Etiket: Gizli tanık

  • CHP’den HSK’ye “gizli tanık” başvurusu!

    CHP’den HSK’ye “gizli tanık” başvurusu!

    CHP, Genel Başkan Özel’in açıkladığı İBB iddianamesinde iki ayrı gizli tanık ifadesinin birleştirilmesini HSK’ye taşıdı. İddianameyi hazırlayan savcılar hakkında ise şikayette bulunuldu, soruşturma talep edildi.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İBB iddianamesine ilişkin Genel Başkan Özgür Özel’in açıkladığı, Meşe kod adlı gizli tanığın ifadelerinin sonradan İlke kod adlı gizli tanığın beyanı olarak iddianameye işlendiği iddialarını HSK’ye taşıdı ve iddianameyi hazırlayan savcılar hakkında şikayette bulundu.

    Dilekçede soruşturma dosyasında kullanılan gizli tanık beyanlarının manipüle edildiği, tanık ifadelerinin kopyalanıp farklı tanıkların beyanı gibi iddianameye yerleştirildiği ve bunun “somut bulgularla kanıtlandığı” ifade edildi.

    İDDİANAMEYİ HAZIRLAYAN SAVCILAR HAKKINDA SORUŞTURMA TALEBİ

    Dilekçede, 19 Mart 2025’te gözaltına alınanlara yöneltilen soruların, “Gizli Tanık Meşe’nin 17 Mart tarihli ifadesi”ne dayandığı; ancak aynı cümlelerin, aynı anlatımların ve aynı kelime sıralarının iddianamede ‘Gizli Tanık İlke’nin 18 Kasım 2024 tarihli ifadesi” olarak yer aldığı kaydedildi. Dilekçede tespit edilen tüm bulgular ışığında iddianameyi hazırlayan savcılar hakkında adli ve idari soruşturma açılması talebinde bulunuldu.

    Dilekçede şu ifadelere yer verildi:

    “İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan açıklamada gizli tanık İlke’nin ifadesinin 18/11/2024 tarihli olduğu belirtilmiş olmasına karşın, Mart 2025’te alınan şüpheli ifadelerinde gizli tanık İlke’ye ait herhangi bir beyanın şüpheli ifadelerinde yöneltilmediği görülmektedir. Bu durum, Meşe kod adlı gizli tanığın ifadelerinin sonradan İlke kod adlı gizli tanığın beyanı olarak iddianameye işlendiği yönündeki iddiaları güçlendirmektedir.

    “İKİ AYRI İFADE BİRLEŞTİRİLDİ”

    Soruşturma aşamasında gizli tanık Meşe’ye ait olduğu bildirilen ses kaydının, iddianamede gizli tanık İlke’nin beyanı olarak gösterildiği; buna karşılık gizli tanık Meşe’ye ait beyanların iddianamede hiç yer almadığı anlaşılmaktadır.

    Yine iddianamenin 226.-227. sayfalarındaki gizli tanık İlke’nin ifadesinin orta kısmında yer alan “Sayfa 1/3” ibaresinin olduğu yere kadarki kısmın gizli tanık İlke’ye ait olduğu, sonraki kısmın ise Gizli Tanık Meşe’nin ifadesinin kopyalanıp yapıştırıldığını göstermektedir. ‘Sayfa 1/3’ ibaresinin sayfadan kopyala yapıştır yapılırken silinmediği, iki ayrı ifadenin birleştirildiğini basit bir incelemeyle anlaşılmaktadır. Yukarıda aktarılan tespitlerin somut bulgulara dayandığı açıktır. Gizli tanık Meşe’ye ait olduğu anlaşılan beyanların, iddianamede İlke kod adlı gizli tanığın ifadesi olarak gösterilmesi, adli ve idari yönden incelenmesi gereken bir durumdur”

  • Barış Pehlivan:Hâkimin itirafı

    Barış Pehlivan:Hâkimin itirafı

    “Tartışmalı olmakla birlikte…”

    Bu üç kelimeye takıldım. Anlayana çok şey ifade ediyor. Hâkim “Haklısınız” demeye getiriyor.

    20 yıldan fazla zamandır fezleke, iddianame ve karar okuyorum. Lakin öyküleri farklı karakter ve mekân adlarıyla örülü olsa da birbirinden esinlenen yazarların klavyesinden çıkmış gibiler. Yazılış amacını da sonunu da biliyorsun.

