Etiket: rant

  • ‘Moda bostanı halkındır, ranta teslim edilemez!’

    ‘Moda bostanı halkındır, ranta teslim edilemez!’

    Kadıköy’de yaşayan yurttaşlar ve sivil toplum kuruluşları, Moda Bostanı’nın ihaleyle ranta açılmak istenmesine karşı sokağa çıktı. CHP Kadıköy İlçe Örgütü öncülüğünde düzenlenen basın açıklamasına Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağı, Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, çok sayıda STK ve Kadıköylü destek verdi. Etkinliğe katılan yurttaşlar, sivil toplum örgütleri ve mahalle muhtarlıkları da süreçte aktif rol alacaklarını ifade etti. Eylem boyunca sık sık “Moda Bostanı halkındır”, “Ranta değil halka alan” ve “Yeşil alan satılamaz” sloganları atıldı.

    CHP Kadıköy İlçe Başkanı Ali Narin, yaptığı sert açıklamada, “Moda Bostanı yalnızca bir toprak parçası değil, İstanbul’un vicdanıdır. Bu halk buradayken, halka rağmen bu kararı alamazsınız!” diyerek kamu arazilerinin rant projelerine açılmasına tepki gösterdi.

    “BURASI DEPREM TOPLANMA ALANI, LÜKS KONUT DEĞİL!”

    CHP Kadıköy İlçe Örgütü’nün çağrısıyla bir araya gelen Kadıköylüler, “Moda Bostanı Ranta Teslim Edilemez” pankartlarıyla bostan önünde toplandı. Alanın, afet toplanma ve koordinasyon merkezi olduğunu hatırlatan Narin, sürecin hukuka ve kamu yararına aykırı olduğunu vurguladı.Narin, “Buraya dökülecek beton yalnızca yeşil bir alanın kaybı değil; aynı zamanda dayanışmanın, ortak yaşamın ve afet güvenliğinin özelleştirilmesidir. Bu karar, sadece bir ihale değil, kamu malına el koyma girişimidir.” dedi.

    1.5 MİLYAR LİRALIK İHALE TEPKİSİ

    Narin’in aktardığına göre; İstanbul Vakıflar 2. Bölge Müdürlüğü, yaklaşık 11.775 m²’lik kamu arazisini içinde bostan, çocuk parkı, sağlık tesisi ve afet istasyonu bulunan alanı 11 Eylül 2025 tarihinde ihaleye çıkarmaya hazırlanıyor. İhale bedelinin 1 milyar 503 milyon lira olduğu belirtilirken, planlanan projenin dört bloktan oluşan lüks konutlar olduğu ifade edildi. Narin, “Bu proje halk için değil, yandaşlar için yapılmaktadır. 4+1’lik 50 daire, vakfa geçecek; gerisi müteahhitin kâr hanesine yazılacaktır. Bu halk bunu kabul etmez!” ifadelerini kullandı.

    “KADIKÖY’ÜN BELLEĞİ YAĞMALANIYOR”

    Basın açıklamasında, geçmişte Haydarpaşa, Söğütlüçeşme, Kalamış ve Fikirtepe gibi kamusal alanların da benzer süreçlerle ranta açıldığı hatırlatıldı. Moda Bostanı’nın da bu zincirin bir parçası haline getirilmeye çalışıldığına dikkat çekildi. Narin, ““Sanki bir ekip sokakta, ‘Kadıköy’ü nasıl daha fazla ranta açarız’ diye dolaşıyor. Bugün burada yapılmak istenen, 16 milyon İstanbulluya karşı işlenen bir kent suçudur.” dedi.

    HUKUKİ MÜCADELE BAŞLIYOR

    CHP Kadıköy İlçe Örgütü, süreci yargıya taşıyacaklarını duyurdu. Narin, Kadıköy Belediyesi ve İBB ile koordineli bir şekilde yürütmeyi durdurma talebiyle yasal süreç başlatacaklarını açıkladı. Narin şöyle dedi:

    “Bu alanda plan tadilatı yapılmadan, kamuoyuna danışılmadan adım atılamaz. Tescilli ağaçları ve SİT alanı statüsü olan bu bölgede hukuku hiçe sayamazsınız. Bu bostanı savunmak, İstanbul’un belleğini savunmaktır.”

  • Mahmut Tanal, ‘Ya Kanal Ya İstanbul’ diyerek karşı durduğumuz; ranttır, talandır, yalandır!

    Mahmut Tanal, ‘Ya Kanal Ya İstanbul’ diyerek karşı durduğumuz; ranttır, talandır, yalandır!

    CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, Kanal İstanbul’a ilişkin, “Bugün ‘Ya Kanal Ya İstanbul’ diyerek karşı durduğumuz; ranttır, talandır, yalandır” dedi.

    CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, sosyal medya hesabından Kanal İstanbul projesine ilişkin açıklama yaptı.

    Tanal, şunları kaydetti:

    “Bundan 14 yıl önce iktidar, ‘çılgın proje’ olarak adlandırılan Kanal İstanbul’u kamuoyuna tanıttı. Bugün ‘Ya Kanal Ya İstanbul’ diyerek karşı durduğumuz; ranttır, talandır, yalandır! Kamu yararını gözetmeyen, bilimin göz ardı edildiği her projenin karşısında duracağız!”

    Resim

  • Ahmet Özer’in ifadesi ortaya çıktı: “GÖREVDEN ALINMAM İÇİN UYDURULMUŞTUR”

    Ahmet Özer’in ifadesi ortaya çıktı: “GÖREVDEN ALINMAM İÇİN UYDURULMUŞTUR”

    CHP’li Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in hakimlik ifadesi ortaya çıktı. Özer, suçlamaları kabul etmediğini söyleyerek, “Bunların hepsi uydurma, zorlama siyasi atraksiyonlar ile görevden alınmam için uydurulmuştur. Kayyım atanmasının alt yapısı oluşturulmuştur” dedi.

    Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer‘in, dün sabah saat 06.00’da evine yapılan operasyonla gözaltına alınması gündeme oturdu. Özer, emniyet işlemlerinin ardından Çağlayan’daki İstanbul Adliyesine mevcutlu olarak getirildi.

    Savcılıkta ifade veren Özer, “PKK/KCK silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan tutuklanması talebiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. Nöbetçi hakimlik, Özer’in sevk edildiği suçtan tutuklanmasına hükmederek cezaevine gönderdi.

    “SİYASİ BİR YÖNELİM YAPILIYOR”

    Ahmet Özer, hakimlik ifadesinde üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini belirterek, siyasi bir dava olduğunu, akademisyen ve profesör olduğunu, 40 yıl boyunca devletin çeşitli kademelerinde çalıştığını, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde çalıştığını, üniversitelerde dekanlık, kurucu dekanlık, senato ve yönetim kurulu üyeliğinde bulunduğunu, bu süre içerisinde hakkında hiçbir soruşturma ve kovuşturma olmadığını, adliyeye gelmişliği dahi olmadığını ve bugüne kadar böyle bir şeyin söz konusu olmadığını belirterek, “Esenyurt Belediye Başkanı olduktan sonra iki kişiden birinin oyunu alarak, ki çok büyük bir ilçedir, 7 aydır başarılı şekilde belediye başkanlığı yaparım, siyasi bir yönelim yapılıyor, halk iradesi gasp ediliyor, böyle bir durum kabul edilemez, İstanbul’da düzeni bozma yönünde insanlarda infial yaratma amacıyla yapılmaktadır, hem beledi açıdan hem siyasi açıdan sonuçlar doğuracaktır. Dosyadan anlaşılacağı üzere hiçbir belgeye dayanmayan iddialar ile suçlanıyorum. Örneğin 40 civarında kitap yazmış bir yazarım, bunların bir kısmı bölgesel kalkınmayla ilgili bir kısmı roman bir kısmı Kürt meselesi ile ilgilidir. 200 civarında ulusal makalem ve 300 civarında bildirim yayınlanmıştır. Türkiye’nin çeşitli ulusal televizyonlarında görüşüne başvurulmuş kişiyim, hal böyleyken 2002 yılında Öcalan ile yapılan görüşmede iradem dışında ismimin geçtiği iddia ve suçlama yapılıyor. Yazarım, herkes okuyabilir görüş derzedebilir, orada ismimin geçmiş olması herhangi bir delil midir? Başka bir insanın isminin zikredilmesi bu suçu mu yaratır?” dedi.

    “GÖREVDEN ALINMAM İÇİN UYDURULMUŞTUR”

    Hiçbir örgütle ilgisinin olmadığını kaydeden Özer, suçlamaları reddederek, “Bu davanın siyasi olduğunun göstergesidir. Mehmet Kaya’nın kendisi değil de akrabalarının terör örgütü üyesi olduğu söylenmiştir, ben tanımıyorum, annesi ölmüş ben başınız sağ olsun değerli anneniz varmış demişim, bu ne anlama geliyormuş? Böyle şeyler söylediğimi hatırlamıyorum, söylemişsem de neresi suçtur? Bunların hepsi uydurma zorlama siyasi atraksiyonlar ile görevden alınmam için uydurulmuştur, kayyım atanmasının alt yapısı oluşturulmuştur. Daha savcılıktayken kayyım atandı şeklinde a haberde vs haberler çıkmıştır. Medyader diye bir yeri ziyaret edip etmediğimi hatırlamıyorum, siyasi kimliği olan insanım, her gün onlarca insan beni arar, bazılarına cevap vermeye dahi yetişemem, o insanların kim olduğunu bilmem, arayan insanların GBT’sini soramam, yol üstünden geçerken dahi selam verilir, gittiğim yerlerde fotoğraf çekilmek isteyenler olur. Şema çizilmiş benim ne alakam vardır?” ifadelerini kullandı.

