19° Açık

Özgür Özel: ‘100 yıl sonra yine hep beraber kurtuluşa yürüyoruz’

Gündem - 31 Ağustos 2025 22:06 A A

Image

CHP’nin İBB operasyonları ve İBB başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına tepki olarak başlattığı “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerin 51’incisi Sinop’ta gerçekleşiyor.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel hakkında, partisinin bir önceki 27 Ağustos’taki Beyoğlu mitinginde yaptığı konuşmada İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’e yönelik sözleri nedeniyle soruşturma başlatılmıştı.

Soruşturmalara, operasyonlara ve engellemelere rağmen mitinglerini sürdüren CHP bugün de Sinop halkıyla bir araya geldi.

Saat 19.00’da İskele Meydanı’nda düzenlenen mitinge on binler akın etti.

İMAMOĞLU: “TUTUKSUZ YARGILANSAM YAPACAĞIM TEK BİR ŞEY VAR…”

Sinop İl Başkanı Aykut Cem Yalçınkaya, tutuklu CHP cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Silivri’den Sinop halkına ilettiği mesajı okudu.

Resim

İmamoğlu, Yalçınkaya tarafından okunan mektubunda şunları söyledi:

“5 ayı aşkın bir süredir Silivri Zindanı’nda tutuluyorum. Benimle ilgili soruşturma, 2024 yılının Ekim ayında başlatılmış. Yaklaşık 11 ay geçti, hakkımda bir iddianame hazırlanamadı. Devletin bütün imkanları seferber edildi, ülkenin en yetkili şahsı ‘turp’ dedi, ‘ahtapot’ dedi ama hala ortada bir iddianame yok. Daha resmen neyle itham edildiğim bile belli olmadan, beni tutukladılar ve suçluymuşum gibi göstermeye çalışıyorlar. Tutuklanmam için hiçbir hukuki sebep yok. Neredeyse bir yıl olacak, bütün deliller çoktan toplandı. Tutuksuz yargılansam yapacağım tek bir şey var, vatandaşın bana verdiği görevin başına ve milletimin arasına dönmek. Yine de tutukluyum. Çünkü belediye başkanı olarak hizmet etmeme, cumhurbaşkanı adayı olarak milletimle buluşmama tahammülleri yok. Çünkü, ben görevimi yaptıkça, onların gerçek yüzü daha fazla ortaya çıkacak. Ben milletimle buluşup gerçekleri anlattıkça, onların kirli kumpasları tamamen boşa düşecek.”

Resim

OTORİTER ÜLKELERDEN ÖRNEK VERDİ: “GÖSTERMELİK SEÇİMLER YAPILIYOR VE BİRTAKIM ZALİMLER, ÖMÜR BOYU KOLTUKTAN KALKMIYOR”

“Haksız yere tutuklanmak, yargılanmadan cezalandırılmak demektir ve bu hiçbir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı için kabul edilemez. Seçimle işbaşına gelmiş, milli iradenin temsilcisi niteliğindeki yöneticiler için ise bilhassa kabul edilemez. İşin içinde savcılık var, mahkeme var diye kimse aldanmasın. Benim ve tüm belediye başkanı arkadaşlarımızın tutuklu yargılanması, tamamen siyasi bir karardır. Ortada hukuki bir mesele yok; ortada iktidardaki bir avuç insanın siyasi beka meselesi var. Muhalefetin elini kolunu bağlayarak seçim kazanmanın, koltuklarını korumanın peşindeler. Siyasi rakiplerini zindana atan, hukuk ve demokrasiyi rafa kaldıran iktidarların işbaşında olduğu ülkelere bir bakın. Her türlü hukuk dışı, gayrı meşru yöntemi kullanarak, zorbalıkla muhalefeti etkisizleştirmeye çalışıyorlar. Göstermelik seçimler yapılıyor ve birtakım zalimler, ömür boyu koltuktan kalkmıyor. Bütün o ülkelerde millet mutsuz, millet umutsuz.”

