Etiket: devlet bahçeli

  • Ağızdaki bakla çıktı…

    Ağızdaki bakla çıktı…

    Hani derler ya “sözün bittiği yerdeyiz!”

    Şu an, işte tam da o yerdeyiz…

    Bir yandan Türkiye’nin en hayati konusunda yani Kürt Sorununun çözümünden söz edilirken, kardeşlik, el uzatma, barış vs. gibi hamaset yapılıp, DEM Partisine mesajlar gönderilirken, diğer yandan Kürt gerçeğini inkâr etmekle kalmayan, halkın seçtiği belediye başkanlarını ne hukuka ne gerçeklere, ne de siyasi ahlaka sığmayan kayyum atamalarıyla, yeni bir tehlikeli oyunu başlatıldı!

    Bu aşağılayan ve hileci durum, en hafif deyimle milleti aldatmaktır!

    ∗∗

    MHP Genel Başkanı Bahçeli, tüm ezberleri bozan hatta partisinin kırmızı çizgilerini de silen bir öneride bulunmuş, “Abdullah Öcalan’ı Meclise davet ederek DEM Parti Grubunda PKK’nin dağılması talimatını “vermesini istemişti…

    “Elini tesadüfen değil, düşünülerek uzattığını” sözlerine eklemişti…

    Arkasında Cumhur İttifakın Başkanı Erdoğan, Bahçeli’yi överek sözlerini desteklediğini açıklamıştı… İyi niyetli olan demokrasi düşkünleri, bu sözleri yeni bir dönem olarak değerlendirdi. AKP yandaşı TV sözcüleri de yeni bir açılım müjdesi vermeye başladı…

    ∗∗

    Sonra ne oldu?

    Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, görevden alındı ve yerine kayyum atandı! Bununla da yetinilmedi Mardin, Batman ve Halfeti DEM Partili Belediye Başkanları da görevden alınarak Kayyuma teslim edildi!

    Söylenen tüm sözler, “barış ve Kürt Sorununu çözme umutları” birden yok oldu… Böylece İktidarın her zaman yaptığı gibi kötü niyeti saklamak adına, yalan ve riya politikasını kullandığı bir kez daha açığa çıktı…

    TBMM’nin açılışında “el sıkmayla” başlatılan Kürt Sorunu çözümüyle ilgili çirkin oyun, bir kez daha iktidar ve ortaklarının, her konu da olduğu gibi bu konuda da siyasi çıkar adına yaptığını gösterdi…

    ∗∗

    Yıllardır, yazı ve konuşmalarımda, AKP ve MHP’nin Kürt Sorununun çözümünde hiçbir zaman samimi olmadığını dile getirmiştim.

    Farklı köken, dil, din ve mezhepten gelen yurttaşlarımız, eşit haklara sahip olarak refah ve güven içinde yaşamak istediklerini biliyorum.

    Kürt Sorununun Türkiye Cumhuriyeti için hayati olduğunu da görüyorum…

    Sadece ben değil, bin yıllık ortak yaşamda birbirileriyle kaynaşmış, aklı başında olan herkes, birlik ve beraberliğin ne denli önem taşıdığının farkında… Kürtlerin temel taleplerinin çözümü de  zor değil.

    Ama ülkeye ihanet içinde olan emperyalist işbirlikçiler, özellikle çözümü zorlaştırılarak, laik demokratik sosyal hukuk devletinin güçlenmesini engellemeye çalışıyorlar…

    ∗∗

    Bahçeli, salı günü yaptığı grup toplantısında “önceki sözlerinin arkasında olduğunu” yineledi…

    Yani “Öcalan gelsin konuşsun” düşüncesinde kararlı olduğunu tekrarladı!

    Nasıl inanalım, neden güvenelim?

    Sözlerinde samimi olsaydı, kayyum atamaları gerçekleşmezdi!

    Erdoğan’ı yönlendiren, politik oyun kuruculuğu yapan ve her vesile Erdoğan’ın sitayişle destek verdiği Bahçeli, isteseydi kayyum atamalarına engel olurdu!

    Ama olmadı!

    Bir hafta önce Erdoğan’ın “Cumhur İttifakının barış için ne denli samimi olduğunu gösteren sözler söylemesine, Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk’ü barış elçisi olarak övmesine rağmen, hemen arkasından, hem de sabaha karşı Görevden almasını nasıl yorumlamalıyız?

    İletişim kazası olarak mı, iyi polis kötü polis düzmecesi mi, yoksa Ortadoğu’da Pentagon’un başlattığı yeni bir emperyal oyun olarak mı? değerlendirmeli!

    ∗∗

    Bu sorulara her açıdan derin yorumlar yapılabilir!! Ancak, tek gerçek vardır ki o da, aylardır söylediğim konudur! Erdoğan bir dönem, hatta ölene kadar, Cumhurbaşkanlığını sürdürmek istiyor! Bu nedenle asıl isteği yeni bir Anayasa yapmak!

    Erdoğan, Ülkenin gerçek gündemleri yerine koyduğu yapay gündemlerle toplumu şaşırtarak asıl amacına ulaşmaya çalışıyor!

    ∗∗

    Nitekim yine Erdoğan’a sözcülük yapan Bahçeli salı günü,” asıl baklayı ağzından çıkardı!” Konuşmayı dinlediğimin akabinde TELE1 De asıl mesele belli oldu ve haklı çıktım demiştim…

    Şimdi herkes baklayı gördü ve yorumlara başladı…

    Bahçeli Dedi ki,” “Recep Tayyip Erdoğan güvencedir, milletin sevdalısıdır, tecrübesiyle, birikimiyle bize göre tek seçenektir. Bir kez daha seçilmesi doğal ve doğru bir tercihtir.  Bu kapsamda lazım gelen anayasal düzenlemeyi yapmak önümüzdeki görevler arasında olacaktır!”

    Cumhur ittifakı, daha meclis açılmadan bu hesapları yapmıştı. Hüdapar ve Meclis Başkanına yaptırılan açıklamalarla, yeni anayasa için alt yapı oluşturuldu… Amaç; “Erdoğan’a yeni ve hatta ömür boyu yetkiler verilmesini sağlayan bir anayasa düzenlemektir!”

    ∗∗

    Daha o zaman gerçek heveslerini görüp yorumlamıştım…

    Benim için hiç sürpriz olmadı! Israrla Türkmenbaşı Niyazov’u anlatmam, Erdoğan’ın niyetinin anlaşılması içindi!

    Şimdi sözün bittiği yerdeyiz. Aslında bilinen yerdeyiz!

    ∗∗

    Bu gerçekler bilinmesine rağmen halkımız, devleti, çıkar ve rant adına yöneten “Gayri Milli” anlayışı neden hala başında tutuyor?

    Yeterli muhalefet yapılamadığı için mi?

