Etiket: gasp

  • İstanbul’da silahlı saldırıya uğrayan taksici kurtarılamadı!

    İstanbul’da silahlı saldırıya uğrayan taksici kurtarılamadı!

    İstanbul'da korkunç olay... Silahlı saldırıya uğrayan taksici kurtarılamadı!

    İstanbul‘un Beyoğlu ilçesine bağlı Yenişehir Mahallesi Avşar Sokak’ta saat 00.00 sıralarında korkun bir olay meydana geldi.

    Edinilen bilgiye göre; taksici Ali Sancar (53), 34 TJZ 47 plakalı aracına aldığı müşteri tarafından silahlı saldırıya uğradı. Başından vurulan Sancar ağır yaralanırken, saldırgan kaçtı.

    İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri ağır yaralı Sancar’a ilk müdahaleyi yaparak hastaneye kaldırdı. Burada tedavi altına alınan Ali Sancar yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

    Olay yerinde inceleme yapan polis ekipleri, Sancar’ın üzerinde bulunan tüm parasının gasbedildiğini tespit etti. Saldırganın kimliğinin belirlenip, yakalanmasına ilişkin geniş çaplı soruşturma başlatıldı.

    “BİRER BİRER MESLEKTAŞLARIMIZI TOPRAĞA VERMEKTEN BIKTIK”

    Olayla ilgili konuşan İstanbul Taksi Şoförleri Derneği Başkanvekili Eyüp Berk, şu ifadeleri kullandı:

    “Çok üzgünüz, bugün hiç tasvip etmediğimiz, yıllardır da büyük mücadelesini verdiğimiz bir konu, yine bir meslektaşımızı kaybettik. Çok üzgünüz, kendisine rahmet, ailesine başsağlığı, geride kalanlara sabır diliyorum. Çok zor durumdayız, meslek gün geçtikçe içinden çıkılmaz bir hal almaya başladı. Geçen gün bir kardeşimizi kaybettik, bugün bize haber geldi, 16 yaşında bir çocuk yine bir meslektaşımıza bıçakla arkadan saldırdı. Akşamüstü de Ali abimizin cansız bedeniyle karşılaştık. Bizler birer birer meslektaşlarımızı toprağa vermekten bıktık.

    Artık ailelerimiz bizlere baskı kurmaya başladılar, bu ölüm haberleri çoğaldıkça. ‘Bu mesleği bırak, artık yapma’ diyorlar. Çocuklarımız evden çıktığımızda eve sağ salim varabilecek miyiz diye gözümüzün içine bakıyor. Eşimiz günde 10 sefer bizi arayıp durumumuzu soruyor, anne babamız bizi dualarla uğurlamaya başladılar. Gün geçtikçe korkmaya başladık çünkü arabaya aldığımız kişilerin neci olduğunu bilmiyoruz. Yolcu el ettiğinde ‘Alalım mı, almayalım mı?’ diye düşünüyoruz. Arabaya binen insanın merhabasını, günaydınını unuttuk. Aklımızda tek bir soru var; kapı açıldığı zaman ‘Acaba bu adam bana saldırır mı, saldırmaz mı?’ diye düşünüyoruz. Gerçekten çok üzgünüz, bu akşam da buradayız. Ali abiye de tekrar Allah rahmet eylesin, bütün meslektaşlarımızın başı sağ olsun.”

  • Adana’da ‘sevgili’ tuzağıyla darbedilip parası gasbedildi!

    Adana’da ‘sevgili’ tuzağıyla darbedilip parası gasbedildi!

    Olay, 13 Mayıs saat 02.00 sıralarında Seyhan ilçesi Kurtuluş Mahallesi’ndeki bir apartman dairesinde meydana geldi. İş insanı M.T.’yi, cep telefonuyla arayan sevgilisi D.A., “Zor durumdayım, yardım ihtiyacım var” diyerek, yanına çağırdı. M.T., otomobiliyle D.A.’nın verdiği adrese gitti.

