Etiket: hakim

  • İstanbul’da adliyede silahlı saldırı: Savcı, kadın hakimi silahla vurdu!

    İstanbul’da adliyede silahlı saldırı: Savcı, kadın hakimi silahla vurdu!

    İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nde görev yapan kadın hâkim A.K., savcı M.Ç.K tarafından silahla vurularak ağır yaralandı.

    Olay, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesi’nin bulunduğu alanda gerçekleşti. Edinilen bilgilere göre, hâkim A.K., savcı olduğu öğrenilen M.Ç.K. tarafından adliye binası içerisinde silahlı saldırıya uğradı.

    SİLAHLA VURULAN HAKİM HASTANEYE KALDIRILDI

    Saldırı sonrası ağır yaralanan hâkim, olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı. Kasığından vurulduğu öğrenilen hakimin sağlık durumuna ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı.

    GÖZALTINA ALINDI

    Silahlı saldırıyı gerçekleştiren savcı ise olayın ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ca “adam öldürmeye teşebbüs” suçundan gözaltına alındı.

    Olayla ilgili adli soruşturma başlatılırken, adliyede güvenlik önlemleri artırıldı.

    BAŞSAVCILIKTAN AÇIKLAMA GELDİ

    Başsavcılıktan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “13/01/2026 günü saat 13:00 sıralarında İstanbul Anadolu Adliyesinde görevli Cumhuriyet Savcısı M.Ç.K’nin Bölge adliye Mahkemesi 23. Ceza dairesi Hakimi A.K.’yi mağdurun odasında oturdukları sırada 1 el silah ile ateş ederek yaraladığı, ikinci atışı yapmak istediği sırada odada bulunan Maltepe açık ceza infaz kurumunda hükümlü çaycı Y.K. isimli şahıs tarafIndan engellendiği, mağdur Hakimin kasık bölgesinde girişi bulunduğu, hayati tehlikesinin belirsiz olduğu, olayı gerçekleştiren Cumhuriyet Savcısının ise yakalanarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca gözaltı kararı verildiği arz olunur.”

  • HSK kararları Resmi Gazete’de

    HSK kararları Resmi Gazete’de

    Hakim ve savcıların görevde yükselme kararları Resmi Gazete’de yayımlandı. Listede adli yargıda 212 hakim ve 147 savcı ile idari yargıda 22 hakimin ismi yer aldı.

    Çeşitli derecelerdeki görev sürelerini tamamlayan adli yargı hakimi, cumhuriyet başsavcısı ve savcıları ile idari yargı hakimlerinin isim listelerinden oluşan Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) kararları Resmi Gazete’de yayımlandı.

    HSK kararlarında, 2025 Nisan dönemi sonuna kadar sürelerini bitirip yükseltilmelerine karar verilen çeşitli derecedeki adli ve idari yargı hakimleri ile cumhuriyet başsavcı ve savcılarının isimlerinden oluşan listelere yer verildi.

    Aynı kararda, 30 Nisan 2025 tarihi itibarıyla birinci dereceye yükselip, bu tarihten geçerli olmak üzere ilk defa birinci sınıfa ayrılma incelemesine tabi tutulan adli ve idari yargı hakimleri ile cumhuriyet başsavcı ve savcılarının adlarından oluşan listeler de yayımlandı.

    Listede adli yargıda 212 hakim ve 147 savcı ile idari yargıda 22 hakimin ismi yer aldı.

    Sürelerini bitirdikleri halde bu listede isimlerini göremeyenler 30 gün içerisinde HSK’ye yazılı başvuruda bulunarak durumlarının incelenmesini isteyebilecek.

     

  • Gökhan Günaydın, Tutuklamayı reddeden hakimin yetkisi düşürüldü…

    Gökhan Günaydın, Tutuklamayı reddeden hakimin yetkisi düşürüldü…

    CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Silivri’de tutuklu bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na destek eylemlerinde gözaltına alınan ve tutuklamaya sevk edilen 8 kişiyi ‘delil yetersizliği’ nedeniyle serbest bırakan hakimin ‘cezalandırıldığını’ açıkladı.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu‘nun gözaltına alınmasının ardından düzenlenen protesto eylemlerine ilişkin açıklama yaptı.

