Etiket: Hukuk

  • Mansur Yavaş,”Hak, hukuk, adalet yoksa, aş da yok; iş de yok; ekmek de yok”

    Mansur Yavaş,”Hak, hukuk, adalet yoksa, aş da yok; iş de yok; ekmek de yok”

    ABB Başkanı Mansur Yavaş, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney ve 16 kişinin tutuklanmasına tepki gösterdi. Anket sonuçlarına vurgu yapan Yavaş, “Hak, hukuk, adalet yoksa, aş da yok; iş de yok; ekmek de yok” dedi.

    Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, İBB’ye yapılan son operasyonda Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney dahil 17 kişinin tutuklanmasına tepki gösterdi.

    “CHP’li belediye başkanları söz konusu olduğunda hukuk malesef tersine işliyor” diyen Yavaş, anket sonuçlarına da dikkat çekti.

    ABB Başkanı Yavaş açıklamasını, “İşte bunun sebebi, hukukun hiçbir yerinde karşılığı olmayan bu uygulamalar. Unutmayın: Hak, hukuk, adalet yoksa, aş da yok; iş de yok; ekmek de yok” sözleriyle sonlandırdı.

    Mansur Yavaş’ın açıklaması şu şekilde:

  • CHP’den TBMM’de eylem

    CHP’den TBMM’de eylem

    CHP, CHP’li belediye başkanları ve çok sayıda partiliye yönelik operasyonlara karşı Meclis’teki eylemlerine devam edecek. BirGün’ün CHP kaynaklarından edindiği bilgiye göre, Ankara’da bulunan CHP milletvekilleri, TBMM yerleşkesinde yürüyüş yapacak.

    CHP’nin, Esenyurt ile başlayan, İBB ile devam eden ve Anadolu belediyelerine sıçrayan operasyonlara karşı eylemlerinin, TBMM’de süreceği öğrenildi.

    Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın tutuklanmasına ve Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere’ye ev hapsi verilmesine TBMM Genel Kurul kürsüsünü işgal ederek tepki gösteren CHP’lilerin, eylemlerini yürüyüş ile sürdüreceği bildirildi.

    BirGün’ün edindiği bilgiye göre, Ankara’da bulunan CHP milletvekilleri, TBMM Genel Kurulu açılmadan önce Meclis’te yürütüş gerçekleştirecek. Yürüyüşe katılan milletvekilleri, saat 14.00’te açılacak Genel Kurul’da da eylemlerini sürdürecek.

    “HAK, HUKUK, ADALET”

    Yürüyüşte, “Hak, hukuk, adalet” ve “Zeydan başkan onurumuzdur” sloganları atması beklenen CHP milletvekilleri, Genel Kurul Toplantısı’nı da protesto edecek. CHP Meclis Grubu, Meclis kapanana kadar eylemlere devam kararı alacak.

  • Rock grubu Kargo’dan tutuklu gençlere destek!

    Rock grubu Kargo’dan tutuklu gençlere destek!

    Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından Türkiye genelinde protestolar sürerken, sanat camiasından da tepkiler yükseliyor. Türk rock grubu Kargo, sahneden tutuklu gençlere destek çağrısı yaptı.

    Şafak operasyonu ve polis ablukası ile 19 Mart Çarşamba günü gözaltına alınan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, 23 Mart Pazar günü tutuklandı.

    İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından ülke genelinde eylemler düzenlendi. Başta Saraçhane olmak üzere ülkenin birçok yerinde yüzbinlerce kişi tutuklama kararını protesto etti.

    Protestolar, mitingler ve boykot çağrılarıyla da ülkenin dört bir yanında devam ediyor.

    Bu süreçte, “sanatçılar” da tepkilerini ortaya koymaya devam ediyor.

    Türk rock grubu Kargo da konserleri esnasında tutuklu gençlere destek vererek şu ifadeleri kullandı:

    “Hak, hukuk, adalet. Onlar olmadan bu ülkede özgürce yaşayamayacağız. Bunun için lütfen gençleri serbest bırakın.”

  • Ankara’da ‘hukuka saygı’ yürüyüşü!

