Etiket: Ortadoğu

  • Orta Doğu krizi petrol fiyatlarını tekrar yükseltecek!

    Orta Doğu krizi petrol fiyatlarını tekrar yükseltecek!

    Orta Doğu krizinin yol açtığı 1.15 milyar varillik arz kaybı kısa sürede telafi edilemeyecek. Petrolde fiyat artışları da gündemde.

    İran ile ABD arasındaki gelişmelerin etkisiyle Hürmüz Boğazı’ndaki düğüm enerji piyasalarına belirsizliği artırıyor. Orta Doğu krizinin yol açtığı 1.15 milyar varillik arz kaybının kısa sürede telafi edilemeyeceğini, bu nedenle dünyayı büyük felaketin beklediği vurgulandı. Uluslararası Enerji Ajansı’nın tahminlerine göre küresel üretim, talebin günlük 5 milyon varil üzerine çıksa bile savaş sürecinde kaybedilen arzın tamamen yerine konması yaklaşık bir yıl alabilir.

    İran ile ABD arasında bu hafta imzalanan mutabakat zaptının ardından Hürmüz Boğazı yeniden gemi trafiğine açıldı. Fakat İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının ardından Tahran yönetimi yeniden boğazı kapatma kararı aldı. Belirsizliğin gölgesinde enerji piyasalarında oluşan hasarın kısa sürede giderilemeyeceği uyarıları da arttı.

    43 YILIN DİP SEVİYESİ

    Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) stratejik petrol rezervleri 1990’dan bu yana en düşük seviyeye gerilerken, ABD’nin acil durum petrol rezervleri de son 43 yılın dip seviyesinde bulunuyor. Ticari stokların ise operasyonel stres sınırına yaklaştığı belirtiliyor.

    ABD Başkanı Donald Trump, G7 Zirvesi sırasında yaptığı açıklamada mevcut rezervlerin yaklaşık dört hafta içinde tükenebileceği uyarısında bulunarak, Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasının “ekonomik felakete” yol açabileceğini dile getirdi.

    Savaş döneminde varil başına 126.41 dolara kadar yükselen Brent petrol fiyatı, ateşkes ve boğazın yeniden açılmasıyla birlikte 80 doların altına gerilerken piyasalar, İran ile varılan anlaşmanın ardından rahatlama yaşasa da uzmanlara göre bu iyimserlik, fiziksel arz sorununu ortadan kaldırmayacak. Son aylarda küresel petrol stokları yaklaşık 190 milyon varil azalış gösterdi.

    Fiyat tekrar yükselebilir

    Sektör temsilcileri, Hürmüz Boğazı’ndan mayınların temizlenmesinin, tankerlerin yeniden bölgeye dönmesinin, üretimin artırılmasının ve sevkiyatların eski düzeyine ulaşmasının aylar süreceğini vurguluyor. Bu süreçte piyasaların mevcut stoklara bağımlı kalmaya devam edeceği, depolar yeniden dolmadan petrol fiyatlarının yeniden yükselişe geçebileceği değerlendiriliyor. RBC Capital Markets Küresel Emtia Stratejisi Başkanı Helima Croft, piyasaların normalleşmeyi olduğundan hızlı fiyatladığını belirterek, petrol akışının eski seviyelere dönmesinin ciddi bir lojistik zorluk içerdiğini dile getirdi.

  • Çin’den ilk adım, Ortadoğu’da “Gerilimi düşürmeye kararlıyız”

    Çin’den ilk adım, Ortadoğu’da “Gerilimi düşürmeye kararlıyız”

    Çin, Orta Doğu’daki mevcut krizin tırmandırılmaması için diplomatik temaslarını sürdürdüğünü açıkladı.

    Çin Dışişleri Bakanlığı pazartesi günü yaptığı açıklamada, Pekin yönetiminin Ortadoğu’daki gerilimin azaltılması yönündeki çabalara bağlı olduğunu ve bölgedeki gelişmeler konusunda diplomatik görüşmelerin devam ettiğini bildirdi.

    Bakanlık ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump’ın planlanan Çin ziyaretiyle ilgili olarak Washington ile temasların sürdüğünü belirtti.

    Çin Dışişleri Bakanlığı, Trump’ın Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile planlanan zirveyi iptal edebileceği yönündeki açıklamalarına da değindi.

    Pekin, bu konuda iki ülke arasındaki iletişim kanallarının açık olduğunu vurgulayarak, görüşmelerin devam ettiğini bildirdi.

    Açıklamada ayrıca Hürmüz Boğazı’ndaki duruma da değinildi. Çin Dışişleri Bakanlığı, Pekin’in bu kritik su yolu konusunda “tüm taraflarla temas halinde” olduğunu ifade etti.

