Etiket: ticaret

  • Pakistan, üçüncü ülke mallarının geçişine izin, İRAN İÇİN ‘NEFES BORUSU

    Pakistan, üçüncü ülke mallarının geçişine izin, İRAN İÇİN ‘NEFES BORUSU

    Pakistan, üçüncü ülkelerden İran’a yapılacak mal sevkiyatlarının kendi toprakları üzerinden transit geçişine izin verdiğini açıkladı. Pakistan Ticaret Bakanlığı’nın Pazar günü yayımladığı bildiriye göre, bu kapsamda İran’a yönelik taşımacılık için altı yeni güzergâh belirlendi.

    Bu adım, İslamabad yönetiminin 7 milyar dolarlık Uluslararası Para Fonu (IMF) programı kapsamında ekonomiyi istikrara kavuşturma çabalarıyla birlikte, bölgesel ticareti artırma hedefinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

    ALTI YENİ TRANSİT HAT

    Düzenleme kapsamında Pakistan, İran’a transit taşımacılık için şu hatları devreye aldı:

    Gwadar-Gabd; Karaçi/Port Qasim-Lyari-Ormara-Pasni-Gabd; Karaçi/Port Qasim-Huzdar-Dalbandin-Taftan; Gwadar-Turbat-Hoshab-Panjgur-Nagg-Besima-Huzdar-Kuetta/Lakpass-Dalbandin-Nokundi-Taftan; Gwadar-Lyari-Huzdar-Kuetta/Lakpass-Dalbandin-Nokundi-Taftan; Karaçi/Port Qasim-Gwadar-Gabd

    Bakanlık açıklamasında, “Bu düzenleme, üçüncü ülke topraklarından gönderilen ve Pakistan üzerinden İran’a ulaştırılacak transit malların taşınmasını kapsar” ifadelerine yer verildi. Taşımacılığın Pakistan Gümrük Kanunu hükümlerine göre yürütüleceği belirtildi.

    Bildirimde, uluslararası yaptırımlarla karşı karşıya olan İran’ın, Pakistan üzerinden üçüncü ülkelere ihracat yapıp yapamayacağına dair bir bilgiye yer verilmedi.

    ASYA BAĞLANTISI GÜÇLENİYOR

    Söz konusu adım, Pakistan’ın kısa süre önce İran üzerinden yeni bir transit koridorunu faaliyete geçirmesinin ardından geldi. Pakistan Transit Ticaret Genel Müdürlüğü (DGTT), Karaçi’den Özbekistan’a dondurulmuş sığır eti taşıyan ilk sevkiyatın bu koridor üzerinden gerçekleştirildiğini açıklamıştı.

    Sevkiyat, Pakistan-İran sınırındaki Gabd-Rimdan kapısından geçerek yeni bir ticaret hattının açılmasını sağladı.

    DGTT, bu koridorun İran ve Orta Asya ülkelerinin Karaçi ve Gwadar limanlarına erişimini kolaylaştıracağını vurguladı.

    Pakistan, Orta Asya’ya ihracatta geleneksel karayolu olan Afganistan hattında yaşanan kesintiler ve artan İslamabad-Kabil gerilimi nedeniyle İran’ı alternatif bir ticaret koridoru olarak öne çıkarıyor.

    DGTT yetkilileri, artan ticaret hacmi ve bölgesel bağlantıların hem Pakistan hem de bölge ülkeleri için ekonomik fayda sağlayacağını belirtiyor.

    BU ADIM NE ANLAMA GELİYOR?

    Pakistan’ın İran’a yönelik transit koridor açması, bölgedeki ticaret haritasını yeniden şekillendirebilecek stratejik bir hamle olarak görülüyor. Özellikle Afganistan hattındaki belirsizlikler ve güvenlik riskleri düşünüldüğünde, İran üzerinden kurulan bu yeni güzergâh, Orta Asya ile deniz bağlantısı arasında daha istikrarlı bir alternatif sunuyor.

    Bu gelişme aynı zamanda Çin bağlantısını da dolaylı olarak güçlendirebilir. Gwadar ve Karaçi limanları, Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında kritik öneme sahip. İran’ın bu hatlara entegre edilmesi, Çin’in Batı’ya uzanan ticaret ağını çeşitlendirmesine ve Orta Asya–Orta Doğu ekseninde yeni bir lojistik omurga oluşturmasına katkı sağlayabilir.

    İran açısından ise bu adım, yaptırımlar nedeniyle daralan ticaret alanını genişletme potansiyeli taşıyor. Pakistan üzerinden üçüncü ülke mallarına erişim sağlanması, İran’ı bölgesel bir transit merkez haline getirebilir; aynı zamanda limanlara ve Orta Asya pazarlarına daha kolay erişim, ekonomik hareketliliği artırarak Tahran’ın izolasyonunu kısmen kırmasına yardımcı olabilir.

    İRAN İÇİN ‘NEFES BORUSU

    İran için bu koridor, yaptırımları tamamen aşan bir ‘çözüm’ değil ama etkilerini yumuşatan önemli bir nefes alanı yaratabilir. Üçüncü ülke mallarına daha kolay erişim ve alternatif lojistik hatlar, ticaret akışını dolaylı yollarla sürdürmesine imkân tanıyabilir. Afganistan hattı ise tamamen devre dışı kalmaktan ziyade, güvenlik riskleri ve siyasi gerilimler nedeniyle ‘tek seçenek’ olmaktan çıkıyor; İran üzerinden açılan güzergâh, daha istikrarlı bir alternatif olarak öne çıkıyor.

    Bu gelişme aynı zamanda Çin açısından da dikkat çekici. Pakistan’daki limanlar ve kara hatları üzerinden İran’ın sisteme dahil edilmesi, bölgesel ticaret ağlarının çeşitlenmesini sağlayarak Pekin’in uzun vadeli lojistik planlarına hizmet edebilir. Pakistan ise bu hamleyle hem transit gelirlerini artırmayı hem de kendisini Orta Asya–Orta Doğu hattında vazgeçilmez bir ticaret köprüsü haline getirmeyi hedefliyor; yani mesele sadece ticaret değil, aynı zamanda jeopolitik konumunu güçlendirme, krizden fayda sağlama arayışı.

