Etiket: Prof. Dr. Hasan Sözbilir

  • Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Adana depremi, ‘Savrun Fayı biriken enerjinin önemli bir bölümünü boşalttı’

    Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Adana depremi, ‘Savrun Fayı biriken enerjinin önemli bir bölümünü boşalttı’

    Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Adana’da gece meydana 4,9 büyüklüğündeki depremi yorumladı: “Savrun Fayı üzerinde biriken enerjinin önemli bir bölümünü boşalttığı anlaşılmaktadır.”

    04:26’da meydana gelen depremin merkezi Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’na (AFAD) göre Saimbeyli; Kandilli Rasathanesi’ne göreyse Feke ilçesi. Deprem Kahramanmaraş, Osmaniye, Kayseri, Niğde ve çevre illerde de hissedildi.

    Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü ve AFAD Deprem Bilim Kurulu Üyesi Sözbilir, depreme ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Depremin dış merkezi Savrun Fayı’nın güneybatı segmenti yakınları.

    Savrun Fayı, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerindeki ikinci ana şokta kırılan Çardak Fayı’nın doğu ucundan başlar, Göksun güneyinden geçerek Kozan ve Kadirli ilçelerine kadar uzanır.

    Savrun Fayı’nın özellikle kuzeydoğu segmenti üzerinde Kahramanmaraş depremlerinden sonraki üç yılda 4,9 büyüklüğüne varan binlerce depremin meydana geldi. Bu da Savrun Fayı’nın 60 kilometreyi aşan uzunluğuyla diri bir fay olduğunu ve bölge için önemli bir sismik kaynak niteliğinde orta büyüklükte depremler ürettiğini doğrulamaktadır.

    Fakat normalde tümü kırıldığında 7 büyüklüğüne varan yıkıcı depremler üretme özelliğine sahip Savrun Fayı üzerinde üç yıldır gelişen artçı deprem aktivitesinin, fay üzerinde biriken enerjinin önemli bir bölümünü boşalttığı anlaşılmaktadır.

    Bu durum, Savrun Fayı’nın 6 Şubat 2023 depremleriyle tetiklendiği ve o günden beri 5’e varan binlerce deprem üreterek biriken enerjiyi boşaltmaya devam edeceğini göstermektedir.”

    20 Mayıs’ta da Malatya’da 5,6 büyüklüğünde deprem meydana gelmişti.

  • ‘ÖLÜ FAYLAR DEPREM ÜRETMEYE BAŞLADI’

    ‘ÖLÜ FAYLAR DEPREM ÜRETMEYE BAŞLADI’

    Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde 10 Ağustos’ta kaydedilen 6.1’lik depremin ardından 27 Ekim’de de aynı büyüklükte bir deprem meydana gelmişti.

    İkinci sarsıntı İzmir, İstanbul, Bursa ve çevre illerde hissedildi. Her iki depremde de bazı binalar yıkıldı, çok sayıda yapı hasar gördü.

    Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, ekiplerle birlikte bölgede incelemelerde bulundu.

    Image

    ‘ÖLÜ FAYLAR DEPREM ÜRETMEYE BAŞLADI’

    Arazi çalışmaları hakkında bilgi veren Prof. Dr. Sözbilir, sistem içindeki ‘ölü faylara’ dikkat çekerek şunları söyledi:

    “Sındırgı’nın güneyinde dağlık bölgede daha önce hareket etmemiş fayların varlığını tespit ettik. Bu faylar milyonlarca yıl önce çalışmış ancak son 10 bin yılda hareket etmemişti. Sistem içinde ‘ölü fay’ olarak değerlendiriliyordu. Şimdi bu fayların deprem ürettiğini gözlemledik. Batıdan doğuya doğru uzanan farklı fay parçaları var. Her biri 10-15 kilometre uzunluğunda, bazıları birleştiğinde 45 kilometreye kadar uzanabiliyor.”

    ‘BENZER BÜYÜKLÜKTE DEPREMLER OLABİLİR’

    Sındırgı’daki iki büyük depremin aynı fay zonu içinde gerçekleştiğini belirten Prof. Dr. Sözbilir, “Bu zonun içinde birbirinden bağımsız deprem üretebilen segmentler var. Önce batıdaki fay kırıldı, 2,5-3 ay sonra 15 kilometre doğusundaki başka bir fay kırıldı. Aynı sistem içinde doğuya doğru devam eden faylar da bulunuyor. Yakın zamanda buna benzer büyüklükte depremler gelişebilir” dedi.

    Prof. Dr. Sözbilir, Simav fay zonunun en batısında yer alan Sındırgı fayının güneyinde yeni tespit edilen fayların, dağlık bölgeden ovaya doğru basamak şeklinde dizildiğini de belirterek, “Bu faylar, 750 metrelik yükseklikten 250 metreye kadar kademeli bir şekilde uzanıyor. Aralarında 400-500 metrelik kot farkı bulunan beş farklı basamak yapısı tespit ettik” açıklamalarında bulundu.

