Etiket: itiraf

  • Nevzat Bahtiyar’ın avukatından flaş iddia!

    Nevzat Bahtiyar’ın avukatından flaş iddia!

    Nevzat Bahtiyar’ın avukatı Ali Eryılmaz, Yüksel Güran’ın Salim Güran’ı suçladığını iddia etti. Eryılmaz “Ya bir itiraf gelecek ya da birbirlerini suçlamaya başlayacaklar. İlk suçlama da geldi. Yüksel “Salim yaptı” dedi” ifadelerini kullandı.

    Diyarbakır’ın merkez Bağlar ilçesinin Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos’ta kaybolan 8 Eylül’de Eğertutmaz Deresi’nde cansız bedenine ulaşılan Narin Güran cinayetine ilişkin belirsizlik sürüyor.

    Davanın son duruşmasında Diyarbakır 8 Ağır Ceza Mahkemesi anne Yüksel Güran, amca Salim Güran ve ağabey Enes Güran’a iştirak halinde kasten öldürmekten ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi.

    Cesedi dere yatağına saklayan Nevzat Bahtiyar ise 4 yıl 6 ay hapis cezası aldı.

    NEVZAT BAHTİYAR’IN AVUKATINDAN ‘YÜKSEL GÜRAN’ İDDİASI

    Nevzat Bahtiyar’ın avukatı Ali Eryılmaz’dan dikkat çeken bir iddia gündeme geldi.

    Sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Eryılmaz, anne Yüksel Güran’ın suçlamada bulunduğunu öne sürdü ve “Az kaldı, görünen o ki ya bir itiraf gelecek ya da birbirlerini suçlamaya başlayacaklar. İlk suçlama da geldi. Yüksel “Salim yaptı” dedi. Hadi bakalım, söz sırası Salim’de” dedi.

    “CEZAEVİ ZİYARET TRAFİĞİNİ İZLESENİZ ANLAYACAKSINIZ”

    Bu paylaşımının ardından bir paylaşım daha yapan Eryılmaz, “Sadece izleyin, istinaftan önce neler değişecek. Bunları daha çok duyacaksınız. Cezaevi ziyaret trafiğini izleseniz anlayacaksınız” ifadelerini kullandı.

  • Narin Güran soruşturmasında yeni detaylar…

    Narin Güran soruşturmasında yeni detaylar…

    Diyarbakır’da kaybolduktan 19 gün sonra cansız bedenine ulaşılan 8 yaşındaki Narin Güran soruşturmasında Narin’i çuval içinde götürüp gömdüğünü itiraf eden Nevzat Bahtiyar’ın savcılıktaki ifadesi ortaya çıktı.

    Diyarbakır’da kayboluşundan 19 gün sonra cansız bedeni Eğertutmaz Deresi kenarında bir çuval içinde bulunan 8 yaşındaki Narin Güran’ın katledilmesine ilişkin soruşturma devam ediyor.

    Gözaltında çapraz sorguları yapılan Narin’in annesi Yüksel ile babası Arif Güran, ağabeyleri, amcası, halası ve yengesinin de aralarında bulunduğu şüpheli 22 kişi, bugün adliyeye sevk edildi.

    Öte yandanSabah’tan Halit Turan’ın haberine göre; hakim karşısında verdiği ifadede, Narin’i çuval içinde götürüp gömdüğünü itiraf eden ve ardından tutuklanan Nevzat Bahtiyar’ın savcılıktaki ifadesinin detayları ortaya çıktı.

    “ARACIMLA TAKİİP ETTİM”

    Bahtiyar, ifadesinde şunları söyledi:

    “Evimin önündeki ağaçları sularken Salim Güran, Narin’in babası Arif Güran’a ait evin bahçesinden bana seslendi. Onu aracımla takip ettim, evimden yaklaşık 50 metre uzaklıkta durdu. Bana aracının ön yolcu koltuğundaki battaniyeyi göstererek, ‘Ben Arif’in kızını öldürdüm’ dedi. Sağ işaret parmağı ile Eğertutmaz deresinin bulunduğu bölgeyi göstererek ‘Sen de bu cesedi alıp yok edeceksin, yoksa seni ve aileni öldürürüm’ diyerek tehdit etti.

    Bana ve aileme zarar vereceği korkusuyla teklifini kabul etmek zorunda kaldım. Bana mısır tarlalarının hasadını kaldırdıktan sonra da 200 bin lira para vereceğini söyledi.

    Olayın heyecanıyla Narin’i neden ve nasıl öldürdüğünü sormadım ve bilmiyorum. Ancak Tavşantepe Mahallesi’nde Salim Güran’ın, Narin’in annesi Yüksel Güran ve kendi amcasının eşi olan M.G. ile ilişkilerinin olduğu konuşuluyordu.

    Salim Güran’ın bu iki kadından biriyle yaşadığı cinsel ilişkiyi görmesi üzerine bu hususu anlatmasıyla toplum arasında dışlanacağı, itibarsızlaşacağı ve Güran ailesi içerisinde problemler yaşanacağından dolayı Narin’i öldürmek istemiş olabileceğini düşünüyorum.

    Ancak ben kendi gözlerimle Salim Güran’ın bu iki kadınla ilişki yaşadığını görmedim.

    “NARİN AHIRDA BİR ŞEY GÖRMÜŞ OLABİLİR”

    Narin’in babası Arif Güran’ın kardeşi Erhan Güran’ın oğlunun düğünü olacağından Tavşantepe Mahallesi’ndeki Güran ailesinin erkek bireylerinin büyük çoğunluğu düğün davetiyesi dağıtmak üzere mahalle dışına çıkmıştı.

    Salim Güran’ın böyle bir cinsel ilişki yaşamak için mahallede kalmış olabileceğini düşünüyorum.

    Salim Güran’ın olay günü bana ilk seslendiği yer Arif Güran’ın ahır olarak kullandığı yerin yanıydı. O yüzden belirttiğim bu ahır bölgesinde böyle bir cinsel ilişki yaşanmış olabilir.

    Bu sırada da Kuran kursundan dönen Narin’in patika yolu kullanıp evine gitmesi durumunda direkt karşısına çıkan ve ahır olarak kullanılan bu bölümde bir şeyler görmüş olabilir diye düşünüyorum.

    Ayrıca cesedinin terlikleriyle birlikte Salim Güran tarafından yanıma getirilmesi de evinin dışında öldürüldüğünü göstermektedir.”

  • Narin Güran cinayeti soruşturmasında ikinci tanığın ifadesi ortaya çıktı

    Narin Güran cinayeti soruşturmasında ikinci tanığın ifadesi ortaya çıktı

    Diyarbakır’da öldürülen 8 yaşındaki Narin Güran ile ilgili sır perdesi henüz aydınlatılamadı. Soruşturmada ifadesi alınan ikinci tanık amcanın olay günü tarlada olduğu iddiasını yalanladı ve “Olay günü Narin’in evinin orada gördüm” dedi. HTS kayıtlarında da amcanın, Narin’in kaybolduğu gün 1 saat 12 dakika içinde Antalya’da yaşayan bir kişiyi 5 kez aradığı anlaşıldı.

    Türkiye’yi sarsan Narin Güran cinayetinin organize bir şekilde işlenmiş olabileceği konusu tüm yönleriyle inceleniyor.

    Gözaltındaki 22 kişinin telefon görüşmeleri çözülürse Narin’in ölüm nedeni ve küçük kızı kimin öldürdüğü ortaya çıkacak.

    NTV’nin haberine göre; soruşturmada ikinci bir tanık olduğu ortaya çıktı.  Amca Salim Güran, jandarmadaki ifadesinde Narin’in kaybolduğu gün 18.50’de tarlada olduğunu iddia etmişti.

    Ancak tanık Mehmet Şevket Kaya, amcayı 18.30- 19.00 saatlerinde çocuğun evinin orada gördüğünü söyledi. Güran bu ifadeye “Öyle bir şey yok, yalan söylüyor” diye tepki gösterdi.

    Amcanın olay günü yaptığı telefon görüşmelerinde Antalya’dan bir kişiyle defalarca telefonda görüştüğü ortaya çıktı.

    OLAY GÜNÜ BİR KİŞİYİ 5 KEZ ARAMIŞ

    HTS kayıtlarında amcanın, Narin’in kaybolduğu gün 1 saat 12 dakika içinde Antalya’da yaşayan bir kişiyi 5 kez aradığı anlaşıldı. Ekipler bu arama kaydını araştırıyor.

