Etiket: Recep Tayip Erdoğan

  • Erdoğan Anıtkabir’deki 23 Nisan törenine yine katılmadı!

    Erdoğan Anıtkabir’deki 23 Nisan törenine yine katılmadı!

    TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığındaki devlet erkanı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile TBMM’nin 105. kuruluş yıldönümü nedeniyle Anıtkabir’i ziyaret etti. AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan; geçen 11 yıldaki alışkanlığını sürdürerek yine Anıtkabir’deki törene katılmadı.

    Törende, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM Başkanvekilleri Bekir Bozdağ, Celal Adan ve Gülizar Biçer Karaca, AKP Genel Başkanvekili Efkan Ala, AKP Grup Başkanı Abdullah Güler, TBMM Genel Sekreteri Talip Uzun, TBMM Dış İlişkiler ve Protokol Başkanı Ali Murat Nas, TBMM Başkanlık Divanı üyeleri, milletvekilleri, siyasi parti temsilcileri ile TBMM idari personeli yer aldı.

    Aslanlı Yol’dan yürüyerek Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine gelen heyet, TBMM Başkanı Kurtulmuş’un mozoleye çelenk bırakmasının ardından saygı duruşunda bulundu ve İstiklal Marşı’nı okudu.

  • CHP’li Murat Emir: CHP’ye operasyon hazırlığı yapıyorlar

    CHP’li Murat Emir: CHP’ye operasyon hazırlığı yapıyorlar

    CHP’li Murat Emir, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın partisinin bugünkü grup toplantısında Özgür Özel ve CHP’yi hedef alan sözlerine tepki gösterdi. Emir, “Anlıyoruz ki Cumhurbaşkanı, CHP’ye operasyon hazırlığı yapıyor. Bugünkü konuşması bunu açıkça ele vermiştir” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Başkanvekili Murat Emir, TBMM’de basın toplantısı düzenledi.

    Emir, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın grup toplantısındaki açıklamalarıyla ilgili konuştu.

    Ekrem İmamoğlu’nun da tutuklandığı İBB soruşturmasında CHP’lilerin ‘itirafçı’ olduğuna yönelik sözlerini eleştiren Emir, şöyle konuştu:

    “Sayın Cumhurbaşkanının konuşmasında büyük çelişkiler, tutarsızlıklar vardır. Bir taraftan işin pis ve kirli olduğunu, yenemediği bileği bükmek ve cezaevine koymak için savcı talimatlandırdığını biliyor. Bunu bildiği için, ‘Bu işte biz yokuz’ diyor. ‘CHP’liler getiriyor, bırakın yargı görevini yapsın’ diyor; ama diğer taraftan turplardan haber veriyor. Sayın Cumhurbaşkanı sen turpları nereden biliyorsun? 2 ay önce, ‘Turpun büyüğü heybede’ dedin şimdi ise, ‘Turpun daha büyüğü geliyor’ diyorsun. Nereden biliyorsun?

    ‘HABER VERECE KADAR DOSYANIN İÇİNDESİN’

    Sen Cumhurbaşkanısın, yürütmenin başında; Adalet Bakanını, Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) atama yazılarının altında imzası olan kişisin ve tüm bunlar gösteriyor ki; bütün deliller sana geliyor, sen takdir ediyorsun, bakıyorsun, inceliyorsun ve ona göre de savcılara talimat veriyorsun. Bunu da itiraf ediyorsun. Normalde senin dosyayla, delillerle, tanıklarla, şikayetlerle, ifadelerle hiçbir ilginin olmaması gerekir. Birazcık hukuka ve ettiğin yemine saygın olsa sana böyle bir konu geldiğinde, ‘Arkadaşlar ben Cumhurbaşkanıyım, beni bunlara bulaştırmayın, bırakın yargı görevini yapsın’ demen gerekir; ama sen haber verecek kadar dosyanın içindesin.”

    “PARTİMİZE OYNAMAYIN”

    Emir, yargılamaların sadece muhalif belediyelere yapıldığını vurgulayarak, “Anlıyoruz ki Cumhurbaşkanı, CHP’ye operasyon hazırlığı yapıyor. Bugünkü konuşması bunu açıkça ele vermiştir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisine, Kuvayımilliye’den köklerini alan, savaş meydanlarında kurulmuş olan CHP’ye, operasyon çekme cesareti göstereceğini söylüyor. Hazırlıklarını yaptığını söylüyor. Senin ona gücün, kalibren yetmez. Atatürk’ün partisine dokunmak sizin haddiniz de hakkınız da değildir. CHP, kongre kararını almıştır, kongre yapacaktır. Sizin iftira attığınız, bin bir vaat ve baskıyla ifade aldığınız meczuplara rağmen 1300 delegemiz gelip iradesini Türkiye ve size gösterecektir. Hiç bundan çekinmeyin ve partimize oynamayın” diye konuştu.