“SADECE KENDİ ÇIKARLARINI KORUMANIN PEŞİNDELER”

“Türkiye’yi adaletten ve demokrasiden tamamen yoksun ülkelerden biri haline getirme hevesi duyanlar, sadece kendi çıkarlarını korumanın peşindeler. O bir avuç insana umut bağlayan vatandaşlarımız çok iyi bilsinler ki, adaletin ve demokrasinin olmadığı bir Türkiye’de refah olmaz, zenginlik olmaz. Öyle bir Türkiye’de bereket olmaz, huzur olmaz. Adalet, devletin varlık sebebi; demokrasi ise vatandaşın hürriyetlerinin güvencesidir. Onun için ben ısrarla, ‘herkes için her yerde, önce adalet, önce hürriyet’ diyorum. Devletimizin bekası, milletimizin bütünlüğü buna bağlıdır. Ben bu hassasiyet içinde, herkes için adalet ve hürriyet mücadelesi başarıya ulaşana kadar, her türlü zorluğa katlanarak, bir nefer olarak çalışacağıma bir kez daha söz veriyorum.”

“DEVLETİ BİR AVUÇ İNSANIN TAHAKKÜMÜNDEN KURTARIP…”

“Etrafımdaki bütün o duvarlar, demir kapılar, tel örgüler vız gelir tırıs gider. Heyecanım ve umudum yüksek. Çünkü milletime güveniyorum. Kararlılığım ve cesaretim tam. Çünkü sizlere güveniyorum. Hep birlikte başaracağız. Bu ülkeyi yeniden ayağa kaldıracağız. Bir avuç insanın yerle bir ettiği devlet yapısını, hukuk sistemini, demokrasiyi, ekonomiyi, eğitimi, sağlığı hep birlikte yeniden inşa edeceğiz. Her seçim öncesinde farklı ‘iç düşmanlar’ uydurarak, birlik ve kardeşliğimizi tehdit eden o kötülük dolu, kirli siyaset anlayışından bu ülkeyi kurtaracağız. Devleti bir avuç insanın tahakkümünden kurtarıp, milletin ortak çıkarlarının, güvenliğinin, geleceğinin bekçisi haline getireceğiz. Bir avuç insan kaybedecek, 86 milyon kazanacak. Geleceğimiz, birliğin ve kardeşliğin, adaletin ve hürriyetin, bolluğun ve refahın ışığıyla aydınlanacak. Her şey çok güzel olacak. Ekrem İmamoğlu. Silivri Zindanı.”

ÖZEL SİNOP HALKINA TEŞEKKÜR ETTİ

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Sinop’ta da av yasağının kalktığı ve balıkçıların ‘Vira Bismillah’ diyeceği 1 Eylül’ün arifesinde anlamlı bir adres ve anlamlı bir başlangıç tercih etti. Özel, balıkçılığın önemli bir geçim kaynağı olduğu Sinop’ta, miting alanına balıkçı teknesiyle gitti. Özgür Özel’e Sinoplu balıkçılar da tekneleriyle eşlik etti.

Ardından kürsüye çıkan CHP lideri Özgür Özel Sinopluları selamladı.

‘İKTİDARA YÜRÜYORUZ’

Özel’in konuşmasından satır başları şöyle oldu…

-“21 Mart tarihinde yerel seçimlere 10 gün kala bu meydandaydık. Tarih yazacağız dedik, siz inanadınız, burada Metin Başkana güvendiniz. 47 yıl sonra partimizi birinci parti yaptık. Bugün de ilk günkü gibi Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye’nin birinci partisi. Desteğiniz için teşekkür ediyorum. 100 yıl sonra bir kez daha hep birlikte kurtuluşa yürüyoruz, demokrasiye yürüyoruz, iktidara yürüyoruz.”

‘SİNOP’A NÜKLEER SANTRAL YAPTIRMAYACAĞIZ’

Bu güzel şehir, Türkiye’nin en mutlu şehri diye bildiğimiz şehrin dünya kadar borcu var. hala nükleer santral gibi bir derdimiz var. Sinop’ta nükleer santral isteyen yok, Sinop’ta nükleer isteyen bir kişi var, ona inat Sinop’a nükleer santral yaptırmayacağız.

Sinop’ta hastane yok, Sinoplular Atakum yolunda hayatını kaybediyor, Sinop gibi bir kente bunu reva görenler bu kentte aldıkları oyu da hak etmiyor.