    ABD Başkanı Trump’ın Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması için Çin’den destek talep ettiğine yönelik açıklamaları hatırlatılan bakanlık, bu konuda çok taraflı diplomatik görüşmelerin sürdüğünü belirtti.

    TRUMP’TAN ÇİN’E BASKI MESAJI

    Trump, pazar günü Financial Times gazetesine verdiği yaklaşık sekiz dakikalık telefon röportajında, ay sonunda yapılması planlanan Xi Jinping ile zirveyi erteleyebileceğini söylemişti.

    Trump bu açıklamasında, Pekin’e Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın kaldırılması için daha fazla rol üstlenmesi yönünde baskı yapmak istediğini ifade etmişti.

    Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin önemli bir bölümünün geçtiği stratejik bir deniz yolu olarak kabul ediliyor. Bu nedenle boğazdaki gelişmeler, küresel enerji piyasaları açısından kritik önem taşıyor.

  • İRAN, SAHADA ETKİNLİĞİNİ ARTIRIYOR

    İRAN, SAHADA ETKİNLİĞİNİ ARTIRIYOR

    İran ile ABD ve İsrail arasındaki savaş onuncu gününe girerken, Irak’ta Tahran yanlısı milislerin Amerikan hedeflerine yönelik saldırıları sürüyor.

    Iraklı güvenlik kaynaklarına göre, Erbil Havalimanı yakınındaki ABD askeri üssü İHA’larla hedef alındı, Bağdat Uluslararası Havalimanı yakınındaki ABD diplomatik tesisine yönelik roket ve drone saldırıları ise C-RAM sistemi tarafından engellendi.

    Kendini ‘Irak’taki İslami Direniş’ olarak tanıtan İran yanlısı milis koalisyonu son 24 saatte 26 saldırı düzenlediğini açıkladı. Çatışmaların başlamasından bu yana Kuzey Irak‘taki ABD üsleri, Peşmerge kışlaları ve enerji tesisleri de saldırıların hedefi olurken, Washington vatandaşlarına Irak ve çevresinde dikkatli olmaları ve mümkünse bölgeden ayrılmaları çağrısında bulundu.

    ABD, OPERASYONLARA BAŞLADI

    ABD ordusu pazar günü yaptığı açıklamada, İran yanlısı milislere karşı saldırılar düzenlediğini kabul etti. Böylece İran’daki savaşın komşu Irak’a sıçradığı ve Amerikan güçlerini yeniden çatışmanın içine çektiği resmen doğrulanmış oldu.

    ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) sözcüsü Yüzbaşı Tim Hawkins, şu açıklamayı yaptı:

    Irak’ta bazı operasyonlar gerçekleştirdik. Ancak bunlar, İran’la bağlantılı milis gruplarının saldırılarına maruz kalan ABD askerlerini savunmak amacıyla yapıldı.

    Cumartesi günü ise Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği roket saldırısının hedefi oldu. Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, saldırıyı ‘kontrolden çıkmış grupların gerçekleştirdiği bir terör eylemi’ olarak nitelendirdi.

    IRAK’TA YENİ BİR CEPHE Mİ AÇILIYOR?

    Wall Street Journal‘da yayınlanan bir analize göre, milis saldırılarının çoğu sınırlı hasara yol açmış olsa da, analistler Pentagon’un İran destekli gruplara ağır kayıplar verdirmeyi ve İran’a karşı ikinci bir aktif cephe açmayı hedeflediğini değerlendiriyor.

    Savaş uzadıkça Irak’ta mezhepsel ve ekonomik gerilimlerin yeniden tırmanabileceği de belirtiliyor. Özellikle petrol ihracatındaki olası kesintiler, son yıllarda istikrar sinyalleri veren ülkeyi yeniden ciddi bir krize sürükleyebilir.

    İRAN, SAHADA ETKİNLİĞİNİ ARTIRIYOR

    İran açısından Irak’taki çatışmalar, Tahran’ın yıllardır desteklediği milis ağının ABD ve İsrail’e karşı doğrudan devreye girdiği nadir örneklerden biri olarak görülüyor.

    Lübnan’da Hizbullah, İsrail’e yoğun roket ve İHA saldırıları düzenlerken İsrail de sert karşılık veriyor. Bölgedeki diğer bazı milis gruplar ise ya bekle-gör politikası izliyor ya da misillemeden kaçınmaya çalışıyor.

     

  • Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, “Barış bir illüzyondur

    Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, “Barış bir illüzyondur

    ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, Sky News Arabia’ya verdiği röportajda, Lübnan’ın İsrail ile sınır gerilimi konusunda “gerçek bir adım atmadığını” söyledi.

    Barrack, İsrail’in işgal altında tuttuğu beş noktadan çekilmeyeceğini belirterek, “Netanyahu, İsrail tehdit altında hissederse sınır ya da kırmızı çizgileri umursamaz” dedi.