    Bölgedeki jeotermal sistemin de etkili olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sözbilir, “Emendere bölgesinde sıcak su kaynakları var ve bu hattın altından bir fay geçiyor. Jeotermal sistem ve diri fay aynı yerde bulunduğunda, deprem aktivitesi hemen bitmiyor. Bu nedenle deprem fırtınası şeklinde sürebilir. Benzer büyüklükte depremler birkaç ay daha devam edebilir” dedi.

    ‘BU BİNALARI BOŞALTIN’

    Hasarlı yapılarla ilgili uyarılarda bulunan Prof. Dr. Sözbilir, “Sındırgı’nın yapı stokuyla ilgili acil önlemler alınmalı. İlk depremde yıkılan ve ağır hasar alan binalar boşaltılmıştı. Bu sayede ikinci depremde can kaybı yaşanmadı. Son depremde orta ve ağır hasarlı binalar oluştu. Bu binaların boşaltılmasında yarar var. Gelecekte en az 5’e varan büyüklükte depremler olabileceği için bu binalar yıkılabilir. Vatandaşlarımızın bu tür binaların yakınlarında ya da içinde bulunmaması gerekir” diye konuştu.

     

  • Prof. Dr. Hasan Sözbilir’den Sındırgı’ depremi uyarısı!

    Prof. Dr. Hasan Sözbilir’den Sındırgı’ depremi uyarısı!

    Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde 6,1 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Sarsıntı, İstanbul, İzmir dahil Marmara ve Ege bölgesinde hissedildi.

    Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde bugün saat 22:48’de 6.1 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. AFAD Deprem Dairesi’nin verilerine göre, depremin derinliği 5,99 kilometre olarak ölçüldü. Deprem, 39.18389 enlem ve 28.23083 boylam koordinatlarında kaydedildi.

    PROF. DR. HASAN SÖZBİLİR: “YENİ FAYLAR TETİKLENDİ, DEPREM FIRTINASI YAŞANABİLİR”

    Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde meydana gelen depremin ardından açıklama yapan Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi (DAUM) Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, 10 Ağustos 2025’te yaşanan 6.1 büyüklüğündeki depremin dış merkezine çok yakın bir bölgede yeni bir sarsıntının gerçekleştiğini söyledi.

    10 AĞUSTOS DEPREMİNDEN SONRA YENİ FAYLAR HARİTALANDI

    Sözbilir, 10 Ağustos depreminden sonra Sındırgı’nın güneyinde yürüttükleri arazi çalışmaları sonucunda yıkıcı deprem üretme potansiyeline sahip yeni faylar haritaladıklarını belirtti.

    “Büyük olasılıkla bugün meydana gelen deprem, 10 Ağustos depremi sonrasında bu bölgede tespit ettiğimiz fayların tetiklenmesiyle oluştu” dedi.

    “5’E VARAN BÜYÜKLÜKTE ARTÇILAR OLABİLİR”

    Sözbilir, söz konusu fayların jeotermal akışkanlar içeren yapılar olduğuna dikkat çekti. Bu tür fayların enerjisini daha uzun sürede boşalttığını belirten Sözbilir, “Bu nedenle bölgede 5’e varan büyüklükte artçı depremler meydana gelebilir ve bir deprem fırtınası yaşanabilir” diye konuştu.

    “HASARLI EVLERE GİRİLMESİN”

    Prof. Dr. Hasan Sözbilir, önemli uyarılarda bulunarak, “Bölgedeki vatandaşlarımızın hasarlı evlere kesinlikle girmemesi, yetkililerin verdiği talimatlara göre hareket etmesi büyük önem taşıyor” dedi.

    Sözbilir, depremlerin ardından yürütülecek bilimsel ve teknik çalışmaların bölgedeki riskleri daha net ortaya koyacağını da ifade etti.

  • Prof. Dr. Hasan Sözbilir’den İzmir uyarısı!

    Prof. Dr. Hasan Sözbilir’den İzmir uyarısı!

    Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı Deprem Bilim Kurulu Üyesi  Prof. Dr. Hasan Sözbilir, AA’ya açıklamalarda bulundu.

    Sözbilir, İzmir özelinde Ege Denizi’ndekilerle birlikte 40 fay bulunduğunu, bunların 17’sinin karada yer aldığını dile getirdi.

