Etiket: madımak katliamı

  • Madımak Katliamı’nın araştırılması önergesi AKP ve MHP oylarıyla reddedildi

    Madımak Katliamı’nın araştırılması önergesi AKP ve MHP oylarıyla reddedildi

    TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Tekin Bingöl başkanlığında toplandı. Genel Kurul’da bugün, Uzman Erbaş Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam edilmesi bekleniyor.

    Teklifin görüşmelerine geçilmeden önce CHP’nin 2 Temmuz 1993 Sivas Katliamı’nın tüm yönleriyle incelenmesi, hukuki, idari süreçlerin araştırılması ve benzer olayların önlenmesi amacıyla verilen Meclis Araştırması önergesi gündeme geldi.

    KAVUNCU: BU ACI OLAY NEFRET VE ÖFKE DİLİNİN SONUCUDUR

    Önerge üzerine söz alan İYİ Parti Grup Başkanı Buğra Kavuncu, Madımak Katliamı’nın konuşması, hatırlanması ve hatırlatılması gerektiğini söyleyerek “Neden böyle bir vahşete bu toprakların tanıklık ettiğini, zafiyetleri, ihmalleri, provokasyonları, karanlıkta kalmaması için her şeyi ama her şeyi konuşmalıyız, konuşmalıyız ki bir daha bu acılar tekrar etmesin. Bu acı olay, bir nefret ve öfke dilinin sonucudur; şiddetin kutsallaştırılmasının bir sonucudur; kinin, hıncın, öfkenin siyasete ve topluma, kitlelere hakim olduğunda o kitle psikolojisiyle neler olabileceğinin bir göstergesidir; etnik ve mezhepsel ayrımlar derinleştirildiğinde güzel ülkemizin nasıl provokasyonlara açık hale geldiğinin bir yansımasıdır” dedi.

    EKMEN: EĞER SİVAS, ÇORUM’U AYDINLATABİLSEYDİK BUGÜN MADIMAK’IN AYDINLATILMASININ KONUŞMUYOR OLABİLİRDİK

    Yeni Yol Grup Başkanvekili Mehmet Emin Ekmen, CHP Grubu’nun vermiş olduğu önergeyi desteklediklerini belirterek “Ancak bu önergeyi konuşunca, konuşmaya başlayınca bence ilk olarak üzerinde tefekkür etmemiz gereken mevzu Madımak gibi bir acılı olayın, bir katliamın otuz üç yıl sonra dahi henüz aydınlatılmamış olduğunun kabul ediliyor olmasıdır. Herhalde burada AK Partili arkadaşlarımız da başka partilerden konuşmacılarımız da Madımak olaylarının aydınlatıldığını -bunun yeniden bir komisyon marifetiyle ele alınması gerektiğini- iddia etmeyeceklerdir” dedi.

  • Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenler Ankara’da anıldı

    Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenler Ankara’da anıldı

    Madımak Katliamı’nın 32’nci yıl dönümü nedeniyle, Pir Sultan Abdal Derneği ve Alevi Bektaşi Federasyonu öncülüğünde, birçok siyasi parti ve sivil toplum kuruluşunun katılımıyla Ankara’daki Tandoğan Meydanı’nda miting düzenlendi. Tertip komitesi adına metni okuyan Özgür Doğan, ”Katillerin sloganlar eşliğinde yaklaştığı, güvenlik güçlerinin seyirci kaldığı, dönemin siyasi iktidarının sessizliğiyle gölgelenmiş bu katliam, sadece Türkiye’nin değil, insanlık tarihinin kara lekesi; bu coğrafyada farklı olana, inanca, düşünceye, aydınlığa ve insanlığa karşı işlenmiş bir insanlık suçudur” dedi.

    Madımak Katliamı'nda yaşamını yitirenler Ankara'da mitingle anıldı

    Madımak Katliamı’nın 32’nci yıl dönümü nedeniyle, Pir Sultan Abdal Derneği ve Alevi Bektaşi Federasyonu öncülüğünde, birçok siyasi parti ve sivil toplum kuruluşunun katılımıyla Ankara’daki Tandoğan Meydanı’nda miting düzenlendi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği adına MYK Üyesi Rukiye Kara, Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Merkezi adına Nurullah Esat Ünsalı ve Madımak Katliamı’nda can verenlerden Gülsüm Karababa’nın kardeşi Nilgün Karababa mitingde konuşma yaptı.

    Mitingin tertip komitesi adına basın metnini okuyan Özgür Doğan, şunları kaydetti:

    ”Yakanları da, aklayanları da, katilleri serbest bırakanları da affetmeyeceğiz.
    İnsanlık tarihinin en kara, en utanç verici katliamlarından biridir 2 Temmuz Madımak Katliamı. Bu topraklarda direnişin simgesi, Alevi inancının hak, hakikat ve adalet yolundaki temel direklerinden biri olan Pirimiz Pir Sultan Abdal’ın anısına düzenlenen etkinliklerin dördüncüsünde, semah dönen gençlerimiz, ozanlarımız, yazarlarımız, sanatçılarımız, aydınlarımız, bu halkın vicdanı ve geleceği olan 33 canımız 2 Temmuz 1993 Cuma günü Madımak Oteli’nde yakılarak katledildi.

