Etiket: Yusuf Tekin

  • KESK ve Eğitim-Sen ‘yaşam nöbeti’ kapsamında MEB’e yürüdü…

    KESK ve Eğitim-Sen ‘yaşam nöbeti’ kapsamında MEB’e yürüdü…

    Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki saldırıların ardından eğitim meslek örgütlenmelerinin eylemleri sürüyor. KESK Ankara Şubeleri Platformu ile Eğitim-Sen; saldırıların ilk gününden beri süren yaşam nöbeti kapsamında dün Ankara Yüksel Caddesi’nden Milli Eğitim Bakanlığı’nın önüne kadar yürüdü ve bakanlığın önünde basın açıklaması düzenledi.

    ‘GENEL GREV, GENEL DİRENİŞ’

    Yürüyüş kapsamında katılımcılar; “Okullarda şiddete hayır” yazılı pankart tutarken; “Gün gelecek devran dönecek, AKP halka hesap verecek”, “Tarikatın bakanı Yusuf Tekin istifa”, “Genel grev, genel direniş”, “Eğitimde şiddet politiktir” ve “Yusuf Tekin istifa” sloganları attı. Eyleme SOL Parti, DİSK, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ve Halkevleri de destek verdi. Eylemde; KESK Eş Başkanları Ayfer Koçak ve Ahmet Karagöz ile Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, SOL Parti Sözcüler Kurulu Üyesi Önder İşleyen, Eğitim Sen Kurucu Genel Başkanı ve eski CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya’da katıldı.

    ‘ÇÜRÜK DÜZEN, ÖLÜ ÇOCUKLAR’

    Yürüyüş Yüksel Caddesi’nde başladı ve Kızılay metrosundan Milli Eğitim Bakanlığı’na kadar sürdü. Kitle, bakanlığın önünde kortej oluşturdu. Konuşmaların gerçekleştirilmesi için de bir kürsü kuruldu. Eylemciler kürsünün önüne, yere dövizler koydu. Dövizlerde; “Affını isteyeceksin ama biz seni affetmeyeceğiz”, “Okul bahçesine park yapılmaz, koridorlarda koşulmaz, okula silahla girilmez!”, “Makamınız değil, çocuklarımız kutsaldır”, “Tuvalete sabunu boşver, sadece yaşamak istiyoruz”, “Çürük düzen, ölü çocuklar”, “Çocukların katili saray düzeni”, “Tonguç babayı unutmadık”, “Yusuf hiç tekin değilsin” ve “Yusuf Tekin istifa” ifadeleri yazılıydı.

    ‘SİYASETİNİZ ÇOCUKLARDAN SOĞUKKANLI FAİLLER YARATTI’

    “Eğitimde şiddetin baş sorumlusu Yusuf Tekin istifa” sözleriyle konuşmasına başlayan Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak; “Okullarda yaşanan bu vahşeti sadece bir ‘güvenlik zafiyeti’ olarak geçiştiremezsiniz. Bu tablo; eğitimden kültüre, ekonomiden sosyal politikalara kadar yıllardır sürdürülen yanlış politikaların doğrudan, somut ve kanlı bir sonucudur. Şiddeti sıradanlaştıran, dilini yaygınlaştıran, toplumu kutuplaştıran siyasetiniz; bugün 14-16 yaşındaki çocuklardan soğukkanlı failler yaratmıştır. Gençleri geleceksizliğe, umutsuzluğa ve mafyatik ilişkilere mahkûm eden bu düzen, okullarımızı birer şiddet mekânına çevirmiştir” dedi.

    ‘SİZİN HALKA BORCUNUZDUR’

    Sorunun polisiye tedbirler almakla çözülemeyeceğini belirten Irmak; “Eğitim kurumlarını birer hapishaneye çevirerek şiddeti önleyemezsiniz. Çözüm; liyakat yerine sadakati esas alan idari yapıyı dağıtmaktır. Çözüm; rehberlik ve psikososyal destek mekanizmalarını yeniden ayağa kaldırmaktır. Çözüm; ÇEDES ve MESEM gibi projelerle eğitimi tarikatlara, cemaatlere ve sermayeye peşkeş çekmekten vazgeçmektir. Çözüm; laik, bilimsel, kamusal, cinsiyet eşitlikçi eğitimi inşa etmektir. Yusuf Tekin, derhal tüm toplumdan özür dilemeli ve o koltuğu terk etmelidir. İstifa bir hizmettir ve sizin halka borcunuzdur” ifadelerini kullandı. Eylemde ayrıca; KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, Eğitim-Sen kurucu genel başkanı ve eski milletvekili Yıldırım Kaya ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’ndan temsilciler de konuştu. Konuşmacılar, Tekin’e istifa çağrıları yaptı.

    ‘BAKAN BUNU YAPARSA, ÖĞRENCİ DE BU HALE GELİR’

    Gazetemiz Cumhuriyet’e konuşan Eğitim-Sen Bursa Şube Başkanı Derviş Erdem ise; “Bu bir sonuç. Özellikle son 25 yıldır sürekli değiştirilen müfredat, okulların tamamının imam hatiplere çevrilmesi bu durumun öncülü. Öğrencilerimiz ve velilerimiz öyle bir duruma geldi ki, okulda öğretmen dövebiliyor, başka yere gönderebiliyor. Bir diğer sorun ise okullarda rehber öğretmenlerin eksik olması. 200’den aşağıya öğrenci varsa rehber ataması yapılmıyor. Bu yaşanan sürecin sonucu. Ekonomik yoksulluk çeken veliler, çocuklarıyla ilgilenemiyor. MESEM’lerde çocuklar ölüyor. O kadar çok yaşadığımız bir sorun var ki bu patlama. Toplumdan bağımsız düşünemeyiz bunları. Milli Eğitim Bakanı sanki bir partinin neferi gibi yanıt veriyor, bakan bunları yaparsa öğrenci de bu hale gelir” dedi.

