Etiket: akp

  • Batman’da AKP’li yönetici, oğlu ve yeğenine mezarlık’ta saldırı…

    Batman’da AKP’li yönetici, oğlu ve yeğenine mezarlık’ta saldırı…

    Olay Batman Güneykent Mahallesi’nde bulunan Asri Mezarlık’ta meydana geldi.

    Batman yerel basınına yansıyan bilgilere göre, kimliği henüz belirlenemeyen kişi ya da kişiler AKP Merkez İlçe Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Direk, oğlu Ercan Direk ve yeğeni Bekir Direk’e silahlı saldırıda bulundu.

    Silahlı saldırıya uğrayan AKP’li Direk, oğlu ve yeğeniyle birlikte hayatını kaybetti.

    Olayın ardından, polis ekipleri olay yerini güvenlik çemberine alarak giriş ve çıkışları kontrol altına aldı.

    Saldırının ardından olay yerinden kaçan şüpheli ya da şüphelilerin yakalanması için Batman Emniyet Müdürlüğü ekipleri geniş çaplı operasyon başlattı.

    Çevredeki güvenlik kameraları incelemeye alınırken, saldırganların kaçış güzergâhının belirlenmesi için teknik ve saha çalışmaları sürdürülüyor.

    Saldırının nedenine ilişkin henüz bir açıklama yapılmadı.

    AKP BATMAN İL BAŞKANI ŞANSİ’DEN AÇIKLAMA

    AKP Batman İl Başkanı Hüseyin Şansi, saldırı sonrası sosyal medya hesabından açıklamada bulundu. Şansi, şu ifadeleri kullandı:

    “Merkez İlçe Yönetim Kurulu Üyemiz, dava arkadaşımız Mehmet Direk ile oğlu Ercan Direk ve yeğeni Ebubekir Direk’in Asri Mezarlık’ta uğradıkları silahlı saldırı sonucu hayatlarını kaybettiklerini derin bir teessürle öğrendim. Bu elim hadise hepimizi derinden üzmüştür. Merhumlarımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet; başta Direk ailesi olmak üzere yakınlarına, sevenlerine ve teşkilatımıza sabır ve başsağlığı diliyorum. Rabbim mekânlarını cennet, makamlarını âli eylesin.”

  • ÇALIŞAN DA ÇALIŞMAYAN DA AÇ!

    ÇALIŞAN DA ÇALIŞMAYAN DA AÇ!

    Türkiye’nin ekonomi politiği ve sosyal güvenlik altyapısı, AKP hükümetleri döneminde köklü bir yapısal çöküşe sahne oldu. Anayasa’da güvence altına alınan “sosyal devlet” kavramı, yurttaşına evrensel hak temelli bir güvence sunmaktan uzaklaştı. Bunun yerine derinleşen yoksulluğu ve bölüşüm şoklarını cüzi nakdi transferlerle yönetmeyi amaçlayan devasa bir bağımlılık sistemine evrildi.

    Cumhuriyet’in ulaştığı son resmi veriler ve tarihsel analizler, bağımlılık tuzağını gözler önüne seriyor. İktidarın övgü dolu söylemleri ile sahadaki sosyolojik enkaz arasındaki devasa asimetri böylece belgeleniyor.

    17 MİLYON YURTTAŞ YARDIMLA YAŞIYOR

    Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın yayımladığı son raporlar, krizin ulaştığı boyutları net bir biçimde belgeliyor. En güncel verilere göre Türkiye’de yaklaşık 17.114.912 yurttaş yaşamını çeşitli sosyal yardım kalemleriyle sürdürmeye çalışıyor. Bu tablo, hane bazında değerlendirildiğinde 4.200.000 ile 4.570.000 hane aralığına tekabül ediyor. Ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 20‘si doğrudan sosyal yardımlara bağımlı hale geldiği görülüyor.

