Etiket: sağlık bakanlığı

  • Sağlık Bakanlığı’nın e-Rapor doğrulama süreci yeniden başladı

    Sağlık Bakanlığı’nın e-Rapor doğrulama süreci yeniden başladı

    Covid-19 pandemisi döneminde, süreli sağlık kurulu raporlarının yenilenmesine ilişkin uygulanan geçici kolaylaştırıcı düzenleme kapsamında engelli vatandaşlar ücretsiz ulaşım haklarından rapor yenilemeden yararlanmaya devam ediyordu.

    Sağlık Bakanlığı’nın söz konusu geçici uygulamayı sonlandırmasıyla birlikte, Ulusal Engelli Veri Bankası ve e-Rapor sistemi üzerinden rapor doğrulama sürecine yeniden başladı.

    Bu sebeple İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki BELBİM, engelli İstanbulkart kullanıcılarının ücretsiz ulaşım hakkının kesintisiz devam etmesi amacıyla çalışma başlattı.

    Yapılan işlemler sonucunda 433 bin 400 kullanıcıdan, 233 bin 128 kullanıcının ücretsiz ulaşım hakkı (vizeleme işlemi) herhangi bir işlem yapılmasına gerek kalmadan ücretsiz kullanım hakları otomatik olarak uzatıldı. Rapor bilgileri Sağlık Bakanlığı sistemlerinde doğrulanamayan 200 bin 272 kullanıcı için ise BELBİM tarafından SMS yoluyla bilgilendirilerek güncel rapor numaralarını bildirmeleri istendi.

    KESİNTİSİZ ÜCRETSİZ ULAŞIM İÇİN 30 HAZİRAN’A KADAR BİLGİLER GÜNCELLENMELİ

    Güncel rapor bilgisini iletmesi gereken kullanıcıların, ücretsiz ulaşım hakkının kesintisiz devamı için güncel rapor numaralarını 30 Haziran 2026 tarihine kadar BELBİM’e iletmeleri gerekiyor. Bu tarihten sonra da güncel rapor numarası iletilebilecek ancak rapor bilgisi doğrulanana kadar ücretsiz ulaşım hakkı tanımlanamayacağından, bu süre içinde yapılan geçişler ücretli olarak gerçekleşecek. Bu nedenle kullanıcıların ulaşımda ücretsiz geçiş hakkından kesintisiz yararlanabilmesi için güncelleme işlemini belirtilen tarihe kadar tamamlaması önem taşıyor.

    Sağlık Bakanlığı sistemlerinde rapor bilgileri doğrulanan ve ücretsiz ulaşım hakkı tanımlanan kullanıcılar, herhangi bir başvuru yapmadan ücretsiz ulaşım hakkından yararlanmaya devam edecek. Dolayısıyla SMS almayan kullanıcıların herhangi bir işlem yapmasına gerek bulunmuyor.

    Güncelleme yapmak için ISTRPR yazdıktan sonra boşluk bırakıp T.C. Kimlik Numarası yazıp boşluk bırakıp rapor numarası yazılarak 6235’e SMS gönderilmesi gerekiyor.

    ALO 153 ÜZERİNDEN DESTEK ALINABİLECEK

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal belediyecilik yaklaşımı doğrultusunda, engelli vatandaşların şehir içi ulaşımdan kesintisiz yararlanabilmesi için süreç yakından takip ediliyor. Konuya ilişkin bilgi almak isteyen vatandaşlar, ALO 153 Çağrı Merkezi üzerinden destek alabilir; İstanbulkart’ın resmi web sitesi ve sosyal medya hesaplarından yapılan duyuruları takip edebilir.

  • Diyarbakır’da bir türlü tamamlanamayan Şehir Hastanesi

    Diyarbakır’da bir türlü tamamlanamayan Şehir Hastanesi

    Diyarbakır’da bir türlü tamamlanamayan 1000 yataklı Şehir Hastanesi inşaatı bir türlü tamamlanamadı. Mart ayında durma noktasına gelen firma zarar ettiğini ileri sürüp fiyat güncellemesi istedi.

    Diyarbakır’ın Kayapınar İlçesinin Talaytepe Mahallesindeki Necmettin Erbakan Bulvarı ile Dorşin Caddesinin kesiştiği noktada 263 bin metrekarelik alanda yapımı devam eden 1000 yataklı Şehir Hastanesi inşaatının tamamlanması için 2025 sonu işaret edilmişti.

    İl Sağlık Müdürlüğü, şehir Hastanesindeki fiziki gerçekleşmenin hızla devam ettiğini, bir şehir hastanesinin yetersiz kalacağı için ikinci bir şehir hastanesi için de Sağlık Bakanlığı ile görüşmelerin sürdüğü ileri sürülmüştü.

    Ancak 2026’nın ilk yarısına girilmense rağmen şehir hastanesi halen kaplumbağa hızında ilerliyor.

    Bu haliyle inşaatın yılın sonunda da hizmete açılamayacağı kesinlik kazandı. Geçtiğimiz Mart ayında yüklenici firma zarar ettiği gerekçesiyle Sağlık Bakanlığından fiyat güncellemesi istedi. İnşaat ve girdi maliyetlerinin hızla arttığını ileri süren firma inşaatı durdurdu.

    FİYATI GÜNCELLEYİP 5 MİLYARA ÇIKARDILAR

    Firma ile bakanlık yetkilileri arasında yapılan görüşmeler sonucunda güncel enflasyon rakamları baz alınarak 3 milyar 924 milyon lira bedelle alınan ihalenin toplam bedeli fiyat güncellemesi adı altında yaklaşık 5 milyara çıkarıldı. Müteahhit firmalar zenginleşirken, kamu hazinesi 10 yılda bir türlü tamamlanamayan inşaat nedeniyle zarara uğradı.

    nşaat ağır aksak ilerlemesine rağmen iktidara yakın bazı şirket ve müteahhit firmalar da şimdiden kentteki bazı iktidar partisi milletvekilleri üzerinden hastanesinin A’dan Z’ye yapılacak olan işlerini alabilmek için Sağlık Bakanlığı ve İl Sağlık Müdürlüğü nezdinde ihale kapmanın peşinde.

