Etiket: iran

  • İran, hava saldırısının sonuçlandığını duyurdu

    İran, hava saldırısının sonuçlandığını duyurdu

    İran Devlet Haber Ajansı IRNA, savunma kaynaklarına dayandırdığı haberinde, İsrail’e balistik füze saldırısı başlatıldığını ve tamamlandığını duyurdu. İran’ın BM Daimi Temsilciliği yetkilisi, saldırının sonuçlandığını ve İsrail’in yeni bir hamle yapması durumunda karşılığının daha ağır olacağını belirtti. İsrail Güvenlik Kabinesi’nin ise İran’ın saldırısına yanıt için Savaş Kabinesine yetki verdiği bildirildi.

    Orta Doğu'da yüksek gerilim! Pakistan'dan İran'a misilleme saldırısı

    İran Devlet Haber Ajansı IRNA, Lübnan Hizbullahı tarafından Golan Tepeleri’ndeki İsrail üslerinin tamamına onlarca Katyuşa füzesi fırlatıldığını, savunma kaynaklarına dayandırdığı haberinde de İran’ın İsrail’e balistik füze saldırısı başlattığını ve tamamlandığını açıkladı.

    Ayrıca Ürdün Devlet Sözcüsü, ülkede olağanüstü hal durumunu yalanlayarak, herşeyin normal seyirde devam ettiğini ve sadece tedbir amaçlı hava sahasının kapatıldığını belirtti.

    AVRUPA BİRLİĞİ’NDEN İRAN’IN SALDIRISINA KINAMA

    AB Yüksek Temsilcisi Josep Borrell İran’ın başlattığı saldırılara ilişkin, “AB, İran’ın İsrail’e kabul edilemez saldırısını şiddetle kınıyor. Bu benzeri görülmemiş bir gerilim, bölgesel güvenliğe yönelik ciddi bir tehdittir” dedi.

    İSRAİL SAVAŞ KABİNESİNİ TOPLADI: YETKİ VERİLDİ

    İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran’ın başlattığı hava saldırısının ardından başkent Tel Aviv’deki Kirya Askeri Üssü’nde savaş kabinesini topladı.

    İsrail Güvenlik Kabinesinin, İran’ın saldırısına yanıt için Savaş Kabinesine yetki verdiği bildirildi.

    Kanal 12 televizyonunda yer alan haberde, bu adımla Savaş Kabinesinin, Güvenlik Kabinesinin onayına ihtiyaç duymadan İran’ın saldırısına verilecek yanıt konusunda karar alabileceği belirtildi.

    Savaş Kabinesinin yetkilendirilmesiyle, İran’a verilecek yanıt konusunda karar alma sürecinin hızlı ve kolay hale geleceği ifade edildi.

    Savaş Kabinesinde, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun yanı sıra Savunma Bakanı Yoav Gallant ve ana muhalefet lideri Benny Gantz yer alıyor.

    “İRAN’IN KARŞILIĞI DAHA AĞIR OLACAKTIR”

    İran’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Said İrevani de ABD’nin olası müdahalesine ilişkin “Bu Tahran ve Tel Aviv arasındaki bir çatışma, Amerika uzak durmalı. İsrail rejimi bir hata daha yaparsa İran’ın tepkisi çok daha sert olur” açıklamasında bulundu. Temsilcilik’ten yapılan açıklamada ayrıca, “(İran’ın İsrail’e saldırısı) Bu iş şu an sonuçlandı sayılır. Eğer İsrail bir hata daha yaparsa İran’ın karşılığı daha ağır olacaktır” denildi.

  • Dünya Kadınlar Günü

    Dünya Kadınlar Günü

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü, ya da bir diğer adıyla Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde kadın hakları dünyanın dört bir yanında büyük etkinliklerle gündeme geliyor.

    Özgürlüğü, geleceği ve yaşamı kazanacağız

    100 yılı aşkın süredir kutlanan Dünya Kadınlar Günü nasıl ortaya çıktı? Neden önemli? Kadın hakları ne kadar ilerledi?

