Etiket: medya

  • Can Yılmaz’dan yandaş medyaya sert tepki!

    Can Yılmaz’dan yandaş medyaya sert tepki!

    Ünlü komedyen Cem Yılmaz’ın ağabeyi, senarist ve yazar Can Yılmaz, merkez medyanın İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından yaşanan gelişmeleri gündeme getirmemesine tepki gösterdi.

    İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına tüm yurtta tepkiler çığ gibi büyümeye devam ediyor.

    Saraçhane’de başlayan protestolar yurt geneline yayılırken, yandaş medyanın Saraçhane’deki mitingi ve diğer protestoları gündemine almaması tepkilere neden olmuştu.

    “YÖK ÖYLE YAĞMA!”

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel de merkez medyaya seslenerek, şunları söylemişti:

    “Merkez medya, parayı bizden kazanacaksın, ürünü bize satacaksın ama Saray’a hizmet edeceksin. Bundan sonra araba mı satıyorsun, o arabayı almak yok, Yok öyle yağma. Tüketimden gelen gücümüzü kullanmaya hazır mıyız?”

    Özel, merkez medyaya “Ya bizi göreceksin, ya dibi göreceksin” diye seslendi.

    CAN YILMAZ DA TEPKİ GÖSTERDİ

    Senarist ve yazar Can Yılmaz ise dün akşam sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım ile ana akım medyayı eleştirdi.

    Yılmaz, X hesabından yaptığı paylaşımda yandaş medyanın protestoları gündeme taşımamasıyla ilgili şunları söyledi:

    “Haber” kanalıyım diye yayın hayatına başlayıp, dünyanın her yerinde “Haber” olan haberi vermemeye çalışmak, haberciliğin ruhu ile çelişmiyor mu? Fena halde çelişiyor… İsimleri tek tek yazmaya gerek yok, dörde bölünmüş ekranlar…

  • “AKP İKTİDARININ SIKLIKLA ÜZERİNDE BASKI KURDUĞU MEDYA ORGANLARI NEREDEYSE GAZETECİLİK YAPAMAZ HALE GELDİ”

    “AKP İKTİDARININ SIKLIKLA ÜZERİNDE BASKI KURDUĞU MEDYA ORGANLARI NEREDEYSE GAZETECİLİK YAPAMAZ HALE GELDİ”

    CHP İzmir Milletvekili Deniz Yücel, 24 Temmuz Basın Bayramı dolayısıyla “AKP iktidarının sıklıkla üzerinde baskı kurduğu medya organları neredeyse gazetecilik yapamaz hale geldi. Muhalif bir görüş, aykırı bir fikre tahammülü olmayan iktidar, gazetecileri haksız ve hukuksuz bir şekilde cezaevlerinde tutmaya devam ediyor. Mevcut iktidar, bu şekilde hem ifade özgürlüğü suçu işliyor hem de halkın haber alma özgürlüğünü kısıtlıyor” açıklamasını yaptı.

    Deniz Yücel, 24 Temmuz Basın Bayramı dalayısıyla bugün yazılı bir açıklama yaptı. Yücel, açıklamasında şunları kaydetti:

    “AKP, KOLTUKLARININ ÖMRÜNÜ UZATMAK İÇİN ÖZGÜR BASINA DARBE VURMUŞTUR”

    “Bundan tam 115 yıl önce basında sansürün kaldırılması ile demokrasi ve özgürlük yolunda önemli bir adım atılmış, halkın haber alma özgürlüğünün dönüm noktası olmuştu. Ancak görüyoruz ki 115 yıl sonra sansürde çok daha vahim bir tablo ile karşı karşıyayız. Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütünün hazırladığı 2023 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye, geçen yıla göre 16 sıra gerileyerek 180 ülke içerisinde 165’inci sırada yer aldı.

    Gazetecilerin yüzde 23,6’sı haberlerinin yayımlanmadığını, yüzde 20,3’ü haberlerinin bir kısmının çıkarıldığını, yüzde 16,3’ü haberleri yüzünden tehdit edildiklerini ve yüzde 15,9’u ise haberlerinin değiştirildiğini söylüyor. Hiçbir iktidar döneminde basın özgürlüğü bu kadar yara almamış, halkın haber alma özgürlüğü bu denli kısıtlanmamıştır. AKP, koltuklarının ömrünü uzatmak için kendi medyasını oluşturarak özgür basına büyük bir darbe vurmuştur. Muhalif basın organlarını gerek yargı gerekse RTÜK eliyle cezalandırmaya da devam etmektedir.

