Etiket: Şeyda Yılmaz

  • Polis Şeyda Yılmaz’ı şehit eden 26 suç kayıtlı sanık hakkında karar…

    Polis Şeyda Yılmaz’ı şehit eden 26 suç kayıtlı sanık hakkında karar…

    Ümraniye’de polis memuru Şeyda Yılmaz’ı şehit eden, polis memuru K.H.S.’yi ise ile annesini yaralayan 26 suç kayıtlı tutuklu sanık Yunus Emre Geçti, mahkemedeki savunmasında, “Şeyda ablamı çok iyi tanırım. Karakolumuzda görev yapıyorlardı. Gençliğimi heba ettiler. İstanbul’u Teksas’a çevirdiler” dedi. Mahkeme sanık Geçti’yi, ağırlaştırılmış müebbet ve 26 yıl 9 ay hapse mahkum etti.

    İstanbul Ümraniye‘de, 22 Eylül’de motosiklet hırsızlığından götürüldüğü Dudullu Polis Merkezi’nden kaçan 26 suç kaydı olan tutuklu sanık Yunus Emre Geçti’nin (19), yakalandığı sırada çıkan arbedede polisin silahını alarak polis memuru Şeyda Yılmaz‘ı (27) şehit etmesi, polis memuru K.H.S. ile annesi Pınar Geçti’yi yaralaması olayına ilişkin Anadolu 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ağırlaştırılmış müebbet ve 28 yıl 1 aydan 50 yıl 6 aya kadar hapis istemiyle açılan davanın ikinci duruşması bugün görüldü.

    “BASINA ŞOV MU YAPACAĞIZ”

    Duruşmayı takip etmek için çok sayıda basın mensubu mahkeme salonuna girmek istedi. Mahkeme başkanı, salonda yer olmasına karşın sadece 4 basın mensubunu salona aldı. Dışarıda kalan basın mensupları da içeriye girmek isteyince mahkeme başkanı, “Basına şov mu yapacağız” diyerek gazetecilerin duruşmayı izlemesine engel oldu.

    Tutuklu sanık Yunus Emre Geçti, bulunduğu cezaevinden duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı. Şehit polisin eşi Semih Yılmaz, müşteki polis K.H.S, mağdur anne Pınar Geçti ile müşteki avukatları mahkemede hazır bulundu.

    “UYUŞTURUCU ETKİSİNDEYDİM”

    Mahkemede savunma yapan tutuklu sanık Yunus Emre Geçti, olayı kasıtlı yapmadığını savunarak, “Ben böyle bir şeye yeltenecek bir kişi değilim. Şeyda ablamı çok iyi tanırım. Karakolumuzda görev yapıyorlardı. Olay günü karanlıktı. Bana hasımlarım saldıracak diye düşündüm. Kafama tekme attılar. Yere silah düştü. Olayı kesinlikle hatırlamıyorum. Ben de vuruldum, annem de vuruldu. Beni köpek arabasıyla getirdiler. Bunların göz önünde bulundurulmasını istiyorum. Bunlar olurken uyuşturucunun etkisindeydim. Benim gençliğimi heba ettiler. Benim üstümü başımı sıyırdılar, beni köpek arabasıyla getirdiler. Ben Şeyda ablayı görmedim. Varilin üzerinden doğrultulmuş silah gördüm. Benim ailemin evini bile kurşunladılar. Beni dövdüler bana karakolda öyle ifade verdirttiler. Çok pişmanım keşke olmasaydı” dedi.

    “SİLAHI POLİSİN BELİNDEN ALMADIM”

    Mahkeme başkanı, Sanık Geçti’ye, “Şarjörü boşaltmışsın, tutanaklarda bu tabancayı senin kullandığın yazılıyor” dedi. Geçti, “Ben bu silahı polisin belinden çekmedim. Polis silahına nasıl sahip olamaz. Silahı ben yerden aldığımda mermi vardı. Namluya mermiyi ben sürmedim. Ben sürülmüş şekilde yerden aldım. Olay yerinde ben de vuruldum. Ben iki tane mermi yedikten sonra ateş ettim. Ben kesinlikle varilin arkasında polis şehit ablamızı görmedim” diye konuştu.