    Fikri Sağlar’ın yazısı

  • CHP lideri Özgür Özel, ‘Teröre ve Şiddete Karşı Yaşam Hakkı’ mitinginde Erdoğan’a seslendi

    CHP lideri Özgür Özel, ‘Teröre ve Şiddete Karşı Yaşam Hakkı’ mitinginde Erdoğan’a seslendi

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Beşiktaş Barbaros Meydanı’nda “Teröre ve Şiddete Karşı Yaşam Hakkı” mitingi düzenledi. Mitingde konuşan CHP lideri Özgür Özel, son dönemdeki tartışmalarla ilgili olarak AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslendi ve “Bahçeli’yi sözcü kılma, ne diyorsan sen söyle” dedi.

    CHP, Beşiktaş Barbaros Meydanı’nda “Teröre ve Şiddete Karşı Yaşam Hakkı” mitingi düzenledi.

    Mitingin planlamasının önce kadın, hayvan ve çocukların yaşam haklarına dikkat çekmek için yapıldığı ancak Ankara’da TUSAŞ’ın Kahramankazan ilçesindeki yerleşkesine terör örgütü PKK tarafından düzenlenen saldırının ardından, başlıklara ‘terörün’ de eklendiği bildirilmişti.

    “BİZ KORKMUYORUZ, SİZ DE KORKMAYIN”

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, dün yaptığı açıklamada, “Son sözüm şudur, çağrım şudur; bu ülkeyi kurtaranlar, bu Cumhuriyeti kuranlar korkmadılar, biz de korkmuyoruz. Siz de korkmayın, yarın Türkiye’nin düşmanlarına da Cumhuriyet düşmanlarına da ‘29 Ekim coşkuyla kutlanmasın’ diyenlere de 27 Ekim gününden bütün Türkiye’ye güç vermek üzere hepinizi buraya bekliyoruz” diyerek yurttaşlara çağrıda bulunmuştu.

    Özel, mitingte açıklamalarda bulundu. Özel’in açıklamalarının satır başları şöyle:

    Terörün amacı bizi susturmakken, terörün amacı bizlerde yaratacağı korkuyla bizlere istikamet dayatmakken, buraya koşup gelenlere, 10 binlere binlerce teşekkür, binlerce selam olsun.

    “BU İKTİDAR TÜRKİYE’Yİ HERKES İÇİN GÜVENSİZ HALE GETİRMİŞTİR”

    Biz CHP’yiz, biz bu ülkenin birliğinin beraberliğinin teminatı olan partiyiz. Toplumsal barışı sağlayan bir Türkiye için çalışanlarız. Bu milletin önünü kesmek isteyen kim olursa olsun karşısındaki en büyük güç CHP’dir. Yaşam hakkı için buradayız. Bu iktidar Türkiye’yi herkes için güvensiz hale getirmiştir.

    Kadınların yüzde 70’i sokakta yürürken kaygı duyduklarını ifade ediyorlar. Bütün Meclis mutabakatla oy verdiğimiz İstanbul Sözleşmesi’nden bu milletin temsilcilerinin oybirliği ile girdiği sözleşmeden, bir gecede HÜDA PAR’a verdiği sözü tutmak için o sözleşmeden çekilen kişi, kadınların, çocukların arkasından devleti çeken kişidir. Tarih önünde sorumludur.

    “EMİNE BULUT, AYŞENUR HALİL, İKBAL UZUNEL, ROJİN KABAİŞ, MERVE TAŞCAN…”

    Ölmek istemiyorum diye yalvaran Emine Bulut’u unutmadım. Onların şahsında nicelerini unutmadım. İstanbul’da canice katledilen Ayşenur Halil, İkbal Uzunel, Van Gölü kenarında ölü bulunan Rojin, Adıyaman’da evladının gözü önünde silahla ulan Merve Taşcan, Adana’da 12 saat içinde hayatını kaybeden beş kadın…

    Örneğin sadece geçtiğimiz eylül ayında Aydın’da 29 yaşındaki Neriman Yüzükçü, şikayet ettiği eski eşi tarafından, Kayseri’de 43 yaşındaki Hatice Gül uzaklaştırma kararı aldırdığı eski sevgilisi tarafından, Antalya’da 57 yaşındaki Fadim Demirhan ve oğulları uzaklaştırma kararı varken boşanma aşamasındaki eşi tarafından katledildiler.

    Gençlerimiz çocuklarımız güvende değil. Saygın araştırma şirketlerinin raporlarına göre, toplumun yüzde 85’i bu ülkede çocukların güvende olmadıklarını ifade ediyor. Adana’da Aladağ’da bir cemaat yurdunda çıkan yangında 11 kız evladımızı yitirmiştik. Bu kız çocukları devlet yurdu yapılmayıp, o cemaat yurdunu da denetimsiz bırakanlar yüzünden ölüme gittiler.

    “DEVLET YURDU YAPMAYAN, CEMAATLERİN KUCAĞINA İTENLER SORUMLUDUR”

    İki yıl önce tıp fakültesi öğrencisi Enes Kara, Elazığ’da devlet yurt imkanı sağlamadığı için kaldığı cemaat yurdunda yaşadıklarından dolayı intihar etmişti. Devlet yurdu yapmayan yoksul insanlarımızı cemaatlerin kucağına itenler bu ölümlerden sorumludur. Bu iktidar barınma sorununu bile isteye çözmemekte, onları bir takım yapıların kucaklarına ittirmektedir.

    “BU ÜLKE 8 YAŞINDAKİ NARİN’İMİZİ KORUYAMADI”

    Çocuklar temizlemekte oldukları vincin altında kalarak MESEM projesi kapsamında can veriyorlar. Bu ülke 8 yaşındaki Narin’imizi koruyamadı. Evinden 1.5 km uzaklıktaki cansız bedenini buldular, halen daha katilini ortaya çıkaramadılar.

    Bu ülke 2 yaşındaki Sıla bebeği koruyamadı. Sıla bebeğin şiddet görmesine, istismar olmasına engel olamadı. Hastaneye gittiğinde doğru teşhisi koyamadı. Bir dahaki geldiğinde iş işten geçmişti. Narin’in katilinde de Sıla bebeğin durumunda da savcının bilmediğini bilen iktidar vekilleri, “Söylemeye dilim varmıyor, dostlarım var orada” diyen iktidar vekilleri var. CHP Sıla bebekler yaşasın diye, bir bütün olarak dimdik ayaktadır.

    Bu ülkede bebekler bile korunamıyor. 12 yenidoğan yavrumuz ihmalin denetimsizliğin, para için gözü dönmüşlüğün kurbanı oldu. 19 ay önce bilinen, adeta canlı yayında ölümleri teker teker izlenen 12 bebemizi kaybettik. Ölümler bilinirken, çetenin faaliyetleri bilinirken hastaneleri açık tuttular. Gözaltılar oldu, tutuklamalar oldu ama 6 ay daha o hastaneleri işlettiler. Ne zaman birisi savcıyı tehdit etti. Savcı kendi durumundan dolayı durumu bir kez daha ifade etti, kamuoyu duydu indial oluştu. O gün döndüler o hastanelerin ruhsatlarını iptal ettiler.

