Etiket: protokol

  • MEB’den yeni skandal!

    MEB’den yeni skandal!

    MEB, Nur cemaatine yakın ULUED ile protokol imzaladı; öğretmenlerin ders anlatırken kullanması için dini örnekleri içeren rehber kitaplar hazırlandı. Matematik ve fen alanındaki derslere yönelik her seviyede “Muallimin Manevi Rehberi” öğretmenlere gönderildi.

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), eğitim sistemine dini referansları dahil eden yeni bir adım attı. Nur Cemaati’ne yakınlığıyla bilinen Uluslararası Eğitimciler Derneği (ULUED) ile imzalanan protokol kapsamında, matematik ve fen bilimleri derslerinin dini içeriklerle harmanlanarak anlatılmasını öngören rehber kitaplar hazırlandı.

    “Muallimin Manevi Rehberi” ismiyle öğretmenlere ulaştırılan bu kaynaklarda, bilimsel konular teolojik analojilerle ele alınıyor.

    MATEMATİK VE FEN DERSLERİNE “MANEVİ REHBERLİK KİTABI” HAZIRLANDI

    Nefes’ten İlke Çıtır’ın haberine göre; hazırlanan rehber kitaplar matematikten fiziğe, kimyadan biyolojiye kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. ULUED tarafından hazırlanan bu kaynaklarda, akademik bilgilerin “manevi değerlerle donatılmış nesiller yetiştirme” amacıyla dini sembollerle anlatılması planlanıyor.

    Öğretmenlerden, derslerin uygun bölümlerinde bu manevi çıktılara vurgu yapmaları, hatta gerekirse konuyu tüm derse yaymaları isteniyor. Örneğin 9. sınıf matematik müfredatında; köklü sayılar “Allah’ın kuralları” olarak tanımlanırken, doğrusal fonksiyonlar üzerinden “ibadette istikrarın önemi” vurgulanıyor.

    Sayılardaki “yutan eleman” konusu ise “Allah’ı inkarın iyilikleri sıfırladığı” benzetmesiyle aktarılıyor.

    FEN BİLİMLERİNDE DİNİ YORUMLAR

    Fen bilimleri alanındaki konular da benzer bir teolojik yaklaşımla yeniden yorumlandı. Fizik dersinde skaler ve vektörel büyüklükler, amellerin Allah’a yönelik olmasıyla ilişkilendirildi.

    Biyoloji kitaplarında ise vitaminlerin, moleküllerin ve enzimlerin “Allah’ın emrinde” çalıştığı belirtilirken; hücrelerin işleyişindeki birliğin “yaratıcının tek olduğunun kanıtı” olduğu savunuldu.

    “Canlıların Ortak Özelliği” başlığı altında insanın “aciz ve zayıf” olduğu, bu nedenle yaratıcıya sığınması gerektiği ifade edildi. Kimya dersinde ise maddelerin yaratıcısını göz ardı ederek yapılan incelemelerin sağlıklı bir bakış açısı sunmadığı dile getirildi.

    DİKKAT ÇEKEN ÜÇGEN AYRINTISI

    Rehberde yer alan dikkat çekici bir diğer örnek ise geometrik şekiller üzerinden verildi. Matematik öğretmenlerinden, tahtaya bir üçgen çizerek Allah’ı tanımanın üç temel unsurunu bu üç kenar üzerinden anlatmaları istendi.

    “Benzer üçgenler” konusu işlenirken ise peygamberlerin insanlık için birer “rol model” olduğu ve öğrencilerin onlara benzemeye çalışması gerektiği vurgulandı.

    Üslü sayılar ile insan ömrünün tükenişi arasında bağ kuran kitaplar, öğrencilere “hepimizin bir yolcu olduğu ve sonunda ebedi ahiretin beklediği” mesajını veriyor.

    Kaynak:Birgun.net

  • Mustafa Bildircin: Eğitimde bilim değil protokol var…

    Mustafa Bildircin: Eğitimde bilim değil protokol var…

    Eğitimin üçüncü şahıslara devredilemeyeceği yönündeki Anayasal hükme karşın MEB binlerce vakıfla protokol imzaladı. İHH ve TÜGVA’nın da aralarında olduğu yürürlükteki protokol sayısının, 2 bin 471’e ulaştığı öğrenildi.

    AKP iktidarlarında eğitim sisteminde birbiri ardına yapılan değişiklikler nedeniyle öğrencilerin büyük bölümü başladığı sistemle okulunu bitiremedi.

