek. İçeriye doğru gittikçe azalacak. En kuzeyde Sarıyer, Eyüp’ün kuzeyi, Arnavutköy’ün kuzeyi ve Çatalça’nın olduğu kısımlara doğru bu etki azalacak.”

     

  • Naci Görür’den Marmara’daki 5.1’lik deprem hakkında açıklama

    Naci Görür’den Marmara’daki 5.1’lik deprem hakkında açıklama

    Prof. Dr. Naci Görür, Marmara Denizi’nkde meydana gelen depremlere ilişkin açıklamasında “Deprem muhtemelen Zeytinbağı Fayının Gemlik Körfezi içindeki kısmında. Bu fay KAF’ın güney kolunun bir parçası. Güney kol yavaş hareket eden ama stres biriktiren bir fay zonu. 1999 depremlerinde tahmin ediyorum stres kaybına uğradı. Biz şimdi depremi kuzey kolda bekliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

    Prof. Dr. Naci Görür, Marmara Denizi’nde meydana gelen 5.1 ve 4.5’lik depremler hakkında açıklama yaptı.

    Görür, açıklamasında sarsıntının Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın güney kolunda gerçekleştiğini belirtti.

    Prof. Dr. Naci Görür, Bursa’nın Gemlik ilçesinde önlem alınarak yerleşim alanının depreme dirençli hale getirilmesi yönünde çağrıda bulundu.

    Sosyal medya platformu X üzerinden açıklama yapan Görür, şu ifadeleri kullandı:

    “Arkadaşlar, Bursa, Mudanya Kumyaka’nın biraz açıklarında 5,1 deprem oldu. Bu deprem belli ki çok insanı telaşlandırmış. Deprem muhtemelen Zeytinbağı Fayının Gemlik Körfezi içindeki kısmında. Bu fay KAF’ın güney kolunun bir parçası. Güney kol yavaş hareket eden ama stres biriktiren bir fay zonu. 1999 depremlerinde tahmin ediyorum stres kaybına uğradı. Biz şimdi depremi kuzey kolda bekliyoruz. Şu an bir sıkıntı görmüyorum ama Gemlik’te önlem alınarak bu yerleşim alanı deprem dirençli hale getirilmelidir. Bu kentimizin yeri çok tehlikelidir ve doğrudan Gemlik fayının üzerindedir. Geçmiş olsun.”

  • AFAD: Marmara depremi 7 kenti etkileyecek

    AFAD: Marmara depremi 7 kenti etkileyecek

    AFAD Risk Belirleme ve Önlem Dairesi Başkanı Gökhan Yılmaz, olası Marmara depremiyle ilgili çalışmaların en önemli ayağının binaların ve altyapının depreme dirençli hale getirilmesi olduğunu söyledi.

    AFAD Risk Belirleme ve Önlem Dairesi Başkanı Gökhan Yılmaz, olası Marmara depremiyle ilgili çalışmaların en önemli ayağının binaların ve altyapının depreme dirençli hale getirilmesi olduğunu söyledi.

    Trakya Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen “Her Yönüyle Deprem Sempozyumu” için Edirne’ye gelen Yılmaz, gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye’nin deprem kuşağında yer alan bir ülke olduğunu ve farklı yerlerde büyük depremlerin yaşanabileceğini ifade etti.

    AFAD olarak depremlere karşı çalışmalar sürdürdüklerini anımsatan Yılmaz, 4 aşamadan oluşan bütünleşik afet yönetimi sistemi kapsamında afet öncesi ve sonrasına yönelik planlar yapıldığına dikkati çekti.

    Yılmaz, Marmara Denizi’nde olası bir depremin İstanbul başta olmak üzere çevresindeki 7 ili etkileyeceğini dile getirdi.

    İstanbul gibi 16 milyondan fazla insanın yaşadığı bir yerde hazırlıkların ciddi bir şekilde ele alınması gerektiğine işaret eden Yılmaz, “Bu kapsamda 2016 yılında İstanbul Afet Müdahale Planı devreye girdi, bunu her yıl tüm kurumlarla güncelliyoruz. Afetle ilgili olan tüm kurumlarda araç, ekipman, personel ve plan hazırlama gibi tüm hazırlıkları tamamlamaları için çalışmalar yürütüyoruz.” dedi.

    Yılmaz, depremle ilgili çalışmaların en önemli ayağının dirençli kentler oluşturmaktan geçtiğini belirtti.

    İstanbul’da afet riskinin azaltılması ve gerekli bina ve altyapı yenilemelerinin yapılması gerektiğini anlatan Yılmaz, şunları kaydetti:

    “İstanbul gibi 3 imparatorluğa başkentlik yapmış, içerisinde 2 bin yıllık yapıları ve ciddi bir nüfusu barındıran büyük bir şehirde her şeyden önce eskiyen köhnemiş yapıları yenilememiz gerekiyor. İstanbul gibi bir metropolün en önemli afet hazırlığı, şehri dirençli bir kent haline getirmek, kentsel dönüşüm dahil olmak üzere bina yenilemelerini yapmak ve aynı zamanda şehrin enerji, içme suyu, ulaşım ve haberleşme altyapılarını sağlamlaştırmaktan geçiyor. Köprülerimizi, viyadüklerimizi, içme suyu hatlarımızı sağlamlaştırma noktasında kurumlarla ortaklaşa çalışmalar yürütüyoruz. AFAD olarak 6 Şubat depremlerini bir daha yaşamamak için çalışıyoruz. Biz eğer afetler öncesi gerekli önlemleri alırsak ve dirençli şehirler oluşturursak, depremi sadece bir doğa olayı olarak yaşar ve normal hayata geçişi çok daha kolay sağlayabiliriz.”

    Yılmaz, İstanbul’da 2019 yılında yaşanan 5,8 şiddetindeki depremin ardından paydaş kurumlarla 800’e yakın toplantı gerçekleştirildiğini ifade etti.