    “KABA VE AĞIR SÖZLER”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yönelik sözlerini değerlendiren Emir, “Özgür Özel’in bir gün mezarı kazılacak, fani olduğunun farkında. Her birimiz bir gün öleceğiz ve her birimizin birer mezarı olacak. Eğer olağanüstü bir kaza sonucu hayatımızı kaybetmezsek, senin de olacak Sayın Cumhurbaşkanı. Hani, ‘Ömrüm ifa ettiği kadar cumhurbaşkanı olacağım’ diyorsun ya demek ki senin niyetin ölüme kadar cumhurbaşkanı olmak. Elinden gelse kendini mumyalatacaksın, ‘Beni mumyalayın, cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturtun’ diyeceksin. Muhtemelen sen mezarın olmayacağını düşünüyorsun ki Özgür Özel’in mezar taşının kırılması üzerinden tehdit ediyorsun. Bunlar normal bir konuşmada bile söylenmeyecek kaba ve ağır sözler” ifadelerini kullandı.

  • Özgür Özel kürsüden Erdoğan’a seslendi!

    Özgür Özel kürsüden Erdoğan’a seslendi!

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantında açıklamalarda bulundu. Özel, kürsüden AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenerek, “Cumhuriyet Halk Partisi’nde bu kirli planlara alet olacak ne yönetici vardır ne bir üye vardır. Olanların, alet olanların topunun cezasını gazinin partisi kendisi kesecektir. Meczupa teslim olmayız. Bu partiden makbul muhalefet MHP çıkmadı, çıkmayacak, çıkaramayacaksınız” ifadelerini kullandı.

    Özel’in açıklamalarının satır başları şöyle:

    “Çanakkale aynı zamanda Mustafa Kemal Atatürk’ün tarih sahnesine büyük bir askeri deha olarak çıkmasının, yine Anadolu’da, Rumeli’de yaşayan, Türk’üyle Kürt’üyle, Laz’ıyla Çerkez’iyle bu topraklarda yaşayan hepimizin dedelerinin göğüs göğüse çarpıştığı ve bu ülke emperyalistlerin işgaline uğramasın diye can verdikleri, kefensiz olarak toprak altında koyun koyuna yattıkları, bir büyük ayağa kalkışın, bir büyük direnişin ve karşıdaki ne kadar güçlü, elindeki silahlar ne kadar üstün olursa olsun, vatan sevgisinin, ülke sevgisinin ve cesaretin hiçbir silah karşısında aciz içinde olmayacağının dünyaya gösterildiği, tüm Cumhuriyet Halk Partililere ve Türkiye Cumhuriyeti’ni seven herkese de 110 yıl öncesinden vasiyet edildiği bir zaferdir. Günümüz kutlu olsun.

    KARTALKAYA YANGIN FACİASI

    Bir tanesi en son yaşadığımız, tam 56 gün önce Bolu’da Kartalkaya’daki otel yangını. 78 kişi, 36’sı çocuk ve bebek katledildi orada. Gözaltılar yapıldı ve yedi kişilik bir bilirkişi heyeti görevlendirildi. Gerçekten liyakatleriyle, daha önceden zaten adliyeye başvurmuş, odalarından isim istenmiş, o isimler bildirilmiş. O havuzdan Bolu’daki adaleti sağlayacak olanların, savcıların seçtiği yedi bilirkişi görevlendirildi. Üç gün süre verdiler.

    Üç gün içinde buradaki sorumlulukları bize rapor et, raporunu hazırla. O bilirkişiler gece gündüz üç gün yanmış otelin içinde çalıştılar. Bir rapor hazırladılar. Götürdüler, verirken, “Alamayız.” dediler. Neden? “Bu raporda, siz sorumlu diye, Turizm Bakanlığı yazmışsınız.” “Ne yazacaktık?” dediler. “Sorumluluk tamamen onda.” Kapıdaki tabeladan tutun bütün kanunlara kadar bütün düzenlemelerde sorumluluk onda. “Bunu böyle yazamazsınız. Silin. Yerine ‘Bolu Belediyesi’ yazın.” Bilirkişiler, teknik insanlar. Kanuna bakıyor, nizama bakıyor, yönetmeliğe bakıyor, yazışmaya, çizişmeye bakıyor.

    Dediler ki, “Bolu Belediyesi’nin sınırlarının da dışında burası. İçinde de olsa Turizm Bakanlığı’nda yetki. Dışında, yıllar önce AK Parti’deyken Bolu Belediyesi’ne bir uygunluk verilmiş. O günden beri de, ne yıllarca 15 yıl AK Parti gitmiş ne de şimdi Bolu Belediyesi’nin oraya gitmeye yetkisi yok. Yazamayız.” “Yazamazsanız istifanızı yazın.” Buradan gösterdim geçtiğimiz haftalarda. O kadar güzel azil talepleri var ki.

    Üç gün gece gündüz çalışmış, üç gün sürenin sonunda rapor çıkmış, “İş yoğunluğum nedeniyle azlimi istiyorum. Bu üç gün burada emek veremeyeceğim. Zamanım yok. Başka işim var. Azlimi istiyorum.” Ben ilk görevlendirme yazısını da buldum.

    Azil taleplerini de buldum. Raporu da buldum, sizlerle de paylaştım. Bütün aileleri de ziyaret ediyoruz. Hepsi o raporu da biliyor. O rapora “korsan” diyen Adalet Bakanı’nı da biliyor. Herkes o raporun ne kadar şeffaf, doğru yazıldığını da biliyor. İşine gelmeyenlerin bir adalet korsanlığıyla o raporu nasıl çaldıklarını biliyor.

    Hatta şunu da hatırlatıyor aileler: “Bu bakan önce dedi ki, ‘Rapor genişleyecek. Heyet genişleyecek.’ Şimdi o heyet yok. Yeni heyet var diyor ama o günden bugüne 53 gündür yeni bir rapor da yok.