  • Birleşmiş Milletler raporu: Türkiye İsrail ile ticarette 5. sırada!

    Birleşmiş Milletler raporu: Türkiye İsrail ile ticarette 5. sırada!

    Türkiye, 2024 yılında İsrail’e yaptığı 2,86 milyar dolarlık ihracatla Çin, ABD, Almanya ve İtalya’nın ardından İsrail’e en çok mal satan beşinci ülke konumuna yükseldi.

    Gazeteci Metin Cihan’ın paylaştığı verilere göre, Türkiye, Birleşmiş Milletler Ticaret Veritabanı (UN Comtrade) ve El Cezire’nin 21 Mayıs 2025 tarihli haberine dayalı olarak, İsrail’e 2024 yılında 2,86 milyar dolarlık ihracat yaptı. Haberde, İsrail’in toplam ithalatının 91,5 milyar dolar olduğu ve bunun büyük bölümünün Çin (19 milyar dolar), ABD (9,4 milyar dolar) ve Almanya (5,6 milyar dolar) gibi ülkelerden geldiği belirtiliyor.

    Metin Cihan, sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda, “İsrail’e en çok mal satan 5. ülkeyiz. Haber: El Cezire. Kaynak: Birleşmiş Milletler Ticaret Veritabanı” ifadelerini kullandı ve El Cezire haberinden bir tabloyu paylaştı.

    ULUSLARARASI GEMİ TRAFİĞİNDE BELGELENDİ

    Cihan, daha önce Türkiye’den İsrail limanlarına düzenli olarak yük gemilerinin gittiğini uluslararası denizcilik kaynaklarından elde ettiği belgelerle duyurmuştu. Bu paylaşımlar sonrası bazı iktidara yakın çevreler tarafından eleştirildi. Hükümet yetkilileri ise ticaretin özel sektör tarafından yürütüldüğünü ve devlet politikalarıyla doğrudan bağlantılı olmadığını savundu.

    Türkiye’de siyasi iktidar, özellikle Gazze’de yaşanan gelişmeler sonrasında İsrail’e karşı sert açıklamalarda bulunurken, iki ülke arasındaki ticaretin artması kamuoyunda açıklamalarla uygulamalar arasındaki farkı gündeme getirdi. Muhalefet ve bazı sivil toplum kuruluşları, hükümetin Filistin’e verdiği destek mesajları ile ticari ilişkiler arasındaki tutarsızlığı eleştiriyor.

    Öte yandan, İsrail ile ticaretin protesto edildiği bazı etkinliklerde gözaltılar yaşandığı da biliniyor.

  • İnternet alışverişlerinde yeni dönem başladı

    İnternet alışverişlerinde yeni dönem başladı

    Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği Başkanı (ETİD) Hakan Çevikoğlu, internetten yapılan alışverişlerde şeffaflık ve ürün güvenliğini sağlayacak yönetmeliğin bugün hayata geçmesine ilişkin, “Aslında bir mağazada ürünü elinize aldığınızda gördüğünüz bilgileri artık e-ticarette de görebileceksiniz. E-ticaretten alışveriş daha da güvenli hale geliyor” dedi.

    Ticaret Bakanlığı dün yaptığı açıklamada internetten yapılan alışverişlerde şeffaflık ve ürün güvenliğini sağlayacak “Uzaktan İletişim Araçları Yoluyla Piyasaya Arz Edilen Ürünlerin Piyasa Gözetimi ve Denetimi Yönetmeliği”nin bugün yürürlüğe gireceğini duyurmuştu.

    5 aylık geçiş sürecinin ardından bugün yürürlüğe giren yönetmelik internetten yapılan alışverişlerde şeffaflık ve ürün güvenliğini sağlayacak. Yönetmelik tüketicilerin haklarını korumayı amaçlarken, hem vatandaşlar hem de ürün satan firmalar için önemli yenilikler getirdi.

    Uygulamanın detaylarına ilişkin bilgi veren Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD) Başkanı Hakan Çevikoğlu, yönetmeliğin getirilerinin “tüketici”, “satıcı”, “pazaryerleri” ve “e-ithalat-e-ihracat”a etkisi olarak ayırmak gerektiğini belirterek, çok ayaklı bir gelişme yaşanacağını söyledi.

    Çevikoğlu, genel itibarıyla e-ticarette önemli ilerleme sağlayacak yönetmeliğin yürürlüğe girmesinin önemine işaret ederek, “Aslında bir mağazada ürünü elinize aldığınızda gördüğünüz bilgileri artık e-ticarette de görebileceksiniz. E-ticaretten alışveriş daha da güvenli hale geliyor. Aynı şekilde yurt dışına e-ticaretten satış yapan işletmelerin de kendilerini yeni döneme hazırlamaları gerektiğini hatırlatmak isterim” ifadelerini kullandı.

    “RİSK TAŞIYAN ÜRÜNLER, PLATFORMDAN GEÇİCİ OLARAK KALDIRILABİLECEK”

    Tüketicinin hayatında yaşanacak değişimlere değinen Çevikoğlu, yeni yönetmelikle birlikte tüketiciler açısından dijital alışveriş deneyiminde önemli ve yapısal değişiklikler meydana geleceğini belirterek, düzenlemelerin, tüketici haklarının korunmasını güçlendirirken, ürün güvenliği konusunda da etkin bir denetim ve şeffaflık sağlayacağını aktardı.

    Tüketicilerin, satın alacakları ürünlere ilişkin üretici, ithalatçı veya yetkili temsilcinin açık kimlik bilgilerine doğrudan erişebileceğini anımsatan Çevikoğlu, şunları kaydetti:

    “Satış ilanlarında, ürünlerin teknik düzenlemelere uygunluğu, uygunluk işaretleri, güvenlik bilgileri ve Türkçe uyarılar gibi detayların yer alması zorunlu hale getirildi. Bu sayede tüketici, yalnızca ürünün görseline değil, teknik ve hukuki kimliğine de ulaşarak bilinçli karar verebilecek. Uygunsuz olduğu tespit edilen ve geri çağrılan ürünler hakkında tüketicilere, hem e-posta yoluyla hem de pazaryeri ara yüzü üzerinden bilgilendirme yapılacak. Bu uygulama, tüketicinin sessiz geri çağırmalardan habersiz kalmasının önüne geçecek, aktif bir bilgilendirme mekanizması sağlayacak.”