    “KARAKOLDAKİLERE SORSANIZ KİMSE HAKKIMDA KÖTÜ BİR ŞEY DEMEZ”

    Mahkeme başkanı, “Polis kriminal laboratuvarında yapılan incelemede maktülün vücüdından çıkan kovanlar ile senin kullandığın silahın mermisi aynı. Ne diyorsun?” diye sordu. Yunus Emre Geçti, “Ben kesinlikle nişan alarak kasten bunu yapmadım. Varilin arkasında Şeyda ablayı görmedim. Bunların hepsi kamera kayıtlarında var. Bile bile kasıtlı yapacak bir çocuk değilim. Karakoldaki 500 kişiye beni sorsanız kimse benim hakkımda kötü bir şey söyleyemez. Benim karakola gittiğimde kafam aşırı güzeldi zaten. Ben kesinlikle resmi bir polis aracı görmedim, polis aracı görsem zaten teslim olurdum. Sivil araçla geldiler. 19 yaşındayım ama hayatımda hiç cezaevine girmedim. Bu planlı, projeli bir olay değil. Çok pişmanım” dedi.

    “BU OLAYDA EMNİYET VE ADLİYE TEŞKİLATI KUSURLU”

    Yunus Emre geçtinin avukatı, “Sanık bu suçu işledi ama evveliyatı var. 26 tane suç kaydı var. Savcılıkta, hakimliklikte serbest bırakılıyor ve böyle bir şey olabiliyor. Bu olayda emniyet teşkilatı ve adliye teşkilatı hepsi kusurlu. O gün de zaten uyuşturucu kullanıyor. Çocuk karakolda odalarda dolaştırılıyor burada polisin hatası var. Adam elini kolunu sallayarak çıkmış. Bunların da davaya dahil edilip sorumlulukları belirtilmeli. ‘Kasten adam öldürmek’ suçundan değil ‘Adam öldürmek’ten yargılanmasını istiyoruz. Çünkü sanığın daha önce maktül ile bir husumeti yok” dedi.

    “ASIL KAYIP DEVLETİN KAYBIDIR”

    Şehit Polis Şeyda Yılmaz’ın eşi Semih Yılmaz, mahkemedeki beyanında, “Eşim devletine, milletine bağlı bir Türk gencidir. Devletin kendisine verdiği maaşı son kuruşuna kadar hak etmiştir. Ulaşmış olduğu mertebe de bunun delili. Çocukların gözünde benim eşim bir kahraman ve rol model. Asıl kayıp devletin kaybıdır. Devlet, vatansever bir evladını toprağa verdi. Sürecin başından beri de ‘vatan sağolsun, devlet, millet varolsun’ dedim. Kinim diridir, devam edecektir” dedi.

    Müşteki Semih Yılmaz, sanık Geçti’ye bakarak, “Özellikle sen ve senin gibi suçlulara karşı kinim devam edecek” dedi. Sanık Yunus Emre Geçti ise mahkeme başkanına, “Sizin huzurunuzda tehdit alıyorum” dedi.

    Semih Yılmaz ise, “Ben kimseyi tehdit etmedim, devlete sığındım. Bugün devlet sizlersiniz. Sizin vereceğiniz karar sayesinde bu ve bunun gibi suçlular, devletin çelik yumruğunu üzerlerinde hissedecektir. Benim ikinci kimliğim de polis kimliğimdir” ifadelerini kullandı.

    “DEVLETİMİZ DAHA ÖNCE NEREDEYDİ”

    Tutuklu sanık Yunus Emre Geçti’nin annesi mağdur Pınar Geçti, “Bu olay çok üzücü bir şey. Ben yemin ederim psikolojik tedavi görüyorum. Bak ‘oğlum’ demiyorum ama 26 suç kaydı olan çocuk, devletimiz daha önce neredeydi. Çocuk karakoldan kaçtığı zaman bahçedeydi. Çocuğu almaya giderken döverek halletmeye çalıştılar. Tutsalardı tutamadılar. Niye çöp poşetine, neden hayvan arabasına konuldu. Ben hayvan arabasını görüyorum psikolojim bozuluyor” diye konuştu. Anne Geçti’nin bu sözü üzerine salondan, “Yazık kıyamam” sesleri yükseldi.

    MÜTALAA AÇIKLANDI

    Esasa ilişkin mütalaasını açıklayan savcı, sanık Geçti’nin, “Görevli memura karşı kasten öldürme”, “Görevli memura karşı kasten öldürmeye teşebbüs”, anneye karşı “Kasten öldürmeye teşebbüs” ve “Görevi başındaki kamu memuruna mukamevet” suçlarından cezalandırılmasını talep etti.