    Dünya Kadınlar Günü’nün kökleri, işçi hakları hareketlerine dayanıyor ve 8 Mart Birleşmiş Milletler (BM) tarafından da Dünya Kadınlar Günü olarak kabul ediliyor.

    Bugün neredeyse tüm dünyada ses getiren eylemlere sahne olan 8 Mart’ın tohumları 1908 yılında, New York’ta 15 bin çalışan kadının daha kısa mesai süreleri, daha yüksek maaş ve seçme hakkı talep etmesiyle atılmıştı.

    Bir yıl sonra Amerika Sosyalist Partisi 8 Mart’ı Ulusal Kadınlar Günü ilan etmişti. Bu özel günü uluslararası hale getirme fikrini ortaya atan ilk kişi ise Clara Zetkin’di.

    Clara Zetkin komünist bir aktivist ve kadın hakları savunucusuydu.

    Zetkin, 1910 yılında Kopenhag’da toplanan Uluslararası Emekçi Kadınlar Konferansı’nda Dünya Kadınlar Günü fikrini önerdi.

    Konferansa 17 farklı ülkeden katılan 100 kadın, Zetkin’in önerisini oybirliğiyle kabul etti.

    İlk uluslararası etkinlikler 1911’de, Avusturya, Danimarka, Almanya ve İsviçre’de düzenlendi.

    Dünya Kadınlar Günü’nün 100. yıldönümü 2011 yılında büyük organizasyonlarla kutlandı.

    1975’te BM’nin Dünya Kadınlar Günü’nü kabul etmesiyle gün resmiyet kazandı. BM her yıl için özel bir tema belirlemeye başladı.

    1996’da belirlenen ilk tema ‘Geçmişi kutlamak, geleceği planlamak’ şeklindeydi.

    Bu yılın temasıysa ‘Kadınlara yatırım yapın: İlerlemeyi hızlandırın’.

    Dünya Kadınlar Günü kadınların toplumda, siyasette ve ekonomide kat ettikleri mesafenin kutlandığı bir tarih haline gelirken, günün siyasi kökleri, süregelen toplumsal cinsiyet eşitsizliği konusunda farkındalık yaratmak için grevler ve protestolar düzenlenmesiyle sürdürülüyor.

    Neden 8 Mart?

    Dünya Kadınlar Günü fikrini ortaya atan Clara Zetkin’in aklında belirli bir tarih yoktu.

    Birinci Dünya Savaşı sırasında, 1917’de Rus emekçi kadınlar “Ekmek ve barış istiyoruz” sloganlarıyla sokaklara çıkmıştı.

    Eylemlerin dördüncü gününde Rus Çarı tahttan indirildi. Kurulan geçici hükümet ise kadınlara seçme hakkı tanıdı.

    Rusya’daki kadın eylemlerinin başlangıcı, Jülyen takvimine göre 23 Şubat’tı.

    Dünya genelinde daha yaygın biçimde kullanılan Miladi (Gregoryen) takvimde bu tarih 8 Mart’a denk geliyordu.

    İnsanlar neden mor kıyafetler giyiyor?

    Dünya Kadınlar Günü web sitesine göre 8 Mart’ın renkleri mor, yeşil ve beyaz.

    Web sitesinde, “Mor, adalet ve saygınlığı ifade ediyor. Yeşil umudu temsil ediyor. Beyaz ise, tartışmalı bir kavram olsa da saflık anlamına geliyor. Renkler 1908 yılında İngiltere’deki Kadınların Sosyal ve Politik Birliği (WSPU) tarafından belirlendi” ifadeleri yer alıyor.

    Dünyada nasıl kutlanıyor?

    Pek çok ülkede Dünya Kadınlar Günü resmi tatil.

    Dünya genelinde çiçek satışlarının 8 Mart ve öncesindeki birkaç günde neredeyse iki kat arttığı belirtiliyor.

    Örneğin Rusya’da tatil olan 8 Mart’ta çiçek satışları iki katına çıkıyor.