    Önümde bir buçuk sayfalık karar var. Terör örgütü üyeliği suçlamasıyla tutuklanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’i ilgilendiriyor. Avukatların yaptığı tutukluluk itirazının reddine hükmediyor. Maalesef garip bulmuyorsun ama satır arasında bir nokta dikkatini çekiyor.

    İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesi hâkiminin kararı özetle diyor ki…

    – Ahmet Özer’in adı İmralı görüşmelerinde geçebilir.

    – Ahmet Özer’in görüşmeleri insani gerekçelerle olabilir.

    – Ahmet Özer’in para hareketleri terör örgütleriyle ilgili olmayabilir.

    Hatta savcıların delilleri “bu aşamada tartışmalı olmakla birlikte, bir an için örgütsel faaliyet olarak değerlendirilemeyeceği düşünülse dahi…”

    Yani diyor ki hâkim: Belediye başkanını yatak odasında gözaltına aldık, tutukladık, yerine kayyum atadık, tüm bu süreçte de “terörist” olarak kamuoyuna ilan ettik ama bu yaptıklarımız doğru olmayabilir.

    Lakin…

    Ne olmuş biliyor musunuz?

    Birkaç gün içinde bir “gizli tanık” ortaya çıkıvermiş. Eee? Eee’si şu:

    İşte o gizli tanık öyle şeyler anlatmış ki… İsim vermiş, zaman vermiş, mekân vermiş. Hal böyle olunca yeterliymiş. Öyle ya, şimdi o gizli tanığın anlattıklarına dair delillere bakmak lazımmış. İşte şartlar böyleyken, tüm bunlar olurken de Ahmet Özer hapiste olmalıymış.

    Ne ironi ne mübalağa yapıyorum. Maalesef bunu diyor mahkeme.

    50 DAKİKADA MI OKUDULAR?

    Gariplik bitmiyor. Tutuklu CHP’li Ahmet Özer’in avukatı Serbülent Özavcı ile konuştum. Bakın “Ben bu filmi izlemiştim” dedirten neler söyledi:

    “Tutukluluğa itirazımız sulh ceza mahkemesinin önüne 16.30’da gitmiş. Okunmuş olması lazım ki oradan 11. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilmiş. Saat 17.30’da da ‘Tutukluluğa itiraz reddedildi’ diye bir kısım medyaya haberler düştü. Buna göre, 50 dakikalık bir süre içerisinde 40 sayfalık itiraz dilekçemizi, hukuk profesörlerinin hazırladığı 38 sayfalık bilimsel mütalaayı ve 126 sayfalık savunma delillerini incelemişler. Bunun fiilen imkânsız olduğunu düşünüyorum. Bu kadar kısa süre içerisinde bu itirazın değerlendirilmesi mümkün değil.”

    Avukat Özavcı’ya “gizli tanık” meselesini soruyorum. Belediye başkanı Ahmet Özer’e; Emniyet, savcılık ve hâkimlik ifadelerinde herhangi bir gizli tanık suçlaması yapılmadığını vurguluyor:

    “Somut deliller ile bütün iddiaları çürüttük. Asliye ceza mahkemesi de kabul ediyor, bu yüzden gizli tanık beyanına dayandırıyor tutukluluğa devamı. Tahminimce tutuklandıktan 3-4 gün sonra o gizli tanık ifadesi dosyaya girdi. Öncesinde olsaydı bize sorarlardı.”

    Masamdaki dava dosyasının kapağını şimdilik kapatıyorum. Biliyorum ki bugünün elmaları yarının günahları olacak.

    Barış Pehlivan’ın yazısı

  • Ayhan Bora Kaplan soruşturması…

    Ayhan Bora Kaplan soruşturması…

    Gazeteci İsmail Saymaz, Ayhan Bora Kaplan soruşturmasında gizli tanık olan Serdar Sertçelik’in yargı ve emniyet içindeki bazı kişiler tarafından korunduğunu ve kaçışına göz yumulduğunu yazdı.

    Yurtdışına çıkmaya çalışırken yakalandıktan sonra organize suç örgütü lideri olduğu gerekçesiyle tutuklanan Ayhan Bora Kaplan soruşturmasına ilişkin yeni detaylar ortaya çıkmaya devam ediyor.

