Etiket: fay hattı

  • Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, Diri fay sayısı 700’e yükseldi!

    Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, Diri fay sayısı 700’e yükseldi!

    Maden Tetkik ve Arama (MTA) Türkiye’nin diri fay haritasını 13 yıl sonra güncelledi.

    2013 basımında 485 olan diri fay sayısı, yeni veriler ışığında bu haritada 700’e yükseldi.

    DİRİ FAY SAYISINDA BÜYÜK DEĞİŞİKLİK

    MTA Genel Müdürü Vedat Yanık, “Türkiye Diri Fay Haritası-2026”nın tanıtım programında konuştu.

    Yanık, haritanın 2013’te yayımlanmasından bu yana geçen 13 yılda, ayrıntılı saha çalışmaları ve akademik çalışmalarla önemli büyüklükte veri birikiminin sağlandığına dikkati çekti.

    2022’de yatırım programına alınan güncelleme projesinin, yoğun bir emeğin ardından tamamlandığına işaret eden Yanık, “2013 basımında 485 olan diri fay sayısı, yeni veriler ışığında bu haritada 700’e yükseldi. Bu harita ve hazırladığımız sayısal veri tabanı, deprem tehlike analizleri, kritik altyapı yatırımları ve ulusal zarar azaltma politikalarımız için temel bir başvuru kaynağı olacak” değerlendirmesinde bulundu.

    ÖVGÜN AHMET ERCAN’DAN ‘TÜRKİYE FAY HARİTASI’ YORUMU

    Güncellenen harita sonrası, Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan’dan da dikkat çeken bir değerlendirme geldi.

    X hesabından bir paylaşım yapan Ercan, çalışmayı değerli bulduğunu ifade ederek, “Depremin değişmez yasasına göre, bir yerde belli büyüklükte bir deprem olmuş ise gelecekte o yerde en az o büyüklükte bir deprem olacaktır” ifadelerini kullandı.

    Ahmet Ercan’ın paylaşımı şöyle:

    Resim

    “MTA Genel müdürlüğü yer bilimci ve yer fizikçilerinin yapmış olduğu çalışmalarla, Türkiye’de önceden belirlenen 485 diri kırığın sayısı 700’e çıkmıştır. 

    Bunların her biri M5,5dan büyük deprem üretmiş kırıklardır. 

    Depremin değişmez yasasına göre, bir yerde belli büyüklükte bir deprem olmuş ise gelecekte o yerde en az o büyüklükte bir deprem olacaktır. 

    O nedenle yapılan çalışma çok önemlidir. MTA’yı bu değerli katkıları için kutluyorum.”

  • Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Adana depremi, ‘Savrun Fayı biriken enerjinin önemli bir bölümünü boşalttı’

    Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Adana depremi, ‘Savrun Fayı biriken enerjinin önemli bir bölümünü boşalttı’

    Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Adana’da gece meydana 4,9 büyüklüğündeki depremi yorumladı: “Savrun Fayı üzerinde biriken enerjinin önemli bir bölümünü boşalttığı anlaşılmaktadır.”

    04:26’da meydana gelen depremin merkezi Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’na (AFAD) göre Saimbeyli; Kandilli Rasathanesi’ne göreyse Feke ilçesi. Deprem Kahramanmaraş, Osmaniye, Kayseri, Niğde ve çevre illerde de hissedildi.

    Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü ve AFAD Deprem Bilim Kurulu Üyesi Sözbilir, depreme ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Depremin dış merkezi Savrun Fayı’nın güneybatı segmenti yakınları.

    Savrun Fayı, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerindeki ikinci ana şokta kırılan Çardak Fayı’nın doğu ucundan başlar, Göksun güneyinden geçerek Kozan ve Kadirli ilçelerine kadar uzanır.