    Yoksulluğun tabana yayıldığının en çarpıcı tescili ise Genel Sağlık Sigortası (GSS) primleri devlet tarafından ödenen yurttaşların sayısı oldu. Bu grup, hane içinde kişi başına düşen geliri brüt asgari ücretin üçte birinin altında kalan yurttaşlardan oluşuyor. 2018 yılında 6.900.000 kişi olan bu gruptaki nüfus, günümüzde 9.444.000‘in üzerine çıkarak rekor kırdı. 2021 yılından bu yana e-Devlet kapısı üzerinden sosyal yardım almak için başvuranların sayısı 26.800.000‘i aştı. Bu rakam, gizli yoksulluğun ve potansiyel muhtaçlığın resmi rakamların da çok ötesinde patladığını kanıtlıyor.

    TÜRKİYE ÇOCUK YOKSULLUĞU

    Avrupa Birliği’nin (AB) sosyal koruma mimarisi ile Türkiye’de uygulanan sistem arasındaki yapısal fark, iktidarın ekonomide ”başarılı ve istikrarlı” bir gidişat olduğu iddialarını çürütüyor. Eurostat verilerine göre AB üyesi ülkelerde sosyal koruma harcamalarının GSYH’ye oranı ortalama yüzde 27,3 ile yüzde 27,8 seviyelerinde seyrediyor. Fransa’da bu oran yüzde 33,8‘e ulaşıyor. TÜİK verilerine göre ise Türkiye’de bu oran 2024 yılı itibarıyla yalnızca yüzde 11,1 seviyesinde bulunuyor.

    Çok boyutlu yoksulluk endeksi (AROPE) verilerinde Türkiye tam anlamıyla negatif ayrışıyor. Genç nüfusta, yani 15-29 yaş aralığında, yoksulluk riski AB ortalamasında yüzde 24,2 iken Türkiye’de yüzde 28,2‘ye çıkmış durumda.

    Çocuk yoksulluğunda tablo daha da ağır. 0-17 yaş aralığındaki çocukların yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında yaşama oranı AB genelinde ortalama yüzde 24,7 seviyesinde seyrediyor. Türkiye’de ise çocukların yüzde 42,7‘si bu riskle burun buruna yaşıyor. AB’nin ekonomik olarak en geride kalmış ülkesi olan Romanya’da bile bu oran yüzde 41,5‘te kalıyor. Türkiye, AB ortalamasını neredeyse ikiye katlayarak çocuklarını açlığa, yoksunluğa ve yetersiz beslenmeye mahkûm etmede Avrupa klasmanında açık ara ilk sıraya yerleşti.

    Avrupa’daki sistemler bireyi işgücü piyasasına entegre etmeyi hedefliyor. Almanya’nın yeni Grundsicherung modeli ile Fransa’nın RSA modeli bu yaklaşımın örnekleri arasında yer alıyor. Türkiye’de ise sosyal yardım tasarımı farklı işliyor. Bireyleri düşük ücretli kayıtlı istihdamdansa yardımlara tutunmaya veya merdiven altı kayıtdışı çalışmaya iten bir ‘refah tuzağı‘ üretiyor.

    Fransa gibi RSA modeli uygulayan ülkelerde belirli bir yardımın ardından bireyin çalışma hayatına geri dönmemesi üzerine bu yardımlar kesilebiliyor. Bu ülkelerde yardım alanların iş hayatına katkıda bulunması teşvik ediliyor. Türkiye’de ise yardımların süresine dair benzer bir uygulama bulunmuyor.

    24 YIL SONRA RAKAMLAR NE ANLATIYOR?

    2002 yılı öncesi verilerle Temmuz 2026 memur maaş katsayısı güncellemelerinin ardından belirlenen yeni sosyal yardım miktarları kıyaslandığında derinleşen muhtaçlığın hacmi somutlaşıyor.

    ÇALIŞAN DA ÇALIŞMAYAN DA AÇ!

    Yüksek enflasyon sebebiyle yapılan artışlara karşın yardımların 2026 yılı açlık sınırı ile arasındaki fark dikkat çekiyor.