    Günaydın, eylemlerde gözaltına alınan ve tutuklamaya sevk edilen 8 kişiyi delil yetersizliği nedeniyle serbest bırakan hakimin ‘cezalandırıldığını’ duyurdu.

    YETKİSİ DÜŞÜRÜLDÜ

    Günaydın’ın aktardığına göre hakim, bu kararı nedeniyle pasif göreve çekildi.

    Günaydın’ın X hesabındaki ilgili açıklaması şöyle:

    “İstanbul’da bir Sulh Ceza Hakimi, 23 Mart 2025 tarihinde verdiği bir kararla, savcılık tarafından tutuklama talebiyle sevk edilen 8 kişiyi, delil yetersizliği gerekçesiyle, talebin aksine adli kontrol kararıyla serbest bırakıyor.

    ‘SEN MİSİN BUNU YAPAN…’

    Sen misin bunu yapan? Önce kararı veren hakim Adalet Komisyonu kararıyla sulh ceza hakimliğinden alınarak genel yetkili hakim yapılıyor. Ardından yapılan itiraz neticesinde, sözü edilen 8 kişiden 4’ü hakkında tutuklama kararı veriliyor. Bu örnek, bir yandan son sürecin nasıl yargının araçsallaştırılarak yürütüldüğüne açık kanıt niteliğindeyken..

    Diğer taraftan Adalet Bakanı ve Bakan yardımcısı HSK içindeyken hakim ve savcıların tarafsız ve bağımsızlığının ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunun.. Bunun yanında kurulan sulh ceza hakimliği sisteminin, hakimden bağımsız olarak, kişi özgürlüğü ve insan hakları açısından mutlaka gözden geçirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

    MS 400’lü yıllarda yaşamış teolog Augustinus’un dediği gibi; “İçinden adaleti çıkarırsan devlet bir çeteden başka nedir ki.”

  • Barış Pehlivan:Hâkimin itirafı

    Barış Pehlivan:Hâkimin itirafı

    “Tartışmalı olmakla birlikte…”

    Bu üç kelimeye takıldım. Anlayana çok şey ifade ediyor. Hâkim “Haklısınız” demeye getiriyor.

    20 yıldan fazla zamandır fezleke, iddianame ve karar okuyorum. Lakin öyküleri farklı karakter ve mekân adlarıyla örülü olsa da birbirinden esinlenen yazarların klavyesinden çıkmış gibiler. Yazılış amacını da sonunu da biliyorsun.

    Önümde bir buçuk sayfalık karar var. Terör örgütü üyeliği suçlamasıyla tutuklanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’i ilgilendiriyor. Avukatların yaptığı tutukluluk itirazının reddine hükmediyor. Maalesef garip bulmuyorsun ama satır arasında bir nokta dikkatini çekiyor.

    İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesi hâkiminin kararı özetle diyor ki…

    – Ahmet Özer’in adı İmralı görüşmelerinde geçebilir.

    – Ahmet Özer’in görüşmeleri insani gerekçelerle olabilir.

    – Ahmet Özer’in para hareketleri terör örgütleriyle ilgili olmayabilir.

    Hatta savcıların delilleri “bu aşamada tartışmalı olmakla birlikte, bir an için örgütsel faaliyet olarak değerlendirilemeyeceği düşünülse dahi…”

    Yani diyor ki hâkim: Belediye başkanını yatak odasında gözaltına aldık, tutukladık, yerine kayyum atadık, tüm bu süreçte de “terörist” olarak kamuoyuna ilan ettik ama bu yaptıklarımız doğru olmayabilir.

    Lakin…

    Ne olmuş biliyor musunuz?

    Birkaç gün içinde bir “gizli tanık” ortaya çıkıvermiş. Eee? Eee’si şu:

    İşte o gizli tanık öyle şeyler anlatmış ki… İsim vermiş, zaman vermiş, mekân vermiş. Hal böyle olunca yeterliymiş. Öyle ya, şimdi o gizli tanığın anlattıklarına dair delillere bakmak lazımmış. İşte şartlar böyleyken, tüm bunlar olurken de Ahmet Özer hapiste olmalıymış.

    Ne ironi ne mübalağa yapıyorum. Maalesef bunu diyor mahkeme.