    “O HASTANELERİ BEDELSİZ KAMULAŞTIRMAMIZ LAZIM”

    Açıkça söylüyorum, herkesin gözü önünde ibreti alem olsun diye o hastanelerin askıya alınan ruhsatları, başka isimle yeniden önümüze gelmesin diye, mahkeme kararıyla yürütmeyi durdurmalar olmasın diye, o hastaneleri bedelsiz kamulaştırmamız lazım. Haydi getirin Meclis’e bunu yapalım.

    “BAŞ SORUMLU RECEP TAYYİP ERDOĞAN”

    Bir kez daha söylemek isterim ki bugünkü Sağlık Bakanı o günkü İstanbul İl sağlık Müdürüdür. Asla bir gün daha bu bakanlık koltuğunda oturmamalıdır. Bu bakan mı sorumlu, o bakan mı sorumlu, önceki mi sorumlu? İfade edeyim ki bir tane var baş sorumlu, aynı kalemle bugünkü bakanı da atayan, o günkü bakanı da atayan Recep Tayyip Erdoğan.

    Bu iktidar sağlıkta şiddetin önüne geçecek adımlar için, muhalefetin önerilerini elinin tersiyle itmekte, sağlık emekçisini katliamcılarla, gözü dönmüşlerle burun buruna baş başa bırakmaktadır.

    “SONUNA KADAR DİRENECEĞİZ”

    Bu sabah, dünyanın en güzel şehri İstanbul’a uyandınız. Maalesef bu ülkede bir sabah uyanıyoruz, 8 yaşında bir kız çocuğu öldürülmüş, bir sabah uyanıyoruz gencecik bir kadın canice öldürülmüş surlarından atılmış bu kentin. Bir sabah uyanıyoruz, el kadar bebekleri cani bir tüccarın karına kurban eden sistem tıkır tıkır işliyor. Bir sabah ormanlarımız içindeki canlarla birlikte yanıyor. Bir sabah uyanıyoruz sokaktaki masum canlar, bu iktidarın getirdiği, sonunda itlaf, katliam dediği bir yasayla sizin hepimizin mücadelesiyle o itlaf lafı oradan çıkmışken, niyet akılda zihindeyken, onlar ki hiçbirisi bu yasayı uygulamayan belediye başkanlarım tehdit altındadır ama asla bu yasayı uygulamayacaktır. Ama iktidar mensupları canlarımızı katletmektedir. Buna sonuna kadar direneceğiz.

    Bir sabah uyanıyoruz akşam olmadan TUSAŞ’a yapılan saldırıyı adeta canlı yayınlarda izliyoruz. Bu milleti koruyamayanlar emanete ihanet edenlerdir. Biz onların dimdik karşısındayız. Biz bu iktidarı düzeltene kadar, bu iktidarın uygulamalarını derhal terk edene kadar, bu ülke kadınlar, çocuklar, bebekler, canlar ve her birimiz için güvenli bir ülke olana kadar, bu iktidarla mücadele edeceğiz, bu ülkeyi tekrar kurtaracağız.

    “BİZİM TUTUMUMUZ NETTİR”

    En önemli tehdit terördür. Biz bu ülkede toplumsal barışın sağlanması için gerkeli iradeyi hep koruduk, o irade hep vardı. Şimdi de onu ifade ediyor ve bir adım geri adım atmıyoruz. Yıllardır bu ülkede yaşayan insanların Anayasa’da yazdığı gibi eşitliğini savunduk. Bu ülkede Kürtler sorunum var diyorsa, Kürt sorunu vardır. Devlet bir sorunun olup olmadığına değil millet o sorunun olup olmadığına karar verir. Devlet o sorunu çözmek için vardır. Ancak Cumhur İttifakı bu sorunu görmezden gelerek diğer yandan, şehit ailelerinin gazilerin duygularını yok sayarak bir kez daha konuyu Meclis’in önünden kaçırarak, işine gelen aktörü parlatarak, işine gelmeyeni hapiste tutarak ve fikrini almayarak, bir dayatmanın içine girmiştir. Bizim tutumumuz nettir. Bu ülkede Kürtler sorunumuz kalmadı diyene kadar Kürt Sorunu’nun varlığına inanacağız.

    Bu sorunlar kayyum politikalarının sona ereceği, sivil demokratik siyasetin önünün açılacağı, herkesin özgür ve eşit hissedeceği, toplumsal barışın mutabakatla inşa edileceği bir süreci Meclis’te başlatarak ve sonlandırarak çözmelidir. Biz bu zemini oluşturacak girişimlere üzerimize ne düşüyorsa o boyutuyla katkı vereceğiz. Terörün bitmesi için kim konuşursa konuşsun, bir kişiyi konuşturup sorunu çözme hesabı yanlış hesaptır. Bir kişinin sorununu çözüp Tayyip Beyin de istediğini alıp bu alışverişle bir Anayasa oyunu kurma oyunu ayıplı bir hesaptır.

    “ERDOĞAN AÇIKLAMA YAPMAK ZORUNDA”

    Görünüşte Sayın Bahçeli’nin teklifidir. Cumhur İttifakı’nın gizli açılımının ayan beyan sözcüsü Sayın Bahçeli’dir. Bu ülkede Kürtler ‘sorunum var’ diyorsa Kürt sorunu vardır. Devlet, bir sorunun olup olmadığına değil, millet o sorunun olup olmadığına karar verir. Devlet o sorunu çözmek için vardır. Herkesin kendini özgür hissedeceği bir süreci Meclis’te başlatarak bu sorun çözülmelidir. Terörün bitmesi için kim konuşacaksa konuşsun. Ama bir kişi konuşturup sorunu çözme hesabı yanlış hesaptır. Biz çözüm için Meclis’i adres gösteriyoruz. Devlet bey, Abdullah Öcalan’a Meclis’i adres gösteriyor. Sayın Erdoğan’ın hala iki kelam etmeme durumuna son vermelidir. Artık sözcünün görevi bitmiştir. Erdoğan çıkıp bu millete bir açıklama yapmak zorundadır. Bahçeli’yi sözcü kılma, ne diyorsan sen söyle.”

  • Bahçeli’nin ‘Öcalan’ çağrısını eleştirmişti: Grup Danışmanı Oğuzhan Güngör görevden alındı

    Bahçeli’nin ‘Öcalan’ çağrısını eleştirmişti: Grup Danışmanı Oğuzhan Güngör görevden alındı

    MHP TBMM Grup Danışmanı olarak görev yapan Oğuzhan Güngör, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Öcalan çağrısını eleştirdiği için görevden alındı.

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli‘nin, ‘Öcalan, DEM grubunda silah bırakma çağrısı yapsın’ açıklaması gündem olmaya devam ediyor. Bahçeli’nin açıklamalarını eleştiren MHP TBMM Grup Danışmanı Oğuzhan Güngör görevinden alındığını duyurdu.

    Güngör paylaşımında şu ifadeleri kullandı: 

    “Az önce Milliyetçi Hareket Partisi’ndeki görevime son verildiği tarafıma tebliğ edilmiştir. Bundan 24 sene önce Türk Milleti’nin sesi olan rahmetli babama uygulanan yöntem, tarafım için de söz konusu olmuştur.

