Etiket: iyi parti

  • “TÜRKİYE, BİR SİYASİ ETİK YASASINA KESİNLİKLE MUHTAÇ DURUMDADIR”

    “TÜRKİYE, BİR SİYASİ ETİK YASASINA KESİNLİKLE MUHTAÇ DURUMDADIR”

    Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), yeni yasama yılı çalışmalarına 1 Ekim’de başlayacak.

    İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, uzun süredir tartışılan siyasi etik yasasını yeniden gündeme getirdi. Dervişoğlu, “Türkiye’nin ciddi bir siyasi ahlak yasasına ihtiyacı var. Milletvekili transferleri Cumhuriyet Halk Partisi’ne geçişlerle başladı. CHP’nin değerli yetkililerini uyardım. Bunların tek bir merkezden yönetildiğini ve bu işin ucunun uzun vadede AKP’ne geçişleri meşrulaştırmak amacıyla açık tutulduğunu ve belediye başkanlarına, belediye meclisi üyelerine kadar sirayet etme tehlikesinin bulunduğunu anlattım. Bugün ‘haklı çıktım’ demekten ziyadesiyle üzgün olduğunu söyleyebilirim” demişti.

    Dervişoğlu’nun talimatıyla bir siyasi etik yasası hazırlıklarına başladıklarını söyleyen İYİ Parti Hukuk ve Seçim İşlerindan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hakan Şeref Olgun, yasa teklifine tüm siyasi partilerden de destek beklediklerini, diğer muhalefet partilerinin TBMM gündemine getirecekleri bu yöndeki teklife de hem katkı hem de destek vereceklerini açıkladı.

    “SİYASETE GÜVEN DE YERLERDE SÜRÜNÜYOR”

    Türkiye’de siyasetin tıkanmış bir noktada olduğunu belirten Olgun, yurttaşın siyaset kurumuna olan güveninin ciddi anlamda zedelendiğini söyledi.

    Olgun, “Genel Başkanımız da bizler de bu konuda bir çalışma yapıyoruz. İnşallah bunu da yakın zamanda Meclis gündemine getireceğiz. En azından siyasette temiz kalınması, siyaset yapan bazı kişiler yüzünden tüm camianın ve siyaset kurumunun yozlaşmaması için bu konuda bir düzenleme yapılması gerekiyor. Bunun da kesinlikle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde tüm siyasi partilerin desteğini alması gerektiğine inanıyoruz. Ben, bu siyasi ortamdan rahatsız olan milletvekili sayısının çoğunlukta olduğuna inanıyorum. Bir an önce adımların atılması lazım. Önümüzdeki seçimlerden önce; parti değiştirmeden, siyasilerin ticari hayatlarına ve ahlaki durumlarına kadar, siyasetin tüm yönleriyle düzenlendiği bir yasanın çıkarılması ve vatandaşın da artık siyaset kurumuna olan güveninin yeniden yükselmesi gerekiyor. Şu an hukuk nasıl ayaklar altındaysa, siyasete güven de yerlerde sürünüyor. Buna da aynı şekilde müdahale edilmelidir” dedi.

    “TÜRKİYE, BİR SİYASİ ETİK YASASINA KESİNLİKLE MUHTAÇ DURUMDADIR”

    Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç ise, siyasi etik yasasının kamu yönetimi ve yerel yönetimlerde şeffaflığı sağlamada hayati önem taşıdığını belirtti.

    Kılıç, partisinin tek başına atacağı adımların sınırlı kalabileceğini ancak Meclis’te bu konuda atılacak her adıma destek vereceklerini belirterek şunları söyledi:

    “Bir siyasi etik yasasına Türkiye’nin kesinlikle ihtiyacı var. Bu konuda tereddüde mahal yok. Geçmişte de gündeme geldi, fakat atılan adımlar hep akamete uğradı. Hem kamu yönetiminde hem de belediyelerde Türkiye bir siyasi etik yasasına kavuşmalı. İhaleler bu siyasi etik yasasına göre şeffaflaştırılmalı, imar uygulamalarını kapsamalı. Alınacak hediyelerin bile ölçüsü, çerçevesi siyasi etik yasasıyla sınırlandırılmalı. Bunun gibi birçok başlıktan söz edebiliriz. Bu konuda Yeniden Refah Partisi olarak tek başımıza atacağımız bir adıma taraftar bulamayabiliriz. Ama TBMM’de herhangi bir parti grubu tarafından bir siyasi etik yasasının hazırlanmasına yönelik adımlar atılacak olursa, canla başla dört vekilimizle birlikte böylesi bir düzenlemeyi destekleme ve hızlandırma gayreti içerisinde oluruz. Elimizden gelen fikri desteği de parlamenter desteği de kamuoyu desteğini de sağlarız. Türkiye, bir siyasi etik yasasına kesinlikle muhtaç durumdadır. Yaşanan pek çok tartışma, böylesi bir yasa olmamasından; işlenen suçlar veya işlendiği zannedilen suçlar üzerine açılan soruşturmalar üzerinden Türkiye’nin gündemi şekilleniyor. Öyle bir yasa olsun ki, baştan herkes neyin hediye, neyin rüşvet olduğunu bilsin. Şu an bilinmiyor mu? Elbette ki biliniyor. Aklın ve vicdanın onaylamadığı her şey yasal kapsamın dışındadır. Ama bunu akla, vicdana, muhakeme kabiliyetine bırakmak yerine, kanunda yazmak en doğrusudur”

    “ANAYASADAN ÖNCE SİYASİ AHLAK YASASI GÜNDEME GELMELİ”

    Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi sonrası devlet yönetiminde denetlenebilirliğin ortadan kalktığını savundu.

    Yılmaz, siyasi etik yasasının bir an önce çıkarılması gerektiğini şu sözlerle ifade etti:

    “Ülkemizin şu anda en önemli problemlerinden birisi maalesef siyasi ahlak sorunudur. Özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle birlikte devlet yönetiminde şeffaflık, denetlenebilirlik ve hesap verebilirlik ortadan kaldırıldı. Hukukun üstünlüğü egemen olması gerekirken, üstünlerin hukuku hâkim duruma geldi. Bu noktada bir siyasi ahlak yasası, ülkemiz adına kaçınılmazdır. 1 Ekim’de açılacak TBMM’nin yeni yasama yılında, anayasadan daha öncelikli bir şekilde gündeme alınması gereken düzenleme siyasi ahlak yasası olmalıdır. Çünkü bir yerde ahlak yoksa, orada çürümüşlük vardır. Her şeyin başı önce ahlak ve maneviyattır. Maalesef siyasetteki yozlaşmanın faturasını milletimiz ödemektedir. Biz Saadet Partisi olarak yeni yasama yılında Meclis’i ivedilikle siyasi ahlak yasasını çıkarmaya davet ediyoruz. Saadet Partisi, bu konuda atılacak her adıma her türlü destek ve katkıyı verecektir.”

    “İKTİDAR MUHALEFET FARK ETMEKSİZİN DESTEK VERECEĞİZ”

    Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ufuk Karcı, siyasi etik yasasının Genel Başkanları Ahmet Davutoğlu ile özdeşleştiğini hatırlattı.

    Karcı, Davutoğlu’nun başbakanlığı döneminde bu yasa için yoğun çaba gösterdiğini ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın buna karşı çıktığını ifade etti.