    Barrack, Hizbullah’ın son dönemde kimliği belirsiz kaynaklardan aylık 60 milyon dolar aldığına dair iddialarda bulunarak, örgütün yeniden yapılanma sürecinde olduğunu öne sürdü.

    ABD’nin, Hizbullah’a karşı askeri adım atmayacağını vurgulayan Barrack, “Lübnan hükümeti harekete geçmeli” dedi.

    “BARIŞ BİR İLLÜZYON”

    Lübnan’daki durumun zor olduğunu ancak “iyi bir ekibin iktidarda bulunduğunu” söyleyen Barrack, Ortadoğu için ise karamsar konuştu:

    “Barış bir illüzyondur. Hiçbir zaman barış olmamıştır. Muhtemelen hiçbir zaman barış olmayacaktır. Birisi hakimiyet kurmak ister, bu da birisinin boyun eğmesi gerektiği anlamına gelir. Arapçada boyun eğmek anlamına gelen bir kelime yoktur. Boyun eğmeyi kafalarında kavrayamazlar.”

  • ABD, Ortadoğu’ya daha fazla savaş uçağı konuşlandıracak

    ABD, Ortadoğu’ya daha fazla savaş uçağı konuşlandıracak

    ABD basınının adı açıklanmayan ABD’li yetkililere dayandırdığı haberlerde, ABD ordusunun Ortdoğu’ya daha fazla savaş uçağı konuşlandıracağı belirtildi.

    İran ve İsrail arasındaki çatışmalar devam ederken, ABD, Ortadoğu’daki askeri varlığını artırıyor. ABD basınının adı açıklanmayan ABD’li yetkililere dayandırdığı haberlerde, ABD ordusunun Ortadoğu’ya daha fazla savaş uçağı konuşlandıracağı ve bölgedeki mevcut savaş uçaklarının da görev süresini uzatacağı bildirildi.

    Haberde, konuşlandırılacak uçaklar arasında F-16, F-22 ve F-35 tipi savaş uçaklarının olduğu aktarıldı. Yetkililer, konuşlandırmanın savunma amaçlı olduğunu belirtti.

    ABD’nin halihazırda Orta Doğu’da hava savunma sistemleri, savaş uçakları ve savaş gemileri de dahil olmak üzere yaklaşık 40 bin askerden oluşan büyük bir askeri gücü bulunuyor.

    NİMİTZ UÇAK GEMİSİ SALDIRI GRUBU ORTADOĞU’YA GÖNDERİLMİŞTİ

    ABD Donanması’na bağlı USS Nimitz öncülüğündeki Uçak Gemisi Saldırı Grubu’nun İsrail ile İran arasındaki artan gerilim nedeniyle Ortadoğu’ya doğru hareket ettiği bildirilmiş, Nimitz’in bölgeye zamanında ulaşması için önceden planlanan liman ziyaretinin iptal edildiği aktarılmıştı.
    Nimitz’in, halihazırda bölgede konuşlu olan Carl Vinson ve beraberindeki filonun görevini devralmasının planlansa da Carl Vinson’un bölgeden ne zaman ayrılacağına dair net bir tarih olmadığı için 2 uçak gemisi grubunun bir süre Ortadoğu’da eş zamanlı olarak faaliyet göstermesinin mümkün olduğu ifade edilmişti.

  • Kılıçdaroğlu’ndan Özgür Özel’e ‘Suriye’ yanıtı…

    Kılıçdaroğlu’ndan Özgür Özel’e ‘Suriye’ yanıtı…

    CHP’nin eski genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ‘Suriye’ konusunda partisinin geçmiş politikalarını savunarak, CHP lideri Özgür Özel’in “yazılacak bir şey yapmadık” sözlerine tepki gösterdi.

    Eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Suriye’deki son gelişmelerin ardından Türkiye’nin süreçte rol alması gerektiğini savundu.

    “Cumhuriyet Halk Partisinin Suriye konusunda hiçbir şey yapmadığını söylemek doğru değil” diyen Kılıçdaroğlu, “O dönem bu faaliyetlerde bulunan arkadaşlarımız tasfiye edilmemiş olsaydı, bilgi ve fikirlerine başvurulmuş olsaydı, ‘Hiçbir şey yapılmadı’ yanlışına düşülmezdi” diye konuştu.

    ÖZGÜR ÖZEL’E YANIT MI?

    Kılıçdaroğlu’nun bu sözleri halefi Özgür Özel’in CHP’nin Suriye konusunda “yazılacak bir şey yapmadığı” özeleştirisine yanıt olarak değerlendirildi.

    CHP lideri Özgür Özel, Gazeteci Murat Yetkin’in ‘Meraklısı İçin Ortadoğu Kitabı’nda CHP’nin neden yer almadığını sorarak özeleştiri vermiş; “CHP Ortadoğu kitabında neden yok? Çünkü yoktuk. Her şeyi yazmışsınız. Yazılacak bir şey yapsaydık onu da yazardınız” demişti.