    ‘BİZ HALKIMIZA SÖYLÜYORUZ’

    Eğitim-Sen Ankara 1 No’lu Şube Başkanı Sibel Gökçe Evci de “Bugün bu okullarda yaşanan katliamlar da politik ve maalesef bunu tekrar tekrar göreceğiz. Çok üzgünüz, öfkeliyiz. Hiçbir çocuğun canının acımasını istemem. Okullarda tartıştığımız şeyler çok farklıydı: Daha önce okullara gelen temizlik görevlilerinin nitelikli olmasını istiyorduk. Yusuf Tekin’le birlikte okulda temizlik görevlisi olsun demeye başladık. Biz şimdi öğretmenlerin, öğrencilerin can güvenliği korunsun diyoruz. Bu ülkede deprem oldu, binlerce insa öldü; Bolu’da otel yandı, yüzrlerce insan öldü… Hiçbir şey olmadı. Biz biliyoruz bunların istifa etmeyip, kendi saltanatlarını sürdüreceklerini. Biz bunları halkımıza söylüyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Suat Özçağdaş, Zorunlu eğitim ekonomik, dini, etnik tüm kimlikler yerine yurttaş olma kimliğini önceler

    Suat Özçağdaş, Zorunlu eğitim ekonomik, dini, etnik tüm kimlikler yerine yurttaş olma kimliğini önceler

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş, “Okullaşma oranlarının düştüğü, kız çocuklarının eğitimden koparıldığı, denetimsiz okullarda hayalet sınıfların kurulduğu, akran zorbalığının arttığı, yoksulluk sonucunda çocukların ev ekonomisine destek olmak için MESEM’lere ya da çocuk işçi olarak piyasaya gittiği ya da evde oturmak zorunda kaldığı, suçla ilişkilendiği bir düzen yarattınız ve şimdi oraya 1.2 milyon çocuğu daha göndermeyi utanmadan, sıkılmadan savunabiliyorsunuz” dedi.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş, parti genel merkezinde yaptığı basın açıklamasında, Türkiye’deki eğitim sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Özçağdaş, CHP Isparta Milletvekili Hikmet Yalım Halıcı ve Armağan Erdoğan ile birlikte yaptığı açıklamada, zorunlu eğitim alanında yaşanan gelişmelere ilişkin şunları söyledi:

    “Sizlerin de bildiği üzere zorunlu eğitim, bir ülkenin geleceğini yaratmak için yapılan önemli bir hukuki düzenlemedir. Bir ülke, yetiştirmek istediği geleceği, yaratmak istediği toplumu küçük yaşlarda okullu olma zorunluluğu ile gerçekleştirir. Zorunlu eğitim ekonomik, dini, etnik tüm kimlikler yerine yurttaş olma kimliğini önceler. Bir ülke zorunlu eğitim ile hem geleceğini yaratır hem istediği toplumsal dönüşümü yakalar hem de olası toplumsal sorunların önlenmesini sağlar. Hangi aileden geliyor olursa olsun, hangi toplumsal ya da ekonomik şartlara sahip olursa olsun, çocuklarımızın her birine belirli bir yaşa kadar fırsat eşitliği yaratmanın temel koşulu zorunlu eğitimdir.

    “AKP İKTİDARI TARAFINDAN ZORUNLU EĞİTİM TARTIŞMAYA AÇILMIŞ BULUNUYOR”

    Zorunlu eğitim, Cumhuriyet döneminde sorumlu, nitelikli yurttaşlar yetiştirme, yeni kurulan ülkeyi yükseltecek atılımları yapma hedefi taşıyordu. Bugün geldiğimiz noktada, 23 yıllık AKP iktidarı itaatkar, kanaatkar nesiller ve Cumhuriyet değerlerinin olmadığı yeni bir toplum yaratma hedefi için dolu dizgin çalışmaya devam ediyor. Bunun son adımı olarak da AKP iktidarı tarafından zorunlu eğitim tartışmaya açılmış bulunuyor.

    5 Eylül’de yaptığı açıklamada Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, çok çeşitli olarak gördüğü kesimleri dinlediklerini iddia etti. Kim peki bu çok çeşitli kesimler? Eğitim Bir-Sen, MÜSİAD, İstanbul Ticaret Odası, Enstitü Sosyal, Enderun Özgün Eğitimciler Derneği, Maarif Platformu, Medeniyet Enstitüsü, Yeni Akit, Yeni Şafak, Milat Gazetesi, Türkiye Gazetesi ve Şuurlu Öğretmenler Derneği. Tamamı aynı tornadan çıkmış. Tamamı aynı ideolojik bakış açısına sahip olan kurumlar. Hepsi Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve kendisinin birlikte yuvalandığı paydaşları.

    Bu çok çeşitli kesimlerin dışında olanları dinlemiş mi Yusuf Tekin? Öyle bir niyet yok. Açıkça da söylüyor zaten Sayın Yusuf Tekin. Diyor ki ‘Siyasi muhalifler sanki onların fikirlerini almak zorundaymışım gibi davranıyor. ‘Sizin fikrinizi almak zorunda değilim’ diyor. Yusuf Tekin’in demokratlığı bu. Demokrasiden anladığı bu. Çok çeşitli kesimlerden anladığı bu. Aynı tornadan çıkmış dernekleri konuşturursan kamuoyunda bir görüş almış olursun. Peki ondan farklı düşünenler? ‘Ben zaten onları dinlemek zorunda değilim’ diyor. Bu Yusuf Tekin’e yakışıyor ama Türkiye Cumhuriyeti’nin Milli Eğitim Bakanlığı görevini yürüten hiç kimseye yakışmıyor.

    Enderun Özgün Eğitimciler Derneği Maarif Platformu Medeniyet Enstitüsü ‘12 yıllık zorunlu eğitim dayatması çocukların kabiliyeti, meslek edinmeleri ve yuva kurmaları önünde büyük bir engel’ demiş. Kafaya bakar mısınız? Yuva kurmalarını engelliyormuş okullu olmak. Ekonomi profesörü Tayyip Erdoğan’ın yaptıkları engellemiyormuş ama okul engelliyormuş. Cumhurbaşkanlığı Sosyal ve Gençlik Politikaları Kurulu üyesi İpek Coşkun Armağan, ‘okuldan çıkmadan çocuk olgunlaşmaz. Uzun eğitim sürecinde bu mümkün olmuyor’ demiş. İpek Coşkun Armağan kaç sene okumuş? Liseyi okumuş, üniversiteyi okumuş, yüksek lisans yapmış, doktora yapmış ama başkalarının çocuklarına ‘olgunlaşmasını istiyorsanız erkenden okuldan çıksın’ aklını verebilecek kadar vicdansız biri.

    İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, haftada bir gün okulda eğitim, dört gün iş yerlerinde çalışmaya imkan veren Mesleki Eğitim Merkezi Sistemi’ne ağırlık verilmesi gerektiğini söylemiş. ‘En büyük statü meslek sahibi olmanın bizatihi kendisidir’ demiş. Liseyi bile kısa okuyacak, üniversite okumayacak birileri nasıl meslek sahibi olacak? Peki Sayın Avdagiç, sizin akrabalarda durum ne? Çocuklar ne durumda? Yeğenler ne durumda? Onlar da böyle liseden terk mi? Çık, sıkılma, utanma. İstanbul Ticaret Odası Başkanısın. Söyle bakalım hangi akrabaların MESEM’de okuyor senin?

    Başka birisi var, yine kıymetli bir isim. MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir. Büyük filozof… ‘Efendim, her çocuk aynı akademik başarıyı gösteremez. Yani bir kere 12 yıllık kesintisiz eğitim sistemi çok yanlış bir uygulama. Ülkeye herhangi bir faydası yok. Tornacı, teknisyen, kalifiye eleman bulunamıyor. Ara eleman krizi var. Bu da üretimini doğrudan etkiliyor’ demiş. Baklayı ağzından çıkarmış. Bana iş bulamayan milyonlar lazım ki ben onları sömürebileyim MÜSİAD olarak diyor.”

    “BU ÇIKIŞINIZ SİZİN TÜRKİYE’DE ORTAÖĞRETİMİ GETİRDİĞİNİZ HALİN İTİRAFIDIR”

    4 + 4 + 4’ü AKP’nin getirdiğini hatırlatan Özçağdaş şöyle devam etti: “Size ‘4 + 4 + 4 yapmayın’ dendiğinde bilmiş bilmiş cevaplar veriyordunuz. Yusuf Tekin dahil. Şimdi lise öğretimini beceremediğinizi söylüyorsunuz. Çocukları okulda tutamadığınızı söylüyorsunuz. Aslında bu çıkışınız sizin Türkiye’de ortaöğretimi getirdiğiniz halin itirafıdır. Siz çocukların okulda keyifli, sağlıklı, üretken, öğrenen bir süreç yaratamadığınızı söylüyorsunuz. Siz itiraf ediyorsunuz.

    Peki bu okul dönemi tartışılırken size 5 yaşın zorunlu olması söylendi mi? Söylendi. Siz neyi seçtiniz? Okul öncesi yerine liseleri seçtiniz. Peki 5 yaşı parti programınıza koymaya devam ettiniz mi? Ettiniz. Çünkü siz utanmazsınız. Bir tarafınız iktidardır, bir tarafınız sürekli muhaliftir sizin. Muhalif AKP ‘bunu böyle yapalım’ der. İktidar AKP bildiğini yapar. Yıllardır 5 yaşı zorunlu eğitime dahil edeceksiniz. Nerede? Şimdi bakalım bu MÜSİAD Başkanı kıymetli kardeşimizin gerekçesine. Türkiye’de 38 bini mesleki açık öğretimde olmak üzere 1 milyon 50 bin kişi açık öğretim sisteminde. 420 bini MESEM olmak üzere 1 milyon 643 bin kişi mesleki ve teknik eğitimde. Zorunlu eğitim çağında olup Milli Eğitim Bakanı’nın umurunda bile olmayan, nerededir diye sormadıkları 611 bin genç var ve 15-29 yaş aralığında ne eğitimde ne istihdamda 4 milyon 676 bin genç var. Ne yaptı? 8 milyon.”

    “Milli Eğitim Bakanı ‘okullaşmalarımız çok arttı’ diyor. Yalan söylüyorsun” ifadelerini kullanan diyen Özçağdaş devamında şunları aktardı: “İlkokulda oran 98.4’ten 95.43’e düştü. Ortaokulda oran 93.1’den 89.09’a düştü. Ortaöğretimde yani liselerde yüzde 87.97’den yüzde 82,85’e düştü. Yani her 10 öğrenciden ikisi okullaşmış değil. Milli Eğitim Bakanı bunlarla uğraşmıyor. Onun derdi kendisinin takıldığı bir zaman aralığına bütün ülkeyi sürüklemek. Peki ne diyor sonuçta bu? Yüzde 98 oldu diyor. İnsanda biraz utanma, sıkılma olur. Bu istatistikleri siz yayınlıyorsunuz. Okullarımızda akran zorbalığı artıyor. Çünkü sistem tamamen çocukların sıkılması üzerine, tamamen bir biçimde çocukların üretken olmadığı bir sistem. Geçen yıl tüm Türkiye’de bir yıl önceye göre yüzde 10 arttı. 612 bin 651 çocuk bir biçimde suçtan etkilendi. Ama bu sizin umrunda değil. 612 bin çocuk ya mağdur oldu, ya suça sürüklendi, ya tanık oldu, ya kayboldu. Okullaşma oranlarının düştüğü, kız çocuklarının eğitimden koparıldığı, denetimsiz okullarda hayalet sınıfların kurulduğu, akran zorbalığının arttığı, yoksulluk sonucunda çocukların ev ekonomisine destek olmak için MESEM’lere ya da çocuk işçi olarak piyasaya gittiği ya da evde oturmak zorunda kaldığı, suçla ilişkilendiği bir düzen yarattınız ve şimdi oraya 1,2 milyon çocuğu daha göndermeyi utanmadan, sıkılmadan savunabiliyorsunuz.”

  • Eğitim-İş Genel Başkanı,Cumhuriyetin temel kazanımlarını adım adım geriletmeye çalışmaktadır

    Eğitim-İş Genel Başkanı,Cumhuriyetin temel kazanımlarını adım adım geriletmeye çalışmaktadır

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in karma eğitimle derdi bitmiyor. Daha önce “Gerekirse kız okulları da açabilmeliyiz” çıkışında bulunan Tekin’in bu sözü doğrultusunda meslek liseleri bünyesinde, kız öğrenciler için ayrı ortaokullar açılırken uygulamaya eğitim emekçilerinden tepkiler yükseliyor. Ülke genelinde kız öğrenciler için açılan ortaokulları eleştiren Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay söz konusu uygulamaya ilişkin Cumhuriyet’e açıklamalarda bulundu.