    Çin’de birçok kadın, Devlet Konseyi’nin tavsiyesi üzerine 8 Mart’ta yarım gün çalışıyor.

    İtalya’da La Festa della Donna olarak adlandırılan Dünya Kadınlar Günü’nde kadınlara mimoza çiçeği hediye etme geleneği var. Her ne kadar bu geleneğin kökleri tam olarak bilinmese de, 2. Dünya Savaşı’nın bitiminden hemen sonra Roma’da başladığı düşünülüyor.

    ABD’de ise Mart ayı “Kadınların Tarihi” olarak kabul ediliyor ve Beyaz Saray, Amerikalı kadınların başarılarını sıralayan bir bildiri yayınlıyor.

    2024’ün teması

    Bu yıl BM’nin Kadınlar Günü teması ‘Kadınlara yatırım yapın: İlerlemeyi hızlandırın’.

    Bu tema, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik yatırımların yetersizliğini vurgulamayı amaçlıyor.

    BM, “Çatışmalar ve fiyat artışları, 2025 yılına kadar ülkelerin yüzde 75’inin kamu harcamalarında kesintiye gitmesine yol açarak kadınları ve kadınların temel hizmetlerini olumsuz etkileyebilir” diyor.

    BM, dünyanın 2030 yılına kadar toplumsal cinsiyet eşitliği hedefine ulaşabilmesi için yılda 360 milyar dolarlık yatırıma daha ihtiyaç duyulduğunu söylüyor.

    Dünyada hükümet yardımlarının yalnızca yüzde 5’inin kadın ve kız çocuklarına karşı şiddetle mücadeleye ayrıldığını belirten BM, bunun sadece yüzde 0,2’sinin şiddetin önlenmesi için kullanıldığını tespit ediyor.

    BM’nin belirlediği temanın dışında farklı temalar da var.

    Dünya Kadınlar Günü web sitesinde bu yıl ‘Kapsayıcılığa ilham ver’ başlığına dikkat çekiliyor. Bu kapsamda düzenlenen etkinlikler “engelleri yıkmayı, klişelere meydan okumayı ve tüm kadınların değer gördüğü ve saygı duyulduğu ortamlar yaratmayı” hedefliyor.

    Neden böyle bir güne ihtiyacımız var?

    Geçen yıl Afganistan, İran, Ukrayna ve ABD gibi pek çok ülkede kadınlar, ülkelerinde savaş, şiddet ve politika değişiklikleri yaşanırken hakları için mücadele etti.

    İsrail ve Filistin topraklarında yaşanan son çatışmalar sırasında çok sayıda kadının şiddetle karşı karşıya kaldığı düşünülüyor.

    BM uzmanları, İsrail askerlerinin Gazze’de kadınlara ve kız çocuklarına tecavüz etmesi gibi bölgede insan hakları ihlallerine ilişkin güvenilir bilgi aldıklarını söylüyor.

    7 Ekim’de Hamas’ın İsrail’e yönelik saldırıları sırasında kadınlara tecavüz edildiğine, cinsel şiddet uygulandığına ve sakatlandıklarına dair kanıtlar da BBC tarafından görüldü.

    Kadınlar bölgedeki çatışmaların yarattığı insani krizin yükünü taşımaya devam ediyor.

    BM Nüfus Fonu (UNFPA), önümüzdeki ay Gazze’de doğum yapması beklenen yaklaşık 5 bin 500 kadının tıbbi yardıma erişimlerinin çok az olmasını öngörüyor.

    Afganistan’da ise kadınlar için eşit eğitim hakkı engelleniyor. Ülkede ilkokul yaşından büyük kız çocuklarının eğitimi hala yasak.

    Sudan’da Sudan Silahlı Kuvvetleri ile Hızlı Destek Güçleri (RSF) arasında devam eden çatışmanın da etkisi kadınlar için yıkıcı oluyor.

    BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’ne (OHCHR) göre kadınlar ve kız çocukları RSF tarafından kontrol edilen bölgelerde kaçırılıp tecavüze uğruyor, evlenmeye zorlanıyor ve fidye için alıkonuluyor.