    İLİÇ MADEN FACİASI

    Biz bu meseleyi takip etmeye, unutturmamaya devam edeceğiz. Aynı İliç’te olduğu gibi, nasıl bu faciada ilk günden beri Kartalkaya’daydık, ilk andan beri, milletvekillerimizle, belediye başkanlarımızla, geçen yıl da, bundan 13 ay önce İliç’teydik. İliç’te dokuz işçi hayatını kaybetti. O devasa bir linyitin altında kaldılar. Facia göz göre göre geldi.

    Bir kişi istendi. Orada da bilirkişi dedi ki: “Buraya kapasite arttırmasının altına imza atanlar sorumludur. Burası ilk ruhsattan sonraki kapasite artışlarını kaldıramaz, olacağı belliydi.

    “İMZA MURAT KURUM’UN ÇIKTI, SADECE İNKAR ETTİLER”

    İmza kimin çıktı? Murat Kurum’un çıktı. İmzayı gösterdik. Bakan adına atılan imzayı, kendisinin yerine imza atması için yetkilendirmesini, ne yaptı? Sadece inkâr ettiler önce. Belgeleri görünce sustular. O dönemde İstanbul’a adaydılar. Dedik ki: “İliç’in felaketi oldun. İstanbul’un felaketi olmana İstanbullular izin vermeyecek.” Sonra döndü tekrar onu bakanlığa atadı. Bu sırada da o rapor, diyor ya sorumlu kamu görevlileri, imzayı atanlar yani Murat Kurum, “Sorumlulukların yüzdeleri belirtilmemiş.” diye, bunu soracak, raporu yazana değil, yeni bilirkişi heyetine yolladılar. Uygun bilirkişi heyetinden “sorumluluğu yoktur” yazısı aldılar.

    “BİR TANE KAMU GÖREVLİSİ YARGILANMADI!”

    Dün de duruşma vardı. Bir tane kamu görevlisi yargılanmadı. Yani İliç’e adaleti getirmek bundan bir sonraki iktidara, Cumhuriyet Halk Partisi iktidarına kaldı.

     

  • Özgür Özel kürsüden seslendi: TAYYİP BEY PAZARA GİDEBİLİR Mİ?

    Özgür Özel kürsüden seslendi: TAYYİP BEY PAZARA GİDEBİLİR Mİ?

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulunuyor.

    Özel’in açıklamalarının satırbaşları şöyle:

    Dün yeni bir gündemle, aslında gündeme kurulan ve belediye başkanımıza kurulan bir kumpasla uyandık. Beşiktaş belediye başkanımız Rıza Akpolat’ın resmi ikametgahı polisler tarafından kırılırcasına çalındı. Anneciği kapıya koştu, ‘aç yoksa kırarız’ dediler. Rıza nerede babası hasta Balıkesir’e gitti. Arayım oğlum gelsin Rıza dedi. Bu sefer Balıkesir’deki adrese baskın ve malum görüntüler.

    Arkadaşlarımız dün önerdiler, grup toplantısını Beşiktaş Belediyesi önünde mi yapsak diye. Fena öneri değil. Ama belediye başkanımıza karşı haksız, hukuksuz soruşturma başlatanlar zaten bunu istemiyor mu?

    Grup toplantısını Beşiktaş’ta mı yapsak dediler fena fikir değildi ama bu belediye başkanımıza iftira atanlar sabah 4,30’da gidenler zaten bunu istemiyorlar mı? 

    Dün Ekrem Başkan Ankara’ya geldi. Öğlen 2’de birlikte çıktık kurumsal tavrımızı ortaya koyduk. MYK bitti akşam 6’da Beşiktaş’a gittim. Kar altında Rıza Akpolat’ın şansında aslında demokrasiye kentine sahip çıkan Beşiktaşlılarla buluştum. Gece yarısı 2’de buraya geldim, konuşulmasın istediklerini konuşmaya. 

    Beşiktaş operasyonuyla acaba bu zamların bu geçim sıkıntısının üstünü örtebilir miyiz. CHP’yi istediğimiz gündeme çekip onu burda meşgul edip vatandaşa ettiğimiz eziyetin az konuşulmasını sağlar mıyız diye düşünenlere inat elbette yargıyı konuşacağız Beşiktaş’ı konuşacağız ama Recep Tayyip Erdoğan hiç umutlanmasın ki 1 Temmuz 2024’te köprüye yüzde yüz zam yaptıktan sonra 6 ay geçmeden tekrar zam yapıp. 

    15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ne yüzde 213, Yavuz Sultan Selim yüzde 128 Omsan Gazi yüzde 174. Çanakkale Köprüsü yüzde 168 yüksek hızlı trenin Ankara İstanbul 430 liradan 780 liraya Konya 200 liradan 360 liraya… 

    Ticaret Bakanı’nın enflasyon üzerinde zam yapan fırsatçılar var dediğini. Erdoğan’ın fahiş zam yapanları boykot yapın dediğini, TÜİK’in yüzde 44 enflasyon açıkladığı yerde, asgari ücrete yüzde 30 zam verdikleri yerde emekliye yüzde 11 zam verdikleri yerde yüzde 213’leri bu boykot bekleyenleri bu milletin nasıl boykot edeceğini nasıl onlara ne söyleyeceğimizi durdurmak için hadi bakalım bir operasyon yaptık orada boğulun vatandaşın sorununu konuşmayın, vatandaşa bunu yapanın yanına kar bırakırsak namerdiz susmayacağız konuşacağız. 