    Bu kapsamda kurumların şehrin altyapısını güçlendirmek için çalışmalar yaptığını aktaran Yılmaz, “İstanbul’un enerji altyapısını güçlendirmek için TEİAŞ tarafından çalışmalar yapıldı. Karayolları ve Büyükşehir Belediyesi köprü ve viyadüklerin risk analizlerini tespit ederek, yenilenmesi ve güçlendirilmesi gereken yerlerde çalışmalar yaptılar. Aynı şekilde haberleşme noktasında GSM operatörü şirketleri kendi baz istasyonlarının risk analizlerini yaptılar. Bunların herhangi bir afet durumunda zarar görme ihtimaline karşı mobil baz istasyonları getirdiler.” diye konuştu.

    Yılmaz, İstanbul’un yapı stokunu yenilemek için çalışmaların sürdüğünü belirterek, “2012 yılında çıkan ‘6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun’ ile İstanbul yapı stokundaki yenileme süreci hız kazandı. O günden bugüne yaklaşık 100 bine yakın yapıyı riskli ilan ettik ve yüzde 90 oranında bu yapılar yıkıldı. Yerine yeni yapılar yapıldı.” dedi.

  • PROF. DR. ŞÜKRÜ ERSOY: “MARMARA DENİZİ’NDE İKİ GERİLİMİN OLDUĞU ARA MUTLAKA BİRLEŞECEK, 7’DEN BÜYÜK BİR DEPREM VERECEK

    PROF. DR. ŞÜKRÜ ERSOY: “MARMARA DENİZİ’NDE İKİ GERİLİMİN OLDUĞU ARA MUTLAKA BİRLEŞECEK, 7’DEN BÜYÜK BİR DEPREM VERECEK

    Hatay Sosyal Platformlar Birliği, Yenikapı Etkinlik Alanı’nda gerçekleştirilen Hatay Günleri’nde “Olası İstanbul Depremi Bağlamında Hatay’ın deprem sonrası sorunları ve çözümleri” konulu panel düzenledi. Moderatörlüğünü Mimar Osman Güdü’nün yaptığı panele konuşmacı olarak katılan Prof Dr. Şükrü Ersoy, “Bakın deprem batıya doğru bir transfer var bir göç var. Ama ortada bir boş yer var. Marmara Denizi’nde iki gerilimin olduğu ara mutlaka birleşecek. Mutlaka birleşecek ve 7’den büyük bir deprem verecek. Şu alan, sarı alan mutlaka İstanbul Marmara Denizi’ndeki depreminin şu özelliği var. Bir yıl içerisinde iki tane yediden büyük deprem oluşturabilir”

    Hatay Sosyal Platformlar Birliği’nin ‘Olası İstanbul Depremi Bağlamında Hatay’ın Deprem sonrası sorunları ve çözümleri’ paneli Yenikapı Etkinlik Alanı’nda yapıldı. Panele Prof Dr. Şükrü Ersoy, Prof Dr. Fuat Ercan Doç Dr. Pelin Pınar Giritlioğlu ve Prof Dr Mehmet Nuray Aydınoğlu katıldı. Panelin moderatörlüğünü ise mimar Osman Güdü yaptı. Hatay’ın deprem sonrası sorunları ve çözümlerinin konuşulduğu panelde ilk sözü Prof Dr. Şükrü Ersoy aldı. ‘Türkiye’de neden deprem oluyor’ sorusunu cevaplayan Ersoy, Marmara depremine dikkat çekti ve bir yıl içinde 7 den büyük 2 depremin olabileceğini söyledi.  Ersoy, şunları söyledi:

    Prof. Dr. Şükrü Ersoy: Silivri ile Gölcük arasında 7 üzerinde deprem  olabilir

    TÜRKİYE’DE NEDEN DEPREM OLUYOR: Tabi zaman zaman Türkiye’nin çeşitli yerlerinde deprem oluyor. Türkiye’de neden deprem oluyor? Bunun bir cevabını verebilmek gerekli. Aslında bu harita çok güzel bir harita. Boyalı alan var görüyorsunuz. İşte batıda İspanya’dan başlayan oradan İtalya üzerinden Yugoslavya, Yunanistan ve Türkiye oradan da İran’a doğru giden renkli bir kısım, hali hazırda bir dağ kuşağı. Biz buna Alp Himalaya Dağı kuşağı diyoruz. Bizim kuzeyimizdeki ve güneyimizdeki kıtalar bizi sıkıştırıyor. Her sene birkaç santim sıkıştırıyor. Bizim ülkemiz de dağ kuşakları boyunca halı gibi kıvrılıyor. Yer kabuğu önce bir kıvrılır sonra da kırılır. O kırıklar boyunca ayrılmalar, ötelenmeler, depremler oluşturur. Henüz bu süreçler bitmediği için bizim ülkemizde ve komşu ülkelerde depremler devam edecek. Yani birinin çıkıp artık ülkemizde deprem olmayacaktır, İstanbul’da deprem olmayacaktır gibi bir söylemi yanlış ve eksik kalır. Çünkü bu nedenle bu süreç devam ettiği için ülkemizde depremler devam edecek.