    Yazboz tahtasına dönüştürülen eğitim sistemi, eğitimde nitelik tartışmalarını da beraberinde getirdi.

    Vakıf ve derneklerle imzalanan protokoller de eğitimdeki nitelik tartışmasını bir başka boyuta taşıdı. MEB, eğitim alanının üçüncü şahıslara devredilemeyeceği yönündeki Anayasal hükme karşın çok sayıda vakıf ve dernekle “Eğitimde işbirliği” protokolü imzaladı.

    BİNLERCESİ YÜRÜRLÜKTE

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in, CHP Milletvekili Gülcan Kış’ın soru önergesine verdiği yanıt da vakıf, dernek ve STK’lere eğitim alanında açılan alanın büyüklüğünü gözler önüne serdi.

    MEB’in merkez teşkilat birimlerince imzalanan 726, taşra teşkilat birimlerince imzalanan bin 745 olmak üzere yürürlükte toplam 2 bin 471 protokolü olduğu öğrenildi. Protokol imzalanan vakıf ve derneklerden bazıları, İHH, TÜGVA, Kızılay, TEMA ve TED olarak sıralandı. Yürürlükteki protokollerin sayısını açıklayan Bakan Tekin, CHP’li Kış’ın, TÜGVA’nın ilkokul öğrencilerini yaz etkinliklerine dahil etmeye çalıştığı yönündeki iddiasını ise görmezden geldi.

    Bakanlığın yanıtına yönelik, aralarında BirGün’ün de yer aldığı gazetecilerin sorularını yanıtlayan CHP Milletvekili Gülcan Kış, özetle şunları söyledi:

    “Çocuklarımız bilimle değil, protokolle büyüyor. Eğitimde kamusal sorumluluk yok sayılıyor. MEB’in, ‘TEMA, LÖSEV, Kızılay gibi STK’lerle de protokol yapıldığı’ yönündeki savunması da asıl meseleyi perdeliyor. Pedagojik yeterliliği olmayan ideolojik yapılar okullara sokuluyor. Bu, laik ve bilimsel eğitim sisteminin açıkça çökertilmesidir. MEB, kendini geri çekiyor, öğrencileri, velileri, öğretmenleri dışlayarak çocukların gelişimini belli ideolojik yapılara teslim ediyor. Bu kabul edilemez. Eğitim, kamunun işidir ve kamu eliyle bilimsel esaslara göre yürütülmelidir.

    Mustafa Bildircin

    Mustafa Bildircin

  • Bayrampaşa belediyesi, İlim Yayma Cemiyeti şubesiyle protokolünü iptal etti

    Bayrampaşa belediyesi, İlim Yayma Cemiyeti şubesiyle protokolünü iptal etti

    CHP’li Bayrampaşa Belediyesi, İlim Yayma Cemiyeti Şubesi ile 15 Mart 2031’e kadar devam etmesi planlanan işbirliği protokolünü iptal etti. Konuya ilişkin açıklama yapan İlim Yayma Cemiyeti Bayrampaşa Şube Başkanı Mustafa Hoşoğlu, “15 Ağustos 2024’te binayı boşaltmamızı gönderdiği tebligat ile istemiştir” dedi.

    Hakkımızda – Baypaş

    İlim Yayma Cemiyeti Bayrampaşa Şube Başkanı Mustafa Hoşoğlu, Bayrampaşa Belediye Başkanı Hasan Mutlu’nun, belediye ile cemiyetin şubesi arasında 2031’e kadar devam edecek işbirliği protokolünü iptal ettiğini söyledi.

    Hoşoğlu, konuya ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    Açıklamada, Bayrampaşa Belediye Başkanı Mutlu’dan, göreve başladığı 1 Nisan 2024 tarihi itibarıyla “hayırlı olsun” dileklerini sunmak ve belediyeyle yürüttükleri projeler hakkında detaylı bilgi vermek amacıyla randevu talebinde bulunduklarını ifade etti.

    CHP’li Mutlu tarafından randevu taleplerinin geri çevrildiğini belirten Hoşoğlu, şunları kaydetti:

    “Başkan Mutlu, bizlere ve özellikle de 2007’den bu yana binlerce Bayrampaşalı öğrenciye hizmet veren İlim Yayma Cemiyeti Bayrampaşa Şubemize ‘öteki’ muamelesi yapmıştır. Bayrampaşa Belediye Başkanı Sayın Hasan Mutlu, Bayrampaşa Belediyesi ile İlim Yayma Cemiyeti Bayrampaşa Şubesi arasında 15 Mart 2031’e kadar devam edecek işbirliği protokolünü iptal etmiştir. Bayrampaşa Belediyesine ait binamızda 2014’ten bu yana 10 yıldır hizmet veren İlim Yayma Cemiyeti Bayrampaşa Şube’mize belediye olarak artık destek vermeyeceklerini, 15 Ağustos 2024’te binayı boşaltmamızı gönderdiği tebligat ile istemiştir.”