    “ATADIKLARINA KENDİNİ ALKIŞLATIYOR”

    Beyefendi 27 derece sıcakta kendini alkışlatıyor, devletin araçlarıyla geziyor, atadıklarına kendini alkışlatıyor. Ne mutfaktaki ne sokaktaki yangından haberi var. Yılbaşından bu yana 14 şehre gitmişim, hesap yapmışım oradan laf atıyor. Senin dediğin yere değil milletin bağrının yandığı yere bakıyorum.

    Cumhuriyet tarihinde ilk kez devlet cebe para koymak yerinde cepten para aldı. Geçen ocakta 1700 simit alırken bu ocakta 1470 simit alabiliyoruz. Bağrı daha yanık bir grup var o da emekliler.

    “TAYYİP BEY PAZARA GİDEBİLİR Mİ?”

    Tayyip Bey, önce şuna cevap ver. Derim ki sen salon adamı oldun biz eksi 17 derecede piknik yapıyoruz emeklilerle. Size soruyorum Tayyip Bey pazara gidebilir mi? Gider. Sınıf arkadaşı İstanbul’da dedi ki ‘Erdoğan bu pazara gelemez’. O da diyor ki ‘Ben hep halkın içindeyim’.

    Bakın 10 yıldır yok. Tayyip Bey 21 yıl önce pazara çıkmış. Bakın haberin altında yazıyor, pazardan 1 kilo çilek, 3 koli yumurta, 5 kilo karpuz almış. Ne ödemiş 29 lira. Bugün aynı fiyatlara baktık hesapladık 1440 lira.

    “ÇİFTÇİ, ESNAF ONA AĞIR GELİYOR”

    ‘Sırtımda küfe var’ diyor. Küfe dediği milletin verdiği yetki. Hayat pahalılığıyla nasıl mücadele edilir dedin ikinci turda milletin takdiriyle millet küfeyi senin sırtına verdi. Şimdi ‘Taşıyamam’ diyor. Çiftçi, esnaf ona ağır geliyor.

    Beşli çete sıfır lira vergi verdi. Erdoğan onlar için yine bütçeye 700 milyar lira para koydu.

    Emekliler bir yana 40 haramiler bir yana. Asgari ücrette bugün 22 bin lira yaptı. Biz 24’e göre hesaplamıştık. İşverene 8 bin lira destek verse, asgari ücret alana 30 verene 22 olsa bunun maliyeti 300 bin lira.

    ‘Para yok, imkan yok, küfe ağır’ demeye gerek yok. 2,5 milyon liraya emeklisi, Rize’deki çaycısı, Ordu’daki fındık üreticisi, Trakya’nın buğday üreticisi hepsine versen, bu milletin parası var arkasında duran cumhurbaşkanı yok. Garibana sırtını dönen bir cumhurbaşkanı var.

    “SEFALET PARASINI YAŞLIMIZA REVA GÖRMEYE UTANMIYORLAR!”

    Utanarak ifade etmem gerek bir husus ben İstanbul’da pazar gezerken engelli arabasında bir kardeşim arkasında iten yaşlı annesi. Her şeyi konuşuyorsun engelli maaşını da konuş. Şu anda utanarak ve özür dileyerek söylüyorum yaşlılık aylığı 483 lira zamla 4 bin 664 lira olmuş. Biz 22 bine isyan ediyoruz ki etmeliyiz. Yaşlı aylığı kimler alıyor. Kara kuru teyzem alıyor, iki bastonla yürüyemeyen amcam alıyor. Günlük yaptığı zam 16 lira. Engelli maaşı 385 lira artırdı 3 bin 723 lira oldu. Dul ve yetim aylığı 617 lira artışlar 3 bin 647 lira olmuş günlük artış 20 lira. İnsanlara bir günde bir simit parası artış yapmış oysa elektriğe doğal gaza suya gelen zamlar ortada. Ekmeğe yüzde 25 zam geldi. Maalesef bunların ortaya koyduğu tablo her ne kadar iktidarı almaya hazırlansak da bu konularda kaynak ortada olsa da benim bile söylerken yüzüm kızarıyor. Bunlar bu sefalet parasını yaşlımıza reva görmeye utanmıyorlar yazıklar olsun. 

  • Tolga Akalın’dan İYİ Parti’yi karıştıracak iddia!

    Tolga Akalın’dan İYİ Parti’yi karıştıracak iddia!

    İYİ Parti’nin eski genel başkan yardımcısı Mehmet Tolga Akalın, “Meral Akşener 31 Mart’ta istifa edecekti, Erdoğan aradı, vazgeçirdi. Akşener, Erdoğan’ın talimat memurudur” iddiasında bulundu.

    Kürşad Zorlu’nun istifasıyla İYİ Parti içindeki tartışmalar devam ederken, eski İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve son kurultayda Genel Başkan Adayı olan Mehmet Tolga Akalın, çok konuşulucak iddialarda bulundu.

    Akalın 31 Mart gecesi yaşanan seçim hezimeti sonrası dönemin İYİ Parti lideri Meral Akşener’in, Erdoğan’dan gelen telefon sonrası ‘istifadan vazgeçtiğini’ iddia etti.