    Ankara’da ‘hukuka saygı’ yürüyüşü!

    Ankara’da bir araya gelen avukatlar, Türkiye Barolar Birliği’nin öncülüğünde “Savunmanın Bağımsızlığı Hukuka Saygı” yürüyüşü düzenledi. Anıtpark’ta yapılan açıklamada “Savunma susmadı, susmayacak” denildi.

    Ankara‘da 5 Nisan Avukatlar Günü dolayısıyla bir araya gelen avukatlar, “Savunmanın Bağımsızlığı ve Hukuka Saygı” sloganıyla yürüyüş düzenledi.

    Türkiye Barolar Birliği (TBB) yönetimi, 81 ilin baro başkanları ve yüzlerce avukat, sabah saatlerinde TBB binasında buluştu.

    Avukatlar; “Hak, hukuk, adalet”, “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz” ve “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganlarıyla Anıtpark’a yürüdü.

    “SAVUNMANIN SESİ BASTIRILMAK İSTENİYOR”

    Yürüyüşün ardından Anıtpark’ta açıklama yapan TBB Başkanı Erinç Sağkan, şunları kaydetti:

    “İstanbul Barosu, istibda karşı hürriyeti savunan darbe dönemlerinde hukukun onurunu ayakta tutmuş; bu halkın 100 yıllık bağımsızlık ve demokrasi mücadelesinde adaletin taşıyıcısı olmuştur. Baroları susturulmak istenen bir ülkede, savunmanın sesi bastırılmak isteniyordur. Ama biz buradayız; meslek örgütümüze, mesleğimizin onuruna ve hukukun üstünlüğüne sahip çıkıyoruz. Ve biliyoruz: Bu ses, susturulamaz!

     

    Hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayan, yargının tarafsızlığını ve bağımsızlığını ihlal eden, yürütmenin yargı süreçlerine doğrudan müdahale ettiği duygusunu güçlendiren hukuka aykırı çok sayıda uygulamaya tanıklık ediyoruz. Mahkeme salonlarında artık adaletin sesi değil, suskunluğu yankılanıyor. Haksız tutuklamalar, istisnalar değil, sistemli bir hukuksuzluğun ifadesi haline gelmiş durumda. Her yerde söylüyoruz: Bu ülkede, anayasal haklarını kullandıkları için müdahaleye uğrayan gençlerin, öğrencilerin, yurttaşların yalnız olmadıklarını hissettiren avukatlar var!”

  • Sanat ve edebiyat dünyasından Ekrem İmamoğlu’na destek…

    Sanat ve edebiyat dünyasından Ekrem İmamoğlu’na destek…

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve çalışma arkadaşlarının gözaltına alınmasıyla ilgili olarak Türkiye’nin önde gelen sanatçıları, yazarları, akademisyenleri ve aydınları ortak bir bildiri yayımladı.

    “Hukuk, Adalet ve Demokrasi İçin Omuz Omuza!” başlıklı açıklama, hukukun muhalefeti susturmak amacıyla araçsallaştırılmasına karşı güçlü bir tepki olarak kamuoyuyla paylaşıldı.

    “ZORBALIĞI KABUL ETMİYORUZ”

    Yayımlanan bildiride, hukukun üstünlüğünü ve demokrasiyi savunmanın artık bir zorunluluk haline geldiği vurgulanarak, “Hukukun keyfi şekilde kullanılarak muhalefetin susturulmasına sessiz kalmıyoruz” denildi. İmamoğlu’nun ve yol arkadaşlarının hukuksuzca gözaltına alınmasının yalnızca seçilmiş temsilcilere değil, milyonların iradesine yönelik bir müdahale olduğu ifade edildi. Bildiride ayrıca, “Bu zorbalığı kabul etmiyoruz” sözleriyle tepkiler dile getirildi.

    Açıklamada gençlerin gelecek kaygısına ve kendini ifade etme özgürlüğüne sahip çıkma çağrısı yapılırken, toplumun farklı kesimlerinin karşı karşıya getirilmesine de karşı çıkıldığı belirtildi. Metinde, “Adaletin, aklın ve özgürlüğün yanındayız!” ifadeleriyle bildiriye destek verenlerin duruşu net bir şekilde ortaya kondu.