    50 DAKİKADA MI OKUDULAR?

    Gariplik bitmiyor. Tutuklu CHP’li Ahmet Özer’in avukatı Serbülent Özavcı ile konuştum. Bakın “Ben bu filmi izlemiştim” dedirten neler söyledi:

    “Tutukluluğa itirazımız sulh ceza mahkemesinin önüne 16.30’da gitmiş. Okunmuş olması lazım ki oradan 11. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilmiş. Saat 17.30’da da ‘Tutukluluğa itiraz reddedildi’ diye bir kısım medyaya haberler düştü. Buna göre, 50 dakikalık bir süre içerisinde 40 sayfalık itiraz dilekçemizi, hukuk profesörlerinin hazırladığı 38 sayfalık bilimsel mütalaayı ve 126 sayfalık savunma delillerini incelemişler. Bunun fiilen imkânsız olduğunu düşünüyorum. Bu kadar kısa süre içerisinde bu itirazın değerlendirilmesi mümkün değil.”

    Avukat Özavcı’ya “gizli tanık” meselesini soruyorum. Belediye başkanı Ahmet Özer’e; Emniyet, savcılık ve hâkimlik ifadelerinde herhangi bir gizli tanık suçlaması yapılmadığını vurguluyor:

    “Somut deliller ile bütün iddiaları çürüttük. Asliye ceza mahkemesi de kabul ediyor, bu yüzden gizli tanık beyanına dayandırıyor tutukluluğa devamı. Tahminimce tutuklandıktan 3-4 gün sonra o gizli tanık ifadesi dosyaya girdi. Öncesinde olsaydı bize sorarlardı.”

    Masamdaki dava dosyasının kapağını şimdilik kapatıyorum. Biliyorum ki bugünün elmaları yarının günahları olacak.

    Barış Pehlivan’ın yazısı

  • “Ağır bir çürüme, ağır bir çöküş yaşıyoruz. ‘Nerede bu devlet’ diye sormak istiyorum”

    “Ağır bir çürüme, ağır bir çöküş yaşıyoruz. ‘Nerede bu devlet’ diye sormak istiyorum”

    İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Bebeklerin canına kastedilirken ‘Nerede bu devlet’ diye sormak istiyorum. Gasp, cinayet, tecavüz suçluları salıverilip aynı suçları tekrar işlerken ‘Nerede bu devlet’ demek istiyorum. Ağır bir çürüme, ağır bir çöküş yaşıyoruz. Nereye el atsanız elinizde kalıyor.

    Sağlık sistemi, eğitim, vergi adaleti, hukuk ve hürriyet… İşte biz, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, legal hayatlarımızı hayatın her alanındaki illegal yapılara teslim etmemek, bu konuda güçlü bir toplum var etmek zorundayız. Bu mücadelede koruyucu güç, sağlıklı bir devlet yapısıdır” dedi.

    İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Ankara’da gazete, televizyon ve ajansların temsilcileriyle kahvaltılı basın toplantısında bir araya geldi. Sözlerine, “İmamoğlu Ankara’ya ısınıyor diye bir özel kapsamı yok. Ankara’ya 5 yaşında gelmiştim ilk kez. O günden beri Ankara’ya sıcak bir insanım. Her şeyden önce geldiğimde, Anıtkabir’e uğradığımda dua ettiğimde kendimi memleket adına çok huzurlu buluyorum. Atatürk’ün bir emaneti bu şehir ve medeniyet şehri olduğunu bilen birisiyim. ‘İmamoğlu Ankara’ya açılıyor’ yorumlarının gerçekten samimi cevabı az önce söylediklerim. Ankara’ya çok defa geldim, gittim. Tarihi bir kısım toplantılara ya da olayların geliştiği anlara da şahitlik ettim. İlk kez de sizlerle geniş kapsamda bir aradayız” diyerek başladı.