    2026 verileriyle dört kişilik bir ailenin sadece zorunlu gıda harcamalarını ifade eden açlık sınırı 35.759 TL’ye ulaştı. Net asgari ücret ise 28.075 TL seviyesinde seyrediyor. Ara zammın dahi düşünülmediği süreçte muhtaç sayısındaki hızlı artışa karşın yapılan yardımların açlık sınırının ancak dörtte birine karşılık gelmesi dikkat çekiyor.

    Türkiye’deki en yüksek sosyal yardım kalemi olan Evde Bakım Yardımı 15.755 TL düzeyinde. Bu tutar bile açlık sınırının ancak yüzde 44‘üne tekabül edebiliyor. Ağır engelli bir yurttaşa sağlanan 8.689 TL’lik destek ise açlık sınırının dörtte biri dahi etmiyor. Yardımlar enflasyon karşısında eriyip buharlaşıyor.

  • Madımak Katliamı’nın araştırılması önergesi AKP ve MHP oylarıyla reddedildi

    Madımak Katliamı’nın araştırılması önergesi AKP ve MHP oylarıyla reddedildi

    TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Tekin Bingöl başkanlığında toplandı. Genel Kurul’da bugün, Uzman Erbaş Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam edilmesi bekleniyor.

    Teklifin görüşmelerine geçilmeden önce CHP’nin 2 Temmuz 1993 Sivas Katliamı’nın tüm yönleriyle incelenmesi, hukuki, idari süreçlerin araştırılması ve benzer olayların önlenmesi amacıyla verilen Meclis Araştırması önergesi gündeme geldi.

    KAVUNCU: BU ACI OLAY NEFRET VE ÖFKE DİLİNİN SONUCUDUR

    Önerge üzerine söz alan İYİ Parti Grup Başkanı Buğra Kavuncu, Madımak Katliamı’nın konuşması, hatırlanması ve hatırlatılması gerektiğini söyleyerek “Neden böyle bir vahşete bu toprakların tanıklık ettiğini, zafiyetleri, ihmalleri, provokasyonları, karanlıkta kalmaması için her şeyi ama her şeyi konuşmalıyız, konuşmalıyız ki bir daha bu acılar tekrar etmesin. Bu acı olay, bir nefret ve öfke dilinin sonucudur; şiddetin kutsallaştırılmasının bir sonucudur; kinin, hıncın, öfkenin siyasete ve topluma, kitlelere hakim olduğunda o kitle psikolojisiyle neler olabileceğinin bir göstergesidir; etnik ve mezhepsel ayrımlar derinleştirildiğinde güzel ülkemizin nasıl provokasyonlara açık hale geldiğinin bir yansımasıdır” dedi.

    EKMEN: EĞER SİVAS, ÇORUM’U AYDINLATABİLSEYDİK BUGÜN MADIMAK’IN AYDINLATILMASININ KONUŞMUYOR OLABİLİRDİK

    Yeni Yol Grup Başkanvekili Mehmet Emin Ekmen, CHP Grubu’nun vermiş olduğu önergeyi desteklediklerini belirterek “Ancak bu önergeyi konuşunca, konuşmaya başlayınca bence ilk olarak üzerinde tefekkür etmemiz gereken mevzu Madımak gibi bir acılı olayın, bir katliamın otuz üç yıl sonra dahi henüz aydınlatılmamış olduğunun kabul ediliyor olmasıdır. Herhalde burada AK Partili arkadaşlarımız da başka partilerden konuşmacılarımız da Madımak olaylarının aydınlatıldığını -bunun yeniden bir komisyon marifetiyle ele alınması gerektiğini- iddia etmeyeceklerdir” dedi.