    “RAHATSIZ OLMUŞLARDIR”

    Bebek katiline umut hakkı vermeyi taahhüt edip, Yüce Meclisimizde konuşmasını teklif edebilenler, bunu alkışlayabilenler, bir Türk Milliyetçisi’nin söylenmesi gerekeni söylemesinden rahatsız olmuşlardır.

    Bebek katilinin Gazi Meclisimizi kirletemeyeceğini söylemenin bedelini, Ali Güngör’ün oğlu olmanın verdiği gurur ve aziz Türk Milleti’nin bir evladı olarak şerefle kabul ediyorum.

    Makam ve şahsi ikbal için herşeyini vermeye hazır olanlara inat, dün olduğu gibi bundan sonra da eğilmeden, şahsi ikbal gütmeden yoluma devam edeceğim. Zira bana ve milyonlarca vatan ve devlet aşığı Türk Milliyetçisi’ne ilham veren fikriyatın temeli budur.

    “MÜDAFAA ETMEYE DEVAME EDECEĞİZ”

    Türk Milliyetçiliği, Türk Milleti’nin sinesinden çıkmış olup, yalnız ve yalnız ona aittir. Ülkücülük ise Başbuğ’dan ve nice şehitten bize mirastır. Milletimizi ve Ülkümüzü, geçmişimiz ve geleceğimiz için tek kişi kalıncaya kadar müdafaa etmeye devam edeceğiz.”

  • Bahçeli çağrıda bulunmuştu: Terör örgütü PKK’nın lideri Abdullah Öcalan’dan ilk mesaj!

    Bahçeli çağrıda bulunmuştu: Terör örgütü PKK’nın lideri Abdullah Öcalan’dan ilk mesaj!

    DEM Parti Milletvekili Ömer Öcalan, İmralı’da tutuklu bulunan terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüştü. Ömer Öcalan, Abdullah Öcalan’ın “Koşullar oluşursa bu süreci çatışma ve şiddet zemininden hukuki ve siyasi zemine çekecek teorik ve pratik güce sahibim” mesajını sosyal medya hesabından paylaştı.

    Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli‘nin, Abdullah Öcalan için yaptığı çağrının yankıları devam ederken, dikkat çeken bir gelişme yaşandı.

    DEM Parti Milletvekili Ömer Öcalan, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan ile görüştüğünü duyurdu.

    Ömer Öcalan, 23 Ekim’de İmralı‘da Abdullah Öcalan ile görüşme gerçekleştirdiğini belirterek, sosyal medya hesabından şunları kaydetti:

    “23 Ekim tarihinde İmralı Ada Hapishanesi’de Sayın Öcalan ile görüşme gerçekleştirdim.

    Bu ziyaret aile görüşmesi kapsamında gerçekleşti. Sayın Öcalan görüşmede genel siyasi gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunarak kamuoyuna şu mesajın iletilmesini istedi: ‘Tecrit devam ediyor. Koşullar oluşursa bu süreci çatışma ve şiddet zemininden hukuki ve siyasi zemine çekecek teorik ve pratik güce sahibim.’

    Sağlığı iyiydi ve herkese çok selamı vardı.”

    BAHÇELİ NE DEMİŞTİ?

    15 Ekim’de gerçekleşen MHP TBMM Grup Toplantısı’nda konuşan Bahçeli, “Türkiye’ye getirilirken ‘her türlü hizmete hazırım’ diyen terörist başı buyursun terörün bittiğini, örgütünün tasfiye edileceğini tek taraflı ilan etsin. Ama devletin terörle masaya oturmasını hiç kimse, hiçbir şart altında beklemesin, aklından dahi geçirmesin” çağrısında bulunmuştu.

    MHP Genel Başkanı, 22 Ekim tarihindeki partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda ise Abdullah Öcalan için yeni bir çağrıda bulunarak, şu ifadeleri kullanmıştı:

    “Şayet terörist başının tecridi kaldırılırsa gelsin TBMM’de DEM Parti grup toplantısında konuşsun. Terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini açıklasın. Bu dirayet ve kararlılığı gösterirse umut hakkının kullanımıyla ilgili yasal düzenleme yapılması ve bundan yararlanmasının önü de ardına kadar açılsın. Ne Kandil ne Edirne, adres İmralı’dan DEM’e uzansın, bu ağır ve tarihi terör sorunu ülke gündeminden tamamen çıkarılsın. Hodri meydan, buna varız.”

  • Mansur Yavaş, Bahçeli’nin Öcalan açıklamalarını değerlendirdi

    Mansur Yavaş, Bahçeli’nin Öcalan açıklamalarını değerlendirdi

    Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan ile ilgili açıklamaları için “Hepimiz şaşkınız.

    Geçmişte söylenenlerle şimdiye bakıldığı zaman tavır değişikliğinin sebebini anlamaya çalışıyoruz. Buna en iyi cevabı toplum verecektir” dedi.

    Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan’a, örgütü lağvetmesi koşuluyla, “Umut hakkı için başvurması ve TBMM’de DEM Parti Grup Toplantısı’nda konuşması” için yaptığı çağrıya ilişkin değerlendirmede bulundu. Tarihi Kentler Birliği toplantısına katılmak üzere Şanlıurfa’da bulunan Yavaş, gazetecilerin soruları üzerine “Hepimiz şaşkınız. Geçmişte söylenenlerle şimdiye bakıldığı zaman tavır değişikliğinin sebebini anlamaya çalışıyoruz. Buna en iyi cevabı herhalde toplum verecektir’’ dedi.

    Yavaş, “Son 24 saatte toplumun nabzını tutabildiniz mi” sorusu üzerine de şöyle konuştu:

    “Onu tutamadım. Herhalde yarın, birgün grup toplantıları bittikten sonra daha iyi değerlendirilecektir. Biz de o zaman daha iyi nabız ölçme imkanı bulacağız. Çünkü bugün Yeni Şafak gazetesi de Sayın Bahçeli’nin yaptığı açıklamaların tersine bir manşet attı. İlginç şeyler oluyor yukarıda. Göreceğiz hep beraber.”

  • Mansur Yavaş’tan Devlet Bahçeli’ye: “Millet de tarih de bunu affetmez”

    Mansur Yavaş’tan Devlet Bahçeli’ye: “Millet de tarih de bunu affetmez”

    ABB Başkanı Mansur Yavaş, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan çağrısına “Millet de tarih de bunu affetmez” diyerek tepki gösterdi.

    Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan çağrısına tepki gösterdi.

    Yavaş, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda “Bu ülkede huzurun ve barışın hakim olması en büyük dileğimizdir. Ama bunun yolu terörist başının Gazi Meclisimiz çatısı altında konuşturulması asla değildir. Millet de tarih de bunu affetmez” ifadesini kullandı.

  • Tokalaşmayla başladı “Öcalan’a davet” ile sürüyor…

    Tokalaşmayla başladı “Öcalan’a davet” ile sürüyor…

    MHP Genel Balkanı Devlet Bahçeli’nin DEM Parti Grubu ile tokalaşması ile başlayan yeni süreçte çok sayıda gelişme yaşandı. Siyasette yeni ‘çözüm süreci’ tartışması yaşanırken, son olarak Bahçeli’den PKK lideri Abdullah Öcalan için çağrı geldi: “Tecridi kaldırılırsa gelsin TBMM’de DEM Parti grup toplantısında konuşsun. Terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini açıklasın.”

