Etiket: devlet bahçeli

  • CHP’den “İBB davası TRT’de yayımlansın” talebi

    CHP’den “İBB davası TRT’de yayımlansın” talebi

    19 Mart operasyonlarının ardından aralarında İBB Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu tutuklu CHP’liler için duruşmaların TRT de yayımlanması için üst üste çağrılar yapılmıştı. Teklif için CHP tarafından bugün Meclis’e önerge sunulacak.

    CHP, seçimle gelinen kamu görevlerinde yargılananların davalarının TRT’den canlı yayınlanmasını öngören ve 9 aydır komisyonda bekleyen kanun teklifinin Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu gündemine alınması için bugün önerge verecek.

    Önerge kabul edilirse, “duruşmalar TRT’de yayınlansın” teklifi Genel Kurul’da görüşülebilecek.

    MAYIS AYINDA TEKLİF VERİLMİŞTİ

    19 Mart operasyonlarında İBB Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun ve sonrasında birçok belediye başkanının tutuklanmasının ardından CHP Lideri Özgür Özel duruşmaların TRT’de yayımlanmasını teklif etmişti. Bunun üzerine CHP mayıs ayında üç grup başkanvekilinin imzasıyla bir kanun teklifi vermişti. Teklif, seçimle gelinen bir kamu görevinde bulunanlar hakkında yürütülen ceza davalarında, kovuşturma evresindeki açık duruşmaların TRT’den ve isteyen diğer televizyon kanallarından canlı yayınlanabilmesinin önünü açmayı öngörüyor.

    CHP kaynakları, teklifin 9 aydır komisyonda bekletildiğini, bugünkü önergeyle ilk kez açık biçimde Genel Kurul gündemine indirilmesinin talep edileceğini belirtiyor.

    Teklife göre; sanığın, mağdurun ve suçtan zarar görenin rıza vermesi, ilgili mahkemenin de ‘yayın yapılsın’ yönünde karar alması halinde duruşmalar TRT üzerinden ve belirlenecek internet ortamlarından canlı yayımlanabilecek.

    Bu amaçla Ceza Muhakemesi Kanunu’nun duruşmaların aleniyetini düzenleyen 182 ve görüntü alınmasına ilişkin 183. maddelerine istisna getiriliyor; ayrıca 2954 sayılı TRT Kanunu’na da özel bir hüküm eklenmesi öngörülüyor.

    CHP’nin önergesi, bugün Genel Kurul’da oylanacak. Önergenin kabul edilmesi halinde, “Seçimle Gelinen Bir Kamu Görevinde Bulunanlar Hakkında Yürütülen Davalarda Kovuşturma Evresindeki Açık Duruşmaların TRT’de Canlı Yayınlanması” başlıklı teklif, Genel Kurul gündemine alınarak görüşülebilecek.

    BAHÇELİ DESTEK VERMİŞTİ

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, daha önce yaptığı grup konuşmalarında, İstanbul’daki yargılamalara atıfla, “Yargılama başta TRT olmak üzere tüm televizyonlardan canlı yayınlanmalıdır” çağrısında bulunmuştu.

    Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ise konuyla ilgili bir soruya, Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki aleniyet ve görüntü yasağı hükümlerini hatırlatarak, “183. maddede görüntü alınması konusunda yasak söz konusudur. Bir değişiklik söz konusu olursa Meclis’imizin takdiridir” karşılığını vermişti.

  • Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’den Devlet Bahçeli’ye ‘Kıbrıs’ yanıtı

    Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’den Devlet Bahçeli’ye ‘Kıbrıs’ yanıtı

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Kuzey Kıbrıs’ta Tufan Erhürman’ın Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından yaptığı açıklamalara, Erhürman’ın partisi Cumhuriyetçi Türk Partisi’nden (CTP) yanıt geldi.

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Kuzey Kıbrıs’ta Tufan Erhürman’ın Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından yaptığı açıklamalara, Erhürman’ın partisi Cumhuriyetçi Türk Partisi’nden (CTP) yanıt geldi.

    CTP açıklamasında “Kıbrıs Türk halkının iradesini değersizleştiren herhangi bir siyasi söylem bizim için kabul edilebilir değildir” denildi.

    Doğrudan Bahçeli’ye yanıt verilen açıklamada, “Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Türkiye’nin ‘82. ili’ olması yönündeki ifadeleri, Kıbrıs Türk halkının iradesine, siyasi eşitliğine ve uluslararası hukuk gerçeklerine tamamen aykırıdır. Kabul edilemezdir” ifadelerine yer verildi.

    CTP’nin açıklaması şöyle:

    “Kıbrıs Türk halkı, 2025 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bir kez daha kendi geleceğini belirleme hakkını güçlü bir biçimde kullanmış ve demokratik iradesini sandığa yansıtmıştır.

    Resmî seçim sonuçlarına göre, CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman, oyların %62,76’sını alarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yeni Cumhurbaşkanı seçilmiştir. Bu sonuç, halkımızın değişim, öngörülebilir bir gelecek ihtiyacı, kardeşlik ruhu, çözüm ve ortak akıl yönündeki talebinin açık ifadesidir.

    Cumhuriyetçi Türk Partisi olarak, bu sürece katkıda bulunan, sandığa giderek demokratik iradesini ortaya koyan tüm yurttaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Halkın iradesine saygı göstermek ve sandıktan çıkan mesajı kabullenmek tüm kesimlerin önemsemesi gereken ilkelerdir.

    Demokratik olgunluğumuzu korumak ve halkımızın güvenini ve ilişkilerini zedeleyecek açıklamalara izin vermemek hepimizin ortak sorumluluğudur.

    Bu bağlamda, Türkiye Cumhuriyeti siyasi partilerinden Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Türkiye’nin ‘82. ili’ olması yönündeki ifadeleri, Kıbrıs Türk halkının iradesine, siyasi eşitliğine ve uluslararası hukuk gerçeklerine tamamen aykırıdır. Kabul edilemezdir.

    Bu tür açıklamalar, Kıbrıs Türk halkının kendi kaderini tayin hakkına, yıllardır süregelen kendi kendini yönetme mücadelesine ve uluslararası alanda saygı gören eşit siyasi özne olma talebine açık bir saldırı ve saygısızlıktır.

    Kıbrıs Türk halkının iradesini değersizleştiren herhangi bir siyasi söylem bizim için kabul edilebilir değildir.

    CTP olarak hem toplumsal kardeşlik ruhunun pekişmesine hem de Türkiye Cumhuriyeti ile saygın kardeşlik ilişkilerinin gelişmesine katkı koymaya ve tüm kesimleri bu bilinçle hareket etmeye davet ederiz.”

    Tufan Erhürman’ın seçimin galibi olduğu gün MHP Genel Başkanı Bahçeli, “Seçim sonucu, seçim kurulu tarafından açıklanmış olsa dahi KKTC parlamentosu acilen toplanmalı, seçim sonuçları ve federasyona dönüşün kabul edilemeyeceğini ilan etmeli ve Türkiye Cumhuriyeti’ne katılma kararı almalıdır” demişti.

    Bahçeli bugün de grup toplantısında “81 Düzce’den sonra 82’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olması artık hayat memat konusu haline gelmiştir” ifadelerini kullanmıştı.

  • MHP lideri, “Bana kalsa yarım saat içinde sosyal medyayı kapatırım”

    MHP lideri, “Bana kalsa yarım saat içinde sosyal medyayı kapatırım”

    Resim

    Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, uzun süre sonra ilk kez röportaj verdi. Bahçeli, bu sefer her şeyi açık açık konuştu.

    Bahçeli, tartışmalı İBB sürecinden, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilişkisine kadar detaylı anlatımlarda bulundu. İmralı Süreci’ni başlatan Bahçeli, ilk kez DEM Parti’nin elini sıktığı nasıl sıktığını anlatıp hem Ahmet Özer’den hem de Ahmet Türk’ten bahsetti.

    “EKİMDE İDDİANAMELER HAZIRLANMALI”

    Bahçeli, iktidara yakın Sabah Gazetesi’nden Tuba Kalçık’a verdiği röportajda İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı İmamoğlu ve diğer belediye başkanları hakkındaki soruşturmalara ilişkin Bahçeli şunları söyledi:

    “Haklılar ise beraatleri sağlanmalı, suçlular ise gerekli cezayı almalılardır. Ekim ayı içerisinde iddianameler hazırlanmalı, kamuoyu ile paylaşılmalı ve mahkemeler başlamalıdır. Ve kısa zamanda da sonuçlanabilecek bir çalışma ortamına girebilmelidir. Bunu da yapabilecek çok değerli yargı mensubu var, bunlara da güvenmeliyiz.”

    TRT’DE YAYIMLANSIN ÇAĞRISINA BİR KEZ DAHA DESTEK

    CHP’nin İBB soruşturmasında davaların canlı olarak yayımlanma talebine Bahçeli, bir kez daha şöyle destek verdi:

    “CHP’li yöneticiler ısrar ediyor yayınlansın diye. Bizce bir mahzuru yok. Türk halkı görsün her şeyi. Akşam beş tane konuşmacının tartışmalarıyla zihinleri bunaltacağı yerde, yargının önündeki gelişmeler karşısında halkın bir sonuca varması daha doğru olur.”