    Kılıçdaroğlu ise Yetkin’e verdiği demeçte Özel’e eleştiriler yöneltti.

    “‘HİÇBİR ŞEY YAPILMADI’ DEMEK DOĞRU DEĞİL”

    Eski CHP lideri, Suriye’deki gelişmeler ve Türkiye’nin süreçteki rolü üzerine değerlendirmelerini aktardı.

    “Cumhuriyet Halk Partisinin Suriye konusunda hiçbir şey yapmadığını söylemek doğru değil. Bölgeye barışın, istikrarın gelmesi için pek çok girişimimiz oldu” diyen Kılıçdaroğlu, T24’te kaleme aldığı yazısında da açıkladığı “Ortadoğu Barış ve işbirliği Teşkilatı (OBİT)” önerisini hatırlattı.

    Kılıçdaroğlu, açıklamalarının devamında da şunları kaydetti:

    “[Özgür Özel’in de o dönem yönetimde olması üzerine] O dönem bu faaliyetlerde bulunan arkadaşlarımız tasfiye edilmemiş olsaydı, bilgi ve fikirlerine başvurulmuş olsaydı, ‘Hiçbir şey yapılmadı’ yanlışına düşülmezdi. CHP, Türkiye’deki partiler içinde en güçlü arşive sahip olan partidir. Partinin yöneticileri bir sorunla karşılaştıklarında ilk bakacakları yer partinin hafızasıdır, arşividir. CHP, devlet kuran bir partidir. Devlet kuran bir partinin sözcülerinin ve de Genel Başkanının söylemlerinin bir ağırlığının olması gerekir. Daha önce de ifade ettiğim gibi, CHP’nin yıllardır sürdürdüğü Suriye politikasının haklılığı bugün çok daha net ortaya çıkmıştır. Ama üzülerek ifade edeyim ki bu haklı politikaların bugün yeterince seslendirilmemesi de en büyük üzüntümdür.”

  • İsrail’den tehdit: ‘Ortadoğu’da herhangi bir yeri vurabiliriz’

    İsrail’den tehdit: ‘Ortadoğu’da herhangi bir yeri vurabiliriz’

    İsrailli yetkililer, İran’ın düzenlediği füze saldırısına, birkaç gün içinde “büyük bir misillemede” bulunacaklarını söyledi. İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi de “İsrail Ortadoğu’da herhangi bir yeri vurabilir” dedi.

    İran’ın İsrail’ düzenlediği füze saldırısının yankıları sürüyor. İsrailli yetkililer, bugün yaptıkları yeni açıklamada İran’a olası bir misillemeye ilişkin bilgi verdi.

    Amerikan Axios ajansında yer alan habere göre yetkililer, İran’ın dün düzenlediği füze saldırısına birkaç gün içinde “büyük bir misillemede” bulunacaklarını belirtti. Haberde, misillemenin İran’daki petrol üretim tesislerini hedef alabileceği öne sürüldü.

    İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi de daha sonra yaptığı açıklamada, İran’a karşılık verileceğini bildirdi.

    Halevi, “İsrail Ortadoğu’da herhangi bir yeri vurabilir” dedi.

    Füze saldırılarının ardından İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, “İran’ın büyük bir hata yaptığını” öne sürerek, “Bunun bedelini ödeyecek” açıklamasını yapmıştı.

    İran Devrim Muhafızları ise saldırının Hamas lideri İsmail Haniye, Hizbullah lideri Hasan Nasrallah ve İranlı general Abbas Nilfuraşan’ın öldürüldüğü İsrail saldırılarına karşılık olarak yapıldığını ifade etti.

    Devrim Muhafızları Ordusu, İsrail’in bu saldırıya askeri yanıt vermesi halinde “yıkıcı karşılık” göreceği uyarısında bulundu.

  • Tarihi bilmek yanlışı engeller…

    Tarihi bilmek yanlışı engeller…

    Hamas Sözcüsü Haniye, İran’da kaldığı binada öldürüldü.

    Ölümü Ortadoğu’yu karıştırdı…

    Bu önemli suikast, emperyalistlerin belirlediği BOP ’ta (Büyük Ortadoğu Projesi) yer alan tüm ülkelerin geleceğini yakından ilgilendirdiği gibi, ülkemizi de etkiliyor…

    Çünkü İsrail’in kurdurduğu iddia edilen Hamas, iç sıkıntıyı aşma çabalarını sürdüren İsrail’e bir gece yarısı füzelerle saldırdı…

    İsrailli gençlerin Konserinde adeta bir katliam yaşattı…

    Hamas, gençleri öldürdü, kaçırdı ve alıkoydu…

    Bu vahşeti fırsat bilen İsrail, korumasız ve savunmasız sade Filistinlilerin üzerine acımasızca saldırdı.