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin PKK lideri Abdullah Öcalan için yaptığı son çağrı siyasette tartışma konusu oldu.

    MHP Genel Balkanı Devlet Bahçeli, TBMM 28. Dönem 3. Yasama Yılı Açılış Toplantısı’nda DEM Parti Grubu ile tokalaşmasıyla başlayan ve son çağrısına kadar ilerleyen süreçte çok sayıda gelişme yaşandı.

    Yapılan açıklamalarla birlikte yeni ‘çözüm süreci’ tartışması yaşanırken, yaşanan gelişmeler ve yapılan açıklamalar şöyle oldu:

    BAHÇELİ, DEM PARTİ İLE TOKALAŞTI

    MHP Genel Balkanı Devlet Bahçeli, TBMM 28. Dönem 3. Yasama Yılı Açılış Toplantısı’nda DEM Parti Grubu ile tokalaştı.

    Bahçeli, DEM Parti Grubu ile tokalaşması hakkında yaptığı açıklamada, “Siyasette hiç kimseyle, hiçbir partiyle kategorik olarak alıp veremeyeceğiz, konuşup çözemeyeceğiz bir şey yoktur” dedi.

    “Uzattığım el, milli birlik ve kardeşliğimizin mesajıdır” diyen Bahçeli, “‘Gelin Türkiye partisi olun’, ‘milli birliğimizde kenetlenin’ teklifidir. DEM’e düşen sorumluluk uzanan elin kıymetini anlaması ve eşik olarak değerlendirmesidir” ifadelerini kullandı.

    Tokalaşmayla başladı “Öcalan’a davet” ile sürüyor: Yeni süreçte şu ana kadar neler yaşandı?

    ERDOĞAN, BAHÇELİ’Yİ ÖVDÜ

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bahçeli’nin DEM Parti Grubu ile tokalaşması hakkında, “Ortada net ve kararlı bir biçimde uzatılan bir el var. Biz Sayın Bahçeli’nin ortaya koyduğu tavrı ülkemizin demokrasi mücadelesi için olumlu ve anlamlı buluyoruz” dedi.

    “Sayın Bahçeli, Türkiye’nin siyasi yapısında uzlaşma ve diyalog çağrısının önemine burada bir vurgu yapıyor” diyen Erdoğan, “Dolayısıyla Sayın Bahçeli’nin bu attığı adım, bir kenara konulamaz. Biz yıllardır bunu dile getiriyoruz. Sayın Bahçeli’nin özellikle attığı bu adım bana göre çok çok önemli bir adımdır. Sayın Bahçeli’den böyle bir adım beklemeyenler olabilir. Ama biz kıdemli bir siyasetçi olarak Sayın Bahçeli’nin böyle bir adımı atmasını garipsemedik. Önemli bir adım olarak gördük” ifadelerini kullandı.

    “ÖCALAN, KANDİL’LE GÖRÜŞTÜ” İDDİASI

    Bahçeli’nin DEM Parti ile tokalaşması ve Erdoğan’ın gelişmeye ilişkin ‘olumlu buluyoruz’ açıklamasının ardından dikkat çeken bir iddia ortaya atıldı.

    PKK lideri Abdullah Öcalan’ın, Kandil’deki örgüt yöneticileriyle görüştüğü ve “Silahları bırakmayı müzakere etmenin zamanı geldi” dediği iddia edildi.

    Gazeteci Amberin Zaman’ın Al-Monitor’de yayımlanan haberinde görüşlerini aldığı kaynaklar, Öcalan’ın PKK liderlerine “silahları bırakmayı müzakere etmenin zamanı geldi” dediğini aktardı.

    Habere katkı sunan kaynaklar, görüşmenin ‘sorunsuz’ geçtiğini belirtirken Kandil’deki PKK kaynaklarının da “Yeni bir barış sürecinin başladığını söyleyebiliriz” değerlendirmesinde bulunduğu aktarıldı.

    BAHÇELİ’NİN İLK ÇAĞRISI

    15 Ekim’deki MHP TBMM Grup Toplantısı’nda konuşan Bahçeli, “Türkiye’ye getirilirken ‘her türlü hizmete hazırım’ diyen terörist başı buyursun terörün bittiğini, örgütünün tasfiye edileceğini tek taraflı ilan etsin. Ama devletin terörle masaya oturmasını hiç kimse, hiçbir şart altında beklemesin, aklından dahi geçirmesin” çağrısını yaptı.

    DEM PARTİ’NİN YANITI

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Bahçeli’nin yaptığı çağrıya yanıt vererek, “Sayın Öcalan’a, Bahçeli bir çağrı yaptı. Ama o çağrının muhataplarına ulaşması için Öcalan üzerindeki tecritin kaldırılması gerektiğini bilmiyor. 43 aydır Öcalan aile ve avukatlarıyla görüşemiyor. Sayın Bahçeli, Öcalan’ın ne söyleyeceğini, nasıl bir çağrı yapacağını biz de merak ediyoruz senin gibi. O zaman tecriti kaldırın, Öcalan’ın kendi örgütüne, kendi arkadaşlarına ne dediğini hep beraber izleyelim, görelim. 43 aydır kuş uçmayan kervan geçmeyen, kuşların bile üzerinden geçmediği bir adaya boşu boşuna bir çağrı yapılır mı? Sizin sormuş olduğunuz soruya Öcalan’ın nasıl cevap verdiğini hep birlikte merak ediyoruz. Kapıları açıp dinleyelim, görelim” yanıtını verdi.

    ÖNDER’DEN BAHÇELİ VE ERDOĞAN’A TEŞEKKÜR

    DEM Parti Milletvekili ve TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP lideri Bahçeli’ye teşekkür etti.

    Önder, “Barışa gönül indiren, konuşmanın bu Meclis’in temel işlevi olduğunu vaaz eden ve bu köklü meselemizi ilk defa bir tartışma eksenine çekmeye çalışan Sayın Cumhurbaşkanı, Devlet Bahçeli ve barış meselesinde gönül indiren herkese teşekkür etmek istiyorum” ifadelerini kullandı.

    ÖZGÜR ÖZEL’DEN DEMİRTAŞ’A ZİYARET

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 23-27 Ekim tarihlerinde Diyarbakır, Batman, Mardin, Şırnak, Hakkari ve Van’ı ziyareti öncesi HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı cezaevinde ziyaret etti.

    Özel, ‘çözüm süreci’ tartışmaları hakkında, “Mutlaka ve mutlaka samimiyet çağrısı yapıyoruz” dedi.

    Demirtaş’ın önemli bir aktör olduğunu vurgulayan Özel, “CHP bu konuda engelleyici olmayacaktır. Tarih önünde üzüntü duyacağımız bir pozisyonda kalmayacağız” ifadelerini kullandı.