  • CHP’den istifa eden, İstanbul Milletvekili Nimet Özdemir, AKP’ye katıldı

    CHP’den istifa eden, İstanbul Milletvekili Nimet Özdemir, AKP’ye katıldı

    2023 Genel Seçimlerinde İYİ Parti’den seçilen, Ekim 2024 tarihinde ise CHP’ye katılan İstanbul Milletvekili Nimet Özdemir, son olarak 17 Haziran 2026 tarihinde CHP’den istifa etti.

    Geçen hafta CHP’den istifa eden Özdemir, TBMM Başkanlığına sunduğu istifa dilekçesinde, “Gördüğüm lüzum üzerine Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğinden istifa ediyorum. Gereğini saygılarımla arz ederim” ifadelerini kullanmıştı.

    Özdemir, istifasından bir hafta sonra bugün AKP’nin TBMM Grup Toplantısı’na geldi. Özdemir’e AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin’in eşlik ettiği görüldü.

    ROZETİNİ ERDOĞAN TAKTI

    Son Dakika... CHP'den istifa etmişti: İstanbul Milletvekili Nimet Özdemir, AKP'ye katıldı

    AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, partinin grup toplantısı sonrasında Nimet Özdemir’e rozet taktı. Böylece Özdemir resmen AKP’ye katılmış oldu.

    NE OLMUŞTU?

    Nimet Özdemir, geçen yıl Ekrem İmamoğlu’na ait görüntü, ses ve afişlerin toplu taşıma araçlarında kullanılmasına yönelik kısıtlama getirilmesinin ardından Boğaziçi Köprüsü’ne, “Free İmamoğlu” (İmamoğlu’na Özgürlük) yazılı pankart asmıştı.

    Özdemir o dönem, “Hak için, hukuk için, adalet için buradayız” ifadelerini kullanmıştı.

     

     

  • Mansur Yavaş’tan ‘Levent Koç’ açıklaması…

    Mansur Yavaş’tan ‘Levent Koç’ açıklaması…

    Cumhuriyet Halk Partisi’den (CHP) istifa eden Haymana Belediye Başkanı Levent Koç‘un aynı gün AKP’ye katılmasının ardından Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş‘tan dikkat çeken açıklamalar geldi.

    Ankara Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, partisinden istifa etmesinin ardından aynı gün AKP’ye katıldı.

    ROZETİNİ ERDOĞAN TAKTI

    AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, Koç’a rozetini AKP Ankara Teşkilat Buluşması’nın ardından taktı.

    Koç’un adı bir süredir Ankara’da AKP’ye geçeceği öne sürülen CHP’li belediye başkanları arasında yer alıyordu.

    Koç ile Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı’nın 17 Haziran’da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’u ziyaret etmesi de tartışmaları artırmıştı.

    “HİÇBİR ŞEY YOKMUŞ GİBİ GİTTİ”

    Halk TV yazarı İsmail Saymaz’ın aktardığına göre Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Levent Koç’un iki gün önce belediyeye geldiğini belirterek, “Elimi öpmek istedi, öptürmedim. Hiçbir şey yokmuş gibi gitti. ‘Sırtımı sıvazlayın yeter, kimseyle işim yok. İyi yaptığım zaman iyi yaptın deyin, yeter’ dedi” ifadelerini kullandı.

    Yavaş, Koç’a AKP’ye geçeceği iddialarını sorduğunu ve Koç’un kendilerine “geçmeyeceğini” söylediğini aktardı. Yavaş, Koç’a “Geçmeyeceksen açıklama yap” diye mesaj attığını ancak açıklama yapılmadığını söyledi.

    “TARİHİNDE GÖRMEDİĞİ DESTEK ALDI”

    Koç’un Haymana’da kendi desteğiyle seçildiğini vurgulayan Yavaş, CHP’nin yaptığı ankette Koç’un önde çıktığını belirtti. Yavaş, “Tarihinde görmediği destek aldı benden dolayı” dedi.