    TÜRKİYE’NİN TANINMIŞ İSİMLERİ VAR

    Destek metnine imza atanlar arasında sanat, edebiyat, müzik, sinema ve akademi dünyasından çok sayıda tanınmış isim bulunuyor. Bu çağrının altına imza atan sanatçılar, Türkiye’de hukukun tarafsızlığına, demokratik hakların korunmasına ve seçilmiş temsilcilerin iradesine sahip çıkılmasını talep ediyor.

  • Yavaş yurda döndü… ‘Soruşturma’ iddialarına yanıt verdi!

    Yavaş yurda döndü… ‘Soruşturma’ iddialarına yanıt verdi!

    İstanbul Havalimanı’nda gazetecilerin sorularını yanıtlayan ABB Başkanı Mansur Yavaş, kendisiyle ilgili soruşturma başlatılacağı iddialarına “Korktuğumuz bir şey yok, ancak bu iddialara bakarsanız yeni bir sapık bulunup aleyhimizde bir şeyler söyletme ihtimalleri var gibi geliyor bana. Yoksa da televizyonlardan konuşmasınlar herkesin ailesi var” yanıtını verdi.

    Tayvan Akıllı Şehirler Formu’na katılan Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, Türkiye’ye döndü. Yavaş’ı İstanbul Havalimanı’nda Ankara’nın bazı ilçelerinin belediye başkanları karşıladı.

    Yavaş, burada gazetecilere İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu‘nun gözaltına alınmasına ilişkin açıklamalarda bulundu.

    “HERKESİN EN BÜYÜK GÜVENCESİ ADİL BİR HUKUK SİSTEMİDİR”

    Yavaş, şunları söyledi:

    “Artık günümüzde yargı tarafsız ve bağımsız olacak diyoruz ama birtakım kalemler ve yorumcular bir iki gün önce televizyona çıkıyorlar olacakları zaten söylüyorlar. Avukatının ulaşamadığı bilgilere her nasılsa bu yorumcular ulaşıyorlar ve ertesi gün de bu olaylar oluyor. Burada yargının tarafsız ve bağımsız davrandığını söylemek mümkün değil. Hukuk herkese lazım. Siyasallaşmış bir yargı ülkeye son derece zarar verir. 

    Ben uçakta gelirken de televizyonlara baktım, bütün dünya bunu konuşuyor ve Türkiye’deki yargıya olan güvenin azaldığını söylüyorlar. Böyle bir ülkeyle hiç kimse ticaret de yapmak istemez, ilişki de kurmak istemez. Dolayısıyla bir an evvel parlamenter sisteme geçilecek yolların açılması, tarafsız ve bağımsız yargının kurulması gerekir. Eğer biz hukuka güvenmeyeceksek neye güveneceğiz? Herkesin en büyük güvencesi tarafsız ve bağımsız adil bir hukuk sistemidir. Ama bugün için bundan bahsetmek maalesef mümkün değildir.”

    “BANKA HESAPLARIMI HERKES İNCELEYEBİLİR”

    “Hakkınızda bir soruşturma var mı” sorusunu da Yavaş, şöyle yanıtladı:

    ”Ben 6 yıldır belediye başkanlığı yapıyorum hakkımda 109 tane şikayet yapıldı. 101 tanesi mülkiye müfettişleri tarafından soruşturuldu ve kapatıldı. Diğerlerini de mülkiye müfettişleri soruşturuyor ve kapanacağından eminim. Hakkımda hiçbir soruşturma yok. 1999 yılından bugüne kadar, yani ilk belediye başkanı olduğumdan bugüne kadar bütün banka hesaplarımı herkes inceleyebilir. Kamuoyuna dahi açabilirler. Korktuğumuz bir şey yok. Ancak bu iddialara bakarsanız, kendi kendine yeni bir sapık bulup aleyhimizde bir şeyler söyletme ihtimali var gibi geliyor bana. Yoksa da bu konuları televizyonlardan konuşmasın. Hukuk herkese lazım. Hukuk dışına çıkanlara şunu söyleyebilirim; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Arnavutluk kararı var. Bunu mutlaka dikkate alsınlar.”