    TÜRKİYE’NİN GEÇİRDİĞİ EN BÜYÜK DEPREM DENİLİYOR:  Hatta bizde bildiğimiz en büyük deprem 1939 Erzincan depremiydi. O deprem bizim en büyük depremimiz olarak kabul ediliyordu. Bu depremden sonra işte bu depremin son yüzyılın en büyük depremi olarak ifade edildiğini biliyoruz. Ama yabancı bazı kaynaklarda bu deniyor ki bu deprem yüzyılın değil son iki bin yılda Türkiye’nin geçirdiği en büyük depremdir deniyor. Dolayısıyla bu anlamda da bakmak gerekiyor. Depremin ardından dokuz saat sonra ikinci bir deprem daha oldu. Ama ilk depremin ve ikinci depremin birlikte Kahramanmaraş depremleri olarak adlanmasına ben karşıyım. Bu deprem Hatay ve Maraş depremleri böyle ifade edilmesi gerekir. Şahsen ben bütün sunumlarımda bu ifadeyi kullanıyorum. Bir Hataylı olduğum için değil işin teknik tarafının Hatay’da başladığını bildiğim için bu ifadeyi kullanmak zorundayım. Ölü sayısı 50 bin deniyor. Suriye de var burada,  Suriye’de 10 binin üzerinde ölü var onu da kattığımızda 60. Ama açıklanmayan bir şey var. Nedir o açıklanmayan bir şey? Kayıpların sayısını biliyor muyuz? Kayıpları bilmiyoruz ve kayıpların kuvvetle muhtemel büyük bir çoğunluğu hayatını kaybeden vatandaşlarımız. Dolayısıyla bu sayının resmi sayılardan çok üstünde olduğunu görebiliyoruz. Hataylı olarak biz alışkınız. Tarihsel dönemler içerisinde, bundan büyük depremlerimiz de var. Dünyada on tane en büyük deprem, en ölümlü deprem diye listeleseniz Türkiye’de değil bakın dünyada bir tanesi Hatay’dadır, o kadar etkin büyük depremler var.

    Prof. Dr. Şükrü Ersoy: Marmara'da bir yıl içerisinde iki tane 7'den büyük  deprem olabilir

    TÜRKİYE’DE FAY SAYISI 500’E YAKIN: Şimdi Türkiye’de deprem oluşturabilir fay sayısı beş yüze yakın. Beş buçuktan büyük deprem oluşturabilir, fay sayısı beş yüz. Ama son depremler bize gösterdi ki bu beş yüz değil daha fazla. Çünkü hiç deprem haberi beklemediğimiz yerlerden beş büyüklüğünde beş buçuk büyüklüğünde depremler olmaya başladı. Konya’ya kaçıyor, Konya’da depremler başladı. Dolayısıyla bir şehir efsanesi. Türkiye’de hep derler yüzde 92’si deprem bölgesi. Ben bunu tamamlayayım bu cümlenin üzerini çizeyim. Tüm Türkiye’nin yüzde yüzü deprem bölgesi. Türkiye’de depremden etkilenmeyecek hiçbir yer yok. 2020’de biliyorsunuz İzmir’de yıkımlar oldu, insanlar öldü. Hemen medya onu İzmir depremi diye verdi. İzmir’de bir deprem filan olmadı Sisam’da oldu. Yunan adasında oldu. Geldi İzmir’i yıktı bir de dalga getirdi Tsunami dalgası iki metre yüksekliğinde bir dalga getirdi. Bizde meydana gelen birşey değil Yunan adalarında meydana gelen şey. Demek ki uzaktaki depremler de bir yerleşim yerini etkileyebiliyor. Birazdan Marmara ve İstanbul’a geldiğimizde İstanbul’daki yüksek binaların uzak depremlerden nasıl etkileyebileceğini de ayrıca konuşuruz.

    MARMARA BÖLGESİ’NDE 7’DEN BÜYÜK DEPREM OLUŞTURABİLİR: Marmara depremine doğru geliyoruz. Bakın deprem batıya doğru bir transfer var bir göç var. Ama ortada bir boş yer var. Görebiliyor musunuz orayı? Bakın şu haritadan bakalım biz neyi biliyoruz? Şunu biliyoruz. 1912’de Şarköy depremi var 7.4  büyüklüğünde. Bir de İzmit Körfezi’ne kadar gelen 1999 Kocaeli depremini biliyoruz. Şurası ve şu soru işaretlerinin olduğu yerler gerilim bölgesi. Marmara Denizi’nde iki gerilimin olduğu ara mutlaka birleşecek. Mutlaka birleşecek ve 7’den büyük bir deprem verecek. Şu alan, sarı alan mutlaka İstanbul Marmara Denizi’ndeki depreminin şu özelliği var. Bir yıl içerisinde iki tane yediden büyük deprem oluşturabilir. Kocaeli’de bu oldu zaten. Kocaeli, ardından Düzce oldu. Santimetre mertebesinde birbirinin devamıydı. Tarihsel dönem içerisinde bunlar olmuş mu olmuş? Dolayısıyla burada medeniyetler de olduğu için kayıtları iyi tutulduğu Büyük ve şiddetli olduğunu biliyor. Bu bakımdan Marmara Denizi çok önemli. Nüfus potansiyeli çok fazla. Marmara Türkiye’nin üçte biri burada yaşıyor. Konut bakımından 6 milyona yakın bina var. Sadece İstanbul’da iki milyona yakın bina var. Bağımsız bölüm olarak beş milyon bağımsız bölüm var İstanbul’da. Marmara’da ve İstanbul’daki bir deprem İstanbul’un sorunu değil. Türkiye’nin sorunu değil. Dünyada önemli bir sorun yaratabilir. Çünkü kıtalar arası bir köprü. Bu köprünün ortadan kalkması, yıkılması dünyayı etkiler. O bakımdan bu işin şakası yok. Marmara depremine mutlaka bir şeyler yapılmalı.

    İSTANBUL’UN GÖKDELENLERİ ÖNEMLİ BİR SINAV VERECEK: İstanbul’un yapı stoğunun önemli kesiminin ruhsatsız. Yenilerde çok gökdelenler filan var İstanbul’da. Gökdelenlerin şöyle bir durumu var. Sadece Marmara depreminden değil uzak depremlerden de etkilenebilir. Yani Bursa’daki Eskişehir’deki uzak depremler karşısında İstanbul’daki gökdelenler sınav verecek. Özellikle dere yataklarının üzerinde yapılmışsa öyle yapılan önemli zararlar verebilecek.