    LİMAK’A FİYAT GÜNCELLEMESİ YAPILMADI

    10 yıl önce yatırım programına alınan Şehir Hastanesi ihalesi 23 Ağustos 2021’de 1 milyar 93 milyon 312 bin TL bedelle Limak’ta kaldı. 2 Kasım 2021’de sözleşme imzalandı. 260 bin metrekare kapalı alan, 50 bin 444 metrekare bina oturum alanından oluşan hastanenin temeli kazıldıktan sonra rekor düzeyde artan inşaat maliyetleri ve yüksek enflasyon nedeniyle şantiye 4 ay sonra durma noktasına geldi. Limak, “Zarar ediyoruz” diyerek fiyat güncellemesi istedi ancak yapılmadı. Ardından yüzde 15’i tamamlanmamış kamu ihalelerine tanınan tasfiye kararından faydalanarak inşaatı durdurdu.

    ÜÇ KATI YÜKSEK FİYATLA GÜRBAĞ’A VERİLDİ

    Sağlık Bakanlığı 23-29 Kasım 2022 tarihleri arasında ikinci kez ihaleye çıktı. İhale bu kez üç katı bedelle 3 milyar 924 milyon TL ile iktidara yakınlığıyla bilinen Gürbağ firmasında kaldı. “Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi” listesinde yer alan firma, kamudan çoğu pazarlık yöntemiyle aldığı ihalelerle tanınıyor. Gürbağ Grup, Irak ve Cezayir’de de inşaat projeleriyle tanınıyor. 6 Şubat depremi sonrasında deprem konutlarının da ihalesini alan Gürbağ üç yıl önce Şanlıurfa’daki sel felaketinde 17 kişinin hayatını kaybettiği Abide Kavşağındaki viyadüğün de ihalesi alan yüklenici firma olarak biliniyor.

    ESKİ VALİ 2023’TE AÇACAĞIZ DEMİŞTİ

    2015 yılından beri yapılması planlanan ancak yılan hikâyesine dönen Şehir Hastanesiyle ilgili eski Diyarbakır Valisi Münir Karaloğlu, “Hayaldi gerçek oluyor. Şehir hastanemizin temelleri atıldı. 700 günde tamamlanacak. 2023’te açacağız. İki milyarlık yatırım” demişti.

    Diyarbakır Sağlık Müdürü Dr. Emre Asiltürk, de şehir hastanesiyle ilgili şantiye alanında bir süre önce yapığı açıklamada, “İnşallah 1,5 yılda tamamlanacak. Sadece Diyarbakır’ın değil, tüm bölgenin önemli sağlık merkezlerinden biri olacak. Sadece ülkemiz sınırları değil; Irak, Suriye ve Türk Cumhuriyetleri de dahil olacak. Dünyanın farklı ülkelerinden gelen hastalar burada şifa bulacak. Bölge ekonomisine katma değer sağlayacak. 1000 yataklı olarak planlanmış, ancak ihtiyaç halinde 1500 yatağa çıkarılabilecek kapasiteye sahiptir. Hiçbir hastanın tıbbi tedavi için il dışına çıkmasına gerek kalmayacak. Hizmete girdiğinde 5 bin sağlık personeli görev yapacak, günlük ortalama 15 bin hasta muayene edilecek” demişti.

  • Sağlık raporlarında yeni dönem…

    Sağlık raporlarında yeni dönem…

    Sağlık Bakanlığı’nın hazırladığı “Sağlık Raporları Yönetmeliği” Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenlemeyle sağlık raporlarında e-Rapor sistemi zorunlu hale gelirken, istirahat raporlarından silah ruhsatı işlemlerine, engelli raporlarından evlilik öncesi sağlık raporlarına kadar birçok alanda yeni kurallar getirildi.

    Sağlık Bakanlığı’nın hazırladığı “Sağlık Raporları Yönetmeliği” Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

    Yönetmelikle sağlık raporlarının hazırlanma usulleri, itiraz süreçleri, sağlık kurullarının yapısı ve elektronik rapor sistemi yeniden düzenlendi.

    Yeni dönemde sağlık raporları büyük ölçüde e-Rapor sistemi üzerinden hazırlanacak, birçok işlem e-Devlet üzerinden yürütülecek.

    Yönetmelikte silah ruhsatı, özel güvenlik, sürücülük, evlilik, engelli raporları ve adli raporlara ilişkin dikkat çeken ayrıntılar da yer aldı.

    BAŞVURULAR E-DEVLET ÜZERİNDEN YAPILACAK

    Yönetmelikte sağlık raporlarının hangi sağlık kuruluşlarında düzenleneceği, raporların hangi kriterlere göre hazırlanacağı ve sağlık personelinin görev ve sorumlulukları ayrıntılı şekilde tanımlandı. Düzenleme; resmi ve özel tüm sağlık hizmeti sunucularını, özel hukuk tüzel kişilerini ve gerçek kişileri kapsıyor.

    Yeni sistemde sağlık raporu almak isteyen kişilerin öncelikle e-Devlet üzerinden kişisel sağlık bilgi formunu doldurması gerekecek. Sağlık raporları e-Rapor sistemi üzerinden hazırlanacak ve vatandaşlar raporlarını e-Devlet üzerinden görüntüleyebilecek. Elektronik sisteme aktarılamayanlar dışında ıslak imzalı raporlar geçerli kabul edilmeyecek.

    SAĞLIK KURULLARININ YAPISI YENİDEN DÜZENLENDİ

    Yönetmelikle sağlık kurulu süreçleri de yeniden düzenlendi. Tam teşekküllü sağlık kurullarında iç hastalıkları, genel cerrahi, göz, kulak burun boğaz, nöroloji, psikiyatri ve fizik tedavi ya da ortopedi uzmanlarının yer alması zorunlu hale getirildi. Kurul raporlarının elektronik imza ile düzenleneceği belirtildi.

  • Sağlık Bakanlığı tarafından kullanılan 32 ildeki 71 taşınmaz özelleştirme kapsamına alındı

    Sağlık Bakanlığı tarafından kullanılan 32 ildeki 71 taşınmaz özelleştirme kapsamına alındı

    Hastane ve poliklinikler özelleştirme listesinde - Resim : 1

    Mart ayında yayınlanan kararla yurt genelinde içerisinde eski hastanelerin de bulunduğu Sağlık Bakanlığı’nın kullanımındaki 55 taşınmaz özelleştirme kapsamına alınmıştı. İktidar dün yeni özelleştirme kararları yayınladı. Mülkiyeti Maliye Hazinesi adına kayıtlı olan yurt genelindeki 71 taşınmaz daha özelleştirme kapsamına alındı. Özelleştirilecek yerler arasında daha önce hastane olarak da kullanılan yerler de var. Sağlık Bakanlığı tarafından kullanılan hizmet binaları, sağlık merkezleri. İçlerinde yapılar da bulunan taşınmazlar bahçeleri ile birlikte kent merkezlerinde geniş alanlar. Bazıları hâlâ sağlık merkezi olarak kullanılıyor görünüyor. Özelleştirme kapsamındaki yerler değerli araziler.