    İstanbul programı hakkında da bilgi veren Yavaş, “Bugün uygun olursa Dilek Hanım’ı ziyaret edeceğiz. Oradan Saraçhane’ye gideceğiz. Sayın Genel Başkanla da görüşüp onların programı doğrultusunda İstanbul’dan hemen ayrılmayacağız” dedi.

    “ARTIK HALK OLANI BİTENİ GÖRÜYOR”

    Mansur Yavaş, kendisine yöneltilen “Dün akşam Saraçhane’de çok ciddi bir kalabalık vardı. Bu kalabalık hakkında ne düşünüyorsunuz” sorusu üzerine şunları kaydetti:

    ”Artık halk olanı biteni görüyor. İradesine olan saygısızlığı görüyor ve iradesine sahip çıkıyor. Merak etmeyin bütün Türkiye’de böyle olacak artık. Çünkü bugün Türkiye’de 415 CHP’li belediye başkanı var. Halk memnun. Bu yüzden kendisini yönetenlere sahip çıkacak. Memnun olmadıklarını da gönderecek. Bunlar bunun işaretidir.”

     

  • İstanbul ve Ankara barolarından İmamoğlu’na destek

    İstanbul ve Ankara barolarından İmamoğlu’na destek

    İstanbul Barosu ve Ankara Barosu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesinin hukuka aykırı olduğunu bildirdi. İki baro tarafından yapılan açıklamada, bu işlemin bir an önce geri alınması gerektiği vurgulandı.

    İstanbul Barosu ve Ankara Barosu, İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesine ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    İstanbul Barosu tarafından yapılan açıklamada, iptal işleminin hukuksuz olduğu vurgulandı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve 28 kişinin, 35 yıl önce yatay geçiş şartlarını sağlayarak aldıkları lisans diplomalarının iptal edilmesi hukuk güvenliğinin açık ihlalidir. İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu, bu işlemin nasıl tesis edildiğini gerekçesi ile açıklamamış, toplumun bilgilenme hakkını hiçe saymıştır. İdare hukukuna hakim olan ‘usulde ve yetkide paralellik ilkesi’ gereği ancak işlemi tesis eden İşletme Fakültesi Dekanlığınca geri alınabilir. Dolayısıyla, İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulunun almış olduğu karar açıkça ‘yetki gaspı’ ve ‘usul saptırması’ içermekle, hukuken sakat bir işlemdir.

    Ancak esas sorun, meselenin ‘idari işlem’ krizinden öte toplumsal ve siyasal bir kriz niteliğinde olmasıdır. Zira Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı adaylığını açıklamaya hazırlandığı bir süreçte bu kararın alınması seçilme hakkına yönelen bir engelleme ile Anayasa m. 2’de tanımlanan Türkiye Cumhuriyetinin demokratik devlet olma özelliği ile bağdaşmamaktadır. Siyasal iktidarın muhalefet adaylarına yönelik engelleme girişimi kabul edilemez. Sonuç olarak, bu karar ile diploması iptal edilen sadece Ekrem İmamoğlu değil tüm yurttaşların hukuk güvenliğidir. İstanbul Barosu olarak, Cumhuriyetin Anayasa tarafından teminat altına alınmış olan temel niteliklerinin sarsılmasından, yurttaşların en temel hak ve özgürlüklerinin sistematik olarak ihlal edilmesinden son derece kaygı duyuyor ve öncelikle İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulunu ‘işlemini geri almaya’ ve tüm Anayasal kurumları hukuka uygun davranmaya çağırıyoruz.”