    Haymana’da Mansur Yavaş pankartlarının kaldırılmasına ilişkin de konuşan Yavaş, Koç’un “Her şeyi ben yaptım” şeklinde konuştuğunu öne sürdü. Yavaş, küçük belediyelerin büyükşehir desteği olmadan hizmet üretmesinin zor olduğunu belirterek, “Bizim de yaptıklarımız oluyordu, afişini astık. Rahatsız olduğundan biz indirdik” ifadelerini kullandı.

    “BANA SORMADAN GEÇMEZ ONLAR”

    Yavaş, Gölbaşı, Kalecik ve Nallıhan belediye başkanlarının AKP’ye geçeceği iddialarına ilişkin ise “Talep var hepsine ama vazgeçmiyorlar. Zaten bana sormadan geçmez onlar” dedi.

  • Samsun’da AKP’li belediye meclisi üyesinden ‘Atatürk’e skandal sözler

    Samsun’da AKP’li belediye meclisi üyesinden ‘Atatürk’e skandal sözler

    AKP'li belediye meclisi üyesinden 'Atatürk'e ve 'Kemalistlere' skandal sözler: Hakaretleri sıraladı, istifa etti

    Samsun’un Terme ilçesinde AKP’li Belediye Meclis Üyesi Rümeysa Eker’in sosyal medya hesabından, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve ‘Kemalistler’ hakkında yaptığı hakaret içerikli paylaşım tepki çekti.

    Söz konusu paylaşım Terme Belediye Meclisi toplantısında da gündeme geldi ve CHP’li Meclis üyesi Neslihan Özdemir, paylaşımı kürsüden okuyarak tepki gösterdi.

    Gerginliğe neden olan paylaşımın ardından CHP grubu meclis salonunu protesto amacıyla terk etti ve savcılığa suç duyurusunda bulundu.

    Kendisini “umumi bir çıkarım” diyerek savunan Eker ise muhalefeti gündem oluşturmaya çalışmakla suçladı.

    İSTİFA GELDİ

    Odatv’nin aktardığı habere göre, mecliste yaşanan protestolar ve CHP’nin suç duyurusunun ardından Meclis Üyesi Rümeysa Eker, AKP üyeliğinden ve Terme Belediye Meclis üyeliğinden istifa etti.

    Image

    PAYLAŞIM MECLİS GÜNDEMİNE GELDİ: “UTANARAK OKUYORUM”

    Meclis toplantısında söz alan CHP’li Meclis üyesi Neslihan Özdemir, Eker’in sosyal medya hesabından yaptığı hakaret içerikli paylaşımı kürsüden okuyarak tepki gösterdi.

    Özdemir, “Utanarak okuyorum” diyerek Eker’in ifadelerini meclis üyelerinin yüzüne okuyarak şu ifadeleri kullandı:

    “Bu paylaşımı yapan kişi şu anda bu mecliste görev almakta. Atatürk’ü ‘M. Kamal’ diyerek itibarsızlaştırmaya çalışmış. Onun sana kazandırdığı seçme ve seçilme hakkından yararlanacaksın. Hangi akrabanın torpili ile kimlerin hakkını yiyerek listeye girdiğini bir düşün önce.”

    Toplantıda yaşanan tartışmaların ardından CHP’li meclis üyeleri yaşanan durumu protesto etmek amacıyla salonu terk etti.

    CHP’DEN SAVCILIĞA SUÇ DUYURUSU

    Yaşanan gelişmelerin ardından CHP Terme İlçe Başkanlığı, söz konusu paylaşım hakkında Terme Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Savcılığa sunulan dilekçede, paylaşımın Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun ile Türk Ceza Kanunu’nun 216’ncı maddesi (Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama) kapsamında değerlendirilmesi ve cezalandırılması talep edildi.

    CHP il teşkilatı ayrıca Rümeysa Eker’i istifaya davet etti.

    Meclis Üyesi Rümeysa Eker, AKP üyeliğinden ve Terme Belediye Meclis üyeliğinden istifa etti.

    Bununla beraber, Samsun AKP’de sürpriz bir kadro değişikliği yapıldı. İki ilçe başkanının aynı anda görevden alındığı belirtildi.