    Uzmanlar Narin’in cansız bedenini dereye saklayan Nevzat Bahtiyar’ın bunu tek başına yapamayacağına dikkat çekiyor.

    Çuvalın üzerinde 5-6 büyük taş olduğu, bunları tek başına koyamayacağı belirtiliyor.

    Cinayetin organize olabileceği iddiası var. Tutuklu amca Salim Güran’ın da planlayıcı olma ihtimali değerlendiriliyor.

    ABLASININ ÖLÜMÜ MERCEK ALTINDA

    Soruşturmada başka bir gelişme de Narin’in 5 yıl önce ölen ablasıyla ilgili. Cumhuriyet savcılığı 5 yaşında ölen Tülin Güran ile ilgili inceleme başlattı.

    Çocuk, otopsi yapılmadan defnedilmişti. Savcılık, olay günü çocuğun kaldırıldığı hastaneye yazı yazdı, röntgen filmleri ve tüm tetkiklerin rapor olarak gönderilmesini istedi. Soruşturma kapsamında mezarın açılması da gündeme gelebilir.

  • Timur Soykan :Bir çocuk ve cehennem

    Timur Soykan :Bir çocuk ve cehennem

    Diyarbakır’da katledilen 8 yaşındaki Narin Güran’ın soruşturmasında yeni gelişmeler ve ihmaller gün yüzüne çıkıyor. Aydınlatılmayan onlarca soruya ise her geçen gün bir yenisi ekleniyor, yanıt ise verilmiyor.

    Narin Güran, 8 yaşındaydı. Diyarbakır’ın Bağlar İlçesi’ne bağlı Tavşantepe Mahallesi’nde annesi, babası ve 5 ağabeyi ile birlikte yaşıyordu. Babası çiftçiydi. Narin’in ağabeyleri okumamıştı o ise okumaya çok meraklıydı. 90 haneli 420 nüfuslu köydekilerin büyük çoğunluğu akraba. Narin’in köyde yaşayan 5 halası, 8 amcası, 5 teyzesi ve 2 dayısı var.

    Tavşantepe, Diyarbakır’ın merkezine ve Diyarbakır Havalimanı’na yakın bir noktada bulunuyor. Hem konumu hem de verimli tarım alanlarıyla değerli bir bölge. Köyün yakınındaki Eğertutmaz Deresi buradaki tarımı besliyor. İmar açısından da değerlenen bir bölge.

    Köye iki farklı yoldan giriş ve çıkış var.

    Tavşantepe’nin sosyolojik yapısı ise muhafazakar olarak tanımlanabilir. Köyde Hizbullah destekçisi, Hüda Par seçmeni bir grup var. Son genel seçimde AKP yüzde 60’ı aşan oy oranına sahip.

    SAAT 13.00 

    Narin 21 Ağustos 2024 Çarşamba günü öğle saatlerinde evindeydi. Yakın zamanda akrabalarının düğünü vardı ve annesine düğünde giymek için beyaz gelinlik aldırmıştı. Bu gelinliği denemişti. Annesinin hazırladığı yemeği yedikten sonra saat 13.00’te Kuran Kursu’na gitmek için çantasını hazırladı. Elif Ba’sı, eşarbı, defteri, kalemi çantasındaydı ve evlerinden çıktı.

    Narin’in kullandığı iki patika yol vardı, biri camiye diğeri ise okula ve okulun yanındaki amcası Salim Güran’ın evine gidiyordu.

    Narin, camiye giden patika yoldan aşağı indi. Cami, evlerinden sadece 200 metre uzaktaydı.

    SAAT 15.05 

    İmamın ifadesine göre; Narin saat 15.05’e kadar kurstaydı ve arkadaşlarıyla birlikte çıktı.

    SAAT 15.15 

    Narin’in son görüntüsü saat 15.15’te öğrencisi olduğu okulun güvenlik kamerasına yansıdı.  Bu görüntüde Narin 4 kuzeniyle yürüyor, sonra onlardan ayrılıp evine çıkan patika yola giriyor. İşte bu andan sonra Narin’den bir haber yok. Kayboluyor. Kamerada göründüğü son noktadan evi sadece 80 metre uzakta. Bu çevrede birisi tutuklanan amcası Salim Güran’a ait 10-15 ev var.

    Narin’in Kuran Kursu’nda taktığı yeşil eşarbın ise evlerinin merdivenlerinde bulunduğu öne sürüldü. Bu doğruysa Narin patikadan çıkıp eve kadar geldi ve ondan sonra kayboldu.

    Anne Yüksel Güran, “Ben uyumuştum, Narin eve geldi mi bilmiyorum. Duymamış olabilirim. Amcasının evinde kuzenleriyle oynadığını düşündüm” diyor.

    DHA’nın haberine göre; Narin’in halası Azize Kaya, “Narin, annesine aç olduğunu, yemek yedikten sonra kursa gideceğini, oradan da Mersin’den tatilden dönen amcasını özlediğini, ziyarete gideceği söyleyince annesi yemek verip gönderdi. Narin’in gidişi oldu, gelişi olmadı” diye konuştu.

    Bu noktada teyide muhtaç iki tanık ifadesi var. Bir kuzeninin saat 17.40’ta amcasının evine geldiğini kuzenleri evde olmadığı için gittiğini anlattığı iddia ediliyor. Köydeki 16 yaşındaki erkek çocuğun ise saat 18.00 civarında Narin’i cami yakınlarında gördüğünü söylediği öne sürülüyor.

    SAAT 17.00 

    Ailenin verdiği ifadelere göre; anne Yüksel Güran, saat 17.00 sıralarında bir oğluna Narin’i amcasının evinden getirmesini söyledi. Ancak Narin amcasının evinde değildi. Yine ailenin ve köylülerin ifadelerine göre; herkes Narin’i aramaya başladı ve bu arama saat 20.00’ye kadar devam etti, sonuç alınamadı.

    SAAT 20.00 

    Narin’in babası Arif Güran, köyün dışındaki Şehit Jandarma Uzman Onbaşı Bilal Dicle Gözetleme Noktası’na giderek Narin’in kayıp olduğunu bildirdi. Yani Narin’in okulun önünde patikaya saptığı andan 3 saat sonra resmi kayıp başvurusu yapıldı.

    Narin’in kaybolması medyada yer aldıktan sonra çok etkili bir arama çalışması başladı. Sadece Diyarbakır değil Ankara’dan özel cihazlarla gelen ekipler günlerce köy ve çevresindeki geniş alanda defalarca arama yaptı. Tüm evler, kuyular, dere yatağı arandı. Bu aramalara köyün muhtarı, Narin amcası Salim Güran da katılıyordu. Çoğu zaman profesyonel arama ekiplerine o yardımcı oluyordu ama çok tedirgin olması dikkat çekmişti.

    4. GÜN 

    Narin’i bulmak için başlayan aramaların dördüncü gününde patikadaki kayalıkların üzerinde kan lekesi tespit edildi. Bu kayalık Narin’in son kez görüldüğü okul önünden sadece 50 metre uzaklıktaydı. Narin’in evine ise 30 metre mesafedeydi. Bu kan lekeleri incelenmek üzere adli tıp kurumuna gönderildi. Ancak valilik, kan izlerinin köyde burnu kanayan bir çocuğa ait olduğunu duyurdu. Bu konuda halen kesinleşmiş bir bilgi yok. Soruşturmanın gizliliği için böyle bir açıklama yapılmış olabilir.

    8. GÜN 

    Narin ağabeyi, 18 yaşındaki E.G.’nin kolunda ısırık izleri tespit edildi. Gözaltına alınan E.G., adli tıp incelemesi için İstanbul’a götürüldü. Ancak inceleme sonucu izlerin Narin’e ait olmadığı yönünde rapor hazırlandı. E.G. ifadesinde kendisinin kolunu ısırarak izler bıraktığını söyledi. Ağabey serbest bırakıldı.

    12. GÜN 

    Narin’in amcası ve köyün muhtarı olan Salim Güran gözaltına alındı. Salim Güran’ın evi, Narin’in okulunun hemen yanındaydı. İddiaya göre; Güran ailesinin lideri olan Salim Güran, belinde silahla gezen, iktidara yakın olmasının nimetlerinden faydalanan güçlü bir isimdi. Onun çocukları Narin ile birlikte büyüyordu. Narin’in kaybolduğu saatlerde köyün içinden otomobiliyle çok hızlı şekilde geçtiği öne sürüldü.

    Salim Güran gözaltına alındığında beyaz Renault marka otomobilinde detaylı inceleme yapıldı. Arabanın ön koltuğunda ve bir battaniyede DNA incelemesi yapıldı. Narin’e ait DNA izleri bulundu. Salim Güran, cep telefonundaki tüm WhatsApp yazışmalarını ve arama kayıtlarını silmişti. Telefon incelemeye alındı. Salim Güran tutuklanarak cezaevine konuldu.

    KÖYDEKİ GİZEMLİ OLAYLAR

    Bu sırada köydeki gizemli olaylar ortaya çıktı. Narin’in engelli olan ablası 7 yıl önce ölmüştü. Merdivenlerden düştüğü söylenmişti ve otopsi yapılmadan toprağa verildiği öne sürüldü.

    2018 yılındaki bir haber de çok düşündürücüydü. Bu haber Hizbullah’a yakın olduğu iddia edilen Rehber isimli TV kanalında yayınlandı. Köyün girişinde polis kontrol noktası kurulmuştu ve 41 yıl köy muhtarı olan Mehmet Sadık Karaçoşan, polislerin kendilerine kötü davrandığını iddia ederek polis noktasının kaldırılmasını istiyordu. Karaçoşan “Bu polisler burada kalırsa cinayet olacak yani. Ben bunu biliyorum. Ya cami… Bırakmıyor biz namaza gidelim” demişti.

    AKP Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu, “Bizlerin bazen bilmediği bazen de bilip söylemememiz gereken şeyler var” diyerek aile ile yakın olduklarını anlattı. Bu sözler tepki çekti.

    Köydeki aramalar sırasında çok sık elektrik kesintileri yaşanması da dikkat çekiyordu.

    Narin bir şehirde değil, hepsi birbirine çok yakın evi, okulu, Kuran Kursu, amcasının evi arasındaki daracık alanda kaybolmuştu. Sadece 90 haneli köyde büyük bir gizem vardı.  Sessizlik şüpheleri büyütüyordu.

    19. GÜN 

    8 Eylül 2024 Pazar günü sabahı Narin cesedi bir çuvalın içinde Eğertutmaz Deresi’ndeki bir kuytuda bulundu. Evine sadece 1.5 kilometre uzaktaydı. Üzerine taşlar konulmuş, ağaç ve çalı parçalarıyla üzeri örtülmüştü. Çuvalın içinde Narin’in çantası, Kuran Kursu’na giderken çantasına koyduğu Elif Ba’sı, defteri, kalemi, terlikleri bulundu.

    İLK OTOPSİ RAPORU

    İlk tespitlere göre; sol bacağın diz kapağından itibaren koptuğu belirlendi. Ayrıca cesede ait olduğu değerlendirilen kaval kemiği çuvaldan çıkmıştı. Bacaktaki kopmanın nedeni İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndaki incelemelerden sonra ortaya çıkacak. 91 adet örnek inceleme için alındı. Cesette çürüme başladığı için kesin ölüm nedeni tespit edilemedi. Kesici-delici alet veya ateşli silah yaralanması, iç kanama bulgusu tespit edilemedi. Ancak boynunda izler olduğu, boğulmuş olabileceği öne sürüldü. Cesetteki çürüme nedeniyle ölüm zamanına ilişkin kesin bulguya ulaşılamadı.

    20. GÜN  

    Narin’in cesedinin bulunmasından birkaç saat sonra 9 Eylül 2024 sabahı jandarma ekipleri, tutuklu amca Salim Güran’ın evinin önünden geçti. Bu eve 80 metre uzakta inşaat halindeki binanın önünde durdular.

    Narin’in cenazesi bulunduktan sonra çevredeki kamera kayıtları incelenmiş ve kırmızı şahin arabanın bölgede 50 dakika beklediği belirlenmişti.

    Kapısını çaldıkları evde Nevzat Bahtiyar oturuyordu. Kapıyı açtığında çok tedirgindi. Narin’in cesedinin bulunduğunu duymuştu, itiraf etmeye karar vermişti. Jandarmalara “Cesedi ben sakladım” dedi. Küçük köydeki büyük karanlık aydınlanmaya başladı.

    Nevzat Bahtiyar Bağlar Jandarma Komutanlığı’na götürüldü ve burada sorgulandı. Onun ifadesine göre; Narin’in kaybolduğu gün şunlar yaşandı.

    Nevzat Bahtiyar, sık sık su kesintilerinden şikayetçiydi ve o gün köy muhtarı Salim Güran’ı arayıp çözüm bulmasını istemişti. Salim Güran arıza için yetkililerle konuşacağını söyledi.

    AİLE İYİ DÜŞÜN

    Nevzat Bahtiyar tam saat vermedi ama öğleden sonra kırmızı Tofaş Şahin marka otomobiliyle evinden çıktığını anlattı. Şöyle devam etti:

    “Benim evim ve muhtar Salim Güran’ın evi arasında yaklaşık 80-100 metre mesafe vardır. Ben evimden 23 AN 630 plakalı aracımla çıktım (Araç Elazığ plakalı). Sonra arkadan Renault 19 marka beyaz renkli ve 47 (Mardin) plakalı bir araçla Salim Güran’ın geldiğini gördüm. Bu yer mezarlıktan Tavşantepe Mahallesi’ne doğru çıkan parke döşeli köyün iç yolunda bana Salim Güran korna ve selektör yaptı. Ben de bana içme suyu ile ilgili bir şeyler söyleyeceğini düşünerek bekledim. Salim Güran aracından inerek benim aracıma doğru geldi. Ben de araçtan indim ve Salim Güran bana eliyle 47 plakalı aracın ön yolcu koltuğunda bulunan battaniye sarılı bir şeyi göstererek “Bunu yok edeceksin” dedi. Gösterdiği şeyin yanına yaklaştım ve bakınca battaniyeye sarılı vaziyette hareketsiz yatan bir insan olduğunu gördüm. Ben insan olduğunu anlayınca şaşırdım ve tereddüt ettim. Bu esnada Salim Güran bana hitaben “Aile iyi düşün, sana 200 bin TL para veririm” dedi.”

    Jandarma Nevzat Bahtiyar’a “Salim Güran size parayı verdi mi?” diye sordu. Nevzat Bahtiyar “Bana para vermedi. Cesedi çuvala koyarken bana mısırı hasat ettikten sonra vereceğini söyledi” diye yanıt verdi.

    BOYUN BÖLGESİNDE KIZARIKLIK

    Nevzat Bahtiyar ifadesine şöyle devam etti:

    “Cesedi gösterdiği esnada etrafımızda kimse yoktu. Bana hitaben “Aracında torba var mı” dedi. Ben de aracımın bagajından rengini hatırlamadığım bir çuval çıkartarak Salim Güran’a verdim. Battaniyeye sarılı çocuğu alıp, çuvalın içerisine birlikte koyduk. Bu esnada çocuğun üzerinde siyah tişört ve şort vardı. Üzerinde asılı küçük bir çanta vardı. Çocuğu torbaya koyduğumuz esnada sağ kulağının arkasında boyun bölgesinde bir kızarıklık vardı…”

    SOĞUKKANLILIKLA

    Nevzat Bahtiyar ve Salim Güran, Narin’i başı aşağı gelecek şekilde çuvalın içine koydu. Çocuğu Nevzat Bahtiyar’ın arabasının arka koltuğu önündeki ayak paspasının olduğu yere koydular. Salim Güran, “Eğertutmaz Deresi’ne doğru götür” diyerek orayı işaret etti. Nevzat Bahtiyar çocuğun cesedi arabadayken Villalar mevkiine doğru gitti. Arabayı derenin kenarında durdurdu. Bir süre çevrede çuvalın ağzını bağlamak için ip aradı. İfadesine şöyle devam etti:

    “İp bulamayınca çocuğun çantasının ipi aklıma geldi ve çantanın ipini sökerek çuvalın ağzını bağladım. Ağacın yanında çok derin olmayan bir yer buldum. Burada biraz su vardı… ‘Çuval birisi tarafından bulunur’ diye düşünerek üzerine bir taş koydum. Taşın büyüklüğü yaklaşık 15-20 kilo civarındaydı. Yanında da birer taş vardı. Üzerine çalı koymadım, çünkü üzeri kapanmıştı. Daha sonra buradan çıkarak aracıma bindim. Stabilize yoldan çıktıktan sonra baldızım Zeynep’in evine gittim. Bu esnada baldızım Zeynep ve üç tane kızı patlıcan doğruyordu. Oturdum bir çay içtim, 15-20 dakika sonra baldızımdan peynir aldım ve Tavşantepe Köyü’nde bulunan evime doğru gittim… Çarıklı Mahallesi’nde inşaat halindeki evin kapısında anahtarı unuttuğumu fark edince buraya gittim. “Gelmişken fayans işleri de vardı onları da halledeyim” dedim. Oğlum yanıma geldi onunla birlikte Tavşantepe’de mahallesi yolundan evimize gittik. Eve geldiğimizde saat yaklaşık 19.00 sıralarıydı. Köyde insan hareketliliği vardı. Kendi annem ve eşim de Narin Güran’ı arıyorlarmış bana söylediler. Ben hiçbir şey söylemedim. Evin içerisine girdiğimde namaz kıldım ve sonra yemek yemeden Narin Güran’ı arama faaliyetine katıldım. Jandarmalar da köye 21.00-22.00 sıralarında geldi. Köyde arama faaliyeti yaptık. Aramaya 22.30 kadar devam ettim ve sonra eve gelip 23.30 sıralarında uyudum. Saat 05.00 sıralarında kalktım. Sabah eşimle görüştüğümde Narin Güran’ı 03.00’e kadar aradıklarını öğrendim. Saat 07.00-08.00 sıralarında muhtar Salim Güran jandarma ekipleriyle birlikte hiçbir şey olmamış gibi arama yapıyordu. Hatta kanalın çevresinde arama yaptığımız esnada Salim Güran’ın kanalın içine girerek arama yaptığını gördüm. Salim Güran jandarma ile birlikte her gün yapmacıktan göstermelik olarak arama yapıyordu. Jandarma ekiplerine teslim olmak aklıma gelmedi, çünkü ben öldürmedim. Ama jandarmanın beni yakalayacağını biliyordum…”

    ARKA KOLTUKTAKİ KARANLIK

    Bu aramalar sırasında jandarmalarla birlikte Salim Güran, Nevzat Bahtiyar’ın evine gelmişti. Avluda arama yaparken iki suç ortağı sessizce birbirlerine bakıyordu.

    Jandarma, Nevzat Bahtiyar’a Salim Güran’ın Narin’in cesedini getirdiği otomobilde başka kimsenin olup olmadığını sordu. Dikkat çekici bir yanıt verdi:

    “Salim Güran arabadan cesedi kendisi indirdi, arka camlar siyah olduğu için dikkat etmedim ama ben kimseyi görmedim.”

    Jandarma, soğukkanlılıkla cesedi dere yatağına koyduğunu anlatan Nevzat Bahtiyar’a “Salim Güran battaniyeye sarılı şekilde size cesedi verdiği zaman cesedin Narin Güran’a ait olduğunu biliyor muydunuz” diye sordu.  Şöyle yanıt verdi:

    “Beraber çuvala koyduğumuz esnada Narin Güran’ın olup olmadığını anlamadım. Fakat dere yatağına geldiğim zaman çuvalı bağladığım esnada cesedin Arif’in kızı Narin Güran’ın olduğunu anladım.”

    Jandarmanın “Narin Güran’ı öldürülmesi ve dere yatağına konulması olayını Salim Güran ve senden başka bilen var mı” diye sordu. Nevzat Bahtiyar “İkimizden başka kimsenin bildiğini düşünmüyorum. Fakat Salim’in arabasının arka kısmında biri var ise bir de o görmüştür. Fakat ben arabanın arka koltuğunda birisinin olup olmadığını bilmiyorum” diye cevapladı.

    Arama sırasında köyde elektriklerin sürekli kesilmesi jandarmanın dikkatini çekmişti. Nevzat Bahtiyar’a “Elektrikleri Salim Güran mı kesiyordu” diye soruldu. “Kesip kesmediğini bilmiyorum. Sadece bizim köyün değil yan köylerinde elektriği kesilirdi. Ancak bu kadar sık elektrik kesintisi köyümüzde daha önce yaşanmadı” diye yanıt verdi.

    GÖNÜL İLİŞKİSİ ŞÜPHESİ

    Jandarmanın ifadedeki soruları Salim Güran’ın gönül ilişkisi üzerinde durulduğunu gösteriyor. Hatta Narin’in Salim Güran’ın çocuğu olduğu iddiası incelendi. DNA eşleşmesi olmadığı öğrenildi. Nevzat Bahtiyar’a bu konuda tanıklığı olup olmadığı soruldu. Dikkat çekici bir soru ise şöyleydi:

    “Cesedi aldığınızda Narin Güran’ın annesi Yüksel veya abisi E. yanınızda mıydı? Daha sonraki arama faaliyetlerinde ya da köy içindeki günlük faaliyetlerinizde Yüksel, E. ve Salim Güran’ı yan yana özel konuşmalar yaparken gördünüz mü?”

    Nevzat Bahtiyar şöyle yanıtladı:

    “Yüksel ve E. yoktu. Sorduğunuz şekilde bir konuşmalarına şahit olmadım.”

    ‘SALİM GÜRAN GÜÇLÜDÜR’

    Nevzat Bahtiyar, Narin’in kaybolduğu 21 Ağustos 2024 gününe ait görüşme kayıtlarını silmişti. Bunu neden yaptığı sorulunca “Neden sildiğimi hatırlamıyorum” dedi.

    Salim Güran’ın neden cesedi kendisine verdiğine yönelik soruya ise Nevzat Bahtiyar şöyle cevap verdi:

    “Salim Güran güçlüdür. Adamları var. Ben onunla bir sorun yaşar isem beni suçlu görürler. Götürdüğüm yerde kamera görüyor muydu ben bilmiyorum. Salim biliyor muydu bilmiyorum.”

    İfadenin devamında Jandarma “Salim Güran, Narin’i öldürmüş müdür, öldürdü ise neden öldürmüştür” diye sordu.

    TİKTOK’TA TEHDİT ETTİ

    Nevzat Bahtiyar’ın yanıtı dikkat çekiciydi:

    “Kendi öldürmemiş olsa idi böyle bir cesedi bana getirip ‘Ortadan kaldır’ demezdi. Neden öldürmüş olabileceğini bilmiyorum. TikTok’da ise Arif Güran’a “Sana öyle bir acı yaşatacağım ki asla unutamayacaksın” demiş. Ben buradan öğrendim. Köyde bu şekilde konuşuluyordu. Hatta Çarıklı’da da böyle konuşuluyordu.”

    Ancak bunları köydeki kimse daha önce güvenlik güçlerine söylememişti. Bunu neden sakladılar? Bilmiyoruz. Ama ilk kez bir düşmanlığın ipucu yakalandı.

    Bu ifadeden sonra Narin’in annesi, babası, ağabeyleri ve diğer akrabalarının da arasında olduğu 22 kişi gözaltına alındı. İddiaya göre; Narin’in annesi Yüksel Güran ve ağabeyleri telefonlarındaki WhatsApp mesajlarını ve arama kayıtlarının bir kısmını silmişlerdi. Bu telefon temizliği şüpheleri büyüttü.  Baba Arif Güran ise telefonundaki arama kaydı ve mesajları silmemişti.

    NARİN’İN EŞARBI AYDINLATABİLİR

    Narin’in Kuran Kursu’nda taktığı yeşil eşarbının evlerindeki merdivenlerde bulunması da önemli bir ipucu. İddiaya göre; bu eşarp anneye soruldu ve Yüksel Güran “Narin olup olmadığını hatırlamıyorum” dedi. Kuran Kursu’ndaki imam ise o gün Narin’in başındaki eşarp olduğunu söyledi. Bu doğruysa Narin, saat 15.15’teki son görüntüden sonra evine gelmişti.

    Anne Yüksel Güran katıldığı bir televizyon programında ise Narin’in kaybolduğu gece oğlu E.G. ve iki arkadaşının evin bahçesinde tütün içip bir köpeğe eziyet ettiğine dair bilgiler verdi. “Bizden şüphelenirler diye bunları daha önce söylemedim” dedi.

    Ayrıca Salim Güran’ın köydeki gençleri davetiye dağıtmaya gönderdiği, bu nedenle Narin kaybolduğu sırada köyde çok az kişinin bulunduğu öne sürüldü. Ayrıca Narin’in kaybolduğu gün bir akaryakıt istasyonuna giden Salim Güran’ın çok sayıda mendil aldığı ve aracın ön koltuğundaki battaniyenin bir görevlinin dikkatini çektiğini biliyoruz.

    Salim Güran, ifadesinde suçlamaları kabul etmedi.

    Jandarma ona “Narin Güran’ın babası olma olasılığınız var mı” diye sordu. Salim Güran “Yoktur. Yok öyle bir şey” dedi.

    “Narin Güran’a kim neden zarar verdi” diye sorulduğunda ise “Ne bileyim ben, kim zarar vermiş” diye yanıt verdi.

    “Narin Güran’ı siz mi öldürdünüz” sorusunu ise “Yok öyle bir şey. Ben öldürmedim” diye yanıtladı. Salim Güran “Narin’in amcalarının tamamında araç mevcut olup sadece sizin aracınızda DNA çıkmasını izah ediniz” sorusuna ise yanıt veremedi. Ayrıca Tiktok’tan Narin’in babası Arif Güran’ı tehdit ettiği iddialarını yalanladı. Tolga Şardan ise bölgedeki kanaat önderleri ve Hüda-Par avukatlarının Salim Güran’ı cezaevinde ziyaret etmesinden sonra cesedin bulunduğuna dikkat çekti.

    GERİYE KALAN SORULAR

    Narin Cinayeti’nin aydınlatılması için önemli mesafe alındı. Ancak halen yanıtsız sorular var.

    • Narin Güran neden öldürüldü?

    • 21 Ağustos 2024 günü saat 15.15’ten sonra köydeki dar alanda neler yaşandı? Narin evine gitti mi? Narin’in bu saatten sonra köyde görüldüğü iddiaları doğru mu?

    • Köydeki sessizliğin nedeni ne? Amca Salim Güran’ın Narin’in babası Arif Güran’ı Tiktok’tan tehdit ettiği neden daha önce söylenmedi? Bu husumetin nedeni neydi?

    • Salim Güran gerçekten Narin’in katili mi? Cesedi ona da başka kişi ya da kişiler teslim etmiş olabilir mi?

    • Nevzat Bahtiyar, Salim Güran’ın cesedi getirdiği otomobilin arka koltuğunu görmediğini anlatıyor. Orada kişi ya da kişilerin olabileceği ihtimalini söylüyor. Arka koltukta birileri var mıydı?

    • Nevzat Bahtiyar, Salim Güran’ın kendisine cesedi verirken “Aile iyi düşün, sana 200 bin TL para veririm” dediğini aktarıyor. Burada “Aile” vurgusunun anlamı ne?

    • Jandarma’nın, Salim Güran, Narin’in annesi Yüksel Güran ve Narin’in ağabeyi E.’nin bağlantıları üzerinde durduğu anlaşılıyor. Bu konuda şüphe doğuran tespitler mi var?

    • Narin’in annesi ve ağabeyleri ile Salim Güran’ın WhatsApp mesajları ve arama kayıtlarını sildiği iddiaları doğru mu? Doğruysa neden?

    • Nevzat Bahtiyar, Narin’in kaybolduğu gün yaptığı telefon arama kayıtlarını neden sildi?

    • Narin kaybolduğu yolda, evinin yakınındaki kayaların üzerinde bulunan kan izleri kime ait? Narin’e ait olabilir mi?

    • Narin’in engelli ablası, 7 yıl önce nasıl öldü?

    Timur Soykan’ın yazısı

  • ‘Muhtar cesedi çuval içinde bana verdi

    ‘Muhtar cesedi çuval içinde bana verdi

    Narin Güran’ın Diyarbakır’da ‘kaybolduğu’ köyünde, 19 gün sonra dere kenarında ölü bulunmasına ilişkin soruşturmada ilk itiraf geldi. Narin Güran’ın amcasının işçisi N.B. konuştu, “Muhtar cesedi çuval içerisinde bana verdi” dedi.

    Diyarbakır’da 21 Ağustos’ta Kuran kursundan çıktıktan sonra ‘kaybolan’ 8 yaşındaki Narin Güran‘ın 19 gün sonra, daha önce en az üç kez ayrıntılı arama yapılan Eğertutmaz Deresi’nin kenarında, üzeri taş ve dallarla kapatılmış bir çuval içinde, son görüldüğü kıyafetlerle ölü bulunmasına ilişkin çok sayıda yanıtsız soru cevap bekliyor.

    Bölgede ‘etkili ve güçlü’ olduğu belirtilen Güran ailesinin 19 gündür köylülere büyük bir baskı uyguladığı iddia edilirken, soruşturmada ilk itiraf geldi.

    İLK İTİRAF GELDİ

    Gözaltına alınan 24 kişiden biri, cinayeti itiraf etti. Nevzat B. kod adlı kişi, Narin’in aynı zamanda muhtar olan ve geçen hafta tutuklanan amcası Salim Güran’ı suçladı.

    Bu kişi, “Muhtar cesedi çuval içerisinde bana verdi. Çuvalı alıp dereye götürdüm” dedi.

    “‘SANA 200 BİN LİRA PARA VERİRİM’ DEDİ”

    Şahıs ayrıca amcanın kendisine cesedi ortadan kaldırması için 200 bin TL teklif ettiğini söyledi.

    ARAMALARA KATILMIŞLAR

    Şüpheli Nevzat B., Narin’in cesedini sakladıktan sonra hiçbir şey olmamış gibi hayata devam ettiklerini belirterek, “Sonra aramalarda yer aldım. Salim Güran da aramalarda vardı” dedi. Bu ifadelerin ardından amcanın bir kez daha ifadesinin alınacağı belirtildi.

    Şahsın ifadesinin tamamı şöyle:

    “Mezarlıktan Tavşantepe Mahallesi’ne doğru çıkan Akkedüşeli Köyü’nün iç yolunda Salim Güran’la karşılaştım. Burada içme suyu ile ilgili bir şey söyleyeceğini düşünerek bekledim. Sonra muhtar (amca) aracından indi, benim yanıma geldi. Ben de araçtan indim. Daha sonra aracın ön koltuğunda bulunan battaniyeye sarılı bir şeyi göstererek ‘bunu yok edeceksin’ dedi bana. Ben de gösterdiği şeyin yanına yaklaştım ve bakınca battaniyeye sarılı vaziyette hareketsiz yatan bir insan olduğunu gördüm. Ben insan olduğunu görünce şaşırdım ve tereddüt ettim. Salim Güran, bana ‘aileni iyi düşün. Sana 200 bin lira para veririm’ dedi. Tabi bu sırada etrafımızda kimse yoktu. Sonra bana ‘aracında torba var mı?’ dedi. Ben de aracın bagajından rengini hatırlamadığım bir çuval çıkartarak Salim’e verdim.”

    “BOYUN BÖLGESİNDE BİR KIZARIKLIK VARDI”

    “Battaniyeye sarılı çocuğu alıp çuvalın içerisine birlikte koyduk. Bu esnada çocuğun üzerine siyah tişört ve şort vardı. Üzerinde asılı küçük bir çanta vardı. Sağ kulağının arkasında, boyun bölgesinde bir kızarıklık vardı. Çuvala çocuğu yerleştirdikten sonra, çuvalın ağzını orada bağlamadan aracımın arka koltuğuna ayak pastasının olduğu yere koydum. Göl diye tabir ettiğimiz fakat Eğritutmaz Deresi’ne doğru götür diyerek eliyle orayı işaret etti. Ayrılırken Salim Güran’ın ne yaptığına bakmadım. Direkt olarak mezarlığın yanından giderek villalar mevkine doğru gittim. Yolda giderken pişmanlık duydum ancak aldığım şeylerin de kurtulmamın gerektiğini düşündüm.

    Derenin yanındaki stabilize yoldan aşağı inerek uygun bir yere baktım. Aracımı derenin kenarına durdurdum. Çuvalı aracımdan alarak elime aldım. Çocuğun tüm vücudu çuvala sığmıştı. Çocuğun ayağının kesik olup olmadığını hatırlamıyorum. Çünkü çok telaşlıydım. 8 Eylül tarihinde Narin Güran’ın bulunduğu yere inerek ip aradım. İp bulamayınca çocuğun çantasının ipi aklıma geldi. Çantanın ipini sökerek çuvalın ağzını bağladım. Ağacın yanında çok derin olmayan bir yer buldum. Burada biraz su vardı. Çuval birisi tarafından bulunur diye düşünerek üzerine bir taş koydum. Taşın büyüklüğü yaklaşık 15-20 kilo civarındaydı. Yanında da birer taş vardı. Üzerine çalı koymadım. Çünkü üzeri kapanmıştı. Daha sonra buradan çıkarak aracıma bindim. Stabilize yoldan çıktıktan sonra baldızımın evine gittim.”

    “EVE GELİP NAMAZ KILDIM”

    Kendi evine geldiği zaman saat 19.00 sıraları olduğunu ifadesinde belirten N.B., sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Köyde insan hareketliliği vardı, kendi annem ve eşim de Narin Güran’ı arıyorlarmış. Bana söylediler. Ben bu yukarda anlattığım olay ile ilgili hiçbir şey söylemedim, evin içerisine girdiğimde namaz kıldım ve sonra Narin Güran’ı arama faaliyetlerine katıldım. Jandarma köye 21.00- 22.00 sıralarında geldi. Sabah saatlerinde eşim görüştüğümde Narin Güran’ın 03.00 sıralarına kadar aradıklarını öğrendim, saat 07.00- 08.00 sıralarında muhtar Salim Güran jandarma ekipleri ile birlikte hiçbir şey olmamış gibi arama yapıyordu. Hatta kanalın çevresinde arama yaptığımız esnada Salim Güran’ın kanalın içine girerek arama yaptığını gördüm Salim Güran jandarma ile birlikte yapmacıktan göstermelik olarak arama yapıyordu. Daha sonra Jandarma ekiplerine teslim olmak aklıma gelmedi. Çünkü ben öldürmedim. Ama Jandarmanın beni yakalayacağını biliyorum.”

    “SALIM GÜRAN ARAMA FAALİYETLERİNDE TEDİRGİN HAREKETLER SERGİLİYORDU”

    Narin Güran’ın içinde olduğu çuvalı tek başıma dere yatağına koyduğu cevabını veren N.B., “Bu ortalama yaklaşık otuz dakika kadar sürdü. Ben aracımı 21.08.2024 tarihinde bu güne kadar hiç yıkamadım. Beraber çuvala koyduğumuz esnada Narin Güran’ın olup olmadığını anlamadım fakat dere yatağına geldiğim zaman çuvalı bağladığım esnada cesedin Arif’in kızı olduğunu anladım. Benim Arif Güran ve ailesiyle herhangi bir husumetim yoktur. Salim Güran arama faaliyetlerinde tedirgin hareketler sergiliyordu. Bana neden öldürdüğünden veya kendisinin öldürdüğünden bahsetmedi. Kendisi öldürmedi ise bana neden getirip bu cesedi kaldır desin. Bana para vermedi. Cesedi çuvala koyar iken bana mısır hasat ettikten sonra vereceğini söyledi. Korktuğum için itiraf edemedim. Beni ifadeye çağırdıklarında muhtar gözaltındaydı. Muhtar Salimin bırakılacağı söylentisi vardı” dedi.

    İkisinden başka kimsenin bildiğini düşünmediği cevabını veren N.B, ifadesini şöyle tamamladı:

    “Fakat Salim’in arabasının arka koltuğunda birisinin olup olmadığını bilmiyorum. Biri var ise o görmüştür. Fakat biraz öncede söylediğim gibi ben arabanını arka koltuğunda birisinin olup olmadığını bilmiyorum. Biz kendisi ile birlikte çay içer, yemek yer bazen de Diyarbakır’a birlikte giderdik, bu şekilde samimiydim. Ancak bana çapkınlık yaptığını anlatmadı, bende böyle bir şeyine tanık olmadım.”

    JANDARMA İTİRAFÇI İLE KEŞİF YAPIYOR

    Öte yandan soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Jandarmanın itirafçı ile birlikte köyde keşif yaptığı öğrenildi.

    KIRMIZI ARACI HELİKOPTER GÖRÜNTÜLEMİŞ

    Narin’in cansız bedeninin taşındığı kırmızı aracın görüntüleri, arama çalışmasına katılan helikopterden böyle görüntülenmiş:

    NE OLMUŞTU?

    Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinin Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos’ta kaybolan 8 yaşındaki Narin Güran için arama çalışması başlatılmış, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Tavşantepe Mahallesi Muhtarı ve aynı zamanda Narin Güran’ın amcası S.G, 2 Eylül’de çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklanmıştı.

    Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu, dün, kaybolan Narin Güran’ın kıyafetleriyle Eğertutmaz Deresi kenarında çuval içinde üzeri taşla gizlenmiş vaziyette saat 08.45 sıralarında ölü bulunduğunu açıklamıştı.

    Zorluoğlu, “İlk bulgulara göre kayıp Narin Güran’ın öldürüldükten sonra bir çuvalın içerisine konulup dere kenarına getirildiği, çuvalla birlikte derenin kenarında suyun içerisine yerleştirildiği, üzerinin ağaç dalları ve taşlarla şüphe uyandırmayacak şekilde ve doğal bir görüntü verilerek kapatıldığı anlaşılmıştır” ifadelerini kullanmıştı.

    Soruşturma kapsamında, aralarında Narin Güran’ın annesi, babası, iki ağabeyi, dört amcası ve tutuklanan amcası S.G’nin eşinin de bulunduğu 24 kişi gözaltına alınmıştı.

  • BURHANETTİN BULUT: “ERDOĞAN BECERİKSİZLİĞİNİ İTİRAF ETTİ

    BURHANETTİN BULUT: “ERDOĞAN BECERİKSİZLİĞİNİ İTİRAF ETTİ

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, “Erdoğan, beceriksizliğini itiraf etti. Depremzede vatandaşlarımıza, 319 bin konut sözü verip, sadece 25 bin konut teslim edebilen Erdoğan, vites küçülttü. Açıkladığı yeni rakam konut ihtiyacının yaklaşık 1/3’ünü ancak karşılıyor” dedi.

    CHP Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Şanlıurfa’daki aday tanıtım toplantısında “Yıl sonuna kadar deprem bölgesinde 200 bin konutun teslimini tamamlayarak acil ihtiyaçları büyük ölçüde gidermiş olacağız” açıklamasını eleştirdi. Bulut’un bugün X hesabından yaptığı açıklama şöyle:

    “Erdoğan, beceriksizliğini itiraf etti. Depremzede vatandaşlarımıza, 319 bin konut sözü verip, sadece 25 bin konut teslim edebilen Erdoğan, vites küçülttü. Açıkladığı yeni rakam konut ihtiyacının yaklaşık 1/3’ünü ancak karşılıyor. 31 Mart 2023: ‘319 bini bir yıl içinde olmak üzere toplam 650 bin yeni konut yaparak depremzede vatandaşlara teslim edeceğiz.’ 7 Şubat 2024: ‘Yıl sonuna kadar deprem bölgesinde 200 bin konutun teslimini tamamlayarak acil ihtiyaçları büyük ölçüde gidermiş olacağız.’”

  • ÖZGÜR ÖZEL’DEN ERDOĞAN’A HATAY TEPKİSİ: “SİYASİ ŞANTAJ YAPIYOR

    ÖZGÜR ÖZEL’DEN ERDOĞAN’A HATAY TEPKİSİ: “SİYASİ ŞANTAJ YAPIYOR

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir’de saldırı sonucu yaşamını yitiren taksi şoförü Oğuz Erge’nin ailesine taziye ziyaretinde bulundu. Özel, “İnsan, insanlığından utanıyor. Bu vahşice, zalimce cinayet hepimizi kahretti. Onun kalbinin yerinde taş olsa yumuşardı” dedi. Özel, gazetecilerin soruları üzerine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Hatay’daki “Merkezi yönetimle yerel yönetim el ele vermezse, dayanışma halinde olmazsa o şehre herhangi bir şey gelmez. Hatay’a geldi mi? Şu anda Hatay garip kaldı, mahzun kaldı” sözlerini; “Siyasi şantaj yapıyor. Bununla oy istiyor. Ona en iyi cevabı 31’inde bütün siyasi partilerden Hataylılar verir. Ama ben bunu bütün milletimize şikayet ediyorum. Bilhassa ben bunu AK Parti’ye oy veren, irfan, vicdan sahibi insanlara havale ediyorum. 28 Mayıs’ta ona oy veren herkese şikayet ediyorum. Bu olur mu ya? Depremde siyaset olur mu? Depremzedeye tehdit, şantaj olur mu? Böyle vicdan olur mu? ‘Bizi seçmezseniz, size hizmet getirmeyiz.’ Olmaz olsun senden gelecek hizmet. Olmaz olsun senin yapacağın. Senin kalbin bu kadar kötü olduktan sonra olmaz olsun senin siyasetin. Yazıklar olsun. Muhatap alıp da sana sarf edilen cevap için her kelimeye, verilen her nefese yazık. Ben, onu, ona oy verenlere şikayet ediyorum. Varsa yaşayan öğretmenlerine, hocalarına şikayet ediyorum. Bir insanın gözü nasıl bu kadar döndü? Gerçekten inanmıyorum. Kalbinin yerinde taş var demek ki bu adamın. Kalbi malbi yok” diyerek eleştirdi.

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir’de aracına aldığı kişinin silahlı saldırısı sonucu yaşamını yitiren taksi şoförü Oğuz Erge’nin ailesine taziye ziyaretinde bulundu. Buca Belediyesi taziye evinde gerçekleşen ziyarette Özgür Özel, Oğuz Erge’nin abisi Mehmet Ali Erge’ye taziyelerini iletti. Özel’e CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, Buca İlçe Başkanı Çağdaş Kaya ve Buca Belediye Başkan Adayı Görkem Duman eşlik etti. Özel, taziye evindeki ziyaretinin ardından Erge’nin annesini de evinde ziyaret etti.

    Özel, taziye ziyaretinin ardından yaptığı açıklamada şunları söyledi:

    “ZALİMCE CİNAYET HEPİMİZİ KAHRETTİ. ONUN KALBİNİN YERİNDE TAŞ OLSA YUMUŞARDI”

    “Taksicilerin yaşadıkları sıkıntıları, uğradıkları şiddet zaman zaman Türkiye’nin dört bir yanında taksici cinayetlerini hep duyuyoruz, üzülüyoruz. Yakınlarına taziyeler veriyoruz. Ama Oğuz kardeşimizin yaşadığı bu sefer takside bulunan kamera sayesinde hepimizin gözünün önünde oldu. Bu yüzden de bir kat daha fazla irkildik. Meseleyi bütün Türkiye yaşadı, gözümüzün önünde oldu. Gerçekten insan, insanlığından utanıyor. Kalp yerinde taş olsa o kişinin, o niyetle arabaya binmiş de olsa ‘Seni bu soğukta bırakır mıyım, hiç olur mu’ diyen, parayı baştan istemeyen birine ve o kadar iyi bir insana karşı giriştiği bu vahşice, zalimce cinayet hepimizi kahretti. Onun kalbinin yerinde taş olsa yumuşardı. Ama maalesef bu yaşandı.

    “KONUYLA İLGİLİ BİR MECLİS ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURULMASINI ARKADAŞLARIMIZ TEKLİF EDECEKLER”

    Gördüğüm andan itibaren etkisinden kurtulabilmiş değilim. Bugün İzmir programım da yoktu. Özellikle gelip aileyi görmek, geride bıraktıkları, arkadaşları için bir şey yapabilir miyiz diye bu ziyareti yapmak istedik. Biraz önce ailesine, abisine, duraktaki arkadaşlarına da söyledim. Bu geride kalanlarla ilgili elimizden ne geliyorsa yaparız. O yapılır. Orada bir sıkıntı yok. Ama Oğuz kardeşimizin kaybı ailesi için büyük bir acı. Ama bundan sonra taksiciler açısından sürekli hayatları tehlikede, kayıplar veriyorlar. Alınabilecek tedbirler noktasında bu bir artık başlangıç olursa, biz bu konuyu bu hafta Meclis’te gündeme getireceğiz. Konuyla ilgili bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını arkadaşlarımız teklif edecekler. Hem birebir bu mesleği yapanlarla konuşarak, dernekleriyle, odalarıyla görüşerek nasıl tedbirler alınabilir düşünülecek. İlk akla gelen bir ‘güvenli kabin’ konusu var ama nasıl uygulanabilir, nasıl yapılabilir hepsi konuşulacak. Ümit ediyorum, bu büyük kayıp bundan sonraki taksicilerin evlatlarının yetim kalmaması noktasında bir kazanıma dönüşebilir. Ailesi, Buca’mız, hepimiz için bu büyük kayıp bundan sonraki meslektaşlarının hayatlarını kaybetmemesi, evlatlarının yetim kalmaması için atılacak adımlara vesile olursa bu hepimiz için bir teselli olacaktır. Böyle düşünüyoruz.”

    Özel, gazetecilerin soruları üzerine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Hatay’daki “Merkezi yönetimle yerel yönetim el ele vermezse, dayanışma halinde olmazsa o şehre herhangi bir şey gelmez. Hatay’a geldi mi? Şu anda Hatay garip kaldı, mahzun kaldı” sözlerine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Özel şöyle konuştu:

    “DEPREMZEDEYE TEHDİT, ŞANTAJ OLUR MU? BÖYLE VİCDAN OLUR MU”

    “6 Şubat’ta deprem oldu. 11 ilimiz etkilendi. 10 ilimizde can kayıpları oldu. Hepimizin yüreği hala yanıyor. 6 Şubat günü de hep birlikte deprem bölgesinde olacağız. Bu meseleyi siyasete alet etmek istemem. Bundan da hep özenle uzak durdum. Ancak Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Genel iktidarla yerel iktidar birlikte olmazsa, el ele vermezse hizmet gelmez. Geldi mi? Gelmedi? Hatay mahzun kaldı’ ifadeleri gerçekten vicdan, yürek, akıl sahibi kimsenin bırakın söylemeyi, duymaya tahammül edemeyeceği laflar. Hatay’a, bir kente siyasi şantaj yapıyor olmasının ayıbını Hataylılara havale ediyorum. Dün, gördüğüm kadarıyla Samandağ’da bir teyze buna gerekli cevabı verdi. Dedi ki ‘Biz buna ölürüz. Yine boyun eğmeyiz bu tehdide, şantaja’ dedi. Diyor ki ‘Benim partimden bir belediye başkanı olmadığı için ben Hatay’ı mahzun, hizmetsiz bıraktım. Seçmezseniz yine getirmem.’ Kime diyor bunu? Her siyasi görüşten, mezhepten, dinden insana ‘Benim kalbim bu kadar taş’ diyor. Yalan da söylüyor. Çünkü kendi belediyelerinin olduğu yerde de sorunları çözmüş değil. Ama maalesef siyasi şantaj yapıyor. Bununla oy istiyor. Ona en iyi cevabı 31’inde bütün siyasi partilerden Hataylılar verir. Ama ben bunu bütün milletimize şikayet ediyorum. Bilhassa ben bunu AK Parti’ye oy veren, irfan, vicdan sahibi insanlara havale ediyorum. 28 Mayıs’ta ona oy veren herkese şikayet ediyorum. Bu olur mu ya? Depremde siyaset olur mu? Depremzedeye tehdit, şantaj olur mu? Böyle vicdan olur mu?

    “BÖYLE SİYASET, SİYASETÇİ OLMAZ OLSUN”

    Taksici Oğuz kardeşimize arkadan silah çekip vuran adamın kalbi taş olsa yumuşardı, diyoruz. Recep Tayyip Erdoğan’ın kalbinin yerinde taş olsa bu laf edilmez. Siyaseten böyle bir laf edersek, bizim belediye başkanlarımız var Türkiye’nin dört bir yanında. İktidar olduğumuzda onların olduğu şehirleri kayırır da olmadığı şehirlere bu kötülüğü yaparsak biz de taş olalım. Allah taş etsin bizi. Böyle düşünen bir CHP’li varsa olmaz olsun. Böyle siyaset, siyasetçi olmaz olsun.

