Etiket: Sinan Ateş cinayeti

  • Barış Pehlivan :“Soytarı balonları iğneler. Dalkavuk balonları şişirir.”

    Barış Pehlivan :“Soytarı balonları iğneler. Dalkavuk balonları şişirir.”

    “Soytarı balonları iğneler. Dalkavuk balonları şişirir.”

    İlhan Selçuk böyle anlatmıştı aralarındaki farkı. Bakmayın, bugünkü anlamına. Zira, tarihteki soytarılar hükümdarı uyaran ve ona gerçeği söyleyenlerdi. Dalkavuklar ise egoları şişiren ve sadece etek öpenlerdi. Dün Devlet Bahçeli’nin “Dört soytarı muhabirle Milliyetçi Hareket Partisi’ni sorgulayamazsınız, sorgulatmayız” sözünü duyunca aklıma geldi. Aptala yatmayacağım; kastedilen dört muhabirden biri olarak yazıyorum.

    Sinan Ateş davasını mahkeme salonunda izliyorum.

    Sinan Ateş ile eşine fiziki takip yaptıran; Ülkü Ocakları genel başkan yardımcısından, polisten, istihbaratçıdan, onların konum ve uçuş bilgilerini sorgulatan; katili arabasıyla kaçıran ve MHP milletvekilinin evinde yakalanan, Ülkü Ocakları’nda yöneticilik yapmış Tolgahan Demirbaş konuşuyor:

    “Halk TV’de dört tane, tek amaçları Türkiye düşmanlığı olanlar operasyon gazeteciliği yapıyor. Üzerine gidince de ‘bizi hedef gösterdiler’ diyorlar. Ülkü Ocakları’nı terörize göstermek için yapıyorlar. Ben varsayım tutuklusuyum.”

    Düşünüyoruz…

    Demek, MHP’nin yayın organı Türkgün’ün manşetinden hedef gösterilmemizin perde arkasında, “Üzerine gittik” diyen bu kişiler var.

    Duruşma bitiyor; katil bize tetik işareti yapıyor, cinayetin keşifçisi parmak sallıyor.

    Üzerinden saatler geçiyor… MHP’nin lideri çıkıp “ilgilerinin olmadığını” ileri sürdüğü cinayetin planlayıcılarından birinin aynı cümleleriyle aynı gazetecileri hedef gösteriyor.

    Ne talihsiz bir açıklama diyorum kendi kendime… Öyle ya, Devlet Bahçeli, cinayet sanıklarıyla aynı tezi ileri sürüyor. Haliyle, böylece aslında şüpheleri doğrular vaziyete düşüyor.

    Bakınız…

    Halen 2 MHP milletvekili ve 5 Ülkü Ocakları yöneticisi hakkında “tasarlayarak öldürme” suçlamasıyla soruşturma yürütüldüğünü hatırlatmayacağım.

    Resmi belgelerdeki MHP ve Ülkü Ocakları izlerini anımsatmayacağım.

    Keşke Türkgün gazetesi ile Bengü Türk TV bu cinayeti aydınlatsaydı da bizim gazeteciliğimiz beyhude kalsaydı, diye hoş ama boş hayallere kapılmayacağım.

    Lakin, yazmasam olmaz.

    Bu satırların yayımlandığı gazetem Cumhuriyet’in binasındaki logoda bir şarapnel izi var. Kumpas dönemindeki bombalardan kalma, Cumhuriyet’in “y”sinin üstünde.

    Cumhuriyet’in duvarlarında Uğur Mumcu’dan Ahmet Taner Kışlalı’ya, şehitlerimizin yazıları var. Suikastları ve katilleri deşifre eden, kutup yıldızlarımız…

    Belleğimizde devletin üniformasını kendisine kalkan yapan azmettiriciler var. Gördüğümüz, okuduğumuz, öğrendiğimiz…

    Demem o ki…

    O dördün biri olarak, mahkeme salonlarını da katil yüzlerini de mezar taşlarını da iyi bilirim. Bilerek yazdım, yazıyorum, yazacağım.