    MUTLAK BUTLAN SORUSUNA YANIT VERDİ

    “15 Eylül’deki CHP davasından mutlak butlan kararı çıkar mı?” sorusunu yanıtlayan Bahçeli, “Bilemem tabii” diyerek şöyle devam etti:

    “Ama süreç başlamıştır. İl kongreleri, il kurultayları gibi şeyler birbirini tamamlayarak devam eder. Biz de geçmişte bunları yaşadık. Bizden de ayrı bir parti oluştu. Dış müdahalelerle başkaları yön vermeye çalışmamalıdır. Geçmişte bize de benzer bir müdahaleye yapmaya çalıştılar ama Allah’a şükür netice alamadılar”

    CHP’nin mahkeme kararlarına yönelik tutumunu eleştiren Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

    “Yanlış buluyorum. Hukuka saygı duymak gerekir. Mahkeme kararını tanımıyoruz diye bir olay olmaz. Mahkeme bir karar verdiyse onu tanıyıp, kararın gereğini yapmaya çalışmaları gerekiyor. Toplumu bazı tartışma zemininden uzaklaştırıp daha karşılıklı anlayışa dayalı bir toplum yapısına kavuşturmaları gerekiyor”

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yönelik değerlendirmesinde Bahçeli, CHP liderinin konuşmalarına dikkat çekip şunları ifade etti:

    “Çok sert konuşmalar yapıyor, bazı kavramları farklı kullanıyor. Bunlar da onun hareketlerine ve yüzündeki ifadeye yansıyor. Bu da televizyonlar tarafından toplumca görülüyor. Ana muhalefet partisinin lideri olarak daha sabırlı ve sakin davranması gerektiğini düşünüyorum”

    BAHÇELİ’DEN “GÜRSEL TEKİN” AÇIKLAMASI

    Gürsel Tekin’in kayyum olarak atandığı CHP İstanbul İl Başkanlığı’ndaki tartışmalara ilişkin de Bahçeli şöyle konuştu:

    “Bu durum CHP’nin kendi iç meselesidir. CHP’de yaşanan bu durumu gündeme bu kadar taşıyan da medyadır. CHP’de iç meseleleri çözecek çok yetenekli şahsiyetler var. Türkiye Cumhuriyeti’nin içerisinde önemli bir siyasi kurumdur CHP. Kendi içerisinde bu durumu aşacağını düşünüyorum. Tartışmalar bizim meselemiz değil, onların meselesidir”

    “ERDOĞAN İLE DOSTLUKTAN ZİYADE MAKAMA KARŞI SAYGI VAR”

    Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’la olan ilişkisini değerlendiren Bahçeli, desteklerinin kişisel dostluk değil, makama duyulan saygıdan kaynaklandığını söyledi.

  • DEM Parti heyetinden, MHP’ye ziyaret…

    DEM Parti heyetinden, MHP’ye ziyaret…

    'Silah bırakma' sonrası ilk kez... DEM Parti heyetinden, MHP'ye ziyaret: Devlet Bahçeli'den 'Ben ahrazım' yanıtı

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) TBMM’deki ‘süreç’ turları devam ediyor. İmralı heyetinin son adresi MHP oldu.

    DEM Parti, terör örgütü PKK’li bir grubun silahlarını sembolik olarak bırakıp yakmasının ardından ilk kez MHP lideri Devlet Bahçeli ile bir araya geldi.

    İmralı heyetinde Pervin Buldan, Mithat Sancar ve Faik Özgür Erol, yer aldı.

    BAHÇELİ KAPIDA KARŞILADI

    MHP lideri Devlet Bahçeli, DEM Parti İmralı Heyeti’ni kapıda karşıladı.

    Görüşme, basına kapalı gerçekleşti.

    Image

    GÖRÜŞME SONRASI PERVİN BULDAN’DAN AÇIKLAMA

    Kısa süren ziyaret sonrası, MHP ve DEM Parti heyetleri kameralar karşısına geçti.

    Görüşme sonrası tek açıklama Pervin Buldan’dan geldi.

    “OLUMLU VE GÜZEL BİR GÖRÜŞME OLDU”

    Buldan, şu ifadeleri kullandı:

    BAHÇELİ’DEN, AÇIKLAMA BEKLEYEN BASINA: ‘BEN AHRAZIM’

    Öte yandan görüşme sonrası kendisinden de bir açıklama bekleyen basın mensuplarına dönen MHP lideri Devlet Bahçeli, “Ben ahrazım” yanıtını verdi.

  • Devlet Bahçeli’den DEM Parti’ye taziye ziyareti

    Devlet Bahçeli’den DEM Parti’ye taziye ziyareti

    MHP lideri Devlet Bahçeli, DEM Parti’nin TBMM’deki Sırrı Süreyya Önder için taziye programına katıldı. Bahçeli, DEM Parti’ye baş sağlığı dileklerini iletti.

    99 gün sonra Meclis'e geldi... Devlet Bahçeli'den DEM Parti'ye taziye ziyareti: Eliyle Sırrı Süreyya Önder'in fotoğrafını sevdi

    İstanbul Milletvekili ve TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder için TBMM Tören Salonu’nda düzenlenen taziyeye TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de katıldı.

    MECLİS TARİHİNDE İLK KEZ…

    TBMM tarihinde ilk kez yaşamını yitiren bir isim için resmi tören salonunda taziye düzenleniyor.

    Taziyeleri kabul eden DEM Parti heyetini ilk olarak CHP heyeti ziyaret etti. Heyetin sonraki ziyaretçisi ise TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş oldu. Kurtulmuş, DEM Parti heyetine başsağlığı dileklerini iletti.

    DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, DEM Parti Grup Başkanvekilleri Gülistan Koçyiğit ve Sezai Temelli, DEM Parti milletvekili ve PM üyesi Saruhan Oluç ile Sırrı Süreyya Önder’in ağabeyi Ali Önder, TBMM Tören Salonu’nda taziyeleri kabul ediyor.

    BAHÇELİ 99 GÜN SONRA MECLİS’E DÖNDÜ

    Kurtulmuş’un ardından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli salona giriş yaptı. Bahçeli, rahatsızlığının ardından 99 gün sonra yeniden Meclis’e döndü.

    DEM Parti heyeti ile Önder’in kardeşi Ali Fuat Önder’e taziyelerini ileten MHP lideri Bahçeli, bağsağlığı dileklerinin ardından anma töreninden ayrıldı.

    “ÖNEMLİ SÜRECİN EN TEMEL AKTÖRLERİNDEN BİRİSİ OLDU”

    Kurtulmuş, törende bir konuşma yaparak Önder’i andı.

    Sırrı Süreyya Önder’in yakın bir çalışma arkadaşı olduğunu anlatan Kurtulmuş, “İçinde ne kadar çok fırtınalar koparsa kopsun biz Sırrı Süreyya beyi gülmenin dışında bir hal içerisinde görmedik” diye konuştu.

    “Bu ülkeyi doğusundan batısına, her bir karışıyla seven ve bunu da özümsemiş biriydi. Hayatının her döneminde yurtsever tarzını her vesileyle ortaya koyan bir arkadaşımızdı.” ifadelerini kullanan Kurtulmuş, “Son zamanlarda önemli bir sürecin en temel aktörlerinden birisi olmuştur. Barışın sağlanması, husumetin ortadan kalkması için inisyatif almıştır.” diye konuştu.

    “TERÖRSÜZ TÜRKİYE İDEALİ BİR VASİYET”

    Kurtulmuş şöyle devam etti:

    “Bu büyük idealin bizim için bir vasiyet olduğunu görüyorum. Hepimiz Sırrı Süreyya Önder’in terörsüz Türkiye idealine sahip çıkmak, bu idealin bir an evvel gerçekleştirilmesi için her türlü çabayı ortaya koymak mecburiyetindeyiz.”

    “RAHATSIZLIĞINI GERİ PLANA İTTİ”

    Kurtulmuş’un ardından sözü DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları aldı.

    Hatimoğulları, “O şuna yürekten inanıyordu; Türkiye’de yaşayan bütün farklı halklar ve inançlar bir arada yaşayabilir. Buna o kadar çok inanıyordu ki, en son yapılan barış ve demokratik toplum çağrısında o nedenle bu kadar büyük rol üstlendi. O nedenle rahatsızlığını geri plana itti” diye konuştu.

    BAHÇELİ SIRRI SÜREYYA ÖNDER’İN FOTOĞRAFINI SEVDİ

    Devlet Bahçeli, Sırrı Süreyya Önder’in fotoğrafını severek rahmet diledi.

     

  • Özgür Özel, “İSTİKLAL MARŞI OKURKEN YERİNDE OTURANLARDAN MİLLİ İKTİDAR ÇIKMAZ”

    Özgür Özel, “İSTİKLAL MARŞI OKURKEN YERİNDE OTURANLARDAN MİLLİ İKTİDAR ÇIKMAZ”

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ‘yeni süreç’ hakkında devam eden görüşmeler hakkında değerlendirmelerde bulunarak MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye ‘seçim ve demokrasi’ hatırlatması yaparak “Biz terörsüz Türkiye’ye destek oluruz. Ama soruyorum Sayın Bahçeli, sen sandıksız Türkiye istiyorlar. Ona destek mi oluyorsun yoksa gelip demokrasinin yanında mı duruyorsun?” dedi.

