Etiket: kitap

  • İşletmelere fiyat bilgisi paylaşım zorunluluğu getirildi

    İşletmelere fiyat bilgisi paylaşım zorunluluğu getirildi

    İşletmelere fiyat bilgisi paylaşım zorunluluğu getirildi. Lokanta, restoran, kafe, pastane ve benzeri yiyecek ve içecek hizmeti sunan, kriterleri Ticaret Bakanlığınca belirlenen işletmeler, fiyat listelerine ilişkin bilgileri elektronik sistem üzerinden Bakanlığa aktaracak.

    Lokanta, restoran, kafe, pastane ve benzeri yiyecek ve içecek hizmeti sunan, kriterleri Ticaret Bakanlığınca belirlenen işletmeler, fiyat listelerine ilişkin bilgileri elektronik sistem üzerinden Bakanlığa gönderecek, tüketiciler de işletmelerin fiyat bilgilerine dijital ortamda erişebilme imkanına kavuşacak.

    Ticaret Bakanlığınca hazırlanan “Fiyat Etiketi Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

    Yönetmelikle çeşitli iş yerlerinde satışa sunulan ürünlerin fiyat etiketlerine ilişkin usul ve esaslar düzenlendi.

    FİYATLARA DİJİTAL ORTAMDA ERİŞİLEBİLECEK

    Bakanlıktan yapılan açıklamada, tüketicilerin ekonomik çıkarlarını korumak ve piyasalarda fiyat şeffaflığını artırmak amacıyla yürütülen düzenleme, denetim ve yaptırımlara kararlılıkla devam edildiği belirtilerek, “Vatandaşlarımızın günlük yaşamda sıklıkla hizmet aldığı lokanta, restoran, kafe, pastane ve benzeri işletmelerde, fiyatların açık, erişilebilir ve dürüst biçimde sunulmasını sağlamak üzere yeni uygulamalar hayata geçirilmiştir” ifadesi kullanıldı.

    Açıklamada, işletmelere fiyat bilgisi paylaşımı zorunluluğu getirildiği vurgulanarak şu bilgiler verildi:

    “Lokanta, restoran, kafe, pastane ve benzeri yiyecek ve içecek hizmeti sunan ve kriterleri Ticaret Bakanlığınca belirlenen işletmeler, fiyat listelerine ilişkin bilgileri elektronik sistem üzerinden Bakanlığımıza aktarmakla yükümlü olacaktır. Bu veriler, ilgili kurum ve kuruluşlarla paylaşılabilecek, kamuoyunun şeffaf biçimde erişimine sunulacaktır. Uygulamaya ilişkin usul ve esaslar Bakanlığımızca belirlenerek ilan edilecektir. Bu düzenlemeyle tüketicilerimiz, hizmet almak istedikleri işletmelerin fiyat bilgilerine her yerden, her an dijital ortamda erişebilme imkanına kavuşacaktır.”

    AÇIKTA SATILAN ÜRÜNLERDE DARA MİKTARI DÜŞME ZORUNLULUĞU

    Satıcı tarafından açıkta ve tüketici huzurunda tartılarak satılan ürünlerde, malın içinde bulunduğu kap veya ambalajın ağırlığının (dara) artık zorunlu olarak düşüleceğine işaret edilen açıklamada, bu sayede tüketicilerin yalnızca satın aldıkları ürünün ağırlığı kadar ödeme yapacağı ve haksız fiyatlandırmanın önüne geçilerek, adil ticaret ilkesinin güçlendirilmiş olacağı belirtildi.

    Açıklamada, yiyecek ve içecek hizmeti sunan işletmelerin fiyat listelerini tüketicilerin erişimine karekod (QR kod) yöntemiyle de sunabileceği, tüketicilerin talebi halinde işletmelerin fiyat listesini fiziksel olarak da göstermekle yükümlü olacağı bildirildi.

    KİTAP VE DERGİ SATIŞLARINDA ELEKTRONİK FİYAT GÖSTERİMİ

    Kitap ve dergi satışlarında elektronik fiyat gösterimine geçildiği bilgisi verilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “Kitap, dergi, gazete ve benzeri ürünleri satan işletmelerde ürün fiyatlarının yalnızca etiketle değil, aynı zamanda elektronik cihazlar aracılığıyla da gösterilebilmesi mümkün hale gelmiştir. Bu düzenleme, tüketicilerimizin söz konusu ürünlerin fiyatlarını daha kolay, hızlı ve doğru şekilde öğrenebilmesini sağlayacaktır. Lokanta, restoran, kafe, pastane ve benzeri işletmeler nezdinde fiyat listeleri ve uygulamaları titizlikle denetlenmektedir.”

  • Emre Kongar: Çanakkale Zaferi kitap yasaklatır mı?

    Emre Kongar: Çanakkale Zaferi kitap yasaklatır mı?

    Bugün 18 Mart’ta kutlanan Çanakkale Zaferi’nin 110. Yıldönümü.

    Çanakkale zaferi, sadece Türkiye’nin değil, Dünyanın da tarihini değiştiren bir olaydır.