    “Tüketici şikayetleri ve yetkili kuruluşların değerlendirmesi sonucunda risk taşıyan ürünler, platformdan geçici olarak kaldırılabilecek.” diyen Çevikoğlu, “Bu mekanizma, tüketici sağlığını ve güvenliğini doğrudan tehdit eden durumlarda hızlı aksiyon alınmasına imkan tanıyacak. Yanı sıra tüketiciler, ürün güvenliğine ilişkin soru ve bildirimlerini, pazaryerlerinde kurulacak olan ‘Ürün Güvenliği Temas Noktaları’ aracılığıyla doğrudan iletebilecek. Bu temas noktaları, tüketicilerin daha etkin bir biçimde süreçlere dahil olmasını ve doğrudan koruma sağlanmasını hedefliyor” yorumunu yaptı.

    Bu düzenlemeyle birlikte, tüketicilerin eriştiği ürünler hem daha güvenli hem de daha izlenebilir hale geleceğini, ürünlerin kimliği, menşei ve güvenlik bilgileri konusunda şeffaflık sağlanacağını bildiren Çevikoğlu, “Yönetmelik, dijital ortamda tüketici haklarını güçlendiren, güven esaslı ve bilgiye dayalı bir e-ticaret ekosistemi inşa etmeyi amaçlıyor.” dedi.

    “SATICININ BİLGİLENDİRME YÜKÜMLÜLÜĞÜ ARTTI”

    Yönetmelikle birlikte satıcı tarafında yaşanacak değişiklikler hakkında bilgi veren Çevikoğlu, satıcının bilgilendirme yükümlülüğünün arttığını söyledi.

    Çevikoğlu, “Satıcılar, satışa sundukları ürünlerin ilanlarında, imalatçı, ithalatçı veya yetkili temsilcinin açık kimlik bilgilerini görünür biçimde sunmak zorundalar. Ürünlere ilişkin uygunluk işaretleri, Türkçe güvenlik uyarıları ve varsa teknik düzenlemelerde öngörülen diğer bilgiler eksiksiz şekilde ilanlara eklenmeli” ifadelerini kullandı.

    Satıcının, aynı zamanda üretici, ithalatçı veya temsilci konumundaysa, ürünün mevzuata uygunluğundan, güvenlik belgelerinden ve izlenebilirliğinden doğrudan sorumlu olduğunu anımsatan Çevikoğlu, uygunsuzluk veya risk durumunda, geri çağırma süreci dahil olmak üzere tüm düzeltici işlemleri yürütmekle yükümlü olduğunu anlattı.

    “YENİ SİSTEMDE PAZARYERLERİ SORUMLULUK ÜSTLENİYOR”

    Konuşmasında pazaryerleri açısından yaşanacak değişiklikler hakkında da bilgi veren Çevikoğlu, “Yönetmelik, pazaryerlerini yalnızca bir satış ortamı sağlayıcısı değil, aynı zamanda ürün güvenliği zincirinin aktif bir bileşeni olarak tanımlıyor” dedi.

    Her pazaryerinin, tüketici ve yetkili kurumlarla iletişim kurmak üzere bir ‘Ürün Güvenliği Temas Noktası’ belirlemek ve iletişim bilgilerini kamuya açık hale getirmekle yükümlü olduğuna dikkati çeken Çevikoğlu, şu bilgileri verdi:

    “Pazaryerleri, satışa sunulan her ürün için, üretici/ithalatçı bilgileri, uygunluk işaretleri, güvenlik uyarıları gibi verilerin kullanıcıya görünür şekilde sunulmasını sağlayacak sistemleri kurmakla sorumlu. Yetkili kuruluşlardan gelen içerik kaldırma talepleri 24 saat içinde yerine getirilmeli. Pazaryeri, riskli ürünleri fark ettiğinde resmi talimat beklemeksizin ürünü kaldırmak veya erişime engel koymakla yükümlüdür. Geri çağrılan ürünleri satın almış olan tüm kullanıcılara bilgilendirme yapma yükümlülüğü de bulunuyor. Yeni sistemde pazaryerleri, yalnızca dijital vitrin görevi görmekten çıkmakta, etkin bir denetim paydaşı olarak sorumluluk üstlenmekte.”

    “DÜZENLEME, YABANCI SATICILARI VE PLATFORMLARI YEREL MEVZUATA TABİ HALE GETİRİYOR”

    Yönetmelik uyarınca, Türkiye’ye uzaktan iletişim araçları yoluyla ürün arz eden yabancı menşeli firmaların, satışa sundukları ürünlerin ilgili mevzuatlara uygunluğunu teminen Türkiye’de yerleşik bir iktisadi işletmeciye sahip olma zorunluluğu bulunduğunu hatırlatan Çevikoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

    “Söz konusu temsilcinin kimlik ve iletişim bilgileri satış ilanında açıkça belirtilecek. Temsilcisi bulunmayan firmaların ürünleri, Türk kullanıcılarına yönelik satışa sunulamayacak, platformlar bu ürünleri listeleyemeyecektir. Uluslararası platformlar üzerinden yapılan satışlarda, artık güvenlik belgeleri, uygunluk işaretleri ve temsilci bilgileri zorunlu hale gelecek. Türkiye’ye ithal edilen ürünlerin hem fiziksel güvenliğinden hem de ilanda sunulan tüm bilgilendirmelerden ithalatçı sorumlu olacak. Geri çağırma, risk bildirimi, içerik güncelleme gibi yükümlülükler doğrudan ithalatçının uhdesinde olacaktır. Özellikle, ürün izlenebilirliği ve temsilci yükümlülüğü, kayıt dışı e-ithalatın denetim altına alınmasına katkı sağlayacaktır.”