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye seslenerek “Biz terörsüz Türkiye’ye destek oluruz. Ama soruyorum Sayın Bahçeli, sen sandıksız Türkiye istiyorlar. Ona destek mi oluyorsun yoksa gelip demokrasinin yanında mı duruyorsun?” dedi.

    Özel, partisinin Meclis’te düzenlediği grup toplantısında başta İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik soruşturma kapsamında Ekrem İmamoğlu ve çalışma arkadaşlarının gözaltına alınıp tutuklanması, ekonomik kriz ve DEM Parti’nin ‘yeni süreç’ ile ilgili görüşmeleri hakkında değerlendirmelerde bulundu.

    Özel, İmamoğlu’nun üniversite diplomasının iptal edilmesi ve İBB’ye yönelik soruşturma kapsamında ilk gözaltıların yapıldığı 19 Mart sonrasında yaşananlar hakkında “O andan itibaren, 4 haftadır, 28 gündür, birazdan farklı farklı noktalarına temas edeceğim, olağanüstü bir süreci hep birlikte yaşıyoruz” dedi.

    Futbolcuların taşıdığı ‘normal doğum’ pankartına tepki gösteren Özel, “Kadının nasıl doğuracağı, nasıl giyeceği, ne yiyeceği, ne içeceği hiçbirimize düşmez. Kadınların yerine konuşmaya son verin artık” diye konuştu.

    AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için “Erdoğan 19 Mart’tan sonra cuntanın başıdır” diye Özel’in konuşmasında öne çıkan başlıklar şöyle:

    “Aslında, Esenyurt Belediye Başkanımıza kayyum atanıp Beşiktaş Belediyemize haksız operasyonun olduğu gün, parti meclisimizi, il başkanlarımızı, grubumuzu İstanbul’da toplayıp, İstanbul İl Başkanlığının önünde, değerli basın mensuplarının, “Gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?” sonucuna, sorusuna “Savaş ilanı olarak görüyorum” demiştim.

    Buradan sonra artık bir darbe girişimiyle karşı karşıya olduğumuzu, darbelerin asker yaparsa askeri darbe, bugünkü gibi siviller yaparsa sivil darbe olduğunu biliyoruz. Her darbenin başında bir cunta vardır. Bu cuntanın karargahı Beştepe’dir, saraydır. Her darbenin elbette silahları vardır. Askerse tanktır, tüfektir. Bugünkü gibi sivil darbenin silahı yargıdır. O silahların mühimmatı vardır. Askeri darbede kurşundur, mermidir. Bugünkü yargı darbesinde mühimmat yalandır, iftiradır. Yalanla iftirayla yürüyen, birisinin talimatıyla, yargı eliyle yürüyen 19 Mart sivil darbesi aynen 15 Temmuz darbe girişimi ya da 12 Eylül darbesi, 12 Mart darbesi, geçmişte 1960 darbesi gibi milletin gönlünden asla ve asla bir destek görmemiştir. Tarih önünde de diğer darbeler gibi mahkum ve mağlup olacaktır.

    Vallahi her darbenin başında bir cunta vardır. O cuntanın da bir başkanı vardır. Son genel seçimlerde aldığı oylarla, YSK’nın onayıyla, verilen mazbatayla gelip mecliste ettiği yeminle, içtiği antla cumhurbaşkanı ünvanını alan Recep Tayyip Erdoğan, 19 Mart’tan sonra cunta başkanı ünvanını almıştır. Cuntanın başıdır.

    İMAMOĞLU’NUN DİPLOMASININ İPTALİ

    Diploma iptalinin altında imzası olanları tek tek irdeliyoruz. Bakın, bir tanesini kazıyınca konservatuvar hocası. Kazıyorsun, Sakarya Belediyesi’nde Kültür Daire Başkanı. Kazıyorsun, TÜGVA, TÜGVA eğitmeni. Kazıyorsun, kendi diplomalarında şaibeler var, tartışmalar var. Bakıyorsun, diploma iptaline, İşletme Fakültesi’ne imza attırmayanlar TÜGVAcı’yı İstanbul Üniversitesi’nin yönetimine atamışlar. O TÜGVAcı diploma iptaline imza atmış. Şimdi usulen de esasen de hukuksuz bu süreç Ekrem Başkan’la beraber kendi fakültesinden, İstanbul Üniversitesi’nden 28 kişinin de diplomasının iptaline sebebiyet verdi. Bunlardan bir tanesi Galatasaray Üniversitesi İşletme Bölüm Başkanı.

    Sorbonne Üniversitesi’nden doktoralı bir profesörün diplomasını da iptal edip “Bugünden kelli sen artık lise mezunusun” dediler. Bir hukuk devleti düşünün ki, bunların gözü dönmüşlüğünü dönüp de sürdürmeye kalksa birileri, o hocanın dersine girdiği ve onun üzerinden diploma alan binlerce, on binlerce öğrencinin diplomasını sakatlıyorlar.

    “İSTİKLAL MARŞI OKURKEN YERİNDE OTURANLARDAN MİLLİ İKTİDAR ÇIKMAZ”

    * Ömrüm boyunca ilkokulu devlette okudum, ortaokul, lise devlet parasız yatılı bursuyla okudum, üniversiteyi devlet üniversitesinde okudum, evladım devlet okullarında okudu, bitirdi, askerliği uzun dönem yaptım. Geldim, kendi işimde gücümdeyken siyasete girdim, mesleğe girdim, buraya geldim, ana muhalefet lideri oldum. Bildiğim bir şey var: Devlet adilse, şefkatliyse kendine düşman yaratmaz. Benden ve benim gibi bu salondaki herkesten, devletin adil ve şefkatle yaklaştığı kimseden ne terörist çıkar ne hain çıkar. Ama geçmişte Atatürk’ün mozolesinin önünde nümayiş yapanların avukatlarından, Sivas’ı yakanlara avukatlık yapanları buraya taşıyanlardan, geçmişte İstiklal Marşı okunurken yerinde oturanlardan bugün yerli ve milli bir iktidar çıkmaz. Çıksa çıksa bunlar gibi devletin de milletin de başına büyük bir bela çıkar. Hep beraber kurtulacağız inşallah.

    * Bir tek şey söyleyeyim. Biz, Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanı, 3. genel başkanımız Bülent Ecevit Yaser Arafat’la nasıl bir ilişki kurduysa Filistin’le öyle ilişki kuran bir partiyiz. Ve biz Deniz Gezmiş ve arkadaşları Filistin davasında ne kadar samimi, ne kadar cesursa o çizgide duran aslanlar gibi Türkiye’nin solcularıyız, sosyal demokratlarıyız. Çizgimiz belli. Geçmişte 6. Filo gelince onu denize döken bizim büyüklerimizdi. Onu karşılayan, onu beklerken ona doğru namaz kılanlar şimdi geçmişler, uzun süre Filistin davasını savunur gibi yapmışlar.

    İKTİDARA “FİLİSTİN” GÖNDERMESİ

    * Bugün CHP yine 6. Filo’ya karşı duran gençlerin durduğu yerde. CHP yine Filistin Kurtuluş Örgütü’nün, Filistin’in davasının, 1967 sınırlarının, iki başkentli Kudüs’ün, bağımsız Filistin’in arkasında. Burada Trump’ın aldığı pozisyonla, pozisyonda şudur: “Gazze güzelmiş ya, iyiymiş, sahil. Oraya güzel konutlar, oteller yapacağım.” Hikâye, onu yapacak da hemen önündeki denizde Avrupa’ya 100 yıl yetecek hidrokarbon var. Oraya çökmeye gidiyor. “Filistinlileri” diyor, “etrafa dağıtalım 5-6 ülkeye.” Biri de Türkiye. Ve “Orası boşalsın, çok değerli olsun, orası benim olsun.” diyor.

    * Tehcir, insanları oradan sürmeye kalkıyor ve bu iktidar güya Filistin davasına sahip çıkması gereken, ben bu hafta sonu Filistin’in onurlu davasına destek için toplanan ve kendi görüşlerini ifade eden muhafazakâr Müslüman kardeşlerime hiçbir şey demem, onlar samimidir. Ancak, ancak bu iktidar geçmişte Filistin’in ekmeğini yiyen, “Yok, ‘One minute’ dedim.” diye iç politikada konuşan, Mavi Marmara’ya “Gerekirse ben de bineceğim.” deyip sonra onları “Bana mı, devrin başbakanına mı sordunuz?” diyen, “Filistin’e gideceğim.” diye altı kere tarih verip gitmeyen birisi şimdi Trump’ın talimatıyla Netanyahu’yla işi pişirip ortamı hazırlarken bunların adına manşetten müjde veren ya da küfür eden gazete Filistinlilerin bir hicrete, hicrete hazırlandıklarını söylüyor.