2017’de sosyal ekonomik gelişmişlik endeksinde 52. sırada olan Sinop bu sene TÜİK verisine göre 81. sıraya gerilemiş. Yani bu güzel kent bu iktidarın yaptıklarıyla, yapmadıklarıyla en geriye kadar düşmüş. Bu şehir göç vermiş, güç kaybetmiş, neredeyse sadece emeklilerden oluşan bir şehre dönüşmüş.

Sinop’un internet sorunu var, köylerde internet yok, il merkezinde bile sorun var ama dünyanın en pahalı internetini bu ülkede bize Recep Tayyip Erdoğan satıyor.

“KIRK HARAMİLERİN DADANDIĞI İLLERDEN BİRİ”

“Bunun için biz kapsamlı raporlar hazırladık ama buradan açıkça söyleyeyim. Türkiye’de bu balıkçılıkla ilgili 7-8 bakanlığın farklı farklı düzenlemeleri var, kendi alanlarına giren. Buradan, Sinop’tan bir kez daha açıkça ilan ediyoruz. İktidara geldiğimizde açıklanan ilk Bakanlar Kurulunda Denizcilik Bakanlığı olacak, bu sorunların tamamı o bakanlık tarafından çözülecek. Ayrıca bir sorun daha, bu beşli çetelerin, kırk haramilerin, yamyamların dadandığı illerden bir tanesi de Sinop. Cengiz’in bir bakır madeni açmak istediği Boyabat’ta 51 bin ağacın, 30 bin dekar çeltiğin madene kurban edileceğini duyduk. Sizler mücadelede, direnmede, toprağınızı korumada bugüne kadar önemli başarılar elde ettiniz. Boyabat’taki Cengiz’in bakır madenine karşı siz mücadele edeceksiniz, biz sizin yanınızda olacağız, arkanızda olacağız, sonuna kadar size destek olacağız. ‘Sinop’un köylüsü maden tehdidi ile karşı karşıya’ deyince ‘Sinoplu köylünün kim önüne düşecek, kim örgütleyecek’ deyince maalesef geçen hafta bir büyük kayıp yaşadık, onu rahmetle anmadan geçemeyeceğim. Daha önce il başkanlığımızı yapan, hem SHP’de hem CHP’de, Türkiye’de kooperatifçiliğin simge ismi, Kırsal Kalkınma Kooperatiflerini kuran, 300 bin orman köylüsünü kendi kooperatifi altında örgütleyen Başkanımız Cafer Yüksel’i kaybettik. Hepimizin başı sağ olsun. Ruhu şad olsun.”

“TAYYİP BEY FAKİR SEVMİYOR”

Bu hafta TÜRK-İŞ 88 bin lira ilan etti yoksulluk sınırını. Bu rakamı biz değil TÜRK-İŞ açıklıyor. Meydanda 88 bin liradan çok evine para girenler el kaldırsın… Milletin durumu kötü. Millet yoksul, Tayyip Bey fakir sevmiyor deyince diyor ki ‘Millete hakaret ediyor’… Bu millete en büyük hakaret bu güzel insanları bu maaşlara mahkum etmektir, yazıklar olsun size…

Kur korumalı mevduat ile 60 milyar lirayı fakirden aldı, zengine akıttı. Vergiyi ödemeyen de kodamanlar, çünkü siyaset bir tercih işidir. Tayyip bey fakiri sevmez, zengini düşünür, onun gönencine bakar.

“AK PARTİ’NİN KARA DÜZENİ”

AK Parti’nin bir kara düzeni var. Zengini daha zengin eden, yoksulu daha yoksul yapan muhtaçlaştıran bir düzen var. Oy zamanı hatırlayıp sonra sırt çeviren bir düzen var.

Şimdi insan içine çıkabiliyorlar mı, buradan sesleniyorum: Yüzde 29 ile seni orada oturtmam.

Eyy Erdoğan sandık gelecek, sen gideceksin… Hodri meydan!