  • ÇEDES skandalı bitmiyor…

    ÇEDES skandalı bitmiyor…

    Ankara’nın Mamak ilçesinde öğrencilerin camiye sabah namazına çağrılmasının ardından, yeni bir gelişme de Bursa’da yaşandı. Gürsu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından okullara gönderilen bir yazı ile öğrenciler kız ve erkekler ayrı camilere yıl sonu etkinliğine davet edildi. Hukukçular ve eğitimciler, İlçe Milli Eğitim Müdürü’nün kararına, “Laikliği ve bilimselliği savunmaya devam edeceğiz” tepkisini gösterdi.

    Ankara Mamak Kaymakamlığı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nce okullara gönderilen yazıyla, ÇEDES Yıl Sonu Kültür Şenlikleri kapsamında LGS’ye girecek öğrenciler ve velileri sınav öncesi sabah namazına çağırılmıştı.

    KIZ VE ERKEK AYRIMI

    Ankara’nın ardından bir benzer olayda Bursa’da yaşandı. Gürsu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından okullara gönderilen bir yazı ile öğrenciler kız ve erkekler ayrı camilere yıl sonu etkinliğine davet edildi. Etkinliğin gönüllülüğe dayalı ve veliden izin belgesi olması koşuluyla yapılacağı belirtildi.

    “ANAYASA’YA AYKIRILIK TEŞKİL EDİYOR”

    Gürsu İlçe Milli Eğitim Müdürü Ömer Faruk Bektaş imzasıyla yayımlanan yazı şöyle:

    “İlçe Müftülüğü’nün ilgi (a) Protokole istinaden; (ÇEDES) “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi” Kapsamında 12/06/2024 tarihinde saat 13.00’te İlçemiz Fetih Cami’sinde Erkek öğrencilere yönelik, 13/06/2024 tarihinde saat 13.00’te Kız öğrencilere yönelik Ensar Cami’sinde Yıl Sonu Etkinliği düzenlemek istediklerine ilişkin ilgi yazı ve program ekte sunulmuştur.

    İlçe Müftülüğü’nün düzenlemek istediği ÇEDES Yıl Sonu Etkinliği programı kapsamında okullarımızda ilgili kulüp öğrencilerin gönüllülük esasına dayalı, ücretsiz olarak ve veli izin belgesi alınması kaydıyla, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Milli Eğitim Temel Kanunu ile Türk Milli Eğitim genel amaçlarına uygun olarak, ilgili yasal düzenlemelerde belirtilen ilke, esas ve amaçlara aykırılık teşkil etmeyecek ve eğitim-öğretimi aksatmayacak şekilde, denetimleri ilgili Okul Müdürlükleri tarafından gerçekleştirilmek üzere öğrencilerin katılımı Müdürlüğümüzce uygun görülmektedir.”

    HUKUKÇULAR VE EĞİTİMCİLER TEPKİLİ

    Laiklik Meclisi Sözcüsü hukukçu Ömer Faruk Eminağaoğlu ve Eğitim-İş Sendikası Bursa Şube Başkanı Yeliz Toy, ilçe milli eğitim müdürünün kararını ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi.

    “Gün geçmiyor ki laik eğitim konusunda bir aykırılık ve ÇEDES adı altında çağdışı değerlerle okulların, öğrencilerin kuşatılması konusunda bir işlem ortaya çıkmasın” diyen Eminağaoğlu, şu ifadeleri kullandı:

    “Mamak İlçesi derken şimdi de Gürsü İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne ait olduğu kamuoyuna yansıyan yazı içeriklerinden 2023 Şubat ayından bu yana Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı arasında bir protokol imzalanıp ÇEDES adı altında yıl sonunda da ülkenin her yerinde öğrencilerin kızlı ve erkekli olarak camilere götürüldüğü ortaya çıkmıştır. Bunun anlamı, ÇEDES yoluyla bir yandan imamlar okula sokulmuş, öte yandan öğrenciler de camiye taşınır olmuştur. Öğrenciler için yıl sonundaki bu etkinliklerde veli istek koşulu aranacağı belirtilip meşru bir görüntü amaçlanmış ise de, uygulamada bu durum manevi bir zorlama, dolayısıyla mecburi hal almaktadır. Bu durum yaşanan örneklerle sabittir.”