    Güçsüz olan Filistinlileri orantısız güç kullanarak katleden İsrail, bu bahaneyle öteden beri planladığı soykırım vahşetini gerçekleştirdi…

    Ne yazık ki, insan hakları, demokrasi ve barış şampiyonluğu yapan sözde hukuk devletleri, aylardır alenen yapılan soykırıma seslerini çıkarmadılar…

    Göz göre göre ve acımasızca Filistinli 40 bin çocuk, kadın katledildi…

    Şimdi, Hamas’ın tahrik ettiği İsrail, yaptığı soykırımı meşru müdafaa olarak göstermeye çalışıyor…

    Burada sorulması gereken şu: “Konser katliamı sonrasında İsrail’in bu kadar yoğun bir hırs ve hınçla, Filistin’e adeta savaş ilan edeceğini Hamas bilmiyor muydu?” Muhtemelen biliyordu! Peki niye yaptı?

    ∗∗∗

    Bugünün BOP eş başkanlığını yapan siyasal İslamcılarının, Atatürk Türkiye’siyle çatışmalı oldukları ayyuka çıkan bir gerçek!

    Emperyalistlere karşı zafer kazanan, “yurtta ve dünyada barışı” istemeyi temel ilke edinen Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucuları, savaş ve soykırıma her zaman karşı çıkmıştır…

    Yani siyasal İslamcılardan farkımız, İsrail’in yaptığı mezalimi insanlık suçu olarak kabul ediyor olmamızdır…

    ∗∗∗

    AKP, bilinen ikiyüzlü oyununu oynamaya devam ediyor!

    Bir yandan sözde Filistinlileri koruyor gibi görünüp hamaset yaparken, diğer yandan İsrail’in tel çitinden, çivisine, yağından şekerine kadar tüm ihtiyaçlarını karşılamayı gemiciklerle sürdürüyor…

    Önceleri, Mersin ve diğer limanlardan İsrail’in istediği mallar alenen gönderildi.

    Daha sonra, yoğun iç baskı nedeniyle ticaretin durdurulduğu açıklandı…

    Ama sadece rota değiştirildi.

    Türkiye’nin farklı ülkelere sattığı antlaşmalı mallar, o ülke limanlarından İsrail’e ulaştırıldı…

    Yunanistan ve KKTC limanlarından İsrail’e giden Türk menşeili malların hacımı bu nedenle çok arttı…

    Yani Din tacirleri, “Filistinli kardeşlerimiz” derken, önce açıktan, şimdide dolaylı yoldan, soykırımcı İsrail’i abat(!) etmeye devam ediyor…

    Tekrar ediyorum! İsrail’de Netanyahu, Filistinlilere tam bir soykırım uyguluyor…

    Özellikle okul ve hastaneleri hedefleyerek, çocuk ve kadınları katlediyor…

    Bir zamanlar Hitler’in Yahudilere uyguladığı vahşeti, şimdi Netanyahu Filistin halkına uyguluyor… ABD Senatosu’nda aldığı alkışlı destek sonrası, daha da cesaretlenen İsrail, yaptıklarıyla dünyanın en vahşi ve haydut devleti konumuna geldi…

    ∗∗∗

    İngiliz Telegraph gazetesinde yayımlanan bir makaleye göre; “MossadHamas lideri İsmail Haniye’nin kaldığı Tahran’daki konukevine patlayıcı yerleştirmek üzere Devrim Muhafızları bünyesindeki ajanlardan yardım aldı.”

    Bu çok önemli ve tehlikeli bir iddia!  Çünkü bu vahim olayla birlikte İsrail uçakları, Lübnan’daki Hizbullah Örgütünü bombalayarak, komutanı Fuad Muhsin Şükür’ü öldürdü…  Yine İsrail, Suriye’nin Golan tepelerindeki Dürzi köyü Mecdel Şems’de düzenlenen futbol turnuvasında 12 sporcuyu  roket saldırısıyla katletti…

    İsrail, Lübnan ve Suriye’yi de savaşa çekmeye çalışıyor…

    ∗∗∗

    Yani İsrail, 24 saat içinde Orta Doğu’nun iki önemli örgütü Hamas ve Hizbullah’ın üst yöneticilerini öldürerek, yeni kanlı ve tehlikeli bir dönem başlatıyor…

    ∗∗∗

    Türkiye tam bir savaş bataklığı haline gelen Ortadoğu’da doğru, akıllı ve etkili bir diplomasi uygulamalıdır.