    ”BU KATLİAM, SADECE TÜRKİYE’NİN DEĞİL, İNSANLIK TARİHİNİN KARA LEKESİ”

    Katillerin sloganlar eşliğinde yaklaştığı, güvenlik güçlerinin seyirci kaldığı, dönemin siyasi iktidarının sessizliğiyle gölgelenmiş bu katliam, sadece Türkiye’nin değil, insanlık tarihinin kara lekesi; bu coğrafyada farklı olana, inanca, düşünceye ,aydınlığa ve insanlığa karşı işlenmiş bir insanlık suçudur.

    ”CEZA ALANLAR AFFEDİLDİ, SERBEST BIRAKILDI”

    Bu vahşi katliamın üzerinden 32 yıl geçti. Ama ne acımız azaldı, ne de öfkemiz dindi. Çünkü adalet yerini bulmadı. Katillerin büyük bir bölümü cezasız kalırken ceza alanlar affedildi, serbest bırakıldı. İnsanlığa karşı işlenmiş bir dava, zaman aşımına uğratıldı. Sivas‘ın öncesinde yaşanan katliamlarla da, Sivas’la da, sonrası yaşanan katliamlarla da yüzleşilmedi. Yaşanmış hiç bir katliamla hesaplaşılmadı. Hesabı verilmedi. Çünkü katiller, bizzat siyasi iktidarlar tarafından korundu, bu tür cinayetler ve cinayet şebekeleri ırkçı, faşist çeteler, örgütler cesaretlendirildi, dolayısıyla katliamlar teşvik edildi. Katiller ve onları koruyup kollayanlar, devlet protokollerinde yer buldu. Sivas Madımak Katliamı buna verilecek en bariz örnektir. Sivas katilleri ve onları savunan avukatlar el üstünde tutuldu, ödüllendirildi. Çünkü Sivas’ı yakanlar da aklayanlar da aynıydı.

    ”HERKES İÇİN ADALET MÜCADELEMİZİ BÜYÜTEREK DEVAM ETTİRECEĞİZ”

    Katilleri de, bu katliamı planlayanları da, aklayanları da tanıyoruz. Zihniyetlerini biliyoruz. Ülkemizin ve hatta dünyanın geleceğini karartmak isteyen bu zihniyet ile mücadelemiz yeni değildir. Tarihimiz bu anlayış ile mücadele tarihidir. Tarihin hiçbir döneminde karanlığa teslim olmadık, bundan sonra da olmayacağız. Yüzleşme ve hesaplaşma olmadan bu topraklara barış da, demokrasi de, özgürlük de gelmeyecektir. 2 Temmuz’un hesabı sorulana kadar, Sivas için adalet, herkes için adalet mücadelemizi büyüterek devam ettireceğiz.

    ”33 AYDINI DİRİ DİRİ YAKTILAR”

    Mitinge katılan bir başka yurttaş ise “Madımak’ın hafızalardan silinme şansı yok. O dönem cumadan çıkanların, tekbirleriyle yakıp yıktıkları bir gün yaşandı ve ‘şeriat isteriz’ diye insanları yok ettiler. 33 aydını diri diri yaktılar. Bu Türkiye tarihinin karanlık bir günü olarak yerini aldı. Özellikle bu katliamın Alevilere karşı yapılması da dönemin içerisinde devletin de izlediği bir politikanın sonucu” dedi.

    ”BU BİR İNSANLIK SUÇU”

    Bir başka mitinge katılan yurttaş da, “Bu bir insanlık suçu. Alevilere yapılan bir katliam ama ben Alevi, Sünni diye ayırmak istemiyorum. Gerçekten insanlık suçu. Unutmadık, unutturmayacağız” ifadelerini kullandı.

    ”BÜTÜN KATİLLERİ ZAMAN AŞIMINA UĞRATARAK AFFETTİLER”

    Bir başka yurttaş ise Madımak Katliamı’nın faillerinin affedildiğini belirterek, “Halen biz o acıyı yaşıyoruz. Bir sonuç alınamadı. Bütün katilleri zaman aşımına uğratarak affettiler. Biz affetmeyeceğiz, mücadeleye devam edeceğiz. Acımız, yaramız büyük” dedi.

    ”ŞEHİTLERİMİZ İÇİN DE BUGÜN SEMAH DÖNMEK İSTİYORUM”

    Başka bir yurttaş da, “Çok üzgünüm, yüreğimiz yanıyor. O şehitlerimiz için de bugün Semah dönmek istiyorum” diye konuştu.

    ”ASLA AFFEDİLMEMESİ, ASLA REDDEDİLMEMESİ GEREKEN BİR DAVA”

    Başka bir yurttaş ise, “Kesinlikle, yanlışlıkla yapılan demiyorum bilerek yapılan bir olaydı. Asla affedilmemesi, asla reddedilmemesi gereken bir dava” dedi.

  • Özgür Özel’den erken seçim mesajı

    Özgür Özel’den erken seçim mesajı

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulunuyor.

    Madımak Katliamı’nın 31. yılına ilişkin mesaj veren Özgür Özel, “Geçen hafta Sivas’taydık. 31 yıllık bir insanlık ayıbının, insanlığa karşı işlenen bir suçun 31. yılında ama 1. yılındaki kadar tepkili, yüreğinde acıyı hisseden ve birinci yılındaki kadar adalet arayan inancımızla hep birlikteydik” ifadelerini kullandı.