    2028 SONUNA KADAR

    Özelleştirme işlemi, “satış, kiralama” gibi çeşitli yöntemlerlerle gerçekleştirilecek. Özelleştirme işlemleri 31 Aralık 2028 tarihine kadar tamamlanacak. Özelleştirmeden elde edilecek gelir, giderler düşüldükten sonra Sağlık Bakanlığı tarafından yenileme yatırımları ve yeni sağlık tesislerinin finansmanında kullanılmak üzere Hazine ve Maliye Bakanlığı nezdinde Sağlık Bakanlığı adına açılacak hesaba aktarılacak.

    32 İLDE 71 TAŞINMAZ!

    Özelleştirme kapsamına alınan 71 taşınmazın olduğu 32 il şöyle:

    Adana, Afyonkarahisar, Ağrı, Amasya, Ankara, Artvin, Balıkesir, Bursa, Çanakkale, Çankırı, Edirne, Elazığ, Eskişehir, Isparta, İstanbul, Kahramanmaraş, Karabük, Kars, Kastamonu, Kırklareli, Konya, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Sakarya, Samsun, Sivas, Şanlıurfa, Tekirdağ, Trabzon ve Tunceli.

    MALİYE’YE YENİ BİNA

    Mülkiyeti Maliye Hazinesi adına kayıtlı Ankara Çankaya Karakusunlar Mahallesi’nde bulunan taşınmazlar da özelleştirme kapsamına alındı. Bu özelleştirme işlemi de 2028 yılı sonuna kadar tamamlanacak. Bu özelleştirmeden gelde edilecek gelir, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından Emek Yerleşkesi Hizmet Binası inşatının finansmanında kullanılmak üzere Hazine ve Maliye Bakanlığı nezdinde bu amaçla oluşturulacak özel hesaba aktarılacak.

    Emek’te eskiden Hazine Müsteşarlığı olarak kullanılan binanın depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle boşaltılmasına karar verilmişti. Bina geçtiğimiz günlerde tamamen boşaltılmıştı. Binanın önümüzdeki günlerde yıkılarak yerine yeni binalar yapılması bekleniyor. Özelleştirmeden elde edilecek gelir bu binaların inşaatının finansmanında kullanılacak.

  • Sağlıkta ‘din temelli’ rehberlik eğitimi!

    Sağlıkta ‘din temelli’ rehberlik eğitimi!

    Diyanet, Sağlık Bakanlığı ile imzaladığı protokol çerçevesinde hastanelerde görev yapacak 150 personeline manevi danışmanlık eğitimi veriyor. Sağlıkta bilimsel destek yerine manevi rehberliğe ağırlık verilmesi tepkileri büyüttü.

    Kamu hastanelerinde randevu krizleri, yoğun bakım tıkanıklıkları ve personel eksikliği sürerken, Sağlık Bakanlığı manevi rehberlik programına yoğunlaştı. Bakanlık ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında yapılan protokol çerçevesinde ‘‘manevi danışmanlık ve rehberlik hizmetlerini geliştirmek amacıyla’’ Ankara’da yeni bir eğitim programı düzenlendi. Sağlık emekçileri, ‘‘Bakanlık sağlıktaki asıl sorunlara odaklanmak yerine manevi danışmanlık ve rehberlik dedikleri ve tartışmalara yol açan eğitimlere yöneliyor. Asıl çözülmesi gereken sorunları görmezden geliyor” dedi.

    BİLİMİN YERİNİ ALAMAZ

    Hastanelerde yeteri kadar psikososyal destek verilmezken, asıl sorunlar görülmezken manevi destek adı altında yapılan çalışmaların hız kazanması sağlıkçılar tarafından tepkiyle karşılandı. 2015’te 15 olan hastanelerdeki manevi destek görevlisi sayısı bu yıl 250’ye çıktı. Son olarak 150 Dianet personeline daha eğitim vermek için harekete geçilmesi tepkiyi daha da büyüttü. Diyanet Akademisi Ankara Rıfat Börekçi İhtisas Merkezi’nde önceki gün başlayan ve 28 Kasım’da sona erecek eğitim kapsamında, hasta ve hasta yakınlarıyla iletişim, kriz anlarında manevi destek, dini danışmanlık yöntemleri ve sağlık kurumlarında etik sınırları gibi başlıkların yer aldığı belirtildi.

    Genel Sağlık İş Sendikası Genel Başkanı Dr. Derya Uğur, “Sağlıkta bilimin yerini manevi seminerler alamaz. Sağlık hizmetleri, aklın ve bilimin ışığında yürütülmesi gereken yaşamsal hizmetlerdir. Sağlık Bakanlığı’nın asli görevi, insanları hastalıklardan korumak; toplum sağlığını güçlendirmek, koruyucu sağlık hizmetlerini geliştirmek ve yaygınlaştırmaktır. Ancak bugün ülkemizde bu konuda hiçbir ciddi adım atılmamakta, tam aksine bilimin yerine inanç temelli uygulamalar yerleştirilmeye çalışılmaktadır” dedi. Uğur, şu değerlendirmeyi yaptı: ‘‘Bu seminerler, Anayasamızın laiklik ilkesine açıkça aykırı, sağlık emekçisini dini bakış açılarının etkisi altına sokan ve sağlık çalışanlarının gerçek görevlerinin önüne geçen bir uygulamadır. Sağlık kurumları; kimsenin inancını, düşüncesini, yaşam tarzını yönlendirme yeri değildir. Sağlığın merkezine bilim dışında herhangi bir unsuru yerleştirmek hem toplumsal barışı hem de hizmetin niteliğini zedeler. Sağlık hizmeti veren kurumlarda artırılması gereken eğitimler; dini içerikli seminerler değil, sağlık emekçilerinin bilimsel donanımını geliştiren gerçek hizmet içi eğitimlerdir. Koruyucu sağlık hizmetleri ise yıllardır ihmal edilmekte, sürekli geri plana atılmaktadır. Bugün vatandaş randevu bulamamakta, ameliyatlar aylarca ertelenmekte, birçok temel ilaç piyasada bulunamamakta, sağlık emekçileri ise ağır çalışma koşulları altında tükenmektedir. Sağlık Bakanlığı, bu tabloyu düzeltmek yerine “manevi rehberlik” adı altında sorunu görünmez kılmaya çalışmaktadır. Boşa kaynak harcanan bu tür toplantılar yerine; koruyucu sağlık hizmetlerine bütçe ayırın, bilimsel hizmet içi eğitimleri güçlendirin, halkın sağlık hakkını koruyun, sağlık emekçisinin mesleki gelişimini destekleyin.’’