    Partili Cumhurbaşkanı’nın yaptığı gibi “bir gece ansızın İsrail’e geliriz” hamaseti, Türkiye’yi, sonu olmayan bir maceraya sürükler…

    ∗∗∗

    Partili Cumhurbaşkanı ve şürekasına tavsiyem, tarihi iyi bilmelisiniz ve önümüzdeki dönemde ortaya çıkacak gelişmelerde ülke yararına doğru kararlar verebilmek için bir destan olan “Kurtuluş Savaşı ve kuruluş sonrasını “iyi öğrenmelisiniz…

    Yoksa, Hamas’ı kurduran akıl, sizleri de istediği gibi oynatır…

    Kaldı ki, bizimle ilgisi olmayan Haniye için ilan edilen yas da bunu gösteriyor…

    Kaynak:Birgun.net

  • İbrahim Varlı : Nereden çıktı ABD’nin Suriye’den çekileceği?

    İbrahim Varlı : Nereden çıktı ABD’nin Suriye’den çekileceği?

    İsveç’in NATO üyeliğinin Meclis’ten geçmesinin sabahında Reisi soluğu Ankara’da aldı. Ardından ABD’nin Suriye’den çekileceği servis edildi. ABD’nin çekilip sahayı İran’a ve Türkiye’ye bırakması ne kadar olası?

    Ortadoğu’nun kırılgan, kaygan zemininde Türkiye’nin de içinde yer aldığı jeopolitik denklemde yaşanan hareketlilik dikkat çekici. İsveç’in NATO üyeliğinin ana muhalefetin de desteğiyle Meclis’ten geçmesinin sabahında İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi soluğu Ankara’da aldı. Reisi, Ankara’dayken de ABD’nin Suriye’den çekileceğine dair haberler servis edildi.

    İbrahim Varlı'nın 'İslamcılar' tweetine soruşturma

    MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın kurumun 10 Ocak’taki kuruluş yıldönümünde açık “mesajlar gönderdiği” ABD’nin, İsveç’e karşılık Ankara’ya F16 savaş uçaklarının yanında neler teklif ettiği merak konusuydu. ABD’nin Suriye’den çıkacağına dair iddiaların çıkması Biden yönetiminin seçim öncesi AKP iktidarına kredi açtığı ve Saray rejimine Suriye’de bir alan açabileceğine dair kuşkuları akıllara getirdi.

    ABD’nin Suriye’den çekileceğine dair iddiaların merkezinin Amerikan Foreign Policy dergisinin olması da çarpıcı. Amerikan Dışişleri ve Pentagon’a yakın dergide Ortadoğu Enstitüsü’nün Suriye, Terörle Mücadele ve Aşırıcılık programlarının yöneticisi Charles Lister tarafından kaleme alınan analizde Savunma ve Dışişleri bakanlıklarından isimleri açıklanmayan dört kaynağa göre Beyaz Saray, artık Suriye’de “gereksiz” olarak gördüğü bir misyonu sürdürme konusunda istekli değil.

    ÖNCELİKLER DEĞİŞİYOR MU?

    Yazıda, Hamas’ın 7 Ekim saldırısı sonrası İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşının Ortadoğu’da gerilim ve düşmanlıkları en yüksek seviyeye çıkardığı bu nedenle böylesine karmaşık bir bölgesel kriz yaşanırken Biden yönetiminin bölgedeki askeri önceliklerini yeniden gözden geçirmesinin sürpriz olmayacağı belirtiliyor.

    ABD birliklerinin Suriye’den tamamen çekilmesinin ciddi sorunlara yol açabileceğini belirten Lister, ayrılma konusunda kesin bir karar verilmemiş olsa da, geri çekilmenin nasıl ve ne zaman gerçekleşebileceğine dair iç tartışmaların sürdüğünü vurguluyor.

    Geri çekilmenin ABD ve müttefiklerinin Suriye’deki çözülmemiş ve son derece değişken kriz üzerindeki etkisi üzerinde felaket etkisi yaratacağını bunun da IŞİD’e bir hediye olacağını belirtiyor.

    SÖZ DEĞİL EYLEM GEREK

    Ortadoğu’daki varlığını artıran Irak, Suriye ve Yemen’de saldırılarını yoğunlaştıran ABD’nin her adımı bölgedeki taşları sismik dalgalar misali tüm çevresini etkiliyor. IŞİD ile mücadele bahanesiyle yerleştiği Suriye’den çekilme ihtimali de sadece kendisini değil, tüm bölgesel düzlemi etkileyecek.

    Haliyle Ankara yakın takipte. Kapalı kapılar ardında çeşitli sözlerin verdiği ortada. Milli Savunma Bakanlığı (MSB) “çekilme iddialarına” ilişkin, “Resmi açıklamayı ve uygulamayı görmeden bu tarz haberlere ihtiyatla yaklaşılması gerekiyor. Biz savunma ve güvenlik konularında bölgemizdeki her türlü gelişmeyi yakından takip ediyoruz” açıklaması geldi.

    TÜRK KORİDORU HEVESİ!