    ***

    1) Türkiye’nin tarihini değiştirmiştir çünkü Mustafa Kemal’in Atatürk olma yolundaki ilk büyük askeri başarısıdır.

    Mustafa Kemal, kara savaşına başlayan düşmanı Conkbayırı’nda durdurmuştur.

    Bu zafer Mustafa Kemal’in 57. Alay’a “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler gelir, başka komutanlar hâkim olabilir” emriyle kazanılmıştır.

    Atatürk, savaşın bu kritik anını şöyle anlatıyor:

    “…Hayvanları bıraktık, yaya olarak Conkbayırı’na vardık.

    …Vakanın en mühim anı bence budur:

    …261 rakımlı tepeden sahilin tarassut ve teminine memuren (gözetleme ve korunması göreviyle) orada bulunan bir müfreze efradının Conkbayırı’na doğru koşmakta, kaçmakta olduğunu gördüm.

    Bizzat bu efradın önüne çıkarak:

    –Niçin kaçıyorsunuz? dedim.

    –Efendim düşman! dediler.

    –Nerede?

    –İşte! diye 261 rakımlı tepeyi gösterdiler.

    …Ben kuvvetlerimi bırakmışım, efrat on dakika istirahat etsin diye… Düşman da bu tepeye gelmiş… Demek ki düşman bana benim askerlerimden daha yakın!…

    …O zaman artık bunu bilmiyorum, bir muhakeme-i mantıkiye (mantıki durum tartışması) midir, yoksa şevki tabii (içgüdü) ile midir, bilmiyorum; kaçan efrada:

    –Düşmandan kaçılmaz, dedim.

    –Cephanemiz kalmadı, dediler.

    –Cephaneniz yoksa, süngünüz var, dedim.

    Ve bağırarak bunlara süngü taktırdım, yere yatırdım…

    …Bu efrat süngü takıp yere yatınca düşman efradı da yere yattı.

    Emre Kongar’ın yazısının devamı

    Emre Kongar

  • Barış Terkoğlu: Kelepçeli burjuvanın duyulmayan çığlığı

    Barış Terkoğlu: Kelepçeli burjuvanın duyulmayan çığlığı

    Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer“terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla hapiste. Tutuklamaya sevk yazısına bakarsanız en büyük delil, kardeşi PKK’li birinin annesinin ölümünün ardından açılan başsağlığı telefonu. Yani savcılık diyor ki: Kardeşi PKK’li birine annesi ölse de başsağlığı dileyemezsin, bu seni örgüt üyesi yapar!

    Tutuklamanın ardından, İstanbul cumhuriyet başsavcısının yaptığı bir ziyaret medyada aynı başlıklarla yer aldı: “Başsavcıdan Mansimov’un kanalına ziyaret”.

    Kastedilen kişi Mübariz Mansimov. Kanal ise Ekol TV.

    Resmi sahibi kayıtlarda Mansimov olarak görünmese de Mansimov’un kanalla ilişkisi sır değil. Dünyanın en zenginler listesinde yer alan Mansimov, hissedar olmadan kanalın kuruluşunda yer aldı. Bu yüzden de kamuoyunda da devlet katında da medyada da Ekol TV denince akla hep onun adı geldi.

    Hayır, yanlış anlamayın. Bunları Mübariz Mansimov’u ya da Ekol TV’yi eleştirmek için yazmadım. Aksine mesele başka.

    Önümde yeni çıkmış bir kitap duruyor. Adı: Gurban-Kızıl Ordu’dan Silivri’ye (Tekin Yayınları). Yazarı: Furkan Karabay. Tahmin ettiğiniz gibi Mansimov’un bir Kızıl Ordu subayından işadamına dönüşümünün hikâyesi anlatılıyor.

    Sovyetler’in yıkılışının ardından yaşanan özelleştirme dalgasıyla büyüyen Mansimov, 22 Ekim 1998’de Palmali isimli şirketi kurarak Türkiye’ye adım attı. AKP dönemi ise Mansimov’un hızla büyüdüğü yıllar oldu.

    2006’ya gelindiğinde Palmali’nin 21 ülkede ofisi vardı. Çalışan sayısı 45 bin kişiyi bulmuştu. Filosu 130 gemilik bir dev olmuştu. Yıllık cirosu 3 milyar doları geçmişti. Rusya petrollerinin yaklaşık yüzde 75’ini o taşıyordu.

    AĞAR İLE MANSİMOV DOSTLUĞU

    17 Temmuz 2006’da Türk vatandaşı olup Gurbanoğlu soyadını aldı. Aynı dönemde Azerbaycan Devlet Petrol şirketi SOCAR ile çalışmaya başladı. Azerbaycan’dan Türkiye’ye gelen tüm ham petrolü taşıma yetkisine sahip tek şirket oldu.

    Elbette iktidar ile hep iyi ilişki kurdu. O kadar ki adını Erdoğan ailesinin üyelerinden alan BUMERZ’in (“BU”su Burak Erdoğan’ı, “M”si Mustafa’yı “ER”i Erdoğan’ı “Z”si ise Ziya İlgen’i temsil ediyor) büyümesinde, Mansimov ile yaptığı alışverişin etkisi vardı. Erdoğan ailesinin diğer şirketleriyle de partner oldu.