    SORUNLARI ÇÖZMEZ

    Sağlık emekçisi Kubilay Yalçınkaya ise manevi danışmanlık eğitimlerine ilişkin özetle ‘‘Bakanlık, Diyanet ile görüştüğü kadar sağlık emekçileriyle görüşse ve projeler üretse bir nebze olsun sorunları çözebilecek. Çocukların beslenme sorunları, yaş almışların açlık sınırı altı gelirleri için Maliye Bakanlığı ile maddi destek projesini geliştirmesi elzem. Manevi destek ilaç ilave ücretlerini, GSS primlerini, kanser hastalarının maddi sorunlarını çözmüyor’’ değerlendirmesini yaptı.

    SAĞLIKTA AFET YARATTILAR

    İktidarın uygulamaya koyduğu Sağlıkta Dönüşüm Projesi, 20 yıldan fazladır uygulanıyor. Projenin sağlık hizmetlerini tahrip ettiğine dair eleştiriler hem sağlıkçılar hem de yurttaşlar tarafından dile getirilmeye devam ediliyor. MA’ya konuşan Eskişehir-Bilecik Tabip Odası Başkanı Dr. Nazan Aksaray, projenin “sağlıkta afet yarattığını” söyledi. Projeyle hastaların müşteri sağılığın da bir meta haline geldiğini ifade eden Aksaray, “Hükümetin yürüttüğü sağlık politikasının merkezinde insan ve bilim yok, rant var” dedi.

    Kaynak:Birgun.net

  • Gıda zehirlenmelerine karşı dikkat edilmesi gerekenler

    Gıda zehirlenmelerine karşı dikkat edilmesi gerekenler

    Tarım ve Orman Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı tarafından, son dönemde artan gıda zehirlenmelerine karşı uyarı yapıldı. Buna göre, gıda zehirlenmelerinin önemli bir kısmı, menşei belirsiz, etiketsiz gıdaların ve doğadan gelişigüzel toplanan bitkilerin tüketilmesinden kaynaklanıyor. Sinir sistemini etkileyen güçlü toksinler içeren bazı bitkiler, kısa sürede görme kaybı, bilinç bulanıklığı ve solunum yetmezliği sonuçlarına yol açabiliyor. Uzun süre bekletilen yemekler gıda zehirlenmesine yol açabiliyor.

    Türkiye’nin farklı illerinde son dönemde görülen gıda zehirlenmesi vakaları üzerine Tarım ve Orman Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı uyarılarda bulundu.

    Gıda zehirlenmelerinde bir başka risk faktörünü de toplu yemek organizasyonlarında sağlıksız şartlarda hazırlanan gıdalar oluşturuyor. Bu durumdan kaynaklı zehirlenmelerde, genellikle tek tencerede pişirilip uzun süre bekletilen yemekler, uygunsuz taşıma koşulları veya çapraz bulaşma rol oynuyor.

    Yemeklerin pişirildikten sonra en kısa sürede tüketilerek oda sıcaklığında uzun süre bekletilmemesi, sıcak tutulacak gıdaların 65 derecenin altına düşmemesi ve bu sıcaklıkta 3 saatten fazla bekletilmemesi, catering firmalarının Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından verilen İşletme Kayıt Belgesi’ne sahip olup olmadığının kontrol edilmesi gerekiyor.

    “ARTAN YEMEKLERİ ISITARAK SERVİS ETMEYİN”

    Bununla birlikte, çiğ ve pişmiş ürünlerin aynı ekipmanla hazırlanmasından kaçınılarak çapraz bulaşmanın önlenmesi, et, pilav ve salataların kapalı kaplarda taşınması, kullanılan suyun içilebilir nitelikte olmasının sağlanması, kuyu veya tanker suları için analiz raporu bulundurulması önem taşıyor.

    Artan yemeklerin ertesi gün yeniden ısıtılarak servis edilmemesi, yemek sonrası bulantı, karın ağrısı, halsizlik gibi belirtiler gösteren kişilerin 112’ye yönlendirilmesi, toplu yemek sağlayan işletmelerin her öğünden en az 72 saat numune saklama zorunluluğuna uyması da toplu yemek organizasyonu yapan işletmelerin alması gereken önlemler arasında sıralanıyor.

    Gıda zehirlenmelerine karşı dikkat edilmesi gerekenler şöyle sıralandı;

    • Yemekler pişirildikten sonra en kısa sürede tüketilmeli; oda sıcaklığında uzun süre bekletilmemeli. ⁠
    • Sıcak tutulacak gıdalar 65°C’nin altına düşmemeli, bu sıcaklıkta 3 saatten fazla bekletilmemeli.⁠ ⁠
    • Catering firmalarının Bakanlık İşletme Kayıt Belgesine sahip olup olmadığı kontrol edilmeli. ⁠
    • Çiğ ve pişmiş ürünler aynı ekipmanla hazırlanarak çapraz bulaşmaya yol açılmamalı.⁠ ⁠
    • Et, pilav ve salatalar kapalı kaplarda taşınmalı. ⁠
    • Kullanılan suyun içilebilir nitelikte olması sağlanmalı; kuyu veya tanker suları için analiz raporu bulunmalı. ⁠
    • Artan yemekler ertesi gün yeniden ısıtılarak servis edilmemeli. 
    • Belirti gösteren kişiler (bulantı, karın ağrısı, halsizlik) hemen 112’ye yönlendirilmeli. ⁠
    • Toplu yemek sağlayan işletmeler her öğünden en az 72 saat numune saklamak zorunda.

    Gıda güvenliğine için kurallar ise şöyle sıralandı:

    • Açıkta satılan gıdalar mümkün olduğunca tercih edilmemeli. ⁠
    • Doğadan toplanan mantar, meyve ve otlar uzman onayı olmadan tüketilmemeli. 
    • Bozulmuş, şişmiş, rengi değişmiş konserveler kesinlikle yenmemeli. ⁠
    • Şüpheli ürünler ALO 174 Gıda Hattı veya WhatsApp İhbar Hattı üzerinden bildirilmeli. ⁠
    • Vakayla ilişkili örnek ürün ve ambalajlar saklanmalı.