    İzmir merkezli en son yıkıcı depremin 1688 yılında 6,8 büyüklüğünde olduğunu anlatan Sözbilir, şunları kaydetti:

    “O dönemde 10 bine yakın can kaybedilmiş. Yaklaşık 337 yıldır bu bölgede yıkıcı deprem olmuyor. En son hatırlarsanız 30 Ekim 2020’de 6,6 büyüklüğünde deprem oldu. Sisam merkezli bir depremdi. Yani o fay bizim kendi kara sularımızda olan bir fay değildi. Dolayısıyla bizim kendi faylarımız henüz kırılma sınıfına girmiş değil. 17 fayın her biri diri fay sınıfında değerlendirildiği için bunların bir deprem üretme potansiyeli var. Bir deprem üretme aralığı var. En son ürettiği depremler var ama bunlar bilinmiyordu. 

    Bizim son üç yıldır yaptığımız çalışmada İzmir’deki bütün fayların kaç yılda bir deprem ürettiğini, en son depremi ne zaman yaptığını, o depremden sonra ne kadar süre geçtiğini saptamış durumdayız. İzmir genelindeki faylar sismik anlamda aktif. İzmir’de özellikle Tuzla Fayı, Gülbahçe Fayı, Seferihisar Fayı gibi fayların önemli ölçüde deprem üretme zamanlarının geldiğini söyleyebiliyoruz, yaptığımız çalışmalar bunu gösteriyor. Dolayısıyla bizim İzmir’i depreme hazır bir kent konumuna sokmamız gerekiyor.”

    BATI ANADOLU UYARISI

    Sözbilir, Türkiye’de 485 aktif faydan 200’ünün Batı Anadolu’da yer aldığını anımsattı.

    Batı Anadolu kabuğunun yılda 40 milimetre güneybatıya doğru ilerlediğine dikkati çeken Sözbilir, “Bu kabuğun içinde 200’e yakın fay belli dönemlerde deprem üretme potansiyeline sahip. Bunların 6 ve 7 büyüklüğünde deprem üretme gücü var. Bu fayların son yüzyılda 8 tanesi kırılmış durumda. Geri kalan fayların tümü kırılmayı bekliyor. Zamanı geldiğinde bunlar belli ölçeklerde, belli büyüklüklerde deprem üretecekler” diye konuştu.

    Prof. Dr. Sözbilir, Batı Anadolu’nun iç kısımlarında da deprem hareketliliğinin sürdüğünü belirterek, “Batı Anadolu jeotermal potansiyeli yüksek bir bölge. Faylar deprem üretmeye başladığı zaman jeotermal sistemin varlığı nedeniyle sarsıntılar hemen bitmiyor. Simav ve Sındırgı faylarında da böyle bir durum yaşanıyor” ifadesini kullandı.

    “GELENBE FAYI GERİLİM TRANSFER EDİYOR”

    Simav’da deprem hareketliliğinin sürdüğünü dile getiren Sözbilir, şöyle devam etti:

    “Simav Fay Zonu yaklaşık 200 kilometre uzunluğunda ve kendi içinde farklı 7 segmente ayrılıyor. Her biri 6 ila 7,2 arasında deprem potansiyeline sahip. Bu fay üzerindeki en büyük sarsıntı 1970 yılındaki Gediz depremiydi, can ve mal kaybı yaşanmış. Şu anda Simav’ın kuzeyinde depremler oluyor. Fayın orta kesimlerinde çok fazla bir hareket yok. Yalnız Simav Fayı’na dik gelişen bir fay var. Gelenbe Fayı… Bu fayın özelliği transfer fayı niteliğinde çalışması. Yani üzerine gelen stresi kendi doğrultusu boyunca kuzeye ya da güneye transfer ediyor. Yani kendisinin kırılması yerine böyle bir mekanizma sunabiliyor. Elbette kırılabilirdi ama daha çok gerilimi transfer ediyor. Dolayısıyla kuzeye transfer ederse Balıkesir fayına doğru ilerleyebilir. Güneye transfer ederse bu sefer de Akhisar ve Soma tarafları sıkıntıya girebilir.”

  • Sındırgı’ya yakın 6.1’lik deprem! Sözbilir’den dikkat çeken açıklama

    Sındırgı’ya yakın 6.1’lik deprem! Sözbilir’den dikkat çeken açıklama

    Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre, Balıkesir’in Sındırgı ilçesine yakın bir noktada 6.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depremin Simav Fayı’nın batı ucunda gerçekleştiği, bu bölgede aynı zamanda Gelenbe Fayı’nın da bulunduğu bildirildi. Prof. Dr. Hasan Sözbilir, gazetemize açıklamada bulundu.

    Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi (DAUM) Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, depremin önemine dikkat çekerek, “6.1 büyüklüğü Batı Anadolu için can ve mal kaybı anlamında eşik değerdedir” dedi.

    Sözbilir, bölgedeki risklere işaret ederek, “Bu büyüklükteki depremler ciddi hasara yol açabilir. Halkın resmi kurum ve kuruluşların bilgisi dahilinde hareket etmesi gerekiyor” diye konuştu.