    Özel, şöyle devam etti: “Madımak’ta yakılan, katledilen 33 canımızın ve o günden bugüne 31 yıldır bu acıyı yüreğinin en derinlerinde hisseden, kendi acılarını yaşarken haksızlığa uğrayan herkese örnek teşkil edecek şekilde dayanışma içinde ve dimdik ailelerin, davanın ilk günden itibaren büyük bir sabırla takip eden hukukçu dostlarımızı saygıyla selamlıyorum.”

    “REÇETE SOLUN, SOSYAL DEMOKRATLARIN ELİNDE”

    “Hafta sonu partimizin heyeti ile birlikte Sosyalist Enternasyonalin Avrupa Komitesi’nin ilk toplantısına katıldık” diyen Özel, şunları söyledi:

    “Aşırı sağla mücadelenin de neoliberal politikalarla mücadelenin de reçetesi solun, sosyal demokratların elindedir. Toplumu göçmenler-göçmen olmayanlar, sağcılar-solcular, o mezhepten olanlar-bu mezhepten olanlar diye bölüp her meseleyi bir başka tarafa yükleyip oradan nefret üretenler Avrupa’da güçlenerek faşizmi hortlatarak aşırı sağı yükselmeye çalışıyorlar.”

    İNGİLTERE VE FRANSA SEÇİMLERİ

    İngiltere ve Fransa seçimlerine değinen Özel, “Geçen hafta İngiltere İşçi Partisi parlamentoda çok büyük bir çoğunluğu sağlarken esas formül demokrasiden yana olanların birleşmesiydi. Bu hafta Fransa’da demokrasi güçleri birleşti. Korkulan olmadı, ilericiler, solcular Fransa seçimlerinde birinciliği elde ettiler” değerlendirmesinde bulundu.

    Özel, şunları söyledi: “Türkiye’deki formülün bütün Avrupa’ya, bütün dünyaya bir kez daha hatırlatıyorum; sosyal demokratlar, milliyetçi demokratlar, muhafazakar demokratlar, Kürt demokratlar, Türkiye’nin bütün demokratları ve dünyanın bütün demokratları bir araya gelecek ve faşizmi yenecek.”

    ERKEN SEÇİM MESAJI

    Erken seçim ile ilgili mesaj veren Özel, “Gelecek seçimlerde CHP’ye, Türkiye İttifakı’na oy verdiğinizde cebinizdeki paranın 10 kat değerli olduğunu göreceksiniz. Bugünkü maaşı alıp 4 liraya mazot kullandığınız düşüneceksiniz.  Bugünkü maaşla elektrik faturasının 500 lira değil 50 lira geleceğini düşüneceksiniz. Milli gelir artışı bu demektir. Hele hele bunu eşit paylaşmak bu demektir. İlk seçimlerden sonra, ne kadar kaçabilirler bilmiyorum, çünkü vatandaş seçim istediğini her geçen gün daha yüksek sesle söylüyor. Yapılacak ilk genel seçimlerde partimiz iktidar olacak, Türkiye zenginleşecek, herkes rahatlayacak” ifadelerini kullandı.

  • Fikri Sağlar: Ateşte yanan şehitlerimiz ve Sinan Ateş

    Fikri Sağlar: Ateşte yanan şehitlerimiz ve Sinan Ateş

    Bugün 2 Temmuz!

    Ülkemiz için onarılamayacak büyük bir kara leke olan “Madımak Katliamı’nda” kaybettiklerimizi saygı ve özlemle 31’inci kez andığımız gün…

    O gün aydın, sanatçı ve gencecik insanlarımız şeriat isteyen, Taliban’lara özenen, cahiliye dönemine dönen vahşi, siyasal İslamcıların katletmesiyle “laik demokratik Türkiye” için canlarını verdiler…

    Demokrasi şehidi oldular

    Acımız ve öfkemiz çok derin!

    “Derin devletin yasadışı ilişkileriyle arkasında durduğu “Madımak Katliamı,” halen işbaşında olan iktidarın gelişini hazırlamıştır.

    Ve Maraş, Çorum, Sivas, Gazi ve 10 Ekim gibi katliamlarının arkasındaki sivil, asker, gerçek faillerin bir gün yargılanacağı ve Alevileri dışlayan anlayışın ülkemizden uzaklaşacağı günlerin yakın olduğunu biliyoruz…

    AKP’nin miadı doldu!

    Kansız, kavgasız günleri özlüyoruz!

    Hata yapılmazsa yeni bir dönemin başlamasına az kaldı…

    ∗∗∗

    AKP iktidarı süresince vahim olaylar yaşadık… “14 Mayıs 2023 TBMM ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri” ile “31 Mart 2024 Yerel Yönetimler seçimi” süresince vicdanları yaralayan bir suikast ülke gündeminde olmuştu. 1 Temmuz 2024 yani dün, bu gündem, nihayet yargıya taşındı!

    ∗∗∗

    Eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş, Ankara’da hem de gün ortasında öldürülmüştü…

    Dün, Ankara Sincan Cezaevi kampüsündeki Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 22 sanığın yargılamasına başlanıldı.

    İlk oturuma, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu, İYİP GnBş. Müsavat Dervişoğlu, ZaferP GnBş. Ümit Özdağ izledi.