    “HER 10 GAZETECİDEN 4’ÜNE DAVA”

    Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın ‘Türkiye’de Gazetecilik’ araştırmasında dikkat çeken istatistikler yayımladı. Gazeteciler ciddi oranda sansüre maruz kalıyor, habercilik faaliyetlerinden kaynaklı davalar açılıyor, haberlere erişim yasağı getiriliyor.
    Habercilik faaliyetleri nedeniyle her 10 gazeteciden 4’üne, yani yüzde 39,7’sine dava açıldığı görülmektedir. Haberlerine erişim getirilen gazetecilerin oranı yüzde 17, darp edilen gazetecilerin oranı ise yüzde 14,9’dur. Gazetecilerin yüzde 14,6’sı para cezası almış, yüzde 13,2’si ölümle tehdit edilmiş, yüzde 11,9 gazetecinin ise fotoğraf makinesi, telefon vb. dijital materyallerine el konulmuştur. Daha acı olan tablo da şudur ki yüzde 9,8 gazeteci işkence ve kötü muameleye maruz kalmış, yüzde 8,7 gazeteci cinsel saldırı tehdidi almış, yüzde 7,8 gazeteci işten çıkarılmış, yüzde 6,3 gazeteciye adli kontrol uygulaması başlatılmış ve yüzde 4,2 gazeteci ise tutuklanmıştır. Yine TGS’nin verilerine göre 20 gazeteci ve medya çalışanı cezaevinde bulunmaktadır.

    “İKTİDAR, GAZETECİLERİ HAKSIZ VE HUKUKSUZ BİR ŞEKİLDE CEZAEVLERİNDE TUTMAYA DEVAM EDİYOR”

    Basın; yasama, yürütme ve yargıdan sonra ‘4. Güç’ olarak adlandırılmaktadır. AKP iktidarının sıklıkla üzerinde baskı kurduğu medya organları neredeyse gazetecilik yapamaz hale geldi. Muhalif bir görüş, aykırı bir fikre tahammülü olmayan iktidar, gazetecileri haksız ve hukuksuz bir şekilde cezaevlerinde tutmaya devam ediyor. Mevcut iktidar, bu şekilde hem ifade özgürlüğü suçu işliyor hem de halkın haber alma özgürlüğünü kısıtlıyor.

    Gazetecilik mesleğinin icra edilebilmesi için ifade özgürlüğünün güvence altına alınması, sansürün önlenmesi ve gazetecilerin mesleki bağımsızlığının desteklenmesi gerekmektedir. Mesleki örgütlenmelerin gazetecilerin haklarını ve çıkarlarını savunma konusundaki rolü ve etkinliği artırılmalıdır.

    Basın emekçilerimizin çoğunluğu, haftada 45 saat ve üzeri çalışıyor ve yıllık izin haklarını tam olarak kullanamıyorlar. Düşük maaş alıyorlar ve maaşları enflasyon karşısında eriyor. Gazetecilik sosyal bir meslektir ve bu maaşlarla gazetecilerin sosyal yaşamlarını devam ettirebilecek, mesleki gelişimlerini sağlayabilecek sosyal faaliyetlerde bulunmaları imkansız hale geliyor. Sektörde birçok gazeteci asgari ücret ve daha altında maaşlara çalışırken Basın Kanunu’na göre 212’den yatması gereken sigortaları normal işçi statüsünden yatırılmaktadır. Fikir işçisi sayılmayan birçok basın emekçisinin kıdem, fazla mesai, yıllık izin gibi hukuksal hakları bu şekilde gasp edilmektedir.

    Bunun yanı sıra stres, kaygı ve fiziksel zorluklar nedeniyle gazetecilerin yüzde 76,7’si, yaşadıkları sorunları aşmak üzere psikolojik destek almadığını belirtmiş. Neredeyse her iki gazeteciden biri, mesleğini icra ederken siyasi baskı hissettiğini söylüyor (yüzde 47,7). Her dört gazeteciden biri ise mesleğini değiştirmeyi düşünüyor.