    “ANAYASA’NIN DEĞİŞMEZ MADDELERİ BİLE DELİK DEŞİK EDİLMİŞTİR”

    Eminaoğlu, açıklamasının devamında “Laik eğitim anayasanın, anayasanın değişmez hükümlerinin gereği olmasına, bu konuda ülkemiz hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları bile bulunmasına rağmen, genelge ve uygulamalarla anayasanın değişmez maddeleri bile delik deşik edilmiştir. Anayasa’daki laik eğitim maddelerine bağlı kalmayan, o maddelerden rahatsız olan, o maddeleri tanımayan bir siyasi iktidar, kuşkusuz yeni anayasa söyleminde bu konudaki anayasa maddelerini de hedefine koyacaktır” şeklinde konuştu.

    Yeliz Toy da “Geçmiş yıllarda sene sonu etkinlikleri kapsamında öğrencilerimizin yıl boyunca edindikleri bilgi ve becerileri sundukları kültürel ve sanatsal etkinlikler sergileniyorken, Yeni Türkiye’de bilim, kültür, sanat okuldan kovuluyor; öğrenciler tarikat ve cemaatlerin yöntemleriyle siyasi ve dini propagandaya alet ediliyor” dedi.

    “LAİKLİĞİ VE BİLİMSELLİĞİ SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ” 

    “Bursa’da ÇEDES kapsamındaki çalışmalar, özellikle yoksul emekçi ailelerin yaşadığı Gürsu ilçemizde yoğunlaşmaktadır” diyen Toy, şunları kaydetti:

    “Geçmişte Gülen cemaati gibi yapıların hedef aldığı yoksul emekçi aile çocukları bu kez ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ ile hedef alınmaktadır. Aynı örgütlenme modeline sahip çıkıldığını gösteren bu uygulamalar kaygımızı artırmaktadır. Gülen cemaatinden miras kalan modeli uygulama hevesindeki bu kamu yöneticilerinin geçmişleri iyi araştırılmalıdır. Bilinçaltlarına yerleşmiş olan bu ve benzeri FETÖ yöntemlerini uygulamaları engellenmelidir.”

    Toy açıklamasının devamında, “Cumhuriyet devrimimizin bize miras bıraktığı aydınlanmacı, ilerici, çağdaş değerlerin etrafında, laikliği insanlığın en kıymetli birikimlerimden kabul eden bir anlayışla; din ve siyaset propagandası yapan, okullarımızı ve çocuklarımızı buna alet eden kişilere geçit vermeyeceğiz. Laik, bilimsel, kamusal eğitimi, çağdaş değerleri, Cumhuriyeti ve bize kazandırdığı birikimi savunmaya, korumaya devam edeceğiz” ifadesine yer verdi.

  • Barış Pehlivan :Çocuklarımız kimin elinde

    Barış Pehlivan :Çocuklarımız kimin elinde

    “İnancımız gereği hayat bir nimet olduğu gibi ölüm de bir nimettir. Eğer ölüm olmasaydı Allah en sevdiği kullarını çok uzun yaşatırdı. Öyle ise genç yaşta yakınları vefat edenler, bunu büyük bir felaket ve ceza olarak görmemeli, sabrederek Allah’ın hoşnut olacağı bir tavır sergilemeye çalışmalıdır. Ölüm hayatın sona ermesinden daha ziyade daha mükemmel bir hayatın başlangıcıdır. İnsanın dünyadan gitmesi de aynı şekilde daha mükemmel ve sonsuz bir hayatın başlangıcı olmaktadır. Çoğu zaman ağırlaşmış hayat yükünden kurtulmaktır. Herkes ölümün nimet yönünü görmeyebilir.” 

    7 yaşındaki çocuğunuza bunlar öğretilse ne düşünürsünüz? Soyut kavramları algılayamayacağı yaştaki çocuğunuz bu anlatılanlardan nasıl etkilenir? En önemlisi, bir tarikat müridi neden çocuğunuza okulda bunları öğretiyor?