    Çevikoğlu, “Bu düzenleme, Türkiye pazarına ürün sunan yabancı satıcıları ve platformları yerel mevzuata tabi hale getirerek denetim kapsamını genişletiyor. Kayıtlı ithalatçılar için bu durum, haksız rekabetin önlenmesi ve güvenli ticaretin teşviki anlamına gelirken, temsilcisi olmayan, düşük maliyetli ancak denetimsiz ürünlerin pazara erişimini sınırlandıracak.” diyerek sözlerini tamamladı.

     

  • İstanbul’daki Ambarlı Limanı’nda, İsrailli ZIM firmasını protesto

    İstanbul’daki Ambarlı Limanı’nda, İsrailli ZIM firmasını protesto

    İstanbul’daki Ambarlı Limanı’nda, İsrailli ZIM firmasını protesto edenler, barikat oluşturup yolu üç saat trafiğe kapattı.

    Yurttaşlar ambargoya karşın Türk limanlarından İsrail’e gemi gitmesine tepkilerini sürdürürken Ticaret Bakanı Ömer Bolat, İsrail’le hiçbir sevkıyat bulunmadığında ısrar ediyor. Öte yandan İskenderun’daki LimakPort’tan en az dokuz seferin İsrail’e yapıldığı ortaya çıktı. Bolat, yurttaşların İsrail merkezli deniz taşımacılık firması ZIM Taşımacılık’a ait konteynırların Türk limanlarından taşınmasına karşı yaptığı eylemin üzerine bir açıklama yaptı. Bolat, “Ticaret yasağının başladığı 2 Mayıs tarihinden sonra ülkemizden İsrail’e yönelik ihracat ve ithalat için tescil edilmiş hiçbir gümrük beyannamesi bulunmamaktadır. Aynı şekilde İsrail’den ülkemize hiçbir sevkıyat bulunmamaktadır. İsrail ile ticarete yönelik olarak gümrük sistemimiz tamamen kapalıdır” ifadelerini kullanıldı.

    Ambarlı Limanı'nda İsrail'le ticaret protestosu: Vatandaşlar barikat  oluşturup yolu kapattı - TV5

    TÜRKİYE MERKEZLİ ŞİRKETLER

    LimakPort tarafından yıllık yayımlanan “Konteyner Taşıyıcıları ve Servis Detayları 2024” planına göre birçok farklı şirkete ait gemiler, servis verdikleri hatlar kapsamında hem İskenderun’da bulunan LimakPort’a hem de İsrail’in Hayfa ve/veya Aşdod limanlarına uğruyor. Birçoğunda gemiler İsrail’den Türkiye’ye veya Türkiye’den İsrail’e direkt sefer yapıyor.

    LimakPort’un yayımladığı Konteyner Taşıyıcıları ve Servis Detayları 2024 planına göre bahsi geçen servis hatları şöyle:

    • Danimarka merkezli lojistik şirketi Maersk Line’ın “Türkiye Link” rotası kapsamında LimakPort’a gelen gemiler LimakPort’tan sırasıyla Mısır’daki Port Said ve İsrail’de bulunan Hayfa limanına giderek daha sonra LimakPort’a geri dönüyor. Maersk’in “SLB” kodlu başka bir rotasında ise sırasıyla Aşdod ve Hayfa limanlarını kullanan gemiler daha sonra LimakPort’a geliyor.
    • Operatörü Çinli COSCO, Tayvanlı Yang Ming ve Hong Kong merkezli OOCL olan “Kuzey Avrupa Türkiye 2” rotasına göre ise gemiler, Türkiye’den Mersin ve İskenderun LimakPort limanlarına oradan ise direkt Hayfa limanına gidiyor. Ayrıca COSCO’ya ait “LGX1” kodlu başka bir hatta ise LimakPort ve Aşdod limanları var.
    • İngiliz şirketi Borchard Lines’ın yine LimakPort’u içeren “Batı Yakası Birleşik Krallık Servisi” rotasına göre ise gemilerin uğradığı son üç liman sırasıyla Aşdod, Hayfa ve İskenderun Limakport.
    • Türkiye merkezli Akkon Lines’ın “İsrail Servisi” kapsamında gemiler sırasıyla LimakPort, Hayfa, Aşdod, Ambarlı, Gemlik ve İzmir limanlarına uğruyor.
    • Tayvan’lı şirket Evergreen’e ait “Doğu Akdeniz / Levant Servisi” rotasında LimakPort, İzmir, Aşdod, Hayfa ve Mersin limanları kullanılıyor.
    • Türkiye merkezli şirketler Turkon Line, Arkas Line ile Hindistan şirketi Admiral’e ait “TIES” kodlu “İsrail” rotası kapsamında ise Mersin, LimakPort, Hayfa ve Aşdod limanlarına gemiler demir atıyor.
    • Türk şirketi Medkon Lines’ın işlettiği “EMX” kodlu “İsrail Servisi” rotasında ise Türkiye’de Mersin ve LimakPort, İsrail’de Hayfa ve Aşdod limanları kullanılıyor.

    ‘TÜRK LİMANLARINI KULLANACAK’

    Cumhuriyet, 29 Ekim tarihinde, silah taşıma geçmişi de olan ve bu sebeple Malezya limanlarını kullanması yasaklanan, İsrail merkezli ZIM Lines şirketinin Türk limanlarını, önümüzdeki üç ayda en az 124 defa kullanacağını haberleştirmişti. Bakan Bolat’ın şirket verileriyle çelişen açıklamaları ışığında, iktidara yakınlığıyla bilinen Limak Holding’in sahibi olduğu İskenderun LimakPort limanını, rotası İsrail limanlarını da kapsayan birçok Türkiye ve farklı ülke merkezli şirketlere ait gemilerin kullandığı belirlendi.

  • Barış Terkoğlu : İSRAİL’E SİLAH SATAN ŞİRKET

    Barış Terkoğlu : İSRAİL’E SİLAH SATAN ŞİRKET

    “Memleket komünist olacaksa onu da biz yaparız” sözü yıllarca Nevzat Tandoğan’a mal edildi. Bugün olsa her halde “Memlekette İsrail karşıtlığı olacaksa onu da biz yaparız” diye söylenirdi.