    Türkiye Barolar Birliği BŞ. Erinç Sağkan ile birçok ilin baro başkanları da oturuma katıldı…

    Tetikçi geleneğinin alışkanlığı, davayı sulandırmaktır. Nitekim faillerin salonda yapmaya çalıştıkları “mafyatik gösteriye” izin vermeyen mahkeme, gerekli uyarıyla yargılamaya başladı…

    ∗∗∗

    Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş’in dava başlamadan yaptığı açıklama dikkat çekiciydi…

    19 ay beklendikten sonra yargılamanın yapılmasına sevinen Ayşe Ateş;  “İddianame eksik. İsteğim ve beklentim eksik delillerin tamamlanması ve ayrılan 17 kişinin dosyasının bizim dosyamızla birleştirilerek yeni ve tam bir iddianamenin hazırlanması… Aksi halde yarım iddianameyle yarım yargılama olur. İddianamedeki boşluklar doldurulur, verdiğimiz dilekçeler, deliller ve belgeler dosyaya eklenirse yargılama tam olur…

    Şimdilik dosyada yalnızca kiralık katiller ve taşeronlar var.

    Asıl azmettiricilerin, bu işi düzenleyenlerin, suikastı kurgulayanların isimleri ikinci bir dosyada var. Ancak gizli… ”

    ∗∗∗

    Bu açıklamayla Ayşe Ateş, baştan beri altı çizilen ve araştıranların ortaya koyduğu gerçek faillerin “gizlilik” ilkesine dayanılarak saklandığını açıklamış oluyor…

    Ateş, ”Gerek Özgür Özel’in gerekse gazetecilerin işaret ettiği, Sinan Ateş’in arkadaşlarının açıkça isimlerini verdiği MHP yöneticilerini kastederek, ortaya koyulan deliller çevresinde gerçeklere ulaşılacağını” beyan ediyor…

    ∗∗∗

    Hatırlanırsa, ”Ayşe Ateş’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yaptığı görüşme” sonrasında

    Erdoğan’ın Ayşe Ateş’e, “adaletin en kısa zamanda ve en hızlı şekilde geleceğinin” sözünü verdiği açıklanmıştı…

    Yazının devamı

  • Madımak Katliamı’nı anlatan belgeselin ilk gösterimi yapıldı

    Madımak Katliamı’nı anlatan belgeselin ilk gösterimi yapıldı

    Yapımcılığını Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun üstlendiği Madımak Katliamı Hafıza Merkezi belgesel filmi “Çok Kötü Bir Şey Oldu”- Madımak Katliamı ve Ötesi Üzerine Bir Film’in gösterimi, Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

    Madımak Katliamı’nı konu alan “Çok Kötü Bir Şey Oldu” belgeselinin gösterimi yapıldı.

    Yönetmenliğini Ümit Kıvanç’ın yaptığı belgesel filmi, Alevilerin uğradığı baskı ve ayrımcı politikalara ışık tutuyor. Belgesel, Madımak Katliamı’nın öncesi ve sonrasını, sosyal, siyasal ve tarihsel olarak ele alıyor. İki bölümden oluşan belgeselde, 127 kişiyle yapılan görüşmelere yer veriliyor. Belgeselin tanıtım toplantısı, Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin anılmasıyla başladı. Toplantıya, sivil toplum kuruluşu ve sendika temsilcileri yanı sıra çok sayıda Alevi dernek ve konfederasyon temsilcileri katıldı.

    Tanıtım konuşmasını 1993 PSAKD yöneticilerinden, Madımak katliamından sağ kurtulan Ozan Ali Çağan, ”Bu katliamı tarihe belge olarak bırakacak bir çalışma yapılamamıştı. Bu topraklarda sevginin, dostluğun, kardeşliğin hüküm sürmesi için çaba koyacak bu projeyi gençlere emanet ediyoruz.” dedi.

    ”2 TEMMUZ’DA KATLEDİLEN CANLARIMIZ BİZİMLE YAŞIYOR”

    Madımak Katliamı Hafıza Merkezi Projesi Koordinatörü ve Sanal Müze Yönetmeni Eylem Şen de projeye iki yıldır emek verdiklerini hatırlatarak, çabalarının Madımak’ta hayatını kaybeden 33 kişinin unutulmaması, unutturulmaması için gerçekleştiğini söyledi. Şen, şöyle konuştu:

    ”Kamu görevlilerinin hiçbiri yargılanmadı. Tutuklananların bir kısmı serbest bırakıldı. Dava zaman aşımına uğradı. Adalet tesis edilmedi. Yaklaşık iki yıldır bu projeye verdiğimiz emek ve çaba, 33 canımızı sonsuzluğa taşımak. Madımak’ta müze yapılmadı. Madımak Oteli’nin toplumsal yüzleşme alanına dönüştüğünü hep birlikte göreceğiz. Yoğun bir emek ve tartışma süreciyle bu projeyi tamamladık. Madımak’ın hesabını sormak için mücadele eden herkese, ailelere teşekkür ederim. Bu ağır yükü omuzlarında taşıyan, karşılaştıkları engellere rağmen yaşayan herkese teşekkür ediyorum. Tüm Alevilere teşekkür ederim. Alevilere karşı bir pogrom yaşandı. Karşılaştığımız engellerle birlikte mücadele eden herkese teşekkür ediyorum. Bu engelleri aşmak kolay değil. 180 avukat davaya müdahil olmuş. Bu davayı sürdürmeye devam edeceğiz. 2 Temmuz’da katledilen canlarımız hala bizimle yaşıyor. Sanal müzede 33 canımızın hatıralarını, anılarını, sonucunu öğrenemedikleri üniversite sonuçlarını anlatıyor. Unutmadık, unutturmayacağız.”