    ANKARA BAROSU: “TOPLUMUN İRADESİNİ YÖNLENDİRMEYE YÖNELİK AÇIK BİR MÜDAHALEDİR”

    Ankara Barosu, tarafından yapılan açıklamada bu karardan bir an önce dönülmesi gerektiği belirtildi. Açıklama şu şekilde:

    “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve bir sonraki Cumhurbaşkanı Seçimlerinde aday olduğunu açıklayan Ekrem İmamoğlu’nun ve aynı dönem İstanbul Üniversitesine yatay geçiş yapan 37 kişinin daha yatay geçiş işlemlerinin iptal edildiği, İmamoğlu dâhil 28 kişinin buna bağlı olarak lisans diplomasının İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu tarafından iptal edildiği bilgisi basına yansımıştır. İşlemler, yetki ve usulde paralellik ilkesi gereği ancak Fakülte Yönetim Kurulu tarafından geri alınabilecek olup, Üniversite Yönetim Kurulunun, Fakülte’nin hiyerarşik amiri olmaması nedeniyle bu işlemleri gerçekleştirmesi yetki yönünden hukuka aykırıdır. Bununla birlikte hukuk devleti olmanın en önemli gerekliliklerinden olan kazanılmış hakların korunmasını ilkesini hiçe sayan iptal işlemleri, idarenin iş ve işlemlerine güveni de ortadan kaldırmaktadır.

    Türkiye’nin en büyük kentinin Belediye Başkanı olan ve Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinde adaylığını açıklayan bir ismin eğitim geçmişinin, seçim süreci yaklaşırken tartışmaya açılması, toplumun iradesini yönlendirmeye yönelik açık bir müdahaledir. Ancak asıl tehlikeli olan, bu kararın hukuki değil, siyasi bir saikle alınmış olmasıdır. Ankara Barosu olarak; hukukun üstünlüğü, seçme ve seçilme hakkının, ulusal egemenliğin seçimlerdeki en temel ilke olduğu inancıyla, yargı ve yürütmenin siyasete alet edilmesi pratiğinden derhal dönülmesi gerektiğini ifade eder, hukuka aykırı sürecin takipçisi olacağımızı belirtiriz. Meslektaşlarımıza ve kamuoyuna saygıyla duyururuz.”

  • Ekrem İmamoğlu’nun ifadesi : ‘Hak yemem ama hakkımı da yedirmem…’

    Ekrem İmamoğlu’nun ifadesi : ‘Hak yemem ama hakkımı da yedirmem…’

    İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, hakkında yürütülen iki ayrı soruşturma kapsamında ifade verdi. İmamoğlu ifadesinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı hakkındaki sözlerini tekrar ederek, “Sözlerimde tehdit ve hedef göstermek yoktur. Bu sözlerimden ancak yargı üzerindeki hakimiyetini kaybetmekten korkanlar tehdit algılayabilir” dedi.

    Resim

    İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 20 Ocak’ta Ülke Politikaları Vakfı’nın düzenlediği “Modern Hukuk ve Yargının Siyasallaşması” isimli panelde yaptığı konuşmadaki ifadeleri ve 27 Ocak’ta Saraçhane’de düzenlediği basın açıklamasında kullandığı ifadeler nedeniyle hakkında, “Tehdit”, “Terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek”, “Bilirkişiyi etkilemeye teşebbüs” ve “Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” suçlamalarıyla yürütülen iki ayrı soruşturma kapsamında bugün İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu’nda ifade verdi.

    Saat 10.20 itibarıyla avukatları Kemal Polat, Mehmet Pehlivan ve Nusret Yılmaz eşliğinde ifade vermeye başlayan İmamoğlu’nun ifade işlemleri saat 11.40’da sona erdi.

    İFADESİ ORTAYA ÇIKTI

    İmamoğlu, savcılık ifadesine, “Bugün burada bulunmamın nedeni, hukukun değil talimatların egemen olduğu bir düzenden kaynaklandığını düşünmekteyim” diyerek başladı.

    “Hak yemem ama hakkımı da yedirmem” diyerek seçilmiş bir kişi olduğunu ve sözünün eri olduğunu belirten İmamoğlu, “İsnat edilen suçla bağlantılı olarak dediğim şeyler belli, burada da tekrar ediyorum” diyerek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek ile ilgili kullandığı sözleri, savcılık ifadesinde de tekrarladı.