“BEŞ EMEKLİ BİRLEŞSE İKRAMİYELERİYLE BİR EV ALABİLECEK”

“AKP öncesi insanlar devlet memuru olmak, devlet memuru olunca hayatlarını kurtarmak, hele hele karı – koca devlet memuruysa beş yıl içinde bir ev almak, bir beş yıl sonra bir araba almak, hiçbir şey olmasa tek devlet memuru emekli ikramiyesi ile bir ev alabiliyorlardı. Maalesef öyle bir noktaya geldik ki, memuru geldikleri günden üçte bir noktasına sürükleyen, artık devlet memurunun geçinemediği, borcunu ödeyemediği, kredi kartlarını ödeyemediği bir noktaya geldi. Bu iktidar geldiğinde devlet memuru emekli olduğunda 18 bin lira ikramiye alıyordu. İstanbul’da daire ortalama fiyatı 15 bin liraydı. Yani bir memur emekli olup İstanbul’da mütevazi bir daire alabiliyordu. Bugün aynı memura 975 bin lira ikramiye veriyorlar. O emsal ev 5 milyon lira şimdi İstanbul’da. Artık beş emekli birleşse ancak beş emekli ikramiyesi ile bir ev alınabilecek. Yani bugün ev almanın, araba almanın, eğer bir piyango isabet etmediyse, bir miras kalmadıysa çalışarak mümkün olmadığı bir döneme gelmiş durumdayız.”

“İYİ EĞİTİME ARTIK SADECE ZENGİNLER ULAŞABİLİYOR”

“Okullar açıldı. Bu okullar açıldığında her taraftan kayıt parası isyanları geliyor. İnkar ediyorlardı, gizleyemiyorlar. Okul müdürleri diyor ki ‘Okulun temizliği lazım, para yok. Güvenlik lazım, para yok. Eleman lazım, para yok.’ Mecburen velilerden para topluyorlar. Velinin zaten canına tak etmiş. Okula başlama maliyeti okul öncesi için 9 bin lira, ilkokul için 10 bin 500 lira, ortaokul – lisede 12 bin liraya kadar çıktı. Bir de üstüne kayıt sırasında para isteniyor. İyi eğitim, maalesef sadece zenginlerin ulaşabileceği bir noktaya geldi. Biz belediye başkanlarımız, özellikle son tutuklanan Belediye Başkanımız İnan Güney’in başlattığı bir proje var. Okulda cebinde parası olan çocuk koşup suyu alıyor, kana kana içiyor. Garibanın çocuğu tuvalet çeşmesine ağzını dayıyor. İnan Güney örnek oldu…”

“HEPSİ BU MEMLEKETİN EVLADI”

“Hasta mı var? Değerli Sinoplular, pandemide hepimiz korktuk, evlere çekildik. Büyüklerimizi, ileri yaştakilerini sevdiklerimizin bir kısmını kaybettik. Türkiye’de 100 binin üzerinde kaybımız oldu pandemide. Hepsine Allah rahmet eylesin. O günlerde korkmayan, bizi yaşatmak için kendi yaşamını hiçe sayan sağlık emekçileri vardı. Herkes onları övüyordu. Tayyip Bey ‘Hakları ödenmez’ diyordu, hakikaten haklarını ödemedi. Bütün sağlık emekçilerine; hastanede çalışan işçisinden profesörüne, ATT’sinden ambulansın şoförüne kadar hepsine yürekten bir alkış alayım. Hemşireye, ebeye, hasta bakıcıya bir yürekten alkış, bir kuvvetli, bir duyayım. Onları oraya götüren, yolu açan da kahraman Türk polisi. Maç olur, polis çalışır. Seçim olur, polis çalışır. Sokağa çıkmak yasak, polis çalışır. Sayım olur, polis çalışır. Olmadık emirler verirler, polis kötü olur. Ama hepsi, hepsi bu memleketin evladı. Bir kuvvetli alkış da onlara alayım.”