    Hatırlayın, İstanbul’daki SAHA EXPO Savunma Fuarı’na dünyadan pek çok şirket katıldı. Bunlardan biri de İngiliz BAE System. İslamcı gazeteci Adem Özköse, şirketin standının önünde, “Bu İsrail’in en büyük silah tedarikçilerinden biri, Gazze’de kardeşlerimiz öldürülürken buna izin vermeyelim” diye bağırınca yaka paça gözaltına alındı.

    Gelelim hikâyeye…

    Önce fuar…

    SAHA, EXPO organizatörlüğünde 2 yılda bir düzenleniyor. SAHA İstanbul’un yönetim kurulu başkanı, Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar. Fuar, Cumhurbaşkanlığı himayesinde gerçekleşiyor. Dışişleri Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Savunma Sanayi Başkanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve kuvvet komutanlıkları başta olmak üzere birçok kamu kurumu destekleyenleri arasında. Aselsan’dan MKE’ye kadar savunma sanayisinin kritik şirketleri de sponsorlar listesinde. Anadolu Ajansı (AA) ise medya partnerlerinin en tepesinde. Kısacası, tam bir devlet fuarı.

    İSRAİL’E SİLAH SATAN ŞİRKET

    Sonra protestocu Adem Özköse’den bahsedelim.

    Belki hatırlarsınız. 12 yıl önce çok konuşmuştuk. Suriye’deki ayaklanmayı destekleyen Özköse, Esad’ı eleştiren belgesel çekme iddiasıyla ülkeye gitmişti. Burada hapse atılan Özköse’yi kurtarmak için devletlerarası bir diplomasi yürütülmüştü. 2012 yılının mayıs ayında serbest kalan Özköse, “Beşar Esed inşallah devrilecek” demişti. Özetle, Türkiye’nin Suriye politikasının “özgürlük” sembollerinden birisiydi.

    Son olarak şirket…

    BAE System, İngiltere’nin en büyük, gelire göre dünyanın 6. büyük silah şirketi. Şirket, Gazze saldırısından beri, Filistin yanlıları tarafından protesto ediliyor. Bunun nedeni; savaş uçakları, mühimmatlar, füze fırlatma kitleri ve zırhlı araçlar için bileşenler de dahil olmak üzere BAE System’in İsrail’in en büyük tedarikçilerinden olması. O kadar ki BAE System, İsrail’e beyaz fosfor imalinde kullanılan madde ithaliyle bile suçlanıyor. Şirket hisselerinin Gazze saldırısıyla yükselişi haber oluyor.

    İşin ilginci, SAHA EXPO’ya sponsor olan AA, İngilizce yayınlarında, BAE System’in İsrail ile ilişkilerini deşifre eden yayınlar yapıyor. Örneğin 17 Nisan tarihli haberde, Silahlı Şiddete Karşı Eylem grubunun İcra Direktörü Iain Overton ile söyleşi yapan Ajans, şunları aktarmış: “BAE Systems’in İsrail’le şu anda doğrudan ilişkisi var. İsrail’e obüs sattığını biliyoruz. Aynı zamanda F-35 savaş uçakları tedarik eden bir konsorsiyumun parçası olduklarını da biliyoruz. Bu silahlar, uluslararası insani hukukun ihlalinden, soykırım iddialarına kadar her türlü eylemde açıkça kullanıldı.”

    TİCARETE DOKUNDURMUYORLAR!

    “BAE şirketi Gazze’deki soykırımdan kâr sağlıyor” yazılı pankartlar taşıyan protestocular, şirketin Londra’daki binası önünde silah ihracatının durdurulmasını istemişler. Ya da Lancashire’da şirket fabrikasını bloke etmişler. AA da bu eylemlere yer vermiş. Gelgelelim, Adem Özköse’nin aynı şirketi protestosu Türkiye’de olunca AA’da haber olmamış!

    Daha da ilginci, Kaan uçağı dahil pek çok yerli projede BAE System ile işbirliği yapıldığı resmi kaynaklarda anlatılıyor.

    Sonuç olarak…

    Erdoğan her gün “Ey Batı, İsrail’e silah vermeyi ne zaman bırakacaksın” diye çağrı yapıyor. Buna karşın İsrail’e en büyük silah tedariklerinden birini yaptığı için dünyada protesto edilen şirketle işbirlikleri bir yana, kendi himayesindeki fuarda daha çok silah satsın diye konuk ediyor. Devletin ajansı, dünyada o şirketi protesto edenleri desteklerken kendi sponsor olduğu fuardaki protestoyu haber yapmıyor. Suriye’deki çatışmalar sırasında faaliyetleri için hapsedilen Adem Özköse’yi dünyaya gösterip “zalim Esad yine yaptı yapacağını” derken kendi ülkesinde aynı kişi barışçıl bir protesto yaptığında yaka paça gözaltına alıyor. Sonra da dünyaya Filistin dersi vermeye çalışıyor. Yersen!

    Üstelik bu ilk değil. AKP yönetimi Rize’de Burger King açılışı yaparken “kahrolsun İsrail” diye bağıran akademisyen hastanelik edilinceye kadar dövüldü. İsrail ordusuna elektrik sağlayan şirketin önünde protesto yapan gençler ters kelepçeyle hapsedildi. İsrail ile ticareti yazan Metin Cihan gibi gazetecilere soruşturmalar açıldı. Bunlar olurken hükümet medyasında Netanyahu’nun evinin önünde bile İsrail protestosunun yapılabildiğini okuduk!

    İktidara göre, canınızın istediği kadar İsrail karşıtı olabilirsiniz. İsrail’e istediğiniz kadar beddua edebilirsiniz. Starbucks’ta kahve içenleri dövüp kolaları yerlere dökebilirsiniz. Yeter ki İsrail ile derin ticareti sorgulamayın! Milyonları bir yalana inandırabilirsiniz. Yeter ki elinizde büyük bir sopa olsun.