    Bu sırada apartmanın bahçesindeki çalıların arkasında saklanan D.A.’nın arkadaşları Mutlu U. (27) Muhammet K. (18) ve İ.Ç. (17) M.T.’yi darbedip daireye çıkardı. Burada M.T.’nin başına tabanca dayayan şüpheliler, cep telefonu, cüzdanı ve cebindeki 3 bin 500 lirayı gasbetti.

    OTOMOBİL VE BANKA HESABINDAKİ PARAYI GASBETTİLER

    Silahlı şüpheliler, tehdit ettikleri M.T.’nin cep telefonundan banka hesabına girip, 10 bin lirayı kendi hesaplarına aktardı. M.T.’yi ölümle tehdit eden şüpheliler, otomobilin torpido bölümündeki 600 bin lirayı da alarak, kaçtı. Bölgedeki bir pastaneye sığınan M.T., durumu polise bildirdi. İhbar üzerine harekete geçen Seyhan İlçe Emniyet Müdürlüğü Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği ekipleri, şüphelilerin yakalanması için çalışma başlattı. Sağlık ekibinin ambulansta tedavi ettiği M.T., evine döndü.

    OPERASYONLA YAKALANDILAR

    Polis ekipleri, şüphelilerin Yüreğir ilçesi Yeşilbağlar Mahallesi’ndeki bir evde saklandıklarını belirledi. Adrese operasyon düzenleyen polis, Mutlu U., Muhammet K., İ.Ç. ile saklanmalarına yardım eden Mahmut E. (19) ve Yusuf B.’yi (28) gözaltına aldı. Evdeki aramada, olayda kullandıkları tabanca, M.T.’nin güneş gözlükleri, kimlik ve banka kartları ele geçirildi. M.T.’yi olay yerine çağıran D.A. ise bulunamadı.

    TUTUKLANDILAR

    Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden Mutlu U., Muhammet K. ile İ.Ç. çıkarıldıkları mahkemede tutuklandı, Mahmut E. ile Yusuf B. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Ekiplerin, D.A.’yı yakalama çalışmalarının sürdüğü bildirildi.

  • “Ağır bir çürüme, ağır bir çöküş yaşıyoruz. ‘Nerede bu devlet’ diye sormak istiyorum”

    “Ağır bir çürüme, ağır bir çöküş yaşıyoruz. ‘Nerede bu devlet’ diye sormak istiyorum”

    İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Bebeklerin canına kastedilirken ‘Nerede bu devlet’ diye sormak istiyorum. Gasp, cinayet, tecavüz suçluları salıverilip aynı suçları tekrar işlerken ‘Nerede bu devlet’ demek istiyorum. Ağır bir çürüme, ağır bir çöküş yaşıyoruz. Nereye el atsanız elinizde kalıyor.

    Sağlık sistemi, eğitim, vergi adaleti, hukuk ve hürriyet… İşte biz, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, legal hayatlarımızı hayatın her alanındaki illegal yapılara teslim etmemek, bu konuda güçlü bir toplum var etmek zorundayız. Bu mücadelede koruyucu güç, sağlıklı bir devlet yapısıdır” dedi.

    İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Ankara’da gazete, televizyon ve ajansların temsilcileriyle kahvaltılı basın toplantısında bir araya geldi. Sözlerine, “İmamoğlu Ankara’ya ısınıyor diye bir özel kapsamı yok. Ankara’ya 5 yaşında gelmiştim ilk kez. O günden beri Ankara’ya sıcak bir insanım. Her şeyden önce geldiğimde, Anıtkabir’e uğradığımda dua ettiğimde kendimi memleket adına çok huzurlu buluyorum. Atatürk’ün bir emaneti bu şehir ve medeniyet şehri olduğunu bilen birisiyim. ‘İmamoğlu Ankara’ya açılıyor’ yorumlarının gerçekten samimi cevabı az önce söylediklerim. Ankara’ya çok defa geldim, gittim. Tarihi bir kısım toplantılara ya da olayların geliştiği anlara da şahitlik ettim. İlk kez de sizlerle geniş kapsamda bir aradayız” diyerek başladı.

    İstanbul’da yaptığı çalışmaları özetledikten sonra gündemdeki gelişmeleri de değerlendiren İmamoğlu, şöyle konuştu:

    “Toplum olarak bugünlerde ağır travmalarımız var. Böylesine bir çaresizliği daha önce hiç yaşamadığımızı düşünüyorum. ‘Her zor zamanımızda nasıl olsa birileri bu ülkenin sevdalıları, bu ülkenin okumuşları bir yerlerde çözümler çalışıyordur, yalnız değilizdir’ diye düşünmüşüzdür. Ancak son zamanlarda art arda patlak veren can yakıcı meseleler toplumsal kaygıları derinleştirmiştir. Milletten uzak olmayan herkes, tehlikeli bir psikolojik eşiğe geldiğimizi fark etmiştir. Artık bireyin, kamunun koruyucu ve kollayıcı gücünü, adaleti hissetmediği bir dönem yaşıyoruz. Bu, tehlikeli bir safhadır.

    “‘Nerede bu devlet’ diye sormak istiyorum”

    Bebeklerin canına kastedilirken ‘Nerede bu devlet’ diye sormak istiyorum. Gasp, cinayet, tecavüz suçluları salıverilip aynı suçları tekrar işlerken ‘Nerede bu devlet’ demek istiyorum. Hakimi, savcısı, polisi belgesellere konu olan kötü koşulları ve görüntüleri, bazen rezillikleri yıllarca yaparken ‘Nerede bu devlet?’ Bakanken kendi bakanlığına mal satacak kadar fütursuzlaşanlar, mafyalar, bahis çeteleri, uyuşturucu çeteleri, gösteriş budalaları utanç verici işlerini rahatça sergilerken ‘Nerede bu devlet’ diye sormak istiyorum. Devlette üst düzey resmi görevi olan memurların, havalimanlarından ülkeye kaçak altın soktuğu günlere nasıl denk geldik, bunları niçin yaşıyoruz, tüm bunlar olurken ‘Nerede bu devlet’ diye buradan sormak istiyoruz.

    “Ağır bir çürüme, ağır bir çöküş yaşıyoruz. Nereye el atsanız elinizde kalıyor”

    Ağır bir çürüme, ağır bir çöküş yaşıyoruz. Nereye el atsanız elinizde kalıyor. Sağlık sistemi, eğitim, vergi adaleti, hukuk ve hürriyet… İşte biz, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, legal hayatlarımızı hayatın her alanındaki illegal yapılara teslim etmemek, bu konuda güçlü bir toplum var etmek zorundayız. Bu mücadelede koruyucu güç, sağlıklı bir devlet yapısıdır. Yenidoğan bebeklerin yaşam hakkı, alçakların para hırsıyla elinden alınıyor ve gerçekten artık yüzümüz gülmüyor, suratımız asık bir biçimde birbirimize bakar durumdayız. Anne-babaların binbir emekle yetiştirdiği gençlerin geleceği, mülakatla ellerinden alınıyor. ‘Değiştireceğiz’ dedikleri mülakatı, artık bir buçuk yıl geçmiş olmasına rağmen hala kılın kıpırdatılmaması ve insanların bu şekilde yüreğinin yanması, hepimizi acıtıyor.

    “Bu düzeni değiştirmek tüm yurttaşlara vazifedir”

    Ekonomik kriz, vatandaşın kimseye muhtaç olmadan insan onuruna uygun bir biçimde kendi emeğiyle geçinme hakkı elinden alınıyor. Milletin ‘artık yeter’ dediğini her yerde yaşıyoruz. Bu böyle gidemez. Bir avuç imtiyazlı dışında kimsenin kendini güvende hissetmediği bir ülkede cumhuriyeti kimsesizlerin kimsesi, herkesin güvencesi kılmak zorunluluğumuz vardır. Bu düzeni değiştirmek tüm yurttaşlara vazifedir.

    “Olağanüstü bir eşitsizlik döneminden geçiyoruz”

    Bir yandan da uluslararası alanda yaşanan gelişmeleri dikkatle ve ne yazık ki kaygıyla takip ediyoruz. Dönem dönem hızlı giden bu dünya akışında treni nasıl kaçırdığımızı gördük. Şimdi de benzer bir durumu genç yurttaş ortalamamıza yaşatmamak zorundayız. Bir yandan jeopolitik dengeler yeniden şekilleniyor, ekonomiler büyük bir sınav veriyor. İnsanlık özellikle çevresel tehditlerin ciddiyetini her geçen gün daha fazla idrak ediyor. Burada büyük bir seferberlik durumuna ihtiyacımız var. Dünya bir düzensizlik ve belirsizlik döneminde. Sıcak çatışmaların geri döndüğünü, kuralsızlığı had safhada olduğunu ve uluslararası alanda da adaletsizliğin yaşandığını, farklı ortamlara farklı müdahalelerle hareket edildiğini ve bunun çok büyük bir eşitsizlik ortamı yarattığını hep beraber yaşıyoruz. Benim dünyadaki dönüşümü anlamak için kullandığım kavram eşitsizlik. Olağanüstü bir eşitsizlik döneminden geçiyoruz ve bu bildiğimiz bütün dengeleri altüst ediyor ve edecek. Bu dengeleri hep beraber tariflemek, anlamak ve buna göre tedbir almak durumundayız. Mesela küresel gelir eşitsizliği. Özellikle tarihsel olarak batılı ekonomiler dünyadaki zenginliğin büyük bir kısmını kontrol etmişlerdir ancak bugün bu durumun değiştiğini, farklı bir eksene doğru evrildiğini görüyoruz. Gelişmekte olan ekonomiler, küresel gelirden giderek daha fazla pay kazandığını da yaşıyoruz.

    “Mülteci ve sığınmacı yükünün adil bir şekilde paylaşılması gerekiyor”

    Birleşmiş Milletler, IMF ve Dünya Bankası gibi küresel kuruluşlar, küresel sorunları ele almayı amaçlasa da karar alma süreçlerinde gelişmiş ülkeler hakimdir. Bu eşitsiz temsil, yoksul ulusların çıkarlarının genellikle göz ardı edildiği anlamına geliyor. Teknolojik devrim iki ucu keskin bir kılıç olmuştur artık. Gelişmiş ekonomilerde muazzam zenginlik ve fırsat yaratırken daha yoksul birçok ülkeyi de çok büyük bir farkla geride bırakıyor. İklim krizi, küresel adaletsizliği en bariz ortaya koyan örneklerden biri. Küresel karbon emisyonlarına en az katkıda bulunan yoksul ülkeler, iklim değişikliğinin en ağır sonuçlarıyla da karşı karşıyadır. Göç, küresel eşitsizliğin hem bir sonucu hem de bir nedenidir. İnsanlar yoksulluktan, çatışmalardan, siyasi istikrarsızlıktan ve giderek artan çevresel felaketlerden kaçıyor. Küresel göç politikalarının mülteci ve sığınmacılara ev sahipliği yapma sorumluluğunu daha adil bir şekilde paylaşacak şekilde yeniden düzenlenmesi ve yükün adil bir şekilde paylaşılması gerekiyor.”

    “Türkiye’nin Filistin konusunda çözüm süreçleri içinde yer alması gerektiğine inanıyoruz”

    Uluslararası hukuk ve insan hakları konusundaki adaletsizlikler konusunda Gazze’deki savaş üzerinden değinen İmamoğlu, tüm bu eşitsizlikleri ortadan kaldırmak için birlikte çalışarak yol ve yöntemler bulma zorunluluğunu ifade etti. İmamoğlu, şöyle devam etti:

    “Filistin’de soykırım boyutuna dönüşen bir saldırı, bir insanlık suçudur ve ne yazık ki bütün dünyanın izlediği bir insanlık suçu dönemini bize yaşatmaktadır. Türkiye’nin çözüm süreçleri içinde yer alması gerektiğine inanıyoruz ve yerel almadığı ortamda doğru sonuçların oluşmayacağını biliyorum. Şu an Türkiye’nin bu süreçlerin tamamen dışında bırakılmış olması da üzücüdür. Türkiye’nin Filistin meselesinde herhangi bir rol oynayabilmesinin ön şartı, Netanyahu hükümetinin insanlık dışı uygulamalarıyla mücadele ederken Hamas’ın da hamisi rolünden kurtulmasıdır. Aşırı sağcı Netanyahu hükümetiyle sağlıklı bir ilişki kurulması mümkün değildir. Ancak Netanyahu tek başına İsrail de değildir. ‘Yurtta barış, dünyada barış’ ilkesinin dünya için bir manifesto olduğuna inanıyorum.”

  • Barış Pehlivan: Size bunları anlatmıyorlar

    Barış Pehlivan: Size bunları anlatmıyorlar

    61 bin 597 suçlu ya da şüpheli nerede yatıyor? Onların dışarıda serbestçe dolaşması için neler yapılıyor? Tüm bunları bilmeyin diye duygularınız üzerinde nasıl bir manipülasyon uygulanıyor?

    Ne demek istediğimi anlatacağım. Ama önce…

    Polis Şeyda Yılmaz'ı Şehit Eden Zanlıya ''Çöp Poşeti'' Giydirilmesine  Soruşturma Açıldı | Eskişehir Haber - Eskişehir Son Dakika - Eskişehir  Haberleri

    Herkes şunu soruyor: Polis katilinin bu kadar suç kaydı var ise nasıl dışarıda olabiliyor?

    Yanıt aramaya çalışayım…

    Öğrendiğime göre; bugün 19 yaşındaki saldırgan Yunus Emre Geçti, Maltepe ve Ümraniye cezaevlerinde kalmış bir süre. İlk suç kaydı 2021. Yani, yasalara göre o tarihte “suça sürüklenen çocuk” kategorisindeymiş. O ilk suçları ise silah bulundurma, gasp ve cinsel saldırı. Bu suçlardan tutuklandı mı, henüz bilinmiyor.

    Yani ya tutuksuz yargılandı ya da bir süre tutuklu kalıp tahliye edildi. Bir bilgiye göre ise birçok suç dosyası nedense kapatıldı.

    Bununla birlikte, 2021’de işlenen bir suçun 2024’te halen kesinleşmeme ihtimali var. Bu varsayım da henüz hakkında hüküm verilmediği anlamına geliyor.

    Diyelim ki hüküm verildi.

    Suç “çocuk yaşta” işlendiği için verilen ceza da infaz sistemi de çocuğun lehinde çalışıyor. Yani cezalar da alt sınırdan hükme bağlanıyor, hapishanede yatılan gün de alınan cezanın çok altında oluyor.

    İşte tam da burada çok önemli bir sistem devreye giriyor: İdare ve gözlem kurulu.

    Cezaevi içindeki o kurul, suçlunun “denetimli serbestlik” tedbiri ile dışarıda olup olmamasına karar veriyor. İçinde cezaevi savcısının, müdürün, gardiyanın, psikoloğun ve öğretmenin olduğu bir kurul bu. Özetle ıslah/rehabilite olup olmadığına karar vererek suçlunun özgürlüğüne dair imzayı atıyorlar.

    Soru çok: Türkiye’deki cezaevleri ve infaz sistemi suçluyu topluma kazandırma üzerine mi kurulu? Bir suçlunun ıslah olup olmadığı, o kurul tarafından nasıl anlaşılıyor? “Islah” olduğu düşünülüp dışarı çıkarılan suçlunun toplum içinde nasıl yaşadığı biliniyor mu?

    Maalesef, yanıtlar hiç de mutluluk vermiyor.

    Yazının başındaki rakama geleyim.

    Adalet Bakanlığı’nın en güncel verilerine göre Türkiye’de şu an 404 ayrı cezaevi var. Bu cezaevlerinin en fazla alabileceği insan sayısı, yani kapasitesi ise 295 bin 268 kişi.

    Peki, “içeride” kaç kişi var?

    Yine en yeni verilere göre 304 bin 799’u hükümlü, 52 bin 66’sı tutuklu olmak üzere toplam 356 bin 865 kişi hapiste.

    Siz de fark ettiniz değil mi?

    Barış Pehlivan’ın yazısının devamı

  • SARIYER’DE TAKSİCİYİ ÖLDÜREN İRANLI ŞÜPHELİ TUTUKLANDI

    SARIYER’DE TAKSİCİYİ ÖLDÜREN İRANLI ŞÜPHELİ TUTUKLANDI

    Taksici Yaşar Yanıkyürek’i öldüren yabancı uyruklu şüpheli  “canavarca hisle kasten öldürme’ ve ‘yağma’ suçlarından tutuklandı.

    60 yaşındaki Taksici Yaşar Yanıkyürek dün 17.00 sıralarında aracına Taksim’den yolcu olarak binen bir kişi tarafından Sarıyer Tarabya’da bıçaklanarak öldürüldü. Şüpheli gözaltına alındı, emniyetteki işlemlerinin arından İstanbul Adliyesi’ne sevk edildi. İranlı olduğu öğrenilen şüpheli, savcılığa verdiği ifadenin ardından ‘canavarca hisle kasten öldürme’ ve ‘yağma’ suçundan tutuklama talebiyle nöbetçi hakimliğe sevk edildi.

    Şüpheli çıkarıldığı hakimlikçe tutuklanarak cezaevine gönderildi.

  • Esenyurt’ta bankadan çıkan kişiyi gasp edenler yakalandı

    Esenyurt’ta bankadan çıkan kişiyi gasp edenler yakalandı

    Esenyurt’ta 16 Ocak günü 12.45 sıralarında meydana gelen olayda, C.F. isimli vatandaş banka çıkışı eli silahlı şahıslar tarafından gasp edilmiş, Asayiş Şube Müdürlüğü Gasp Büro Amirliği ekipleri şüphelileri yakalamak için çalışma başlatmıştı. C.F.’nin elindeki çantada toplam 2 milyon TL olduğu ancak C.F. onlara direnince şüphelilerin paranın yalnızca 482 bin TL’sini alabildiği öğrenildi.

    Gasp Büro Amirliği ekipleri olayın meydana geldiği yerde ve şüphelilerin kaçış güzergahı üzerinde bulunan güvenlik kamerası görüntülerini tek tek izledi. İncelemeler neticesinde, şüphelilerin önce eşkalleri ardından da kimlikleri tespit edildi. Ekipler, kimlikleri tespit edilen zanlıları yakalamak için harekete geçti. Geçtiğimiz perşembe günü Beylikdüzü, Avcılar ve Esenyurt’ta gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonlarla olayın şüphelisi olduğu belirlenen 4 kişi adreslerinde kıskıvrak yakalandı. Şüpheliler Gürkan K. (34), Selvet K. (34), Yahya K. (25) ve Hakan A. (35) sorgulanmak üzere Gayrettepe’de bulunan İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğüne götürüldü.

    Ekiplerin çalışmalarıyla, şüphelilerin olay yerine iki farklı araçla geldiği ortaya çıktı. Araçlardan birinin gözcülük yapacak şahıslar tarafından, diğer aracın ise gaspı gerçekleştiren kişilerce kullanıldığı belirlendi. Zanlıların kullandığı araçlardan biri operasyon sonucu ele geçirilirken, bu aracın çalıntı olduğu tespit edildi.

    Emniyette ifadeleri alınan şüphelilerden Gürkan K.’nin 6, Selvet K.’nin 19, Hakan A.’nın 22, Yahya K.’nin ise 1 adet suç kaydı olduğu öğrenildi. Buradaki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edilen 4 şüpheli çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    Öte yandan, güpegündüz gerçekleşen gasp olayı bir vatandaş tarafından cep telefonu kamerası ile kaydedildi. Görüntüde, şüphelilerin C.F.’yi yere düşürüp çantasını almaya çalıştıkları, çantayı almayı başaramayınca yere dökülen paraları toplayarak kaçtıkları görüldü. Görüntünün devamında, gasp edilen vatandaşın “Soygun var” diyerek bağırdığı anlar kaydedildi.

  • İstanbul’un Göbeği Şişli’de Korkunç Olay! İşadamını Kaçırıp İşkenceyle Senet İmzalattılar

    İstanbul’un Göbeği Şişli’de Korkunç Olay! İşadamını Kaçırıp İşkenceyle Senet İmzalattılar

    ŞİŞLİ’de daha önce birlikte iş yaptıkları işadamını kaçırarak işkenceyle zorla senet imzalatıp, 14 bin dolar parasını aldıkları iddia edilen 10 şüpheli polis tarafından yakalandı.

    ŞİŞLİ’de daha önce birlikte iş yaptıkları işadamını kaçırarak işkenceyle zorla senet imzalatıp, 14 bin dolar parasını aldıkları iddia edilen 10 şüpheli polis tarafından yakalandı. Şüphelilerin işadamını kaçırdıkları ve işyerinde darbettikleri anlar güvenlik kameraları tarafından görüntülendi. Şüphelilerden 6’sı tutuklandı.

    İstanbul Emniyet Müdürlüğüne başvuran mağdur A.A.Q.A. Şişli’de zorla bir araca bindirilerek kaçırıldığını, Gaziosmanpaşa’da adresini bilmediği bir yere götürüldüğünü söyledi. A.A.Q.A. kendisini kaçıran kişiler tarafından darbedilip işkence gördüğünü ve kendisine 270 bin dolarlık senet imzalatıldığını iddia etti. İşadamı aynı şüphelilerin 14 bin dolar parasını aldığını da söyledi. Şüphelilerin, 270 bin dolarlık senetten geri kalan parayı bulması için, kendisini serbest bıraktığını anlatan A.A.Q.A polislerden yardım istedi.

    İşadamını Kaçırıp İşkenceyle Senet İmzalattılar

    Gasp Büro Amirliği ekipleri olayla ilgili soruşturma başlattı. Ekipler, kaçırma ve darp olayının güvenlik kameraları tarafından görüntülendiğini belirlendi. Görüntülerde şüphelilerin minibüse bindirdikleri mağduru, bir binaya soktukları ardından darbettikleri görülüyor. Şüphelilerin kimlikleri kısa sürede tespit edildi. Polis ekipleri, 29 Ağustos Salı günü önceden belirlenen adreslere operasyon düzenledi; 10 şüpheli yakalandı. Şüphelilerin evlerinde yapılan aramalarda 1 pompalı av tüfeği ve ruhsatsız silah ele geçirildi. Şüpheliler arasında bulunan A.Ö. yaşı küçük olduğu için Çocuk Şube Müdürlüğüne teslim edildi.

    İşadamını Kaçırıp İşkenceyle Senet İmzalattılar

    Gasp Büro Amirliğinde sorgulanan 10 kişi işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden 6’sı tutuklanarak cezaevine gönderilirken 4 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest kaldı.