    SANIKTAN MAHKEME BAŞKANINA: “BU SİZİN DE BAŞINIZA GELEBİLİR”

    Mütalaaya karşı diyecekleri sorulan sanık Yunus Emre geçti, “Kesinlikle planlayarak, tasarlayarak olmadı. Oradaki olay yeri karanlık olduğu için ben onları hasmım zannettim. İstanbul’u Teksas’a çevirmişler ben kendim de vuruldum. Empati yapmanızı istiyorum bu sizin de başınıza gelebilir” dedi.

    “EV SAHİBİNİN HİÇ Mİ SUÇU YOK”

    Sanık Geçti’nin avukatı, mütalaaya katılmadıklarını belirterek, “Ev sahibinin hiç mi suçu yok? Çok hafife almışlar kaçma olayını. Emniyet teşkilatı büyük kusurlu” dedi. Sanık Geçti son sözünde ise “Şeyda Yılmaz’ın ailesinden özür dilerim. Keşke böyle bir şey olmasaydı, çok pişmanım. Alkol, uyuşturucunun etkisindeydim” dedi.

    AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET VE 26 YIL 9 AY HAPİS

    Kararını açıklayan mahkeme, sanık Yunus Emre Geçti’yi Şehit Polis Şeyda Yılmaz’a karşı “Görevli memura karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, polis memuru K.H.S.’ye karşı, “Görevli memura karşı kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan 20 yıl, annesi Pınar Geçti’ye karşı “Olası kastla yaralam” suçundan 3 yıl, “Görevi yaptırmamak için direnme” suçundan 3 yıl 9 ay hapse çarptırdı.

  • Emre Kongar: Sinan Ateş, Narin Güran, Reşit Kibar ve Şeyda Yılmaz…

    Emre Kongar: Sinan Ateş, Narin Güran, Reşit Kibar ve Şeyda Yılmaz…

    Sinan Ateş, Narin Güran, Reşit Kibar ve Şeyda Yılmaz…

    Hepimizi infiale sevk eden art arda gelen bu cinayetler…

    Hemen hemen her gün biri öldürülen kadınlar…

    Çocuklara tecavüzler…

    Hayvanların toplu biçimde katledilmeleri.

    Bir toplumda olup biten her şeyden esas olarak iktidar sorumludur:

    Hele bir iktidar Türkiye’de olduğu gibi, 20 yıldan fazla yönetimde kalmış ve rejimi değiştirmişse toplumsal, siyasal ve ekonomik olaylardaki sorumluluğu normal iktidarların çok daha ötesindedir.

    ***

    Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu iradesi Mustafa Kemal Atatürk, reformlarını, 1923-1938 arasındaki 15 yıla sığdırmıştı.

    Kurucu irade yönetiminin, İsmet İnönü döneminde de devam ettiğini ve Çok Partili Düzen’e geçtiği 1 Kasım 1945’te sona erdiğini düşünsek ve bu 15 yıla 7 yıl daha eklesek bile, ancak 22 yıl ediyor.

    Düşünün ki din ilkelerini politikalarının temeli yapan ve şimdi FETÖ diye terör örgütü ilan ettiği Cemaat ile birlikte, yasama ve yürütme erklerine ilaveten yargı erkini de kötüye kullanarak Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini sarsan Erdoğan/AKP iktidarı, Türkiye’yi, Atatürk-İnönü dönemindeki kurucu iradeden daha uzun bir süredir ülkeyi yönetiyor.

    Dolayısıyla, toplumda gittikçe yükselen nezaketsizlik ve terbiyesizlik üslubunun, şiddetin, özellikle kadınlara yönelik şiddet ve cinayetler ile çocuklara yönelik şiddet ve tecavüzlerin yaygınlaşmasının sorumlusu elbette bu iktidardır.

    Sorun hem Hukuk Devleti’nin tahribi, hem sömürü düzeninin daha derinleştirilerek emekçilerle emeklilerin iyice yoksullaştırılması ve toplumsal dengelerin tümüyle altüst edilmesi hem de gittikçe yaygınlaşan uyuşturucu sorunudur.