    BAHÇELİ’DEN YENİ ÇAĞRI: TECRİT KALDIRILSIN, MECLİS’TE KONUŞSUN

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda PKK lideri Abdullah Öcalan için çağrı yaptı.

    Bahçeli, çağrısında şunları söyledi: “Şayet terörist başının tecridi kaldırılırsa gelsin TBMM’de DEM Parti grup toplantısında konuşsun. Terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini açıklasın. Bu dirayet ve kararlılığı gösterirse umut hakkının kullanımıyla ilgili yasal düzenleme yapılması ve bundan yararlanmasının önü de ardına kadar açılsın. Ne Kandil ne Edirne, adres İmralı’dan DEM’e uzansın, bu ağır ve tarihi terör sorunu ülke gündeminden tamamen çıkarılsın. Hodri meydan, buna varız.”

    DEM PARTİ: İNİSİYATİF ALMAYA HAZIRIZ

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Bahçeli’nin çağrısına ilişkin, “Bir başlangıç olacaksa tecrit derhal kaldırılmalıdır. Kürt sorununun çözümünde pusula demokratik müzakeredir, onurlu barıştır. Çözümü kimseden direnmiyoruz, onurlu bir barış için de inisiyatif almaya hazırız” dedi.

    Hatimoğulları, şunları söyledi: “Sayın Öcalan üzerindeki tecrit kesinlikle kaldırılmalıdır. Fiziki olarak gelsin konuşsun diyoruz, ne diyeceğini görelim dedik geçen hafta. Yine tekrar ediyoruz; bırakın tecrit kaldırılsın, sayın Öcalan çıksın konuşsun, ne konuştuğunu görelim. Vakit geçirilmeden bir adım atılmalıdır.”

    ÖZGÜR ÖZEL: TERÖRÜN BİTMESİNE TAM DESTEK VERECEĞİZ

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise, Bahçeli’nin Öcalan için çağrısına, “Türkiye’de bir daha şehit gelmeyecek, kan akmayacaksa, anaların gözyaşları duracaksa bunun için söylenen her söz ve söyleyen her aktör önemlidir. Bu ülkede terörün bitmesine biz tam destek vereceğiz” yanıtını verdi.

    “Bu lafı söyleyen Devlet Bey zaten çok sık döner. Devlet Bey’in bugünkü açıklaması geçmişteki bir hatanın tekrarıdır ve Meclis’i dışlamaktadır” diyen Özel, şunları söyledi: ” Ne yapılacaksa TBMM’de, şeffaflıkla yapılacak. Tutulamayacak bir söz verilmeyecek. O günlerde bizi reddettiler. Bu işlerde tam bir toplumsal mutabakat olmadan sonuç olmayacak ve daha çok üzüleceğiz. Bizi dinlemediler o zaman süreci tek başına Ak Parti götürdü ve yeniden felaket yaşadık. Dünya kadar askerimiz öldü. Şimdi Devlet Bey, biz ona kürsü verelim Meclis’e hitap etsin bütün meseleler bitsin diyor. Bu iş Meclis’e bir aktör çağırmakla bitmez.”

  • Özgür Özel’den Bahçeli’ye ‘El yükseltiyorum Devlet Bey, hodri meydan!’

    Özgür Özel’den Bahçeli’ye ‘El yükseltiyorum Devlet Bey, hodri meydan!’

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında konuştu.

    CHP lideri Özgür Özel, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulunuyor. Özel’in MHP Genel Başkanı Bahçeli‘nin Abdullah Öcalan çağrısına ilişkin ne cevap vereceği merak ediliyor.

    Bahçeli, MHP grup toplantısında “Terörist başı işin içinde olmazsa bir şey çıkmaz diyenlere sesleniyorum; Türkiye’ye getirilirken her türlü hizmete hazırım diyen terörist başı buyursun gelsin TBMM’de DEM sıralarına katılıp silah bıraktığını ilan etsin, örgütün lağvedildiğini haykırsın. Bu dirayeti gösterirse umut hakkının kullanımıyla ilgili yasal düzenlemenin yapılmasının önü de ardına kadar açılsın. Her adımı atmaya kararlı, inançlıyız” ifadelerini kullanmıştı.

    Özel’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

    “Geçen hafta insanlık adına utandığımız haberler aldık, para için yeni doğmuş bebeklere musallat lan bir şebeke ortaya çıktı. Bebekleri annesinin kucağına kavuşmadan kuvöze alan ve bunu yaparken ki süreçte bebeklerin sağlığı ile oynayan çetenin yaptıkları hepimizi insanlığımızdan utandırdı.

    “AİLELERDE BİR TRAVMA YARATTI”

    Çok da berbat bir şey yaptı bu çete sağlık çalışanlarına pandemi de duyulan güveni bir düşünün bu çürük elmalar, hekimleri yeni doğan hemşirelerini sağlık emekçilerini zan altında bırakan, geçmişte evladını kaybetmiş ailelerde bir travma yarattı. Kolay da atlatamayacağız. Hepimiz çok üzgünüz.

    Devlete olan güvenin azalmasıyla CHP’ye ihbarlar yapıyor. Meselenin şu ana kadarki kısmı gösteriyor ki maalesef yine haklı çıktık. Sağlığı piyasalaştırmayın, özel hastanelere bu kadar alan açmayın, devleti bu alandan çekip bu alanı sermayeye açmayın derken, ne kadar haklı olduğumuz bir kez daha ortaya çıktı.

    Öyle bir noktadayız ki son 3 sağlık bakanının 2’sinin özel hastanesi var zaten. Bir tanesi de bu olaylar yaşanırken il sağlık müdürü o da şimdiki bakan.

    “BEBEKLER ÖLMEYE DEVAM EDECEKTİ”

    Savcı tehdit edilmese, o hastanelerin yenidoğan ünitelerinde bebekler yatıyor olacak. Geçen sene eylülden ekimden itibaren bebekler ölmeye devam etmiş, bebekler ölmeye devam edecekti. Yenidoğan bebekleri hasta ederek kazanç sağlamaya çalışanlara olanak sağlayanın bu iktidarın sağlık politikaları olduğunu görmeyenler hiçbir şeye şaşırmasın bu ülkede.

    İlk yapılması gereken iş şu anki Sağlık Bakanı’nın, toplumla inatlaşmamak için görevi bırakması lazım Kendisini kişisel sebeplerle değil, ilkesel bir yerden istifaya davet ediyorum. Şu anda işgal ettiği konum adaletin önünde engeldir, milletin vicdanının önünde fevkalade engel bulunmaktadır.

    “SUÇ DUYURULARINDA BULUNUYORUZ”

    Bugün arkadaşlarımız gerekli başvuruları yapacak. Suç duyurularında bulunuyoruz, bu meselenin hukuken takipçisi olmaya devam edeceğiz.

    15 Temmuz’da silahlı bir terör örgütü olan FETÖ’nn ele başı Pensilvanya’da öldü. Aldığı vebalden daha ağır bir veballe öbür dünyaya giden kaç kişi vardır bilmiyorum.