  • Şehir Hastaneleri, 2025’in ilk 6 ayında ödenen kira ve hizmet bedeli 52 milyar TL’yi aştı

    Şehir Hastaneleri, 2025’in ilk 6 ayında ödenen kira ve hizmet bedeli 52 milyar TL’yi aştı

    KÖİ ile yapılan şehir hastanelerinin bütçeye getirdiği yük bir kez daha açığa çıktı. 2025’in ilk 6 ayında ödenen kira ve hizmet bedeli 52 milyar TL’yi aştı. Koruyucu sağlık ve aşılamaya ayrılan pay ise düşük kaldı. Bakanlığın tedavi hizmetine ayırdığı bütçenin %15’ini 18 şehir hastanesine ödemesi dikkat çekti.

    Halkın sağlığına ve koruyucu sağlık hizmetlerine yeteri kadar bütçe ayırmayan AKP iktidarı, Kamu Özel İşbirliği (KÖİ)  ile hayata geçirilen şehir hastanelerine devasa harcamalar yaptı. Bu durum Sağlık Bakanlığı’nın Faaliyet Sınıflandırması tablosuna da yansıdı. Bütçede KÖİ Modeli ile yapılan sağlık tesislerine yönelik faaliyetlere, 52 milyar 183 milyon TL harcanırken, birinci basamak sağlık tesislerinin yapım, tefrişat ve onarımına 3 milyar 479 milyon, koruyucu sağlık hizmetlerinin planlanması ve koordinasyonuna 7 milyar TL, aşılama hizmetlerine 3 milyar 177 milyon TL ödenmesi dikkat çekti. Bu durum “Bakanlık koruyucu sağlığa bütçe ayırmıyor” yorumlarına neden oldu.

    BÜTÇENİN %15’İNİ YUTTU

    ‘‘Kamunun cebinden bir kuruş çıkmayacak” denilerek başlatılan KÖİ projeleri, yurttaşın sırtındaki en büyük yüklerden biri. Şehir hastaneleri için Hazine’den çıkan para her yıl katlanarak artarken, bu  yıl şehir hastanesi müteahhitlerine ödenecek toplam tutarın 100 milyar TL’yi aşması bekleniyor. Bakanlığın açıkladığı 2025 faaliyet sınıflandırması tablosuna göre, sadece 2025’in ilk 6 ayında, 18 şehir hastanesi için Hazine’den 52 milyar 183 milyon TL kira ve hizmet bedeli ödenmesi dikkat çekti.

    İzmir Tabip Odası Başkanı Dr. Fahri Yüce Ayhan, bakanlığın faaliyet tablosunu BirGün’e değerlendirdi. Ayhan, Sağlık Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı tarafından yayımlanan Bütçe giderlerinin faaliyet sınıflandırılması tablosuna göre KÖİ modeli ile yapılan ‘Sağlık Tesislerine Yönelik Faaliyetler Haziran 2025’ itibariyle 52 milyar 183 milyon 790 bin 186 liralık bir harcama kalemi olduğunu, bu rakamın detayları açıklanmamakla birlikte halen faaliyette bulunan 18 şehir hastanesinin hizmet bedeli olduğunun öngörülebileceğini söyledi. Ayhan, ‘‘Yani Sağlık Bakanlığı tedavi hizmetlerine ayırdığı bütçenin yüzde 15’ini 18 şehir hastanelerine hizmet bedeli olarak ödemiş’’ dedi. Bu yılın Sağlık Bakanlığı bütçesinin de bir önceki yıla göre yüzde 17,4 oranında azaltıldığını anlatan Ayhan, ‘‘2025 yılı bütçesi 1 trilyon 20 milyar 317 milyon 291 bin TL olarak açıklanmış. Oysa şehir hastanelerine yapılan ödeme her yıl artmaktadır. Bakanlığın 2025 yılı bütçesinden en az 104 milyar 602 milyon TL, kira ve hizmet bedeli olarak ödenecektir. Bu rakam Bakanlığın tedavi edici hizmetler için ayırmış olduğu bütçenin yüzde 14.7’sine karşılık gelmektedir. Bir başka ifade ile Sağlık Bakanlığına ait 925 hastaneye bütçenin yüzde 85’i ayrılırken 18 şehir hastanesine yüzde 15’i ayrılmaktadır değerlendirmesini yaptı. Ayhan, özetle şu tespitleri yaptı:

    •Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü internet sitesinde yer alan bilgilere göre 18 şehir hastanesinin toplam yatak sayısı 28 bin 842.

    • Yatak sayısını bir hizmet parametresi olarak alıp karşılaştırırsak şehir hastanelerinde bir yatak başına ödenen miktar Haziran 2025 itibariyle 1 milyon 809 bin lira.

    • Sağlık Bakanlığı tarafından 2024 yılı itibariyle kamu hastanelerindeki toplam yatak sayısı 171 bin 932 olarak açıklanmış. Tabloya göre devlet hastanesi hizmetleri, eğitim ve araştırma hastanesi hizmetleri, hizmet kalemlerinin toplamı ise 255 milyar 228 milyon 89 bin 884 lira – diğer kamu hastanelerinde birim yatak için yapılan harcama için 1 milyon 500 bin lira civarında oluyor.

    TEK DOZ HPV AŞISI ALINAMAZ

    • 2025 yılı bütçesinde Sağlık Bakanlığı’na ayrılan pay sadece yüzde 6,9’dur. Buna göre, yıl boyunca her bir yurttaşın sağlık hizmeti için yalnızca 11 bin 784 TL ayrılmıştır.

    • Bakanlık bütçesinden sağlık emekçilerine ödenecek maaş ve ücret çıkartıldığında ise geriye kişi başına yalnızca 4 bin 460 TL kalmaktadır.

    • Sağlık Bakanlığı 2025 yılı bütçesinin yalnızca yüzde 26,8’i (273 milyar 585 milyon 813 bin TL), kişi başına da yalnızca 3 bin 160 TL koruyucu sağlık hizmetleri için ayrılmıştır. Koruyucu sağlık hizmetleri için kişi başına ayrılan bütçe ile eczaneden tek bir doz HPV aşısı dahi satın alınamamaktadır.