    Bir başka deyişle, Erdoğan/AKP döneminde, Hukuk Devleti’nin tahribi ve bu tahribin sonunda yargıya güvenin yok olması ile cezasızlık sendromu…

    Yargı ile birlikte, güvenlik güçlerinin de siyasal etki altına alınması…

    Sömürünün acımasız bir biçimde artması…

    Uyuşturucu bağımlılığının yaygınlaşması…

    Hiç kuşkusuz, Şeyda Yılmaz’ın katledilmesinin, daha doğrusu onu öldüren katilin ortaya çıkmasının arka planındaki toplumsal ortam sorunlarıdır.

    (Sinan Ateş, Narin Güran, Reşit Kibar ve neredeyse her gün biri öldürülen kadın cinayetleri için de aynı yorumlar geçerlidir.)

    ***

    Bu bağlamda, Fernas işçilerinin Bağımsız Maden İş Sendikası ile Soma’dan Ankara’ya başlattıkları yürüyüş, ülkedeki sömürü düzeninin dışavurumlarından sadece biridir.

    Emre Kongar’ın yazısının devamı

  • Polis Şeyda Yılmaz’ı şehit eden şüphelinin ifadesi ortaya çıktı…

    Polis Şeyda Yılmaz’ı şehit eden şüphelinin ifadesi ortaya çıktı…

    Polis memuru Şeyda Yılmaz’ı şehit eden şüpheli Yunus Emre Geçti’nin ifadesi ortaya çıktı. Şüpheli, ifadesinde hasımlarının kendisine saldırdıklarını, polislerin sivil araçla olay yerine geldiklerini ve polis olduklarını anlamadığını iddia etti.

    İstanbul Ümraniye’de 22 Eylül’de gözaltına alınan ancak karakoldan kaçan şüpheli Yunus Emre Geçti, kendisini yakalamaya çalışan polis memurunun silahını alarak polislere ateş açmış, 27 yaşındaki polis memuru Şeyda Yılmaz‘ı şehit etmişti. Şüpheli Geçti, gözaltına alınmış, çöp poşeti giydirilmiş halde Hayvan Durum İzleme (HAYDİ) aracıyla Anadolu Adliyesi’ne sevk edilmişti. Tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilen şüpheli, ‘Görevi nedeniyle kamu görevlisini kasten öldürme’ suçundan tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.

    ”TEŞHİS İÇİN KARAKOLA GÖRÜTÜLDÜM”

    Şüphelinin hakimlik sorgusunda verdiği ifade ortaya çıktı. Yunus Emre Geçti, olaydan 5 gün önce uyuşturucu madde kullandığını, polisler tarafından Dudullu Karakolu’na götürüldüğünü, hırsızlık olayıyla ilgili kendisine teşhis yaptırıldığını, yanında D.A.Ö. isimli bir arkadaşının da olduğunu, ifadeleri alındıktan sonra kendilerine beklemelerinin söylendiğini ve karakola annesi, babası ve anneannesinin de geldiğini anlattı.

    Karakolun bahçesinde beklediği sırada annesinin çığlığını duyduğunu söyleyen şüpheli, “Karakolun duvarından atladım. Atlayınca babamı gördüm. Babam beni görünce kaçtı. Ben oradan anneme yardım etmek için çıktım. İfademiz alındığı için ben kaçtım zannetmedim” dedi.

    ”POLİS OLDUĞUNU GÖRMEDİM”

    Eve gittiği sırada hasımlarıyla karşılaştığını öne süren şüpheli Geçti, hasımlarının kendisine saldırdıklarını söyleyerek, “Cebimden telefonumu ve paramı aldılar. Çıktığım kızın ağabeyleriydi. O esnada sivil araba gelmiş. Ben bu şahıslardan dayak yerken yerde silah gördüm. Sol kolumdan mermi yedim. Annemin ‘vuruldum’ diye çığlığını duydum. Orada bir varil vardı. Oradan bir silahın ucunu gördüm. Onların polis olduğunu görmedim. Üzerinde üniforma olduğunu sonra kameralardan izleyince fark ettim. O varile doğru 2 el ateş ettim. Silahı orada bıraktım ve evime doğru yürüdüm” dedi.

    ”KASTEN SUÇ İŞLEMEDİM”

    Bekçilere teslim olduğunu söyleyen Yunus Emre Geçti, “Ben karşımda kadın olduğunun da farkına varmadım. Diğer yaralıları da ben yaralamadım. Ben kimseden silah almadım. Yerde gördüm. Suçlamayı kabul etmiyorum. Kasten suç işlemedim” diye konuştu.