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü tarafından 15 Kasım 2024 tarihinde yayımlanan yazı ile bazı mesleki ve teknik Anadolu liselerinin bünyesinde yalnızca kız öğrencilere yönelik ortaokullar açılmasına karar verildiğini anımsatan Özbay, “AKP iktidarı yıllardır fırsat buldukça karma eğitimi tartışmaya açmakta, Cumhuriyetin temel kazanımlarını adım adım geriletmeye çalışmaktadır. Bugün ise elimizdeki resmi yazı, bu niyetin bir uygulamaya dönüştüğünü açıkça ortaya koymaktadır” dedi.

    ‘AYRIŞMAYI DERİNLEŞTİRİR’

    Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 15. maddesi gereğince “Milli eğitim kurumlarında kız ve erkek öğrenciler karma eğitim görürler” ifadesine vurgu yapan Özbay, “Bu hükme karşın kız ortaokullarının açılması, kanuna ve laik Cumhuriyetin temel ilkelerine açık bir aykırılıktır. Bu adım, toplumu cinsiyet temelinde bölmeyi, kız çocuklarını daha küçük yaşlardan itibaren ayrıştırmayı ve eğitim hakkını sınırlamayı hedefleyen ideolojik bir müdahaledir. Eğitim sistemimiz, bilimin, eşitliğin ve çağdaşlığın temelleri yerine siyasi hesaplarla ve gerici anlayışlarla şekillendirilmektedir. Kadınları ve erkekleri ayrı okullarda büyütmek, onları birbirinden koparmak, sadece eğitimde değil toplumsal yaşamın her alanında ayrışmayı ve eşitsizliği derinleştirecektir. AKP iktidarı, Cumhuriyetimizin temelini oluşturan karma eğitim ilkesine kastetmektedir” diyerek tepki gösterdi.

    KIZ ÖĞRENCİLER İÇİN AÇILAN ORTAOKULLARIN LİSTESİ:

    Adana/Seyhan: Gülbahçesi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin 1. katında “Gülbahçesi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Ortaokulu.

    Ankara/Çankaya: Dikmen Nevzat Ayaz Kız Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin 1. katında Dikmen Nevzat Ayaz Kız Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Ortaokulu. l Gaziantep/Şehitkamil: GAİB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin 1. katında GAİB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Ortaokulu.

    Gaziantep/Şahinbey: Mavikent Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin 3. katında Mavikent Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Ortaokulu.

    Karaman/Merkez: Nefise Sultan Kız Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin 2. katında Nefise Sultan Kız Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Ortaokulu.

    Kastamonu/Taşköprü: Mustafa Sıtkı Erkek Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin zemin katında Mustafa Sıtkı Erkek Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Ortaokulu.

    Manisa/Gölmarmara: Şehit Emral Aral Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin zemin katında Şehit Emral Aral Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Ortaokulu.

    Şanlıurfa/Haliliye: Süleymaniye Kız Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin 1. katında Süleymaniye Kız Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Ortaokulu.

    Kaynak:Cumhuriyet.com.tr

  • Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in dili sürçtü!

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in dili sürçtü!

    Liselere Geçiş Sınavı (LGS) sorularının sızdırıldığına yönelik tartışmalar sürerken Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in geçen günlerde yaptığı bir konuşmada kullandığı ifade dikkat çekti.

    Bakan Tekin, Türkiye Basın Federasyonu’nu ziyareti sırasında yaptığı konuşmasında, LGS sorularının hazırlanmasında imam hatip okullarında görevli öğretmenlerin görev aldığını söyledi.

    LGS sorularına dair “sızdırma” iddialarını yalanlayan Yusuf Tekin, konuşması sırasında “Soruları bizim imam hatipte, eee bizim okullarımızda görevli öğretmenlerimiz hazırladı” dedi.

    Tekin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

    “Diyorlar ki, soruları bakanlık görevlileri dışında kişiler hazırladı. Bu külliyen yalan. Soruları bizim imam hatipte, bizim okullarımızda görevli öğretmenlerimiz hazırlıyor. Sonrasında ihtiyaç duyulursa üniversitelerden akademisyenlere, soruların bilimselliği açısından hakemlik yapılması için başvurulabilir.”

    Bakan, LGS sorularının sızdırıldığı iddiaları kapsamında yürütülen soruşturmaya dair de bilgi verdi:

    “29 kişi hakkında soruşturma açıldı. Bu kişilerin içinde farklı kamusal görevlerde bulunanlar da var. Soruşturmanın selameti açısından hepsi görevden uzaklaştırıldı.”

  • Mustafa Bildircin: Eğitimde bilim değil protokol var…

    Mustafa Bildircin: Eğitimde bilim değil protokol var…

    Eğitimin üçüncü şahıslara devredilemeyeceği yönündeki Anayasal hükme karşın MEB binlerce vakıfla protokol imzaladı. İHH ve TÜGVA’nın da aralarında olduğu yürürlükteki protokol sayısının, 2 bin 471’e ulaştığı öğrenildi.

    AKP iktidarlarında eğitim sisteminde birbiri ardına yapılan değişiklikler nedeniyle öğrencilerin büyük bölümü başladığı sistemle okulunu bitiremedi.

    Yazboz tahtasına dönüştürülen eğitim sistemi, eğitimde nitelik tartışmalarını da beraberinde getirdi.

    Vakıf ve derneklerle imzalanan protokoller de eğitimdeki nitelik tartışmasını bir başka boyuta taşıdı. MEB, eğitim alanının üçüncü şahıslara devredilemeyeceği yönündeki Anayasal hükme karşın çok sayıda vakıf ve dernekle “Eğitimde işbirliği” protokolü imzaladı.

    BİNLERCESİ YÜRÜRLÜKTE

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in, CHP Milletvekili Gülcan Kış’ın soru önergesine verdiği yanıt da vakıf, dernek ve STK’lere eğitim alanında açılan alanın büyüklüğünü gözler önüne serdi.

    MEB’in merkez teşkilat birimlerince imzalanan 726, taşra teşkilat birimlerince imzalanan bin 745 olmak üzere yürürlükte toplam 2 bin 471 protokolü olduğu öğrenildi. Protokol imzalanan vakıf ve derneklerden bazıları, İHH, TÜGVA, Kızılay, TEMA ve TED olarak sıralandı. Yürürlükteki protokollerin sayısını açıklayan Bakan Tekin, CHP’li Kış’ın, TÜGVA’nın ilkokul öğrencilerini yaz etkinliklerine dahil etmeye çalıştığı yönündeki iddiasını ise görmezden geldi.