    Depremin ardından bölgede artçı sarsıntıların yaşanabileceğini belirten Sözbilir, “Vatandaşlar mümkünse hasarlı binalardan uzak durmalı ve yetkililerin yönlendirmelerini takip etmelidir” ifadelerini kullandı.

  • “MARMARA DENİZİ’NDE 7.6 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM OLABİLİR”

    “MARMARA DENİZİ’NDE 7.6 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM OLABİLİR”

    Jeoloji Mühendisi Aysun Aykan, Türkiye’de 5.5 ve üzeri deprem üretebilecek nitelikte 500 diri fayın bulunduğunu söyledi. Türkiye genelinde merkezinden bu fayların geçtiği 24 şehir olduğunu belirten Aykan, bu 24 ilin her an tehlike altında olduğunu ileri sürdü. Bursa’nın içinden geçen Kayapa-Yenişehir fayının 624 yıldır suskun olduğuna da dikkat çeken Aykan, bu fayın kırılması durumunda 7 den büyük deprem üretebileceğini sözlerine ekledi.

    Bursa’nın Karacabey ilçesinde belediye tarafından düzenlenen deprem paneline Dokuzeylül Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Jeoloji Mühendisi Aysun Aykan ve Balıkesir Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Edremit Kent Konseyi Başkanı Prof. Dr. Abdullah Soykan konuşmacı olarak katıldı.

    Karacabey Ergün Koç Kültür Merkezi’nde yapılan Türkiye’nin depremselliği ve yerleşime uygunluk değerlendirmelerinin ele alındığı Karacabey Deprem Panelinde konuşan Jeoloji Mühendisi Aysun Aykan, Türkiye’nin diri fay haritası incelendiğinde 5.5 ve üzeri büyüklükte deprem üretme potansiyeline sahip yaklaşık 500 diri fayın bulunduğunu söyledi.

    Yakın zamanda yapılan çalışmalara göre, 24 ilin kent merkezinden diri fay geçtiğini aktaran Aykan, bu illeri Balıkesir, Bursa, Kocaeli, Bolu, Sakarya, Manisa, İzmir, Aydın, Muğla, Denizli, Burdur, Kütahya, Eskişehir, Konya, Aksaray, Tokat, Kayseri, Osmaniye, Hatay, Kahramanmaraş, Erzurum, Erzincan, Hakkari ve Bingöl olarak sıraladı.

    “TÜRKİYE’DE GERİLİM BİRİKMİŞ KIRILMA ZAMANI GELEN 20 FAY BULUNUYOR”

    Aykan, “24 kentimiz, 110’u aşkın ilçemiz doğrudan fay hatları üzerindedir; Bu fayların kırılması durumunda ilk önce fay zonu üzerindeki yapılar zarar görecektir. Bu faylardan özellikle kırılma zamanı gelmiş olanların yani sismik boşluk olarak tanımladığımız, yerleşim yerlerinden geçenler büyük risk oluşturmaktadır. Türkiye’de yaklaşık 20 yerde sismik boşluk olarak tanımladığımız fay var; yani kırılma zamanı gelmiş, yeterli derecede gerilim birikmiş, her an kırılabilecek fay parçaları. Bilimsel çalışmaların, özellikle Kuzey Anadolu Fayı başı olan Bingöl ve Kuzey Anadolu Fayı’nın Marmara Denizi içerisinden geçen kısmı, Hakkari-Yüksekova, İzmir, Antakya, Adıyaman, Erzurum, Ağrı, Aydın, Denizli, Muğla taraflarındaki fayların sismik boşluk olarak değerlendirildiğini, yakın gelecekte deprem üretme ihtimali olan faylar sınıfında olduğunu gösteriyor. Benzer şekilde Balıkesir il merkezinden geçen 7.2 büyüklükte deprem üretme potansiyeline sahip Balıkesir-Gökçeyazı Segmenti 2 bin yıldır kırılmayan bir parçadır; Özellikle buraların tehlikesine dikkat çekmemiz gerekiyor. Türkiye’nin birçok yerinde deprem üretme zamanını doldurmuş ve yeterli gerilimi biriktirmiş faylar var. Yapılan çalışmalara göre, sismik boşluk olarak değerlendirilen bu faylar, yakın bir gelecekte tekrar deprem olacağını gösteriyor; Fakat depremin tam zamanını bilemiyoruz. Kahramanmaraş’ta 6 Şubat’ta 7.7 ve 7.6 büyüklüğünde deprem oldu. Ülkemiz bu deprem ile bir felaket yaşadı. Bu deprem öncesinde Kahramanmaraş’ta büyük bir deprem olabileceğini, buranın bir sismik boşluk olarak değerlendirildiğini ve buralara dikkat edilmesi gerektiğini defalarca ifade etmiştik” dedi.