    “TRUMP’A GÖNÜLLÜ YANLAMA…”

    * Tehcire hicret süsü veriyorlar. 622 yılı, Hz. Peygamber’in Mekke’den Medine’ye zorunlu göçünü bugün Trump’a gönüllü yanlamanın işine âlet etmeye çalışıyorlar. Bunlara karşı geçmişte oy veren ne kadar samimi muhafazakâr varsa, ne kadar samimi milliyetçi varsa hepsinin önünde saygıyla eğilerek bu utanmazlara diyorum ki: Siz bu Trump’ın orayı boşaltma, hidrokarbona çökme, oraya, Gazze’ye kumarhaneler kenti yapma planına hicret deyip Hz. Muhammed’i âlet ediyorsunuz ya. Yazıklar olsun! Yazıklar olsun!

    * 19 Mart darbe girişimini görmeyen birileri var. Görüp de görmezden gelen, göstermeyen. Ben yandaş medyaya bir şey demiyorum. Onlar zaten bir operasyonun medya ayağı olarak talimatlandırılmış şekilde her türlü yalanı, iftirayı köpürte köpürte tartışıyorlar falan ama milletin gözünden düşmüşler, gönlünden düşmüşler, reytingden düşmüşler.

    * Onlara bir şey demiyorum. Ama gazetecilik yapmak isteyen kardeşlerimi hem istihdam eden hem de onların yaptığı haberleri görmeyen, vermesi gereken yayınları vermeyenler var. O konuda Cumhuriyet Halk Partisi tek başına değil, bütün meydanlarda büyük bir mutabakatla bir boykot kararı aldı. Bizi görmeyenleri, vermeyenleri, sesimizi duymayanları.

    “BU SADECE GENÇLERE, ONLAR İSTİYOR DİYE DESTEK BOYKOTUYDU”

    * Öyle ya, İstanbul gibi bir kentte bir gece 1.200.000 kişi Tarihi Yarımada’da toplanacak, bütün dünya televizyonlarına, gazetelere haber, manşet olacak. 4 gün sonra Maltepe’de bayram tatiliyle baltalanan meydanda tarihin en büyük, Maltepe’nin kalabalığı toplanacak. Millet ayağa kalkacak, darbe bastıracak, sen orada ölü taklidi yapacaksın. Buna karşı boykot başlattık. Boykotla ilgili liste sitemizde, boykotyap.org sitesinden takip edilebiliyor. Bu firmalar ve bu firmaların para kazandıkları, bizden kazanıp saraya hizmet ettikleri için para kazandıkları ürünler. Bunun dışında gençler istedi, bir gün genel boykota destek verdik. Dünyanın en büyük yalanını attılar, “Boykot tutmadı.” diye. Hepiniz gördüğü hâlde ve %53’e düştüğü alışverişin ortaya çıktı.

    * Ama bu sadece gençlere, onlar istiyor diye destek boykotuydu. Biz genel tüketim boykotu yapmıyoruz. medyayı ve onun yan şirketlerini cezalandırıyoruz. Bu günlerde bir toparlanma bekliyoruz, takip ediyoruz. Önümüzdeki mitinge kadar belli merhalelerde ne kadar aşama kaydettiklerini takip edeceğiz. Onun için boykotyap.org sitesi dışında bir boykotumuz olmadığını ama o sitede ne görüyorsanız o boykota sonuna kadar sarılmanız gerektiğini bir kez daha ifade etmek istiyorum ve dönüyorum, bakıyorum. Boykot ettiğimiz şirketlerin ne kadar vergi ödediğini incelemeye başladık. Çoğunun 3 yıldır matrahsız olduğunu görüyoruz. Tüm bu şirketleri hukuka uymaya, milletin sesini duymaya, cuntacılara değil millete hizmet etmeye bir kez daha davet ediyorum.

    * Bir süredir Kürt meselesinde, Kürt sorununda yeni bir süreç yürüyor. Adını koymakta, koymaya korktukları… Ne yapmayı istediklerini gizledikleri bir süreç yürüyor. Bize diyorlar ki: “Bir şeyler olacak, buna destek verin.” Biz de diyoruz ki: “Şeffaf olun, açık olun. Meclis’e gelin, Meclis’e getirin, Meclis’i çalıştırın. Milletin rızasını, milletin vekilinin rızasını alın. STK’ların, şehit ailelerin, gazilerin, terör mağdurlarının, bu süreçte yıllardır mağduriyet çekmiş herkesin rızasını alın.” diyoruz.

    * Tarihsel tutarlılığımızı sürdürüyoruz. Şimdi Adalet Bakanlığı’yla DEM heyetinin atılacak yasal adımlar için bir araya geleceği duyuruldu. Elbette sadece heyetler ve bakanlıklar üzerinden gitmemelidir. Ancak bu görüşmede eğer Meclis zeminine, Meclis’e bir zemin yaratacaksa yapılmalıdır. Biz “Yasal düzenleme, biz Meclis, biz kanun.” dediğimizde bize “Terörsüz Türkiye niye demiyorsun?”, biz “Kürt meselesi demokratik yollardan çözülmelidir.” dediğimizde “Kürt meselesi yoktur, sadece terör sorunu vardır.” diyorsun diyenlerin şimdi işin ayakları suya girdiğinde artık yavaş yavaş yasal düzenlemeleri, kanuni değişiklikleri konuşmaya başladıklarını görüyoruz. O gün bol keseden atanlar, o gün Cumhuriyet Halk Partisi’ni suçlayanların bugün nereye geldiği ortada.

    DEVLET BAHÇELİ’YE MEYDAN OKUDU

    * Bu iktidarın demokrasiden, kardeşlikten, birlikten, haktan hukuktan adaletten alacak bir nasibi olmadığını, kalmadığını, hiç özünde olmadığını bildiğimiz hâlde, MHP’nin tarifi edilmesi zor tutumunu bir kenara koyarak ve her şeye rağmen CHP geçmişte nerede duruyorsa, biraz önce özetlediğim şekilde aynı yerde durmaktadır.

    * Şehitlerin gelmeyeceği, Kürtün, Türkün anasının gözünden yaş akmayacağı, artık kan akmayacağı, oluk oluk bu işlere para akmayacağı, Türkiye’nin yarınlarına katkı sağlayacak her türlü barışın, her türlü müzakerenin, her türlü, bu konudaki samimi gayretin yanında oluruz. Ancak, ancak “Batıdaki Kürtler belediye meclislerine alınarak terör örgütüne destek sağladı İmamoğlu.” diyenlerin, düne kadar birbirine ip atanların ya da düne kadar sadece “DEM Parti’yle diğerleri gibi siyasi parti olarak ilişki kurduk.” diye bize terörist yaftası yapıştırmaya çalışanların, sadece milletimiz ikiyüzlülüğünü görsün, Cumhuriyet Halk Partisi’nin de tarihsel tutarlılığını görsün. Bunun dışında Cumhuriyet Halk Partisi’nde hiç ama hiç başka bir şey kimse aramasın.

    * Biz terörsüz Türkiye’ye destek oluruz. Ama soruyorum Sayın Bahçeli, sandıksız Türkiye istiyorlar. Ona destek mi oluyorsun yoksa gelip demokrasinin yanında mı duruyorsun? Bunu bir bana söyle, bir görelim bakalım.

    “ORTAYA DÖKÜLEN İNANILMAZ ŞEYLER VAR…”

    * Bir yandan ben 28 gündür burada olmayınca, otobüsün üstünde, ki olmaya devam edeceğim, hep birlikte Türkiye’de olmaya devam edeceğiz. Fikri takipten vazgeçtiğimi sanmasınlar. Her şey otobüsün üstünde o kadar rahat konuşulmuyor. Erdoğan’a gitmeden evvel sormuştum. KKTC Büyükelçisi Yasin Ekrem Serim’in o organize suç örgütü lideri Halil Falyalı’yla ilişkisini. Sustu. Hiçbir şey söylemedi. Halen susuyor. Kim bu Ekrem Serim? Erdoğan’ın İBB başkanlığı döneminden beri yanındaki kasası, Maksut Serim. Başbakan olduğundan beri ve Cumhurbaşkanlığında örtülü ödeneği yöneten kişi. Oğlu Dışişleri Bakan Yardımcısı oldu. Sonra da Kıbrıs’a büyükelçi oldu. Sonra, o söylediğim gün, apar topar büyükelçilik görevinden alındı. Erdoğan yanıt vermiyor ama 2014-2021 yılları arasında Halil Falyalı’nın finans müdürü Cemil Önal teker teker her şeyi anlattı.

    * Benim anlattıklarımı doğruladı ve çok daha fazlalarını anlattı. Öyle bir şey ortaya çıkıyor ki, bu işin içinde, bu işin içinde Hakan Fidan var. Bu işin içinde Binali Yıldırım var. Bu işin içinde bu arkadaşların, bu siyasetçilerin, bu önceki başbakanın, şimdiki bakanın çocukları var. Bu işin içinde 45 tane kayıt var. Bunların 40’ının ele geçirilmişliği, beşinin ortada durmuşluğu var. Bunun içinde Dışişleri Bakan Yardımcısı iken ve büyükelçi iken İngiltere’deki hesaba giden gelen büyük büyük paralar var. Bu işin içinde hem yüzen gemiler, yakalanan gemiler var, ayrı. Ama Kıbrıs’ta bütün hepsi döküldü ortaya. İnanılmaz ortaya dökülen, hani turpun büyüğü diyor ya, böyle neredeyse Kıbrıs kadar turp var… Ve içinde, içinde,içinde İbrahim Kalın’ın da bildiği 45 kayıtlı kaset, 40’ı elde, beşi bir yerde. Onun peşinde atanan büyükelçi. Ortaya dökülünce bunlar alınan büyükelçi.