    Barış Pehlivan’ın yazısı

  • Timur Soykan: Senaryonun çürüdüğü konum

    Timur Soykan: Senaryonun çürüdüğü konum

    Sinan Ateş cinayetinin siyasi bağlantılarını örtmek için bir kampanya yürütülüyor. Ama duruşma salonunda başlayıp medyada devam eden senaryoyu sağlam deliller çürütüyor. Eski Ülkü Ocakları yöneticisi Tolgahan Demirbaş’ın katille buluşup onu kaçırdığı anlara dair deliller bile karartma senaryosu ile gerçeği ayırmak için yeterli.

    Senaryonun çürüdüğü konum

    Sinan Ateş’in 30 Aralık 2022’de öldürülmesiyle ilgili dava Sincan Cezaevi’ndeki duruşma salonunda pazartesi günü başladı. Cinayetin siyaset, devlet bağlantılarının gizlenebilmesi için büyük bir oyun oynanıyor, yeni bir senaryo yazılıyor.

    Öncelikle yarım iddianame ile dava başlatıldı ve cinayetin arkasındaki isimlerin dosyası ayrıldı. Böylece; tetikçiler ve Ülkü Ocakları’ndaki bazı azmettiricilerin ötesine gitmeyen göstermelik bir yargılama süreciyle göz boyanıyor. Cinayetin şüphelisi olan ve yurt dışı çıkış yasağı konulan 17 kişi için hazırlanacağı söylenen iddianame ufukta görünmüyor, rafta unutulmaya terk ediliyor. Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım, eski MHP Milletvekili Olcay Kılavuz, Ülkü Ocakları Ankara İl Başkanı Ömer Şanlı ve diğer Ülkü Ocakları yöneticileri hakkındaki tespitler, davanın ek klasörlerinde, bilirkişi raporlarında var. Ancak duruşmada konu onlara gelince mahkeme başkanı “Onlar bu davanın konusu değil” diyerek cinayetin siyasi bağlantılarını koparıyor. Böylece gerçeğin büyük kısmı karartılıyor.

    Katiller

    TETİKÇİLERİN TAKTİĞİ

    Davada savunma yapan tetikçi çete ise sanık olan Ülkü Ocakları yöneticilerini de kurtarmak için yazılmış senaryoyu oynuyor.

    Tetikçi çetenin lideri Doğukan Çep, soruşturma sürecinde “Olayla ilgim yok” demişti. 19 ay sonra duruşma salonunda cinayeti azmettirme suçunu üstlendi. Alacak-verecek meselesi nedeniyle tetikçi Eray Özyağcı’yı Sinan Ateş’i bacaklarından vurması için Ankara’ya gönderdiğini anlattı.

    Tetikçi Eray Özyağcı, soruşturma sürecinde Sinan Ateş’i kişisel husumet nedeniyle vurduğunu anlatmıştı. 19 ay sonra duruşmada o da senaryoyu değiştirdi. “Abim” dediği Doğukan Çep’in kendisine “Bacaklarından vur” diye talimat verdiğini söyledi.

    Doğukan Çep ve tetikçi Eray Özyağcı, onlarca yıl hüküm giymiş, firari suçlulardı. Tetikçi’ye Ankara yolunda yakalanmaması için iki özel harekat polisi eşlik etti. Eray Özyağcı, daha önce uygulama noktasından polis kimliğini göstererek geçtiklerini anlatmıştı. Duruşmada bunu uydurduğunu savundu.

    Eray Özyağcı’nın gözaltı fotoğrafı

    ‘MUSTAFA KEMAL’  DİYE İSİM VERDİLER

    Tetikçilerin değişen senaryolarındaki amaç; bu yarım davada ‘azmettirici’ olarak yargılanan eski Ülkü Ocakları yöneticisi Tolgahan Demirbaş, Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcısı Emre Yüksel ve MHP’li avukat Serdar Öktem’i kurtarmak.

    Bunun için çok kritik bir nokta var. Büyük, şüphe bırakmayan bir delilin yer aldığı o noktaya özellikle hazırlanmışlar ama orada duvara tosluyorlar.

    Yazının devamı

  • Testi artık kırıldı, çatlak onarılamaz

    Testi artık kırıldı, çatlak onarılamaz

    Sandıkta halkın tokadıyla hezimet yaşayan rejim hızla çözülürken tarafların restleşmesi sertleşiyor. Erdoğan ve Bahçeli’nin zorunlu ortaklığı şimdilik sürse de sürekli kriz üreten rejim çıkmaz sokakta.