    Kaynak:Birgun.net

  • RANDEVU ÖNCESİ AİLE HEKİMİ MUAYENESİ ZORUNLU OLACAK…

    RANDEVU ÖNCESİ AİLE HEKİMİ MUAYENESİ ZORUNLU OLACAK…

    Sağlık Bakanlığı, MHRS’ye yeni bir düzenleme getirdi.

    25 Temmuz’dan itibaren uzman hekim randevusu almak isteyenler önce “aile hekimine yönlendirme ekranı” ile karşılaşacak.

    Bu sistemle, birinci basamakta çözülebilecek sağlık sorunları aile hekimleri tarafından ele alınacak, gerektiğinde uzman hekim randevusu aile hekimi tarafından oluşturulacak.

    YURTTAŞLAR ARTIK AİLE HEKİMLERİNE YÖNLENDİRİLECEK

    Bakanlık, sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırmak ve sistemdeki kaynak kullanımını optimize etmek amacıyla Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinde önemli bir yenilik devreye soktu.

    25 Temmuz 2025 tarihinde başlayan uygulama ile artık randevu almak isteyen vatandaşlar, öncelikle “aile hekimine yönlendirme ekranı” üzerinden aile hekimlerine yönlendirilecek.

    Yeni düzenlemeye göre, vatandaşlar MHRS üzerinden randevu alırken karşılarına çıkacak olan bu ekranda tercihleri doğrultusunda aile hekimine yönlendirilecekler.

    RANDEVU ÖNCESİ AİLE HEKİMİ MUAYENESİ ZORUNLU OLACAK

    Mynet’in haberine göre uygulamanın temel amacı, birinci basamak sağlık hizmetlerinin etkinliğini artırmak. Bu sistemle birlikte, aile hekimine yönlendirilen vatandaşlar önce kendi aile hekimleri tarafından muayene edilip değerlendirilecek.

    Yapılan muayene sonucunda uzman hekim değerlendirmesi gerektiği tespit edilen durumlarda, aile hekimleri, kendilerine ayrılan rezerv kontenjanlar üzerinden vatandaşlar adına doğrudan MHRS’den uzman hekim randevusu oluşturabilecek.

    SİSTEMDEN BEKLENEN FAYDALAR

    Sağlık Bakanlığı, bu yeni uygulamayla birlikte birçok fayda bekliyor:

    Birinci Basamak Önceliği: Birinci basamakta çözülebilecek sağlık sorunlarının doğrudan aile hekimleri tarafından ele alınması sağlanacak, böylece uzman hekimlere gereksiz yönlendirmelerin önüne geçilecek.

    Zaman ve Kaynak Tasarrufu: Sistemdeki işleyişin daha verimli hale gelmesiyle zaman ve kaynak tasarrufu hedefleniyor.

    Uzman Hekime Hızlı Erişim: Uzman hekimlere ulaşımın gerekli durumlarda hızlandırılması sağlanacak.

    Aile Hekimliği Kapasitesinin Etkin Kullanımı: Aile hekimliği hizmetlerinin kapasitesi daha etkin kullanılacak.

    Genel Verimlilik Artışı: Sağlık hizmetlerinde genel verimliliğin artırılması planlanıyor.

    Yeni MHRS uygulaması, hem vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini daha düzenli hale getirmeyi hem de sağlık sisteminin üzerindeki yükü azaltmayı hedefliyor.

  • Atilla Özsever: Ücretsiz olması gereken birinci basamak sağlık hizmetlerini de paralı hale getiriliyor

    Atilla Özsever: Ücretsiz olması gereken birinci basamak sağlık hizmetlerini de paralı hale getiriliyor

    Sağlık Bakanlığı, Aile Hekimliği Yasası’yla ilgili olarak 15 Haziran 2025 tarihinde yürürlüğe koyduğu yeni düzenlemelerle vatandaşın aldığı birçok rapora ücret uygulaması getirdi.

    Aile Sağlık Merkezleri’nden (ASM) daha önce ücretsiz olarak alınan isteğe bağlı sağlık raporlarına (sürücü ehliyeti, sporcu, iş sağlığı ve güvenliği, 65 yaş üstü için akli meleke vb.) bundan böyle 250 TL ücret ödenecek. Böyle bir karar milyonlarca sürücüyü ve diğer alanlarda rapor almak isteyen yurttaşları etkileyecek.

    Paralı rapor uygulamasının yanı sıra özellikle gençlerin bundan böyle kolesterol ve şeker tahlillerinin aile hekimlikleri tarafından yapılmayacağı, dolayısıyla bu tahlillerin de özel sektöre yönlendirileceği ortaya çıkmış oluyor.

    Yeni sistemle hem rapor almak paralı olacak, hem de eskiden ücretsiz yapılan bazı tahliller aile sağlık merkezlerinde yapılmayıp vatandaşın acil durumuna göre özel hastane ya da laboratuvarlara yönlendirilmiş olacak.

    Zaten daha önce, çalışan sigortalılar ve emeklilerden muayene ücreti ve ilaç katkı bedeli alınıyordu. Hatta zaman içinde ücretsiz verilen kimi ilaçlardan da katkı bedeli alınmaya başlandı. Şimdi bu sürece, yeni paralı sağlık hizmetleri ekleniyor.

    Görüldüğü gibi AKP hükümeti, sosyal devlet anlayışını tamamen terk ederek ücretsiz olması gereken birinci basamak sağlık hizmetlerini de paralı hale getiriyor.

    Şiddet artabilir

    Sağlık Bakanlığı’nın evlilik ve askerlik hariç birçok konuda sağlık raporlarını paralı hale getirmesi, aile hekimi ve vatandaşlar arasında da tartışmalara neden olabilecektir. Meslek odaları ve sendikalar, “aile hekimlerinin ücretli rapor vermesi” algısıyla ASM’lerde şiddetin artmasına dönük durumların ortaya çıkabileceğini belirtiyorlar.

    Sağlık raporlarının parayla verilmesi sonucu, raporun gecikmesi ya da rapor verilmesinde başka bir kurumun yetkili olması nedeniyle o kuruma yönlendirme, hasta ile aile hekimi arasında bir gerilime ve çatışmaya neden olabilir.

    ‘İmamın maaşı kesiliyor mu?’

    Öte yandan Sağlık Bakanlığı’nın “Aile Hekimleri Yönetmeliği”nde yapılan bir değişiklikle ASM’lerde çalışan aile hekimi, ebe ve hemşirelerin ücretlerinde gerçekçi olmayan performans kriterlerine bağlı olarak kesintiler meydana geldi.