    Gazeteci İsmail Saymaz, halktv.com.tr’de yayımlanan bugünkü yazısında, Ayhan Bora Kaplan örgütünün iki numaralı ismi ve bu davanın ‘M7’ kod adlı gizli tanığı Serdar Sertçelik isimli gizli tanığın yargı ve emniyet içindeki bazı kişiler tarafından korunduğunu ve kaçışına göz yumulduğunu söyledi.

    Saymaz, “Gizli tanığın İstanbul’a kaçtığını biliyorlarmış” başlıklı yazısında Sertçelik elektronik kelepçeyle firar edebilmesine dair detayları anlattı.

    Saymaz şu ifadeleri kullandı:

    “Kamu görevlileri ev hapsindeyken ve ayağında elektronik kelepçe varken firar etmesine yol verdikleri gizli tanığı yakalamak için kırmızı bülten çıkardılar. Şimdi de Macaristan’dan geri getirmeye çabalıyorlar.

    Skandal bu kadarla kalsa birkaç kamu görevlisinin aptallığı ya da işbilmezliği deyip geçebilirdik. Ancak Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki dava dosyasına giren WhatsApp yazışmaları, Sertçelik’in İstanbul’a gittiğinin Ankara Emniyeti Organize Suçlarla Mücadele Şubesi’nce bilindiğini ispat ediyor.

    İKİ GÜN SONRA “İSTANBUL’A GİDİYOR” DEDİ

    O dönemin Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Kerem Gökay Öner, Sertçelik’in firar etmesinden iki gün sonra, 29 Kasım 2023’te, eline ulaşan mesajı Yardımcısı Şevket Demircan’a iletiyor.

    Mesajda şöyle deniyor:

    “Babası İstanbul’a götürüyor. Borç konusu varmış. Bilgin olsun abi.”

    Öner, ardından Demircan’a şunları yazıyor:

    “Serdar Sertçelik. İstanbul yolunda.”

    Demircan, “Tamam abi” diye yanıt veriyor.

    Organize Suçlarla Mücadele Şubesi, cinayetten tutuklanacağını fark edince elektronik kelepçeyle evden kaçan Sertçelik’in İstanbul’a gittiğini bile bile kaçmasına yol vermişler.

    İddianameye göre 27 Kasım 2023’te evden çıkan Sertçelik, 30 Kasım’a kadar Ankara’da kaldı.

    Başkentte olduğu sürede yakalanmadı.

    1 Aralık’ta İstanbul’a gitti.

    Şile’de sosyal medya fenomeni olan kız arkadaşı Ece Ronay’ın kaldığı bungalovların bulunduğu bölgede indi.

    Dört gününü İstanbul’da geçirdi.

    ‘Net olarak belirlenemeyen bir güzergahı kullanarak’ 4 Aralık’ta yasa dışı yollardan yurt dışına kaçtı.

    Öner ile Demircan arasındaki 1 Aralık tarihli mesajlar ise firar sonrası Organize Suçlarla Mücadele Şubesi tarafından bir arama tiyatrosu oynandığını ortaya koyuyor.

    Yazışmalar şöyle:

    Öner: Şevket, aklında bulunsun, Serdar Sertçelik ile alakalı bir ekip evine gidip arandı bulunamadı tutanağı tutsun, adliyeye gönderelim.

    Demircan: Gönderdik abi.

    Öner: Ara ara da arandı bulunamadı tutanağı tanzim edip gönderelim.

    Demircan: Tamam.

    Bu yazışmalar yapılırken Sertçelik, İstanbul’daydı ve Türkiye’yi terk etmemişti. Sertçelik’i İstanbul’da aramaları gerekirken, boş olduğunu bildiklerini evini ara ara yoklayarak, arıyorlarmış gibi yaparak, tutanak düzenlediler.

    ‘YURT DIŞINA GİDECEK’ İSTİHBARATI

    Öner, 15 Mayıs’taki ilk ifadesinde, “Bana bilgi verilmemesinden dolayı Sertçelik’in yurt dışına kaçışı ile ilgim yoktur” dedi.

    Demircan’la mesajlaşmalarına değinmedi.

    Ancak mesajları elde edildikten sonra, 11 Haziran’da alınan ek ifadesinde, “Yurt dışına çıkabileceği hususunda bana istihbarattan bilgi verildi” itirafında bulundu. Yazışmalara ilişkin “Hatırlamıyorum” demekle yetindi.

    Demircan ise Sertçelik firar ettikten sonra Emniyet İstihbarat’a sorduklarını belirterek, “Yol güzergahından bahsedildiğini hatırlıyorum, ancak tam olarak neresi olduğunu hatırlayamıyorum” dedi.