    Bakanlığın yanıtına yönelik, aralarında BirGün’ün de yer aldığı gazetecilerin sorularını yanıtlayan CHP Milletvekili Gülcan Kış, özetle şunları söyledi:

    “Çocuklarımız bilimle değil, protokolle büyüyor. Eğitimde kamusal sorumluluk yok sayılıyor. MEB’in, ‘TEMA, LÖSEV, Kızılay gibi STK’lerle de protokol yapıldığı’ yönündeki savunması da asıl meseleyi perdeliyor. Pedagojik yeterliliği olmayan ideolojik yapılar okullara sokuluyor. Bu, laik ve bilimsel eğitim sisteminin açıkça çökertilmesidir. MEB, kendini geri çekiyor, öğrencileri, velileri, öğretmenleri dışlayarak çocukların gelişimini belli ideolojik yapılara teslim ediyor. Bu kabul edilemez. Eğitim, kamunun işidir ve kamu eliyle bilimsel esaslara göre yürütülmelidir.

    Mustafa Bildircin

    Mustafa Bildircin

  • Taşçıer: “Türkiye’nin ihtiyacı gericiliği beslemek değil, bilimsel eğitim politikasını güçlendirmektir”

    Taşçıer: “Türkiye’nin ihtiyacı gericiliği beslemek değil, bilimsel eğitim politikasını güçlendirmektir”

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşçıer Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in karma eğitim değerlendirmesine ilişkin, “Türkiye’nin gerçek ihtiyacı, karma eğitimi hedef alarak gericiliği beslemek değil, bilimsel, laik ve eşitlikçi bir eğitim politikasını güçlendirmektir. Çağdaş Türkiye idealinden bu kadar korkanların, kız çocuklarının eğitim hakkına engel olmasın da Cumhuriyet’in temel değerlerini yozlaştırmasına da asla izin vermeyeceğiz” dedi.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Gamze Taşçıer Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in bir televizyon programında karma eğitime ilişkin olarak sarf ettiği, “Bazı veliler  kız çocuklarını erkek çocuklarla aynı okula göndermek istemiyor. O zaman veliyi ikna etmek için biz, gerekirse kız okulları da açabilmeliyiz, veli isterse çocuğunu kız okullarına gönderebilmeli, isterse erkeklerin gittiği okullara gönderebilmeli” sözlerine tepki gösterdi.

    Taşçıer, yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

    “Bakan Tekin’in eğitimle bağını bu denli koparması şaşırtıcı değil. Zira asıl meselesi eğitim değil. Açıkça ‘Laikliğe karşıyım’ diyemediği için, laik ve çağdaş eğitimin temeli olan karma eğitim modelini hedef alarak, kendi ideolojik gündemini topluma dayatıyor. Oysa karma eğitim; cinsiyet eşitliğinin, bilimselliğin, laikliğin ve çağdaş bir toplumun vazgeçilmez temelidir. Bugün ilk ve ortaokul çağındaki kız çocuklarının net okullaşma oranı erkek çocuklarından yüksekken Bakan Tekin bu çıkışıyla, Cumhuriyet’in aydınlanma ve eşitlik ilkelerine açıkça meydan okuyor. Türkiye’nin gerçek ihtiyacı, karma eğitimi hedef alarak gericiliği beslemek değil, bilimsel, laik ve eşitlikçi bir eğitim politikasını güçlendirmektir. Çağdaş Türkiye idealinden bu kadar korkanların, kız çocuklarının eğitim hakkına engel olmasın da Cumhuriyet’in temel değerlerini yozlaştırmasına da asla izin vermeyeceğiz.”

  • Mülakat mağdurları MEB önünde

    Mülakat mağdurları MEB önünde

    Açıklamaya Hürriyetçi Eğitim Sen Genel Başkanı Levent Kuruoğlu, Eğitim-İş Genel Sekreteri Seher Ergin ve Genel Mali Sekreteri Doğan Dağdelen ile Büro-İş Sendikası Genel Başkanı Alay Hamzaçebi de destek verdi.

    Açıklamadan sonra Cumhuriyet’e konuşan Özkan Özdemir, “Mülakat zulmüne karşı sürdürdüğümüz mücadelemiz 193’üncü gününde. Mahkemeler de bizden taraf olmaya başladı. Bugün (dün) Ankara 25. İdare Mahkemesi tarafından açıklanan 2 esas davada da mülakatların ve verilen puanların objektif kriterlere dayanmadığı ortaya çıkmıştır. Bunlar emsal teşkil edecek davalar. Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu kararları uygulamasını talep ediyoruz” dedi.

    ‘ALGI YAPIYOR’

    Mülakat mağdurlarına destek veren sendika temsilcileri ise şu açıklamaları yaptı:

    Eğitim-İş Genel Sekreteri Seher Ergin: 

    “1611 öğretmenimiz 193 gündür nöbet tutuyor. Bakanımız koruyucu bariyerleri koyuyor. Haklıysanız neyden korkuyorsunuz? Yürütme durdurma ve emsal kararları peş peşe gelirken bu öğretmenlerimiz nereye gitsin? Çevre Bakanlığı’na mı gitsin? Sağlık Bakanlığı’na mı gitsin?”

    Hürriyetçi Eğitim Sen Genel Başkanı Levent Kuruoğlu:

    “Yusuf Tekin büyük bir haksızlığa imza attığı gibi bunu kabul etmek yerine meslektaşlarımızı terörize ediyor. Tekin mahkeme kararlarını uygulamak yerine algı operasyonu yapıyor. Algı da yetmeyince ciddi ithamlarda bulunuyor. Kınıyoruz. Belgeler burada, mahkeme kararları ortada. Bir an önce mağduriyetler giderilsin”

    Büro-İş Sendikası Genel Başkanı Alay Hamzaçebi: “Burada bariyerler kurmuşlar. Haklarını rahatça gündeme getiremiyorlar. Mahkeme kararları da var. Bir an önce bakanlık bu sorunu çözsün. Bu arkadaşlarımızı görevlerinin başına iade etsin”

     

  • Eğitim-İş’ten ‘proje okulu’ tepkisi!