Image

“ATTIĞIM EN GÜZEL MESAJ VE AYNI MESAJI ALACAKSINIZ”

“Seçim akşamı hani şöyle bir şey oldu ya… Hayatımın en güzel anısı. Seçim günleri akşamüstleri sandık görevliliği yapanlar var. Bir göreyim kimler yaptı bundan önce? Size mesaj geliyordu değil mi eskiden? ‘Gelen sonuçlara inanmayın, moralinizi bozmayın. Sandıkları bırakmayın. Sakın ıslak imzalıları almadan görev yerinizden ayrılmayın.’ Doğru mu? Bu sefer 16.30’da yazdırdım, 18.00 -18.15’te. Geldi mi benim mesaj? Bak, geldi. Ne geldi biliyor musunuz? Mesajı söyleyeyim. Sandık görevlisi olmayanlara. ‘Birazdan Türkiye’nin dört bir yanından çok güzel haberler alacaksınız. Sakın sevinip de görev yerinizi bırakmayın. Son ıslak imzalı tutanağı almadan oradan ayrılmayın.’ Nasıl mesaj? Hayatımda attığım en güzel mesaj. Gelecek seçim akşamı aynı mesajı alacaksınız. Gelecek seçim akşamı İstanbul’da Bozdoğan Kemeri’nin önünde Tayyip Bey’in haksızca üzerlerine saldırttığı İstanbul Üniversitesi öğrencileriyle Türk polisi birlikte halay çekecek. Söz veriyorum. Haydi o gece yetişemem, seçimin ertesi günü; pazartesi akşam Bozdoğan’da bir elimde polis, bir elimde öğrenci halay çekmeye gideceğim. Söz veriyorum. Ayrıca cezaevinde çok arkadaşımız var. Hatırlarını soruyorum, ‘Ben iyiyim ama bu arkadaşların durumu kötü’ diyor. İnfaz koruma memurları var. Bunlar cezaevlerine maaşla yatan mahkumlar. Aldıkları maaşın yarısı kiraya gidiyor. Dünyanın en zor işini yapıyorlar. Üç infaz koruma memurundan birine lojman var. Bunları emniyet sınıfından saymıyorlar. Kıyafetlerinden ulaşımlarına, her şeyleri dert. Çocukları çok zor durumda. Türkiye’de cezaevlerini bu hale getirenler dönüp de infaz koruma memurunun hatırını bile sormuyorlar. Buradan söz; hem cezaevleri boşalacak, hem de infaz koruma memurları hak ettikleri kanuna, özlük haklarına kavuşacak. Söz veriyoruz. Ne atanmayan öğretmen bırakacağız, ne boynu bükük bir meslek grubu. Ne emeklilikte adalet isteyenler bekleyecek, ne de hangi meslekten olursa olsun işsiz gençlerimiz ülkeden gitmeye çalışacak. Bu ülkeyi yaşanacak, mutlu olunacak ve vatandaşlığından gurur duyulacak bir ülke haline getireceğiz. Bunu 100 yıl önce başardık, 100 yıl sonra bir kez daha başaracağız. Söz veriyoruz.”

“HER SENE 10 BİN LİRA OKUL YARDIMI YATIRACAĞIZ”

“Bu arada buradan şöyle bir çağrıda bulunmak istiyorum. Yapmaz ama, yapacağımızı bilsin. Biz iktidarda olduğumuzda belli bir gelir seviyesinin altındaki bütün ailelere asgari ücret, hatta en düşük devlet memuru maaşının altında geliri olan tüm ailelere öğrencileri başına bugünkü parayla 10 bin lira okula dönüş ya da okula başlama yardımı her sene ağustos sonunda yatıracağız. Söz veriyoruz. Engin Başkan da öğretmen, Millî Eğitim Komisyonu’nda çok uzun yıllar görev yaptı. Bütün okul müdürlerine, milli eğitim müdürlerine, kaymakamlara ve valilere sesleniyorum. Geçen sene birçok yerde yaptık. Çok talep aldık. Baskılarla birçoğuna engel oldular. Sessiz sedasız, en yakınınızdaki CHP’li belediyeye ulaşın. Okulunuz için su arıtma cihazı, okulun temizliği, temizlik malzemesi, bununla ilgili hafta sonu öğrenciler yokken dip bucak temizlik, hafta içi sabah erkenden temizlik. Korkmayın onlardan. Çocukları düşünün. Cumhuriyet Halk Partisi göreve hazır. Belediyelerimiz göreve hazır.”