    AVUKATTAN ‘MEŞRU MÜDAFAA’ SAVUNMASI

    Şüphelinin avukatı, hakimlikte yaptığı savunmada müvekkilinin şehit Şeyda Yılmaz’ı öldürme kastı olmadığını, olayın aniden geliştiğini, şüphelinin kendisinin ve annesinin de yaralandığını söyleyerek, “Yerde görmüş olduğu silahı meşru müdafaa kapsamında ateş etmiştir. Öldürme kastı yoktur” dedi.

  • Polis Şeyda Yılmaz’ı şehit eden Yunus Emre Geçti’nin annesi konuştu!

    Polis Şeyda Yılmaz’ı şehit eden Yunus Emre Geçti’nin annesi konuştu!

    İstanbul Ümraniye’de polis memuru Şeyda Yılmaz’ı şehit eden katil zanlısı Yunus Emre Geçti’nin annesi Pınar Geçti, Şeyda Yılmaz’ın ailesine başsağlığı dileyerek “Polisimize değil de bana gelseydi, ben öleydim” dedi.

    İstanbul Ümraniye’de 26 adet suç kaydı bulunan 19 yaşındaki Yunus Emre Geçtipolis ekipleri tarafından gözaltına alındığı esnada bir polis memurunun silahını aldı.

    Polis memurlarının da karşılık vermesiyle çıkan çatışmada yaralanan 27 yaşındaki polis memuru Şeyda Yılmaz, doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamayarak şehit oldu.

    Olayın ardından gözaltına alınan katil zanlısı, adliyeye siyah çöp poşeti giydirilerek iki kadın polis eşliğinde hayvan durum izleme amirliğine bağlı hayvan taşıma aracıyla götürüldü. Katil zanlısı çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    KATİL YUNUS EMRE GEÇTİ’NIN ANNESİ: NİYE DÜNE KADAR ELİNİ KOLUNU SALLADI?

    Pınar Geçti açıklamasında, şöyle konuştu:

    “Anne baba çocuğunun o halde olmasını ister mi? Bak ben de yaralıyım. Bir kız çocuğum var. Onun peşindeyim. Allah rahmet eylesin. Benim canım yandı. Gerçekten polisimiz ölene kadar ben ölseydim. O silahı ben yeseydim. Ben kurşunlara gelseydim keşke. Ama şunu söyleyeyim. Yapacak bir şeyim varsa gelsinler. X’lerde, sosyal medyalarda, ‘yok nasıl bir anne, nasıl bir babasınız’. Allah’ınızı seviyorsanız, devletime sesleniyorum, ben çocuğumun bu kadar kötü olmasını ister miyim? Ben bir anneyim, bir babayım.

    Yaralandım. Bunu gidin, söyleyin herkese. 26 suçtan benim çocuğumun kaydı varsa niye devlet bunu almadı? Niye devlet bunu götürmedi? Niye düne kadar elini kolunu salladı. O kadar ben devlete yalvardım. O kadar karakollara gittim. O kadar her şeyi söyledim. Bu çocuk madde bağımlısı, bu çocuk madde satıyor, bu çocuk madde kullanıyor. Bunların hepsini söyledim ben. Yine ben çocuğumun yerini söyledim, buldurdum. Ama lakin hiçbir anne baba istemez. Çocuğunu kalkıp da polisimizi şehit edecek kadar bir anne baba, cani miyim ben? Ben gerçekten çok üzgünüm.”

    “BANA GELSEYDİ, BEN ÖLEYDİM”

    Şehit Şeyda Yılmaz’ın ailesine başsağlığı dileyen Pınar Geçti, “Ailesine de Allah sabır versin. Gerekirse ailesinin yanına da gitmeyi düşünüyorum. Keşke, polisimize değil de bana gelseydi, ben öleydim. O benim kafama gelseydi. Bak, hem topuğumdan hem bacağımdan yaralandım” diye konuştu.

  • Cezasız bırakılan 26 suçun faili bir polisi yaşamdan kopardı, iki polisi yaraladı

    Cezasız bırakılan 26 suçun faili bir polisi yaşamdan kopardı, iki polisi yaraladı

    Ümraniye’de polis memuru Şeyda Yılmaz’ı şehit eden ve iki polisi yaralayan şüpheli Yunus Emre Geçti’nin (19), 26 suç kaydı olduğu ortaya çıktı. Şüphelinin bunca suça karşın dışarıda olması tartışmaları da beraberinde getirdi.