    Demircan, gizli tanığın İstanbul’a gittiği istihbaratını araştırmadığını kabul ederek, şu bilgileri verdi:

    “Sertçelik’in İstanbul’a gittiğine dair yazışmaları Öner’le yaptık. İstihbarattan geldiğini düşündüğüm bu bilgiye ilişkin araştırma yapma gereği duymadım.”

    Bu yazışma ve ifadeler Sertçelik’in yakalanmak istenmediğini gösteriyor.

    YARASI GÖZALTINA ENGEL DEĞİL

    Diğer taraftan, 20 Kasım 2023’te, elektronik kelepçeye rağmen sabaha karşı gittiği çorbacıda ayağından vurulan Sertçelik, “Gözaltına alınmasında tıbbi sakınca vardır” şeklindeki doktor kanaatinden ötürü evinde ifadesini verdi.

    Sertçelik, cinayet kapsamında savcılığa götürüleceğini ve tutuklanacağını öğrenince firar etti.

    Savcılık, raporları Adli Tıp’a göndererek, Sertçelik’in gözaltına alınmasında sakınca olup olmadığını sordu. Adli Tıp’ın 26 Haziran tarihli raporunda, yaralanmasının gözaltına engel olmadığı vurgulandı.

    Rapordan:

    “Tedavisi düzenlendikten ve gerekli tıbbi önlemler alındıktan sonra ambulans, sedye gibi vasıta ile nakledilmesine engel teşkil etmeyeceği…

    Yaralanmadan dört gün sonra tıbbi önlemler alınarak (Önerilen ilaç tedavileri, bacağa atel uygulaması vb. gibi) ve gerektiğinde hastane kontrolleri yaptırılarak, nezarethane koşullarında tıbbi destek alması durumunda (öngörülmeyen bir komplikasyon olmaması halinde) sağlık durumu açısından tehlike oluşturacağının tıbbi delillerinin bulunmadığı…

    Tedavisinin mutlak surette hastanede yatmasını gerektirir nitelikte olmadığı, hastane dışı uygun koşullarda da devam edebileceği oy birliğiyle mütalaa olunur.”

    Dr. Recep Emre Şişman, hastanede yanına gelen iki-üç polisin, Sertçelik için “Şahıs şu an ev hapsinde bizim gözetimimiz altında. Savcının haberi var. Şahsı çok gözaltına almak istemiyoruz” diyerek, kendisine bu ifadeyi yazdırdıklarını savundu. Polislerin kimliği tespit edilemedi.”

  • ‘Gizli tanık’ Serdar Sertçelik’in iddianamesi kabul edildi

    ‘Gizli tanık’ Serdar Sertçelik’in iddianamesi kabul edildi

    Ayhan Bora Kaplan davasında Macaristan’da yakalanan gizli tanık Serdar Sertçelik’in iddiaları ardından başlatılan soruşturmayla düzenlenen iddianame kabul edildi.

    Ayhan Bora Kaplan suç örgütü davası kapsamında emniyet mensuplarına yönelik başlatılan ve uzun süre gündemi meşgul eden soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame, Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesince kabul edildi.

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca eski Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik, eski Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Kerem Gökay Öner, eski Şube Müdür Yardımcısı Şevket Demircan, eski Şube Komiserleri Ufuk Gültekin, Gökhan Karaca ve Metehan İlkyaz ile Nurullah Özgür Kopuk, Ramazan Kubat, Adem Kaçan, Mustafa Çotuk ve Erdoğan Sertçelik hakkında iddianame düzenlenerek Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmişti.

    Mahkeme, 11 sanık hakkındaki iddianamenin kabulüne karar vererek ilk duruşma tarihini 18 Temmuz olarak belirledi.

    İDDİANAMEDEN

    İddianamede, Ayhan Bora Kaplan suç örgütü davasının gizli tanığı Serdar Sertçelik’in sosyal medya hesabından paylaştığı ses kayıtlarında Öner, Çelik, Demircan ve Gültekin hakkında çeşitli iddialarda bulunduğu, bunun üzerine resen soruşturma başlatıldığı ifade edildi.

    Çelik, Öner, Demircan, İlkyaz, Karaca ve Gültekin’in, Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne yönelik soruşturmada adli kolluk olarak görev aldıkları aktarılan iddianamede, dosya şüphelilerinden Sedar Sertçelik’i bu nedenle tanıdıkları belirtildi.