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i dinliyorum: “Onlar çocukların dağa çıkmasını engelliyor” diyor. Bakanın savunduğu protokolleri tek tek inceliyorum. Hayrat Vakfı’ndan Ensar Vakfı’na, Server Yaşam Vakfı’ndan Hizmet Vakfı’na kimlerle protokol imzalanmamış ki… Görülüyor ki Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), kendisine emanet ettiğimiz çocuklarımızı yasadışı tarikatlara bağlı “yasal” vakıfların kucağına atıyor.

    NEDİR BU HİZMET VAKFI?

    Yazının girişindeki alıntıyı okudunuz. Okullarda “Değerler Eğitimi” adı altında verilen seminerlerin kaynak kitabında geçiyordu. Tepki çekince kitaptan bazı cümleler çıkarıldı, ortaokuldan itibaren okutulmasına karar verildi. Peki, kimdir bu “değerleri” öğreten?

    Protokol imzalanan kurumlardan biri Hizmet Vakfı. 15 Temmuz 2014’te üç yıllığına imzalanan beş sayfalık protokolü okuyorum. Şu yazıyor: “Bu protokolün amacı, MEB ile Hizmet Vakfı işbirliğinde MEB’e bağlı örgün ve yaygın eğitim kurumlarında değerler eğitimine dair seminerler vermektir.

    Ardından, Hizmet Vakfı’nın internet sitesine girip kurucularının listesine bakıyorum: Abdullah Yeğin, Ahmet Aytimur, Bayram Yüksel, Hüsnü Bayramoğlu, Mustafa Sungur, Said Özdemir, Tahir Mutlu… 

    Evet, Nurcuların 1973’te kurduğu bir vakıftan bahsediyorum. O Hizmet Vakfı ki yaptığı açıklamalarla Nurculuğun yönünü sürekli belirledi. 12 Eylül 1980 darbesini bile desteklediler.

    Gün geldi, bu vakıf bir karar aldı. Said Nursi’nin risalelerini tek elden basacaklardı. Bunun için Nurculuğu temsil edenlerle toplanıldı. Risalelerin basımında otoritenin Hizmet Vakfı olduğunu anlatan 10 maddelik bir mutabakat metni imzalandı. Altında imzası olanlardan biri kimdi dersiniz? Bingo: Fethullah Gülen!

    Sanılmasın ki iş orada kaldı. Hizmet Vakfı, Gülen’in zor zamanlarında hep yanında oldu. Kurucuları, Gülen’i kimi zaman “mesih” bile ilan etti. Yetmedi…

    28 Şubat döneminde, Hizmet Vakfı’nın kurucusu Mustafa Sungur, Bayram Yüksel, Hüsnü Bayramoğlu ve Abdullah Yeğin bir mektup yayımladı. Mektup, Gülen’in Nurculuğa ne kadar büyük hizmetler verdiğini anlatıyordu.

    Yetmedi! Hani “17-25 Aralık milattır” deniyor ya… O tarihten sonra bile FETÖ’ye destek veren yöneticileri vardı Hizmet Vakfı’nın. Hatta kurucularından Hüsnü Bayramoğlu’nun, 15 Temmuz’dan sonra FETÖ ile ilişkisi olduğu gerekçesiyle kapatılan bir derneği bile Erdoğan’dan rica ederek yeniden açtırmışlığı vardı. Yaz yaz bitmez.

    DERSTE BİLE TARİKATA EMANET

    Peki, Hizmet Vakfı ile yapılan protokolün altında kimin imzası vardı? Dönemin MEB Müsteşarı Tekin’in! Evet, bugünkü bakanın…

    Protokol yenilenince Eğitim Sen iptal için Danıştay’a başvurdu. Önemli gerekçeleri vardı: 2014’teki protokolde, vakıf seminerlerini sadece ders saatleri dışında gerçekleştirebiliyordu. Ancak protokol 2017’de yenilendiğinde, tarikat artık öğrencilere ders saatlerinde de ulaşabilecekti. Sonuç ne mi oldu?

    Danıştay, anayasa ve yönetmeliklere rağmen protokolü iptal etmedi. Sadece Danıştay 8. Dairesi’nin bir üyesi; Yücel Bulmuş karşı oy kullandı. Çoğunluğa itirazında şu gerekçeler dikkat çekti: “Eğitim öğretimin, devletin hizmet alanında ancak memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütüleceğini kurala bağlayan anayasanın amir hükmüne aykırılık teşkil edecektir. 