    “MARMARA DENİZİ’NDE 7.6 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM OLABİLİR”

    Marmara Denizi içinden geçen Kuzey Anadolu Fayı’nın Kuzey koldaki deprem dağılımlarına bakıldığında, en son depremlerin 1509 ve 1766 yılında gerçekleştiğini, 200-250 yıllık tekrarlama periyotları olduğu düşünüldüğünde bu alanın bir sismik boşluk olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Jeoloji Mühendisi Aysun Aykan, “Burada olacak büyük bir depremden Marmara Denizi’ne kıyısı olan tüm iller ağır bir şekilde etkilenecek. Özellikle 1766 yılında olmuş olan deprem, Avusturya’dan, İtalya’ya kadar geniş bir coğrafyada hissedilmiş olup Tüm Marmara Bölgesi’nde tahribata yol açmıştır. Düşünün ki böyle bir depremin tekrarı tüm Marmara Bölgesi’nde çok fazla yıkıma sebep olacaktır. Ulusal ve Uluslararası yapılmış çalışmalara göre; 1999 depreminden sonra 30 yıl içerisinde yüzde 65 ihtimalle 7’den büyük maksimum 7.6 büyüklükte bir depremin Marmara Denizi’nde olacağı yönündeydi. Bu süreden 25 yıl geçti. Hiçbir zaman bu deprem 60 yıl beklemeyecek; Bu süre yaklaşıyor. Ülkemizde istatistiki olarak her 7 yılda bir büyük deprem oluyor. Zaten her 50 yılda bir Marmara çevresinde 7’den büyük bir deprem gerçekleşiyor; dolayısıyla şu an bile olsa şaşırmayız” diye konuştu.

    “BURSA’DAKİ FAY 624 YILDIR SUSKUN”

    Aykan sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Bursa’da geçmiş kayıtlara göre, en son hasar yapıcı deprem 1855 tarihlerinde meydana gelmiş olan ve halk arasında ‘Küçük Kıyamet’ olarak adlandırılan depremde çok büyük yıkımlar meydana gelmiş; 150 caminin neredeyse bütün minareleri yıkılmış, Ulucami’nin 2 kubbesi yıkılmış, tarihi yapılar, resmi kurumlar yıkılmış, şehirde yangınlar çıkmış, can ve ekonomik kayıplar yaşanmış. Ankara Üniversitesi, Kocaeli Üniversitesi ve Eskişehir Teknik Üniversitesi, tarafından yapılan ortak bir çalışma sonucunda; Bursa’da yeni bir fay keşfedilmiş. Bursa’da şehir merkezinden geçen Kayapa – Yenişehir Fayı, şuan ki diri fay haritasında gösterilmemiştir. Bu çalışmalara göre;1855 yılında meydana gelen depremlerin kaynağının Kayapa-Yenişehir Fayı’nın (KYF) batı bölümünde olduğu ve de 1400 yılında meydana gelen depremin, KYF’nin Yenişehir bölümünde, gerçekleştiği düşünülüyor. 1400 yılında olan depremin üzerinden 624 yıl gibi uzun bir zaman geçmiş. Burada olacak bir depremin 7’nin üzerinde olma potansiyeli olduğu belirtiliyor.”

    “BURSA’NIN İÇİNDEN GEÇEN ÇOK SAYIDA FAY HATTI VAR”

    Bir fayın, deprem tekrarlama periyotlarını, kaç büyüklükte deprem ürettiğini kısaca fayın geçmişteki davranışlarını inceleyen ve gelecekteki deprem tehlikesini belirleyen Paleosismolojik çalışmaların Bursa’da yapılmadığına dikkat çeken Aykan, Bursa’da çok fazla fay hattı var. Fay hattı üz erinde bina olmaması gerekiyor. Kaç binanın fay hattı üzerinde olduğunun çalışılması lazım. Bursa’da 17 İlçesinin, neredeyse her ilçe sınırlarından geçen fay hattı var. Tüm afet risklerinin haritalarda belirtildiği mikro bölgeleme çalışmalarının mutlaka yapılması gerekiyor. Bursa’da henüz böyle bir çalışma yapılmıyor” dedi.
    Balıkesir Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah Soykan da Karacabey ve yakın çevresinin depremselliğine dikkat çekerek Karacabey ve yakın çevresinde meydana gelen depremler hakkında ayrıntılı bilgi verdi.
    Karacabey’in jeolojik ve jeomorfolojik özelliklerinin büyük bir deprem sırasında göstereceği davranış biçimleri üzerinde duran Prof. Dr. Abdullah Soykan, “6 Şubat 2023 tarihinde ülkemizin yaşadığı büyük felaketten aldığımız dersi ivedilikle hayata geçirmemiz gerekiyor. Başta İstanbul ve Marmara Denizi’nde meydana gelme ihtimali yüksek olan büyük bir deprem öncesi alınması gereken tüm tedbirleri bir an önce almamız gerekiyor” dedi.