    İddianamede, bu sanıkların, “Ayhan Bora Kaplan suç örgütü soruşturması aşamasında hakkında gizli tanıklık kararı dahi alınmadan önce tüm soruşturma süreci boyunca görev ve yetkileri olmadığı halde koruyucu tavır takındıkları” kaydedildi.

    Sertçelik’in, soruşturma kapsamında 24 Kasım 2023’te ikinci kez gözaltına alınması kararı üzerine tutuklanacağını düşünmesi sebebiyle “hakkındaki soruşturmayı ve yargılamayı sonuçsuz bırakmak” amacıyla yurt dışına çıkma planı yaptığı anlatılan iddianamede, emniyet mensubu sanıkların, “Gözaltı kararının uygulanmasını önlemek amacıyla 20 Kasım 2023’te ateşli silahla yaralanan Serdar Sertçelik’in bu yaralanması sebebiyle gözaltına alınamayacağına dair ilgili hekimi yönlendirdikleri ve usule uygun olmayan bir doktor raporu temin ettikleri belirlenmiştir” denildi.

    Rapor sayesinde Sertçelik’in gözaltına alınması kararının yerine getirilmediği anlatılan iddianamede, 27 Kasım 2023’te bu kez gözaltına alınmaksızın mevcutlu olarak hazır edilmesi talimatı sonrasında hakkındaki “konutu terk etmeme adli kontrol kararı” olmasına rağmen bunu ihlal ederek kaçtığı bildirildi.

    “Sertçelik’in, yurt dışına gideceğini doğrudan şüpheliler Ufuk Gültekin ile Gökhan Karaca’ya beyan ettiği” aktarılan iddianamede, “Dolayısıyla bu durumdan sıralı amirler olan şüpheliler Şevket Demircan, Kerem Gökay Öner ve Murat Çelik ile aynı büroda görevli olup Serdar Sertçelik’in Ayhan Bora Kaplan suç örgütü soruşturması kapsamında konutunda bulunup bulunmadığı hususunda kontrolünden sorumlu olan komiser rütbesindeki şüpheli Metehan İlkyaz’ın da haberdar olduğu” kaydedildi.

    Sanıklar Öner ile Demircan’ın 29 Kasım 2023’teki tespit edilen yazışmalarına göre Sertçelik’in Ankara’dan ayrılarak İstanbul’a gittiği yönünde mesajlaştıkları belirtilen iddianamede, şu ifadeler yer aldı:

    “Serdar Sertçelik’in bulunamadığına dair tutanak tutularak adli makamları yanıltma ve Serdar Sertçelik’i koruyup kayırma amacıyla bu yönde birlikte karar aldıkları, Sertçelik’in kolluk tespitlerine göre 4 Aralık 2023’te yasa dışı yollardan yurt dışına çıkmasının akabinde şüpheliler Murat Çelik, Kerem Gökay Öner, Şevket Demircan, Metehan İlkyaz, Gökhan Karaca ve Ufuk Gültekin’in, görev ve yetkileri olmadığı halde usulsüz şekilde Serdar Sertçelik ile irtibat kurmaya devam ettikleri, birden fazla kez telefonla görüşüp kayda aldıkları anlaşılmıştır.”

    “NASIL İFADE VERECEĞİ YÖNÜNDE YÖNLENDİRDİLER”

    İddianamede, sanıkların, Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye devam eden Ayhan Bora Kaplan suç örgütü davasında Sertçelik’i nasıl ifade vermesi gerektiği yönünde yönlendirdikleri bildirildi.

    İddianamede, “Serdar Sertçelik’in de kendisine yapılan bu yönlendirmeleri kabul ettiğine dair görüşme içerikleri çözümlerine göre beyanlarının mevcut olduğu, bu hususta aynı birimde ve aynı soruşturma kapsamında adli kolluk olarak görev alan şüpheliler Murat Çelik, Kerem Gökay Öner, Şevket Demircan, Metehan İlkyaz, Gökhan Karaca ve Ufuk Gültekin ile şüpheli Nurullah Özgür Kopuk’un iştirak halinde hareket ettikleri anlaşılmıştır” tespiti yer aldı.

    “GİZLİ TUTULMASI GEREKEN SORUŞTURMA BİLGİLERİNİ VERDİLER”

    İddianamede, sanıkların, soruşturma kapsamında gizli tutulması gereken adli talimat ve kararlar hakkında bilgi vererek, soruşturmanın selametini tehlikeye düşürdükleri ifade edildi.