    Atilla Özsever

    Atilla Özsever’in yazısının devamı

  • Sağlık alanına yönelik düzenlemeler içeren kanun teklifi Meclis’te

    Sağlık alanına yönelik düzenlemeler içeren kanun teklifi Meclis’te

    Sağlık alanına yönelik düzenlemeler içeren kanun teklifi, AKP’li vekiller tarafından TBMM’ye sunuldu. Buna göre, özel tıbbi amaçlı gıdaların ilaç takip sistemine bildirimi zorunlu olacak. Tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar en fazla iki sağlık kurum ve kuruluşunda çalışabilecek. Ölümünden sonra vücudunun tamamını veya organ ve dokularını tedavi, teşhis ve bilimsel amaçlar için bırakmak isteyen kişiler, e-Devlet Kapısı veya Sağlık Bakanlığı bilişim sistemleri üzerinden de beyanda bulunabilecek.

    AKP milletvekillerinin imzasını taşıyan “Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”, TBMM Başkanlığı’na sunuldu.

    Teklifle, Ecza Ticarethaneleriyle Sanat ve Ziraat İşlerinde Kullanılan Zehirli ve Müessir Kimyevi Maddelerin Satıldığı Dükkanlara Mahsus Kanun’a hüküm ekleniyor. Buna göre, ecza ticarethaneleri; beşeri tıbbi ürünlerin ve özel tıbbi amaçlı gıdaların tedarik zinciri içindeki tüm hareketlerini Sağlık Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslara uygun olarak takip sistemine bildirecek. Bu hükme aykırı hareket edenlere, aykırılığa konu tüm ürünlerin aykırılığın tespit tarihindeki depocu satış fiyatları toplamının iki katı tutarında idari para cezası verilecek. Aynı fiilin bir yıl içindeki ikinci tespitinde idari para cezası bir kat artırılarak uygulanacak, üçüncü tespitte ecza ticarethanesinin ruhsatnamesi iptal edilecek. Ecza ticarethaneleri beşeri tıbbi ürünler, özel tıbbi amaçlı gıdalar ve etkin maddelerin muhafazası ve dağıtımını Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara uygun olarak yapacak.​​​​​​

    Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunu’ndaki değişiklikle, tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, en fazla iki sağlık kurum ve kuruluşunda çalışabilecek. Tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi olup olmamasına bakılmaksızın özel sağlık kurum ve kuruluşları ile vakıf üniversitelerinde Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında sigortalı olarak çalışacak.

    Tabiplerin, diş tabiplerinin ve dişçilerin yapacakları her nevi ameliye için hastanın, hasta küçük veya tahtı hacirde ise veli veya vasisinin evvelemirde alınacak muvafakat, elektronik ortamda da alınabilecek. Elektronik ortamda alınacak muvafakat, bir bilişim veya elektronik haberleşme cihazı üzerinden gerçekleştirilecek ve ilgilinin kimliğini doğrulayabilecek kimlik belgeleriyle veya biyometrik yöntemlerle ya da elektronik kimlik doğrulanmasına imkan verecek yöntemler kullanılarak alınacak. Bilişim veya elektronik haberleşme cihazı üzerinden alınacak muvafakatlerle ilgili usul ve esaslar Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun uygun görüşü alınarak Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenecek.

    Kanun’daki ebe yardımcısı, hemşire yardımcısı ve mamografi teknikeri ünvanları kaldırılıyor, “diş protez teknisyeni” ve “nükleer tıp teknikeri” ünvanları ihdas ediliyor.

    Aile hekimlerinde yeni uygulama başladı: Hastanede muayeneye girmeden hangi  testler yapılıyor? - 02.01.2025, Sputnik Türkiye

    AİLE HEKİMLİĞİNE YÖNELİK DÜZENLEMELER

    Teklifle, sahada görev yapan aile hekimlerinin uzman olmasının sağlanması, saha aile hekimliği uzmanlığı (SAHU) vasıtasıyla aile hekimliği uzman sayısının artırılmasına yönelik düzenleme yapılıyor.

    Buna göre, 1 Ocak 2035’e kadar Aile Hekimliği Kanun hükümlerine göre sözleşmeli aile hekimi olarak çalışmakta olanlar, tıpta uzmanlık sınavı sonuçlarına göre, merkezi yerleştirmeye tabi olmaksızın, Tıpta Uzmanlık Kurulunca belirlenen esaslar çerçevesinde aile hekimliği uzmanlık eğitimi yapabilecek. Bu eğitim uzaktan ve/veya kısmi zamanlı eğitim metotları da uygulanmak suretiyle yapılacak ve en az 6 yılda, eğitime başlamadan önce en az 5 yıl sözleşmeli aile hekimliği yapanlar için ise en az 4 yılda tamamlanacak. Sözleşmeli aile hekimliği uzmanlık eğitimi alanlar eğitim kurumlarında geçirilen rotasyon sürelerinde, döner sermaye ek ödemelerinden yapılan ödeme hariç olmak üzere yararlandırılacak.

    Hemşire yardımcısı ve ebe yardımcısı ünvanlarının kaldırılması ve diş protez teknisyeni ünvanının ihdası doğrultusunda sağlık meslek liselerinde öğrenci kaydedilebilecek programlar yeniden belirleniyor; hemşire yardımcıları ve ebe yardımcıları ile bu programların öğrencilerinin mezuniyetleri sonrasındaki statüleri “sağlık bakım teknisyeni” statüsü altında birleştiriliyor.

    Düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren sağlık meslek liselerinin diş protez teknisyenliği ve sağlık bakım teknisyenliği haricindeki programlarına öğrenci kaydedilemeyecek. Bu tarihe kadar hemşire yardımcılığı ve ebe yardımcılığı programlarına kaydı yapılmış olan öğrenciler, eğitimlerini, kayıtları yapılan programlarda tamamlayacak ve sağlık bakım teknisyeni meslek ünvanını kullanacak. Sağlık meslek liselerinin hemşire yardımcılığı ve ebe yardımcılığı programlarından bu hükmün yürürlüğe girdiği tarihe kadar mezun olanlar da sağlık bakım teknisyeni meslek ünvanını kullanacak.