    İSTANBUL’UN ANADOLU YAKASI GENEL OLARAK TÜRKİYE’NİN EN SAĞLAM YERİ:   İstanbul’un en basit jeoloji haritası bu. Bunun üzerindeki zeminleri söyleyecek olursam Anadolu Yakası genel olarak Türkiye’nin en sağlam yeri. Ama bu çok genel bir söylem. Parsel bazında ada bazında bu işler değişecek. Bina bazında bu işler değişir. Genel olarak Anadolu Yakası çok sağlam olmakla birlikte, Avrupa yakasının Haliç’in kuzeyindeki zemin kayalık zemini. Birinci zamana ait, sağlam bir zemin. Ama yine tekrar söylüyorum, bu orada güvence  altında olduğunuzu göstermez. Yapınızın nasıl olduğuna bağlı olabilir. Mesela burada sarı alanlar gevşek zeminin olduğu, deprem dalgalardan daha çok etkilenebileceği semtleri, ilçeleri gösteriyor. Yani sayacak olursak sarı bölgede Bakırköy, Zeytinburnu, Güngören, Esenler, Bağcılar, Bayrampaşa, Küçükçekmece, Büyükçekmece, Avcılar, Silivri gibi ilçeler. böyle zemin üzerine. Peki burada ne yapalım? Kaçalım mı? Hayır. Bu zeminin özelliğine göre yapı yapıldığı zaman herhangi bir şey olmaz. Mesela diyelim ki Maslak sağlam bir yer. Orada güvencede misiniz? Bence değilsiniz. Zemin sağlam da yapınız ona uygun mu”

    Ersoy’dan sonra söz alan Doç Dr. Pelin Pınar Giritlioğlu ise UKOME kararlarının önemsenmediğini belirtti. Giritli şunları söyledi:

    “ASLINDA YARGIDA BUGÜNKÜ 6 ŞUBAT DEPREMLERİNİ GERİ PALANINDA BESLEDİ: UKOME kararıyla birinci derece ulaşım yolları, afet ulaşım yolları, afet, tahliye yolları belirlendi. UKOME kararları yani büyükşehir belediyesine ait bir kurum UKOME. UKOME kararları tüm kamu kurum ve kuruluşları için bağlayıcıdır. Yani UKOME bir yola birinci derece afet tahliye yolu diyorsa başka bir kurum burada başka bir tasarrufta bulunamaz. Buna rağmen yine belediyenin bir kuruluşu olan İSPARK’lar bu yollar üzerinde park alanları yarattı. Bir sıra onlar, ikinci sıra İSPARK için bekleyenler, üçüncü sıra kendi başına bekleyenler derken bir otopark baskısı bu yollar üzerine geldim. Dolayısıyla aynı kurum içinde bir kurum UKOME kararlarını görmezden gelerek başka bir tasarrufta bulunur hale geldi. Afet toplanma alanları konusu daha da acı. Biliyorsunuz yıllar içerisinde bu alanlar  her ne kadar belirlenmiş ise de zaman içinde buralar tamamen büyük ve kıymetli afet toplanma alanları alışveriş merkezlerine, rezidanslara dönüştü betonlaştı. Bunların bir kısmını aslında yargı kararlarıyla engellemiş olsak da meslek odaları olarak yargı kararlarına rağmen yapılaştılar. Bunlarla ilgili tartışma bölümünde örnekler de verebiliriz. Bütün bunlar da yaşandı. Yani aslında yargıda bugünkü altı Şubat depremlerini geri planını böyle besledi. Yani hukuksuz kararları hayata geçirerek, hayata geçmelerine yol açarak yol vererek bu süreci desteklemiş oldu.

    DÜNYANIN HİÇBİR YERİNDE YOKTUR Kİ MEGA PROJE KENDİ ÖZ KAYNAKLARINI YOK ETSİN: Biz işte sosyal konut adı altında burada yukarıda gördüğünüz konutları yaptık kentlerin dışında. Kent merkezlerini boşalttık, tasfiye ettik, yoksulları oradan çıkardık. Tırnak içinde soylulaştırma ben ona varsıllaştırma diyorum. Varsınlaştırma uygulamaları yaptık. Yani yoksulu çıkarıp zengini yerleştirdik kent merkezine. Çok ciddi bir doğal varlık talanını başlattık. Başta 2B alanları. Orman arazileri, orman vasfını kaybetmiş diye tanımlanan alanlardan başlayarak kıyı alanlarından başlayarak tarım ve mera alanlarından başlayarak çok ciddi bir doğa yağmasını, ekoloji kırımını da hayata. Bunun en önemli örneklerinden bir tanesi İstanbul’daki Kanal İstanbul projesidir. İstanbul’un ve belki de Türkiye’nin en büyük rezerv alanı olarak ilan edilen alan yüz otuz milyon metrekare tarım alanını içeren ki 5 milyon metrekaresi mutlak korunması gerekli tarım arazisidir. Su havzalarını yok eden yani dünyanın hiçbir yerinde bir mega proje yoktur ki kendi öz kaynaklarını, doğal kaynaklarını yok ederek geliştirilsin. Kanal İstanbul projesi, İstanbul’un tek başına 24 günlük suyunu karşılayan Sazlıdere Barajı’nı ortadan kaldıran bir projedir. Yani daha şimdiden su fakiri olan İstanbul’da mevcut su kaynağını yok eden. Onun yerine işte Melen’den su getireceğiz diyen başka bir bölgenin de su hakkını gasp eden bir projedir. Orman alanlarını yok eden, kıyı alanlarını yok eden, Karadeniz’in, Marmara’nın niteliğini bozan bir projedir. İstanbul’un üst ölçekli planlarına aykırıdır. Ama bunun gerekçesinde ne vardır? Deprem. Rezerv alan ilanı. İşte İstanbul’un deprem gerçeğiyle, deprem tehdidi altında bekleyen kısımlarını buraya taşıyacağız noktasından çıkmıştır ki bununla uzaktan yakından ilgisi yoktur bu projenin. Tamamen özel parseller üzerinde rezerv olan kamu arazisi olmalı ki gerçekten böyle bir amaca hizmet edebilsin. Özel parseller üzerinde ayrıcalıklı imar hakları getiren bir projeden başkası değildir, bir gayrimenkul projesidir Kanal İstanbul”