    AKP iktidarıyla birlikte özellikle son yıllarda ceza infaz kanununda yapılan değişiklikler adeta suçluyu korur hale geldi. Özellikle yaralama, hırsızlık, yağma vb. suçlarda failler ya hiç yakalanmıyor ya da yakalanıp aynı gün serbest bırakılıyor.

    En son önceki gün Ümraniye Ihlamurkuyu’da yaşanan olayda çeşitli suçlardan 26 suç kaydı olan ve son olarak motosiklet hırsızlığı nedeniyle yakalaması yapılmak istenen Yunus Emre Geçti (19) isimli şüpheli, evine yapılan operasyonda çıkan arbedede polisin silahını kaparak ateş açtı. Çatışmada polis memuru Şeyda Yılmaz (27) şehit oldu. Olayda iki polis memuru da yaralandı.

    Polis memuru Şeyda Yılmaz’ı şehit eden şüpheli Yunus Emre Geçti, sevk edildiği Sulh Ceza Hâkimliği’nce, “Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürme” suçundan tutuklandı.

    BEŞ GÜNLÜK İZNE ÇIKACAKTI

    Yaklaşık bir yıl önce göreve başlayan şehit polis Şeyda Yılmaz için dün İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde tören düzenlendi. Törene İstanbul Valisi Davut Gül ile İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, şehit polisin annesi, babası ve eşiyle çok sayıda meslektaşı katıld ı. Bir yıllık evli olduğu öğrenilen Yılmaz, olaydan sonraki gün Sivas’ta yaşayan ailesini ziyaret etmek için beş günlük izne çıkacaktı. Dün ikindi namazına müteakip, Sivas’ta Ay Yıldız Camisi’nde kılınan cenaze namazıyla son yolculuğuna uğurlanan Yılmaz, Yukarı Tekke Polis Şehitliği’ne defnedildi.

    ÇÖP POŞETİ VE HAYVAN ARACI

    Emniyet işlemleri dün tamamlanan şüpheli Geçti, adliyeye gözaltı aracı yerine hayvan durum izleme (HAYDİ) aracıyla ve çöp poşeti giydirilerek sevk edildi. Anadolu Adliyesi’ne götürülen şüpheli yurttaşlar tarafından linç edilmek istendi. Polisler ise yurttaşa engel oldu.

    AVRUPA’DA BİRİNCİ SIRADAYIZ

    İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökce, şehit düşen polis memuru Şeyda Yılmaz hakkında sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, son dönemde artan suç oranlarına dikkat çekerek “Küresel Organize Suçlar Raporu’na göre Türkiye Avrupa’da birinci, 193 ülke arasında 14’üncü sırada” ifadesini kullandı.

    ‘YARGI KÜLTÜRÜ YOK EDİLDİ’

    Suçluların cezasız kalmalarını Cumhuriyet’e değerlendiren ceza hukukçusu avukat Ömer Kavili, yargı kültürünün yok edildiğini ifade ederek “Yargı kültürü dediğimiz, kanun, tüzük, yönetmelikle birlikte anayasa ve uluslararası sözleşmeler. Ama bunların da tarihten gelen bir uygulama sürekliliği kavramı var. Bu yönüyle yasadaki kuralların, diğer kurallarla da uyumlu olarak düzenlenmesi lazım ve bunun tam da uyumlu bir şekilde uygulanması lazım. Bu kurallar düzenli uygulandığında toplumdaki masum insanlar rahat edebilir ve adalet duygusuna erişebilir. Ne yazıkki anayasa diye bir kavram kalmadı” dedi.

    Yasaların ve hukukun amacının, toplumda güven ve huzur sağlamak olduğunu kaydeden avukat Kavili, şu anda toplumda kaos ve kargaşanın hâkim olduğunu ve toplumda huzur olmadığını belirterek “Mevcut kanunlarda silahlı yaralamayla ilgili düzenlemeler, çetelerin lehine olacak şekilde planlandığı için çok sayıda suç kaydı olsa bile, hukuk ve adalet ilkeleri boyutuyla düşünüp uygulayacak yargıçlar olmadığından bu kadar çok sayıda sabıka kaydı olan birinin tutuklanmamasına şaşırmıyoruz” diye konuştu.