    Akalın ayrıca, yerel seçimler öncesinde Ankara özelinde CHP’yle yaptıkları seçim işbirliğini Türkiye geneline yaymaya hazırlandıkları sırada Meral Akşener’in kendilerine haber bile vermeden, “Tek başımıza seçime gireceğiz” açıklaması yaptığını anlattı.

    “AKŞENER, ERDOĞAN’IN TALİMAT MEMURUDUR”

    Tolga Akalın, Halk TV‘de açıklamalarda bulundu.

    Tolga Akalın, şöyle konuştu:

    “Erdoğan’ın siyasi başarının temeli muhalefetini dönüştürmesinden gelir. Meral Akşener artık siyasetçi olma vasfını yitirmiştir. Meral Akşener 31 Mart gecesi istifa edecekti. O gece saat 00.00’da İYİ Parti Genel Merkezi’nde bir basın açıklaması yapılacaktı. Ancak Erdoğan’dan gelen bir telefonla; Erdoğan’ın talep, rica, talimatıyla adına ne derseniz deyin, Meral Akşener istifa etmekten vazgeçti. Akşener, Erdoğan’ın talimat memurudur. Meral Akşener artık siyasetin değil tarihin konusudur.”

    81 İLDE ‘ÖZÜ BAŞINA’ SEÇİME GİRME KARARI

    Tolga Akalın, Meral Akşener’in 31 Mart seçimlerindeki tavrıyla ilgili de ilginç açıklamalarda bulundu:

    Akalın, “Meral Akşenir’in ‘olur’uyla Mansur Yavaş’la görüştük, CHP’yle görüştük; anlaştık. Ankara’daki modeli Türkiye geneline yayacaktık. Herşey tamamdı. Sayın Akşener, pazartesi günü bu konuyla ilgili Genel Merkeze gelip bizimle görüşecekti. Kendisine bilgi de verilmişti. Ancak hasta oldu, gelmedi. Salı günü de gitti Uşak’ta, ’81 ilde tek başımıza seçime giriyoruz’ dedi” diye konuştu.

    KÜRŞAD ZORLU’NUN İSTİFASI

    Akalın, Kürşad Zorlu’nun istifasına ilişkin ise “Kürşad Zorlu ile 10 gün önce konuştum, böyle bir şey yok diyordu. Bana göre, İYİ Parti’den istifa edeceğini kendi de son anda öğrendi. Bana göre, kendi de şaşırdı. İYİ Parti çözülüyor, İYİ Parti yok oluyor” dedi.

    ESMA BEKAR’DAN YALANLAMA

    Meral Akşener’in Özel Kalem Müdürü Esma Bekar, programa gönderdiği mesajda “31 Mart gecesi Cumhurbaşkanı ile bir telefon görüşmesi olmamıştır. HTS kayıtlarına bakılabilir” ifadelerini kullandı.

  • Ekrem İmamoğlu’ndan ‘asgari ücret’ çıkışı!

    Ekrem İmamoğlu’ndan ‘asgari ücret’ çıkışı!

    İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu 22 bin 104 lira olarak açıklanan asgari ücret hakkında sosyal medya hesabından bir paylaşım yaptı. İmamoğlu “Belli ki sorumluluk bize düşmektedir. İBB olarak Sosyal Yardımlar bütçemizde ciddi oranda artışa gitmemiz gerekecek” dedi ve Erdoğan’a 2 ‘öneri’ sundu.

    İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu 22 bin 104 lira olarak açıklanan asgari ücrete tepki gösterdi ve AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘a 2 ‘öneri’ sundu.

    Ekrem İmamoğlu’nun paylaşımı şu şekilde:

    “Hükümet bu akşamki kararıyla 9 milyon asgari ücretli çalışan ve aileleriyle resmen alay etmiştir. 22.104 lira İstanbul’da sadece 1 aylık kira parası bile değildir. Belli ki sorumluluk bize düşmektedir. İBB olarak Sosyal Yardımlar bütçemizde ciddi oranda artışa gitmemiz gerekecek. Gerçeklerden ve halktan kopan Cumhurbaşkanı’na 2 önerim var. Çok sık kullandığınız “kararname” kozunu hemen yarın kullanın ve asgari ücrette ek artış sağlayın. Ayrıca belirlenen rakamın 6 aylık olduğunu ve 6 ay sonra yeni bir düzenleme yapılacağını müjdeleyin. Kötü ekonomi politikalarınızın faturasını millete ödetmeyin.”

  • Emre Kongar:‘İsrail Türkiye’ye saldıracak’ safsatası

    Emre Kongar:‘İsrail Türkiye’ye saldıracak’ safsatası

    Erdoğan/AKP iktidarı, “İsrail’in Filistin ve Lübnan’dan sonra gözünü dikeceği yer bizim vatan topraklarımız olacaktır” dedi ve sanki gerçekten böyle bir durum varmış gibi, muhalefetin “yeni bir bilgi yok” yorumu yaptığı, bir de gizli TBMM oturumu yaptı.

    22 yıllık Erdoğan/AKP iktidarının gerçekdışı yorumlar yaptığı, hayali düşmanlar yarattığı, dünkü dostlarına bugün düşman, dünkü düşmanlarına bugün dost dediği bilinen bir gerçek.