    Eğitim-İş’ten ‘proje okulu’ tepkisi!

    Proje okullara ve atamalarına tepki gösteren Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, “Bugün siyasi iktidar cumhuriyetin temeline kadar inmiş ve oraya saldırmaktadır. Eğitimde istedikleri, siyasi iktidarlarını daim kılacak bir neslin yaratılmasıdır” dedi.

    Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay proje okullarına ve burada yapılan atamalara tepki göstermek amacıyla Ankara Atatürk Lisesi önünde bir basın açıklaması düzenledi.

    Açıklamaya CHP Milli Eğitim Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş da katıldı.

    Bu okulda da 16 öğretmenin görevine son verildiğini açıklayan Özbay, “75 ülkeyle birlikte yürütülen projenin danışmanının, Çankaya’da yılın öğretmeni seçilen öğretmenin görevine son verildi” dedi.

    Eğitim-İş'ten 'proje okulu' tepkisi: 'Eğitimde istedikleri, siyasi iktidarlarını daim kılacak nesil yaratmak'

    “BURANIN SAHİBİ BENİ UYGULAMASI”

    Proje okulu uygulaması ile Türkiye’nin en köklü okullarına bakan onayıyla idareci ve öğretmenler atandığını belirten Özbay, “Proje okulları uygulaması ‘Buraların sahibi benim. Kimi istersem onu atarım, kimi istersen onu gönderirim’ uygulamasının karşılığıdır. Eğitimde siyasi iktidarın yıllardır istediği siyasi iktidarlarını daim kılacak bir neslin yaratılmasıdır” diye konuştu.

    “MATEMATİK DE BİLMİYOR”

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in “38 bin arkadaşımızın yüzde 80’inin görev süresi uzatıldı. Geriye kalan yaklaşık 6 bine yakın arkadaşımızın da görev süreleri uzatılmadı” sözlerine yönelik, “38 bin öğretmenin yüzde yirmisine 6 bin diyor ama 7 bin 600 yapıyor. Matematik de bilmiyor” yanıtını veren Özbay, “Mülakatlarda bin 600 kişi, burada 6 bin öğretmenin görevine son verdi. Bu okulların yöneticilerinin tamamı tarikat ve yandaş sendika referanslıdır” ifadelerini kullandı.

    “CUMHURIİETİN TEMELIİE SALDIRI”

    Lise öğrencilerinin öğretmenine sarılıp, okuluna ve geleceğine sahip çıktığını gördüklerini belirten Özbay, “Bundan daha güzel eylem mi var? Mamak ilçe milli eğitim şube müdürü geliyor diyor ki ’12. sınıfsınız 12 yılınızı yakarsınız’ Sen kimsin, bu yetkiyi nerden alıyorsun?” çıkışını yaptı.

    Fen liselerinin üniversiteye öğrenci yerleştirme oranının yüzde ellinin altına düştüğüne dikkat çeken Özbay, “Cağaloğlu Anadolu Lisesi’ne atanan müdür, ‘Beni buraya abilerim gönderdi’ demişti. İstanbul Erkek Lisesi’ne atanan müdür kız erkek birlikte yapılan faaliyetleri iptal etmişti. Bugün siyasi iktidar cumhuriyetin temeline kadar inmiş ve oraya saldırmaktadır” dedi.

    “PROJE BAKAN İSTİFA ETSİN”

    Özbay, son olarak şunları söyledi:

    “Çözüm çok net Türkiye Cumhuriyeti okullarında proje,nitelikli, niteliksiz okul ayrımı olamaz. Proje okullarına son verilmeli. Bütün öğretmen atamaları objektif olmalı. Milli Eğitim Bakanlığı’nı proje bakanlık olmaktan çıkarın. Proje bakan Yusuf Tekin de istifa etsin.”

    “MEB’İ ELE GEÇİRME OPERASYONU”

    Özbay’dan sonra konuşan CHP’li Özçağdaş ise “2014 yılında üçü beşi geçmez diyerek başlattığınız bugün 2 153 okula ulaşan proje okulunun eşi benzeri var mıdır? 85 bin kişiyi atayan başka bakan var mıdır? Kendisinin bu kadar kişiyi tanıması mümkün olmadığına göre bu kararı kimler vermektedir? Yandaş sendikanın ve AKP teşkilatlarının hazırladığı listeleri mi vermektedir? Proje okullarına atamış olduğun 5 binden fazla kişinin kaçı yandaş sendika üyesidir? Bu, büyük bir yandaş ordusuyla MEB’İ ele geçirme operasyonudur” değerlendirmelerinde bulundu.

  • Eğitim-İş Genel Başkanı, ÇOCUKLAR AÇ, BAKANIN DERDİ SOSYAL MEDYA 

    Eğitim-İş Genel Başkanı, ÇOCUKLAR AÇ, BAKANIN DERDİ SOSYAL MEDYA 

    Müfredat konusuna ilişkin eğitim sendikalarına, “Ben yoluma, siz yolunuza” diyen Bakan Tekin’e Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay’dan, “Yolu tarikat ve cemaat yoludur. O yolda zaten birlikte yürümemiz mümkün değildir” yanıtı geldi.

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin geçen hafta bir gazetenin Youtube kanalına konuk oldu. Burada açıklamalarda bulunan Tekin, okullarda yaptıkları araştırmalar sonucunda çocukların sosyal medyadan şikayetçi olduklarını söyledi.

    Tekin “Bizim çocukluğumuz ve gençliğimizde olmayan bir hastalık var şimdi, sosyal medya. Çocuklarımızın en çok rahatsız oldukları şey: ‘Arkadaşlarım beni takip etmedi, takipten çıkardı, sosyal medya grubuna almadı.’ Çocuklarımız yüzde 80 buradan şiddet gördüklerini söylüyor” ifadelerini kullandı. 

    ÇOCUKLAR AÇ, TEKİN’İN DERDİ SOSYAL MEDYA

    OECD raporlarına göre, Türkiye’de 6,5 milyon çocuk aşırı yoksulluk içinde yaşamakta iken, her dört çocuktan birinin okula aç gittiği bir eğitim ortamında çocuklara bir öğün ücretsiz sağlıklı okul yemeği vermeyen Bakan Tekin’e göre çocukların “Arkadaşlarım beni takip etmedi, takipten çıkardı, sosyal medya grubuna almadı” şikayetlerinin daha önemli olduğu görüldü.