    “BİR TANE, HER ŞEYİ GÖZE ALAN SAVCI ARIYORUZ…”

    * Sayın Erdoğan, meslekten gelmeyen, tecrübesi olmayan birini Dışişleri Bakan Özel Kalemi, sonra Dışişleri Bakan Yardımcısı, Kıbrıs gibi gözbebeğimize büyükelçi yapıp da, bu teker teker okusam utanırım. Masumiyet karinesi var. Hakan Fidan’ın oğlu şuna şunu diyor. Binali Bey’in oğlu buna bunu diyor. Bunları buradan söylemeye utanırım. Ben Erdoğan değilim. Ben suçlamalar kesinleşmeden kimseye hırsız diyecek, yalancı şahitlerin iftiraları üzerinden bir şeyler söyleyecek kişinin adı Erdoğan’dır. Burada bütün pislikler ortaya döküldü. Şimdi, bu adı geçenler üzerinden bir tane, her şeyi göze alan savcı arıyoruz. Bakalım örneğin bugün altyazı geçiyor. Cumhuriyet Halk Partisi’nin kongresinde 86 kişiye Ekrem İmamoğlu dahil ifadelerine başvuruluyor. Hepsi orada yazıyor. Şunu söyleyeyim, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı görevinin gereği olarak kendisine gelen her türlü başvuruyu aldı, dinledi.

    * Adı geçen herkesi, atılan iftira da olsa söylenen sözde adı geçen herkesi de dinliyor. Bu da açık, yani gizli tanık olmak istediler. Örneğin bir delegemizi gizli tanık diye getirdiler. “Gizli tanıklık yok, adını verirsen seni dinlerim” dediler. Biz buradaki tutumu doğru buluyoruz. Yakından da takip ediyoruz. Adı geçen herkesin dinlenmesi gerekir. Öyle takdir edilmiş, dinlenecektir. Sorulan her soruya cevap verilecektir.

    “KURULTAY” SORUŞTURMASI”

    * Atılan her iftira zaten süreç içinde tamamen ortaya dökülmüştür. 1300 cep telefonu yalanı nasıl patladıysa bütün iddialar teker teker çürüyecektir, çürümektedir. Şu anda ifadesine başvurulan Ekrem İmamoğlu içerideyken, ifadesine başvurulan birçok kişi içerideyken ya da salondayken o kara çalınan, o kişisel namuslarına dil uzatılan 1300 tane aslan gibi Cumhuriyet Halk Partili, o Cumhuriyet Halk Partililer geldiler, bir kez daha perdeyi çektiler, vicdanlarıyla baş başa kaldılar ve iradelerini tazelediler. O kurultaya şaibeli diyenlerin, başta iktidar ve medyası olmak üzere, alınlarını karışladılar, hepsinin alnından öpüyorum.

    * Geçmişte başlatılan partiye kayyum atanmak için, algı yönetimi için, 3-5 meczupla 80 kişinin isminin ortaya atıldığı süreçte soruşturmayı takip ediyoruz. Şu kadar endişe edeceğimiz bir şey yoktur. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi geçtiğimiz kurultaydan sonra birilerinin, yandaş medyanın köpürtmeye çalıştığının aksine ayrısı gayrısı olmayan, ötekisi olmayan, kol kola, omuz omuza iktidara yürüyen bir partidir. Hepsini, tüm üyelerimizi saygıyla selamlıyorum.

    “BAKIN, ERDOĞAN NELERLE SUÇLANMIŞ?”

    * Şimdi gelelim, şimdi gelelim. Ekrem İmamoğlu’nu olmayacak, olmayacak ithamlarla, evinden polis baskınıyla alanların, 4 gün nezarethanede tutanların, Silivri’ye koyanların bir geçmişine bakalım, bir şeyi hatırlayalım. Bakın, Erdoğan nelerle suçlanmış? Teröristlerle görüşmekle. Erdoğan’ın Çeçen ve Müslüman Kardeşler örgütü sorumlularının otel masraflarını ödettiği ileri sürüldü. Bu sebepten Erdoğan “ekip” adı altında örgüt çatısı oluşturmuş, bir örgüt kurmuş. İddiaları sessiz kalmış. Siyasi teşekkül demiş ama oluşturduğunun içinde Müslüman Kardeşler Örgütü’nün olduğu ve Çeçen mafyasının olduğu, teröristlerin olduğu ortaya çıkmış. “Geleceğin başbakanıyım” demiş. İhalelerden komisyon almış. Komisyon partiye de verilmiş. İstişare ile ihale yapılarak rakipler çekilmiş, birileri özendirilmiş. Erdoğan ve Gürtuna için rüşvet, zimmet soruşturması açılmış. Çete lideri olarak yargılanacakmış. “Zimmet ve hile ile suçlanıyorlar.” diyor.

    * Akbil ifadesi vermiş ve verirken, “Akbil’de olanlardan haberim yok.” demiş. Sonra haberi olanların hepsini milletvekili yapıp yargıdan kaçırmış. “Reklam tahsil” başlığıyla çıkmış gazete. 37 milyar lira reklam parası ödenmiş. Oysaki bu reklamlar yayınlanmamış. Belediye kasasından Erdoğan için tanıtım yapılmış. Billboard skandalı yaşanmış. Bugün el koyuyor ya billboard’lara. Billboard skandalı davası açılmış ve billboard skandalı davası görülmüş. Burada zimmete para geçirme, çete kurma, elebaşı olma, ihaleye fesat ve çıkar sağlama, terör örgütü üyelerine yardım, belediye kasasını kendi PR’ı için kullanma.

    * Olan bitenin iki yönü var: 1- Tayyip Erdoğan bunların bir kısmından yargılandı. Bir kısmından soruşturuldu, dava açıldı, yargılandı. Yargılamalar sırasında durdu, mesela milletvekili oldu, Akbil davası durdu, sonra bildiğiniz yöntemlerle düşürüldü. Dünya kadar, dünya kadar mahkeme karşısına çıktı ama bir gün evine polis yollanmadı. Bir gün sabah kapısına dayanılmadı. Her ifade, telefonla çağırıldı, gitti, ifade verdi. Ceza aldı. Şiirden ceza almasını doğru bulmadık. Cezası onaylandı. Belediye başkanlığı düştü, 3 ay hapis yattı. Hapis yatacağı yere giderken İstanbul’da belediyenin önünde miting yaptı, engellenmedi. Cezası onaylandığında bile polisle gelinip alınmadı, davet edildi. Ve orada mitingle uğurlandı. Yattığı cezaevinde, kendi iddiaları, 30.000 ziyaret aldı, diyorlar. 30.000 kişi. Şimdi Ekrem Başkan’a gidene gelene laf ediyorlar ya, 30.000 ziyaret aldı.

    “MASAK RAPORU ÇIKARILIYOR, BOMBOŞ, BİR TANE KANIT YOK”

    * Bu işin, o geçmişte kötüledikleri, “İktidara hizmet ediyor.” dedikleri, “Tarafsız değil.” dedikleri, dokunulmazlıkları kaldırma sözü verip başbakan olduğu, iktidar olduğu, “Kaldıralım.” denince de “Bu yargıyla mı kaldıracağız?” dediği dönemde, ne kendisine ne bir gazeteciye, kendi arkadaşları, milletvekilleri söylüyor, asla ve asla böyle eş zamanlı, bir yerden yönetilen, aynı anda 5-6 savcının birden ayrı suçları, gizli suçları birlikte sorguladıkları işler yapılıp da bu yapılan zulüm de, itibar suikastleri de yapılmadı. Saraçhane’den davul zurna miting yapmasına izin verildi. Onun bugün ne yaptığına bakın. Ama okuduklarımı, bunları, aynı suçlamalar yapılıyor. Ekrem İmamoğlu’na soruluyor. Arkadaşlarımıza soruluyor. Banka dekontları araştırılıyor. MASAK raporu çıkarılıyor, bomboş. Bir tane kanıt yok. O zaman olanı ben söyleyeyim.

    * Tayyip Bey sürekli şunu söylüyor ya: “İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanır. İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder.” Bunu bir yere oturtmuş kafasında. “Ben İstanbul’u kazandım, Türkiye’yi kazandım.” diyor. “Şimdi sıra Ekrem’de.” diyor. “O İstanbul Belediyesi’nin olanakları o gün bendeydi, şimdi Ekrem’de.” diyor. “Ben o gün billboard’lara bunu yapmıştım. Akbil’den, yani sayılamaz işlerde bunu yapmıştım. Reklamda bunu yapmıştım. Ben o gün terör örgütünden para istediler, onu da yollamıştım. Ben o gün kendi PR’ımı İBB’ye de yaptırmıştım. Demek ki bu da yapıyor.” diyor. Çağırıyor ve Akın’a bunları anlatıyor. “Böyle böyle yapıyor.” diyor. “Git, bulacaksın.” diyor. “Elinle koymuş gibi.” diyor. “Bu işi bilen benim.” diyor. “Bu işi kuran benim.” diyor. “Şimdi Ekrem geçti ve benim gibi o yetkiler elindeyse kesin bunları yapıyor.” diyor.