    “DAVANIN POLİTİK MÜCADELESİNE KATKI SUNACAK BİR KÜTÜPHANE GELİŞTİRDİK”

    Madımak Katliamı Hafıza Merkezi Projesi bileşenlerinden Dijital Kütüphane Kreatif Koordinatörü Duygu Tatar anlattı. ”Projeyi emek emek ördük” diyen Tatar, şunları söyledi:

    “Katliamla ilgili şiirler, filmler, belgeseller, tezler, çalışmalar yapıldı. Görsel ve işitsel alanda belge birikti. Bu projeye başlarken çalışmaları inceledik. Bütün gazeteleri derledik. Dört devlet üniversitesi kütüphanesinde tarama yaptık. Dört binin üzerinde gazete kupürü birikti. Bunların hepsini dijitale aktardık. Klasör dolusu dava dosyasını dijitale çevirdik. Katledilen insanlarımızın eşyalarına da dijital kütüphanede yer verdik. Mücadele çıktılarıyla biz bu kütüphaneyi oluşturduk ve herkesin katkısına açık hale getirdik. Davanın politik mücadelesine katkı sunacak bir kütüphane geliştirdik. Aranan bütün kaynaklar direkt olarak bulunabilecek.”

    ”MADIMAK KATLİAMI’NA KARŞI BİLGİ SAHİBİ OLMAYAN KUŞAKLARA YÖNELİK DE BİR ÇALIŞMA”

    Madımak Katliamı Hafıza Merkezi Projesi bileşenlerinden “Alacakaranlıkta 30 Yıl” web belgeselinin yönetmeni Yücel Tunca da web belgeselin oluşma sürecini ve kullanılan kaynakları anlattı. “İzleyicinin de katılımcı hale geldiği bir belgesel. Çok güçlü bir altyapı oluşturmaya çalıştık” ifadelerini kullanan Tunca, şöyle devam etti:

    ”Bunun olanağını diğer çalışmaları yürüten arkadaşlarımız bize verdi. Araştırmamızın zemini oluşmuştu. Bunu daha da zenginleştirdik. Madımak Katliamı’na karşı bilgi sahibi olmayan kuşaklara yönelik bir çalışma. Aynı zamanda katliamı dünyaya anlatmak için çalıştık. Çalışma Sivas, Ankara, İstanbul ve Berlin odaklı. Bu topraklarda Alevilere neden zulüm ediliyor bunu anlamaya, baskının sebebini anlamaya çalıştık. Alevi toplumunun köklerini görmeye çalıştık.”

    ”UTANÇ MÜZESİNE DÖNÜŞMESİ, TOPLUMSAL YÜZLEŞME YOLUYLA OLABİLECEKTİR”

    Proje bileşenlerinden sözlü tarih görüşmelerini ve süreci anlatan Akademisyen Ozan Çavdar ise ”130 görüşme yaptık. Sivas’a yakından tanıklık etmiş ailelerle görüştük. O gün orada bulunan dernek yöneticileri, avukatlar ve gazetecilerle görüştük. Görüşmelerin tamamı Hafıza Merkezi’ne eklenmiş olacak. 33 can kimlerdi, neleri severlerdi, neleri sevmezlerdi bunu anlamayı da kendimize görev edindik. Her birini tanıdıkça saygımız ve sevgimiz arttı. Genç nesillerin anlayabilmesi için çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Madımak Oteli’nin utanç müzesine dönüştürülmesini istiyoruz. Utanç müzesine dönüşmesi, toplumsal yüzleşme yoluyla olabilecektir.” diye konuştu.

    ”İSTESELER DE KİMSE UNUTTURAMAZ”

    ”Çok Kötü Bir Şey Oldu” belgeselinin yönetmeni Ümit Kıvanç da gösterim öncesi yaptığı konuşmasında, şunları kaydetti:

    ”129 görüşmenin önemli bir bölümünü defalarca izledim ve herkesle tanış oldum. Keşke olmasaydı diyeceğimiz bir olay. Sivas madımak katliamıyla ilgili, ortaya çıkarılması istenmeyen her şeyi bir araya getirdik. Çok ayrıntılı işler de yapılabilir. Bu çalışma Madımak’ta hayatını kaybeden 33 insanın yakınları başta olmak üzere, olaydan sağ kurtulanlar, onların yakınları, hukuki süreç içerisinde olanların tam desteğiyle bu iş yapılabildi. Sözlerini, hafızalarını ve gönüllerini açtılar. Unutturulmaması gereken çok fazla şey oluyor bu memlekette. Bunu isteseler de kimse unutturamaz. Dünyadaki katliam ve pogromlarla bağlantısını da kurmaya çalıştım.”

    Türkiye’deki alevi kurumları adına konuşmayı Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe de ”Bugünden sonra artık bu çalışmalarla Sivas Madımak Davası’nı, bizim insanlık davası olarak gördüğümüz davayı, çok daha geniş kesimlere anlatmanın fırsatını yakalayacağız.” dedi.

  • Erdoğan İmzaladı: Madımak Failinin Cezası Kaldırıldı!

    Erdoğan İmzaladı: Madımak Failinin Cezası Kaldırıldı!