    İstanbul’da yaptığı çalışmaları özetledikten sonra gündemdeki gelişmeleri de değerlendiren İmamoğlu, şöyle konuştu:

    “Toplum olarak bugünlerde ağır travmalarımız var. Böylesine bir çaresizliği daha önce hiç yaşamadığımızı düşünüyorum. ‘Her zor zamanımızda nasıl olsa birileri bu ülkenin sevdalıları, bu ülkenin okumuşları bir yerlerde çözümler çalışıyordur, yalnız değilizdir’ diye düşünmüşüzdür. Ancak son zamanlarda art arda patlak veren can yakıcı meseleler toplumsal kaygıları derinleştirmiştir. Milletten uzak olmayan herkes, tehlikeli bir psikolojik eşiğe geldiğimizi fark etmiştir. Artık bireyin, kamunun koruyucu ve kollayıcı gücünü, adaleti hissetmediği bir dönem yaşıyoruz. Bu, tehlikeli bir safhadır.

    “‘Nerede bu devlet’ diye sormak istiyorum”

    Bebeklerin canına kastedilirken ‘Nerede bu devlet’ diye sormak istiyorum. Gasp, cinayet, tecavüz suçluları salıverilip aynı suçları tekrar işlerken ‘Nerede bu devlet’ demek istiyorum. Hakimi, savcısı, polisi belgesellere konu olan kötü koşulları ve görüntüleri, bazen rezillikleri yıllarca yaparken ‘Nerede bu devlet?’ Bakanken kendi bakanlığına mal satacak kadar fütursuzlaşanlar, mafyalar, bahis çeteleri, uyuşturucu çeteleri, gösteriş budalaları utanç verici işlerini rahatça sergilerken ‘Nerede bu devlet’ diye sormak istiyorum. Devlette üst düzey resmi görevi olan memurların, havalimanlarından ülkeye kaçak altın soktuğu günlere nasıl denk geldik, bunları niçin yaşıyoruz, tüm bunlar olurken ‘Nerede bu devlet’ diye buradan sormak istiyoruz.

    “Ağır bir çürüme, ağır bir çöküş yaşıyoruz. Nereye el atsanız elinizde kalıyor”

    Ağır bir çürüme, ağır bir çöküş yaşıyoruz. Nereye el atsanız elinizde kalıyor. Sağlık sistemi, eğitim, vergi adaleti, hukuk ve hürriyet… İşte biz, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, legal hayatlarımızı hayatın her alanındaki illegal yapılara teslim etmemek, bu konuda güçlü bir toplum var etmek zorundayız. Bu mücadelede koruyucu güç, sağlıklı bir devlet yapısıdır. Yenidoğan bebeklerin yaşam hakkı, alçakların para hırsıyla elinden alınıyor ve gerçekten artık yüzümüz gülmüyor, suratımız asık bir biçimde birbirimize bakar durumdayız. Anne-babaların binbir emekle yetiştirdiği gençlerin geleceği, mülakatla ellerinden alınıyor. ‘Değiştireceğiz’ dedikleri mülakatı, artık bir buçuk yıl geçmiş olmasına rağmen hala kılın kıpırdatılmaması ve insanların bu şekilde yüreğinin yanması, hepimizi acıtıyor.

    “Bu düzeni değiştirmek tüm yurttaşlara vazifedir”

    Ekonomik kriz, vatandaşın kimseye muhtaç olmadan insan onuruna uygun bir biçimde kendi emeğiyle geçinme hakkı elinden alınıyor. Milletin ‘artık yeter’ dediğini her yerde yaşıyoruz. Bu böyle gidemez. Bir avuç imtiyazlı dışında kimsenin kendini güvende hissetmediği bir ülkede cumhuriyeti kimsesizlerin kimsesi, herkesin güvencesi kılmak zorunluluğumuz vardır. Bu düzeni değiştirmek tüm yurttaşlara vazifedir.

    “Olağanüstü bir eşitsizlik döneminden geçiyoruz”