    “TÜRKİYE’DE GAZETECİLİK, ARTIK YAPILAMAZ HALE GELMİŞTİR”

    Geçinmek için yetersiz görülen meslekler arasında yer alan gazetecilik, artık Türkiye’de yapılamaz hale gelmiştir. Bu sebeple 115 yıl önce Basın Bayramı dense de günümüzde 24 Temmuz’a Basın Bayramı demek, basın kartları iptal edilen, baskılardan dolayı mesleği bırakmak zorunda kalan ve tutuklanan gazetecilere haksızlıktır. Bayramı kutlanacak bir özgürlük ortamı, AKP iktidarı döneminde ne yazık ki kalmamıştır.”

  • “MEDYA, SİSTEM BELLİ BİR KESİMİN ELİNDE. BİZ YETERİNCE SESİMİZİ DUYURAMADIK”

    “MEDYA, SİSTEM BELLİ BİR KESİMİN ELİNDE. BİZ YETERİNCE SESİMİZİ DUYURAMADIK”

    İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, gençleri 28 Mayıs’taki cumhurbaşkanlığı seçiminde firesiz oy kullanmaya çağırdı. İmamoğlu, “Medya, sistem belli bir kesimin elinde. Biz yeterince sesimizi duyuramadık. Ancak kalabalıklara anlattık. Mitingler yaptık. Kendi mecralarımızdan anlatmaya gayret ettik; sosyal medya vesaire” dedi.

    İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, bugünkü rutin toplantılarını İBB Habitat Şişli’deki çalışma odasında yaptı. Yerleşke içinde ders çalışan öğrencilerle selamlaşan İmamoğlu, toplantıları sonrasında kahve içmek için sözleşti. Çalışmalarını tamamlayan İmamoğlu, daha sonra gençlerle bir araya geldi. Geçen seçimlerde oy kullanıp kullanmadıklarını soran İmamoğlu, öğrencilerin büyük çoğunluğunun oy kullandığını öğrendi. Gençlerle seçim konulu sohbet eden İmamoğlu, ikinci tura kalan seçimin kaderini gençlerin belirleyeceğine vurgu yaparak şunları söyledi:

    “İLK TURDA KAZANAN YOK, MAÇ 0-0 BAŞLIYOR: Burada en kritik salt şey, gençler. Yani yeni seçmenlerin kararı. ‘Ulaşamadığımız bir yer var mı, eksik söylediğimiz ya da eksik bıraktığımız bir yer var mı’ diye merak ediyorum. Sandık yönüne ayrıca çalışıyoruz. Niye, çünkü istediğimiz oyu alamadık. Açık ama ilk turda kazanan var mı, yok. Aslında ikinci turda maç 0-0 başlıyor. Şimdi yeni bir maça başlıyoruz. Hatta şöyle bakabiliriz. Bugünkü iktidarı istemeyen yüzde 50,5 var ilk seçimde ya da yüzde 51 var bence. Peki muhalefetin bütününde kim var? Kılıçdaroğlu var, Sinan Oğan var. Nelerde farklı konuşuyorlar? Aslında farklı konuştukları bir şey yok. Mülteci konusunda aynı şeyleri söylüyorlar. Milliyetçilik konusunda aynı şeyleri söylüyorlar ya da bakmayın, iktidar işte diyor ki ‘Sen vatan haini’, ‘Sen vatansever’, ‘Sen inançlı’, ‘Sen inançsız’. Şimdi burada kim kime, ‘inançlı, inançsız’ diyebilir ki? İnanç, Allah’la kul arasında. Kim karışabilir buna? Milliyetçilik… Kim daha vatansever değil? Hepimiz vatanseveriz. Yarın 19 Mayıs’ı kutlayacağız. Bayraklarımızı elimize alacağız veya kimin Atatürk’le sorunu var, kimin yok? ‘Efendim PKK’yla ilişkili’. Kim PKK’yla ilişkili? PKK terör örgütü. FETÖ terör örgütü. Yıllardır biz söylüyoruz bunu. Birileri söylemezken söylüyoruz biz bunu.