    * Oradan buradan bir iki de gaz veren oluyor. “Sen bu İstanbul’u elinden almazsan bu Ekrem geliyor. Anketlerde 60 çıktı. Şunu yapıyor, bunu yapıyor.” Bilmiyor ki Ekrem İmamoğlu dürüst, temiz yönetiyor. İki kat bütçeyle değil, bütçenin yarısıyla 4 katı, 2 katı iş yapıyor. Yani 4’te 3’ü çalmadan arttırıyor. Yarım bütçeyle 2 katı iş yapıyor. O parayı da, o parayı da yemiyor, yedirmiyor. Kime yediriyor? Kent lokantasında yediriyor. Kime yediriyor? Yoksul çocuğa süt içiriyor. Kime yediriyor?

    “MASAK RAPORU PEÇETE TORBASI GİBİ”

    * Yandaşa peşkeş çekeceğine vatandaşa hizmet ediyor. Akın aldı gazı, gitti. Onu aradı, bunu aradı. Öyle yaptı, böyle yaptı, olmadı. Odun, meşe, çınar diye, pardon, meşe, çınar, ladin diye 3 tane odunu görevlendirdi. Onlar aslında üçünün toplamı Tayyip Bey. Bu yalancı şahitler var ya, Ekrem Başkan açısından yalancı, Tayyip Erdoğan’ın geçmişine şahit bunlar. İBB’yi Tayyip Bey’in nasıl yönettiği, oradaki kaynakları nasıl kendine kullandığı, partisinin iktidarını oradan nasıl finanse ettiğini bildikleri için ladin, meşe, çınar İstanbul Büyükşehir sürecini bilen iftiracacılar. Ama iş o ki aralık, ocak, şubat MASAK, MASAK, MASAK’tan raporun talebi 3’ü, bir başkan yardımcısının buna iknası, martın 10’u, raporun tamamlanması 17’si. Yani olmayan MASAK raporunu anlatıyormuş bunlar aralıkta, ocakta, şubatta. MASAK raporu boş peçete torbası gibi, sallıyorsun, dökülüyor.

    * Kanıt dedikleri her şey çürüdü. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi diyor ki, Anayasa Mahkememiz diyor ki: salt gizli tanık ifadesiyle tutuklanamaz, cezalandırılamaz. Gizli tanık şunu der: “A kişisi B kişisine rüşvet verdi.” Bakacaksın, o rüşvetin kanıtını bulacaksın, yok. Çınar, “Gördüm.” bile demiyor, “Duydum.” diyor. Ladin, “Yaptım.” bile demiyor, “Yapmış.” diyor. O yüzden inanılmaz bir yalanın içinde, şu evredeyiz. Arkadaşlarımızı cezaevlerinden dağıtıp gittikleri yerlerde özel ziyaretler yapıp “Bak, sen diğerlerinden farklısın. Gel şu ifadeyi kabul et, sen çık, bunlar yatsın.” Şuna başlamışlar. İtirafçılar var. Kalanlardan, yananlardan olma, çıkanlardan ol.

    “KİŞİ KENDİNDEN BİLİR İŞİ” OPERASYONU

    * Kadın tutuklulara, “Kaç yaşında evladın?” “1,5 efendim.” “Ya, yarın onun yanına dönmelisin. Ben bu yayından, bu SEGBİS’ten ayrılırsam bir daha çocuğunu 15 yaşında görürsün. Benim dediğimi yapacak mısın? İtirafçı olacak mısın?” Diyor ki kadın: “İtiraf edeceğim bir şey yok. Çalmadım, çal demediler. Soymadım, soy demediler. Bir yanlışım yok.” “Gizli tanık ifadesini doğrularsan evladını kucaklayacaksın yoksa 15 yıl hapsi boylarsın.” Böyle bir psikolojik mücadele var. İnsanların ahlakını çocukları üzerinden satın almaya, yönlendirmeye, değiştirmeye çalışıyorlar. O yüzden meselenin adı, hani bu operasyonun bir adı var mı? Bence var. Tayyip Erdoğan’ın üzerinden söylüyorum. Bu operasyonun işi, adı: “Kişi kendinden bilir işi” operasyonu.

    BAHÇELİ’YE “YARGILAMA” YANITI

    * Sayın Bahçeli’nin söylediklerini okudum, yazdıklarını okudum. * Kimi yerde gülümsedim. Kimi yerde hesaba güldüm, başka hesabı kendim yaptım. Örneğin diyor ki: “28 kat fazla” Yok, “18,5 kat fazla” diyor, “oy aldı Erdoğan CHP’nin sandıklarından.” CHP’nin sandığı dediği 1.600.000’lik bizim kendi üye sandığımız. Onun 18 katını almış. Dayanışma deyip millete açtığımız, 4 gün içinde duyanın gelebildiği, köylere möylere gidemediğimiz yerde 15,5 milyon oy almış. Ayıptır söylemesi, Devlet Bey’in aldığı oyun da 3,5 katını almış. Bu yüzden, bu yüzden Devlet Bey’in yargılamaların hızlı olmasına, Ekrem İmamoğlu suçsuzsa ki namusumuz kadar kefiliz, yapılan kurguyu, kumpası görüyoruz. Bunu söylemesine ve hızla, “Suçsuzsa” diyor, “tahliye olmasına, beraat etmesine” Temennimiz odur, o günleri hep beraber görmeyi de Sayın Bahçeli’yle ümit ediyorum. Yaptığı vurguları kıymetli buluyorum.

    “TRT” ÇAĞRISI

    * Madem masumiyet karinesine inanıyoruz, madem milletin verdiği oylara değer veriyoruz, daha 1 yıl önce her iki kişiden birinin oyuyla İstanbul’a görevlendirilen Sayın İmamoğlu’nun tutuksuz yargılanmasına, hiç değilse görevinde vekil varsa bile hiç değilse özgürlüğüne kavuşmasına, aslında yargılama sırasında aynen Tayyip Bey gibi görevinin başına dönmesine, mahkemenin Tayyip Erdoğan’ın o günkü mahkemeleri gibi yürütülmesine ve bir üstüne ilave yapıyorum Sayın Bahçeli, TRT’den, isteyen her kanaldan bu yargılamaların açık ve şeffaf yapılmasına, sorulan her sorunun cevabının milletin önünde verilmesine siz ne diyorsunuz? Biz burada sizinle buluşabiliriz. Hızlı, adil yargılama. Suç ispatlanırsa hapse, suç, beraat ederse görevine ve tutuksuz yargılama ve televizyondan yargılama.

    * Ben şunu biliyorum Sayın Bahçeli. MASAK raporunda, , 10 yıl önce bugünkü değerleriyle değerleme yapıldığında alınan arsanın 20’de 1 fiyata alındığı görülmüş. “Ne diyeceksin İmamoğlu? Keşke bu canlı yayında olsa.” Bu içeride oldu, emniyette oldu, savcılıkta oldu. “Allah Allah! O kaparo ya. Ben kendi hesabımdan kaparo yolladım. Ana parayı falanca devlet bankasından kredi kullandık galiba.” Avukat çıkıyor, soruyor ve faks da geliyor. “Evet efendim, 20’de 1’ini Ekrem Bey kapora vermiş, geri kalanını bankadan kredi kullanmış. Kredi de 5 yılda kapanmış, 10 yılda kapanmış.” “Ha, tamam, bunu geçelim o zaman.” Böyle böyle koca MASAK raporunu geçtik biz. Koca MASAK raporu dediklerinin içinden bir kanıt çıkmadı. O yüzden şimdi, o yüzden şimdi 50 yeni şahit üretmeye çalışıyorlar AK Partili müteahhitlerden. Eskiden İBB’de AK Parti döneminde çalışmış. Soru: “Sonra niye ihale alamadın? Rüşvet istiyorlarmış, vermedin.”

    “HANI SENİN ELİNDE KANITLAR VARDI?”

    * Kanıt yok, tanık yok, ispat yok. “O günden beri neredesin? Türkiye Yüzyılı kampanyasındayım, bakanlıklardayım. O günden beri neredesin? Oradayım, buradayım, İletişim Başkanlığındayım.” Aslında bir suçu ispat etmeye çalışırken eski ve güncel, kurulmuş bir saadet zincirini, belediye, İBB’deyse İBB’de oturan akbabaların şimdi İletişim Başkanlığı’nın bahçesine konduklarını, bakanlıklarda durduklarını, Teknofest yaptıklarını, efendim, bakanlıkların kampanyalarını yaptıklarını, İBB’ye bir kayyum atansa geriye gidip o bahçeye konacaklarını deşifre ediyorlar. O 50 tane yeni tanık bulduk diyorlar. Sen madem dosyan kuvvetliydi, Tayyip Bey’in sana telefonda çıkıştığı gibi, madem dosyan kuvvetliydi, hani kanıtların vardı? Hani, hani? Hani senin elinde kanıtlar vardı?