    Barış Terkoğlu

    Barış Terkoğlu

  • Günaydın’dan Bakan Bolat’a “İsrail ile ticaret” soruları

    Günaydın’dan Bakan Bolat’a “İsrail ile ticaret” soruları

    CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, İsrail ile ticareti Meclis gündemine taşını, Bakan Ömer Bolat’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. Günaydın, Bakan Bolat’a, “İsrail’in Ashdod Limanına 08 Ekim 2023 tarihinden itibaren Türkiye limanlarından kaç tane sevkiyat gerçekleştirilmiştir?” sorusunu yöneltti.

    CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Türkiye ile İsrail arasında Gazze’ye yönelik saldırıların ardından yapılan ticareti TBMM gündemine taşıdı.

    CHP’li Günaydın, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde İsrail ile ticaretin yasaklandığı bilgisinin uluslararası lojiktik kayıtlarına göre doğru olmadığına işaret ederek, “İsrail’in Ashdod Limanına 08 Ekim 2023 tarihinden itibaren Türkiye limanlarından kaç tane sevkiyat gerçekleştirilmiştir? Bunların ticari sicil kayıtları tespit edilmiş midir?” sorusunu yöneltti.

    CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, TBMM Başkanlığı’na sunduğu soru önergesinde Türkiye ile İsrail arasındaki ticari ilişkilere ilişkin tespitlerde bulundu.

    Günaydın, şunları dile getirdi:

    “İsrail’in Gazze’yi bombalamaya başladığı 7 Ekim 2023 tarihinden itibaren İsrail ile ticari ilişkilerin sınırlandırıldığı, ilerleyen tarihlerde ise tamamen kesildiği Bakanlığınızın yanı sıra farklı mercilerce yapılan açıklamalarda sıkça tekrar edildi. Ancak uluslararası lojistik kayıtları bu bilgiyi yanlışlamakta, titiz gazetecilerin yaptıkları incelemeler sonrası bu bilginin doğru olmadığı tespit edilmektedir. Marinetraffic.com adlı uluslararası lojistik takip sitesi üyelik alımı sonrasında tüm kayıtlarına erişebilme imkânı vermektedir. Bu kayıtlara erişimin ardından, 11 Ekim 2023 tarihinde Halit Yıldırım adlı geminin İskenderun Körfezinden ayrıldığı, 14 Ekim 2023 günü İsrail Ashdod Limanına vardığı ve 18 Ekim 2023 günü İsrail Ashdod Limanından dolu ayrıldığı görülmektedir.

    Halit Yıldırım adlı geminin bağlı bulunduğu Manta Denizcilik Nakliyat ve Ticaret LTD.’nin İstanbul Ticaret Odası’nda M. Mert Çetinkaya adına kayıtlı bulunduğu, aynı zamanda MB Denizcilik Gayrimenkul İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ.’nin Ahmet Burak Erdoğan ve M. Mert Çetinkaya adına kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Üstelik her iki şirketin ticari sicil kayıtlarında gerek adres bilgileri, gerek telefon ve fax numaraları gerekse internet siteleri aynı görünmektedir. Dolayısıyla, bu iki şirketin ortaklığı açıkça görülmektedir. Buna göre, İsrail Gazze’yi bombalarken ticari sevkiyatların rahatlıkla devam ettiği söylenebilir. Dolayısıyla, açıklanmaya muhtaç çok temel sorular, kamuoyu nezdinde açıklanmalıdır.”

    BAKAN BOLAT’A SORULAR

    CHP’li Günaydın, Bakan Bolat’tan şu sorulara yanıt vermesini istedi:

    1.Söz konusu 11 Ekim 2023-18 Ekim 2023 tarihleri arasında Halit Yıldırım adlı geminin İskenderun Körfezi-İsrail Ashdod Limanı arasında sevkiyat yaptığı doğru mudur? Eğer yapıldıysa, bu sevkiyatlar hala devam etmekte midir?

    2.Manta Denizcilik LTD ile MB Denizcilik AŞ. Arasındaki ortaklık göz önünde bulundurulduğunda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Ahmet Burak Erdoğan’ın ortağı olduğu şirketin İsrail ile ilişkilerini savaş koşullarında sürdürdüğü Bakanlığınızca bilinmekte miydi?

    3.İsrail’in Ashdod Limanına 08 Ekim 2023 tarihinden itibaren Türkiye limanlarından kaç tane sevkiyat gerçekleştirilmiştir? Bunların ticari sicil kayıtları tespit edilmiş midir?

  • Türkiye, gıda enflasyonunda dünyadan çok uzak!

    Türkiye, gıda enflasyonunda dünyadan çok uzak!

    Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından derlenen verilere göre dünya çapında gıda fiyatları Mart ayında yıllık yüzde 7,7 geriledi. Aynı dönemde Türkiye’de yıllık gıda enflasyonu ise yüzde 70,41 seviyesinde.

    Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), şubatta 46 ayın en düşük seviyesine inen Küresel Gıda Fiyat Endeksi’nin, martta bitkisel yağlar ile et ve süt ürünlerinin fiyatlarındaki ivmelenmeye bağlı olarak yüzde 1,1 artışla 118,3 puana yükseldiğini bildirdi.

    FAO, gıda ürünlerinin uluslararası fiyatlarındaki aylık değişimin izlendiği Küresel Gıda Fiyat Endeksi’nin mart ayı sonuçlarını açıkladı.

    Buna göre endeks, martta bir önceki aya kıyasla yüzde 1,1 artarak 118,3 puan değerini aldı. Endeks, şubatta 117 puanla Şubat 2021’sonraki en düşük seviyede bulunuyordu.

    Endeksin art arda 7 aylık düşüşün ardından martta yükselişe geçmesinde bitkisel yağlar ile et ve süt ürünlerinin fiyatlarındaki artışlar etkili oldu.

    Martta Bitkisel Yağ Fiyat Endeksi, aylık bazda palm yağı, soya, ayçiçek ve kolza yağı küresel fiyatlarındaki artışın etkisiyle yüzde 8 yükseldi. Palm yağı fiyatları, önde gelen üretici ülkelerde mevsimsel olarak düşen üretim ve Güneydoğu Asya’daki güçlü iç talep nedeniyle arttı. Soya yağı fiyatları, özellikle Brezilya ve ABD’de biyoyakıt sektöründen gelen güçlü taleple son yılların en düşük seviyelerinden toparlandı.