    Yerel seçimlerde yaşadığı mağlubiyetin ardından iktidar bloku içindeki krizler derinleşiyor. “Yumuşama, normalleşme” tartışmaları devam ederken Cumhur İttifakı ortakları arasındaki gerilim giderek tırmanıyor.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın CHP Lideri Özgür Özel’le görüşmesinin ardından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, kendini hatırlatan çıkışlar yaparak ortağı Erdoğan’a mesajlar veriyor.

    Siyaset çok boyutlu bir denkleme dönüşürken yaşananların perde arkasında AKP-MHP ittifakıyla devam eden rejimin çözüldüğü görülüyor. Açlığa mahkum edilen, yoksullukla boğuşan, iktidarın gerici, baskıcı politikalarından bunalan milyonlar, iktidara 31 Mart’ta gereken yanıtı vererek rejimin dağılmasını hızlandırdı. Başkanlık rejimi ortadan kalkmadan ‘normale dönüş’ün mümkün olmadığı, AKP ve MHP’nin sürekli krizler üreten rejimi devam ettirme şanslarının kalmadığı görülüyor. Can çekişen rejimin nereye doğru yol alacağı, ortada duran koltuğu kimin dolduracağının kavgası veriliyor.

    REJİM BİRLİKTE İNŞA ETTİLER 

    Normalleşme adı altında CHP Lideri Özgür Özel ve AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görüşmelerini ve MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “ittifak kurarsanız biz kendimizden feragat ederiz” çıkışını değerlendiren Siyaset Bilimci Tanju Tosun, 2015’de kurulum aşamasına başlayan rejimin AKP MHP işbirliği ile inşa edildiğinin altını çizdi.

    Rejimin AKP ve MHP’nin konfor alanları üzerinden yaratıldığını vurgulayan Tosun, “Bu ortaklıkla AKP, MHP desteği ile yasamayı kontrol altına alırken MHP de bürokrasi aracılığı ile yargı emniyet içerisinde güç devşirerek informel bir biçimde sistemin merkezine yerleşti” dedi.

    Tosun şu ifadelere yer verdi: “Özellikle 31 Mart sonrası bu konfor alanı neredeyse tamamen kayboldu. CHP’nin birinci parti konumuna gelmesiyle birlikte Erdoğan yumuşamaya sarılırken MHP daha fazla sertleşmek durumunda kaldı. Ancak bu görüşmelere ve son günlerde yaşanan gelişmelere bakacak olursak ne ittifakta bir dağılma ne de CHP ile kurulacak yeni bir ittifak mümkün gözüküyor.

    MEŞRULUĞUNU HALKTAN ALIYORLAR 

    Neticede AKP MHP birlikteliği üzerine kurulmuş rejim birbirinden bağımsız ilerleyemez. Buradaki gelişmelerden çıkarılacak en önemli sonuçlardan birisi MHP’nin oyun kurma merkezinin dışarısına kaymasıyla gelen “Ben buranın ortağıyım” mesajı. Yani sistemin meşruiyet krizi içerisinde MHP, ‘Ben varsam sistem işler yoksam işlemez’ diyor. Dolayısıyla rejimin devamlılığı açısından şimdilik Erdoğan’ın da MHP’den kopma gibi niyeti olduğu söylenemez.

    Öte yandan var olan krizin aktörler üzerinden ilerletilmeye çalışıldığını da belirten Tosun, “Bu sayede rejimin esas sorunları görmezden geliniyor. Kişiler üzerine yıkılmış, ‘O suçlu bu masum’ tarzında gelişen söylemler rejimin yarattığı sorunu bir anlamda gizliyor” dedi. Bunun AKP açısından öneminin krizin olağanlaşmasına tekabül ettiğini belirten Tosun, muhalefetin tavrının ise psikolojik üstünlüğü elinde tutmak için bir hamle olduğunu vurguladı.

    Tosun, “Türkiye İttifakı vurgusu ile CHP’nin verdiği ‘sorunları biz çözebiliriz’ mesajı çatıyı kendilerinden oluşturdukları ve merkezine de kendilerini koydukları bir anlama geliyor. Buradaki meşruluğun kaynağını da özellikle seçimler sonrasında arkalarına aldıkları toplumsal destekle sağlamaya çalışıyorlar ve meşruluğu doğrudan halktan alıyorlar” ifadelerine yer verdi.