    Ama doğrusu, İsrail’in Türkiye’ye saldıracağına ilişkin sözler, bütün gerçekdışı iddiaları bile geride bırakacak derecede fantastik ve hayali bir safsata!

    ***

    İsrail’in, Batı’nın kendi Yahudi soykırımını affettirmek için destelediği bir haydut devlet olduğu ve Gazze’de Filistinlilere karşı soykırım benzeri bir katliam yaptığı açık bir gerçek.

    Türkiye’deki iktidarın, İslami duyarlılıkları olan kendi seçmenine rağmen, İsrail’e stratejik malların satışına devam ettiği de Metin Cihan gibi gazetecilerin ortaya çıkardığı bir başka gerçek.

    Sanıyorum, iktidar sadece içerde çok sıkıştığı ve dikkatleri dışarıya çevirmek istediği için değil, aynı zamanda kendi seçmenine rağmen İsrail ile ticarete devam etmesinin yarattığı çelişkiyi örtbas etmek için böyle bir söylem gerçekleştirdi.

    ***

    Emekli Büyükelçi Süha Umar, 8 Ekim tarihinde muhalif.com.tr’de iktidarın eylem ve söylemlerindeki İsrail çelişkileri üzerine uzun bir yazı yazdı ve yazısının sonunda, kısaltarak alıntıladığım sekiz soru sordu:

    1) İsrail’in böyle emelleri olduğu biliniyordu ise bu planın en önemli aracı olan Büyük Ortadoğu Projesi Eş Başkanı olmak, Türkiye’nin ulusal çıkarlarına uygun mudur?

    2) Mısır’ın adeta İsrail yandaşı olması ile, İsrail’in Ortadoğu’da yayılmasının önündeki iki güçlü devletten biri olan Suriye’nin -diğeri İran-, BOP’un en büyük destekçisi ABD ile birlikte parçalanmasına katkıda bulunmak Türkiye’nin çıkarına mıdır?

    3) Özal döneminde Irak’ın kuzeyinde yaratılmasına katkıda bulunduğumuz bir Kürt ünitesinin, Suriye’nin kuzeyinde de ortaya çıkmasına, güçlenmesine yol açmak ne kadar çıkarımıza olmuştur?

    4) Uzun yıllar Ortadoğu’da adı bile olmayan Rusya’nın, güneyimize, Suriye’ye yerleşmesine yol açmak Türkiye’nin ne kadar çıkarınadır?

    5) İsrail’in Türkiye üzerindeki emellerinden bu kadar emin idiysek, onun Doğu Akdeniz gaz ve petrol projelerinde Mısır, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile birlikte hareket etmesine yol açan yanlış adımlarımızın Türkiye’ye büyük maliyetini göremedik mi?

    6) Hamas’ı bugün bile terör örgütü olarak görmediğimizi, BM’de tüm dünyanın önünde tekrarlayarak, Hamas’a verdiğimiz destek, İsrail’in ekmeğine yağ sürmek değil midir?

    7) Devlet adamının görevi, halkını gerçekliği oldukça tartışmalı dış ve iç tehditlerle korkutmak mıdır?

    Yoksa doğru politikalarla böyle tehditlerin ortaya çıkmasını önlemek, ortaya çıktığında da gereken önlemleri belirlemek ve almak mıdır?

    8) Yoksa bu sözler de “Siyasette böyle sözler söylenir. Ciddiye almamak gerekir” söyleminin bir başla örneği midir?

    ***

    Benim aklıma başka sorular da geliyor:

    1) Kürecik Radar Üssü’nün gayri resmi işlevleri ve buradan İsrail’e destek sorunu.

    2) Bütün nüfusu 9.5 milyon olan İsrail’in zaten gayri resmi sayıları 10 milyonu geçmiş bulunan sığınmacı/düzensiz göçmen işgali altındaki ülkemize karşı nasıl bir tehdit oluşturabildiği ve bunun kendisi için yaratacağı sorunlar.

    3) Ağır suçlamalardan sonra, yapılan tehditler üzerine, rahip Andrew Brunson’u ABD’ye, gazeteci Deniz Yücel’i Almanya’ya yollayan iktidarı, Batı’ya bağımlılığı.

    4) NATO üyesi olmayan İsrail’in NATO üyesi olan Türkiye’ye saldırmasının stratejik olanaksızlığı.

    ***

    Dış politika yazılarımın sürekli ana fikri:

    Emre Kongar’ın yazısı

  • Özgür Özel’den Erdoğan’a İstanbul Sözleşmesi için çağrı

    Özgür Özel’den Erdoğan’a İstanbul Sözleşmesi için çağrı

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, artan kadın cinayetleriyle ilgili yaptığı açıklamada, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a İstanbul Sözleşmesi için çağrıda bulundu. Özel, “O sözleşmenin yeniden Meclis’ten oybirliğiyle geçeceği bir zemini yaratmak sizin sorumluluğunuzda. Biz iki elimizi birden kaldırmaya hazırız” dedi.

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, son dönemde artışa geçen kadın cinayetleri için AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘a seslendi.

    Gazetecilerin konuyla ilgili sorusu üzerine konuşan Özel, Erdoğan’a İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden yürürlüğe konulması için çağrıda bulundu.