    Şevket Demircan’ın talimatı üzerine Kerem Gökay Öner ile Murat Çelik’in bilgisi dahilinde teknik araçlarla izleme adına “koruma tedbir kararı” olmamasına rağmen Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü teknik bürosundaki bir ses kayıt cihazının da hukuka aykırı şekilde dışarı çıkararak kullanıldığı anlatılan iddianamede, “Görevleri gereği vakıf oldukları başka adli olaylarla ilgili olarak verilen bir takım talimat ve kararları açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen bir kişiyle de paylaştıklarının belirlenmiştir.” tespitine yer verildi.

    İddianamede, bu sanıkların, “adli görevi kötüye kullanma”, “göreve ilişkin sırrın açıklanması”, “tanığı etkilemeye teşebbüs” ve “suçluyu kayırma” suçlarını işlediği belirtildi.

    Sanıklar Adem Kaçan, Mustafa Çotuk, Ramazan Kubat ve Erdoğan Sertçelik’in ise Serdar Sertçelik hakkında konutu terk etmeme adli kontrol kararı bulunduğunu bilmelerine rağmen iştirak halinde kaçmasına yardım ettikleri kaydedildi.

    İSTENEN CEZALAR

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Öner hakkında, “görevi kötüye kullanma”, “göreve ilişkin sırrın açıklanması” ve “suçluyu kayırma” suçlarından 2 yıldan 11 yıla, emniyet mensubu diğer sanıklar Çelik, Demircan, Gültekin, İlkyaz ve Karaca’ya ise aynı suçların yanı sıra “tanığı etkilemeye teşebbüs” suçundan 4’er yıldan 15’er yıla kadar hapis cezası verilmesi talep ediliyor.

    Diğer sanıklardan Kopuk’a, “tanığı etkilemeye teşebbüs” suçundan 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istenen iddianamede; Kaçan, Çotuk, Kubat ve Serdar Sertçelik’in babası Erdoğan Sertçelik’in ise “suçluyu kayırma” suçundan 6’şar aydan 5’er yıla kadar hapse mahkum edilmesi talep ediliyor.

    Başsavcılıkça, Türk Ceza Kanunu’nun “Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar” başlığı altındaki 316. maddesinde düzenlenen “suç için anlaşma” suçundan yürütülen soruşturmanın ise daha önce ayrılarak başka bir soruşturma numarası altında yürütülmesi kararlaştırılmıştı.

    Ayhan Bora Kaplan suç örgütü davasının sanığı olan ve kırmızı bültenle aranırken Macaristan’da yakalanan Serdar Sertçelik hakkındaki soruşturma da savunmasının alınamaması nedeniyle ayrılmıştı.

  • Ayhan Bora Kaplan soruşturmasında gelişme

    Ayhan Bora Kaplan soruşturmasında gelişme

    Suç örgütü lideri Ayhan Bora Kaplan soruşturmasında yeni gelişme yaşandı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, gizli tanık Serdar Sertçelik’in yasa dışı yollarla yurtdışına kaçırılması ile ilgili 3 sivil ve 1 komiserin gözaltına alındığını duyurdu.

    “Ayhan Bora Kaplan suç örgütü” davası iktidar içi krize dönüşürken, soruşturmaya ilişkin yeni gelişme yaşandı.

    Ayhan Bora Kaplan davasının ‘firari’ gizli tanığı Serdar Sertçelik’in açıklamaları sonrası Ankara Emniyeti’nde görevli üç polis müdürü ve bir komiser önce görevden uzaklaştırıldı, ardından gözaltına alındı.

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, gizli tanık Serdar Sertçelik’in yasa dışı yollarla yurtdışına kaçırılması ile ilgili 3 sivil ve 1 komiserin gözaltına alındığını duyurdu.

    Başsavcılık’tan yapılan açıklamada, “S.S.’nin yasa dışı yollarla yurtdışına kaçırılması ile ilgili 3 sivil şahıs ve 1 komiser gözaltına alınmıştır” denildi.

    Ayrıntılar gelecek…

    ***

    NE OLMUŞTU?

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Ayhan Bora Kaplan soruşturmasında kapsamında Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik, Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Kerem Öner, yardımcısı Şevket Demircan ve Organize Şube’de görevli komiser Ufuk Gültekin’in gözaltına alındığını duyurmuştu.