    Azerbaycan-Türkiye ticari ilişkilerinin yükselen yıldızı olan Mansimov’un bir dostu daha vardı: Mehmet Ağar. Kitapta Ağar-Mansimov ilişkisi şöyle anlatılıyor:

    “Bakü’de görüşmelerinin ardından Ağar’ı yanına almayı teklif etti. Ve ona ofis verdi, yıllarca hiç kira almadığı bir ev tahsis etti. Yurtdışı seyahatlerini Ağar’sız yapmamaya başladı. 2004 yılından sonra Ağar adeta Mansimov’un gölgesi haline gelmişti.”

    Yedikleri içtikleri ayrı gitmiyordu. Ağar hapse girdiğinde en sadık ziyaretçisi Mansimov’du. 2013 yılında, Ağar Pensilvanya’da Fethullah Gülen’i ziyaret ederken Mansimov’u da götürmüştü.

    YARGI OPERASYONUYLA HAPİSTE

    Sanatçılarla özel buluşmalar… Pahalı arabalar ve saatler… Futboldan magazine medyada öne çıkan rüya gibi bir yaşam.

    Forbes’un dünyanın en zenginleri listesindeki Mansimov’un yıldızının kayışı SOCAR ile iş ilişkilerinin bozulmasıyla başladı. Sizi detaylara boğmayayım. Ama Mansimov, önce Sedat Peker’in videolarına konu olan Yalıkavak Marina’yı, ardından 7 yıldızlı Edition Oteli’ni kaybetti.

    Hükümet, SOCAR ile Mansimov arasında elbette SOCAR’ı seçmişti. Rus Lukoil ile de kavgalı olan Mansimov aleyhinde yağmur gibi hamleler yapılıyordu. 22 Haziran 2017 tarihinde CİMER’e FETÖ üyeliğine dair ihbar geldi. Ne Bank Asya ne ByLock. Savcılık bir delil bulamayınca kovuşturmaya yer yok kararı verdi. Ancak Mansimov, kendi anlattığına göre SOCAR ve Lukoil ile kavga ediyordu. Sonunda, 15 Mart 2020’de FETÖ’den gözaltına alındı, tutuklandı.

    BAKANLARLA PENSİLVANYA!

    Savunması, tam bir Türkiye klasiğiydi: “17-25 Aralık’tan çok önce, Amerika’ya aralarında tanınmış bakanların, büyük işadamlarının olduğu yüzlerce kişilik bir resmi heyetle gittik. (…) Bu ziyaretten dolayı FETÖ’cü olunuyorsa o zaman Türkiye’deki devlet adamlarının, belediye başkanlarının ve işadamlarının çoğu FETÖ’cüdür!”

    Bir yıl hapiste kaldı. Sonra tahliye edildi. Gülen’in sadık takipçisi Fettah Tamince aynı adliyede kurtarılırken Mansimov “örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme”den 5 yıl hapis cezası aldı. İstinaf dosyayı onayladı. Şimdi Yargıtay kararını bekliyor.

    2020 yılında, Silivri Cezaevi’nde ben hapiste doktor sırası beklerken önümde Mansimov vardı. FETÖ torbasına atıldığını söylüyordu. İsyan etmek için açlık grevine başlamıştı. Sağlığı bozulmuş, revire götürülmüştü. Ona bir burjuvanın açlık greviyle Türkiye’de sonuç almasının imkânsızlığından bahsettim. Türk yargısının yolu başkaydı!

    Mansimov her gün yandaş televizyonlarda FETÖ’cü ilan edilmekten ötürü kızgındı. Belki de bu yüzden, çıkınca, “Sesimi duyurmak istiyorum” diyerek Ekol TV’yi kurmak için kollarını sıvamıştı.

    Son olarak duyduğuma göre, Mansimov iktidarla arasını düzeltmiş. Artık “lanetli” sayılmaktan kurtulmuş. Kitaptan öğrendiğim bir detay da Mansimov ile ABD Başkanı Trump’ın geçmişe uzanan arkadaşlığı…

    Mansimov’a yapılan operasyonu dönemin başsavcısı İrfan Fidan yönetmişti. Fidan’ın iktidarla ilişkileri iyiydi. Biliyorsunuz, kısa sürede sıçrayarak AYM üyesi oldu. Aradan yıllar geçti. Bu kez, yeni başsavcı, Esenyurt Belediye başkanını kardeşi PKK’li olan birine başsağlığı telefonu açtığı için tutuklatırken İstanbul Adliyesi’nden FETÖ cezası alan Mansimov’un kurduğu kanalı bizzat ziyaret etti. Haliyle durum, “Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” dedirtti.

    Mesele ne Mansimov ne Ahmet Özer, ne İrfan Fidan ne Akın Gürlek

    Mesele eline geçirenin paspasa çevirdiği, karşıtını tasfiye için kullandığı, bizzat adaletsizliğin kaynağı olmuş yıkılası yargı!

    Barış Terkoğlu

    Barış Terkoğlu’nun yazısı