    Sudan’dan şimdiye kadar 1,2 milyondan fazla insan komşu ülkelere kaçtığı, bunların yaklaşık 10’da 9’unun kadın ve çocuk olduğu düşünülüyor.

    Öte yandan Eylül 2022’de İran’da kadınların başörtüsü takmalarını gerektiren katı kuralları ihlal ettiği iddiasıyla ahlak polisi tarafından gözaltına alınan Mahsa Amini gözaltında tutulurken öldü.

    İran’da pek çok kadın başörtüsü kuralına meydan okuyor.

    Nobel Barış Ödülü’nü kazanan Narges Mohammadi gibi aktivistler uzun hapis cezalarıyla karşı karşıya.

    Tüm bunlarla birlikte geçtiğimiz yıl kadın hakları konusunda bazı ilerlemeler kaydedildi.

    Ekim 2023’te Arjantin Kongresi, internette cinsiyete dayalı şiddeti önlemeyi ve failleri sorumlu tutmayı amaçlayan Olimpia Yasası’nı onayladı.

    Uluslararası Af Örgütü’ne göre Arjantin’de her üç kadından biri internette şiddete maruz kaldıklarını söylüyor.

    Tayvan’da geçtiğimiz yıl bir Netflix dizisinin yayınlanmasının ardından MeToo hareketi popülerleşti ve bir dizi cinsel saldırı iddiası ortaya çıktı.

    Bu durum, Demokratik İlerici Parti’yi cinsel taciz ile mücadele etmek için yasaları katılaştırmaya itti.

    Bu kapsamda daha önce muaf tutulan küçük işletmeler de dahil olmak üzere tüm iş yerlerinin cinsel taciz olaylarını bildirmesi için kanallar oluşturmasını gerektiren yeni tedbirler geliştirildi.

    Kadın hakları grupları geçtiğimiz Eylül ayında Meksika’da kürtajın suç olmaktan çıkarılmasının olumlu bir gelişme olduğunu söylüyor.

    Bu, Latin Amerika genelinde kürtaj kısıtlamalarının gevşetilmesine yönelik “yeşil dalga” diye adlandırılan bir eğilimin parçası.

    Fransa’da ise geçtiğimiz günlerde kürtajın anayasal bir hak olmasını öngören tasarı parlamentoda onaylanarak yasalaştı.

    Bunların yanı sıra geçen yıl Temmuz ve Ağustos aylarında Avustralya ve Yeni Zelanda’da düzenlenen Kadınlar Dünya Kupası’na, yaklaşık 600 binlik artışla iki milyona yakın taraftar katıldı.

    Women’s Sports Trust’ın yeni araştırmasına göre, 2023 yılında İngiltere’de 46,7 milyon kişi televizyonda kadın atletizm yarışmalarını izledi. Yani kadın sporuna yönelik ilgi artıyor.

    Ancak İspanya kadın takımının Dünya Kupası’nı kazanması, eski İspanya Futbol Federasyonu Başkanı Luis Rubiales’in oyuncu Jenni Hermoso’yu dudaklarından öpmesiyle gölgelendi

    Hermoso buna rıza göstermediğini söyledi ve görevinden istifa eden ve kendisine yönelik suçlamaları reddeden Rubiales hakkında şikayette bulundu.

    Bu olay, kadın futbolunun hem içinde hem de dışında cinsiyetçilik kültürü hakkında geniş çaplı bir tartışmaya yol açtı.

  • Ortadoğu’da yeni kriz tırmanıyor

    Ortadoğu’da yeni kriz tırmanıyor

    Pakistan, İran’ın Sistan-Belucistan bölgesindeki hedeflere saldırı düzenlediğini duyurdu. İran medyası, Pakistan’ın askeri harekatında üç kadın ve dört çocuğun hayatını kaybettiğini bildirdi. İran, salı günü Pakistan’da militan grup Ceyş el-Adl’a ait olduğunu söylediği bazı hedefleri vurmuştu. İki ülke birbirini yıllardır şiddet yanlısı militan grupları barındırmakla suçluyor.