    Siyaset kurumunun toplum nezdinde güvenilirliğini kaybetmeye başladığına ve bu durumun devlet yönetim anlayışında çeşitli zafiyetlere sebebiyet vermesinin Gelecek Partisi Genel Başkanı Davutoğlu’nun siyasi etik yasasını gündeme getirmesindeki birinci sebep olduğuna işaret eden Karcı, ikinci sebep olarak AB’nin temel hükümlerinden bir tanesinin siyasi etik yasasının hayata geçirilmesi olduğunu hatırlatarak, şunları söyledi:

    “İkinci sebep ise AB entegrasyon süreciydi ve AB’nin temel hükümlerinden bir tanesi siyasi etik yasasının hayata geçirilmesiydi. Bunun için Ahmet Davutoğlu çok mücadele verdi. Fakat o dönem Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, ‘Bu doğrultuda partide görev alacak ilçe başkanı bulamazsınız’ diyerek karşılık verdi. Burada az önce bahsettiğim handikapın devamlılığını sağlayacak bir çıkış ortaya koydu ki, geldiğimiz noktada bu yasanın eksikliği, günümüzde yaşadığımız yolsuzluk soruşturmaları, sebepsiz zenginleşmeler ve pek çok siyasi sorun bu yasanın olmayışından kaynaklı olduğunu görebiliyoruz. Siyasi etik yasası çok önemli ve Gelecek Partisi’nin ülküsüdür. Bu yasanın gündeme geliyor olmasını destekliyoruz. Siyasi etik yasasının, Türkiye’nin siyaset kurumunun toplum nezdinde yeniden hak ettiği noktaya erişebilmesi ve siyasetçilerin asli vasıflarını onlara yeniden hatırlatabilmesi açısından çok önemli olduğu kanaatindeyiz. Siyasi etik yasasının var olması Türkiye’nin yararınadır ve mutlaka somut bir hale getirilmesi gerekir. Gelecek Partisi, iktidar veya muhalefet kanadı fark etmeksizin, toplum yararına gündeme getirilecek herhangi bir konuya asla diyaloğu kapatmayacaktır.”

  • Dervişoğlu,”Lahey’de Netanyahu’ya dava açan,Güney Afrika Cumhuriyeti olmuştur

    Dervişoğlu,”Lahey’de Netanyahu’ya dava açan,Güney Afrika Cumhuriyeti olmuştur

    TBMM Genel Kurulu, “İsrail’in Gazze Saldırısı, Filistin Halkına Yaptığı Soykırım ve Zulüm ile Kıtlık Politikaları ve Bölgede Var Olan Güncel Duruma İlişkin TBMM’nin Bilgilendirilmesi” için TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un çağrısı üzerine olağanüstü toplandı.

    Partisi adına konuşan İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a bilgilendirmeleri için teşekkür etti. Dervişoğlu, Bakan Fidan’a “Lahey’de Netanyahu’ya dava açan, neredeyse çeyrek asırdır AKP’nin yönettiği Türkiye Cumhuriyeti değil, Güney Afrika Cumhuriyeti olmuştur. Bu davayı açabilecek hukukçumuz mu yoktu? Sayın Bakan, ben devlet geleneğinden gelmiş, mekanizmanın nasıl işlediğini bilen birisi olarak soruyorum bu davayı açmamaya direnen insanlar mı vardı içeride” sorusunu yöneltti.

    Gazze’ye havadan yardım yapan ülkeler arasında Türkiye’nin olmamasına ilişkin de iktidarı eleştiren Dervişoğlu, “Yine soruyorum, uçaklara düşkün olduğunu bildiğim iktidara soruyorum Türkiye 25 yılda bu imkanı elde edememiş midir? Türkiye’nin Gazze’ye havadan insani yardım yapabilecek gücü ve kudreti yok mudur? Yoksa Türkiye’yi yönetenlerin niyeti mi yoktur” diyerek eleştrdi. Dervişoğlu, ayrıca ”Terörsüz Türkiye” sürecinin ”Barış süreci” olarak adlandırılmasına ilişkin de “Barış soysuz bir güvercin değildir ki her dala konsun” ifadelerini kullandı.

    Dervişoğlu, şunları söyledi:

    “Sayın Başkan, siyasi partilerimizin saygıdeğer genel başkanları, muhterem milletvekilleri ve aziz milletim. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum. Bugün burada sadece Gazze’yi değil, insanlığın vicdanını konuşuyoruz. Bugün burada sadece ölen çocukları değil, susan dünyayı konuşuyoruz. Ve bugün burada sadece İsrail’in zulmünü değil, o zulme ortak olan sessizliği konuşuyoruz.

    Gazze’de yaşananları, vicdansızlık, ahlaksızlık, barbarlık, canavarlık, katliam, soykırım, trajedi gibi kelimelerle tanımlamak ve bununla yetinmek hiç kimseyi sorumluluktan kurtarmaz. 21’inci yüzyılın dünyasında, hangi dinden, hangi milletten, hangi görüşten, hangi kimlikten olursak olalım, yaşananları engelleyemeyen tüm insanlık suçludur ve tarihin utanç sayfaları hiçbir kuşkuya yer yoktur ki onları yazacaktır. ”

    “GAZZE’DE YAŞANANLARI TAM 7 DEFA TBMM OLARAK KINADIK”

    “7 Ekim 2023 tarihinden beri, hatırladığım ve tespit edebildiğim kadarıyla, Gazze’de yaşananları tam 7 defa TBMM olarak kınadık. Bugün aynı vesileyle 8. defa bir araya geliyoruz. Bu duyarlılığı gösterdiğimiz için sevinsem mi, üzülsem mi bilemiyorum. Zira biz meclis olarak yaşananları her kınadığımızda, daha doğrusu kınamakla kaldığımızda, zulmün ve katliamların boyutu daha da arttı. Bugün artık açlıktan ölümlerin yaşandığı Gazze’de tespit edilebilen 62 binin üzerinde can kaybı söz konusu. Sadece açlıktan ölenler ise 300’lü rakamları aşmış haldedir.

    Peşinen söylemek isterim ki, bu sözlerden sonra Gazze’nin acıları üzerinden ucuz bir hamasete yaslanacak değilim. Boş hamaseti alkışlayacak da değilim. Bu sebeple, kıymetli haziruna ve bizleri dinleyen büyük Türk milletine, İkinci Dünya Savaşı’nın bitiminden, 1967’ye, 90’lı yıllardaki Camp David buluşmalarına değinmek ve 21.yüzyılın ilk çeyreğini domine eden bu acı tarihi uzun uzun ve tekrar anlatmak niyetinde değilim.”

    “NETANYAHU’YU SADECE KINAMAKLA YETİNMEK, ONUN ZULMÜNE ORTAK OLMAKTIR”

    “Hepimiz biliyoruz ki Gazze ve Filistin; diplomatik, siyasi, tarihi ve insani açıdan birçok katmana sahip bir meseledir. O yüzden ben doğrudan yakın tarihe, son 1 yıllık zaman dilimine değinmek istiyorum. Çünkü burada görüyorum ki, iktidarından muhalefetine herkesin aynaya bakmaya ihtiyacı vardır. Bu aynaya en çok da bu meselenin hamasetine bağımlı olanların uzun uzun bakmaya ihtiyaçları var. Bugün dünyada pek az lider ve ülke dışında, -ki maalesef Türkiye bunlardan biri değildir- Gazze meselesi ve İsrail ile ilgili olarak, neredeyse hiç kimsenin, gerçekten kapısının önünü süpürmediği bir dünya gerçekliğinde, İsrail’in ve Netanyahu’nun kınanmasının bir ‘boş gösteren’ olduğunu haykırmak istiyorum.

    Çünkü tartışılmaz hakikat şudur: Netanyahu’yu sadece kınamakla yetinmek, onun zulmüne ortak olmaktır. Bugün, dünya siyasetinin, demokrasiden ve ortak vicdani değerlerden gün be gün uzaklaşan liderlik anlayışı, cam duvarlı saraylarda ikamet etmektedir. Ve bu camdan saraylar içerisinde, her bir lider, diğerini kollamaktadır. Bu sebepledir ki kimse, Netanyahu’nun camına, o vicdan taşını atmamakta, atamamaktadır.

    Bu sebeple, milletlerin vicdanı, en çok da Türk milletinin vicdanı o fanustan kurtulmadıkça, bu yaşanan katliamlar bitmeyecek, Gazze’nin Filistin’in, Doğu Türkistan’ın, Kırım’ın, Türkmeneli’nin ve zulüm altında yaşayan nice milletin makus talihi değişmeyecektir. Kısaca, Gazze’de masum insanların hayatlarıyla bir oyuncak gibi oynayan Netanyahu’yu sadece kınamak, bu oyuna eşlik etmekten başka bir şey değildir.”