    Bir yandan da uluslararası alanda yaşanan gelişmeleri dikkatle ve ne yazık ki kaygıyla takip ediyoruz. Dönem dönem hızlı giden bu dünya akışında treni nasıl kaçırdığımızı gördük. Şimdi de benzer bir durumu genç yurttaş ortalamamıza yaşatmamak zorundayız. Bir yandan jeopolitik dengeler yeniden şekilleniyor, ekonomiler büyük bir sınav veriyor. İnsanlık özellikle çevresel tehditlerin ciddiyetini her geçen gün daha fazla idrak ediyor. Burada büyük bir seferberlik durumuna ihtiyacımız var. Dünya bir düzensizlik ve belirsizlik döneminde. Sıcak çatışmaların geri döndüğünü, kuralsızlığı had safhada olduğunu ve uluslararası alanda da adaletsizliğin yaşandığını, farklı ortamlara farklı müdahalelerle hareket edildiğini ve bunun çok büyük bir eşitsizlik ortamı yarattığını hep beraber yaşıyoruz. Benim dünyadaki dönüşümü anlamak için kullandığım kavram eşitsizlik. Olağanüstü bir eşitsizlik döneminden geçiyoruz ve bu bildiğimiz bütün dengeleri altüst ediyor ve edecek. Bu dengeleri hep beraber tariflemek, anlamak ve buna göre tedbir almak durumundayız. Mesela küresel gelir eşitsizliği. Özellikle tarihsel olarak batılı ekonomiler dünyadaki zenginliğin büyük bir kısmını kontrol etmişlerdir ancak bugün bu durumun değiştiğini, farklı bir eksene doğru evrildiğini görüyoruz. Gelişmekte olan ekonomiler, küresel gelirden giderek daha fazla pay kazandığını da yaşıyoruz.

    “Mülteci ve sığınmacı yükünün adil bir şekilde paylaşılması gerekiyor”

    Birleşmiş Milletler, IMF ve Dünya Bankası gibi küresel kuruluşlar, küresel sorunları ele almayı amaçlasa da karar alma süreçlerinde gelişmiş ülkeler hakimdir. Bu eşitsiz temsil, yoksul ulusların çıkarlarının genellikle göz ardı edildiği anlamına geliyor. Teknolojik devrim iki ucu keskin bir kılıç olmuştur artık. Gelişmiş ekonomilerde muazzam zenginlik ve fırsat yaratırken daha yoksul birçok ülkeyi de çok büyük bir farkla geride bırakıyor. İklim krizi, küresel adaletsizliği en bariz ortaya koyan örneklerden biri. Küresel karbon emisyonlarına en az katkıda bulunan yoksul ülkeler, iklim değişikliğinin en ağır sonuçlarıyla da karşı karşıyadır. Göç, küresel eşitsizliğin hem bir sonucu hem de bir nedenidir. İnsanlar yoksulluktan, çatışmalardan, siyasi istikrarsızlıktan ve giderek artan çevresel felaketlerden kaçıyor. Küresel göç politikalarının mülteci ve sığınmacılara ev sahipliği yapma sorumluluğunu daha adil bir şekilde paylaşacak şekilde yeniden düzenlenmesi ve yükün adil bir şekilde paylaşılması gerekiyor.”

    “Türkiye’nin Filistin konusunda çözüm süreçleri içinde yer alması gerektiğine inanıyoruz”

    Uluslararası hukuk ve insan hakları konusundaki adaletsizlikler konusunda Gazze’deki savaş üzerinden değinen İmamoğlu, tüm bu eşitsizlikleri ortadan kaldırmak için birlikte çalışarak yol ve yöntemler bulma zorunluluğunu ifade etti. İmamoğlu, şöyle devam etti:

    “Filistin’de soykırım boyutuna dönüşen bir saldırı, bir insanlık suçudur ve ne yazık ki bütün dünyanın izlediği bir insanlık suçu dönemini bize yaşatmaktadır. Türkiye’nin çözüm süreçleri içinde yer alması gerektiğine inanıyoruz ve yerel almadığı ortamda doğru sonuçların oluşmayacağını biliyorum. Şu an Türkiye’nin bu süreçlerin tamamen dışında bırakılmış olması da üzücüdür. Türkiye’nin Filistin meselesinde herhangi bir rol oynayabilmesinin ön şartı, Netanyahu hükümetinin insanlık dışı uygulamalarıyla mücadele ederken Hamas’ın da hamisi rolünden kurtulmasıdır. Aşırı sağcı Netanyahu hükümetiyle sağlıklı bir ilişki kurulması mümkün değildir. Ancak Netanyahu tek başına İsrail de değildir. ‘Yurtta barış, dünyada barış’ ilkesinin dünya için bir manifesto olduğuna inanıyorum.”