  • Celal Şengör taşınma kararını Fatih Altaylı’ya anlattı

    Celal Şengör taşınma kararını Fatih Altaylı’ya anlattı

    Prof. Dr. Celal Şengör, İstanbul’da beklenen büyük deprem öncesinde neden İstanbul’dan taşınacağını gazeteci Fatih Altaylı’nın programında açıkladı. Şengör, ‘İstanbul yıkılacak’ dedi, olası depremin sonuçlarını tek tek anlattı.

    Kahramanmaraş depreminin ardından birçok deprem uzmanı yaptıkları açıklamalar ile İstanbul depremi konusunda uyarılarda bulunuyor.

    Yapısal yer bilimi ve tektonik dallarındaki çalışmaları ile tanınan jeolog ve bilim insanı Prof. Dr. Celal Şengör de yaptığı yorumlarla sık sık gündem oluyor.

    Geçen günlerde İstanbul’dan taşınma kararı aldığını açıklayan Şengör, son olarak gerekçelerini açıkladı. Fatih Altaylı’nın YouTube programına konuk olan Celal Şengör’ün açıklamaları sosyal medyanın gündemine oturdu.

    “DEPREMDEN SONRA YAĞMA BAŞLAYACAK”

    Celal Şengör, “İstanbul’da deprem oldu, yangınlar çıktı. Herkes sokakta, nereye kaçacaksın? Yemeğini nereden temin edeceksin? Depremden sonra yangınlar çıkacak. Nereye kaçacaksın? Yağma başlayacak. Irza geçilmelere başlanacak. İstanbul’da kaç tane Afgan var?” diye konuştu.

    Şengör şunları söyledi:

    “İstanbul’da deprem oldu. Nişantaşı’ndan yangınlar çıktı düşün. Herkes sokakta, nereye kaçacak? Nasıl kaçacak? Yemeğini nerden temin edecek, suyu nereden bulacak? Sen Nişantaşı’dan kaçamazsın. Ben de Anadolu Hisarı’ndan kaçamam. Baz aklı evveller diyor ki; Celal Hoca’nın kaçacağı yerlerde de fay var. Ben bunu bilmiyor muyum? Benim Çanakkale’deki evimin önünden fay geçiyor. Ama bu ev ona göre yapıldı. Buranın etrafı bomboş. Orada bütün yollar tıkanacak. Kaçamam.”

    “İSTANBUL YIKILACAK”

    Celal Şengör ayrıca “Benim derdim benim evim yıkılacak da ben kaçıyorum değil. İstanbul yıkılacak” ifadeleriyle dikkatleri üzerine çekti.

  • İstanbul İçin En Kötü Deprem Senaryosu Açıklandı!

    İstanbul İçin En Kötü Deprem Senaryosu Açıklandı!

    Beklenen büyük İstanbul depremi öncesi mega kentin yapı stokuna ilişkin bilanço korkuttu. İBB Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Buğra Gökce, “En kötü senaryoya göre İstanbul’da Marmara Depremi’nde 207 bin yapı hasar görebilir. Bu durum, şehrimizin yaklaşık 3 milyon nüfusunu doğrudan etkileyecek” dedi.

    17 Ağustos 1999’daki Gölcük depreminin 24. yılında gözler tekrar deprem gerçeğine çevrildi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Genel Sekreter Yardımcısı Buğra Gökce, konuya ilişkin Halk TV canlı yayınında açıklamalarda bulundu. Gökce, İstanbul için “en kötü senaryoyu” açıklayarak şu ifadeleri kullandı:

    “En kötü senaryoya göre İstanbul’da Marmara Depremi’nde 207 bin yapı hasar görebilir. Bu durum, şehrimizin yaklaşık 3 milyon nüfusunu doğrudan etkileyecek. Deprem dirençli dönüşüm planımızı zemin ve yapı stoğu bakımından en çok risk taşıyan bölgelerden başlatıyoruz.”

  • Naci Görür Bir Kez Daha Uyardı: 100 Bin Binada İnsanlar Ölümü Bekliyor

    Naci Görür Bir Kez Daha Uyardı: 100 Bin Binada İnsanlar Ölümü Bekliyor

    Prof. Dr. Naci Görür her geçen gün daha da yaklaşan Marmara depremine ilişkin bir kez daha uyardı: “İstanbul’da 100 bin binada insanların ölümü beklediğini biliyoruz. Gelin önce o insanların işini halledelim.”

    Prof. Dr. Naci Görür, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Dairesi Başkanlığı toplantısında konuştu. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’nin, İstanbul için özel kanun çıkarılmasına yönelik sözlerini hatırlatan Görür, “Özel olması gerekmiyor. Bütün kentlerde kanun çıkaralım” dedi.

    ‘Büyük depremlerin oluşmaya başlayacağı döneme giriyoruz’

    Prof. Dr. Görür konuşmasında, “Eğer İstanbullu deprem kültürü ve bilgi birikimine hazır değilse, asla İstanbul’u depreme hazırlayamazsınız. İstanbul’daki insanların deprem kültürü olsa, kaçak bina yapılmazdı. Hiçbiri, belediyenin kapısını çalıp ‘İmar affı yap’ demez. Depreme halk sahip çıkmazsa, yerel yönetimlerle depreme hazırlanmayı unutun. Büyük depremlerin oluşmaya başlayacağı döneme giriyoruz” diye konuştu.