    Kaynak:Cumhuriyet.com.tr

  • Prof. Dr. Sözbilir İzmir’in depreme hazır değil…

    Prof. Dr. Sözbilir İzmir’in depreme hazır değil…

    Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Hasan Sözbilir ve İzmir Depremzedeleri Dayanışma Derneği (İZDEDA) Kurucu Başkanı Haydar Özkan, depremin 4. yıldönümünde Cumhuriyet’e konuştu.

    İZDEDA'nın kurucusuydu | Haydar Özkan'dan adaylık açıklaması - İz Gazete -  İzmir Haberleri - Son Dakika Haberler

    30 Ekim 2020’deki 6.6 büyüklüğündeki Sisam-İzmir depreminin üzerinden 4 yıl geçti İzmir kaderine terk edildi. İzmir depremi sonrası 118 yurttaş hayatını kaybederken 1034 yurttaşta yaralandı. O gün, evlerini, sevdiklerini kaybedenlerin yaraları hala sarılmadı.

    Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Hasan Sözbilir ve İzmir Depremzedeleri Dayanışma Derneği (İZDEDA) Kurucu Başkanı Haydar Özkan, depremin 4. yıldönümünde Cumhuriyet’e konuştu.

    Türkiye’nin son 100 yılda yaşanan yüksek can ve mal kaybına rağmen depreme dirençli olmadığını belirten Sözbilir, İzmir’in depreme hazırlıklı olmadığını ve Ege Denizi’ndeki tsunami tehlikesinin göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguladı. Haydar Özkan, 80 bin arızalı konuttan yalnızca 5 bininin sorunlarının giderildiğini belirterek, devletin daha fazla destek sağlaması gerektiğini ifade etti. Özkan, birçok ailenin zorlu bir süreçten geçtiğini ve bazı ailelerin konutlarını sattığını dile getirdi

    SÖZBİLİR: TÜRKİYE DEPREME DİRENÇLİ DEĞİL’

    Prof. Dr. Sözbilir, son 100 yılda yaşanan yüksek oranda can ve mal kaybına rağmen Türkiye’nin henüz depreme dirençli bir ülke olamadığını ifade ederek, her büyük deprem sonrası ülkede bir seferberlik başlatıldığını ancak son 100 yılda yaşanan yüksek oranda can ve mal kaybına rağmen Türkiye’nin henüz depreme dirençli bir ülke olamadığını ifade etti. Sözbilir, İzmir’in 6.0’dan büyük bir depreme hazırlıklı olmadığını gösterdiğini vurgulayarak “İzmir’in Karşıyaka, Bayraklı, Bornova, Konak, Altındağ, Işıklar, Pınarbaşı, Balçova, Narlıdere ve Güzelbahçe gibi yer alan binaların önemli ölçüde hasar göreceği ve buna bağlı olarak çok sayıda can ve mal kayıplarının yaşanacağı öngörülmektedir’’ diye konuştu.

    “TSUNAMİ TEHLİKESİ”

    İzmir ilinde 17 adet diri fayın bulunduğunu ve bu fayların Mw=6 ile Mw=7.2 büyüklüğünde yıkıcı depremler üretme potansiyeline sahip olduğunu belirten Sözbilir, gelecekte olası bir depreme karşı riskleri azaltmak için sismik tehlike kaynaklarının iyi tanınması ve bina envanterinin sağlamlaştırılması gerektiğini anlattı. Ayrıca, İzmir’in Ege Denizi’ndeki tsunami tehlikesi nedeniyle daha dikkatli olunması gerektiğini vurguladı. Prof Dr. Sözbilir, Türkiye’nin jeolojik yapısının depremleri kaçınılmaz kıldığını ve bu nedenle bilinçli bir strateji geliştirilmesi gerektiğini belirterek “Birincisi yer bilimleriyle yoğrulan bir bilgi birikimine, ikincisi 7’den 70’e belirli bir deprem bilincine, üçüncüsü Devletin sürdürülebilir bir deprem politikasına, dördüncüsü bilimsel gelişmeleri yakından takip eden bilim insanlarına, deprem konusunda uzmanlaşmış yetkin mühendislere ve beşincisi depreme karşı dirençli-sağlıklı bir toplumun çıkarları doğrultusundaki yönetim biçimini ilke edinen yerel yönetimlere ihtiyaç var’’ açıklamasında bulundu.