    Mülakatta kendi çetesinden değil diye elettiği gençler, kurumlarda mobbing yaparak işin ettikleri, bu dünyada adalet önünde hesap vermeden, onun Türkiye’ye getirilememesi sözde müttefik ABD’nin onun hamiliğine nasıl soyunduğunun ispatıdır.

    “ŞİMDİ ÇIKMIŞLAR ARKASINDAN KONUŞUYORLAR”

    Ülkede darbeye kalkışmış, kendi altına verilen tankla bu milletin evlatlarını ezmiş bir çetenin liderini ABD’den alamamış olmaya sessiz kalanlar şimdi çıkmışlar arkasından konuşuyorlar.

    Bu Fethullah Gülen öldü gitti günah kapısı açıktır arkadaşlar. Hakkı yenenlerin mağduriyetleri devam ettikçe günah kapıları açıktır. Ona ne istediyse verenlerin de günah defterine bunlar işlenmektedir.

    Yetkiyi FETÖ ile mücadele diye aldılar, ne kadar solcu varsa KHK ile attılar. Hangi görüşten olursa olsun KHK ile Meclis’in yetkisi OHAL’de Erdoğan tarafından kullanılırken, iftirayla yanlış tespitle, evladını okuturken imkan yok, evladını bunların dersanesine yollamışlar gibi makul terörle ilişkili olmayan kişilere hakimler ‘sen suçsuzsun kardeşim’ diyorsa, hangi birisini bir gün daha işine iade etmiyorsanız aynı vebali siz de alıyorsunuz.

    “MANİSA’NIN ONURUDUR GURURUDUR”

    Ben Fernas işçilerine yürekten teşekkür ediyorum. Bu millete çok önemli bir şey gösterdiler. İnsanlık dışı şartlarda çalışanlar Soma’dan çıktılar Ankara’ya yürüdüler. Yalınayak durdular, parklarda yattılar. Bağımsız Maden İş Soma’nın onurudur, Manisa’nın onurudur. Duymuş bir yerden zevzek, ‘Özgür bey de o sendikayı sevmiyor’ diyor. O sendika Manisa’nın onurudur gururudur.

    Buradan ifade ediyorum 1 Ocak tarihinde, bunlara hakkını vermeyiz diyenler olursa, bu parti ve Fernas işçilerinden çok şey öğrenen Türkiye kamuoyu onların yanındadır. Sakın buna kalkışmayın. 30 bin liranın altında bir asgari ücret asla kabul edilemez.

    Bugün Esad Suriye’de genel af ilan etti. Tam zamanı Esad ile el sıkışmanın Türkiye’dekileri Suriye’ye geri yollamaya. Bu (Erdoğan) Esad’la konuşacağına, Almanya’ya ‘Korkmayın Lübnan’dan gelirlerse de size geçemezler’ demektedir. Sayın Erdoğan bizim işsizimiz bize yetmektedir, bizim yoksulumuz bize yetmektedir. Evlatlarımız işsizlikten kırılmaktadır. Buradan sonra yapılacak anlaşmanın Avrupa’nın mültecisini Türkiye’de tutup aferin almak değil Türkiye’deki sığınmacı sorununu çözmektir. Yapacaksan yap yoksa çekil oradan. Yoksa biz geleceğiz biz yapacağız.

    Kimileri tarihin akışının değişeceği bir değişikliğin olduğu bir gün olarak ifade ediyorlar. Sayın Bahçeli’nin TBMM’de yaptığı konuşmayı takip ettik. Kapalı kapılar ardından bir takım müzakereler yürütülüyor. TBMM’nin yetkisinde olan bir af Bahçeli’nin kendi ifadesiyle, başka hiçbir şeye gerek olmadan tecrit kaldırılsın, Öcalan Meclis’e gelsin. Örgüte silah bırakma çağrısı yaptın. Bütün sorunlar bitmiştir diyen bir dille karşı karşıyayız.

    Türkiye’de bir daha şehit gelmeyecekse, kan akmayacaksa, anaların gözyaşı duracaksa, Türk’ün de Kürt’ün de gözünden akan yaş duracaksa, askere Mehmetçiğe namlular doğrulmayacaksa, söylenen her söz kıymetlidir.

    “TAM DESTEK VERECEĞİZ”

    Bütün geçmişte yaşadıklarımıza rağmen kıymet veriyoruz, CHP olarak diyoruz ki terörün bitmesine biz tam destek vereceğiz. Ancak bunu yapan kişiye, sanki bunu tek başına yapacakmış diye, olmayan bir güç kuvvet atfeden kişiye şunu söylemek isterim.

    Geçmişte biz o partiyle sizin kurduğunuz gibi bir ilişki kuruyoruz, sohbet ediyoruz ya da seçimlerde adayımıza Kürt seçmenden destek alıyoruz diye ne sahte videolarınız kaldı ne etmediğiniz hakaret aldı. Ama bu partiye ne terörist dediğini kaldı ne başka hakaret kaldı.

    “MUTABAKAT OLMADAN SONUÇ OLMAZ”

    Bahçeli’nin geçmişte söylediği her lafın ne kadar boş ve yalan olduğunu siz gördünüz. Ben bunları hepinizin vicdanlarına havale ediyorum. Devlet bey zaten çok sık döner, o döndü diye biz de doğru bildiğimizi söylemekten geri durmayacağız. Geçmişteki laflarının tekrarıdır, yine Meclis’i dışlamaktadır. Ne yapılacaksa TBMM’de yapılacak, şeffaflıkla yapılacak, tutulamayacak bir söz verilmeyecek ve samimiyetle yürütülecek. Tam bir mutabakat olmadan sonuç olmaz, olmayacak. Daha sonrası daha kötü başlayacak ve daha kötü üzüleceğiz.

    Biz asla barışa kardeşliğe karşı çelişkili bir söz söylemeyeceğiz. Silahların bırakılmasını savunurken, 86 milyonun kucaklaşmasını savunurken, sesimiz titremez bizim. Çık şeffaf Türküyle Kürdüyle herkesin gözü önünde bir süreci savunuyoruz. Milleti birbirine düşman edecek her hareketin karşısında durduk.

    Sayın Bahçeli’nin Erdoğan’ın ‘Kürt sorunu yoktur’ demesiyle Kürt sorunu bitmez. Kürtlerin talep ettikleri barışçıl anayasaya uygun eşit yurttaşlık meselelerini çözmeden, bir kişiye özgürlük, bir kişiye ev hapsi teklif ederek bu sorunu çözemezsiniz.

    “KÜRTLERİ TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN SAHİBİ YAPALIM”

    TBMM’nin odak olduğu, içinde olduğu, bir kez daha söylüyorum 86 milyona ‘Biz beraberiz sizin için en doğrusunu yapmaya kararlıyız.’ 86 milyonu barıştırmak adına atılan her adımı önemsiyorum.

    Devlet bey ben de Kürtlere bir devlet teklif ediyorum. Tam olarak kendilerini devlete ait hissetmeyen Kürtlere, Türkiye Cumhuriyeti’nin sahibi olmayı teklif ediyorum. Kendini öteki hisettmediği tüm demokratik siyaset kanallarının açık tutulduğu, üniversitelerde öğrencilerin haklarının yenmediği, demokratik hakların dünya standartlarında olduğu bir ülke yapalım, Kürtleri Türkiye Cumhuriyetinin sahibi yapalım. Biz kurucu parti olarak buradayız, her şeyi hep birlikte yapmayı teklif ediyoruz. Hodri meydan.