    Hükümet 600 bin konut sattı. İstanbul’da 100 bin binada, insanların ölümü beklediğini biliyoruz” diyen Görür, “Gelin önce o insanların işini halledelim. Önce hayatı tehlikede olan insanların evini barkını yapalım. Şimdi, 16 milyonu temsil eden İBB Başkanı’nın, çıkıp sanayi dünyasına, ‘Sizler depreme hazır mısınız, bugüne kadar ne yaptınız? Yapmadıysanız gereğin yapın’ demesi lazım

  • Beklenen Büyük Marmara Depremi’nin Simülasyonu Yapıldı!

    Beklenen Büyük Marmara Depremi’nin Simülasyonu Yapıldı!

    Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Jeofizik bölümünden Dr. Yasemin Korkusuz Öztürk, olası Marmara depremine ilişkin depremin nereden başlayacağını, büyüklüğünü ve etkileyeceği yerlere ilişkin üç boyutlu simülasyon hazırladı.

    Bilim insanları, beklenen Büyük Marmara Depremi’nin kesin olarak yaşanacağını söylüyor ve bu depremin her an olabileceğine yıllardır dikkat çekiyor. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Jeofizik bölümünden Dr. Yasemin Korkusuz Öztürk, Marmara depreminin nereden başlayacağı, büyüklüğü ve etkileyeceği yerleri anlamak için üç boyutlu simülasyonlar hazırladı. BBC Türkçe, 17 Ağustos 1999 Gölcük depreminin 24. yıldönümünde beklenen Büyük Marmara Depremi’ne dair bilinenleri bir araya getirdi.

    “Küçükçekmece, Büyükçekmece ve Bakırköy riskli”

    Öztürk, olası depreme yönelik hazırladığı bir senaryoda depremin Kumburgaz segmenti üzerinde başladığını varsayarak doğuda Adalar segmentine doğru, batıda da Tekirdağ’a doğru ilerlediğini söyledi. Bu şekilde bir senaryoda depremin 7 saniyede İstanbul’un güney kıyılarına ulaşabileceğini belirtti. Adalar segmentinin ardından İzmit segmentinde depremin duracağını belirten Öztürk, bunun sebebinin 1999 depremi nedeniyle o hat üzerinde yeterli miktarda stres olmamasında bağladı.

    Kumburgaz segmentinin Küçükçekmece, Büyükçekmece ve Bakırköy’e 10 km uzaklıkta olması nedeniyle o bölgelerin daha da riskli olduğunu söyleyen Öztürk, bu senaryoda depremin 32-35 saniye aralığında süreceği belirtti.

    Stres Marmara’ya dayandı

    Kuzey Anadolu fayının özelliği sebebiyle depremlerin doğudan batıya doğru geldiğini belirten uzmanlar depremlerin sırasıyla;

    7.8 büyüklüğündeki 1939 Erzincan depremi

    7.1 büyüklüğündeki 1942 Erbaa depremi

    7.3 büyüklüğündeki 1943 Ladik depremi

    7.3 büyüklüğündeki 1944 Gerede depremi

    7.0 büyüklüğündeki 1957 Abant depremi

    7.0 büyüklüğündeki 1967 Mudurnu depremi

    7.4 büyüklüğündeki 1999 Gölcük depremi olduğunu ifade ederek stresin Marmara’ya dayandığı söylendi.

    screenshot-1t.jpg

    “Ganos fayı kırılırsa 7.5’i bulabilir”

    Depremin çok büyük ihtimalle Kumburgaz segmenti üzerinde başlayacağını belirten Öztürk, deprem Kumburgaz’da ya da Adalar’da başlasa da sonuçların değişmeyeceğini söyledi.

    Oluşturulan bir diğer senaryoya göre Ganos fayı kırılmazsa olası Marmara depreminin büyüklüğünün 7.3’ü geçmeyeceği ve ortalama 32 saniye süreceği ancak Ganos fayı kırılırsa depremin büyüklüğünün 7.5’i bulacağı ve depremin 40 saniyeden fazla süreceği ifade edildi.

    İlk tsunami dalgası istanbul kıyılarına 5-10 dakika içerisinde varacak

    Depremin ardından heyelan kaynaklı tsunumilerinde olabileceğini söyleyen Korkusuz’un hazırladığı senaryoda ilk tsunami dalgası İstanbul kıyılarına 5-10 dakika içerisinde varacağı, Marmara’nın tüm sahillerine ise 30 dakika içerisinde ulaşacağı belirtildi. Uzmanlar depremin ardından sahil şeridinden uzak kalınması konusunda uyarıyor.

    İstanbul’da riskli semtler

    Öztürk, Küçükçekmece, Büyükçekmece ve Avcılar’ın zemin gevşekliğinden dolayı depremden çok etkileneceğini Anadolu yakasında ise alüvyon zeminli olması nedeniyle Pendik sahil kesiminin riskli olacağını söyledi.

  • İşte İstanbul’un Deprem Röngeni! En Riskli İlçeler ve Mahalleler

    İşte İstanbul’un Deprem Röngeni! En Riskli İlçeler ve Mahalleler

    AFAD’a göre; Marmara depremi İstanbul’un tüm ilçeleri için risk oluşturuyor. Özellikle güney kıyıdaki ilçelerin fay hatlarına yakınlığı ve kötü yapı stoğu risk puanlarını yükseltiyor…

    İBB’nin hazırladığı kitapçıkta ise daha iyimser bir tablo çiziliyor. 7.5’lik deprem senaryosunda en riskli ilçeler arasında gösterilen Zeytinburnu’nda 668, Avcılar’da 465 can kaybı bekleniyor…
    Yer bilimci Prof. Dr. Celal Şengör’ün Marmara’da olası büyük bir deprem sonrası yaşanması muhtemel felakete dikkati çekerek, “İstanbul’dan gitmeyi düşünüyorum” açıklamasının ardından çeşitli kurum ve kuruluşların hazırladığı tahminler bir kez daha gündeme geldi. Milliyet’ten Gülden Çoktan İstanbul’un röntgenini çeken araştırmaları derledi.