    “TÜRK DEDİM AMA RAHATSIZ OLMADINIZ İNŞALLAH”

    “Bugün Gazze’nin üzerine yağan bombalar, bir şehrin taşlarını değil, tüm insanlığın değerlerini paramparça etmektedir. Her bir çocuğun ağlaması Birleşmiş Milletler’in duvarlarında yankılanan bir utançtır. Bu zulme yüreğiyle ve aklıyla itiraz edenlerin, hamaset nutukları atmadan, yapılmasına imkan olmayan şeyleri tekrarlayarak gaz almaktan öte, bizzat bazı şeyleri yapmayı reddederek, o masumları koruyabileceğini belirtmek isterim. Kimse yapmıyorsa da biz, Türk milleti olarak bunu yapabilecek güçteyiz.

    Bizi yönetenler değilse de biz, tıpkı 1918’in işgal ve izmihlal şartlarına, tek başımıza itiraz ederken bunu ispat etmiş bir milletiz. Nice milletlerin bağımsızlıklarına ilham kaynağı olan Türk milleti her zaman böyle bir millettir. Türk dedim ama, rahatsız olmadınız inşallah. O yüzden ben burada, millet olmak için çırpınan, millet kalmak için çırpınan, kendi vatanlarında yok olma tehlikesi içinde olan Filistin ve Gazzelilerin halinden anlamak ve onlara uzaktan sarf edilen boş sözlerin değil, gerçekten el uzatabilmenin imkanlarından bahsediyorum. Netanyahu’ya kimse bir zorluk çıkarmıyorsa, o çarka niçin biz çomak sokmuyoruz diyorum! O katliam makinesinin çarklarına yağdanlık uzatan bir iktidara mahkum olmadığımızı haykırıyorum.”

    “SİZİN BOYALI MEDYANIZIN YALANLARIYLA GÜNAH VE SEVAPLARI YAZMIYOR”

    “Meselenin harici boyutunu hep konuşuyor, itirazlarımızı ve isyanlarımızı dile getiriyoruz. Ancak meselenin bir de dahili boyutu var. Gazze’deki drama karşı sesi en çok çıkan cumhur koalisyonudur. Bu açıdan da bir tebriği hak ediyorlar. Ama aynı koalisyonun başındaki kişi, Büyük Ortadoğu Projesi’nin eşbaşkanlığıyla övündüğü geçmişini unutmamızı bekliyor. Aynı eş başkanın yaklaşık çeyrek asırdır yönettiği Türkiye’nin dış politikası da ortadadır. 2011 yılından beri, Suriye’de Nazi hayat sahası misali gün be gün genişleyen İsrail’dir.

    Bugün Suriye’nin başkenti Şam’ı, basit bir topun menzilinden tehdit eden İsrail’dir. Canı istediği gibi nokta operasyonları düzenleyen yine İsrail’dir. Bu yaşananlar, başka bir hükumet zamanında olmadı arkadaşlar, 25 yıldır devam eden Erdoğan hükümetleri zamanında, 8 yıldır devam eden Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi ve cumhur koalisyonu zamanında oldu. Başta iktidar sıraları, kimse başını kuma gömmesin.

    Kimse tarihte ve vicdanlarda, yaptıkları ‘ümmet’ propagandasının onları aklayacağını düşünmesin. Bir şey yapabilecekken yapmamanın, engelleyebilecekken engellememenin; bir çocuğu dahi kurtarabilecekken, kurtarmamanın; İsrail’in savaş makinasına çomak sokacakken sokmamanın, ahirette yakalarına yapışmayacağı zannına kapılmasın. Bilin ki, ne Münker ne de Nekir melekleri, sizin boyalı medyanızın yalanlarıyla günah ve sevapları yazmıyor.”

    “AMERİKAN DOLARI SEVDALARI YÜZÜNDEN, TİCARETE DEVAM EDENLER KİMLERDİR”

    “Filistin ve Gazze meselesi, iç siyasetin malzemesi yapılarak ve ondan siyasi rant devşirmeye kalkışarak çözülmez. Bugün, Filistin ve Gazze’de yaşananlar, yıllar önce dünyaya ilan edilen bir karanlık projenin sonuçlarıdır. Bu projelerin amacı, İsrail’e bir güvenlik kuşağı oluşturmak için çevresinde bölünmüş, zayıflatılmış, istikrarsız hale getirilmiş ülkeler yaratmaktır. Irak böyle parçalanmıştır. Suriye böyle felç edilmiştir. Libya böyle yıkılmıştır. Ve bugün Filistin de böyle yok edilmektedir.

    Aslına bakarsanız, Sevr’den Büyük Ortadoğu Projesi’ne uzanan stratejilerin sonuçlardır bunlar. Sorarım size, bu insanlık suçuna sebep olan Büyük Ortadoğu Projesi’ni sahiplenenlerin, bu konuda söz etmeye yüzleri ya da hakları olabilir mi? Olsa olsa, alet oldukları bu emperyal plan ve onun doğurduğu sonuçlardan mahcubiyet duyuyor olmaları gerekir. Sorarım size; İsrail mezalimi devam ederken, çocukların, sivillerin üzerine yağan bombalara rağmen, Amerikan doları sevdaları yüzünden, ticarete devam edenler kimlerdir?

    Ticareti kestik yalanlarının ardından, daha birkaç hafta önce yeniden ‘Ticareti şimdi tamamen kestik’ diyerek, kirli tabloyu açık edenler kimlerdir? Hakkın ve hakikatin yanında olmak, öncelikle dürüst olmayı gerektirir. Kapalı kapılar ardında işler çevirip, sonra da mazlumun yanındayım rolleri kesmek en az bu suçları işleyenler kadar kişiye sorumluluk yükler.”

    “TÜRKİYE’NİN HAVADAN İNSANİ YARDIM YAPACAK KUVVETİ Mİ YOKTUR”

    “Sözlerime başlarken belirttiğim gibi, 24 ayda 8 kınama. Yani ortalama üç ayda bir kınama yapmışız. Ama Lahey’de Netanyahu’ya dava açan, neredeyse çeyrek asırdır AK Parti’nin yönettiği Türkiye Cumhuriyeti değil, Güney Afrika Cumhuriyeti olmuştur. Bu davayı açabilecek hukukçumuz mu yoktu? Yoksa Dışişleri Bakanlığı, bu konuyla ilgilenemeyecek kadar meşgul müydü? Gazze üzerine havadan yardım malzemeleri bırakıldı. Masumiyetleri ne kadar şüpheli olursa olsun, bu operasyonu da Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün, Fransa, Almanya, İtalya ve İspanya gibi ülkeler yaptı. Soruyorum, uçaklara düşkün olduğunu bildiğim iktidara soruyorum. Türkiye 25 yılda bu imkanı edinememiş midir?

    Türkiye’nin havadan insani yardım yapacak kuvveti mi yoktur? Yoksa onu yönetenlerin bunu yapmaya niyeti mi yoktur? Merak etmeyin, ‘Mehmetçik Gazze’ye’ sloganı atacak değilim. Çünkü ben, Türk evlatlarının canını, kelle hesabıyla değerlendirebilecek bir akla ve ruha sahip değilim. Ve kimse kusura bakmasın, tarihe hiçbir vicdan borcu olmayan, elinden gelenin fazlasıyla mazlumların yanında olmayı en zor anlarında dahi bilmiş şerefli Türk milletinin sıradan bir ferdiyim.