    Ortadoğu'da yeni kriz tırmanıyor: Pakistan'dan İran'a füze saldırısı!

    Pakistan Dışişleri Bakanlığı, İran’ın Sistan-Beluçistan eyaletinde “terör” hedefi olarak bildirdikleri yerlere yönelik bir dizi hassas askeri saldırı gerçekleştirildiğini açıkladı.

    Sabah saatlerinde Pakistan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, İran’ın Sistan-Beluçistan eyaletinde “teröristlerin saklandıkları yerlere” yönelik bir dizi hassas askeri saldırı gerçekleştirildiği belirtilerek, istihbarata dayalı operasyon sırasında çok sayıda “teröristin” öldürüldüğü aktarıldı.

    Pakistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Son birkaç yıldır İran ile yürüttüğümüz temaslarda, Tahran yönetimine Pakistan kökenli teröristlerin İran’daki kontrolsüz alanlarda sahip oldukları güvenli sığınaklar ve barınaklarla ilgili ciddi endişeleri sürekli olarak paylaştık. Pakistan, bu teröristlerin varlığına ve faaliyetlerine ilişkin somut kanıtlar içeren çok sayıda dosyayı da paylaştı.

    Ciddi endişelerimiz konusunda harekete geçilmemesi nedeniyle, Sarmacharlar masum Pakistanlıların kanını dökmeye devam etti. Bu sabahki eylem, Sarmacharların büyük çaplı terörist faaliyetlerde bulunacağına dair güvenilir istihbarat ışığında gerçekleştirildi.”

    İRAN: PAKİSTAN’IN SALDIRISINDA SİVİLLER ÖLDÜ 

    İran, Pakistan tarafından sınır bölgesinde bir köye düzenlenen füze saldırısında 3’ü kadın ve 4’ü çocuk olmak üzere 7 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu.

    İran devlet televizyonuna konuşan Sistan-Beluçistan eyaletinin Vali Yardımcısı Ali Rıza Merhameti, “Bu saldırıda İranlı olmayan 3 kadın ve 4 çocuk hayatını kaybetti” dedi.

    Eyalete bağlı Seravan kentinde de patlama meydana geldiğini belirten Merhameti ancak can kaybı yaşanmadığını aktardı.

    PAKİSTAN: İRAN İLE YAŞANAN DURUMU TIRMANDIRMA NİYETİMİZ YOK

    Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mümtaz Zehra Beluç, ülkesinin İran içerisindeki milislere  karşı hava saldırısı düzenlemesinin ardından Tahran ile yaşanan durumu tırmandırma niyetlerinin olmadığını söyledi.

    Sözcü Beluç, haftalık basın toplantısında yaptığı açıklamada, Pakistan’ın İran da dahil, tüm ülkelerle barışçıl ilişkiler arzuladığını vurgulayarak “Ancak Pakistan’ın güvenliğinin ve egemenliğinin kutsal olduğunu ve Pakistan’ın kendini korumaya hazır ve istekli olduğunu da ifade ettik” dedi.

  • İran Tüpraş’a ham petrol taşıyan gemiye neden el koydu?

    İran Tüpraş’a ham petrol taşıyan gemiye neden el koydu?

    Irak’tan Tüpraş’a ham petrol getirmek üzere yola çıkan ve Umman açıklarında iletişimin kesildiği St. Nikolas isimli tankere İran’ın el koyduğu açıklandı. İran, geçen yıl aynı gemiye ve içindeki İran petrolüne ABD’nin el koymasına misilleme olarak bu adımın atıldığını belirtti.

    Tüpraş’a ham petrol getirmek üzere Irak’tan yola çıkan ve Umman açıklarında iletişimin kesildiği St. Nikolas isimli tankere İran’ın el koyduğu açıklandı.