    Detaylar şöyle: AFAD’a göre; “Deprem İstanbul’un tüm ilçeleri için yüksek risk oluşturmakla birlikte; özellikle Adalar, Avcılar, Bahçelievler, Bakırköy, Beylikdüzü, Büyükçekmece, Küçükçekmece, Maltepe, Tuzla, Üsküdar, Zeytinburnu ve Sultanbeyli ilçeleri ve yakın mahalleler olası büyük depremden yoğun olarak etkilenecek.”

    İBB’ye göre ise en riskli ilçeler Avcılar, Fatih, Zeytinburnu, Esenler, Küçükçekmece, Tuzla ve Beylikdüzü. Olası büyük bir depremde Zeytinburnu’nda 5 bin 334, Avcılar’da 7 bin 39, Küçükçekmece’de 12 bin 244 yapının ağır hasar alacağı tahmin ediliyor.

    İlçe ilçe riskli mahalleler

    AFAD’ın geçtiğimiz yıl hazırladığı “Kırmızı Eylem” planında, çeşitli ilçelerde yüzden fazla semtte acil dönüşüm yapılması gerekiyor.

    – Adalar: Heybeliada, Nizam, Maden, Kınalı ve Burgazada

    – Ataşehir: İçerenköy

    – Avcılar: Deniz Köşkler, Cihangir, Ambarlı, Merkez, Gümüşpala, Üniversite, Firüzköy, Mustafa Kemal Paşa ve Yeşilkent

    – Bağcılar: Yıldıztepe, Evren, Kirazlı, Demirkapı, Hürriyet, Fevzi Çakmak, Yenigün, Kazım Karabekir, Çınar, Yenimahalle, Bağlar, İnönü, Yavuz Selim, Merkez, Mahmutbey, Fatih, Barbaros, Göztepe, Kemalpaşa ve Sancaktepe

    – Bahçelievler: Şirinevler, Zafer, Kocasinan, Soğanlı, Hürriyet, Yenibosna, Çobançeşme, Cumhuriyet ve Fevzi Çakmak

    – Bakırköy: Osmaniye, Kartaltepe, Yeşilköy, Zeytinlik, Zuhuratbaba, Şenlikköy, Ataköy 3-4-11, Ataköy 7-8-9, Cevizlik, Yenimahalle ve Ataköy 2-5-6 mahalleri

    – Başakşehir: Ziya Gökalp, Şahintepe ve Güvercintepe

    – Bayrampaşa: Altıntepsi, Muratpaşa, Yenidoğan, İsmetpaşa, Terazidere, Ortamahalle, Yıldırım ve Kartaltepe

    – Beylikdüzü: Barış, Yakuplu, Kavaklı, Marmara, Adnan Kahveci, Dereağzı, Cumhuriyet, Gürpınar, Büyükşehir ve Sahil

    – Beyoğlu: Piyalepaşa, Piri Paşa, Kaptanpaşa, Fetih tepe, Keçeci Piri ve Hacıahmet

    – Büyükçekmece: Batıköy, Fatih, Pınartepe, Güzelce, Atatürk ve Hürriyet

    – Esenler: Fatih, Nine Hatun, Menderes, Kazım Karabekir, Tuna, Fevzi Çakmak, Oruç Reis ve Çifte Havuzlar

    – Esenyurt: Atatürk, Örnek, Saadet dere, İnönü, Namık Kemal, Yenikent, Fatih, İnciryepe, Ardıçlı, Güzelyurt, Mehter Çeşme, Pınar, Talatpaşa ve Merkez mahalleri

    – Eyüpsultan: Nişanca, Topcular, Düğmeciler, Defterdar, İslambey, Karadolap ve Güzeltepe

    – Fatih: Mevlanakapı, Şehremini, Akşemseddin, Seyyid Ömer, Ayvansaray, Kocamustafapaşa, Derviş Ali, Yavuz Sultan Selim, Yedikule, Hırkai Şerif, Balat, İskenderpaşa, Topkapı, Silivri Kapı, Atıkalı, Molla Gürani, Sümbül Efebdi, Ali Kuşcu, Haseki Sultan, Zeyrek, Karagümrük, Cerrahpaşa, Aksaray, Cibali ve Emin Sinan.

    – Gaziosmanpaşa: Merkez, Sarıgöl ve Yıldız Tabya

    – Güngören: Merkez, Güneştepe, Mareşal Çakmak, A.Nafiz Gürman, Haznedar, Genç Osman, Akıncılar, Sanayi, Mehmet Nesih İzmen, Güven ve Tozkoparan

    – Kağıthane: Talatpaşa, Merkez ve Gürsel mahalleleri

    – Kartal: Hürriyet, Karlıktepe, Orhantepe, Atalar, Esentepe Petrol İş ve Cevizli

    – Küçükçekmece: Kanarya, Cumhuriyet, Cennet, İnönü, Yeşilova, Gültepe, Fevzi çakmak, Halkalı, İstasyon, Yenimahalle, Söğütlüçeşme, Kartaltepe, Sultan Murat, Fatih, Kemalpaşa ve Atakent

    – Maltepe: Cevizli, Bağlarbaşı, Fındıklı, Girne, Esenkent, Gülsuyu, Aydınevler, Altayçeşme, Gülensu, Zümrütevler, Yalı, Çınar, Altıntepe, Feyzullah ve İdealtepe

    – Pendik: Kavakpınar, Velibaba, Kaynarca ve Ahmet Yesevi

    – Sultanbeyli: Hamidiye, Turgut Reis, Akşemseddin, Mimar Sinan, Mecidiye, Salgamlı Devlet Ormanı, Ahmet Yesevi, Abdurrahmangazi, Orhangazi, Yavuz Selim, Hasanpaşa, Adil, Mehmet Akif ve Teferruc Tepe Ormanı

    – Şişli: Paşa ve Merkez

    – Tuzla: Postane, Aydınlı, Şifa, Mimar Sinan, Yayla, İstasyon ve Aydıntepe.