“‘İKİ KERE İKİ; DÖRT’ DESE KERRAT CETVELİNİ KONTROL EDERİM”

“Biraz önce üniversite öğrencilerinden bahsettim. Üniversite öğrencileri bu iktidar gelmeden önce, Tayyip Bey dalga geçiyordu. ‘Ben gelmeden 45 liracık, 45 liracık KYK bursu veriliyordu. Elhamdülillah onu biz -geçen sene diyor- 2 bin lira yaptık. Bu sene 3 bin lira yaptık.’ Ben Tayyip Erdoğan, ‘İki kere iki dört eder’ dese kerrat cetvelini kontrol ederim. Kesin bir yanlışlık vardır. Gittim baktım. Doğru mu? O gelmeden önce burs 45 lira, doğru. Çeyrek altın kaç lira? 27 lira. Yani rahmetli Ecevit’in ve ittifak ortağı, o zaman koalisyon ortağı Devlet Bahçeli’nin birlikte oldukları koalisyon, üçlü koalisyon, 45 lira burs veriyor. Ama 45 liracık, çeyrek altın da 27 liracık. Yani 1,5 çeyrek altın alınıyor o parayla. Bugün çeyrek altın 7 bin lira. 1,5 çeyrek altın 10 bin lira. Biz öğrenciye elhamdülillah 3 bin lira veriyoruz. Eskiden üç öğrenci birleşince bir ev tutabiliyorlardı o parayla. Şimdi bu verilen parayla 10 öğrenci birleşseler Afganistanlı mülteciler gibi bir evde zor kalacaktır. O yüzden aynen şunu söylüyoruz: Cumhuriyet Halk Partisi iktidara geldiğinde asgari ücrette, emekli maaşında, öğrenci bursunda, memur maaşında, Tayyip Erdoğan cebinizden ne aldıysa onu geri getirmek boynumuzun borcudur. Söz veriyorum. Ama sizin de bir şeye söz vermeniz lazım. Söz vermeniz lazım. Allah için şimdi düşünün. İçinizden bir emekli şuradaki kuyumcudan bir altın alsa, cebine ya da çantasına koysa. Eve varsa, kaybetmiş. Ne yapar? Aklı çıkar. Döner ‘Nerede benim altın?’ diye arar. Bakın bir emekli değil, her emekli. 1 çeyrek altın değil, 6 çeyrek altın. Bir sefer değil, her ay kaybediyor. Bir şey kaybedildiği yerde bulunur. Doğru mu? Nerede kaybettik? 3 Kasım 2002’de bir seçim sandığında kaybettik. Önümüzdeki ilk seçim sandığında kaybettiklerinizi bulmaya var mısınız? Var mısınız? Söz mü? İşte siz bu kararlılıkta olursanız, o kaybettiğimiz her şeyi hep beraber bulacağız.”

“HASTA HASTA İÇERİDE TUTANLAR ALLAHLARINDAN BULSUNLAR”