    TAHIL FİYAT ENDEKSİ

    Tahıl Fiyat Endeksi, ABD, Avrupa Birliği ve Rusya arasındaki rekabet nedeniyle buğday fiyatlarında yaşanan gerilemenin etkisiyle aylık bazda yüzde 2,6, yıllık bazda ise yüzde 20 düştü.

    Şeker Fiyat Endeksi, martta şubata göre yüzde 5,4 geriledi. Düşüşte 2023-2024 şeker üretim tahmininin yukarı yönlü revize edilmesi etkili oldu.

    Aynı dönemde FAO Süt Ürünleri Fiyat Endeksi, küresel peynir ve tereyağı fiyatlarındaki yükselişin etkisiyle aylık yüzde 2,9 artarak, art arda yükselişini 6’ıncı aya taşıdı.

    Et Fiyat Endeksi de kümes hayvanları, domuz ve büyükbaş hayvan et fiyatlarının küresel olarak artmasıyla bir önceki aya göre yüzde 1,7 yükseldi.

    FAO, küresel üretim, tüketim, ticaret ve stok eğilimlerine ilişkin değerlendirmelerin yer aldığı Tahıl Arz ve Talep Özeti Raporu’nu da yayınladı.

    Örgüt, Şubat 2024’te 2 milyar 839,5 milyon ton olan 2023-2024 küresel tahıl üretimi tahminini 2 milyar 841,1 milyon tona yükseltti. Bu miktar 2 milyar 809,2 milyon ton olarak gerçekleşen bir önceki sezon üretimine göre yüzde 1,1 artış anlamına geliyor.

    TÜRKİYE’DE GIDA ENFLASYONU YÜZDE 70,41

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Mart ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. TÜİK’in açıklamasına göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Mart ayında bir önceki aya kıyasla yüzde 3,16 artış gösterdi. Yıllık enflasyon yüzde 68,50’ye ulaştı. TÜİK, Mart 2024 döneminde gıda enflasyonunu ise yüzde 70,41 olarak açıkladı.

  • ÖZGÜR ÖZEL: “CUMHURBAŞKANI’NIN AİLE YAKINLARI İSRAİL İLE TİCARETİ SÜRDÜRÜYOR”

    ÖZGÜR ÖZEL: “CUMHURBAŞKANI’NIN AİLE YAKINLARI İSRAİL İLE TİCARETİ SÜRDÜRÜYOR”

    Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Konak iftar programında konuştu, “Türkiye’de maalesef Cumhurbaşkanı’nın yakınlarının, akrabalarının, iş adamlarının İsrail ile ticaretleri sürmekte, hatta gübre gibi patlayıcı yapımında kullanılabilen emtianın dahi ihracatı yapılmakta. İsrail ile bütün ülkeler ticareti yavaşlatmışken bunu fırsat bilip İsrail ile ticareti artırmaktalar” ifadelerini kullandı.

    Seçim çalışmaları kapsamında İzmir’de temaslarını sürdüren Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Konak Mehtap Mahallesi İftar Programı’na katıldı. İsmetpaşa Muhtarlığı karşısındaki programa, CHP İzmir Milletvekili Ednan Arslan, İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, Buca İlçe Başkanı Çağdaş Kaya, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay,  Konak Belediye Başkan Adayı Nilüfer Çınarlı Mutlu, Buca Belediye Başkan Adayı Görkem Duman ve çok sayıda partili katıldı.

    “İSRAİL’İN BAŞLATTIĞI DEVLET TERÖRÜ DURMALI”

    İftar programında konuşan Özel, İsrail’in Filistin’e yönelik saldılarını hatırlatarak şunları söyledi:

    “Ramazan oruç tutulan bir ay. Ama sadece sahurla, iftar arasında aç kalınan, su içilmeyen bir ibadetten ibaret değil. O midenin orucu. Ağzın, kulağın zihnin ve kalbin orucu var. Ağzın orucu kötü laf söylememek, yalan konuşmamak, kulağın orucu kötü sözleri duymamak, zihnin orucu kötü düşünmemek, kalbin orucu da dünyanın neresinde bir kalbi kırık varsa, mağdur varsa, mazlum varsa onlara sahip çıkmakla olur. Bunu söylediğimizde Filistin’deki mezalimi hatırlamadan olmaz. Aylar öncesinde Hamas örgütünün İsrail’e yaptığı saldırılara cevaben İsrail’in başlattığı devlet terörü devam ediyor. Gerek dünyadaki 140 siyasi akrabamıza, başbakanlar, cumhurbaşkanları var, gerekse başkan yardımcısı olduğum Sosyalist Enternasyonel’in üyelerine Filistin’deki zulmün sona ermesi için inisiyatif almalarını, hep birlikte barışı savunmamız gerektiğini ifade ettim.”

    “İSRAİL İLE TİCARETİ DURDUR”

    İsrail’le ticaretin durdurulması çağrısını yineleyen Özel, şunları söyledi:

    “Elbette Filistin’de bir şey yapılacaksa, Türkiye tarafından yapılacaksa bu sadece mikrofonu ele alıp kınamakla olmaz. Bir şey yapılacaksa İsrail’e bir yaptırım uygulamakla olur. En basitinden İsrail ile yapılan ticareti durdurmakla olur. Afrika ülkelerinin dahi İsrail’e gelen gemilere karasularını kullandırtmamasından dolayı 20 günlük rotaların 40 günlere çıktığı süreçte Türkiye’de maalesef Cumhurbaşkanı’nın ailesinin yakınlarının, akrabalarının, iş adamlarının İsrail ile ticaretleri sürmekte, hatta İsrail’e gübre gibi patlayıcı yapımında kullanılabilen emtianın dahi ihracatı yapılmakta. İsrail ile bütün ülkeler ticareti yavaşlatmışken bunu fırsat bilip İsrail ile ticareti artırmaktalar. Tüm çağrımız Türkiye’deki herkesin önemli çağrısı, Filistin’de zulmün durması için ticaretin durmasına yönelik talebi bir kez daha dile getiriyoruz. Siyaset olsun diye değil. Siyaseti otobüsün üzerinde Buca’da meydanda yaptık. Emeklinin, öğrencinin, köylünün, esnafını konuştuk. Öğrencilerin ümitlerini kaybetmesini… Her 4 gençten 3’ünün umutsuzlukla ülkeyi terk etmek istemesini, bavullarını zihinlerinde toplamasını elbette konuşuyoruz ama bugün bu iftar sofrasından hepsinden ayrı olarak çağrımız Filistin’deki zulmün durdurulmasıdır.”