    – Zeytinburnu: Maltepe, Seyitnizam, Beştelsiz, Sümer, Veliefendi, Veliefendi, Çırpıcı, Telsiz, Nuripaşa, Kazlıçeşme, Yeşiltepe, Merkez Efendi ve Gökalp.

     

  • Prof. Dr. Görür Marmara Depremi İçin Tekrar Uyardı!

    Prof. Dr. Görür Marmara Depremi İçin Tekrar Uyardı!

    Bilim Akademisi Üyesi Yer Bilimci Prof. Dr. Naci Görür, Marmara Bölgesi’nde meydana gelecek bir depremin ülke ekonomisine en büyük darbeyi vuracağını belirterek, “Türkiye’nin gayrisafi milli hasılasının yüzde 60’ına denk bir üretimi olan bölge. Yani Marmara Bölgesi’nin ekonomisi durduğu an, çarkları durduğu an, emin olun bütün Türkiye’nin ekonomik olarak diz üstü çökmesi kaçınılmazdır. Onun için deprem gerçek beka sorunudur” dedi.

    Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi ve Trakya Belediyeler Birliği, Bilim Akademisi Üyesi, Yer Bilimci Prof. Dr. Naci Görür ‘ün konuşmacı olarak katıldığı ‘Deprem Bilinci’ konferansı düzenledi. Konferansa, Vali Yardımcısı Asalet Akbulut, Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak, CHP Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun, DEVA Partisi Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar ile vatandaşlar katıldı.

    Tekirdağ’ın bir deprem kenti olduğunu belirten Prof. Dr. Naci Görür, Tekirdağ’da bilimsel çalışma yapmak yerine depreme dirençli hale getirmek için çalışma yapılması gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Görür, “Onun için de bugünkü belediye başkanımız veya valimiz hele şu bilimsel araştırmalar olsun da Tekirdağ’ın durumunu görelim gibi bir endişesi sakın olmasın, bileceği tek şey var, Tekirdağ bir deprem kentidir. Bugün olmazsa yarın, yarın olmazsa öbür gün burayı deprem vurabilir.

    Vurduğu zaman ama öyle ama böyle zarar verebilir, bir kişi de ölse bizim canımız bin kişi de ölse bizim canımız. Yani az öldük diye sevinecek miyiz? Bize yakışan Tekirdağ’ı deprem dirençli hale getirmektir. Bu da mümkündür. Eğer Tekirdağ deprem dirençli hale getirirsek Tekirdağ’da insanlarımız ölmez. Ölürse de tesadüfen ölür. Bu doğru olan” diye konuştu.

    Marmara’da gerçekleşecek bir depremin ülke ekonomisine en büyük darbeyi vuracağını belirten Görür, “‘Öyle veya böyle bir zamanda deprem vurursa, Marmara’yı şöyle bir masaya yatıralım. Türkiye’nin gayrisafi milli hasılasının yüzde 60’ına denk bir üretimi olan bölge. Yani Marmara Bölgesi’nin ekonomisi durduğu an, çarkları durduğu an, emin olun bütün Türkiye’nin ekonomik olarak diz üstü çökmesi kaçınılmazdır.

    Anadolu asla Marmara Bölgesi’ni besleyemez ama Marmara Bölgesi bütün Türkiye’yi besleyebilecek güçte ve değerdedir. Şimdi burada çarkların durduğunu düşünün, daha biz doğru dürüst Güneydoğu sorununu çözememiş, onun bize vereceği hassasiyeti atlamamışken Marmara’da böyle bir darbe yersek ki bilmiyoruz yiyebiliriz de. Hiç kimse de olmaz falan diyemez yani.

    Maraş işte, Maraş farkında mıydık? Biliyor muydunuz? Bas bas bağırıyorduk, ne oldu? Bir gece kalktık 56 bin kişi diyorlar. Ben bir bilim adamı olarak o rakamın çok daha fazla olacağından kuşkulanıyorum. Oldu işte, olabilir. Eğer öyle olursa biz Türkiye’nin bağımsızlığını, ekonomik bağımsızlığını yitireceğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Sadece bu ekonomik bağımsızlık mı dediğiniz zaman hayır, bu siyasi bağımsızlığa da sirayet edebilir.

    Bunu da Sayın Cumhurbaşkanımızın sözleri ile söyleyeyim size, Sayın Cumhurbaşkanımız bir televizyon konuşmasında aynen şöyle dedi; ‘Bana gelip dediler ki IMF bizden 5 milyar dolar borç istiyor. Ben de dedim ki verin, bugün borç alan yarın talimat alır.’ Biz bu ülkeyi talimatla mı yöneteceğiz.’ Onun için deprem gerçek beka sorunudur. Bugünkü siyasetçilerin öyle sözünü ettiği eften püften beka değildir.

    Gerçek beka sorunudur, Türk ırkının, Türk milletinin, bizim neslimizin, çoluk çocuğumuzun özgür, ekonomik olarak bağımsız yaşayıp yaşamayacağını, hayatını sürdürüp sürdürmeyeceği sorunudur. Onun için bu konuyu halk olarak defterinize alın, gündeminize alın. Hangi partiden, hangi siyasi görüşten olursanız olun bunu sizi yönetenlerden isteyin” ifadelerini kullandı.