    İmamoğlu, ifadesinin devamında şunları söyledi:

    “Biz, hukukun talimatla değil, evrensel ilkelerle işleyeceği bir gelecek için gece gündüz çalışıyoruz. Çocuklarımız da gelecek kuşaklar da adaletin sıcaklığıyla huzur ve güven içinde uyuyabilsinler diye. Resmi davet yazısıyla ifade vermeye  pekala davet edilebilecek olan CHP Gençlik Kolları Genel Başkanımızın kapısına gün doğmadan çok sayıda polisle birden gidilmesini eleştirirken, bir abi, bir baba şefkatiyle sarf ettiğim sözlerimi tehdit olarak görmek, bağımsız yargıyı, gerçek adaleti tehdit olarak görmek demek olduğunu düşünüyorum. Kanaatimce, benim bu sözlerimden ancak yargı üzerindeki hakimiyetini kaybetmekten korkanlar tehdit algılayabilir.”

    “SÖZLERİMDE TEHDİT VE HEDEF GÖSTERME YOKTUR”

    “Benim sözlerimde tehdit ve hedef göstermek yoktur. Benim yaptığım ifade özgürlüğüdür. Ve ifade özgürlüğü Anayasal bir haktır. İfade özgürlüğü, adli makamlara ve onların işleyişine yönelik eleştirileri de kapsar. Demokratik düzenin bir gereği olarak uğradığımız haksızlıkları milletimizle paylaşmak; yaşanan usulsüzlükleri eleştirmek ve bu uygulamaların ‘hukuka güvene’ zarar verdiğini dile getirmek ne zamandan beri tehdit sayılmıştır?”

    “İKTİDARA GELDİĞİMİZDE ÜLKEYE ADALET GELECEK”

    “Ülkenin en büyük partisinin bir belediye başkanı olarak, iktidara geldiğimizde kurulacak düzende ‘hukuka güven olacak, yargıya güven olacak, yargı bağımsız ve tarafsız olacak, kötü ve intikamcı zihniyete son verilecek, ülkeye adalet gelecek ve kimse sabah erkenden inzibat marifetiyle derdest edilip götürülmeyecek’ demek, ne zamandan beri tehdit sayılmaktadır? Bence asıl tehdit ‘Turpun büyüğü heybede’ diyerek yargıya doğrudan müdahale edenler tarafından yapılmaktadır. Yine bence ‘Turpun büyüğü heybede’ diyerek hedef gösterenler, bu sözleriyle bir yandan da yargı mensuplarının bağımsız ve tarafsız çalışamayacaklarını deşifre etmektedirler. ‘Yargı üzerindeki tüm baskıları kaldıracağız, asla yargıya talimat vermeyeceğiz, baskı uygulamayacağız’ sözünü veren bir yöneticiyi tehdit olarak gören akıl, milleti tehdit olarak görüyor demektir.”

    “HERKES KENDİNİ MİLLETİN FERASETİNE TESLİM ETSİN”

    “Çünkü bağımsız yargı millet adına karar verir. Bağımsız yargı da milli iradenin bir parçasıdır. Türkiye, liyakatli savcıların ve hâkimlerin onurlu ülkesidir. Bu ülke, hırsızların, yolsuzların, yetim hakkını yiyenlerin karşısına dikilen milletin öz evladı olan hukukçulardan yanadır. Yine onlar, bizim iktidarımızda bağımsız olarak çalışabileceklerdir ve ‘bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun’ diyebileceklerdir. Bence yargıyı, siyasi çıkarlar için araç hale getirenler günü gelecek, hukuk önünde gerçek bir muhasebeye tabi tutulacaktır. Bu bizim sözümüzdür. Bu yine belirttiğim gibi, halkın adalet talebinin karşılığıdır. Yargıyı araçsallaştıran siyasiler er meydanına çıkıp mertçe yarışmak yerine, böyle yollara başvurmaktan vazgeçmesini istiyorum. Herkes kendini milletin ferasetine teslim etsin. Çünkü millet büyüktür!”