    Yine Odatv’nin edindiği bilgiye göre, AKP’nin Samsun İl Başkanlığı’na çağrılan Çarşamba İlçe Başkanı Ersin Sandıkçı ile Terme İlçe Başkanı İsa Baş’ın istifaları istendi.

  • GÜNDEMAR Araştırma’nın son seçim anketi…

    GÜNDEMAR Araştırma’nın son seçim anketi…

    GÜNDEMAR Araştırma’nın son seçim anketinde CHP yüzde 33 ile birinci sırada yer aldı. AKP yüzde 29 oy alırken yüzde 7’lik seçim barajını 3 parti aşabildi.

    GÜNDEMAR Araştırma, son seçim anketinin sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı.

    23-26 Mart tarihlerinde 60 kentte 2 bin 200 kişiyle yapılan ankette katılımcılara “Bu pazar milletvekili seçimi olsa hangi partiye oy verirsiniz?” sorusu soruldu.

    Araştırma sonuçlarında CHP yüzde 33 oyla birinci sırada yer aldı. AKP ise yüzde 29 oy aldı.

    GÜNDEMAR Araştırma, son seçim anketinin sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı.

    23-26 Mart tarihlerinde 60 kentte 2 bin 200 kişiyle yapılan ankette katılımcılara “Bu pazar milletvekili seçimi olsa hangi partiye oy verirsiniz?” sorusu soruldu.

    Araştırma sonuçlarında CHP yüzde 33 oyla birinci sırada yer aldı. AKP ise yüzde 29 oy aldı.

    Yüzde 7’lik seçim barajını geçen diğer parti ise DEM Parti oldu. MHP ve İYİ Parti ise yüzde 7’nin altında kaldı.

    Anket sonuçlarına göre partilerin oy oranları şöyle oldu:

    – CHP: %33,37

    – AKP: %29,16

    – DEM Parti: %7,94

    – MHP: %6,30

    – İYİ Parti: %5,49

    – Zafer Partisi: %5,47

    – Anahtar Parti: %4,74

    – Yeniden Refah Partisi: %3,43

     

  • “Biz, 50 yıl önceden geleceğimizi tükettik”

    “Biz, 50 yıl önceden geleceğimizi tükettik”

    Tarım Orman-İş Kurucu Genel Başkanı Şükrü Durmuş, 21-26 Mart Dünya Orman Haftası kapsamında AKP iktidarının ormancılık karnesini Cumhuriyet’e değerlendirdi.

    Türkiye ormancılığının 2002 yılından bu yana “korkunç bir yıkımla” karşı karşıya olduğunu belirten Durmuş, “2002’de Orman Bakanlığı bağımsız bir bakanlıktı. Bağlı kuruluşlar vardı. bu kuruluşlar Orman Genel Müdürlüğü (OGM), ORKÖY Genel Müdürlüğü, Ağaçlandırma Genel Müdürlüğü, Milli Parklar ve Av Yaban Hayatı Genel Müdürlüğü, Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü gibiydi. AKP iktidar olduktan sonra ilk iş ORKÖY ve Ağaçlandırma Müdürlüğü’nü kapattı. Ağaçlandırma, orman ekosisteminin sürekliliğini sağlıyordu. AKP’nin bunu daire başkanlığına indirmesinin sebebi ormana bakış açısının farklılığı. ORKÖY’ün temel amacı orman köylüleri korumaktı. Ormancılık faaliyetlerinin orman köylüleri aracılığıyla yürütülmesiydi. Bunun dayanağı da anayasadır. Ama ne yazık ki anayasaya aykırı hükümler çıktı” dedi.

    ‘SERMAYEYE PEŞKEŞ ÇEKİLDİ’

    1956 yılında yasalaşan ‘Orman Kanunu’nun AKP iktidara gelinceye kadar yalnızca 15 kez değiştiğine, AKP iktidarında toplam 30 değişiklik yapıldığına dikkat çeken Durmuş, “Bu değişikliklerin hepsi ormanların amaç dışı kullanımına yönelikti. Birçoğu da anayasanın ilgili maddesine aykırıydı” ifadelerini kullandı.