    20 günde 21 askerin yaşamını yitirdiği, İsrail ve ABD’nin Irak ve Suriye’de İran’a yönelik hedefleri vurduğu, İran’ın misilleme olarak Irak Kürt Yönetiminin başkentine füzeler yağdırdığı kaotik iklimde her aktör kendi oyununu kurmaya çalışıyor.

    Seçime gidilirken AKP iktidarının sınır ötesi harekat iştahı bir kez daha kabarırken, İdlib’ten İran’a uzanan tüm bir güney sınırı boyunca bir “tampon bölge” oluşturma isteği her konuşmada kendisini dışa vuruyor. Siyasal İslamcı rejimin savaş sebebi saydığı “Kürt koridoru”na karşılık İran’dan Akdeniz’e uzanan 1.300 kilometrelik “Türk koridoru” hayali milliyetçi-muhafazakar iktidarın yeni “kızıl elma”sı olmuş durumda.

    Erdoğan bu isteği BM Genel Kurul konuşmalarında da açıkça dile getirmiş, “Güney sınırlarımız boyunca 30 kilometre derinlikte güvenli bölgeler oluşturmak için başlattığımız çalışmaların eksik kısmıyla ilgili adımları atacağız” ifadeleriyle bunu kayda geçirmişti.

    Daha önce de Trump askerlerini Suriye’den çekme kararı almış, ancak bu karar yerine getirilmemişti. ABD ile Türkiye arasında bu konuda pazarlıklar bir yılan hikayesine dönüşürken bugüne kadar bu istek üç kez yerine getirildi. Türkiye’ye Suriye’ye girmesi için vize verildi. Suriye-Türkiye sınırı 911 km uzunluğunda. Bu sınırın 400 km’lik kesiminde Türkiye’nin oluşturduğu “tampon bölge” var. Türkiye, Fırat’ın doğusunda Tel Abyad-Resulayn arasındaki “tampon bölge”yi tamamlamak istiyor. Fırat Nehri’nden Irak’a kadar ki 460 kilometrelik hat boyunca yayılan kesintisiz bir “güvenli bölge” peşinde.

    Türkiye’nin üç askeri operasyon sonrası oluşturduğu tampon bölgeler, beş parçalı Suriye’de hassas bir dengenin üzerine kurulu. Türk birlikleri Fırat’ın doğusunda ABD, Batısında ise Rus askerleriyle ortak devriye görevine katılıyor.

    TAHRAN ARABULUCU

    Reisi ve Erdoğan Ankara’da kapalı kapılar ardında bölgedeki sorunları ele alırken Astana’daki Suriye zirvesinde konuşan İranlı diplomat Ali Aşgar Hacı, Tahran’ın Suriye ve Türkiye arasında olası bir yakınlaşma için aktif olarak çalıştığını ve ilişkilerin yeniden kurulmasını hedeflediğini söyledi. İranlı diplomat Suriye’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygının hem İran hem de Türkiye’nin paylaştığı ortak bir çıkar olduğunu vurgularken, Ankara ve Tahran’ın Kürtler ve Suriye’ye yönelik iki ülkenin tezlerini özetledi.

    SAHAYI İRAN’A BIRAKMAZ

    Suriyeli gazeteci Sarkis Kassargian, ABD’nin çekilme iddialarını şu şekilde değerlendiriyor: “Amerika’nın çekilme planı Suriye ordusuyla SDG’nin IŞİD’e karşı ortak savaşma planına bağlanıyor. Böyle bir adımın bu konektörde olmayacağını söylemek mümkün. ABD’nin Suriye’de güç bulundurmasının iki sebebi var. Birisi İran’ın Suriye üzerinden Hizbullah’a ve Hamas’a yaptığı desteğin yolunu kesmek. İkincisi de Suriye’nin petrol kuyularını kontrol edip Şam’ı ekonomik ablukaya almak. İsrail’in bu kadar sıkıştığı bir dönemde asker çekip sahayı İran’a bırakması mantıklı gelmiyor. ABD, Şam ile normalleşme adımları atmadığı için Esad’ın eline güçlendiren bir adım atmaz. Sahadan çekilip IŞİD ile mücadeleyi SDG ve Suriye’ye bırakması akıl karı değil.”

    HESAPLAR, OYUNLAR İÇİÇE

    ABD ve NATO’ya istediğini veren, Prof. Dr. Mustafa Türkeş’in ifadesiyle “ABD ile yeniden nikah tazelemek isteyen” AKP’nin Batı ile NATO zemininde uyumlu gidişatının bölgesel konulara yansımaları olacaktır. Bu yeni bir “kontrollü” sınır ötesi harekat da olabilir, Türkiye’ye alan açılması şeklinde de cereyan edebilir. ABD’nin bölgedeki askeri varlığını gözden geçirebileceğine dair işaretleri Türkiye’ye savaş örgütü NATO’da yüklenen yeni misyonla birlikte değerlendirmekte yarar var. İran, Irak, Suriye ve Türkiye hattında önümüzdeki günlerde daha çok “şaşırtıcı” gelişmeye tanık olacağız. Emperyalistlerin, bölgesel zorbaların, egemenlerin at koşturduğu bölgede yaşananların hiç birisi de halkların lehine olmayacak.