    Özel’in sözleri şöyle:

    “Bir yanda öldürülen bir yanda tacize uğrayan kadınlar. Seçime giderken İstanbul Sözleşmesi’nden birtakım grupların oyunu almak için çıkıp kadın örgütlerinin dünyaya kadar itirazına, hatta AK Parti’deki bazı kadınların bile itirazına ve bizim bütün uyarılarımızı dinlemeden anayasaya aykırı, hukuksuz bir şekilde, bir kişinin imzasıyla İstanbul Sözleşmesi’nden çıkanlar imdi buna ne diyecek?

    Sayın Erdoğan, biz hep beraber İstanbul Sözleşmesi’ne oy verdik, bir tanesi de biriyim. ‘AK Parti döneminde bir tane iyi iş var, nedir?’ deseydiniz, İstanbul Sözleşmesi’nin İstanbul adıyla bağıtlanıp Meclisimizden oy birliğiyle geçmesi derdim. Bir nazar boncuğu vardı onu da bir seçim uğruna mahvettiniz. Ama görülen o ki hatada ısrar ediyor, daha doğrusu bunu hata kabul etmiyor. İstanbul Sözleşmesi kadınları yaşatan bir sözleşme, kadınları koruyan bir sözleşme.

    O yüzden milletimize İstanbul Sözleşmesi’nden tek başına ve hukuksuzca çıkan Erdoğan’ı şikayet ediyorum ve kendisine şu çağrıda bulunuyorum: O sözleşmenin yeniden Meclis’ten oy birliğiyle geçeceği bir zemini yaratmak sizin sorumluluğunuzda. Biz iki elimizi birden kaldırmaya hazırız.”

  • Bosna Hersek’e kimlikle seyahat edilebilecek…

    Bosna Hersek’e kimlikle seyahat edilebilecek…

    AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bosna Hersek’e Türk vatandaşları için kimlikle seyahati mümkün kılacak anlaşmayı yakın zamanda imzalayacaklarını duyurdu.

    AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Denis Becirovic, Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmenin ardından basın toplantısı düzenledi.

    Erdoğan burada yaptığı konuşmada Bosna Hersek’e kimlikle seyahatin mümkün olacağını açıkladı.

    Bu yılın 7 ayında Bosna Hersek’i ziyaret eden turistler arasında Türk vatandaşlarının, komşu ülkeleri de geride bırakıp ilk sırada yer almasının sevindirici olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Ülkelerimiz arasında kimlikle seyahati mümkün kılacak anlaşmayı yakın zamanda imzalayarak, halklarımız arasındaki beşeri münasebetleri daha da geliştirmeyi hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Veli Ağbaba’dan Erdoğan’a ‘elitist’ yanıtı: Elitizim ve israf arıyorsan aynaya bak

    Veli Ağbaba’dan Erdoğan’a ‘elitist’ yanıtı: Elitizim ve israf arıyorsan aynaya bak

    CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Halkçılık maskesinin arkasından Avrupa başkentlerinde halkın paralarıyla keyif çatan, gösteriş müptelası bir elitizim çıktı” sözlerine “Elitizim arıyorsan milletvekillerine bak, koruma ordusuyla geziyorlar, saraydaki danışmanlarına ve kendi yaşadığın hayata bak. Elitizim ve israf arıyorsan aynaya bak” diye yanıt verdi.

    CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) Malatya İl Temsilciliğini ziyaret ederek, TÜRK-İŞ Malatya İl Temsilcisi Hikmet Kazgan ve sendika üyeleriyle bir araya geldi. Ağbaba, yüksek enflasyonun maaşları her geçen gün erittiğini belirterek, “Yapılan zamların hemen bir iki ay içerisinde yok olduğunu görüyoruz. Adaletsiz vergi sistemi neticesinde işçilerin ilk 6 ada vergi dilimine girmesi işçinin en büyük isyanlarından birisi” dedi.

    “Gerçek pazardaki, enflasyonda yüzde 100’ün üzerinde”

    “Birileri ‘Türkiye’de yokluk, yoksulluk bitti’ diyor ama bu işçi ve çalışan için değil herhalde ya kendileri ya da yakın çevreleri için yoksulluk bitti” diyen Ağbaba, şunları söyledi:

    “Onlar hızla zenginleşmeye devam ediyor. Türkiye’de bütün kesimlerin ciddi problemleri var. Sanayici, esnaf, çalışan ve çalışmayan için rakamlar var elimizde. Eskiden ‘ev hanımı’ diye bir deyim vardı şimdi ‘ev genci’ deyimi çıktı. Ne demek? Okumuyor, çalışmıyor, evde bekliyor. Bu dönemde 6 milyon ‘ev genci’ deyimi oluştu. Geniş tanımlı işsizlik gençlerde yüzde 36.2, yani her 10 gençten 4’ü işsiz, kadınlarda ise yüzde 45 yani her 100 kadından 45’i işsiz durumda. Maalesef Türkiye’nin gerçeği bu. TÜRK-İŞ verilerine göre, açlık sınırı 19 bin TL. Yoksulluk sınırı 65 bin 874 TL. Asgari ücret 17 bin TL. Faiz yüzde 50’nin üzerinde. Dolar 34 TL. Gerçek pazardaki, enflasyonda yüzde 100’ün üzerinde.”

    “Gelin Malatya sokaklarına, çıkın pazarlara yoksulluk var mı, yok mu?”