    20-25 SENENİZLE İLGİLİ BİR KARAR VERECEKSİNİZ: Sizden isteğimiz bu. Bunu konuşun. Bu sizin geleceğiniz. Yani bu sistem değişirse siz, 20-25 senenizle ilgili aslında bir karar vereceksiniz. Yani aramızda bir yaş farkı var. Dolayısıyla insanın da doğal bir ömür yaşı var. Bu konu siz daha çok ilgilendiriyor. Ben bu kadar uzun konuşmazdım, bütün eller kalkmasaydı. Bütün eller kalkınca ‘Oy kullandım’ diye, sizin sorumluluğunuzu sizinle paylaşmış oldum. Aslında mesele bu. Mesele, efendim milletimizin inancı, milletimizin milli duyguları değil. O sıkışıldığında kullanılan bir saha. Herkes istediği gibi yaşar bu ülkede. Herkes istediği gibi giyinir bu ülkede. Herkes istediği gibi inancını yaşar. Herkes istediği gibi duygularını ortaya koyabilir ve bizim öncelikli bir meselemiz var. Vatanımızı bir bütün olarak korumak, milletimizi bir bütün olarak korumak, bayrağımızı bir bütün olarak yaşamak, hissetmek, korumak ve bu ülke için çalışmak. Yani bu ülkenin kurucusu Atatürk’e saygı duyan yüzde 90 küsur insan var bu ülkede. Yüzde 100 diyemeyeceğim. O zaman demek ki evet Atatürk’e saygı duyan bir sistem. Biz oyuz. Biz onu savunuyoruz.

    KİMSE HAKKINDA KÖTÜ KONUŞMAYACAĞIZ: Bu bakımdan lütfen bunu konuşun, paylaşın. Oy kullanacaksınız, firesiz oy kullanın. Tabii ki biz kendimizi oy istiyoruz. O ayrı ama önce firesiz oy kullan. Bunu istiyoruz. İşin özü şu: Gerçekten önemli bir zaman bölümündeyiz. Ben, kalan günlerin tamamı İstanbul’da olacağım. Açık davetler yapacağım. Sosyal medyadan duyuracağım. ‘Ya gitsem mi, gitmesem mi…’ Vallahi gelin. Konuşacağımız şeyler bunlar. Bize kötü söylenen söze, cevabını vereceğiz ama kimse hakkında kötü konuşmayacağız. Hani bana hapis kararı verdiler ya; ‘ahmak.’ Bana ‘ahmak’ diyene ‘ahmak’ dedim aslında. Sadece cevap verdim ama onlar döndü, bana hapis cezası verdiler, onu söyleyene bir şey yapmadılar. Biz sadece bize söylenilen kötü sözün cevabını vereceğiz. Yalan söylediğini ya da iftira attığını anlatacağız. Onun dışında vallahi de billahi de hep böyle güzel şeyler konuşacağız. Dolayısıyla geleceği anlatacağız. Gelirseniz seviniriz.

    TOPLUMDA BİRİKMİŞ ÖNYARGILARIN ÇOĞU GENÇLERDE YOK: Bunu yapalım, 5-10 sene sonra vallahi keyifle bir yerde kitap okuyup, sizi seyredip bu ülkeyi nasıl yönettiğinizi izlemek isterim. Bu kadar net. Çok inanıyorum genç nesle çünkü. Toplumda birikmiş önyargıların çoğu gençlerde yok. Bu çok büyük avantaj. Toplumun genelinde, birikmiş bazı önyargılar var. Sağcıdan solcudan, o partiden bu partiden, şuralıdan buralıdan, o mezhepten bu mezhepten diye oluşmuş bu önyargılar gençlerde yok. Bu çok büyük bir avantaj. Bu önyargıların olmadığı gençliğin, iyi yetişmiş hâliyle bu ülkeyi yönetmesi de muazzam bir şey. Onun için ben diyorum ki; evet, bu düzeni kuralım hep birlikte, 12- 13 sene sonra sizin yönettiğiniz ülkeyi keyifle izleyelim. Ben bir yayladan mı izlerim sizi ya da bir kasabadan izlerim; onu bilmem ama keyifle izlemek istiyorum sizi. Böyle bir ülkenin var olması lazım.”