    “REMZİ KARTAL VAN MİLLETVEKİLİYDİ”

    Ahmet Özer, “Faik Kaplan isimli şahsı tanımam, burada bir evim var, o evi kiraya vermiştim, kızımdan öğrendiğim kadarıyla kiraya verilen kişi bunların yakınıymış incelenirse her ay kira parası gelmiştir bana. Bu adamın kim olduğunu bilmem, avukat olan kızım vasıtasıyla emlakçılar üzerinden her ay kiram yatırılmıştır, menşeini kaynağını bilemem, Remzi Kartal da Vanlıdır, o Van milletvekiliydi, aynı aşiret mensubuyuz, yurt dışına çıktıktan sonra irtibatım yoktur, benzer bir ideolojiye ve dünya görüşüne sahip değilim, onun ailesini tanırım Van’dadır. Van’a gittiğimde kendilerine taziye dileklerimi sundum, neredeyse bundan da bir sonuç çıkaracaklar, bunlar insani yaptığımız işlerdir” dedi.

  • Yurttaşların karşı çıktığı ve ÇED süreci sonlandırılan proje yeniden gündemde

    Yurttaşların karşı çıktığı ve ÇED süreci sonlandırılan proje yeniden gündemde

    Yaşam savunucuları ve yurttaşların karşı çıktığı ve iptal edilen Muğla Köyceğiz’deki yeraltı krom ocağı için yeniden başvuru yapıldı.

    Köyceğiz'deki maden projesinin ÇED dosyası iptal edildi | soL haber

    Özelleştirildikten sonra Yıldırım Holding bünyesine geçen Eti Krom Köyceğiz Yayla Mahallesi’nde yapmak için birkaç yıl önce çalışmalara başladığı projeye ise yurttaşlar karşı çıktı. Yapılmak istenen halkın katılımı toplantısı engellendi. Alanın Sandras Dağı ve çevresinde tehdit oluşturacağı belirtildi.

    Daha sonra ise Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı projenin iptal edildiğini duyurdu. Köylüler ve yaşam savunucularının mücadelesine karşın şirket yeni bir girişimde bulundu.

    ORMAN İÇERİSİNDE

    Haziran ayında yapılan iptal duyurusunun ardından bakanlık bu sefer de projeye ilişkin yeni bir çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) süreci başlatıldığını duyurdu. Şirketin hazırladığı ÇED dosyasında yer alan bilgiye göre alan yurttaşların karşı çıktığı aynı ruhsat sahası içerisinde bulunuyor. 217 hektarlık ruhsatı olan şirket bu alanın 23.95 hektarında krom ocağı işletmek istiyor.

    Onay alması durumunda Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planına göre orman sayılan alanda çalışma yapılacak. Galeri açımı sırasında kazı, delme ve patlatma çalışmaları da gerçekleştirilecek. Ayrıca şirket, bölgedeki ağaç sayısının da ÇED süreci tamamlandıktan sonra alınacak olan orman izniyle birlikte belirleneceğini dile getirdi.

    Bunun yanında projenin gerçekleştirileceği alanın doğusunda ise Kartal Gölü Doğal Sit Alanı bulunuyor. Alana 65 metre mesafeden ise Karamukçuk Deresi geçiyor.

  • Memleketimizi, yaylalarımızı; ne uluslararası tekellere ne onun yerli işbirlikçilerine bırakma gibi bir lüksümüz yok

    Memleketimizi, yaylalarımızı; ne uluslararası tekellere ne onun yerli işbirlikçilerine bırakma gibi bir lüksümüz yok

    Başta Doğu Karadeniz olmak üzere ülke maden şirketlerine ihale ediliyor. Trabzon’da düzenlenecek ihale öncesi bir araya gelen yaşam savunucuları mücadele çağrısı yaparak ihalelerin iptalini talep etti.

    Ormanları, tarım ve sulak alanları tehdit eden maden projeleri başta Doğu Karadeniz olmak üzere tüm ülkeyi kuşattı.

    Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nün (MAPEG) yaşam alanlarını şirketlere peşkeş çekmek için düzenlediği ihaleler her gün yeni bir alanın yok olmasına neden oluyor. Son ihalelere tepki gösteren yaşam savunucuları Trabzon’da açıklama yaptı. Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nde yapılan açıklamada, “Bu yıkıma izin vermeyeceğiz” denildi.

    MAPEG; Gümüşhane, Rize, Bayburt, Artvin, Giresun, Ordu ve Trabzon’da birçok alanı maden arama sahası ilan ederek ihaleye açtı. Trabzon hariç tüm bölgelerin ihaleleri tamamlanarak maden şirketlerine yeni talan edilecek alanlar teslim edilmiş oldu. Trabzon’un yaylalarını, yaşam alanlarını yok edecek ihale ise 9 Ağustos’ta düzenlenecek. İhale öncesi Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nde bir araya gelen demokratik kitle örgütleri açıklama yaptı

    ÇATIMIZI YIKTIRMAYIZ

    İlk olarak sözü alan Karadere Vadisi ve Yaylaları Koruma Derneği Başkanı Şener Şengün, “Yaylalarımız, dağlarımız ve evlerimizin çatısıdır. Çatılarımızı yıktırmayacağız. Dağlar bizim su depolarımızdır. Su depolarımıza zehir doldurtmayacağız. Yaylalarımızdan endemik bitki türlerine ve yaban hayatına ev sahipliğini yapan eşsiz coğrafyalardır. Yaylarımızdan sızan sular, aşağıda şırıl şırıl akan derelerimizi oluşturmaktadır. Bu derelerde yöreye has kırmızı benekli alabalıklarımız yaşamaktadır. Sadece insanların değil, tüm canlıların yaşam alanlarını yok ettirmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Metalurji Mühendisi Cemalettin Küçük ise ihalelerin iptalini ve şirketlerin ihalelere girmemesini talep etti. Küçük, “Yaylarımız, vadilerimiz, bahçelerimiz kimseye ticari olarak satılık alanlar değildir. Şirketlere de seslenmek istiyoruz. Halkımız sizi buraya sokmayacak. Yıkımın farkındalar. Yarın ‘biz buraya geldik, masrafımız var, ihaleye girdik, resmi olarak burası bizimdir’ hikayeleriyle halkımızın karşına çıkmasınlar. Bu ihalelere girmesinler. Bu yıkıma izin vermeyeceğiz” diye konuştu.

    DİRENİŞ BÖLGESİ

    Açıklamada son sözü alan Trabzon Emek ve Demokrasi Platformu Sözcüsü Muhammet İkinci şu ifadeleri kullandı: “Siyasi iktidar ülkeyi içine soktuğu siyasi ve ekonomik krizden çıkarmak için memleketin dağını, toprağını, yaylasını satmaya hunharca devam ediyor. Onlar için rant, para olarak görünen kara parçası dedikleri arazi, bizim için kültürdür, tarihtir, geçmiştir, bugündür, gelecektir. Dolayısıyla memleketimizi, yaylalarımızı; ne uluslararası tekellere ne onun yerli işbirlikçilerine bırakma gibi bir lüksümüz yok. Karadeniz Bölgesi doğa katliamının en yoğun yaşandığı yerlerden birisi. Ancak herkes biliyor ki aynı zamanda burası mücadele, direniş coğrafyasıdır.”

    Son olarak basın açıklamasında aktarılan bölgelere göre son aylarda başta Doğu Karadeniz olmak üzere birçok bölgede 540’dan fazla bölge maden arama sahası ilanına çıktı.

    Doğu Karadeniz’de ihaleye çıkan alanların büyüklükleri şu şekilde:

    Trabzon: 8 bin 38 hektar

    Gümüşhane: 20 bin 384 hektar

    Rize: 3 bin 973 hektar

    Bayburt: 9,44 hektar

    Artvin: 7 bin 604 hektar

    Giresun: 3 bin 996 hektar

    Ordu: 7 bin 84 hektar

    ***

    TÜM RUHSATLARI İPTAL EDİLMELİ

    Erzincan İliç’te 9 işçiye mezar olan Çöpler Altın Madeni’ni tekrar faaliyete geçirmek isteyen Anagold Madencilik’e ilişkin Maden Mühendisleri Odası açıklama yaptı Açıklamada, “

    Olayın sorumluları henüz ortaya çıkarılmamışken ve hukuki süreç sonuçlandırılmamışken, bu faciaya neden olan şirketin hükümet yetkilileriyle hangi yüzle madenin yeniden açılması için görüşme yaptıkları sorgulanmalıdır. Halkın vicdanında kara listeye alınan şirketin hiçbir talebi dikkate alınmamalı ve tüm ruhsatları iptal edilerek ülkemizde herhangi bir faaliyette bulunmasına izin