    Özel sağlık kurum ve kuruluşları ile vakıf üniversitelerinde çalışan tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar; bu hükmün yürürlüğe girdiği tarihten önce verilen çalışma izinleri için 1 Haziran 2026’ya kadar yeni çalışma izni başvurusunda bulunacak. Bu tarihe kadar başvuruda bulunmayanların çalışma izinleri iptal edilecek.

    kenevir bitkisi, esrar, kenevir, tıbbi esrar, ot, hidroponik, Yaprak, bitki  bölümü | Piqsels

    KENEVİRDEN ELDE EDİLEN TIBBİ ÜRÜNLER

    Ruhsat veya izin sahipleri için beşeri tıbbi ürünler ve özel tıbbi amaçlı gıdaların tedarik zinciri içindeki hareketlerinin takip sistemine bildirilmemesi halinde uygulanacak yaptırımların düzenlenmesi amacıyla İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanunu’na hüküm ekleniyor. Buna göre, ruhsat veya izin sahipleri; beşeri tıbbi ürünlerin ve özel tıbbi amaçlı gıdaların tedarik zinciri içindeki tüm hareketlerini Sağlık Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslara uygun olarak takip sistemine bildirecek. Bu hükme aykırı hareket edenlere, aykırılığa konu tüm ürünlerin aykırılığın tespit tarihindeki depoya satış fiyatları toplamının iki katı tutarında idari para cezası verilecek; aynı fiilin bir yıl içinde tekrar etmesi halinde idari para cezası bir kat artırılarak uygulanacak.

    Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun’da yapılan değişiklikle, kenevirden elde edilen tıbbi ürün, sağlık ve destek ürünleri ile kişisel bakım ürünlerine yönelik ruhsatlandırma ya da takip sistemlerine kayıt işlemleri Sağlık Bakanlığınca gerçekleştirilecek. Bu ürünler sadece eczanelerden satılacak. Bu ürünlerin izin ve satışı ile kenevirin işlenmesi, ihzarı ve ihracına ilişkin usul ve esaslar, İçişleri Bakanlığı ve Tarım ve Orman Bakanlığının görüşü alınarak Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek.

    Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun’da yapılan düzenlemeyle, ilaç takip sistemine bildirim yükümlülüğüne, özel tıbbi amaçlı gıdalar da ekleniyor. Buna göre, özel tıbbi amaçlı gıdaların satışı, alındığı ecza deposuna veya mücbir sebep halinde diğer depolara iadesi, eczaneler arasındaki takası, miadı geçmiş ya da bozulmuş olanlarının imhası işlemlerinde ilaç takip sistemine bildirim yapılması zorunlu olacak.

    Eczacılar için toptan ilaç satışı ihlali ile ilaç takip sistemine bildirim yükümlülüğünün ihlali durumunda, aykırılığa konu tüm ürünlerin aykırılığın tespit tarihindeki eczacı satış fiyatları toplamının iki katı tutarında idari para cezası verilecek. Bu hüküm kapsamındaki idari para cezaları, aynı fiilin bir yıl içinde tekrar etmesi halinde bir kat artırılarak uygulanacak.

    Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanun’daki değişiklikle, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kurum ve kuruluşları ile Bakanlığın bağlı kuruluşlarında ek ödeme alan personelden Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığına görevlendirilenler Kanun kapsamında ek ödemeden faydalandırılacak.

    Organ Bağışı ile Her Bağış Yeni Bir Hayat! - Yeşil Afşin Gazetesi

    ORGAN BAĞIŞINA YÖNELİK DÜZENLEMELER

    Organ bağışçısı sayısının artırılması ve bağışa ilişkin taleplerin daha kolay ve güvenli yapılabilmesinin sağlanması amacıyla Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun’da değişikliğe gidiliyor.

    Buna göre, bir kimse sağlığında vücudunun tamamını veya organ ve dokularını, tedavi, teşhis ve bilimsel amaçlar için bıraktığını güvenli kimlik doğrulama araçlarını kullanarak e-Devlet Kapısı veya Sağlık Bakanlığınca kurulan bilişim sistemleri üzerinden beyan etmesi ya da resmi veya yazılı bir vasiyetle belirtmesi veya bu konudaki isteğini iki tanık huzurunda açıklaması halinde ölüden organ veya doku alınacak. Bağışçının sağlığında açıkladığı iradesinin yakınlarının hilafına olması halinde bağışçının iradesi esas alınacak. Söz konusu hallerin bulunmaması durumunda, sırasıyla ölüm anında yanında bulunan eşi, reşit çocukları, ana veya babası veya kardeşlerinden birisinin, bunlar yoksa yanında bulunan herhangi bir yakınının muvafakatiyle ölüden organ veya doku alınacak. Organları başkasına nakledilen bağışçıların eş ve birinci derece yakınlarına, organ nakline ihtiyaçları olması halinde acil hastalardan sonra gelmek üzere öncelik verilecek.

    Organ bağışı beyanları, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na uygun olarak Sağlık Bakanlığı merkezi kayıt sistemine kaydedilecek. Organ bağışı beyanları, beyan esnasında bağışçı tarafından belirlenen kişilere bildirecek ve bu kişiler haricindekilere beyin ölümü tespitinden önce açıklanamayacak.​​​​​​​

    İmar Kanunu’nda, ihtiyaç duyulması halinde acil sağlık hizmetleri istasyonu, sağlıklı hayat merkezi veya aile sağlığı merkezlerinin parklarda konumlandırılması ve acil sağlık hizmetleri ile birinci basamak sağlık hizmetlerine erişimin kolaylaştırılması amacıyla düzenleme yapılıyor.

    Buna göre, toplam yüz ölçümü 2 bin 500 metrekareden büyük parklarda eş değer alan ayrılmaksızın ve imar planı değişikliği yapılmadan acil sağlık hizmetleri istasyonu, sağlıklı hayat merkezi ve aile sağlığı merkezi yapılması için Sağlık Bakanlığının talebi üzerine yetkili idare veya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca yer tahsisi yapılacak.

    Tahsis işlemi; yüz ölçümü 2 bin 500 metrekareden 5 bin metrekareye kadar olan parklarda muvakkat yapı ölçülerini aşmamak, 5 bin metrekareden büyük parklarda ise 250 metrekare taban alanı, kat adedi 2 ve bina yüksekliği 7,50 metreden fazla olmamak kaydıyla yapılacak sağlık tesisleri için tahsis edilen alan büyüklüğü, taban alanının iki katını geçmeyecek şekilde Sağlık Bakanlığınca talep edilen yüz ölçümü kadar yapılacak.

    Bu hüküm kapsamında tahsis edilen yerler ile bu amaçla inşa edilen binalar devredilemeyecek ve başka bir amaçla kullanılamayacak. Bu yerlerin devredilmesi veya tahsis edilen amaca aykırı kullanılması halinde yapılan tahsis kaldırılacak.