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, Sivas Madımak katliamı hükümlüsü Hayrettin Gül’ün cezası ‘hastalık’ gerekçesiyle kaldırıldı.

    Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayınlanan karara göre, Madımak Katliamı’nın faillerinden Hayrettin Gül‘ün cezası ‘sürekli hastalık’ gerekçesiyle kaldırdı.

    Sivas’taki Madımak Oteli’nde 2 Temmuz 1993’te 33 aydın yakılarak katledilmişti.

    Sivas’ta 2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli’ni yakarak 37 kişinin ölümüne neden olan olaylara ilişkin görülen davada Gül hakkında, Ankara 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nce idam kararı verilmiş, idam kararının kaldırılmasının ardından cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çevrilmişti.

    İLGİLİ KARAR…

    Gül’e özel Cumhurbaşkanı Kararı’nda şöyle denildi:

    “Ankara 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 16/6/2000 tarihli ve E:1999/5, K:2000/87 sayılı kararıyla Anayasal düzeni zorla bozmaya kalkışmak suçundan idam cezasına çarptırılan, anılan Mahkemenin 17/10/2002 tarihli ek kararı ile 4771 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun 1 inci maddesinin (A) fıkrası uyarınca cezası müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülen, Ankara (Kapatılan) 11 inci Ağır Ceza Mahkemesinin (5190 sayılı Yasa ile görevli ve CMK 250 nci maddesi ile yetkili) 22/5/2005 tarihli ve 2005/869 D.İş sayılı kararıyla 5218 sayılı Ölüm Cezalarının Kaldırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun 1 inci ve 2 nci maddeleri ile geçici 11 inci maddesi gereğince cezası ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasına çevrilen, yine aynı Mahkemenin 23/6/2005 tarihli ek kararı ile cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası olarak düzeltilen, Sivas 5 inci Asliye Ceza Mahkemesinin 27/11/2018 tarihli ve E:2018/180, K:2018/767 sayılı kararıyla hakaret suçundan 10 ay hapis ve yine Sivas 2 nci Asliye Ceza Mahkemesinin 12/2/2019 tarihli ve E:2018/653, K:2019/121 sayılı kararıyla hakaret suçundan 10 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına hükmedilen ve bu cezalarının Ankara 11 inci Ağır Ceza Mahkemesinin 26/3/2019 tarihli ve 2019/385 D.İş sayılı kararıyla içtimaına karar verilen, Sivas İli, Merkez İlçesi, Köklüce Mahallesi/Köyü, Cilt No:152, Hane No:4, Birey Sıra No:25 nüfusuna kayıtlı olup, Mahmut ve Mevlude’den olma, 15/4/1948 doğumlu, 32407717854 T.C. kimlik numaralı Hayrettin GÜL’ün kalan cezası, Adalet Bakanlığının 21/6/2023 tarihli ve E-35601974- 102[102-0593-2023]-1553/67537 sayılı yazısı ekinde gönderilen ve adı geçenin sürekli hastalık hali kapsamında bulunduğunu belirten Adli Tıp Kurumu 3 üncü Adli Tıp İhtisas Kurulunun 31/5/2023 tarihli ve 69365276-101.01.02-2023/72039/12925-12385 sayılı raporu sebebiyle, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 104 üncü maddesinin on altıncı fıkrası gereğince kaldırılmıştır.”

  • “YAŞANAN ONCA KATLİAM GİBİ SİVAS KATLİAMI’NIN DA GERÇEK SORUMLULARININ AÇIĞA ÇIKARILIP HESAP SORULMASI ENGELLENDİ”

    “YAŞANAN ONCA KATLİAM GİBİ SİVAS KATLİAMI’NIN DA GERÇEK SORUMLULARININ AÇIĞA ÇIKARILIP HESAP SORULMASI ENGELLENDİ”

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), “Sivas Katliamı üzerinden tam 30 yıl geçti. Yüreğimiz kanamaya, yanmaya devam ediyor. Yaşanan onca katliam gibi Sivas Katliamı’nın da gerçek sorumlularının açığa çıkarılıp hesap sorulması engellendi, tetikçi katiller korundu, katillerin avukatlığı yapıldı. Katillerin avukatları mevcut iktidar tarafından milletvekili, belediye başkanı, bakan ve hatta Anayasa Mahkemesi üyesi yapılarak ödüllendirildi” açıklamasını yaptı.

    KESK, Sivas Katliamı’nın 30. yıl dönümüne ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklama şöyle:

    “Sivas Katliamı üzerinden tam 30 yıl geçti. Yüreğimiz kanamaya, yanmaya devam ediyor. Yaşanan onca katliam gibi Sivas katliamının da gerçek sorumlularının açığa çıkarılıp hesap sorulması engellendi, tetikçi katiller korundu, katillerin avukatlığı yapıldı. Adresi, ikametgâhı belli olan firari sanıklar yıllarca bulunmadı, katillerin bazılarının Sivas’tan hiç ayrılmadan yaşamlarına devam ettikleri, hatta resmi olarak haklarında arama kararları olmasına rağmen evlendikleri, askere gittikleri, işe girip çalıştıkları, ehliyet aldıkları anlaşıldı. Katillerin avukatları mevcut iktidar tarafından milletvekili, belediye başkanı, bakan ve hatta Anayasa Mahkemesi üyesi yapılarak ödüllendirildi. KESK olarak, otuzuncu yıl dönümü vesilesiyle, Sivas Katliamı nezdinde yaşadığımız tüm katliamları bir kez daha lanetleyip yaşamını yitiren insanlarımızı saygıyla anıyoruz.”