    80 BİN KONUTTAN SADECE 5 BİNİ YAPILDI

    İZDEDA Kurucu Başkanı Haydar Özkan da acı olayın ardından 4 yıl geçmesine rağmen yaraların sarılamadığını anlatarak, “İzmir depremi üzerinden 4 yıl geçmesine rağmen hala çözülemeyen birçok sorun var deprem sonrası 80 bin arızalı konut var bunlardan sadece 5 bininin sorununun çözüldü.’’ dedi. Kalan konutların kaderine terk edildiğini vurgulayan Özkan, “Depremzedelerin devletin kentsel dönüşüm kredisine yüksek faiz oranları nedeniyle mahkum edildi. Bazı depremzedeler konutlarını sattı, bazıları ise yeniden inşa için devlet desteği bekliyor.’’ ifadelerini kullandı. Haydar Özkan ayrıca İzmir depremi sonrası CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Deniz Yücel’in de sorunların çözümü için çok destek verdiğini ifade ederek, “Deniz Yücel’in verdiği destek ve katkıları asla unutulmayacak; depremzedeler, Deniz Yücel’in bizim için yaptıklarını her zaman hatırlayacaklar” ifadelerini kullandı.

    İZMİR PİLOT İL SEÇİLMİŞTİ

    2022 yılında Hazine ve Maliye Bakanlığı, İklim ve Afetlere Dirençli Şehirler Projesi kapsamında Dünya Bankası ile 512,2 milyon Dolar kredi sözleşmesini imzalamıştı. 2024 Temmuz ayında ise Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Dünya Bankası protokolünce ‘İklim ve Afetlere Dayanıklı Şehirler’ projesi kapsamında 330 milyon 500 bin Euro bütçe ile İzmir pilot il seçilmişti. Konuya ilişkin, “Dünya Bankası fonu aracılığıyla kredi tanımlandı ancak bu destekten, inşaatına başlamış olanların yararlanamıyor” diyen Özkan, devletin bu konuda daha fazla destek sağlamasını talep etti.

  • Maraş’ta yeni fay hattı tespit edildi

    Maraş’ta yeni fay hattı tespit edildi

    TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, 2025 yılının sonuna kadar Türkiye’nin tüm aktif, diri fay hatlarının kamuoyuyla paylaşılacağını söyledi. AFAD Bilimsel Destek Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hasan Sözbilir ise Maraş’ta yeni bir fay hattı keşfedildiğini belirtti.

    Diri fay hatları haritası açıklandı! 45 il 110 bölge tehlike altında -  Gündem Haberleri

    Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, Türkiye’nin deprem tehlike haritasının güncellenmesi için çalışmalar yürüttüklerini belirterek, bu kapsamda 22 üniversite, 100 araştırmacı ve 90 öğrencinin yürüttüğü çalışmalarla 2025 yılının sonuna kadar Türkiye’nin tüm aktif, diri fay hatlarının kamuoyuyla paylaşılacağını söyledi.

    TÜBİTAK yöneticiliğinde, Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD), Maden Tetkik ve Arama (MTA), Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve 22 üniversite işbirliğiyle “Türkiye Deprem Tehlike Haritası”nı güncelleme çalışmaları kapsamında Türkiye Diri Faylarının Paleosismolojik Özelliklerinin Belirlenmesi Araştırma Platformu kuruldu.

    Platform, söz konusu üniversitelerin ilgili birimlerinden 100 bilim insanı ile araştırmacı ve bursiyerlerden oluşan 90 kişilik ekip tarafından yaklaşık 10 aydır 19 ayrı noktada 128 diri fayda Türkiye Paleosismoloji Arastirmalari Projesi (P/SISMOTÜRK) kapsamında çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor.

    TÜBİTAK Başkanı Mandal ve Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Genel Jeoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve AFAD Bilimsel Destek Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hasan Sözbilir, proje kapsamında 6 Şubat 2023’teki 7,7 büyüklüğündeki ilk depremin merkez üssü Pazarcık ilçesindeki çalışmaları inceledi.

    Mandal, AA muhabirine, 6 Şubat 2023’te meydana gelen 7,7 büyüklüğündeki depremlerin ilkinin yaşandığı Pazarcık’ta paleosismolojik araştırma gerçekleştirdiklerini hatırlatarak, yaşanan felaketin acısını halen unutmadıklarını, bu bağlamda geleceğe yönelik bilim temelli çözümler oluşturmak için gece gündüz çalışmalar yürüttüklerini aktardı.