    Ağbaba, Türkiye’de dolaylı verginin dünya ortalamasının çok üzerinde olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:

    “Toplanan verginin yüzde 70’i dolaylı vergiden. Bu ne demek? Zenginden de, fakirden de aynı vergiyi almak demek. Su, ekmek, domates alırken zengin ile yoksul aynı vergiyi veriyor. Bu çok büyük bir adaletsizlik. Toplam vergideki dolaylı verginin mutlaka payının azaltılması gerekiyor. Türkiye’de çok ciddi problemler var. Çok büyük sorunlarla yaşamaya devam ediyoruz. Asgari ücretin açıklandığı gün ile bugünkü alım gücüne bakın eski asgari ücretin alım gücü bugünkü asgari ücretin alım gücünden daha yüksek. Bir çalışanın ne kadar maaş aldığı önemli değil önemli olan alım gücüdür. Alım gücü yüksek, kendinizi geçindirebiliyorsanız buna bakmak lazım. ‘Asgari ücreti 17 bin TL yaptım’ demek, asgari ücretin alım gücünü bilmemek demektir. Herhalde hiç sokağa inmiyorlar. ‘Yoksulluğu, işsizliği bitirdik’ diyorlar. Gelin Malatya sokaklarına, çıkın pazarlara yoksulluk var mı, yok mu?”

    Ağbaba, Malatya’nın bir büyük belirsizlikle karşı karşıya olduğunu dile getirerek, “Kimse ne olacağını bilmiyor. Evi, iş yeri rezerv alana girmiş ne olacağını, ne kadar ev verileceğini bilmiyor. Hala maalesef yerinde dönüşüm sağlanabilmiş değil. Yerinde dönüşüm için 750 bin TL hibe ve 750 bin TL kredi veriliyordu. Enflasyona baktığınız zaman bu para yarı yarıya düşmüş durumda. Maalesef buradaki beceriksizler yerinde dönüşümü de başlatabilmiş değiller. Malatya büyük bir belirsizlikle karşı karşıya. Kimse ne olduğunu bilmiyor. Çizilen projelerden kimsenin haberi yok. Bir beceriksiz yönetimle de Malatya’da karşı karşıyayız. Belediyeler, Malatya’nın rezerv alanını Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına bırakmış durumdalar. Rezerv alanla ilgili belediyelerin yaptığı bir şey yok. Malatya’nın önemli alanlarının büyük kısmı rezerv alana verilmiş. Çöp toplamaktan aciz bir belediye yönetimiyle karşı karşıyayız” diye konuştu.

    “Elitizim ve israf arıyorsan aynaya bak”

    Ağbaba, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Halkçılık maskesinin arkasından Avrupa başkentlerinde halkın paralarıyla keyif çatan, gösteriş müptelası bir elitizim çıktı. Kendi siyasi ikballeri, kendi gelecekleri kendi şahsi menfaatleri dışında hiçbir gündemleri yok” sözlerine de yanıt verdi. Ağbaba, “Kışlık ve yazlık sarayın sahibi sen değil misin? ABD’ye makam aracını özel uçakla gönderen, Kıbrıs’a beş özel uçakla heyeti gönderen, Ahlat’a özel uçakla bakanlarla giden, Marmaris’teki sarayına 685 milyon TL, Ahlat’taki sarayına 1,219 milyar TL harcayan, koruma ordusuyla gezen, 13 özel uçakla gezen sen, millet 12 bin 500 TL’ye talim ederken her gün sarayda gününü gün eden sen, elitist biz. Bir bakalım bizim Genel Başkan Meclis’e nasıl geliyor, sen nasıl geliyorsun? Bizim milletvekillerimiz nasıl geziyor, senin milletvekillerin nasıl geziyor? Ben buraya bir araba ve bir kişi geldim. Elitizim arıyorsan milletvekillerine bak, koruma ordusuyla geziyorlar, saraydaki danışmanlarına ve kendi yaşadığın hayata bak. Elitizim ve israf arıyorsan aynaya bak” dedi.

    Ağbaba, Erdoğan başkanlığındaki Bitlis’in Ahlat ilçesindeki kabine toplantısında Atatürk’ün portresinin olmamasını da eleştirdi. Ağbaba, “Ahlat’taki toplantısında Atatürk’ün portresinin olmaması Atatürk’e bakışlarını gösteriyor. Bugün bir kabine olmasını sağlayan Atatürk. Atatürk, Milli Kurtuluş Savaşımız olmasaydı Irak ve Suriye’deki gibi bir kabile devleti olacaktık. Bir kabine devleti olduk. Onu oraya asmayanların vicdanına havale ediyoruz ama Atatürk bununla bir değer kaybetmez. Ama daha kötü bir resim var ki onu da ifade etmek istiyorum; Türk Silahlı Kuvvetleri komutanları HÜDA PAR’ın yanında resim verip, selam duruyorlar. Ayıptır, yazıktır. HÜDA PAR domuz bağıyla insanları öldüren, ‘Türk bayrağı değiştirilsin’ diyen, ‘Anayasa’nın ilk dört maddesi değiştirilsin’ diyen bir siyasetin temsilcileriyle Türk Silahlı Kuvvetlerinin komutanları bir araya geliyorsa yazıklar olsun onlarla bir araya gelen komutanlara. Türk Silahlı Kuvvetleri hepimizin ortak değeri ve kimsenin yıpratmaya hakkı yok. HÜDA PAR ile aynı kareye girmek büyük bir utançtır” şeklinde konuştu.