    Ayhan Bora Kaplan davasında, Kaplan’ın sağ kolu olduğu belirtilen gizli tanık Serdar Sertçelik’in açıklamaları üzerine soruşturma başlatılmıştı. Elektronik kelepçeli olmasına rağmen yurtdışına kaçan Sertçelik, YouTube’da yayınladığı iddialarında, kendisinin ifadesinde geçirilmek istenilen isimler arasında AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan, eski Adalet Bakanları Bekir Bozdağ ve Abdülhamit Gül, Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, AKP Milletvekili Mücahit Aslan, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan ve Sadık Soylu’nun olduğunu öne sürmüştü.

    Sertçelik’in açıklamaları sonrası başlatılan soruşturma kapsamında Ankara Emniyeti’nde açığa alınan ve evlerinde arama yapılan emniyet görevlilerinin ifadeye çağrılmasıyla ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan açıklama yapılmıştı..

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada, “Gizli tanık S.S.’nin ifadesinde geçen iddialarla ilgili Ankara Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadale Şube Müdürlüğü’nde görev yapan dört kamu görevlisi hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımızca gözaltı kararı verilmiş olup, gözaltı kararı icra edilmiştir, soruşturma işlemleri titizlikle yürütülmektedir” denilmişti.

  • Ayhan Bora Kaplan dosyası…

    Ayhan Bora Kaplan dosyası…

    Organize suç örgütü lideri Ayhan Bora Kaplan’ın ‘adamlarından’ biri 9 kasımda gizli tanık olarak ifade verdi. Gizli tanık Ayhan Bora Kaplan soruşturması kapsamında açığa alınan emniyet müdürleri Oben Özay ve Mukadder Kardiyen’in çeteyle ilgili faaliyetlerini anlattı.

    Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya yakın olduğu belirtilen ve suç örgütü kurduğu iddiasıyla tutuklanan Ayhan Bora Kaplan soruşturmasına ilişkin yeni ayrıntılar ortaya çıktı.

    Kaplan ile yakın ilişkileri olduğu gerekçesiyle açığa alınan emniyet müdürleri Oben Özay ile Mukadder Kardiyen’in çeteyle ilgili faaliyetleri gizli tanığın ifadesine yansıdı.

    Haber10’dan Ersin Eroğlu’nun haberine göre; Ayhan Bora Kaplan’ın adamlarından biri gizli tanık olarak 9 Kasım 2023’te verdiği ifadede eski Asayiş Müdürü Oben Özay’ın nüfuzunu kullandığını ve ‘çökülecek’ mekanlara sıklıkla emrindeki polislere ‘uygulama’ yaptırdığını öne sürdü.

    İddiaya göre Oben Özay, daha önce de Kaplan’a ait mekanlarda sık sık ‘uygulama’ yaptırırmış ama Kaplan ona rüşvet verince ‘uygulama’lar sona ermiş.

    Oben Özay’ın polis memurlarını göndererek uygulama yaptırdığı ve Ayhan Bora Kaplan’dan pay aldığı gizli tanığın ifadesinde şöyle yer aldı:

    “Bora Kaplan’ın gayri resmi sahibi olduğu altı adet lokanta vardır. Bu lokantaların isimleri Winner, Winner Plus, Çalkala, IVY, Panderas, Olsun Varsın isimli iş yerleridir. Lokantaların işletme sahipleri S.D., ve C.G., isimli şahıslardır. Bir dönem bu lokantalara polisler sürekli uygulama yapmaktaydı, bunun üzerine Bora Kaplan Emniyet Müdürü olan Oben isimli şahsa bu işyerlerinden elde edilen gelirin bir miktarını düzenli olarak vermeye başladı. Oben isimli müdür kendisine verilen parayı az bulduğu dönemlerde artırılmasını isterdi. Bu anlaşmadan sonra bu iş yerlerine polis uygulaması yapılmamaya başlandı. Bunu dışında Oben isimli müdür duyduğum kadarı ile Klarnet isimli eğlence mekanının Bora Kaplan’dan önceki sahibine uygulama adı altında polis gönderir, baskı yaptırırdı. Bu uygulamayı yapmaya genel olarak Togi lakaplı Tugay isimli polis giderdi. Sahibi baskılara daha fazla dayanamayarak bu mekanı Bora Kaplan’a devretmiştir. Ayrıca Oben isimli müdürün gayri resmi sahibi olduğu İstanbul yolu üzerinde meyhane olarak kullanılan bir iş yeri vardır. Bu işyerinin açıldığı dönem pandemiden hemen önceydi. Pandemi döneminde ise bütün yerler kapalı iken sadece bu yer açık olarak faaliyet yürütürdü.”