    “HİÇBİR BASKI MİLLETİN ADALET MÜCADELESİNİ DURDURAMAYACAK”

    “Şu da unutulmasın hiçbir baskı, hiçbir tehdit, halkın adalet mücadelesini durduramayacaktır. Bu düzen güçlü bir hukuk devleti olma yönündeki mücadelemizle arzu ettiğimiz hedefe ulaşacaktır. Bu yöndeki inancımız tamdır. Aynı zamanda hukukun talimatla değil, evrensel ilkelerle işlemesinin sağlamak için elimizden gelen mücadeleyi vereceğiz. Bizim saikimiz, bu milletin evlatlarını şafak operasyonlarıyla gözaltına alanlar ve her muhalif sesi hukuksuz bir biçimde mahkum edenler yaptıkları adaletsizliğin zerresini bile göremeyecekleri bir ortam tesis etmektir.”

    “MİLLET CEVABINI SANDIKTA VERECEK”

    “Bu israf ve yağma düzeni yalnızca hukuku değil, emekçinin ekmeğini, gençlerin umudunu, milyonların alın terini de çaldığını düşünüyoruz. Bu düzen depremde, yangında zorda kalan insanlarımızın canını aldı. Biz buna asla teslim olmayacağız. Bu büyük millet, adaletin yeniden tesis edildiği günleri mutlaka görecektir. Ve hakkımda açılan bence bu siyasi soruşturmanın cevabını millet sandıkta verecektir. Yüce milletime arz ederim. Soruşturma konusu olay olan ve ‘Bak Başsavcı sana söylüyorum…’ şeklinde devam eden konuşma içeriğinde kimsenin onur, şeref ve saygınlığını zedeleyecek söylem ve hitap içerisinde bulunmadım. Kimsenin kendisi veya yakınlarına zarar verebileceğinden bahisle bir söz sarf etmedim. Ve aynı şekilde herhangi bir kimseyi hedef haline getirebilecek bir durum içerisinde yer almadım. Böyle bir hareket ve eylem içerisinde bulunmam mümkün değildir. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum.”

  • Yurttaşlar Halk TV’nin önünde toplandı!

    Yurttaşlar Halk TV’nin önünde toplandı!

    3 gazetecinin gözaltına alınmasının ardından Halk TV binası önünde toplanan yurttaşlar, “Hak, hukuk, adalet” sloganları attı.

    Cumhuriyet yazarı gazeteci Barış Pehlivan, Seda Selek ve Halk TV Sorumlu Müdürü Serhan Asker, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ismini verdiği bilirkişiye cevap hakkı tanıması üzerine gözaltına alındı.

    Son Dakika... Gazeteci Barış Pehlivan ve Serhan Asker gözaltına alındı! 'Mücadelemin bedelini ödemek üzereyim'

    Barış Pehlivan, Halk TV binası önünde, Serhan Asker Ankara’da, Seda Selek ise İstanbul’daki evinden gözaltına alındı.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gözaltılara ilişkin yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Konuyla ilgili olarak bugün Halk TV yayınında bilirkişi ile yapılan telefon görüşmesinin izinsiz olarak kayda alıp yayınlanmak suretiyle ifşa edilmesi, ayrıca bilirkişinin isminin hedef gösterilecek şekilde açıklanarak yargılamanın seyrini etkilemeye yönelik sözler sarf edilmesi eylemlerine iştirak eden Barış Pehlivan ile Halk Tv medya organının ilgili sunucusu ve yetkilileri hakkında Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması (TCK md. 133/3) ve Bilirkişiyi Etkilemeye Teşebbüs (TCK md.277) suçlarından soruşturmaya başlanmıştır.”

    CHP’DEN DAYANIŞMA ÇAĞRISI

    Bunun üzerine CHP İl Başkanı Özgür Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile Halk TV binası önüne dayanışma çağrısında bulundu.

    CHP İstanbul İl Yönetimi toplantısını yarıda keserek tüm yöneticiler ve İlçe Başkanlarıyla Halk TV önüne gittiklerini belirten Çelik, “Basın özgürlüğünden, adaletten, demokrasiden yana olan herkes faşizmin karşısında hakkın ve hukukun yanında olmalıdır” ifadelerini kullandı.