“Şimdi bir teşekkür önce. Burada benim, bizim Manisamızın kaybettiği Ferdi kardeşimin resmini asmışlar oraya. Aslanların emeğine, düşünenlerin yüreğine sağlık. Hepinize teşekkür ediyorum. Onun yanında da bir resim daha var. O resim Türkiye’de bir yenilmez vardı ya güya. ‘Efendim ben hiç seçim kaybetmedim’ diyordu. Küllüm yalan. Önce şunu söyleyeyim. Tayyip Erdoğan Beyoğlu Belediye Başkanı adayı oldu, kaybetti. Ara seçimde milletvekili adayı oldu, kaybetti. Sonra kendi kurduğu partisi ile uzun süre seçim kazandı. 31 Mart 2024 günü, Cumhuriyet Halk Partisi’ne ve belediye başkanlarına kaybetti. Doğru mu? Ama bir kaybetmeyen var. Türkiye’de bir namağlup var. 2014 yılı, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı, AK Parti’nin adayı karşısında seçime girip kazanan biri var. Beş yıl orayı yönetip İstanbul Büyükşehir adayı olup 13 bin 600 farkla 31 Mart’ta kazanan biri var. Hazmedemeyip iptal ettiler. 24 Haziran’da 806 bin farkla kazanan biri var. Beş yıl yönetti, her zorla rağmen tekrar aday olduğunda 1 milyonun üzerinde farkla kazanan biri var. Dört kere üst üste kazanan, kaybetmeyen Tayyip Erdoğan’ın korkulu rüyası Ekrem İmamoğlu işte orada. Şimdi Ekrem Başkan hem bu Karadeniz’in esintisini oradan duyuyor. Sizi duyuyor. Şu Jimmy Jip de şu yakışıklıyı bir görsün. Bak ne yazıyor orada? ‘Özgür Amca Ekrem Amca ile birlikte Sinop iskelesinde balık tutacağız’ diyor. ‘Söz mü?’ Söz, söz sana. Şimdi Ekrem Başkan hem bunu gördü, hem sizi gördü. Türkiye’nin dört bir yanında Ekrem Başkan’a klip çekiyoruz. O oradan söylüyor, biz buradan söylüyoruz. Hep birlikte hiçbir haram lokma yemeyen, bir cana kıymayan Ekrem Başkan’a ve bütün siyasi tutsaklara, cezaevlerinde kader mahkumlarına, hep birlikte söylüyoruz yiğidim aslanımı. Göreyim ışıkları. Harikasınız. Yiğidim aslanımı Zülfü Abi’den hep çalıyorduk, sonra Volkan Konak’ı kaybettik. Mehmet Murat Çalık da bana cezaevinden, hastaneden not yazdı. ‘Bu akşam Volkan Abi’den olabilir mi?’ dedi. O da Maçkalı, o da Maçkalı. Volkan Konak’ın anısının önünde saygıyla eğiliyoruz. Allah rahmet eylesin. Mehmet Murat Çalık’ı hasta hasta içeride tutanlar Allahlarından bulsunlar. Bütün hasta tutuklu ve hükümlülere, bütün gençlere, öğrencilere, siyasi tutsaklara, kader mahkumlarına en kısa sürede özgürlük diliyoruz.”

Image

“‘BİR AY SONRA…’ DİYORDU, BEŞ AY SONRA BURADAYIZ”

“Maalesef 19 Mart’tan bugüne kadar Ekrem Başkan içeride. Rıza Başkanımız, Ahmet Özer Başkanımız, çok daha uzun süredir, geçen sene 30 Kasım’dan, 30 Ekim gününden beri Ahmet Özer başkanımız içeride. Ve o günden bugüne bir yargılama yok. Bırakın yargılamayı ortada bir iddianame yok. Ortada hakaret var, iftira var ama kanıt yok. Bu konuda sürekli haysiyet cellatlığı var, bir gün söylüyorlar, üç gün televizyonlarda, yandaş kanallarda köpürtüyorlar. Çıkıyoruz, doğrusunu ispatlıyoruz. Özür dilemiyorlar, susuyorlar. Bir hafta sonra başka bir yalana başvuruyorlar. Buradan açıkça söylüyoruz. Açıkça söylüyoruz. Bir AK Toroslar çetesi, Çağlayan Adliyesi’nde adalete de ekonomiye de siyasete de zarar veriyor. Bu çete kendilerinden olmayan şerefli yargı mensuplarına da zarar veriyor. Zekeriya Öz gibi şımartılan, diğer savcılar, mütevazi lojmanlarda otururken 46 milyona, 46 tane emekli öğretmenin 30 yıllık ikramiyesini birleştirince, 46 milyona tadilatı yapılan yalıda oturuyor. Lüks araçlara biniyorlar, milleti eşiyle, çocuğuyla tehdit ediyorlar. Avukat tutmuşlar, içeridekilere yolluyorlar. ‘Şuna şu iftirayı atarsan çıkarsın, yoksa içeride yatarsın’ diyorlar. Kendine yaklaşmayanın eşini, özel kalemini, çocuğunu, korumasını, akrabalarını içeri alıp ‘Söyleyin itiraf etsin, dediğim gibi iftira atsın, hepiniz çıkın’ diye baskı yapıyorlar. Milletin şirkine el koyuyorlar, ‘Geri almak istiyorsan iftira at’ diyorlar. Kimine gidip, ‘Sıra sana geliyor, gelmesin istiyorsan gönlümü yap, benim istediğimi yap’ diyorlar. Öyle bir noktadayız ki bundan 165 gün önce operasyon oldu ilk. Bu operasyondan birkaç gün sonra Tayyip Erdoğan çıktı, ‘Göreceksiniz bir aya kalmaz, birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar. Eşlerinin bile gözüne bakamayacaklar. Perişan olacaklar, sokağa çıkamayacaklar.’ Şimdi o sözden 30 gün sonra değil dediği gibi. 165 gün sonra, sokaktayım, Sinop’ta meydandayım. Birbirimizin yüzüne bakıyoruz, Türkiye’nin gözünün içine baka baka söylüyorum. Ekrem Başkan suçsuzdur, arkadaşlarımız suçsuzdur. Onlar bizim onurumuzdur. ‘Bir ay sonra’ diyordu, beş ay sonra buradayız. Bugün Sinop’ta yazın ortasında millet tatildeyken, hava sıcakken, günlerden pazarken, şu dakikada yapılacak pek çok güzel şey varken, dip dibe, sıkış sıkış, kan ter içinde sizler buradasınız ya; burası bir miting meydanı değil, bu darbeye karşı 51’inci eylemi yapıyoruz Sinop’ta. 51’inci eylemi. Buralara koşup gelenlere, darbecilere karşı, cuntacılara karşı direnenlere, masum arkadaşlarımızın arkasında duranlara, iradesine sahip çıkanlara, canım Sinoplulara selam olsun.”