  • MADIMAK KATLİAMINDA HAYATINI KAYBEDENLER ANKARA’DA ANILDI…

    MADIMAK KATLİAMINDA HAYATINI KAYBEDENLER ANKARA’DA ANILDI…

    Madımak Katliamı’nın 30. yılında katliamda hayatını kaybedenler için Ankara’da anma etkinliği düzenlendi. Anmada konuşan PSAKD Ankara Şube Başkanı Cansu Erice, “Sivas Madımak katliamı, insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur ve insanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı olamaz. Madımak katliamı; toplumu ayrışması, kutuplaştırılması için bilinçli yapılmış Alevi katliamıdır. Yaşadıklarımız bize bir kez daha göstermiştir ki örgütlü olmayan halklar ezilmeye, asimile olmaya, sömürülmeye ve katledilmeye mahkumdurlar” dedi.

    Sivas’taki Madımak Otel’de 1993 yılında katledilenler için bugün Ankara’da anma etkinliği düzenledi. Anmaya katliamda hayatını kaybedenlerin yakınları, sivil toplum örgütleri ve siyasi parti temsilcilerinin yanı sıra vatandaşlar katıldı. Etkinlikte Madımak katliamında hayatını kaybedenlerin ismi okunduktan sonra katledilen Hasret Gültekin’in eşi Yeter Gültekin, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Sekreteri İsmail Ateş ve PSAKD Ankara Şube Başkanı Cansu Erice konuşma yaptı. Anmada ayrıca semah gösterisi yapılarak deyişler okundu.

    “PİR SULTAN ABDAL’IN HAYALİNİ KURDUĞU HAK DÜNYASININ NASIL BİR DÜNYA OLDUĞUNU ANLATMAK ZORUNDAYIZ”

    Verdikleri hak mücadelesini son nefeslerine kadar sürdüreceğini belirten Gültekin, şöyle konuştu:

    “Sivas’ın ışığının sönmemesinin yolu bilimden ve ilimden geçiyor. Özelinde Madımak’ı konuşursak, geçen yıl burada aynı cümleleri kurdum. Bu gördüğünüz isimler birer fotoğraf değil. Birer yaşam ve o yaşamda ürettikleri, bıraktıkları var, cesaretleri var, inançları var. Serkan Doğan’ın anasına, o ateşin içinde yazdığı dizeler var. ‘Ölürsem arkamdan ağlama’ diye. Biz o sözü verdik. Ama bazen işte biz de insanız, tutamıyoruz kendimizi. Biz son nefesimize kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Bu tarihi inkar edilmeyecek, edilemeyecek hale getireceğiz. Ama bunun için hepimizin aynı bilinçle bu insanların eserlerini okuyup, bu insanların müziklerini aktarıp, bu insanların söylediği türkülerin nasıl bizim kılavuzumuz olması gerektiğini Pir Sultan Abdal’ın hayalini kurduğu hak dünyasının nasıl bir dünya olduğunu anlatmak zorundayız. Bizim görevimiz bu.”

    “SİVAS MADIMAK KATLİAMI, İNSANLIĞA KARŞI İŞLENMİŞ BİR SUÇTUR”

    Gültekin’den sonra konuşan PSAKD Ankara Şube Başkanı Cansu Erice, şunları söyledi:

    “Şeriata karşı laiklik, zulme karşı adalet için 30. yılında, 2 Temmuz’da alanlardayız. 2 Temmuz 1993 Cuma günü Madımak Oteli’nde yaşatılan katliamın üzerinden tam 30 yıl geçti. Dördüncü Pir Sultan Abdal’ı anma etkinliklerinde gerici, ırkçı, faşistler tarafından 33 aydınımız, ozanımız, canımız, sanatçımız, semah dönen gençlerimiz, kısacası aydın geleceğimiz Madımak Otel’i ateşe verilerek katledilmiştir. Katliamın üzerinden 30 yıl geçmesine rağmen katliamın hesabı verilmemiş, arkasındaki gerçek sorumlular açığa çıkarılmamış, adalet yerini bulmamıştır. Katillerin çoğu affedilmiş, yurt dışına çıkarılmış, normal yaşamlarına devam etmiştir. Tutuklu olanlar serbest bırakılmıştır. 30 yıllık hukuk mücadelesinde adeta aileler, Alevi örgütleri ve vicdanlar yargılanmıştır. Cafer Erçakmak ve yedi kişinin yargılandığı davanın zaman aşımı kararı dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından, ‘Milletimize hayırlı olsun’ diyerek karşılanmıştır. Firari üç sanık yönünden devam eden mahkeme süreci de zaman aşımına uğratılmaya çalışılmaktadır. Herkes bilmelidir ki Sivas Madımak katliamı, insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur ve insanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı olamaz. Madımak katliamı; toplumu ayrışması, kutuplaştırılması için bilinçli yapılmış Alevi katliamıdır. Yaşadıklarımız bize bir kez daha göstermiştir ki örgütlü olmayan halklar ezilmeye, asimile olmaya, sömürülmeye ve katledilmeye mahkumdurlar.