    AYRINTILAR GELİYOR…

  • İYİ Partili Türkeş’ten Bahçeli’ye: Kulaklarıma inanamadım, Devlet Bahçeli’ye kınama

    İYİ Partili Türkeş’ten Bahçeli’ye: Kulaklarıma inanamadım, Devlet Bahçeli’ye kınama

    İYİ Parti Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş Taş, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan için yaptığı çağrıya tepki göstererek, “Kulaklarıma inanamadım. Bebek katili, terörist başını Meclis’e davet edip konuşma yapmasını isteyen ve umut hakkından yararlansın diyen Devlet Bahçeli’yi kınıyorum” ifadelerini kullandı.

    MHP’nin kurucusu Alparslan Türkeş‘in kızı ve İYİ Parti Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş Taş, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli‘nin terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan için yaptığı çağrıya tepki gösterdi.

    Ayyüce Türkeş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Kulaklarıma inanamadım… Bebek katili, terörist başını meclise davet edip konuşma yapmasını isteyen ve umut hakkından yararlansın diyen Devlet Bahçeli’yi kınıyorum” dedi.

    “Herkes oturduğu koltuğun sorumluluğunu taşımakla mükelleftir” diyen Ayyüce Türkeş, “Kimse Başbuğ Alparslan Türkeş’in koltuğunda oturup teröre yandaşlık yapamaz.. TBMM’de yeteri kadar terörist varken bir de onların ele başını meclise sokmak kimsenin haddi değildir. Nokta” ifadelerini kullandı.

    BAHÇELİ NE ÇAĞRISI YAPTI?

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda terör örgütü PKK’nin lideri Abdullah Öcalan için çağrı yaptı.

    Bahçeli, çağrısında, “Şayet terörist başının tecridi kaldırılırsa gelsin TBMM’de DEM Parti grup toplantısında konuşsun. Terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini açıklasın. Bu dirayet ve kararlılığı gösterirse umut hakkının kullanımıyla ilgili yasal düzenleme yapılması ve bundan yararlanmasının önü de ardına kadar açılsın. Ne Kandil ne Edirne, adres İmralı’dan DEM’e uzansın, bu ağır ve tarihi terör sorunu ülke gündeminden tamamen çıkarılsın. Hodri meydan, buna varız” ifadelerini kullandı.

  • Devlet Bahçeli, Abdullah Öcalan için ‘umut hakkı’ önerisi getirdi

    Devlet Bahçeli, Abdullah Öcalan için ‘umut hakkı’ önerisi getirdi

    MHP’li lideri Devlet Bahçeli’nin, teröristbaşı Abdullah Öcalan için sarf ettiği ”Bu dirayeti gösterirse umut hakkının kullanımıyla ilgili yasal düzenlemenin yapılmasının önü de ardına kadar açılsın” ifadesi siyaset gündemine oturdu. Peki ‘umut hakkı’ nedir?

    Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli‘nin konuşmasında değindiği ‘umut hakkı‘ merak konusu oldu.

    Bahçeli, Abdullah Öcalan için ‘Öcalan bu kararlılığı gösterirse umut hakkı için yasal düzenlemenin önü açılsın’ dedi.

    Peki Bahçeli’nin sözünü ettiği umut hakkı nedir, umut hakkı ne demek?

    “TECRİDİ KALDIRILIRSA…”

    Bahçeli, bugünkü konuşmasında Abdullah Öcalan’a da yer verdi. Bahçeli, konuşmasında Öcalan’ın “umut hakkından” bahsetti.

    Bahçeli, “Tecridi kaldırılırsa gelsin TBMM’de DEM Parti grup toplantısında konuşsun. Terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini açıklasın. Bu dirayet ve kararlılığı gösterirse umut hakkının kullanımıyla ilgili yasal düzenleme yapılması ve bundan yararlanmasının önü de ardına kadar açılsın” ifadelerine yer verdi.

    UMUT HAKKI NEDİR?

    Umut hakkı, müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan hükümlünün serbest kalma imkanının tanınması hakkı. Ömür boyu hapis cezasına çarptırılan kişilerin, belli bir süreden sonra toplumla yeniden buluşmasını sağlamak için verilen bir hak.

    Umut hakkı, kişinin yeniden özgürlüğüne, topluma kavuşma umudunu korumasını sağlar. Bütün ülkeler, hukuk sistemlerinde bir düzenlemeye giderek umut hakkını hukuk sistemlerine entegre etmeye çalışmıştır.

    UMUT HAKKI NE ANLAMA GELİR?

    Umut hakkı, ölüm cezasının kaldırılma eğilimiyle birlikte ortaya çıktı. İlk düzenlemelerde, ağır suçlardan mahkum olanların erken tahliye olanağının ortadan kaldırıldığı düzenlemeler yapıldı.

    Müebbet hapis cezaları, mahkumların hayatları boyunca devam edecek şekilde düzenlendi. Bu durumda, mahkumların salıverilme imkanı olmuyordu.

    Ancak buna rağmen ‘insan hakları hukukunun’ etkisi ile müebbet hapis cezası mahkûmlarının da cezalarının belirli bir süresi infaz edildikten sonra tahliye olmalarının önü açıldı. Bu hakka ise ‘umut hakkı’ adı verildi.

    Umut hakkı ilk olarak Alman Federal Anayasa Mahkemesi kararlarıyla ortaya çıktı. Ömür boyu hapse çarptırılan kişlerin kişiliklerindeki gelişim göz ardı edilerek mahkûmların bir gün özgür kalma umutları tamamen ellerinden alındığında; devletin insan onurunun özüne ağır bir darbe vurmuş olacağına dikkat çekilmişti.

    UMUT HAKKINDAN KİMLER YARARLANIR?

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), umut hakkını insan onuru ve insanlık dışı muamele yasağı kapsamında değerlendirir. Örneğin, mahkumların cezasının belirli aralıklarla gözden geçirilmesi gerektiği ve salıverilme umudundan yoksun bırakılmanın insan hakları ihlali sayılabileceği kararlarıyla dikkat çekmiştir.

    Umut hakkından, ağırlaştırılmış müebbet ya da müebbet hapis cezasına çarptırılmış mahkumlar belirli şartlar altında faydalanabilir.

    Umut hakkı, tüm mahkumlara otomatik olarak uygulanmaz. Özellikle ağır suçlardan hüküm giymiş kişilerin ceza infaz süreleri sonunda serbest kalma ihtimali, iyi hal ve rehabilitasyon süreçlerinin göz önünde bulundurulmasıyla değerlendirilir. 

    Bu bağlamda, Birleşmiş Milletler’in Nelson Mandela Kuralları gibi uluslararası belgeler de, mahkumların onurlu bir yaşam sürmelerini sağlamak için serbest kalma umudunun korunması gerektiğine vurgu yapar.