  • Tüzükle ilgili milletvekillerinin önerilerini dinleyen Özel söz verdi…

    Tüzükle ilgili milletvekillerinin önerilerini dinleyen Özel söz verdi…

    Özel’in önseçimle ilgili “Sonucuna aynen uyacağımızı tüzüğe yazacağım. İttifak yapsak bile önseçim olacak. Diyelim birdenbire bir erken seçim oldu. Baskın seçime bile önseçim getirmiş olacağız. Uymazsak da isteyen tüzüğün gereğini yapar” sözünü verdiği vurgulandı.

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, önceki gün partisinin genel merkezinde milletvekilleriyle bir araya gelerek tüzük değişikliği için önerileri dinledi.

    Milletvekillerinin paylaştığına göre olumlu bir havada geçen toplantıda CHP lideri Özel, hazırlanan taslak metne yöneltilen her eleştiriyi not aldı ve bazı maddelerin neden o şekilde yazıldığına yönelik açıklamalar yaptı. Edinilen bilgiye göre, bazı milletvekilleri tüzük taslağında yönetime milletvekilliği ve belediye başkanlığı adaylığında yüzde 15 kontenjan öngören maddeyi eleştirdi. Bazı milletvekilleri ise önseçimin hâkim denetiminde yapılmasını istedi.

    ‘MESLEK KOTASI DA OLACAK’

    Özel’in de bu eleştirilere karşı milletvekili kontenjanlarının yüzde 5’ini kadınlara, yüzde 5’ini gençlere ve yüzde 5’ini de partinin gerçekten ihtiyaç duyacağı kişilere kullanacağına yönelik sözünü yinelediği belirtildi. Özel’in “Hâkim huzurunda önseçim olursa gençlik ve kadın kotalarını kullanamayız. Meslek kotaları da olacak. Mesela Meclis’te Hayvan Yasası geçiyor ama grubumuzda veteriner yok. Kotalar bunlar için gerekli ve önseçim hâkim huzurunda olunca bunlar yapılamıyor” dediği öğrenildi.

    TÜZÜĞE YAZACAĞIM

    Ayrıca Özel’in önseçimle ilgili “Sonucuna aynen uyacağımızı tüzüğe yazacağım. İttifak yapsak bile önseçim olacak. Diyelim birdenbire bir erken seçim oldu. Baskın seçime bile önseçim getirmiş olacağız. Uymazsak da isteyen tüzüğün gereğini yapar” sözünü verdiği vurgulandı.

    Toplantıda bazı vekillerin cumhurbaşkanı adayını belirleme yöntemiyle ilgili tüzükte bir yenilik olmamasını eleştirdiği aktarıldı. CHP lideri Özel’in de bu eleştiriye karşı “Mevcut tüzük bize zaten geniş bir çerçeve çiziyor. Seçmen yoklaması dahil her yöntem mevcut haliyle yapılabiliyor. Bu yüzden yeni bir düzenleme getirmedik” dediği öğrenildi.

    GEÇMİŞE DÖNÜK UYGULANACAK

    Tüzük taslağında belediye çalışanlarının ilçe başkanlığına, il başkanlığına ve delege olmasına aday olmasını engelleyen maddeye “Aynı isimler önseçimde de oy kullanmasın” önerisinin getirildiği aktarıldı. Bu öneriye de sıcak bakıldığı belirtildi. Özel’in ayrıca belediye başkanı ve milletvekilleri için getirilecek “En fazla üç dönem görev yapabilirler” kuralı için de “Geçmişe dönük de uygulanacak” dediği aktarıldı.

  • Gündemi Sarsacak İddia! ‘Ayhan Bora Kaplan’ın Savcı Rüşvetleri Ortaya Çıktı’

    Gündemi Sarsacak İddia! ‘Ayhan Bora Kaplan’ın Savcı Rüşvetleri Ortaya Çıktı’

    Ankara’da ‘Kaplan grubu’ olarak bilinen ve ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurmak’ suçundan tutuklanan Ayhan Bora Kaplan’la ilgili yeni gelişmeler gelmeye devam ediyor. Hukukçu Mehmet Saral Halk TV ekranlarında yayımlanan Nasıl Olacak? Programına konuk oldu. Gündeme dair açıklamalar yapan Saral Ayhan Bora Kaplan davasına dair dikkat çeken bir iddiayı paylaştı.