    Tüpraş’tan dün yapılan açıklamada, Irak’tan aldıkları 140 bin ton ham petrolü taşıyan gemiyle iletişimin Umman açıklarında 11 Ocak sabah 6:30 sularında kesildiği belirtildi.

    İran medyasında ilerleyen saatlerde yer alan haberlerde gemiye İran’ın el koyduğu duyuruldu. Bunun, geçen yıl İran petrolü taşırken aynı tankere ABD tarafından el konulmasına misilleme olarak yapıldığı aktarıldı.

    İran donanmasının yarı resmi Fars haber ajansında yer alan açıklamasında “ABD’nin geçen yıl İran petrolünü çalmasının ardından, bu sabah adli kararlara uygun olarak İran donanması St. Nikolas gemisine el koymuştur…Gemi İran limanlarına doğru seyretmektedir” denildi.

    St Nikolas tankerine İran el koydu! - Lifebursa.com - Bursa'dan Son Dakika Haberleri Bursa'da Bugün Neler Oldu? Bursa'dan Güncel Haberler Bursa'da Gündemdeki Haberler

    Reuters olayın bölgesel gerilimi artırabileceğini yazdı.

    Tüpraş’ın açıklamasında geminin “Yunan armatör firması Empire Navigation’a ait Marshall Adaları bayraklı St. Nikolas isimli” tanker olduğu belirtildi ve “Tüm rafineri operasyonlarımız planlandığı şekilde devam etmekte olup, olayın rafineri operasyonlarımıza bir etkisi bulunmamaktadır” denildi.

    İzmir’deki Aliağa rafinerisine petrol getirmek üzere yola çıkan gemide 19 mürettebat vardı. Tüpraş bunlar arasında Türk bulunmadığını açıklarken, yabancı ajanslar gemide 18 Filipinli ve 1 Yunan mürettebat bulunduğunu duyurdu.

    İngiliz deniz yolu güvenliği şirketi Ambrey, gemi Umman’ın Sahar kenti yakınlarındayken silahlı kişilerin gemiye çıktığını ve geminin rotasının İran’ın Cask limanına doğru çevrildikten sonra uydu izleme sisteminin devre dışı bırakıldığını duyurdu.

    Gemiye çıkan silahlı kişilerin askeri tarzda siyah üniformalar giydikleri ve maske taktıkları belirtildi.

    ABD geçen yıl yaptırıma tabi İran petrolü taşıdığı gerekçesiyle aynı gemiye ve içindeki petrole el koymuştu.

    ABD’DEN KINAMA

    ABD Savunma Bakanlığı İran güçlerinin gemiye çıkışının yasalara aykırı olduğunu vurgularken, Beyaz Saray da İran’ın gemiye el koymasını kınadı.

    ABD Donanması 5. Filo Komutanı Koramiral Brad Cooper da “İran’ın eylemleri uluslararası hukuka aykırıdır ve deniz yolu güvenliği ve istikrarını tehlikeye atmaktadır” denildi.

    ABD geçen yıl, o dönemde ismi Suez Rajan olan gemiye, ABD’nin İran’a yönelik yaptırımları kapsamında el koymuştu. Gemide İran’a ait 980 bin varil ham petrol bulunuyordu.

    ABD, İran İslam Devrimi Muhafızları Ordusu’nun “kaçak” İran petrolünü Çin’e gönderdiğini ve bunun ABD yaptırımlarının ihlali olduğunu açıklamıştı. İran ise ABD’ye “bunun yanıtsız kalmayacağı” uyarısını yapmıştı.

    Uzun süren bir mahkeme süreci sonunda gemideki yük Eylül ayında ABD’nin Teksas eyaletinde boşaltılmıştı.

    “Yaptırımlı mal ticareti yapma” ve “gemi seyir defterinde tahrifat” suçlamalarıyla yargılanan gemi sahipleri suçlarını kabul etmiş ve 2,5 milyon dolardan fazla ceza ödemişti. İran ise el konulan petrolüne yönelik bir ödeme alamadı.

    Gemi yükünü boşalttıktan sonra adını St. Nikolas olarak değiştirdi.