    Orman Yasası içerisinde 2018’de eklenen ek-16 maddesiyle Cumhurbaşkanına “orman alanlarının orman sınırları dışına çıkartılma” yetkisinin verildiğini anımsatan Durmuş, “2002’den 2024’e kadar toplam 83 bin adet ve 780 bin hektar alanı içeren alan enerji, maden, turizm gibi gerekçelerle orman alanı dışarısına çıkartıldı. Bu, 1956’dan 2002’ye kadar toplam çıkartılan alanın bin katı fazla. Hepsi yerli ya da yabancı sermayeye peşkeş çekildi” tepkisini gösterdi.

    ‘PERSONEL BAĞIMSIZ GÖREV YAPAMIYOR’

    Orman mühendisleri ve orman muhafaza memurlarının sözleşmeli personel olarak işe alınmaya başladığını söyleyen Durmuş, “O personelin iş güvencesi, yöneticilerin iki dudağının arasında olduğu için bağımsız görev yapamıyor” değerlendirmesini yaptı.

    Orman köylülerinin kurduğu kooperatif üye sayılarında düşüş yaşandığını da dile getiren Durmuş, “2002 yılı öncesinde orman köylülerinin kurduğu kooperatiflere üye sayısı yaklaşık 600 bin iken, 2025 yılında üye sayısı 350 bin köylüye düştü. Geçinemeyince insanlar kooperatifleri de terk ediyor” diye konuştu.

    Orman üretimininin fazlalığının verdiği zarara da dikkat çeken Durmuş, “2002 ve öncesi yapılan orman üretimi ortalama 6-7 milyon metreküp iken, 2025 yılında 30 milyonun üzerine çıkartıldı. Bu, gerçekten Türkiye için büyük bir yıkım. 2025 yılında kesilen ağaçlar, aslında 2080 yılında kesilmeliydi. Biz, 50 yıl önceden geleceğimizi tükettik” dedi.

    Kaynak:Cumhuriyet.com.tr

  • Köprü ve otoyol ücretlerine yapılacak zam oranı belli oldu!

    Köprü ve otoyol ücretlerine yapılacak zam oranı belli oldu!

    AKP hükümeti, yeni yıl öncesinde birçok kalemde zam için hazırlık yapıyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, katıldığı bir televizyon programında otoyol ücretlerine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

    OTOYOLLARDA YENİDEN DEĞERLEME ORANI GÜNDEMDE

    Bakan Uraloğlu, Karayolları Genel Müdürlüğü’nün işlettiği otoyollara yapılması planlanan artışa ilişkin olarak, “Karayolları Genel Müdürlüğü’nün işlettiği otoyollarda yeniden değerleme oranında olabilir diye düşünüyoruz” ifadelerini kullandı. 2026 yılı için yeniden değerleme oranı yüzde 25,49 olarak belirlenmişti.

    KÖPRÜ VE OTOYOLLARDA SÖZLEŞMELER İNCELENECEK

    Kamu-özel işbirliği modeliyle işletilen köprü ve otoyollarla ilgili sürece de değinen Uraloğlu, bu alanlarda yapılacak zamların sözleşmelere göre şekilleneceğini belirtti. Bakan Uraloğlu, “Diğer otoyollarda sözleşmedeki durumumuz nedir ona bakacağız” dedi.

    Açıklamalar, 2026 yılına girerken otoyol ve köprü ücretlerinde kapsamlı artışların gündeme gelebileceğine işaret etti.

  • AKP’den flaş çıkış: Kayyım uygulaması düşmeli

    AKP’den flaş çıkış: Kayyım uygulaması düşmeli

    Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, AKP, DEM Parti ve MHP’den birer üyenin dahil olduğu heyetin İmralı’da terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan’la gerçekleştirdiği görüşmenin ardından ilk kez bir araya geldi.