“İMAMOĞLU’NA İFTİRA ATANLARI YARGILAYACAĞIZ”

“Şimdi buradan Tayyip Erdoğan’a meydan okuyorum. Bak bu meydanı gördün, meydan burada. Cesaretin varsa, yüzün varsa Sinopluların gözüne bakabileceksen gel haftaya bu meydana. Hodri meydan sana. Ama gelip de ne diyecek? Gelip de ne diyecek? Ne diyecek? Sizin hemşeriniz Diyojen vardı ya. Büyük İskender gelmiş Diyojen’in başına. ‘Benden bir isteğin var mı?’ demiş. Bu saatten sonra Tayyip Erdoğan Sinop’a gelirse, gelemez de gelirse, hatırınızı soramaz da sorarsa, ‘Benden bir isteğin var mı?’ derse, Diyojen gibi deyin, ‘Gölge etme başka ihsan istemez.’ Erdoğan’ın artık bu millete vereceği bir şey kalmadı. Yoruldu, yaşlandı. Ama maalesef o koltuğu bırakmak istemiyor. Ve o koltuğa yapışmak için iftiraya, saldırıya başladı. Bunun için zaman zaman da bana ‘Ekrem’i bırak, Ankara’ya gel, Ankara merkezli siyaset yap’ diyor. Ey Erdoğan, Ankara’da da oluruz, Sinop’ta da oluruz. Ben bugün Sinop merkezli siyaset yapıyorum. Geçen hafta Türkiye’nin bambaşka bir şehrinde, ondan önce başka bir şehrinde, haftada iki kez 50 farklı meydanda toplandık. Buraya kadar geldik. Sen beş ayda 9 dalga operasyon yaptın. 9 değil 99 yapsan, 50 değil 550 miting yapacağız. Eylem yapacağız. Sana boyun eğmeyeceğiz. Ve buradan açıkça, açıkça söylüyoruz. Ellerinde iftiranameleri birleştiremeyen, bu yüzden bir iddianame yazamayan, beş ayın sonunda her şeyi birbirine karıştırmış, suça bulaşmış bir AK Toroslar çetesi var. Yol yakınken dönülsün. Bu çete dağıtılsın. Makul insanlara dosya verilsin. Olacak olan şudur. Gerçekten savcılık yapacak birisi bu dosyaya baktığında ‘Kovuşturmaya gerek yoktur’ der. Ama tut ki bu çete bu iddianameyi bir şekilde yazdı, gerçekten doğru bir heyetin önüne gitsin. Bu iddianameyi reddeder, bunları kovalar. Buradan size söz veriyorum. Bu çete iddianameyi yazdığında Ekrem İmamoğlu değil, ona iftirayı atanları yargılayacağız. Onları yargılayacağız.”

EMEKLİLERDEN ERKEN SEÇİM ÇAĞRISI

Miting öncesi Anka’ya konuşan emekliler ise iktidara tepki göstererek erken seçim çağrısı yaptı:

Gündem - 22:06 A A
BENZER HABERLER
Hazır Site by Uzman Tescil webmaster