    * Bir tanesini ispatlayamadın. Ekrem Bey’e sorarken, arkadaşlara sorarken döndün, arkadaşlara baskı, öbür taraftan yalancı şahit, şimdi onları getiriyorlar. Biz bunları nereden biliyoruz? İçlerinde bu teklifleri alıp “Tövbe estağfurullah, yapmam öyle şey.” diyenler var. “Tövbe.” diyor ya. “Ben gitmedim ki.” Ben diyor, “CHP gelmiş, almış, ihaleye bile girmedim.” diyor. “Geldim.” diyor, “burada bildiğim yerlerden girdim.” diyor. “Veya bir iki tane de ihale aldım.” diyor. “Aldığım var, almadığım var.” diyor. “Niye iftira atacağım?” diyor. Gelip onları anlatıyor. Şimdi gelecekte bir yargılama daha olacak ya, seçimlerden sonra, iftirayı atanlar, attıranlar, yalancı tanıklar, vallahi FETÖ’nün savcıları firarda ama o günün yalancı tanıklarını bugün hapse koydular. Şimdi o gerçek tanık bulamayan, gizli tanıkla operasyon kurgulayan, somut delile ulaşamayan, somut delil diye sorduğu her sorunun cevabını alan şimdi origami sanatı gibi böyle, kağıttan gemi yaptıkları gibi tıkır tıkır tanık yapmaya çalışıyor. Onlara, FETÖ’cü savcıların gazına gelip ifade verip şimdi 25 yıldır içeride yatanları hatırlatırım. Bir bildiğin varsa bugün ispatlayacaksan geri durma, korkumuz yok. Eğer bugün iftira atacaksan yarın onu biz ispatlarsak o zaman çekeceğin cezayı kendin düşün. Gizli tanıklara diyorum, şimdi yandaş yaratmaya çalıştıkları tanıklara diyorum: Cürmünüz kadar yer yakarsınız.

    “BURSA’DA TAHLİYE KARARLARINA İTİRAZ EDEN BİR SAVCI VAR…”

    * Namuslu insanları karalayamazsınız. Günü gelince de bu pisliğin hesabını vereceksiniz. Sonunda, sona gelirken, 1- 301 evladımızı bayramda bizden kopardılar. Öğrenciler serbest kaldı, çok memnunuz. Doğru ama yetmez. 240’ı kaldı, 71’i içeride. 46’sını İstanbul’da, 15’ini Bursa’da, 10 tanesini İzmir’de, 71 evladımızı takip ediyoruz. Kamuoyuna şunu söylüyorum. Bir öğrencimiz içeride kalmayana kadar duyarlılığın sürmesi lazım. Örneğin Bursa’da 3’ü kadın, 15 gencimiz tutukludur. Vizelerini kaçırıyorlar. Annesi kanser olan var. İşçi olup işinden atılan var. Borcunu ödeyemeyip aciz gelen var. Bu yüzden çok hızlı bir şekilde bu tahliyelerin gerçekleşmesi gerekiyor. Bir de Bursa’da tahliye kararlarına itiraz eden bir savcı var. Ya 1 gün yatırı yok.

    “PIRIL PIRIL GENÇLERİMİZİN BİR AN ÖNCE ÖZGÜRLÜĞÜNE KAVUŞMASINI BEKLİYORUZ”

    * Bütün bayram geçmiş, 15 gündür içeride tutmuşsun, bir de dönmüş, serbest kalıyor çocuklar, itiraz ediyor. Bir avukatımız, Ahmet Keskin, içeride, takip ediyoruz ve önemli nokta şudur. Bazı arkadaşlara, bazı öğrencilere farklı farklı suçlamalar var. Bir kısmına da cumhurbaşkanına hakaretten. Koca bir meydan, zıpla zıpla yapmış, 5-6 tane kişiye zıplamayan, işte “Tayyip Bey’in ismini söylediler.” diye. “Koca meydan ‘diktatör Tayyip’ demiş.” Birkaç tane gence bunun tutuklulukla hesabını sormaya çalışıyorlar. Buradan sonra cumhurbaşkanına hakaret Adalet Bakanlığı’nın iznine tabidir. Süreç uzuyor. Buradaki arkadaşlar boşu boşuna mağdur oluyorlar. Pırıl pırıl, tertemiz, geçmişlerinde bir tane bile sabıka olmayan, hiçbir örgütle bağlantıları olmayan, olsa olsa Cumhuriyet Halk Partisi üyesi ya da değil, 71 tane pırıl pırıl gencimizin bir an önce özgürlüğüne kavuşmasını bekliyoruz.

    İMAMOĞLU VE İMZA KAMPANYASI AÇIKLAMASI

    * İmza kampanyası son gelen veriyle cumartesi günü 10 milyonu aşmıştır. İmza kampanyasına devlet memurlarının, gelecekte mülakata girecek öğrencilerin ve yakınlarının tereddütlerinin oluşabilmesi ihtiamline karşı şu bilgiyi paylaşmak istiyorum. Kampanyada toplanan imzalar belirlediğimiz gizlilik ilkeleri çerçevesinde bir kaç gün içerisinde Genel Merkezi’mize gönderilmektedir. Dijitalleştirilmektedir, istiflenmektedir, sayımı, kontrolü yapılmaktadır ve emniyette tutulmaktadır. Yeterli imzaya bizim gayri resmi sayımlarımız sonucunda ulaşıldıktan sonra sisteme giriyoruz. 3-4 ayrı raporla imzaları saydıracağız. Resmileştireceğiz ancak hiçbir yere teslim etmeyeceğiz. Bu imzalar yüksek güvenlikli ortamda saklanacak. İmzaların gerçek rakamları noter tarafından tespit edilip kamuoyuyla paylaşılacaktır.

  • Dervişoğlu’ndan Bahçeli’ye “KONGRENİN DİVAN BAŞKANI OLABİLİRSİN”

    Dervişoğlu’ndan Bahçeli’ye “KONGRENİN DİVAN BAŞKANI OLABİLİRSİN”

    MHP lideri Devlet Bahçeli’nin PKK’nin feshi için yer ve tarih önermesine tepki gösteren Müsavat Dervişoğlu, “O kongreyi DEM Partili belediye başkanının riyasetinde Malazgirt’te kurdurabilirsin ve hatta istersen o kongrenin divan başkanı bile olabilirsin” dedi.

    İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, PKK’nin fesih kongresi için tarih ve yer öneren MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye tepki gösterdi.

    Bahçeli’ye “Allah seni ıslah etsin” diye seslenen Dervişoğlu, 4 Mayıs tarihinin neden seçildiğini şu sekilde anlattı:

    “Özel günler ve tarihler seçmekte uzmandır. 4 Mayıs 1937 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu, dönemin Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, Başbakan İsmet İnönü ve diğer hükümet üyelerinin imzasıyla Dersim Tenkil Harekâtı’nı başlatma kararı almıştır. Yani Dersim’deki isyana karşı çıkmak için 1937 yılının 4 Mayıs’ında Türkiye Büyük Millet Meclisi bir karar almış ve oradaki isyanı bastırmıştır. 4 Mayıs Dersim Katliamı’nın resmi olarak başlatıldığı gün olarak tarif ederler bölücüler ve 4 Mayıs tarihini büyük bir acı ve yas günü olarak anmaktadırlar.

    ‘YAZIKLAR OLSUN’

    Kendi kendine 4 Mayıs demiyor. Beni iyi anlayın. Bu tarih Kürt siyasi hareketleri ve batıdaki Türk düşmanları tarafından tarihsel bir yüzleşme ve adalet talebi açısından önemli bir gün olarak vurgulanıyor. Bunlar nasıl 29 Ekim tarihinde Irak’ın kuzeyinden peşmergeleri, Cumhuriyet Bayramı’nda nasıl Suriye’nin kuzeyine götürdülerse, Avrupa Birliği Uyum Yasaları’nı Erzurum Kongresi’nin yapıldığı salonda nasıl imzaladılarsa, bugün de Türkiye’ye düşman olanların tezlerini benimsediklerini ifade etmek bakımından tarihi günleri şifre olarak kullanıyorlar. Buradan bunu yapanlara ‘Yazıklar olsun’ diyorum!”

    “KONGRENİN DİVAN BAŞKANI OLABİLİRSİN”

    3 Mayıs’ın ise Türkçüler Günü olduğuna işaret eden Dervişoğlu, “Sen Sayın Devlet Bahçeli, o kongreyi DEM Partili belediye başkanının riyasetinde Malazgirt’te kurdurabilirsin ve hatta istersen o kongrenin divan başkanı bile olabilirsin. Ama ben Antalyalı gardaşlarımla Ankara’da Türkçüler Günü’nü kutlayacağım” diye ekledi.

  • DEM-MHP görüşmesi sona erdi

    DEM-MHP görüşmesi sona erdi

    DEM Parti siyasi partileri kapsayan ikinci ‘İmralı’ turuna başladı. Sırrı Süreyya Önder, Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan’dan oluşan DEM Parti heyeti, Meclis’te MHP’yi ziyaret etti.

    Halkların Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti), ‘İmralı’ süreci kapsamında Milliyetçi Hareket Partisi’ni (MHP) ziyareti başladı.

    Meclis’te yapılan görüşmede, MHP heyetinde 3 genel başkan yardımcısı yer aldı. MHP Genel Başkan Yardımcıları Semih Yalçın, Feti Yıldız ve İsmail Faruk Aksu, DEM Partili heyeti kapıda karşıladı.