    Bu nedenle, protokol hükümlerinin örgün ve yaygın eğitim bağlamında dayanak hukuksal düzenlemelerin amaç ve kapsamını aştığı, eğitim öğretim hizmetinin yürütülmesine ilişkin yetkinin üst hukuk normlarına uygun olarak kullanılmadığı görülmüştür.” 

    Tesadüf mü: Danıştay üyesi Bulmuş, Akit gazetesinin “Danıştay işte bu kafaya emanet” diye manşetten hedef gösterdiği isimdi.

    Unutmayalım ki zamanında Fethullahçıları da “çocukların dağa çıkmasını önlüyorlar” diye savunuyorlardı. O “çocuklar” büyüyünce tanklara halkı bombaladı. Metastaz yaşıyoruz…

    Barış Pehliva’ın yazısı

  • ÖZGÜR ÖZEL: “MİLLİ EĞİTİM BAKANI, MECLİS KÜRSÜSÜNDEN ANAYASA’YA MEYDAN OKUYOR. TAYYİP ERDOĞAN, BU BAKANI GÖREVDEN ALMAZSAN, BU CÜRETİN SAHİBİ SENSİN”

    ÖZGÜR ÖZEL: “MİLLİ EĞİTİM BAKANI, MECLİS KÜRSÜSÜNDEN ANAYASA’YA MEYDAN OKUYOR. TAYYİP ERDOĞAN, BU BAKANI GÖREVDEN ALMAZSAN, BU CÜRETİN SAHİBİ SENSİN”

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Geçmişte devletle FETÖ arasında protokol yapanlar, bu ülkeye yaşattıkları acılardan hiç ders çıkarmamış. Tarikat ve cemaatlerle protokol yapmaya devam edeceklerini söyleyen Milli Eğitim Bakanı, Meclis kürsüsünden Anayasa’ya meydan okuyor. Tayyip Erdoğan, bu bakanı görevden almazsan, bu cüretin sahibi sensin” açıklamasını yaptı.

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bu akşam sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda; Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in dün bütçe görüşmeleri sırasında TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı açıklamalara tepki gösterdi.

    TBMM Genel Kurulu’nda bütçe görüşmelerinde açıklamalarda bulunan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bakanlığının 2 bin 709 protokolünün bulunduğunu ve bunların 10’unun tarikat-cemaatlerle imzaladığını açıkladı.

    “PROTOKOL YAPMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Tekin yaptığı açıklamada, “Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2023 yılı itibarıyla geçerli 2 bin 709 tane protokolümüz var. Bunların içerisinde sizin ‘tarikat, cemaat’ dediğiniz, bizim ‘STK’ dediğimiz yapılarla toplasanız 10 tane protokolümüz vardır. Onlarla protokol yapmaya da devam edeceğiz. Çünkü onlar çocukların dağa çıkmasını engelliyor” ifadelerini kullandı.

    “Geçmişte devletle FETÖ arasında protokol yapanlar, bu ülkeye yaşattıkları acılardan hiç ders çıkarmamış. Tarikat ve cemaatlerle protokol yapmaya devam edeceklerini söyleyen Milli Eğitim Bakanı, Meclis kürsüsünden Anayasa’ya meydan okuyor. Tayyip Erdoğan, bu Bakanı görevden almazsan, bu cüretin sahibi sensin!”

  • Ümit Özdağ paylaştı… İşte Kılıçdaroğlu ile yaptığı ‘gizli protokol’

    Ümit Özdağ paylaştı… İşte Kılıçdaroğlu ile yaptığı ‘gizli protokol’

    Ümit Özdağ, 14 Mayıs’ta cumhurbaşkanı adayı olan Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı ortaya çıkan ve çok konuşulan protokolün tamamını sosyal medya hesabından paylaştı.

    Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptıkları ‘gizli protokolü’ paylaştı.

    “ÇOK KONUŞULAN ANCAK İLK KEZ YAYINLANAN…”

    Özdağ, protokol metnini sosyal medya hesabından şu ifadelerle paylaştı:

    “Aşağıda üzerinde çok konuşulan ancak ilk kez yayınlanan Zafer Partisi-CHP Protokolünün tamamının fotoğrafını göreceksiniz. Bu protokolu eleştiren 6’lı masa birleşenlerine ve CHP içinden protokola karşı çıkanlara cevap veriyorum. 14 Mayıs’ta yapılan seçimlerin 1. Turunu hem parlamento hem cumhurbaşkanlığı seçiminde kaybettiniz. 14 Mayıs seçimleri öncesinde Zafer Partisi ile her türlü görüşmeyi reddetmiştiniz.”