    12 öğrencinin sermayeye ucuz emek gücü sunma projesi olan MESEM’lerde yaşamını yitirmesine, ÇEDES projesiyle öğrencilere uygulanan psikolojik şiddete ilişkin bir şeyler söyleme gereksinimi duymayan Tekin çocukların yüzde 80’inin sosyal medyadan şiddet gördüğünü dile getirdi.

     ‘GEÇMİŞİN RAPORUNU VERMELİ’

    Eğitim gibi hayati bir meselede katılım çağrısının genel ifadelerle yapılamayacağına dikkat çeken Özbay, “Süreç şeffaf, erişilebilir ve kapsayıcı olmalıdır. Bilim insanları, eğitimciler, sendikalar ve ilgili tüm paydaşların fikirleri, yalnızca çağrılarak değil, aktif bir şekilde davet edilerek alınmalıdır. Ancak bu süreçte gerçek bir kapsayıcılık değil, göstermelik bir “katılım” hedeflenmiştir. Bakan Tekin, olmadığı Bakanlıkta 10 yıl boyunca kimlerle bu program üzerinde çalıştığını, bu değişiklikle neyi amaçladıklarını, geçmişin raporunu vermek zorundadır” diye konuştu.

    ‘HALKTAN BAĞIMSIZ YOL ÇİZEMEZSİNİZ’

    Bakan Tekin’in kullandığı “Ben yoluma, siz yolunuza” ifadesini sorumsuz ve kibirli bir tutum olarak değerlendiren Özbay, “Bu yaklaşım, aslında “Ben sadece beni destekleyenlerle çalışırım, gerisi umurumda değil” demektir. Cemaat ve tarikatlarla işbirliğinize bakılınca yolunuz zaten belli oluyor. Ancak unutulmamalıdır ki, sizin yolunuz, bu ülkenin vatandaşlarının verdiği vergilerle şekilleniyor. O yüzden kimse ‘Ben yoluma’ diyerek halktan bağımsız bir yol çizme hakkına sahip değildir. Eğer bu yolda yalnız yürümeyi tercih ediyorsanız, o koltukta oturmanın meşruiyetini de sorgulamanız gerekir. Eğitim sistemi bir kişinin ya da küçük bir grubun keyfi kararlarıyla değil, toplumsal mutabakatla şekillenmelidir” ifadelerini kullandı.

    ‘UYGUN OLMADIĞINI O DA BİLİYOR’

    “1,5 milyonun üzerinde çocuk okulda değil, okulda olanlar aç ve susuz, okullar temizlenemiyor önce kendi sorumluluklarını yerine getirsin” tepkisinde bulunan Özbay son olarak şunları söyledi:

    “Kimlerle hazırladığını açıklasın o zaman! Yazılan kitabın yazarı belli olur. Bu müfredatı yazanlar kimlerdir? Bakanın hangi yol arkadaşı tarikat mensupları hazırlamıştır? Söylemlerine ve uygulamalarına bakılırsa yolu tarikat ve cemaat yoludur. O yolda zaten birlikte yürümemiz mümkün değildir. Kendisini rol model olarak görebilir, her şeyi bilen zannedebilir ama bilmeli ki artık anlamalı ki okulların, öğretmenlerin ve çocukların sahibi değil. Yaptığı her şey halka hesap verebilir olmalı, cumhuriyet devrimlerine, anayasaya, eğitim bilimine, milli eğitim temel kanuna uygun olmalı. Uygun olmadığını kendisi de çok iyi biliyor.”

  • TBMM’de bütçe görüşmelerinde ‘ÇEDES’ tepkisi!

    TBMM’de bütçe görüşmelerinde ‘ÇEDES’ tepkisi!

    TBMM Genel Kurulu’ndaki Aile ve Sosyal Hizmetler ile Milli Eğitim bakanlıklarının 2025 yılı bütçe görüşmelerinde konuşan İYİ Parti Manisa milletvekili Şenol Sunat, “Yerel yönetimlerle kavga edeceğinize yerel yönetimleri kreş açması için teşvik edin. Siz, merdiven altı sübyan okullarına karşı çıkın; cemaatlerin, tarikatların Kur’an kurslarını iyi denetleyin. Daha geçen hafta Sincan’da darp edilen çok sayıda Kur’an kursu öğrencileri medyaya yansıdı. Eğitim sistemimiz çocuklarımızı neden koruyamıyor?” ifadelerini kullandı.

    ‘AHLAKİ EROZYON HAD SAFHADA’

    Saadet Partisi Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap ise “Sayın Bakan, siz de sizden önce gelen bakanları, yapmış olduğu icraatları eleştirir mahiyette, mesela Ali Yerlikaya ‘Benden önce o kadar çok terör örgütü mensubu, o kadar çok çete vardı ki hepsini ben temizledim’ mahiyette bir konuşma yaptı. Sağlık Bakanı, yenidoğan çetesiyle ilgili ‘Ben geldikten sonra yenidoğan çetesine müdahale edildi’ dedi, siz de herhalde sizden önceki bakanın, okul sahibi olan bakanın yapmış olduğu icraatları eleştirecek ve onları temizleyecek mahiyette işler yaptığınızı ima edeceksiniz konuşmanızda” dedi. Milli eğitimde yöneticileri sarı sendikaların belirlediğinin altını çizen Kasap, “Kütahya ilinde bir öğretmen, Eğitim Bir Sen’li bir öğretmen idareci yapıldı, 16 bin TL okul aile birliğinin parasını şahsi hesabına aktardığı için ve o şahıs şu anda bir okulda hem de imam-hatip okulunda yönetici. Ya kokuşmuş sistem kokmuş. Siz hangi Milli eğitimden bahsediyorsunuz? Ahlaki erozyon had safhada. Özel işletmeci olan şahısları bakan yaptınız” ifadelerini kullandı.