    “İNSANLARI, SOĞUKLA, YAĞMURLA, KARLA, ÇAMURLA, HASTALIKLA TERBİYE ETMEYE ÇALIŞIYOR. ‘BİZİ SEÇMEZSENİZ, SİZE HİZMET GETİRMEYİZ.’ OLMAZ OLSUN SENDEN GELECEK HİZMET”

    Hatay’da 7 bin konut verdi. Konut ihtiyacı 260 bin. Söz vermişti ‘1 yıl içinde konutlarınızı vereceğim’ diye. Yüzde 2,5’u 100 kişiden 98’i ya çadırda ya konteynerde. Sene sonuna kadar bu sorun çözülmeyecek. 1 sene daha, kendi de söylüyor. Erdoğan, bu sorunu daha 4-5 sene de çözmeyecek. Bu kadar çaresizlikte olan insanlara bir de üstüne dönüp, sanki Maraş’ı, Malatya’yı, Adıyaman’ı hepsini evine sokmuş gibi orada da yalan söylüyor. Dönüp bu tarafta da insanları, soğukla, yağmurla, karla, çamurla, hastalıkla terbiye etmeye çalışıyor. ‘Bizi seçmezseniz, size hizmet getirmeyiz.’ Olmaz olsun senden gelecek hizmet. Olmaz olsun senin yapacağın. Senin kalbin bu kadar kötü olduktan sonra olmaz olsun senin siyasetin. Yazıklar olsun. Muhatap alıp da sana sarf edilen cevap için her kelimeye, verilen her nefese yazık. Ben, onu, ona oy verenlere şikayet ediyorum. Varsa yaşayan öğretmenlerine, hocalarına şikayet ediyorum. Bir insanın gözü nasıl bu kadar döndü? Gerçekten inanmıyorum. Kalbinin yerinde taş var demek ki bu adamın. Kalbi malbi yok.”

    Özel, bireysel silahlanma ve ruhsatsız silaha erişime ilişkin soruya şu yanıtı verdi:

    “RUHSATSIZ SİLAH MESELESİ DE TÜRKİYE’DE KONTROL EDİLEMEZ BİR NOKTADADIR. BU KONUDA DA TEDBİR ALINMASI GEREKİYOR”

    “Bireysel silahlanmaya her zaman karşıyız. Türkiye’de 30 milyon ruhsatsız silah olduğu hesaplanıyor. Umut Vakfı bu çalışmayı yapmıştı. Ben de okudum, haberdar oldum. Biz Türkiye’de bu kadar kolay ruhsatlı silah alınmasına da karşıyız. Silah ruhsatı sayısının bu noktalara varmasına da karşıyız. Ruhsatsız silah meselesini de Türkiye’yi tamamen denetimsiz bir alana dönüştürülmesine de son derece itirazımız var. Kurulacak olan, teklif ettiğimiz komisyonun hem taksicilerin güvenlikleriyle ilgili çalışmalar yapması hem de bu bireysel silahlanma meselesi ile ilgili de ciddi tedbirlerin alınması lazım. 30 milyon ruhsatsız silah ülkeyi, son derece güvensiz özellikle hem taksiciler için, gece saatlerinde çalışanlar, kadınlar, herkes için son derece tehlikeli bir hale sokmuş durumda. Bu konuda mutlaka tedbir alınması gerekiyor. Biz, CHP olarak sosyal demokrat bir parti olarak silahlanmanın her türüne karşıyız. Bireysel silahlanmanın önüne set çekilmesi gerekiyor. Ruhsatsız silah meselesi de Türkiye’de kontrol edilemez bir noktadadır. Bu konuda da tedbir alınması gerekiyor.”

  • CHP HATAY MİLLETVEKİLİ YILDIRIM KARA’DAN ERDOĞAN’IN SÖZLERİNE TEPKİ

    CHP HATAY MİLLETVEKİLİ YILDIRIM KARA’DAN ERDOĞAN’IN SÖZLERİNE TEPKİ

    CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Hataylı depremzedelere yönelik sözleri için, “Kamunun kaynaklarını eşit ve adil bir şekilde vatandaşlara, yurttaşlara dağıtmadığınızı kendi ağzınızla itiraf ettiniz. ‘Bizden olursanız bize oy verirseniz, hizmet gelir’ demek istediniz. Bu Hatay’a bakmadığınızın gözlerinizi kapattığınızın resmen itirafıdır” dedi.

    Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, dün Antakya Spor Salonu’nda düzenlenen AKP Hatay İlçe Belediye Başkan Adayları Tanıtım Toplantısı’nda, , “Merkezi yönetimle yerel yönetim el ele vermezse, dayanışma halinde olmazsa o şehre herhangi bir şey gelmez. Hatay’a geldi mi? Şu anda Hatay garip kaldı” diye konuşması muhalefetin tepkisine neden oldu.

    CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerini eleştirerek, şu açıklamayı yaptı:

    “Cumhurbaşkanı Erdoğan yurttaşlarımızın bu konudaki kaygılarını dün kendi ağzıyla itiraf edilmiş oldu. Buradan soruyoruz, 22 yıllık AK Parti iktidarı, kamunun kaynaklarını eşit ve adil bir şekilde vatandaşlara, yurttaşlara dağıtmadığınızı kendi ağzınızla itiraf ettiniz. ‘Bizden olursanız bize oy verirseniz, hizmet gelir’ demek istediniz. Bu Hatay’a bakmadığınızın gözlerinizi kapattığınızın resmen itirafıdır. Biz siyasi aidiyet duygusundan arınmış bir şekilde hizmet istediğimizi her fırsatta sizlere ilettik. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu şantajına asla boyun eğmeyeceğiz.

    “HATAY HALKI SİZE 31 MART’TA GEREKEN CEVABI SANDIKTA VERECEKTİR”

    Hatay’da 260 bine yakın konut ihtiyacımız var. Dün daha 7 bin küsür konutun kurasını çektiniz. İki ay sonra 75 bin. Yıl sonunda 200 bin adet konut diyorsunuz. Siz depremin akut döneminde de ‘1,5 yıl içerisinde 300 bin konut teslim edeceğiz’ demiştiniz. O bakımdan biz, bize verilen sözlere değil, eylemelere… Somut unsurlar üzerinden konuşmak istiyoruz. Hatay halkı size 31 Mart’ta gereken cevabı sandıkta verecektir.”

     

  • Rıza Sarraf Davasında Kritik Gelişme!  Yeni İtiraflar Mı Var?

    Rıza Sarraf Davasında Kritik Gelişme! Yeni İtiraflar Mı Var?

    2016 yılında Rıza Sarraf’ın Miami’de tutuklanmasıyla New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nde açılan davayla başlamıştı.

    Yedi yıldır hem Türkiye hem de ABD’de yakından izlenen dava dosyasına geçtiğimiz ay iki, bu hafta da yeni iki gizli dosyanın eklenmesiyle gizlilik kararı bulunan dosya sayısı 55’e yükseldi.

    Voa Türkçe’den Can Kamiloğlu’nun haberine göre, Rıza Sarraf davasında gizli dosya sayısı bu hafta 55’e yükseldi. Gizlilik kararı bulunan dosyalarda bir belge, delil ya da binlerce belge ve delil olabiliyor. Gizlilik kararı bulunan dava dosyalarında Rıza Sarraf’ın yeni itirafları ve Halkbank davasıyla ilgili bazı gelişmelerin yanı sıra yeni iddianamelerin de yer alabileceği belirtiliyor.

    Halkbank davasında mahkemenin kararı bekleniyor

    Rıza Sarraf davasında sanık olarak yargılanan Halkbank’ın, ABD Anayasa Mahkemesi’ndeki temyiz başvurusuyla ilgili aldığı kararda ABD Anayasa Mahkemesi, Halkbank’ın Yabancı Devlet Dokunulmazlığı Yasası (FSIA) kapsamında yargılamadan muaf olduğu iddiasını reddetmiş, dava dosyasını yeniden değerlendirerek karara bağlaması için, New York’taki İkinci Bölge Temyiz Mahkemesi’ne geri göndermişti.

    Dava dosyası bir ay önce yeniden kendi yargı alanına gönderilirken, New York’taki İkinci Bölge Temyiz Mahkemesi’nde şimdiye kadar kararla ilgili yeni bir gelişme yaşanmadı.