    DEM-MHP görüşmesi sona erdi: Heyetlerden açıklama geldi

    HATİMOĞULLARI: MHP HEYETİNE TEŞEKKÜR EDİYORUZ

    Yaklaşık 1 saat süren görüşmenin ardından taraflardan bir açıklama geldi. DEM Parti heyeti adına Tülay Hatimoğulları, ziyaret sonrası açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

    “Bugün MHP’yle sayın Abdullah Öcalan’ın yapmış olduğu çağrı ve gelişen süreçle ilgili bir görüşme gerçekleştirildi. Detaylı açıklamamızı bugün gün içinde bütün görüşmelerimizi tamamladıktan sonra değerli basın emekçileriyle paylaşacağız. Biz bizleri kabul eden MHP heyetine teşekkürlerimizi sunuyoruz. Sayın Devlet Bahçeli‘nin sağlık koşulları elverseydi o da bu görüşmede olacaktı. Fakat yetkilendirdiği heyetle görüştük. Biz kendisine bir kez daha geçmiş olsun dileklerimi iletiyoruz. Acil şifalar diliyoruz.”

    YALÇIN: ÇOK FAYDALI BİR GÖRÜŞME OLDU

    MHP adına Semih Yalçın ise “Arkadaşlar biz MHP olarak biz bir açıklama yapmayacağız. Ancak şunu bilmenizi isterim: Çok faydalı bir görüşme oldu” dedi.

    MHP lideri Devlet Bahçeli dün yaptığı açıklamada görüşmede yer alamayacağını açıklamıştı. Bahçeli, DEM Parti’nin ziyaretinde bulunmayı arzu ettiğini ancak partisini temsilen görevlendirilen arkadaşlarının onun yerini layıkıyla alacaklarına inandığını söylemişti. Bahçeli “Bu vesileyle değerli dava arkadaşlarımı ve DEM Parti heyetini selamlıyor, terörsüz Türkiye seferberliğimiz kutlu olsun diyorum” demişti.

    Sırrı Süreyya Önder, Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan’dan oluşan İmralı heyeti, MHP’nin ardından bugün AKP’yi de ziyaret edecek.

  • Bahçeli’den ‘kurucu önder’ ve ‘Öcalan’ açıklaması!

    Bahçeli’den ‘kurucu önder’ ve ‘Öcalan’ açıklaması!

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, terör örgütü lideri Abdullah Öcalan için kullandığı “PKK’nın kurucu önderi” ifadesine bir kez daha sahip çıktı. Partisinin CHP’yle görüşmeyeceğini de tekrar eden Bahçeli, DEM Parti’den yapılacak ziyaret içinse “DEM parti heyetini selamlıyor, terörsüz Türkiye seferberliğimiz kutlu olsun diyorum” dedi.

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, gündemdeki gelişmelere ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

    Suriye’deki HTŞ yönetimi ile SDG arasında imzalanan anlaşmaya ilişkin “Suriye ile PYD/YPG anlaşmasıyla mühim bir eşik aşıldı, siyasi-toprak bütünlüğü tescillendi” dedi.

    Bahçeli, terör örgütü PKK’nin lideri Abdullah Öcalan için daha önce kullandığı “PKK’nın kurucu önderi” ifadesiyle ilgili tartışmalara da yanıt vererek “PKK’yı kuran ve kumanda eden teröristbaşı Abdullah Öcalan, aynı zamanda örgütün kurucu önderidir. Kim ne derse desin aleni ve aşikâr gerçek budur” dedi.

    Bahçeli, DEM Parti’den gelecek hafta MHP’ye yapılacak ziyaret için de “Hiç kuşkusuz DEM Parti heyetinin Milliyetçi Hareket Partisi’ne yarın gerçekleştireceği ikinci ziyaretinde de olmayı ve karşılık görüş alışverişinde bulunmayı arzu ederdim. Fakat partimizi temsilen görevlendirilen arkadaşlarım inanıyorum ki şahsımı aratmayacaklar, düşüncelerimizi berrak ve temiz bir mizaçla muhataplarına anlatacaklardır. Bu vesileyle değerli dava arkadaşlarımı ve DEM parti heyetini selamlıyor, terörsüz Türkiye seferberliğimiz kutlu olsun diyorum” ifadelerini kullandı.

    CHP’yi de hedef alan MHP lideri “CHP’nin ve yandaş televizyon kanallarının terörsüz Türkiye hedefini sabote etme gayesi, diyalog kanallarını baltalama gayreti maalesef gözle görülecek kadar açıktır ve açıktadır. Dil ve üslup çoraklığıyla birlikte fikri ve siyasi çarpıklık CHP’yi Türkiye’nin karşısında sivrilen bozguncu bir odağa dönüştürmüştür. Bu nedenle CHP yönetimi aklıselim çizgiye gelmedikçe, maşeri vicdanın kabulleneceği makul ve muhterem bir siyaset ahlakına sahip olmadıkça Milliyetçi Hareket Partisi tarafından dikkate ve itibara alınması söz konusu olmayacaktır” ifadelerine yer verdi.

  • İMRALI HEYETİ BARZANİ VE TALABANİ’YLE GÖRÜŞECEK

    İMRALI HEYETİ BARZANİ VE TALABANİ’YLE GÖRÜŞECEK

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çağrısıyla başlayan süreç kapsamında çağrı yapması beklenen terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan’ın terör örgütü PKK, PYD ile Kuzey Irak yönetimlerine birer mektup gönderdiği belirtildi.

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli‘nin 22 Ekim günü partisinin grup toplantısında yaptığı, “Teröristbaşının tecridi kaldırılırsa, gelsin TBMM DEM Parti grup toplantısında konuşsun. Terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini haykırsın” çağrısıyla başlayan sürecin ardından oluşturulan DEM Parti İmralı heyeti 28 Aralık ve 22 Ocak tarihinde iki kez Öcalan’la görüştü.

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan, 4 Şubat günü grup toplantısında yaptığı açıklamada, “Sayın Öcalan Kürt sorununun köklü kalıcı çözümü için demokratik bir Türkiye’nin inşası için önümüzdeki günlerde tarihi bir çağrı yapmaya hazırlanıyor” ifadesini kullanmıştı.

    İMRALI HEYETİ BARZANİ VE TALABANİ’YLE GÖRÜŞECEK

    Öte yandan TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder ve Van Milletvekili Pervin Buldan’dan oluşan İmralı heyetinin, beraberinde DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, Dış İlişkiler Komisyonu üyeleri ve parti yetkilileriyle 16-17 Şubat tarihlerinde Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne giderek, burada yetkililerle görüşecekleri bildirildi.

    Heyetin Erbil’de Mesut Barzani ve Neçirvan Barzani ile bir araya geleceği, daha sonra Süleymaniye’de YNK Lideri Bafil Talabani, Kubat Talabani ve YNK yetkilileri ile görüşeceği belirtildi.

    ÜÇÜNCÜ KEZ İMRALI RANDEVUSU

    Heyet, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nden döndükten sonra Öcalan’la üçüncü kez görüşme talebinde bulunacak

    Edinilen bilgilere göre heyet bu temasların ardından bilgilendirme yapmak için Öcalan’la üçüncü kez görüşme talebinde bulunacak. Heyet, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nden döndükten sonra Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile durum değerlendirmesi yaparak açıklama yapılıp yapılmayacağına karar verecek.

    15 Şubat 1999’da Öcalan’ın Milli İstihbarat Teşkilatının operasyonuyla yakalanmasının 26’ncı yılında terör örgütü PKK‘dan yapılan açıklamada, “Devlet korkmasın; Önder Apo ve Kürtler devleti yıkmayacak, demokrasiye duyarlı ve açık temelde yeniden yapılandıracaktır. Türkiye toplumu korkmasın; Önder Apo ve Kürtler Türkiye’yi bölmeyecek, Kürt özgürlüğü temelinde Türkiye’nin demokratikleşmesi için çalışacaktır” ifadelerini kullandı.

    CEMİL BAYIK MEKTUBU DUYURDU

    Bu süreçte Öcalan’ın sürece ilişkin olarak terör örgütü PKK, PYD ile Kuzey Irak yönetimlerine birer mektup gönderdiği belirtildi.

    Terör örgütünün yayın organlarından Sterk TV’ye konuşan terör örgütü KCK Yöneticisi Cemil Bayık, Öcalan’dan mektup aldıklarını açıklayarak, “Bir yandan özgürlük koşullarını sağlamayacaksın, değişim gerçekleştirmeyecekse, kanunları değiştirmeyeceksin ama diğer yandan ise Önderliğe çağrı yap ‘gerilla silah bıraksın, PKK ortadan kalksın’ diyeceksin. Bunun anlamı nedir? Demek ki barış olsun istemiyorsunuz, sorun çözülsün istemiyorsunuz. Eğer sorun çözülmezse, özgürlük olmazsa nasıl barış olacak? Bu şekilde hiçbir zaman barış sağlanmaz. Savaşın bitmesini istiyorlarsa o zaman Reber Apo’nun koşullarını değiştire cekler. İmralı sisteminin ortadan kaldırılması lazım” diye konuştu.