    ‘2025 TÜRKİYE’SİNDE BU OLMAMALIYDI’

    PISA’da dahi dünyanın en dibinde bir ülke olunduğunu belirten Kasap, “Köy okullarını kapattınız. Öğrenciler, taşımalı öğretimde bir saat gidiyor, bir saattir geliyor. Erzurum Karayazı’da dağın tepesinde -traktörlerin bile zor çıktığı yerde, karda kışta- okul yaptıran mantık nedir Allah aşkına ya. Gidin Karayazı’da o tepedeki okula bakın. Bunu kim yapar ya?” dedi. DEM Parti Şırnak milletvekili Nevroz Uysal Aslan da “Mardin’den bilir kendisi” çıkışını yaptı. AKP’li Kılıç, Aslan’a “Mardin’den biliyoruz, Allah’a çok şükür sıkıntımız yok” dedi. Sözlerine devam eden Kasap, “Bakın, ben bir yıl öğretmenlik yapmış birisiyim, bir yıl vekil öğretmenlik yaptım. Birleştirilmiş sınıf ne demek ya. Aynı sınıfta 1’inci, 2’nci, 3’üncü sınıf… Böyle bir dünya yok. 2025 Türkiye’sinde bu olmamalıydı; ADSL yok, GSM yok, okula giden yol yok. Köy okullarının tekrar açılması gerekiyor, çocukların beslenme probleminin giderilmesi gerekiyor, okul altyapısının giderilmesi gerekiyor. Binlerce öğretmen boşta siz vekil öğretmenle, sözleşmeli öğretmenle eğitim sistemini devam ettirmeye çalışıyorsunuz. 2025’e yakışıyor diyorsanız, gelin, buyurun, buradan cevap verin” dedi.

    ‘GENÇLERİMİZ İNTİHAR ETMEYE DEVAM EDECEK’

    Saadet Partisi Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan da “Siz ücretli öğretmenliğe imza attığınız sürece o gençlerimiz intihar etmeye devam edecek, işsiz ordusuna katılmaya devam edecek. Ücretli öğretmenlik uygulaması, bir savaş halinde ancak çok kısa bir süreliğine yapılacak bir uygulamadır. Lise mezunu, ön lisans diploması alan kişilere ücretli öğretmenlik yaptırılınca doğal olarak da öğretmenler boş kalıyor. Bu açıdan da bu Diyanetteki Kur’an kursu öğreticileri -bir taraftan eleştiriler var ama bir taraftan başka gerçekler de var alttakiler sömürülüyor, eziliyor. 8 gün sigortası yatıyor Diyanet’te çalışan fahri Kur’an kursu öğreticilerinin. Hemen her kurumda bir şekilde geçiciler kadroya alınırken bunlar senede 2 defa sınava giriyor, 2 defa her seferinde mülakatlarla ömürleri törpüleniyor” diye konuştu.

    ‘BU ÇOCUKLAR NEREDE?’

    İYİ Parti Manisa milletvekili Şenol Sunat da “belediyelerin kreş açmasına” yönelik tartışmalara dikkat çekti. Sunat, “Yerel yönetimlerle kavga edeceğinize yerel yönetimleri kreş açması için teşvik edin. Siz, merdiven altı sübyan okullarına karşı çıkın; cemaatlerin, tarikatların Kur’an kurslarını iyi denetleyin. Daha geçen hafta Sincan’da darbedilen çok sayıda Kur’an kursu öğrencileri medyaya yansıdı. Zorunlu eğitim çağında olmasına karşın eğitim dışında kalan çocuk sayısı 613 bine yükseldi. Peki, bu çocuklar nerede? Neden okula gitmiyorlar?” diye sordu. Çocuk işçiliğin giderek arttığına dikkat çeken Sunat, “66 çocuk işçi çalışma koşulları nedeniyle hayatını kaybetti. Çoğu tarım ve sanayi sektöründe çalışan bu çocuklar, ağır koşullarda ekmek parası kazanmaya çalışırken can verdiler. Geçtiğimiz dönemde, yaşları 14-17 arasında değişen 11 çocuk MESEM için staj yaparken hayatlarını kaybetti. Eğitim sistemimiz çocuklarımızı neden koruyamıyor?” ifadelerini kullandı.

    ‘SEÇMEN YETİŞTİRMEK ÜZERE KURGULANMIŞ SİSTEM’

    İYİ Parti Bursa milletvekili Selçuk Türkoğlu, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

    “Bu ‘2023 Eğitim Vizyonu’ adlı belgede de hiç sıkılmadan, apaçık aslında, millî eğitim sistemini halkın talepleri yerine siyasi iktidarın vesayetine göre düzenlemeyi hedeflediğinizi her hâlinizle gösteriyorsunuz. Eğitim sistemi milletin evlatlarının gelişmesi için değil, seçmen yetiştirmek üzere kurgulanmış bir millî eğitim sistemi hâline geldi… Biz biliyoruz, aslında Türk milletine ‘Selanik’ deyince ilk akla gelen, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e düşman olmanız olduğunu. İşte o nedenle Türk eğitim sisteminin müfredatını, kafanızın karanlık dehlizlerinde tasarladığınız siyasi projenin bir propaganda metni hâline getiriyorsunuz. Nasıl mı yapıyorsunuz? Her icraatınızda olduğu gibi adaletsiz mülakatla yapıyorsun.”

    Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES) Projesi’ni sert bir dille eleştiren Türkoğlu, “Bu ÇEDES ne biliyor musunuz? Ben size işin aslını söyleyeyim: Bir türlü olmuyor, çalışıyoruz, çalışıyoruz; bu milletin, bu memleketin çocuklarını istediğimiz gibi ideolojik zombiye dönüştüremiyoruz, ne yapalım? Bu öğretmenlerle olmaz, dışarıdan, Diyanet’ten vesaire, başka kurumlardan, işte bu ‘ÇEDES’ adı altında çocukları bunların kucağına itiyorsunuz; yapmayın. Bundan vazgeçin, kendi çocuklarınızı gönderin, kendi çocuklarınızı gönderin” dedi.

    ‘ÖĞRETMENLER ATANMAZKEN İMAMLAR ATANIYOR’

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada “Tekçi bir anlayışla itaatkar nesiller yetiştirmek için ÇEDES projesini hayata geçiriliyor. Tarikatlara, bu projeyle para aktarıyorsunuz. Öğretmenler atanmazken imamlar atanıyor. Eğitimin ruhuna Fatiha okusun diye mi imam atıyorsunuz” dedi.

    Konukçu, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e ise, “Eğitim hiç bu kadar rezil bir hal almamıştı. Yusuf Tekin, siz kimseye benzemiyorsunuz. Affınızı ne zaman isteyeceksiniz” diye sordu.