    “HER TÜRLÜ İNSANİ İHTİYAÇ KARŞILANACAK”

    31 Mart yerel seçimlerinin ardından belediye başkanlarının sosyal yardım projelerini artırarak sürdüreceğini ifade eden Özel, “Vatandaşımız büyük ekonomik sıkıntılar çekerken devletin varlığını, birliğini, gücünü göstereceği nokta gerçek anlamda en zor durumda olan toplum kesimi olan emeklilerine sahip çıkmakla olur. Banka promosyonlarının Nisan’dan önce ödenmesiyle, özel bankalara promosyonu verilmesi ile ilgili talimat vermekle değil devletin gerçekten emekli maaşlarında hak edilen zammı yapmasıyla olur. Yoksullara sahip çıkmakla olur. Bundan sonraki süreçte belediye başkanlarımız yoksul aileler için yapılan sosyal yardımları artırarak devam edecekler. Gerek yakacak, gerek et, kıyma için gerek her türlü insani ihtiyacın karşılanmasında yapılacak olan sosyal yardım projelerini artırarak sürdüreceğiz. Bu konuda belediye başkanlarımıza güveniyoruz” diye konuştu.

    “YARINLARA UMUTLA BAKABİLMEK”

    Sandık çağrısında bulunan Özel, konuşmasını şöyle noktaladı:

    “Ben Ramazan’da tuttuğunuz oruçların, ettiğiniz duaların kabul olmasını hep birlikte bayrama ulaşmamızı ama bayramın bayram gibi kutlanabilmesi için ülkemizde 6 Şubat’ta yaşadığımız deprem felaketi gibi felaketlerin bir daha yaşanmamasını ümit ederek, komşusu açken tok yatanın bizden olmadığını söyleyen peygamber efendimizin bu öğüdü hepimizin bilhassa kamu yöneticilerinin tutmasını ümit ederek, bayrama kavuştuğumuzda tüm çocukların yüzünün gülebildiği, ailelerinin yarınlara umutla bakabildiği günlere ümit ederek bir kez daha Ramazanınızı kutluyorum. Bayramınızı şimdiden kutluyorum. Ve hepinizi 31 Mart’ta sandık başına giderek ülkenin, şehrin yönetimi ile ilgili hem vatandaşlık görevinizi yapmanızı hem de bir itirazınız varsa sesinizi siyasete duyurabileceğiniz tek mecra olan oy kabinlerinde varsa talebiniz bunların hepsini hayata geçirmenizi sizlerden istirham ediyorum. Böyle güzel bir günde sofranızı paylaştığınız, gönlünüzü açtığınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum, sevgiler, saygılar sunuyorum. Sağ olun, var olun.”

  • İliç’teki Maden Şirketi ‘Teşvik’ Almış

    İliç’teki Maden Şirketi ‘Teşvik’ Almış

    Erzincan’ın İliç ilçesinde, tüm uyarılara rağmen faciaya davetiye çıkaran altın madeni ocağını işleten şirketin 2015 yılında 1 milyar 337 bin TL tutarında yatırım teşviki aldığı ortaya çıktı.

    Erzincan İliç’teki maden ocağında meydana gelen linç yığının çökmesi sonucu 9 işçinin çıkarılması için çalışmalar sürerken ocağı işleten şirkete ilişkin de yeni detaylar oratay çıkmaya devame diyor.

    Cumhuriyet’ten Cengiz Karagöz’ün haberine göre, daha önce siyanür havuzundaki sızıntıyla gündeme gelen Çöpler Altın Madeni’ni işleten Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’ne teşvik de verildiği ortaya çıktı.

    2015 yılının nisan ayında hazırlanan yatırım teşvik belgesine göre Anagold Madencilik AŞ, 1 milyar 337 bin TL tutarında yatırım teşviki aldı.

    YÜZDE 90 ORANINDA VERGİ İNDİRİMİ

    Söz konusu teşvik kapsamında şirkete, gümrük vergisi muafiyeti, yedi yıl boyunca sigorta primi işveren hisse desteği, KDV istisnası, yüzde 90 oranında vergi indirimi, KDV iadesi ve faiz desteği verildiği görüldü.

    Teşvik kapsamında Anagold Madencilik A.Ş’nin yıllık 10 ton dore altın üretimi gerçekleştireceği ve yatırım kapsamında 232 kişi istihdam edeceği ifade edildi.

     

  • İsrail’e ihracat üç ayda bir milyar doları aştı

    İsrail’e ihracat üç ayda bir milyar doları aştı

    Galata Köprüsü’nde düzenlenen Filistin’e destek mitinginde konuşan AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan, İsrail mallarını boykot çağrısı yaparken “Sermaye sahipleri ayağını denk alsınlar” ifadelerini kullanmıştı. Erdoğan, sermayeyi tehdit ederken İsraille ticari ilişkiler ise aralıksız devam ediyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, Türkiye’nin İsrail’e ihracatı aralıkta bir önceki aya göre yüzde 30,4 artışla 393,3 milyon dolara yükseldi. Gazze’de savaşın sürdüğü ekim-aralık dönemindeki üç ayda Türkiye’nin İsrail’e ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 36,4’lük düşüş gösterse de 1 milyar doları aştı. Türkiye’nin 2023 yılı genelinde İsrail’e ihracatı, yıllık yüzde 23,8 düşüşle 5,1 milyar dolar oldu.

    2023 yılında Türkiye’nin İsrail’e ihracatında, 883 milyon dolarla çelik sektörü ilk sırada yer alırken, kimyevi maddeler ikinci, otomotiv üçüncü sırada yer aldı.