    “TOGİ LAKAPLI POLİS İŞLETME SAHİPLERİNİ YERE YATIRIRDI” 

    Gizli tanık ifadesinde Ayhan Bora Kaplan’ın devralmak istediği işyerlerine Oben Özbay’ın gönderdiği uygulama yapan polislerin tavrını da şöyle anlattı:

    “Togi lakaplı ismini Tugay olarak bildiğim ve Gasp Büro Amirliğinde çalıştığını bildiğim polis memurudur. İsmini Oben olarak bildiğim Emniyet Müdürü Bora Kaplan ile birlikte çalışır. Oben isimli müdürün örgüte katkısı şu şekildedir. Bora Kaplan suç örgütünün amaçları doğrultusunda bir eğlence mekanını örgüt üyesine dahil etmek istediğinde Oben isimli müdür söz konusu işyerini baskı altına alır. Bunu da şu şekilde yapar, işyerinde idari denetimleri artırır, sigara kontrolü, asayiş uygulamaları söz konusu mekanda sıklıkla yapılır. Bu da belirtilen mekanlarda müşteri kaybı oluşturarak mekanların işletmelerine zarar verir. Bu şekilde zarara uğrayan işletmeciler ise mekanı ölü fiyatına suç örgütüne devretmeye mecbur bırakılır. Bora Kaplan’a ait Klarnet unvanlı işyeri tamamen bu yöntemle örgüte dahil edilmiştir. Togi lakaplı polis memuru eğlence mekanlarında şiddete meyilli kişiliğiyle tanınır. Bildiğim kadarıyla hakkında bir sürü olay vardır. Yukarıda bahsetmiş olduğum işletmecilere uygulanan baskıda Togi lakaplı polis memuru da sürece dahil olurdu. Asayiş ekipleri tarafından yapılan baskınlarda özellikle işletme sahiplerine karşı yere yatırmak, herkesin içerisinde bu suretle rencide etmek şeklinde eylemlerde bulunur. Eğlence mekanlarında bu tavırları sebebiyle çoğu eğlence mekânı işletmecisi Togi lakaplı polis memurundan çekinir.”

    Gizli tanığın ifadesindeki ikinci isim ise yine Ayhan Bora Kaplan soruşturmasında açığa alınan Emniyet Müdürü Mukadder Kardiyen. Mukadder Kardiyen’in sevgilisinin ortağını pasifize ettiğini ve devreye Ayhan Bora Kaplan’ın kardeşi Muhammet Kaplan’ın girdiğini belirten gizli tanık şöyle devam etti:

    “Çankaya Yıldız’da bulunan Panderas isimli alkollü mekanın bildiğim kadarı ile iki ayrı sahibi vardı. Sahiplerinden biri Özlem Bulut isimli şahıstı, bu şahsın mekana bildiğim kadarı ile % 35 ortaklığı vardı. Diğeri ise soy ismini bilmediğim Rıdvan isimli şahıstı. Bu şahsın bu iş yerine ortaklığı ise % 65 ti. Bildiğim kadarı ile Özlem Bulut isimli şahıs ile Emniyet Müdürü Mukadder Kardiyen sevgiliydi. Ben Mukadder Kardiyen’i Özlem Bulut’un yanında hiç görmedim. Sadece sevgili olduklarını duydum. Duyduğum kadarıyla Emniyet Müdürü Mukadder Kardiyen, Özlem ile Panderas isimli mekanın diğer ortağı Rıdvan isimli şahsı pasifize etmek istediler. Bunu Rıdvan’ı iş yeri içerisine sokmayarak yaptılar ve elde edilen geliri tamamen kendileri almaya başladı. Daha sonra Rıdvan ise Muhammet Kaplan’ın yanına giderek durumu anlatır ve yardımcı olmasını ister. Bunun üzerine Muhammet Kaplan söz konusu mekanda kavga çıkartılması için birini görevlendirmiş. Görevlendirdiği kişi de talimatı yerine getirmiş. Muhammet Kaplan devam eden süreçte Özlem Bulut’u işyerinden çıkartmış ve kendisine bu mekanın %35 ortağı benim demiş.”