    Kaynak: BBC Türkçe

  • Interpol tarafından aranan 10 kişi daha yakalandı

    Interpol tarafından aranan 10 kişi daha yakalandı

    İstanbul, kırmızı bültenle aranan uyuşturucu kaçakçıları ve organize suç örgütü üyelerinin uğrak noktası oldu.

    Son zamanlarda arka arkaya yapılan operasyonlarla yakalanan suçlulara 10 kişi daha eklendi.

    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İran, Güney Kore, Suriye, Çin, Özbekistan ve İsviçre tarafından haklarında Interpol’ün kırmızı bülten çıkardığı 10 şahsa yönelik “Kafes-30′ operasyonu düzenlendiğini aktardı.

    Bu kapsamda, Interpol tarafından kırmızı bültenle, İsviçre’de dolandırıcılık suçundan aranan Taiguo Liu, İran’da dolandırıcılık suçundan aranan Paria Ghasemi, kara para aklama suçundan aranan Omid Alaghi, dolandırıcılık suçundan aranan Reza Fakhr Attar, dolandırıcılık suçundan aranan Edris Moradi, Güney Kore’de kumar suçundan aranan Tae Yong Sung, Suriye’de göçmen kaçakçılığı suçundan aranan Ali Abouyeg, Çin’de göçmen kaçakçılığı suçundan aranan Xın An, Özbekistan’da insan kaçakçılığı suçundan aranan Dilnoza Umarova ve Özbekistan’da insan ticareti suçundan aranan Mavluda Ulmasova yakalandı.

    Yerlikaya, operasyonu düzenleyen polis ekiplerini tebrik ettiğini belirterek, “Devletimizin nefesi, terör ve iş birlikçilerinin, organize suç örgütlerinin, zehir tacirlerinin, suç odaklarının her zaman enselerindedir ve enselerinde olmaya devam edecektir.” ifadesini kullandı.

  • Halkbank’a ŞOK HABER!

    Halkbank’a ŞOK HABER!

    ABD, Halkbank ve Reza Zarrab’a tazminat davası açtı. Gerekçe olarak Halkbank ve Zerrab’ın teröristlerin saldırılarına yardım etmek olarak gösterildi.

    Afganistan ve Suriye’de gerçekleşen terör saldırılarında ölen ya da yaralanan Amerikalı asker ve aileleri adına, ABD’de Halkbank ve Reza Zarrab’a tazminat davası açıldı. New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nde açılan davada, Zarrab ve Halkbank’ın, teröristlerin saldırılarına yardım etmek ve saldırıları içeren bir komploya katılmaktan sorumlu tutulması istendi.

    Davacılar, 2012’den 2020’ye kadar Afganistan’da gerçekleştirilen 27 saldırının ve 2012’den 2013’e kadar Suriye’deki bir saldırının mağduru 151 kişiden oluştu. Davada Zarrab ve Halkbank’ın “2012’den 2016’ya kadar terörle mücadele yaptırımlarını aşarak İslam Devrim Muhafızları’na bağlı olarak bilinen İran Ulusal Petrol Şirketinin terör operasyonlarını finanse etmesine sistematik olarak yardımcı oldukları” iddia edildi.

    ABD’de 2016’da gözaltına alınan Zarrab, daha sonra savcılıkla işbirliği yapıp sahtecilik ve kara para aklama suçlamalarını kabul etmişti.

    Dilekçede sanıkların, terör ve şiddet içeren faaliyetlere yardım ettiklerinin farkında olarak hareket ettikleri ileri sürüldü. Ayrıca İran’ın petrol gelirlerini aklamaya yönelik bir planı kasıtlı olarak başlatıp gizledikleri, bunu neden ve kimin için yaptıklarını bildikleri iddiası da yer aldı. Hakim, şikayetin bir kopyasının 1 Ekim’e kadar bankanın temsilcilerine gönderilmesini, Halkbank’tan da 29 Ocak’a kadar yanıt vermesini istedi.

    Kaynak:Halktv.com.tr