    ***

    Suç ortağını bize doğru itmesin 

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “AK Parti ile CHP arasında geniş tabanlı bir ittifakın vücuda gelmesi, MHP’nin temennisidir” açıklamasına yanıt verdi. Özel, “Bize kimse ittifak falan önermesin. Çünkü bugünün sorumluları, bu sorumluluğu taşıyacak. Sayın Bahçeli şöyle bir kolaycılık yapmasın; memleketi bu hale getirip suç ortağını bize doğru itmesin” dedi.

    Özel, çalıştayın ardından basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını sordu. Bahçeli’nin “Allah bana yeter” ifadelerinin yer aldığı yüzüğü hakkında değerlendirme yapan Özel,” Önce sayın Bahçeli’nin yüzüğünü sordunuz, sayın Bahçeli’nin nefes israf etmeden taktığı bir yüzüğe benim nefes israf edecek bir halim yok. Şimdi de yazılı bir açıklama yapmış. Ben yine nefes israf edip de kamuoyunu yaratılmaya çalışılan suni tartışmayla meşgul etmek istemem” ifadelerini kullandı.

    “Belli ki sorunlar var. Cumhur İttifakı’nın sorunları. Cumhur İttifakı’nın sorunlarıdır, bizim sorunlarımız değildir” diyen Özel, “Biz son seçime bir siyasi partiyle ittifak yaparak girmedik. Ve tek başımıza son 47 yılın en yüksek oyunu alarak ülkenin birinci partisi olduk. O yüzden de ittifak ortağımız olmadığı için de kavga edecek kimse yok yanımızda. Kimseyle bir tartışmamız, bir gerginliğimiz yok. Belli ki Cumhur İttifakı’nda sorunlar var, sorunları çözmek için de bir metinde hem kopuş, hem bağlılık, hem sitem, hem umut barındırılmış. Bunların hiçbirisiyle meşgul değiliz” ifadelerini kullandı.

    ***

    İttifakta çatlak yok savunması 

    AKP Sözcüsü Ömer Çelik, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in kullandığı ‘suç ortağı’ ifadesine tepki gösterdi.

    Çelik, açıklamasında, “CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Cumhur İttifakı’nın birliğinde ve bütünlüğünde bir sorun olduğunu düşünmesi beyhude bir yaklaşımdır. Özel’in Cumhur İttifakı bileşenlerine ‘suç ortağı’ demesi ise siyasi nezaket atmosferine yakışmayan saygısız bir siyasi saldırganlıktır” ifadelerini kullandı.

    “Cumhur İttifakı güçlü bir birliktelikle yoluna devam etmektedir ve her türlü saldırganlığa siyaset ve hukuk zemininde cevap verecek güçtedir” diyen Çelik, şunları kaydetti: “Özel’in Cumhurbaşkanımızın iade-i ziyareti sonrasında bu şekilde yakışıksız bir açıklama yapmasını, yürüttüğü siyasete dönük olarak CHP içinde meydana gelen rahatsızlıkları giderme çabası olarak görüyoruz.”

    ***

    Yandaşlar görmezden geldi 

    İktidar cephesinde gerilimler tırmanırken yandaş gazeteler çatışmayı şimdilik görmeden geliyor. Hürriyet’in dünkü manşetinde Erdoğan’ın katılacağı G7 toplantısı yer alırken gerilime ilişkin tek satır haber görülmedi. Yeni Şafak, Türkiye, Akşam, Takvim gibi yandaşlar da MHP Lideri Bahçeli’nin sözlerini görmeden geldi.

    ***

    MHP’li Yalçın’dan tehdit! 

    MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş cinayeti üzerinden kendisine ve MHP Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter’e yönelik açıklamalarına sert bir dille yanıt verdi.

    Özel’e ‘korkak’ diyen Yalçın, “Menfur bir cinayeti istismar ederek kirli siyasetine katık ediyorsun. Haddini bilmeden bize saldırmaya devam edersen, sana kemali memnuniyetle haddini bildirmekten çekinmeyiz. Senin riyakârca efelenmelerinin, laf ebeliklerinin altında kalmayız. Layık olduğun tarzda muamele ve hitap ederiz” ifadelerini kullandı.

    Kaynak:Birgun.net