    Çelik’in çağrısının ardından Halk TV’nin önünde toplanan yüzlerce yurttaş, “Hak, hukuk, adalet” sloganlarıyla gazetecilerin gözaltına alınmasına tepki gösterdi.

    Söz konusu kalabalık içerisinde CHP yöneticileri, belediye başkanları, milletvekilleri, sivil toplum örgütleri, Türkiye Komünist Partisi, Türkiye İşçi Partisi, EMEP ve yurttaşlar bulunuyor.

  • İmamoğlu’:”DEMOKRASİ DERİN BİR YARA ALDI”

    İmamoğlu’:”DEMOKRASİ DERİN BİR YARA ALDI”

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, 3 belediyeye kayyum atanmasının ardından gerçekleştirilen TBB encümen toplantısı sonrası basın açıklaması yaptı. AKP Grup Başkanvekili Abdullah Güler’in kayyum açıklamalarına tepki gösteren İmamoğlu, “Hukuka aykırıdır. Hukukçu kimliğiyle bunu söylüyorsa hukuk bilgisini gözden geçirmelidir” ifadelerini kullandı.

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, 3 belediyeye kayyum atanmasının ardından, Türkiye Belediyeler Birliği’ni toplantıya çağırmıştı.

    “DEMOKRASİ DERİN BİR YARA ALDI”

    İmamoğlu, bugün gerçekleştirilen toplantının ardından yaptığı basın açıklamasında şu ifadeleri kullandı: 

    “Anayasamızda İçişleri Bakanlığı’na verilen görevden uzaklaştırma kararı yalnız mahalli idare organlarının görevlerini suç olarak işlemeleri halinde görevden alma yetkisi vardır. 1930 yılından bu yana elden ettiğimiz yerel yönetim seviyesi geliştirilmiştir. Kayyım uygulaması halk iradesini ortadan kaldırmaktadır. Bu koşullar belediye meclis üyelerinin de görevlerini ortadan kaldırmaktadır. Bu kararlara imza atan iktidar yüzünden millet iradesi yok sayılmaktadır. İktidar seçiliyorsa kayyum atamıyor seçilmiyorsa kayyum atamaktadır.

    Emeklisinden öğrencisine herkes geçim sıkıntısı içindedir. Gençlerimiz umudu başka ülkelerde aramaktadır. Tüm modern çağdaş yeniden yönetim modelinin merkezi dinamikleri tarafından yönetildiği sürece ket vurulmaktadır. Demokrasimiz derin yara aldı. Kayyum kullanılacak istisnai bir yetki olarak sayılmamıştır. İçişleri Bakanı’na kayyum atama ve görevden alma yetkisi tanınmamıştır. Kararların sonuçları siyasi değildir. Demokrasiden uzaklaşmak dünyanın en kırılgan ekonomisi olmak demektir. Belediyeler bütçe ve stratejik planlarını yeni hazırlamıştır.

    AKP’Lİ GÜLER’E TEPKİ: SON DERECE YAKIŞIKSIZ

    Kayyum kararıyla, bu yetkiler İçişleri Bakanlığı’nın bir memuruna teslim ediliyor. Son 8 yıldır alınan kararlar keyfi vesayet yönetimini ortaya çıkarmıştır.  Türkiye bu zihniyetten bir an önce kurtulmalıdır. Bunun iradesi de sandıktır seçimdir. Seçim ve seçilme hürriyeti yok edilmektedir. AKP Grup Başkanvekili Güler’in bu uygulamaların devam edeceği yönündeki tavrı o kadar çirkin ve yakışızdır ki… Bu yargı için irade beyan etmektedir. Ben bu söylemini kınıyorum. Hukuka aykırıdır. Hukukçu kimliğiyle bunu söylüyorsa hukuk bilgisini gözden geçirmelidir. Tümden bir kurumun kapatılması doğru değildir. Egemenlik kayıtsız şartsız milletimizindir”

    Partilerin birçoğu ile irtibata geçilmiştir, başka partilerle de iletişime geçilmesi yönünde adımlarımız olacaktır. Devlet Bahçeli, Numan Kurtulmuş’a da randevu talebimizi ilettik. olumsuz bir dönüş almadık. Görüşmeler devam edecek.”