    Toplantı, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş ve koordinatör üyelerin yaptığı değerlendirme görüşmesi sebebiyle 35 dakika gecikmeli başladı.

    Komisyonun ilk oturumunda partilerin hazırladıkları süreç raporlarının görüşüleceği duyuruldu. İmralı ziyaretiyle ilgili görüşme ise ikinci oturumda yapılacak.

    Açılış konuşmasında süreçte “en hassas ve kırılgan döneme girildiğini” belirterek “dil ve üslup” uyarısı yapan Kurtulmuş, “Dinleme faslı bitti, raporlama aşamasına geçiyoruz” dedi.

    EMİR, CHP ÖNERİLERİNİ SIRALADI

    CHP Grup Başkanvekili Murat Emir söz aldı. Komisyon raporunun geniş bir rapor olması gerektiğini söyleyen Emir, CHP’nin önerilerini şöyle sıraladı:

    “AYM ve AİHM kararlarının uygulanması amacıyla idari ve siyasi engellerin kaldırılması, hak ve özgürlüklerin kullanılmasının önündeki engellerin kaldırılması, Kürt sorununun çözümü için demokratik siyaset ortamının oluşturulması, kayyım uygulamalarına son verilmesi, siyasetin yargıya müdahalesine son verilmesi, 19 Mart’ta tutuklanan tüm siyasetçilerin serbest bırakılması, kadına ve çocuklara karşı şiddetle etkin mücadele edilmesi, yargı ve infaz sistemindeki antidemokratik uygulamalara son verilmesi, devletin inançlara karşı tarafsız olduğu bir düzenin hayata geçirilmesi ve güvenlik bürokrasisinde çalışan sivil memurların özlük haklarının iyileştirilmesi.”

    TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, İmralı ziyaretinin tutanakları hakkında bilgi sahibi olmadan rapora dair önerilerde bulunmanın doğru olmadığına işaret etti.

    DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, İmralı görüşmesi hakkında komisyona bilgilendirme yapılmadığını belirterek, komisyona bilgilendirme yapılmasını istedi.

    AKP: KAYYIM UYGULAMASI DÜŞMELİ

    AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Trabzon Milletvekili Mustafa Şen, örgütün kendi varlığına son verdiğine devletin ilgili birimlerinin somut delillerle kanaat getirmesiyle, devletin ilgili otoritesinin ‘bundan sonra terör yoktur’ demesiyle Meclis’in süreç kapsamındaki kanunu çıkarılabileceğini kaydetti. Şen, “Örgüt üyeliği bir suç. Örgüt kendini feshettiyse suç ortadan kalkar. Aynı şekilde ’yardım ve yataklık’ suçu da düşer. Yargılama devam ediyorsa da mahkeme düşer. Bu suçlar kapsamında tahliye olanlara ya da hayata katılanlara 5 yıllık adli takip öneriyoruz. Örgüte üyelik dışındaki ‘terör’ faaliyetlerine bulaşmış kişilere dair de Türkiye’de bulunmaları halinde TCK geçerli olacak. Ancak örgütün kendini feshetmesi sebebiyle kamu vicdanını incitmeyecek cezai indirimler öneriyoruz” dedi.

    Şen ayrıca, “Terör örgütü kendi faaliyetine son vermiştir. Dolayısıyla o sebeple bir belediyeye kayyım atanmışsa, artık o uygulamanın düşmesi gerektiği kanaatimizi paylaşıyoruz.”

    YILDIZ: SİLAHLAR TESLİM EDİLDİKTEN SONRA EL BİRLİĞİYLE ÇÖZÜLECEK

    MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Feti Yıldız ise, silahların teslim edilerek imha edilmesinin kolluk güçleri tarafından tespit edilmesinden sonraki süreçte bütün sorunların el birliği ile çözüleceğine işaret etti.