    İbrahim Varlı’nın yazısı

  • Altının Önlenemez Yükselişi! Güvenli Limana Hücum

    Altının Önlenemez Yükselişi! Güvenli Limana Hücum

    Ortadoğu’daki gelişmeler, ABD’den gelen veriler altın fiyatlarını yukarıya taşıyor. Altın jeopolitik gerilimlere yükselişle tepki veriyor. Kara gün dostu altına dönüş çoktan başladı.

    Rusya-Ukrayna savaşı sırasında yüzde 10 yükselen altına bu kez Ortadoğu endişesi alım getiriyor. Fed’in faizi yeteri kadar yükselttiği şeklindeki yorumları da altının toparlanmasına fırsat tanıyor.

    Ortadoğu’da artan gerilimler sebebiyle oluşan güvenli liman ihtiyacına karşılık veren değerli metaller yukarı yönlü hareketlendi. Jeopolitik riskler döneminde genellikle en iyi yatırım araçlarından biri olarak ortaya çıkan altın İsrail-Hamas savaşında da primini artırdı.

    Ortadoğu’daki gerginlik ve buna eşlik eden Fed kanadındaki yumuşayan söylemler ons altına 1 haftada 70 dolar kazanç sağladı. Geçtiğimiz hafta 1.810 dolara kadar gevşeyen fiyatlar birkaç gün içinde yüzde 4 artışla 1.885 direnç seviyesine yaklaştı.

    Ortadoğu’da yanan savaş ateşi piyasalar tarafından yakından takip edilirken güvenli liman arayışında altın ve ABD tahvilleri öne çıktı. Altın fiyatlarının gelişimi bir süre İsrail ve Hamas arasındaki olayların yaygınlık durumu ile ABD tahvil faizlerinin seyrine bağlı olacak.

    Altın jeopolitik gerilimlere yükselişle tepki veriyor. İsrail ve Hamas arasındaki çatışmalar jeopolitik riskleri tetikledi. Bu durum altının ons fiyatını 1.810 dolar seviyesinden 1.880 doların üzerine kadar taşıdı.
    İsrail ile Hamas arasındaki olayların İran ve Suriye gibi diğer bölge ülkelerine taşması halinde artacak gerginlik altın fiyatlarını daha da besleyebilir.

    Altın fiyatını yukarı çeken bir diğer gelişme, ABD tahvil bono faizlerindeki düşüştü.
    Eylül ayı için merakla beklenen ABD enflasyon verisi belli oldu. ABD Çalışma Bakanlığı verilerine göre, tüketici fiyatları Eylül ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 3,7 arttı. Piyasa beklentisi bir önceki ay yüzde 3,7 olan enflasyon artış hızının yüzde 3,6’ya ineceği yönündeydi.
    Tüm bu gelişmelerin güvenli liman olan altının seyrini yukarıya taşıması bekleniyor.

    Altın fiyatları cephesinde İsrail ile Hamas arasındaki çatışmalar yatırımcıların odağında olmaya devam ediyor. Gram altın fiyatı ons destekli dalgalanmalarını sürdürürken, çeyrek altın 2.840 liradan, Cumhuriyet altını 11.362 liradan işlem görüyor.

    Piyasa uzmanları “Orta Doğu’da hafta sonu itibarıyla yaşanan savaşın jeopolitik riskleri tırmandırmasıyla birlikte altın fiyatları haftaya yükselişle başlamıştı. Savaşın hala sürmesi ve Orta Doğu’daki gerilim, güvenli liman olan altına talebi artırıyor. Bu durum da altın fiyatları tarafındaki yükselişi destekliyor. Öte yandan Fed üyelerinden gelen mesajlarla tahvil faizleri de geriliyor. Bu harekette ons altın fiyatını destekleyen bir durum olarak karşımıza çıkıyor” diyerek altın yatırımcısının aceleci davranmamasını öneriyor.

    altin-altin.jpg

    GÜNCEL ALTIN FİYATLARI

    GRAM ALTIN
    ALIŞ 1.676,86
    SATIŞ 1.677,12

    ÇEYREK ALTIN
    ALIŞ 2.844,00
    SATIŞ 2.883,00

    CUMHURİYET ALTINI
    ALIŞ 11.376,00
    SATIŞ 11.487,00

    YARIM ALTIN
    ALIŞ 5.705,00
    SATIŞ 5.766,00

    ONS ALTIN
    ALIŞ 1.877,22
    SATIŞ 1.877,51