    Halk Tv ekranlarında açıklamalarda bulunan hukukçu Mehmet Saral şu ifadeleri kullandı;

    Ayhan Bora Kaplan SAVCILARA KENDİ HESABINDAN RÜŞVET GÖNDERMİŞ

    “Ayhan Bora Kaplan denilen kişinin yargı ayağı da var. Bu operasyonun devamında yargı ayağına da dokunurlarsa bu demektir ki; böyle bir ‘Temiz Eller’ hareketi görebiliriz. Şimdi şöyle bir bilgi geldi; polisin elinde yargı ayağına verdiği rüşvetlerle ilgili dekontlar varmış. Bu bir idda tam bilmiyoruz. Ama gelen bilgiye göre rüşvetleri de kendi hesabından göndermiş. Şimdi 800 metrekarelik villada oturan savcılar var. Yargıç etiği dediğimiz bir şey var bir yargıç ne kadar zengin olursa olsun helikopter kiralayıp günlüğü 10 bin lira olan otellere tatile gidemez. O nedenle biraz bekleyelim. Yargı ayağına da dokunurlarsa bence bu yaygınlaşacaktır ve malum mafyatik isimler de devreye girecektir. Hakikaten dekontlar varsa bu iş ciddileşecektir.”

  • Osman Kavala’ya Tahliye İsteyen Hakim  Ağrı’ya Atandı

    Osman Kavala’ya Tahliye İsteyen Hakim Ağrı’ya Atandı

    Gezi davasına ilişkin yargılamalar sırasında iş insanı Osman Kavala’nın tahliye edilmesi yönünde oy kullanan hâkim Sercan Karagöz, HSK kararnamesiyle Ağrı’ya atandı.

    Gezi davasında beraat kararlarının istinaf mahkemesinde bozulmasının ardından yeniden yapılan yargılama sonucunda İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi, Osman Kavala’yı “hükümeti devirmeye teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet; Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Tayfun Kahraman, Can Atalay ve Yiğit Ali Ekmekçi’yi ise aynı suça yardım etmekten 18’er yıl hapis cezasına çarptırmıştı. Mahkeme hükümle beraber sanıkların tutuklanmalarına da karar vermişti.

    T24’ten Asuman Aranca’nın haberine göre, yargılamalar sırasında Kavala ile hak savunucusu Yiğit Aksakoğlu’nun tahliyesi yönünde oy kullanan Mahkeme Başkanı Sercan Karagöz, Gezi davasına bakan heyetten alınarak aynı mahkemede ikinci heyete üye olarak görevlendirilmişti. HSK’nın bu akşam yayınladığı kararnamede Karagöz, bu defa Türkiye’nin bir diğer ucuna gönderildi. Karagöz, İstanbul Hâkimliğinden alınarak Ağrı’ya hâkim olarak görevlendirildi.

  • HSK KARARLARI RESMİ GAZETE’DE YAYINLANDI

    HSK KARARLARI RESMİ GAZETE’DE YAYINLANDI

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) kararları Resmi Gazete’de yayınlandı. Terfi eden hakim ve savcıların listesi görev yerleriyle birlikte ilan edildi.

    HSK kararları, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayınlandı. 37 sayfalık kararda; terfi eden adli ve idari yargı hakimi, cumhuriyet başsavcısı ve savcıların isimleri yeni görev yerleri ile birlikte ilan edildi.

    Resmi Gazete’de yer alan kararda şu ifadelere yer verildi:

    “30.04.2023 tarihi itibari ile 1 inci dereceye yükselip 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 32 nci maddesi uyarınca 30.04.2023 tarihinden geçerli olmak üzere ilk defa birinci sınıfa ayrılma incelemesine tabi tutulan adli ve idari yargı hâkimleri ile Cumhuriyet başsavcı ve savcılarının adlarını gösterir liste aşağıda gösterilmiştir.

    Sürelerini bitirdikleri halde bu listede adlarını göremeyenler yayım tarihinden itibaren otuz gün içinde Hâkimler ve Savcılar Kuruluna yazılı başvurmak sureti ile durumlarının incelenmesini isteyebilirler.”

    KARARI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN