Etiket: Erdal Atabek

  • Dr. Erdal Atabek vefat etti

    Dr. Erdal Atabek vefat etti

    Tıp, edebiyat ve gazetecilik alanlarında ülkemizin önemli isimlerinden Dr Erdal Atabek vefat etti

    ERDAL ATABEK KİMDİR?

    Dr. Erdal Atabek, 1930, Adapazarı doğumlu Türk tıp doktoru, gazeteci ve yazar Erdal Atabek, öğretmen anne ve babanın çocuğu olarak dünyaya geldi. Atabek, Gaziosmanpaşa Ortaokulu, Kabataş Erkek Lisesi (1948), İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdi (1954). Psikosomatik Hastalıklar ve İç hastalıkları uzmanı olarak görev yaptı.

    1965’te yazarlığa Milliyet gazetesinde başladı. Aynı yıl Türk Tabipleri Birliği (TTB) başkanı seçildi. Bu görevi 1984 yılına dek sürdü.

    1966’da köşe yazıları Cumhuriyet gazetesinde yayımlanmaya başladı. Nadir Nadi’nin ayrıldığı dönem (11 Temmuz 1971 – 12 Temmuz 1972) [4] ve İlhan Selçuk ile arkadaşlarının ayrıldığı dönem (1992) dışında 57 yıldır köşe yazıları ve zaman zaman dizi yazılarıyla Cumhuriyet’te yer aldı. 1972 yılında kurulan Barış Derneği’nin kuruluşunda yer aldı. 12 Eylül döneminde Barış Derneği Davasından 1982 – 1986 yılları arasında 38 ay cezaevinde kaldı. Dava 1991’de beraat ile sonuçlandı.

    Tıp eğitiminin ardından sürekli olarak toplumsal değişim üzerine çalışmalar yapan Atabek, değişen toplumların çocuklar ve gençler üzerindeki etkileri üzerine yoğunlaştı, araştırdı, kaleme aldı.  Birçok yarışmada seçici kurul üyesi olan Atabek halen yazarlık, seminer, konferans ve araştırmalarını sürdürmektedir. Ayrıca 2006 yılında kurulan Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrasının kuruluşundan 2024 yılına kadar psikolojik-sosyal danışmanlığını yürüttü.

  • Sanatçılardan Bakan Tekin’in görevden alınması için çağrı

    Sanatçılardan Bakan Tekin’in görevden alınması için çağrı

    İçerisinde sanatçıların, yazarların, şairlerin ve aydınların bulunduğu Sanatçılar Girişimi, tarikatlarla ilgili, “Sizin ‘tarikat, cemaat’ dediğiniz, bizim ‘STK’ dediğimiz yapılarla toplasanız 10 tane protokolümüz vardır. Onlarla protokol yapmaya da devam edeceğiz” açıklaması yapan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in görevden alınması için çağrıda bulundu.

    İçerisinde sanatçıların, yazarların, şairlerin ve aydınların yer aldığı Sanatçılar Girişimi, tarikatları savunan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in görevden alınmasını istedi.

    Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada tarikatlarla yapılan protokolleri savunan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in, “Sizin ‘tarikat, cemaat’ dediğiniz, bizim ‘STK’ dediğimiz yapılarla toplasanız 10 tane protokolümüz vardır. Onlarla protokol yapmaya da devam edeceğiz. Çünkü onlar çocukların dağa çıkmasını engelliyor” ifadelerine tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Sanatçılar Girişimi, Milli Eğitim Bakanı Tekin’in görevden alınması için çağrıda bulundu.

    “Milli eğitim bakanlığı makamında bulunan kişi laik Türkiye Cumhuriyeti’ne, laik eğitime karşı açıkça savaş açmıştır. Laisizmi, çağdaş eğitimi terörizmle bir tutarak çağdaşlık, evrensellik, Atatürkçülük Ve Cumhuriyet düşmanlığını ilan etmiştir” ifadelerine yer verilen açıklamada, şu sözlere yer verildi.

    “Böyle bir kişi milli eğitim bakanlığı gibi ülkemizin ve en değerli varlıklarımız olan çocuklarımızın yaşamları ile ilgili bu kadar önemli bir makamda bir saniye bile kalamaz. Cumhuriyet savcılarını ,velileri, konuyla ilgili herkesi, bütün Cumhuriyetçileri göreve çağırıyoruz. Bizler, Sevgili ülkemizin, laik, çağdaş, Cumhuriyet değerlerine sahip sanatçıları , yazarları, şairleri, aydınları bu kişiyi ve sözlerini lanetle kınıyor, bu alanda ve bu konuda üstümüze düşecek olan her türlü görevi yapmaya hazır olduğumuzu sevgili halkımıza bildiriyoruz.”

    Yapılan açıklamada imzası bulunanlar şöyle:

    Genco Erkal, Ataol Behramoğlu, Müjdat Gezen, Dilek Türker, Erdal Atabek, Zülfü Livaneli, Edip Akbayram, Rutkay Aziz, Orhan Aydın, Bedri Baykam, Mehmet Aksoy, Zeynep Oral, Tamer Levent, Prof. Dr. Ahmet Saltık,Prof. Dr Kemal Özmen, Prrof. Dr, Onur Bilge Kula, Prof. Dr.Erendiz Atasü, Alper Akçam, Salih Turan, Nejat Yavaşoğulları, Melike Demirağ, Cahit Berktay, Nihat Behram, Mazlum Çimen, Tuna Kiremitçi, Salih Güney, Müjde Ar, Ahmet Kanneci, Nevra Bucak, Tülay Ferah, Ayhan Gülsoy,Ayça Öztorun, Tuğrul Keskin, Hidayet Karakuş, Hüseyin Yurttaş, Erhan Doğan, Levent Üzümcü, Feridun Andaç, Hüseyin Haydar, Ahmet Özer, Orhan Alkaya, Cevat Turan, Mustafa Balbay, Tevfik Kızılkaya, Elif Akkaya, Nebil Özgentürk ,Öner Yağcı, Özgür Efe, Abdülkadir Paksoy, Sadık Gürbüz, Gani Cansever, Arife Kalender, Sevgi Özel, Attila Aşut, Erhan Doğan, Adil Salih , Mustafa Köz, Nevzat Çelik.

    Kaynak:Birgun.net

  • Erdal Atabek :Hatamızdan ders alabilmek!…

    Erdal Atabek :Hatamızdan ders alabilmek!…

    Yaşamın en zor işlerinden birisidir, “hatamızdan ders alabilmek”.

    Hatamızı kabul etmek yerine, onu inkâr etmek, başkalarını suçlamak, koşullara yüklemek çok daha kolay gelir.

    “Hatalar Psikolojisi”, iki sosyal psikolog Carol Tavris ile Elliot Aronson tarafından yazılmış kitap bu konuyu işliyor. (Sola Unitas Yayını, 2020)

    Leon Festinger “Bilişsel uyumsuzluk kuramı”nı açıkladığı zaman, yaptığımız yanlışı kabul etmek zor geldiği için nasıl kaçış yolları aradığımızı, her şeyi nasıl kendimizi haklı çıkarmak için kullandığımızı anlatıyordu.

    Belki de kabul edelim etmeyelim, hepimizin zaman zaman içine düştüğü “hata çemberi” budur.

    Ama toplumu etkileyen yöneticilerin, iktidarda olsun, muhalefette olsun bu “hata çemberi”nin içinde dönüp durması hepimize pek çok kez kaybettirmektedir.

    İKTİDARIN HATA ÇEMBERİ

    21 yıldır ülkeyi yöneten AKP iktidari eğitimden ekonomiye, yönetimden dış politikaya kadar her alanda giderek sıkılaşan “hata çemberi”nde ülkeyi bunaltmaktadır.

    Erdal Atabek’ın yazısının devamı

  • Erdal Atabek :Beyin yıkama…

    Erdal Atabek :Beyin yıkama…

    “Beyin yıkama” bir insanın düşünce ve duygu sistemini kontrol etme yöntemidir.

    Tarikatların ve cemaatlerin “eğitim” adını verdikleri sohbetler, toplantılar, ayinler, zikirler yöntem olarak “beyin yıkama”dır.

    Bu işlem sonucunda “beyni yıkanan” kişi artık beynine yerleştirilen kalıp yargıların dışındaki her şeye kapalı duruma gelir.

    Bu kişilerin mantıkla ikna edilememeleri, en açık gerçekleri bile kabul etmemeleri bu nedenledir.

    Demagog politikacıların kitleleri peşinden sürüklemesinin sırrı da burada yatar.

    “Pasif propaganda” sürekli aynı şeylerin tekrar tekrar söylenmesiyle oluşturulan “beyin yıkama”dır.

    Bu söylemlere dinsel motifler katılarak kutsallık kazandırılırsa “insan robotlar” yaratılmış olur.

    Bu duruma gelenlere hiçbir gerçek ulaşamaz.

    “Hayat pahalılığı mı?”: Küresel güçlerin oyunu.

    “İşsizlik mi?”: Sen çalışıyorsun ya!

    “Adam kayırma mı?”: Yok öyle bir şey!

    “Adaletsizlik mi?”: Teröristlere teslim mi olalım?

    “Sen sıkıntı çekmiyor musun?”: Bu dünyanın imtihanı bu.

    Beyin yıkama böylesine etkilidir.

    Erdal Atabek’in yazısının devamı