    Bu sebeple, ‘Önce Türk çocuklarının canı’ diyebilecek kadar da şuur ve idrak sahibiyim. Ben, İsrail’e giden demir-çelik konteynırlarının faturası üzerindeki İsrail’i silip, yerine Filistin yazan utanmazlığın son bulmasını istiyorum. Ben, ümmetin lideri diye meydan meydan gezenlerin, varil başına alınan komisyondan utanmasını istiyorum. Sadece söz söyleyerek bu vicdan yükünden kurtulamazsınız. Görüyorum ki, akıp giden hayata camdan sarayından, Vahdettin Köşkü’nden donanma selamlayarak bakan liderin vizyonu ile Türk milletine bir Türk olarak bakmayı unutmuş haldesiniz.”

    “NETANYAHU’NUN DİLİNDEN KONUŞAN VE TÜRKİYE’Yİ TEHDİT EDENLER VAR”

    “Bugün burada Gazze’yi konuşurken, karşımda sözde Terörsüz Türkiye komisyonu üyeleri var.  Sözde iç cephenin mensupları var. Ve onlar arasında, ‘Türkiye Gazze’ye döner’ diyen Netanyahu’nun dilinden konuşan ve Türkiye’yi tehdit edenler var. Bu coğrafyada bin yıllık varlığımızı sürdürmemizin yegane dayanağının milli kimliğimiz olduğunu bile bile, onu aşındırmak için vatandaşlık tanımı üzerinden tartışılmazlarımızı tartışma masasına yatırmak isteyenler var.

    Bunları unutmadığımızı ve unutmayacağımızı bilin istiyorum. Bu meşum zihniyetle Türkiye’ye ‘birlik, dayanışma ve demokrasi’ getirileceğini zannetmek ne büyük bir aymazlıktır! 50 yıldır bu vatanın 40 bin evladının canına mal olmuş terörün, bütün Ortadoğu’nun Gazzeleşmesi projesinin bir aparatı olduğunu biliyoruz. Bunu unutmanız ne büyük bir aymazlıktır.”

    “BARIŞ SOYSUZ BİR GÜVERCİN DEĞİLDİR Kİ HER DALA KONSUN”

    “Bugün bu oturuma ön ayak olanlara da bir kere daha şunu hatırlatmak isterim: Terör örgütü ve onların uzantılarının ‘Barış’ gibi güzel bir kelime ile maskelemeye çalıştıkları şey aslında ‘ihanet’leridir. Yaşama geçirmek istedikleri 2.Sevr sürecidir. Sevr’in tam ismi nedir? Sevr Barış antlaşması. 100 yıl evvel yırtıp parçaladığımız buydu. Bugün ‘barış’ adı altında bir kez daha dayatılan ‘ihanet’ 100 yıl evvelki ihanetin yeniden sahneye konmasıdır. Milletimizin 100 yıl evvel Kuvva ruhuyla söylediğini, milletimizle birlikte bugün biz söylüyoruz. Barış soysuz bir güvercin değildir ki her dala konsun.

    Parçalanma, yok edilme projelerinizi bize barış diye süsleyip sunamazsınız diyoruz. Bilin istiyoruz ki, ilkinde kandıramadığınız, bölemediğiniz bu aziz milleti, 100 yıl sonra bugün de kandıramayacaksınız, bölemeyeceksiniz. Çünkü biz varız, biz buradayız. Ben, gerçek ve tek efendinin Türk milleti olduğunu öğreneceğiniz günün çok ama çok yakın olduğunu hatırlatmak istiyorum. Ben, Türk milletinin tarihi ve insani vasıflarıyla, bu büyük insanlık rezaletini sona erdirecek süreci başlatacak güce ve iradeye sahip olduğunu biliyorum. 103 yıl önce Büyük Taarruz emrini veren işte o iradeydi. O iradenin karargahı da bu Meclis’ti.  Bunu unutmayan Türk milletinin Zafer Bayramı kutlu olsun.”

  • Asgari ücretin güncellenmesine ilişkin öneri reddedildi

    Asgari ücretin güncellenmesine ilişkin öneri reddedildi

    İYİ Parti’nin asgari ücretin güncellenmesine ilişkin verdiği araştırma önerisi TBMM Genel Kurulu’nda reddedildi. İYİ Parti Samsun Milletvekili Erhan Usta, “Yapılması gereken şey Asgari Ücret Tespit Komisyonu mutlak surette değiştirilmesidir. Asgari Ücret Tespit Komisyonunda asgari ücretli yok. Ücret artışlarına baz teşkil edecek objektif bir kriter olmalı, o da nominal millî gelir büyümesidir yani enflasyonlu ve büyümeli millî gelirdeki artış neyse, asgari ücretin bir defa onun altında olmaması gerekir” dedi.

    Türkiye'de her iki çalışandan biri asgari ücretli - Turkish Post

    TBMM Genel Kurulu’nda İYİ Parti’nin verdiği asgari ücretin yaygın bir ücret olduğu düşünülerek güncellenmesi, konunun tüm boyutlarıyla araştırılarak sorunların çözümüne yönelik alınabilecek tedbirlerin ve yapılabilecek düzenlemelerin belirlenmesi amacıyla verdiği araştırma önergesi AKP ve MHP’li milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.

    Önergenin gerekçesini açıklamak üzere söz alan İYİ Parti Samsun Milletvekili Erhan Usta, şöyle konuştu:

    “Amerika’da yüzde 1 asgari ücretlilerin toplam ücretliler içerisindeki payı, Avrupa Birliği ülkelerinin önemli bir kısmında yüzde 4 civarında, ortalaması yüzde 9 civarında ama bizde yüzde 42. Asgari ücretin bir tık üzerinde ücret alanların toplam içerisindeki payı da yüzde 50’yi buluyor. Birleşik Kamu-İş açlık sınırını açıkladı, haziran ayı açlık sınırı 27 bin 415 lira olarak açıklandı. Asgari ücret, açlık sınırının bugün itibarıyla eğer güncelleme olmazsa bu fark daha da açılacak- itibarıyla 5 bin 310 lira altında.

    İYİ Parti Grubu olarak yılbaşında asgari ücret için hükümetten talebimiz 28 bin liraydı. Kendimizle tutarlı olarak bu 28 bin lirayı alıyoruz, yüzde 21’den 29’da 8 puanlık bir artış var; bunu 28 bin liralık talebimizin üzerine koyduğumuzda bizim bugün için hükümetten beklentimiz asgari ücretin 29 bin 850 liraya çıkartılmasıdır. Emin olun, bu, sorunları falan çözecek değil ama en azından bir miktar yani asgari ücreti açlık sınırının altında bir noktaya getirebiliriz ama bu rakam bile aralık ayına geldiğinde açlık sınırının büyük ölçüde altında kalacak. Enflasyonun birçok belirleyicisi var. Bugün Türkiye’de yaşadığımız enflasyonun belirleyicisi yani bu düşük kesimlerin taleplerinin güçlü olmasından değil. Yahu, açlık sınırının altındaki bir insanın ne talebi olabilir zaten yani öldürecek miyiz insanları enflasyonu düşüreceğiz diye?

    AKP uyguladığı bütün hatalı politikaların bedelini ya emekliye ödetiyor ya asgari ücretliye ödetiyor ya da memura ödetiyor. Yapılması gereken şey Asgari Ücret Tespit Komisyonu mutlak surette değiştirilmesidir. Asgari Ücret Tespit Komisyonunda asgari ücretli yok. Asgari ücretlinin mutlak surette orada olması lazım. Ücret artışlarına baz teşkil edecek objektif bir kriter olmalı, o da nominal millî gelir büyümesidir yani enflasyonlu ve büyümeli millî gelirdeki artış neyse, asgari ücretin bir defa onun altında olmaması gerekir.”

    ÖZDAĞ: “İKTİDAR YANDAŞ MÜTEAHHİTLERE MEMURA YAPMIŞ OLDUĞU ZAMMIN 6 KATINI VERMİŞ”

    Yeni Yol Grubu Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ ise asgari ücretli, emekli ve memura yapılan zamların “yandaş” müteahhitlerin işlettiği otoyolların ücretlerine yapılan zamların altında kaldığına dikkat çekerek şunları söyledi:

    “Şahsım iktidarı, sebep olduğu ve Türk halkına yaşattığı tüm krizlerin faturasını her zaman olduğu gibi çalışana ve emekliye ödetmeye yemin etmiş gibi davranıyor. Bu yılın başında işçi ve BAĞ-KUR emeklilerine güya fahiş bir zam yaptıklarını açıklamışlardı. AK Parti iktidarının kurtarıcı Ekonomi Bakanı ve lideri bu oranlarla gurur duyan açıklamalarla milletimizle alay etmeyi de ihmal etmemişlerdi. En düşük emekli maaşını 12 bin 500 liradan 14 bin 468 TL gibi muazzam bir miktara yükseltmişlerdi!

    Asgari ücretliye yüzde 30, emekliye yüzde 15, memura güya yüzde 11,54 zam yapan AK Parti iktidarı, mesela yandaş müteahhitlerin işlettiği hazine garantili Kuzey Marmara Otoyolu’na ne kadar zam yapmış olabilir? Söyleyeyim: Tam yüzde 65 oranında yani neredeyse memura yapmış olduğu zammın 6 katını vermiş. Bunun akılla, vicdanla ve devlet idaresiyle ne alakası var? Bu tam olarak ‘Bizler yandaşlarımızla, akraba efradımızla bir güzel yedik, içtik, siz sofrayı kaldırın ve hesabı da ödeyin’ demenin AK Parti’cesi olsa gerek. TÜİK neye ve kime göre bulduğu belli olmayan enflasyon rakamlarıyla zaten milletin cebindeki parayı, maaşını, sofrasındaki ekmeği çalan bir canavar gibi davranmaktadır. Bakınız, normal bir hukuk devletinde bu işlere imza atanlar ağır cezada yargılanır ve iktidar değiştiğinde de hukuk yeri geldiğinde bunların hesabını mutlaka soracaktır.”

    SARI: “SİZİ O KOLTUKLARDAN İTTİRİP HALKIN İKTİDARINI HEP BİRLİKTE KORUYACAĞIZ”

    İktidarın ilk dönemi ve günümüzün alım gücünü karşılaştıran CHP Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı da asgari ücretlinin alışveriş yaparken boynu bükük kaldığını belirterek asgari ücret politikasına şu sözlerle tepki gösterdi:

    “Türkiye’nin dört bir köşesinde milyonlarca asgari ücretli bu Meclis’ten gelecek güzel bir haberi bekliyor, vermiş olduğunuz sözü tutmanızı bekliyor. Açlık sınırı karşısında asgari ücret erimiş durumda. Alım gücü üzerinden, sizin üç harfli marketlerdeki dana kıyma üzerinden baktığımızda 52,5 kilogram kıyma alabiliyorken bugün 43,5 kilogram kıyma alabiliyor; 8,5 kilogram kıyma kayboldu. Çeyrek altın üzerinden baktığımızda 4,5 çeyrek altın alınabiliyorken şu anda 3 çeyrek altına düşmüş durumda. Asgari ücrete acilen ara zam verilmesi ve güncellenmesi gerekmekte. Siz bunu görmüyor, duymuyor, nedense de sermayenin yanındaki tavrınızdan vazgeçmiyorsunuz. Biz vatandaşımızın, halkımızın, milletimizin yanındayız; sizin karşınızda da bu anlamda mücadele etmeye devam edeceğiz.

    Bugün asgari ücretli kirasını öderken, evine market alışverişi yaparken, pazara çıkarken ne yazık ki boynu bükük çıkıyor, evin kapısını çaldığında ‘Çocuğumla karşı karşıya kalacağım’ diye korkuyla evinin kapısına geliyor. Ev kiraları olmuş 10 bin lira, 15 bin lira. Temel gıdalara bakacak olursak, bir kişinin aylık masrafı 7 bin 500 lira; marketiydi, pazarıydı, giderleriydi… Elektrik, su, doğal gaz, bu masraflardan haberiniz yok, anlıyorum, sizin koltuklarınız çok rahat, çok konforlu, yandaşlarınız size destek oluyor, siz refah, bolluk içindesiniz ama ülkenin büyük bir çoğunluğu açlık ve yoksullukla boğuşuyor; bunu görmek zorundasınız. Asgari ücretlimize, çalışanımıza, emeklimize destek olmak zorundasınız. Siz bunu yapana kadar biz mücadele edeceğiz. Sizi o koltuklardan ittirip halkın iktidarını hep birlikte koruyacağız.”

  • Dervişoğlu, Emniyet güçlerine seslendi: ‘Pişmanlık duyacağınız şeylerden uzak durun!’

    Dervişoğlu, Emniyet güçlerine seslendi: ‘Pişmanlık duyacağınız şeylerden uzak durun!’

    Meclis’teki grup toplantısında konuşan İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu, iktidara seslenerek “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin vatandaşları, bir şeye itiraz ediyorlar. Bu ne ola ki diye kendine soruyor musun? Hep söyledim, söylemeye de devam edeceğim. Krizle geldiler, OHAL’le yerleştiler, kaosla kalmak istiyorlar” dedi. Dervişoğlu, eylemcilere orantısız güç kullanan polislere de seslendi.

    İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM’deki haftalık grup toplantısında partililerine seslendi.

    İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasını eleştiren ve AKP iktidarına seslenen Dervişoğlu, “Ekrem İmamoğlu gözaltındayken yaptığı açıklamaların, aynılarını Ergenekon-Balyoz kumpaslarında da yapıyordu. Hatta ben bu davanın savcısıyım diyordu. Devletin tapusu hiç kimsede değildir. Gizli tanıklar, farazi ifadeler… Ne kadar tanıdık değil mi?” dedi.

    “BİRİLERİ SUÇ İŞLEDİ Mİ İŞLEMEDİ Mİ? YARGININ KONUSUDUR”

    “Ellerinde teknik dinleme, fiziki takip, kayyum, yargı kolluk ne ararsan tüm yetkiler var. Ama gel gör ki bir hesap kesmek için gizli tanıklardan medet umuluyor” diyen İYİ Parti lideri şöyle devam etti:

    “Ben de söylüyorum; şuradan, buradan, şöyle böyle yolsuzluk yapıldığı, teftişin, soruşturmanın konusudur. Birileri suç işledi mi işlemedi mi? Yargının konusudur.”

    GENÇLİĞİNİZİN HEYECANI VE DEVLET GÖREVİNİN VERDİĞİ ÖZGÜVENLE…”

    Yurdun dört bir yanına yayılan “İmamoğlu” eylemlerinde, uyguladıkları orantısız şiddet ile eleştirilen polislere de seslenen Dervişoğlu, “Emniyet güçlerimize sesleniyorum; gençliğinizin heyecanı, rozetlerinizin gücü ve devlet görevinin verdiği özgüvenle ileride pişmanlık duyacağınız şeylerden uzak durun. Mukaddes görevinizi, üniformanızı kendilerini devlet zannedenlerin kibrine ve hırsına lekeletmeyin” diye konuştu.

    EMNİYET’E SESLENDİ

    * Emniyet güçlerimize sesleniyorum; gençliğinizin heyecanı, rozetlerinizin gücü ve devlet görevinin verdiği özgüvenle ileride pişmanlık duyacağınız şeylerden uzak durun. Mukaddes görevinizi, üniformanızı kendilerini devlet zannedenlerin kibrine ve hırsına lekeletmeyin.

    “YARGIYI SOPA ETTİLER”

    * Hatırlayın, çok uzun zaman geçmedi, o karanlık günler hafızalarımızda. “Silivri soğuktur” sözü bizlere o günlerden yadigar. Kumpasla, pusuyla, kaosla abad olduklarını zannedenleri hatırlayın. Onlar da kendilerini güçlü, güçlü oldukları için de haklı zannediyorlardı. Kanunlar yaptılar, mevcudu kendilerine yonttular, yargıyı sopa ettiler. Pis ellerini, hayasız niyetlerini şerefli Türk ordumuza kadar uzattılar.

    “GİZLİ TANIK” TEPKİSİ

    * Ekrem İmamoğlu gözaltındayken yaptığı açıklamaların, aynılarını Ergenekon-Balyoz kumpaslarında da yapıyordu. Hatta ben bu davanın savcısıyım diyordu. Devletin tapusu hiç kimsede değildir. Gizli tanıklar, farazi ifadeler… Ne kadar tanıdık değil mi?

    * Diyorlar ki yarın yolsuzluk çıkarsa ne diyeceksin? Bu soruyu yolsuzlukla iktidarda kalanlar soruyor. Ben de onlara soruyorum, Onlarca müfettiş gitmiş, 1300 tane teftiş yapılmış, bu teftişlerden hiçbir şey çıkmamış, dahası, ellerinde teknik dinleme, fiziki takip, kayyum, yargı kolluk ne ararsan tüm yetkiler var. Ama gel gör ki bir hesap kesmek için gizli tanıklardan medet umuluyor. Ben de söylüyorum; şuradan, buradan, şöyle böyle yolsuzluk yapıldığı, teftişin, soruşturmanın konusudur. Birileri suç işledi mi işlemedi mi? Yargının konusudur.

    * Bu inanç ve düşüncelerle Mübarek Kadir Gecemizi tebrik ediyor, bayram tadında bayramlar diliyor, hepinizi en içten dileklerimle, sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

  • İYİ Parti’den Saraçhane kararı…

    İYİ Parti’den Saraçhane kararı…

    İYİ Parti İstanbul İl Başkanlığı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na destek olmak için Saraçhane’ye çıkacaklarını duyurdu.

    İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu‘nun gözaltına alınmasının ardından yurt genelinde tepkiler sürüyor.

    CHP’nin Saraçhane çağrısına İYİ Parti’den de destek geldi.

    “EN ÖN SAFLARDA OLMAYA DAVET EDİYORUZ”

    İstanbul İl Başkanlığı’ndan şu açıklama yapıldı:

    “Demokrasiye sahip çıkmak için bu akşam Saraçhane’deyiz! Hukukun üstünlüğü ve millet iradesi için iftardan sahura kadar sürecek demokrasi nöbetinde yerimizi alacağız.

    Tüm İstanbul teşkilatlarımızı İYİ Parti bayraklarımızla en ön saflarda olmaya, adalet ve demokrasi için güçlü bir ses vermeye davet ediyoruz!

    Tarih: 22 Mart

    Yer: Saraçhane

    Hep birlikte, demokrasi için nöbetteyiz!”

  • Müsavat Dervişoğlu, “İYİ NİYET EMARESİ GÖRMÜYORUM”

    Müsavat Dervişoğlu, “İYİ NİYET EMARESİ GÖRMÜYORUM”

    İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, terör örgütü PKK’nin lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısına ilişkin olarak, “Abdullah Öcalan çağrı yapmadı. Abdullah Öcalan’ın bir çağrı yapması istendi. Buradan anlaşılıyor ki replikleri başkası yazıyor” ifadelerini kullandı.

    İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, terör örgütü PKK’nin lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısının ardından yaşanan gelişmelere ilişkin olarak, “Uygulanmak istenen bir şey var. Roller dağıtılmış, replikler hazırlanmış, zamanlama planlanmış. Adeta bir set kuruldu. Dolayısıyla herkes zamanı geldiğinde kendi rolünü oynuyor.  Bir film setindeymişim gibi hissediyorum kendimi. Bu kadar insan birbirine bu denli komplimanlar yapıyorlarsa, belli ki aynı senaryonun bir parçası ve hazırlanmış replikleri okuyorlardır. Böyle sıkı fıkı ilişkilerde biliyorsunuz set aşkları doğar. Ben bunun süreç aşkları olarak tanımlanmasını ve siyasetten ziyade magazin konusu olmasını arzuluyorum” dedi.

    İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Sözcü TV’de katıldığı programda, terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısına ilişkin olarak, “Abdullah Öcalan çağrı yapmadı. Abdullah Öcalan’ın bir çağrı yapması istendi. Buradan anlaşılıyor ki replikleri başkası yazıyor” dedi.

    “ZELENSKİY’E YAPILANIN KAPI ARKASINDA BİZE YAPILMIŞ OLMASINDAN ENDİŞELENİYORUM”

    ABD Başkanı Donald Trump ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy arasında Beyaz Saray’da yaşananlara işaret eden Dervişoğlu, “Emperyal güçlerin hedef tahtasına koyduğu ülkeleri ve onları yönetenleri kuşattıklarına dair ciddi endişeler taşıyorum. Zelenskiy’e Beyaz Saray’da yapılanlar herkesin malumudur. Zelenskiy’e aleni biçimde yapılanın kapı arkasında bize yapılmış olması endişesini bile taşıyorum” dedi.

    “BU TOPRAKLARIN YABANCISI OLMADIĞINI ONLARA İSPAT ETMEK ZOR BİR ŞEY Mİ?”

    Barış içinde yaşamayı herkesin isteyeceğini dile getiren Dervişoğlu, “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Yaklaşık yarım asırdır Türkiye’ye bela olmuş bir terör örgütünün kurucusu ve İmralı’da ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edilmiş terörist başıyla çözülecek süreç değildir. Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında birtakım rollerin yüklendiğini, repliklerin hazırlandığını, kimin ne zaman, neyi söyleyeceğini planlandığını ve bütün bunları düşünceden eyleme dönüştürecek takvimin ayarlandığı kanaatini taşıyorum. İmralı canisinin yol göstericiliğinde tasarlanmış hiçbir plana ve projeye inanmam. Öncelikle, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin konuyla ilgili sorunların çözümüne yönelik doğru adımlar atmasının yaşama geçirilmesi gerek… Söylemlerimiz yönüyle sanki toplumun bir kesimiyle karşılık oluşturuyoruz türünden kaygı yaratıyorlar. Bu yanlıştır. Türkiye’deki her sorunun odağına özne olarak Kürtlerin yerleştirilmiş olması halini kabullenemiyorum. Bir taraftan bu adımları atıyoruz, diğer taraftan kayyum uygulamalarına gidiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devletini yönetenlerin görevi, bu toplumda yaşayan insanların kendisini buraya ait hissetmesini temin etmektir. Bu ayrılıklardan ve farklılıklardan siyaseten beslenerek ondan netice almaya çalışmak değildir. Bu ülkede yaşayan insanların, bu toprakların yabancısı olmadığını onlara ispat etmek zor bir şey mi” ifadesini kullandı.

    “İYİ NİYET EMARESİ GÖRMÜYORUM”

    Erdoğan’ın sorunların çözümü için büyük fırsatlar yakaladığını vurgulayan Dervişoğlu, “25 yıldır iş başında bulunan iktidar, aidiyet duygusundan değil de farklılıklardan ve ayrılıklardan beslenmeye çalışırsa elbette ki sonuç böyle olacaktır. Bu sürecin içinde herhangi bir iyi niyet emaresi görmüyorum” dedi.

    Dervişoğlu, “İktidarın içinde Tayyip Erdoğan’a doğru yol gösterecek insanların olduğu kanaatini taşıyorum ama bu sistem Erdoğan’ı öyle bir hale getirdi ki, üzülerek ifade ediyorum Erdoğan’ın doğru şeyi dinlemeye tahammülü bile kalmadı” diye konuştu.

    “ANAYASAL HAMLELERİN YENİDEN HAYATA GEÇİRİLMESİ ARZULANIYOR”

    Cumhur İttifakı’nın geçmişte muhalefeti terörle yan yana durmakla suçladığı hatırlatılan Dervişoğlu, “O zaman terör örgütüyle ilişkilendirmek için sahte dokümanlar hazırlamaktan, montaj filmler yapmaktan geri durmayan hükümet, bugün kendi sınırlarında terör devletinin inşasını temin edebilecek yanlış adımlar atıyor. Türkiye kendi sınırında teröristan oluşturuyor. Dolayısıyla ne değişti sorusu çok açık ve net. O dönem kazanmak için o gerekiyordu, bu dönem kazanmak ve melun fikirleri yaşama geçirebilmek adına değiştirilmesi düşünülen anayasal hamlelerin yeniden hayata geçirilmesi arzulanıyor. Ve Tayyip Erdoğan bu vasattan, bu ülkeyi yönetebilecek tek kişi görüntüsüyle çıkmayı arzuluyor. Bu son derece tehlikeli bir şey” dedi.

    “İKTİDARLA BİRLİKTE MUHALEFETİ DE UYARMA İÇERİSİNDE OLUYORUM”

    Dervişoğlu, “Gazi meclisin böyle bir sürece aracı kılınmasını kabul etmediğim için iktidarla birlikte muhalefeti de uyarma ihtiyacı içerisinde oluyorum. TBMM ne yapacaktır? Elimizde anayasa var. Türkiye’nin bu zamana kadar tartışılmayan hangi sorunu vardır ki, konuşulmayan hangi problemi vardır ki? Türkiye’nin konuşulmayan ya da tartışılmayan soruları değil, çözülmeyen sorunları vardır” ifadesini kullandı.

    “BU UTANÇ, HÜKÜMETE YETER”

    Öcalan’ın “40 yıl önce Kürt’ün adı yoktu, bugün belediyeleri var” şeklindeki sözleri sorulan Dervişoğlu, “Bu neyle temin edilmiş? Terörle, cinayetle, şehitlerimizin katledilmesiyle. Terör faaliyetleriyle elde edilmiş. Ben dün doğmadım, benim çok sayıda Kürt arkadaşım da vardı. 40 yıl önce Kürt’ün adı bile yoktu demek, yaptığımız silahlı mücadeleyle bunu temin ettik anlamına geliyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin mahkemelerinde yargılanmış ve ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edilmiş birisinin, böylesine konularda siyasi öndere dönüştürülmüş olması hâli bile, eğer utanç aranıyorsa bu hükümete yeter” değerlendirmesini yaptı.

    “ÖCALAN’IN ÇIKARILMASINA YÖNELİK ADIMLAR ATILMASI MUHTEMELDİR”

    “Öcalan çıkarılır mı” sorusuna Dervişoğlu, “Her şey yapılmaya teşebbüs edilebilir. Erdoğan bu durum gündeme geldiğinde bunu cevapladı. ‘Öcalan’ı affedeceğimize dair birtakım iddialar var, adam çıkmak istemiyor’ dedi. Demek ki o kişiye çıkıp çıkmaması ile alakalı birtakım görüşler ifade edilmiş. Kendisi güvenliği için yaşamını İmralı’da sürdürmesinin daha uygun olacağını söylemiş. Ama demek ki birileri Öcalan’a ‘çıkmak istiyor musun?’ diye sormuş. Buna yönelik adımların atılması muhtemeldir. Çünkü son birkaç gündür umut hakkından bahsediliyor. Planlanan düzenlemelere İYİ Parti olarak karşı duruş sergileyeceğimizi ifade etmek isterim” yanıtını verdi.

    ”TBMM’NİN YETKİLERİ ARASINDA DEĞİLDİR”

    CHP’ye yönelik tepkisi sorulan Dervişoğlu, “Bu meselenin TBMM’de çözümünün aranması, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un durumdan vazife çıkarmasının gerektiğinin ifade edilmesi son derece mahsurlu cümlelerdir. Burada ne isteniyor? Türk kimliğinin, vatandaşlık tanımının, üniter devlet yapısının, milli devlet anlayışının sorgulanması TBMM’nin yetkileri arasında değildir. Bu yolda birtakım düzenlemelere gidelim yolunda adımlar atılacaksa şayet, bunlar bu mevcut melun planı masum hale getirmek üzere sevk edilmiş cümlelerdir. Muhalefet partileri ifadelerimi karşı duruş olarak değerlendirmesin. Muhalefet partisi deyince de sadece Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik beyanda bulunuyorum hissiyatı yaratılıyor. Bunu muhalefet statüsünde olan başka partilerin liderleri de söylüyor. Ben bütün olarak şunu söylüyorum; bu kötü gidişata dur diyebilmenin yolu vatandaşlık şuuruyla hareket edip, hangi siyasi partinin içerisinde olursak olalım, olumsuzluğa karşı direnç sergilemektir. Başka yolumuz yoktur. Adalet ve Kalkınma Partisi içinde de Cumhur İttifakı’nın içinde de kötü gidişatı tespit edecek ve o kötü gidişatı önleme arzusu içerisinde bulunan insanların varlığından haberdarım. Bu millet de haberdar olsun” dedi.

    “ROLLER DAĞITILMIŞ, REPLİKLER HAZIRLANMIŞ”

    Dervişoğlu, DEM Parti ile Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli arasındaki diyalogların anımsatılması üzerine, “Uygulanmak istenen bir şey var. Roller dağıtılmış, replikler hazırlanmış, zamanlama planlanmış. Adeta set kuruldu. Dolayısıyla herkes zamanı geldiğinde kendi rolünü oynuyor.  Bir film setindeymişim gibi hissediyorum kendimi. Bu kadar insan birbirine bu denli komplimanlar yapıyorlarsa, belli ki aynı senaryonun bir parçası ve hazırlanmış replikleri okuyorlardır. Böyle sıkı fıkı ilişkilerde biliyorsunuz set aşkları doğar. Ben bunun süreç aşkları olarak tanımlanmasını ve siyasetten ziyade magazin konusu olmasını arzuluyorum” ifadesini kullandı.

    Anayasa’ya göre Erdoğan’ın bir kez daha aday olamayacağını hatırlatan ve bu noktada iştahının kabartılmaması gerektiğini vurgulan Dervişoğlu, “Buna muhalefetin vesile olmasını içime sindiremiyorum” dedi.

    İYİ Parti’de yaşanan milletvekilleri istifalarını arınma ve özgürleşme olarak değerlendirdiklerini belirten Dervişoğlu, partisinin oylarında yükselme olduğunu ekledi.

  • Müsavat Dervişoğlu, Erdoğan’ın “kural, anayasa, kanun” tanımadığını belirtti…

    Müsavat Dervişoğlu, Erdoğan’ın “kural, anayasa, kanun” tanımadığını belirtti…

    İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin Meclis Grup toplantısında yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “kural, anayasa, kanun” tanımadığını belirterek “Erdoğan, bir daha seçilmeyi, ölene kadar seçilmeyi adım adım planlamaktadır” dedi.

    AKP Sözcüsü Ömer Çelik sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada Dervişoğlu’na yüklendi. Dervişoğlu’nun sözlerini “yakışıksız ve çirkin” olarak niteleyen Çelik, “Cumhurbaşkanımızın milli iradeye bağlılığını sorgulamak akıl dışı bir yaklaşımdır. İYİ Parti Genel Başkanı, gerçek bir siyasi cümle kurmak istiyorsa, ‘Allah’tan korkmadan, milletten utanmadan’ nitelemesini milli her türlü değeri çiğneyenlere ve ona destek vermiş olanlara söylemelidir” ifadelerine yer verdi.

    ‘VESAYET ODAĞI OLDUNUZ’

    Çelik’e sert tepki gösteren İYİ Parti Genel Sekreteri Uğur Poyraz, “Türk milletinin milli ve manevi ne kadar değeri varsa, pazarlık, siyaset veya seçim malzemesi yapanlara, şehit tabutunu kürsü yapıp konuşanlara, mitinglerde elinde Kuran’ı Kerim sallayanlara, teröristbaşını Meclis’e davet edenlere, depremde enkaz başında bekleyen acılı ailelere ‘kader planında var’ diyenlere söyledik. 22 yıllık iktidarınızda, üniformalı vesayetin yerini, ‘sivil vesayetiniz’ aldı. Önce FETÖ eliyle, ardından 15 Temmuz bahanesiyle ve son olarak, ucube sistemle, vesayet odağı oldunuz” ifadelerini kullandı.

    İYİ Parti TBMM Grup Başkanvekili Buğra Kavuncu da “Tek rahatsızlığınız, Erdoğan’ın tekrar aday olamamasını açık şekilde vurgulamış olmasıdır” tepkisini gösterdi.

    Cumhuriyet’e konuşan parti kurmayları, Dervişoğlu’nun söylemlerinin hem muhalif seçmen hem de AKP seçmeni tarafından karşılık bulduğunu söylüyor. Bu nedenle AKP kanadından hedef alınmaya devam edeceklerini ifade eden partililer, “İYİ Parti’yi geriletmek için siyasi operasyonların da yapılabileceğini vurguluyor.

    Kaynak: Cumhuriyet.com.tr

  • Tolga Akalın’dan İYİ Parti’yi karıştıracak iddia!

    Tolga Akalın’dan İYİ Parti’yi karıştıracak iddia!

    İYİ Parti’nin eski genel başkan yardımcısı Mehmet Tolga Akalın, “Meral Akşener 31 Mart’ta istifa edecekti, Erdoğan aradı, vazgeçirdi. Akşener, Erdoğan’ın talimat memurudur” iddiasında bulundu.

    Kürşad Zorlu’nun istifasıyla İYİ Parti içindeki tartışmalar devam ederken, eski İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve son kurultayda Genel Başkan Adayı olan Mehmet Tolga Akalın, çok konuşulucak iddialarda bulundu.

    Akalın 31 Mart gecesi yaşanan seçim hezimeti sonrası dönemin İYİ Parti lideri Meral Akşener’in, Erdoğan’dan gelen telefon sonrası ‘istifadan vazgeçtiğini’ iddia etti.

    Akalın ayrıca, yerel seçimler öncesinde Ankara özelinde CHP’yle yaptıkları seçim işbirliğini Türkiye geneline yaymaya hazırlandıkları sırada Meral Akşener’in kendilerine haber bile vermeden, “Tek başımıza seçime gireceğiz” açıklaması yaptığını anlattı.

    “AKŞENER, ERDOĞAN’IN TALİMAT MEMURUDUR”

    Tolga Akalın, Halk TV‘de açıklamalarda bulundu.

    Tolga Akalın, şöyle konuştu:

    “Erdoğan’ın siyasi başarının temeli muhalefetini dönüştürmesinden gelir. Meral Akşener artık siyasetçi olma vasfını yitirmiştir. Meral Akşener 31 Mart gecesi istifa edecekti. O gece saat 00.00’da İYİ Parti Genel Merkezi’nde bir basın açıklaması yapılacaktı. Ancak Erdoğan’dan gelen bir telefonla; Erdoğan’ın talep, rica, talimatıyla adına ne derseniz deyin, Meral Akşener istifa etmekten vazgeçti. Akşener, Erdoğan’ın talimat memurudur. Meral Akşener artık siyasetin değil tarihin konusudur.”

    81 İLDE ‘ÖZÜ BAŞINA’ SEÇİME GİRME KARARI

    Tolga Akalın, Meral Akşener’in 31 Mart seçimlerindeki tavrıyla ilgili de ilginç açıklamalarda bulundu:

    Akalın, “Meral Akşenir’in ‘olur’uyla Mansur Yavaş’la görüştük, CHP’yle görüştük; anlaştık. Ankara’daki modeli Türkiye geneline yayacaktık. Herşey tamamdı. Sayın Akşener, pazartesi günü bu konuyla ilgili Genel Merkeze gelip bizimle görüşecekti. Kendisine bilgi de verilmişti. Ancak hasta oldu, gelmedi. Salı günü de gitti Uşak’ta, ’81 ilde tek başımıza seçime giriyoruz’ dedi” diye konuştu.

    KÜRŞAD ZORLU’NUN İSTİFASI

    Akalın, Kürşad Zorlu’nun istifasına ilişkin ise “Kürşad Zorlu ile 10 gün önce konuştum, böyle bir şey yok diyordu. Bana göre, İYİ Parti’den istifa edeceğini kendi de son anda öğrendi. Bana göre, kendi de şaşırdı. İYİ Parti çözülüyor, İYİ Parti yok oluyor” dedi.

    ESMA BEKAR’DAN YALANLAMA

    Meral Akşener’in Özel Kalem Müdürü Esma Bekar, programa gönderdiği mesajda “31 Mart gecesi Cumhurbaşkanı ile bir telefon görüşmesi olmamıştır. HTS kayıtlarına bakılabilir” ifadelerini kullandı.

  • Mustafa Bıyık İYİ Parti’den istifa etmişti ‘Belediye başkanı CHP’ye katılacak’

    Mustafa Bıyık İYİ Parti’den istifa etmişti ‘Belediye başkanı CHP’ye katılacak’

    İYİ Parti’den istifa eden Trabzon Yomra Belediye Başkanı Mustafa Bıyık’ın yarın CHP’ye katılacağı iddia edildi.

    İYİ Parti’den istifa eden Trabzon Yomra Belediye Başkanı Mustafa Bıyık‘ın yarın CHP‘ye katılacağı öne sürüldü.

    Gazeteci İsmail Saymaz’ın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi:

    İyi Parti’den ayrılan Trabzon Yomra Belediye Başkanı Mustafa Bıyık, yarın CHP’ye katılıyor.

    İmamoğlu’na yakınlığıyla bilinen Bıyık, 2019’da Millet İttifakı’nın ortak adayı olarak, 2024’te CHP desteğiyle seçilmişti.

    Bıyık’la birlikte CHP’nin Trabzon’da belediye sayısı üçe çıkacak.”

  • AREA Araştırma, yeni kamuoyu anket sonuçlarını açıkladı

    AREA Araştırma, yeni kamuoyu anket sonuçlarını açıkladı

    AREA Araştırma, yeni kamuoyu anket sonuçlarını açıkladı. Ankette CHP’nin AKP’yi yüzde 0,1 puan ile geçtiği görüldü. Eylül ayında oy oranını en çok artıran parti ise İYİ Parti oldu. İşte dikkat çeken sonuçlar…

    Son ankette sürpriz sonuç: Birinci parti değişmedi, oy oranını en çok artıran parti hangisi?

    AREA Araştırma, 20-27 Ekim arasında gerçekleştirdiği ‘2028 Türkiye Seçim Anketi’ sonuçlarını paylaştı. 3 bin 700 kişinin katıldığı ankette sonuçlar dikkat çekti.

    CHP’nin AKP’den çok az bir oy farkıyla önde olduğu görüldü. CHP’nin oy oranı yüzde 30,1 olurken, AKP’nin oy oranı 30,0 olarak kayıtlara geçti.

    EYLÜL ANKETİNDE DURUM NASILDI?

    AREA’nın eylül ayı anketinde sonuçlar şöyle olmuştu:

    CHP yüzde 34,5, AKP yüzde 28, MHP yüzde 10,2, DEM yüzde 9,8, İYİ Parti yüzde 5,3, Zafer Partisi yüzde 4,3, YRP yüzde 4, TİP yüzde 2,8, diğer yüzde 1,2.

    İYİ PARTİ YÜKSELİŞE GEÇTİ

    Son ankette bir diğer dikkat çeken detay ise İYİ Parti’nin oy oranlarında ciddi artış olması…

    Eylül ayında yüzde 5,3 oy oranına sahip olan İYİ Parti, ekim ayında oy oranını yüzde 8,3’e çıkardı ve eylül ayında en fazla yükseliş gösteren parti oldu.

    Son ankette oy oranları şöyle oldu:

    • CHP yüzde 30,1
    • AKP yüzde 30,0
    • DEM Parti yüzde 9,5
    • İYİ Parti yüzde 8,3
    • MHP yüzde 7,7
    • Zafer Partisi yüzde 6,6
    • Yeniden Refah Partisi yüzde 4,2
    • TİP yüzde 1,5
    • Diğer yüzde 2,3