    Diri faylar veya fay segmentleri üzerinde paleosismoloji temelli yürütülen çalışmalarla “Türkiye Deprem Tehlike Haritası”nın güncelleneceğini anlatan Mandal, şunları kaydetti:

    “2025 yılının sonuna kadar Türkiye’nin tüm aktif, diri fay hatlarının paleosismolojik haritalarını çıkarmış olacağız ve bu bütün kamuoyuyla paylaşılacak. Sanayi ve Teknoloji Bakanı’mız Mehmet Fatih Kacır başkanlığında yapılan bir toplantıyla AFAD başkanımızın, MTA başkanımızın, genel müdürümüzün katılımıyla, ilk defa kamunun karar vericileri bir araya geldi. 22 üniversite, 100 araştırmacı ve 90 öğrenci bir araya geldi. Bu ilk kez gerçekleşiyor. Biz en azından bilimsel anlamda bir ders aldık. Bu tüm dünyanın ve ülkemizin gerçeği. Yaşanan iklim değişikliği olaylarıyla beraber bu durum daha fazla tetiklenecek. Deprem sonrasında AFAD’ın ne kadar kuvvetli çalıştığını biliyoruz ama ona ihtiyaç olmayacak şekilde gerekli önlemlerimizi bilimsel temellere dayalı almamız lazım.”

    YENİ BİR FAY TESPİT EDİLDİ

    Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Genel Jeoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve AFAD Bilimsel Destek Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hasan Sözbilir de proje kapsamında Narlı fayı üzerinde başlattıkları çalışmada şu ana kadar 2 hendek açtıklarını belirtti.

    Hendeklerde yapılan incelemede, 6 Şubat 2023’teki depremlerde Narlı fayının kırılmadığını, bunun yanında yeni bir fay hattının daha doğduğunu tespit ettiklerini anlatan Sözbilir, “Depremle birlikte fayın hareketinin nasıl olduğunu görebiliyoruz. Bu harekete baktığımızda buradaki hareketin Narlı fayının hareketiyle çok fazla uyuşmadığını saptamış durumdayız. Yani farklı bir fay türü niteliğinde bir hareket gerçekleşmiş burada. Dolayısıyla Narlı fayından bağımsız bir fay burası ve bu fay Doğu Anadolu Fayı’na bağlantılı bir fay diye düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

    Fırat Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Ercan Aksoy da Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinden bilim insanlarının bu proje ile bir araya gelmesinin sevindirici olduğuna işaret etti.

    Çalışmalara katılan Doktora Bursiyeri-Jeoloji Yüksek Muhendisi Büşra Yerli de mesleğin ilk yıllarında böyle bir ekibe dahil olmanın sevincini yaşadığını vurgulayarak, arazide önemli işlere imza atıldığını belirtti.

  • Prof. Sözbilir’den Manisa’daki 4.8’lik depremin ardından uyarı

    Prof. Sözbilir’den Manisa’daki 4.8’lik depremin ardından uyarı

    Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Manisa’nın Soma ilçesinde meydana gelen 4.8 büyüklüğündeki depremin odak mekanizma çözümlerine göre, doğu-batı veya kuzey-güney uzanımlı bir fayın kırılmasından kaynaklanmış olabileceğini belirterek, uyarılarda bulundu.

    Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Deprem Dairesi Başkanlığı’nın verilerine göre, saat 01.36’da merkez üssü Manisa’nın Soma ilçesi olan 4.8 büyüklüğünde deprem kaydedildi. Yerin 10,24 kilometre derinliğinde meydana gelen deprem, Manisa kent merkezi ve ilçelerinin yanı sıra başta İzmir olmak üzere çevre illerden de hissedildi.

    İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Genel Jeoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Sözbilir, 4.8 büyüklüğündeki depremi değerlendirdi.

    Prof. Dr. Hasan Sözbilir, “Depremin odak mekanizma çözümlerine göre, deprem doğu-batı veya kuzey-güney uzanımlı bir fayın kırılmasından kaynaklanmış. Bölgede bu özelliklere uyan iki fay bulunuyor. Biri doğu-batı uzanımlı Soma fayı. Diğeri ise Soma ilçesinin yaklaşık 10 kilometre kuzeyindeki kuzey-güney uzanımlı olan, MTA haritasında çizili ama diri fay sınıfında değerlendirilmeyen bir fay. Depremin bu iki faydan hangisinden kaynaklandığını anlayabilmek için artçı depremlerin dağılımı ve sismolojik değerlendirme sonrasında anlaşılabilir” diye konuştu.

    Prof. Dr. Sözbilir, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bu bölgede 1919 yılında 6.9 büyüklüğünde ve 9 şiddetinde Soma depremi gerçekleşmiş, can ve mal kaybı yaşanmıştı. 1919 depreminin Soma-Kırkağaç fayından kaynaklandığı kabul ediliyor. Bu durumda, Soma ilçesinin 10 kilometre kuzeyindeki fay, bu depremin sismik kaynağı olabilir. Bunun için hem Soma-Kırkağaç fayında ve hem de kuzey-güney uzanımlı fay üzerinde hendek tabanlı paleosismolojik çalışmaların yapılması gerekiyor.”