    “MADIMAK OTELİ UTANÇ MÜZESİ OLMALIDIR”

    Aleviler olarak bir kez daha diyoruz ki, cemevleri Alevilerin ibadethanesidir ve Anayasal güvence altına alınmalıdır. Kapatılan ve el konulan dergahlarımız gerçek sahibi olan Alevilere geri verilmelidir. Her türlü ayrımcılık son bulmalı ve karşı olursa olsun nefret söylemleri en ağır biçimde cezalandırılmalıdır. Alevi köylerine cami yapılmasından vazgeçilmeli, Alevilerin kutsal mekanlarına yapılmak istenen baraj, HES, maden ve taş ocağı projeleri derhal iptal edilmelidir. Din dersleri tüm eğitim kurumlarında her kademesinden kaldırılmalı, eğitimin içeriği, bilimsel ve çağdaş normlara kavuşturulmalıdır. Laik ve demokratik cumhuriyetin önündeki en büyük engel Diyanet İşleri Başkanlığı kapatılıp, lağvedilmelidir. Devlet, tarihimizle ve yaşatılan katli yüzleşmeli ve hesabını vermelidir. Madımak Oteli Utanç Müzesi olmalıdır.

    “MADIMAK KATLİAMINI UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ, HESABINI SORACAĞIZ”

    Madımak katliamını ve insanlığa karşı işlenmiş tüm suçları unutmayacağız, unutturmayacağız, hesabını soracağız. Katliamın 30. yılında yitirdiğimiz canlarımızı unutturmak isteyenlere karşı gereken cevabı hep birlikte 2 Temmuz günü Sivas’ta, Madımak Oteli önünde verelim. Unutmak; başta inancımıza, direncimize, tarihsel bilincimize, Kerbela’daki Hüseyni duruşa, En-el Hak’tan geçmeyen Hallacı Mansur’a, Baba İlyas’tan Kalender Şah’a, darağacındaki Pir Sultan Abdal’dan günümüze, hak ve hakikat mücadelesinde inançları uğruna bedel ödeyenlere ihanettir. Unutmak; Asım Bezirci’nin kalemine, Hasret Gültekin’in bağlamasına, Nesimi Çimen’in curasına, Asuman Sivri’nin semahına, Koray Kaya’nın düşlerine ihanettir. Madımak katliamını unutmadık, unutturmayacağız, hesabını soracağız.”

    “BU KATLİAMLARI YÜZLEŞMEDİĞİMİZ SÜRECE BENZER KATLİAMLARI YAŞAMAK ZORUNDA KALACAĞIZ”

    Anmada son olarak söz alan PSAKD Genel Sekreteri İsmail Ateş de tüm Alevileri 2 Temmuz’da Madımak Oteli’nin önüne davet etti. Ateş, konuşmasında şunları söyledi:

    “Biz bu katliamlarla yüzleşmediğimiz sürece benzer katliamları yaşamak zorunda kalacağız. Gönül isterdi ki biz bugün başka bir baharı yaşayalım, olmadı. Ama görünen de şu ki bu acıları bize yaşatmaya da devam etmeye gayet kararlı görünüyor ne yazık ki AKP iktidarı. 2 Temmuz 1993 tarihinde Madımak Oteli’nde 33 Pir Sultanımız semaha dururken Aziz Nesin’i suçlamışlardı, ‘Aziz Nesin halkı kışkırttı’ demişlerdi. Peki biraz geriye gidersek Çorum’da, Milönü Mahallesi’nde hamile kadınları öldürürken, katlederken, Veli Dede’yi tandır fırınında yakarken Aziz Nesin mi bunları tahrik etmişti? Aziz Nesin mi vardı? Maraş’a gidersek, 90 yaşında Cennet ananın tornavidayla gözlerini oyarken, 11 yaşındaki İsmail’in kollarını ve bacaklarını kesip kendi kanında kaynatarak katlederken Aziz Nesin mi bunları tahrik etmişti? Bu zihniyet bize yeni gelmedi. Bu zihniyet ne yazık ki Anadolu’da bütün kendisinin dışında olanları katletme zihniyeti binlerce yıldır süre geliyor. Bizler bunun karşısında durmak için bir arada olmak zorundayız.

    “BİZ KORKUYU KERBELA’DA BIRAKTIK”

    Eğer bizler bir arada durmadığımız sürece AKP iktidarı mayıs ayından yapılan seçimlerden elde ettiği güç ile bizleri susturmaya, katletmeye devam edecek. Peki biz bunlardan korkacak mıyız? Deniz’i hatırlıyorsunuz değil mi? Deniz bir Hüseyin’e bir soru sormuştu, demişti ki Hüseyin’e, ‘Dede korkuyor musun?’ Hüseyin de dedi ki, ‘Deniz, biz korkuyu Kerbela’da bıraktık.’ Canlar biz korkuyu Kerbela’da bıraktık. Sizden mi korkacağız? Sizden mi çekineceğiz? Biz bu katliamlarla yüzleşmek zorundayız. Bu adamlar, bu şeriatçı yapının sırtını sıvazlaya sıvazlaya önce Maraş yaşattılar, Çorum’u, Sivas’ı, daha sonra Madımak’ı, ardından da Gazi Mahallesi’ni, 10 Ekim’i, Suruçları, Roboskileri yaşattılar. Biz, bunlardan hesap soracağız. Unutmayacağız, unutturmayacağız.”