    Savrun Fayı’nın özellikle kuzeydoğu segmenti üzerinde Kahramanmaraş depremlerinden sonraki üç yılda 4,9 büyüklüğüne varan binlerce depremin meydana geldi. Bu da Savrun Fayı’nın 60 kilometreyi aşan uzunluğuyla diri bir fay olduğunu ve bölge için önemli bir sismik kaynak niteliğinde orta büyüklükte depremler ürettiğini doğrulamaktadır.

    Fakat normalde tümü kırıldığında 7 büyüklüğüne varan yıkıcı depremler üretme özelliğine sahip Savrun Fayı üzerinde üç yıldır gelişen artçı deprem aktivitesinin, fay üzerinde biriken enerjinin önemli bir bölümünü boşalttığı anlaşılmaktadır.

    Bu durum, Savrun Fayı’nın 6 Şubat 2023 depremleriyle tetiklendiği ve o günden beri 5’e varan binlerce deprem üreterek biriken enerjiyi boşaltmaya devam edeceğini göstermektedir.”

    20 Mayıs’ta da Malatya’da 5,6 büyüklüğünde deprem meydana gelmişti.

  • Yurttaşlardan JES projesine tepki “Direnişimiz ile talana izin vermeyeceğiz”

    Yurttaşlardan JES projesine tepki “Direnişimiz ile talana izin vermeyeceğiz”

    Muş’un ardından dün de Bingöl Karlıova’da yüzlerce yurttaş meydanlara inerek 22 köyü ve devasa mera alanlarını doğrudan tehdit eden JES projesine tepki gösterdi. Yurttaşlar “Direnişimiz ile talana izin vermeyeceğiz” dedi.

    JES’e karşı iki ilçeden ortak mücadele kararıMiting öncesi Belediye Meydanı’na yürüyen yurttaşlar sık sık, “Direne direne kazanacağız” sloganı attı. (Fotoğraf: MA)

    Bingöl’ün Karlıova ilçesinde her geçen gün artan ekolojik talana karşı “Doğamıza, suyumuza, toprağımıza sahip çıkıyoruz” çağrısıyla dün miting düzenlendi.

    Amerika merkezli IGNIS H2 Anonim Şirketi tarafından “Jeotermal Enerji Kaynağı Arama” çalışmaları kapsamında Varto’da 16, Karlıova’da ise 6 köyü kapsayan sondaj çalışmalarına halk tepki gösterdi.

    Kuzey Anadolu Fay Hattı ile birleşen bir hat üzerinde yapılması planlanan JES’e karşı birlikte hareket edeceklerini söyleyen Varto ve Karlıova halkı, proje iptal edilene kadar mücadele edeceklerini dile getirdi.

    JES’E KARŞI BİRLİKTE HAREKET EDECEKLER

    Mitingde Kanireş Ekoloji Platformu adına konuşma yapan Kasım Demirel şunları söyledi: “Biz bu topraklarda büyüdük ve bu topraklarda öleceğiz. Bu miting, ‘Biz bu topraklarda varız’ deme mitingidir. Atalarımızdan bize kalan bu toprakları geleceğimize bırakma mücadelesidir. Dinimizi, dilimizi, ırkımızı bu topraklarda var ettik. Buradan yükselen ses; doğanın, toprağın ve suyun sesidir. Bu yüce dağlar, bu ovalar, bu dereler; dilimizin, inancımızın ve kültürümüzün taşıyıcısıdır. Yaşamı savunan herkese selam olsun. Kâr hırsı ile topraklarımızı hedef haline getirenler, karşılarında bizleri bulacaktır. Bu talana, bu yağmaya geçit vermeyeceğiz. Bu toprakları savunduk, savunmaya devam edeceğiz.” Peri Vadisi Çevre Platformu sözcüsü Ekrem Alan ise bölgede 62 santral planlayan IGNIS şirketinin planı gerçekleşirse doğanın büyük zarar göreceğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Eğer bu projeler gerçekleşirse dalımızdaki meyveler, bahçemizdeki sebzeler yok olacak. Kanser oranı artacak. JES demek, gelecek nesillerimizin geleceğini yok etmek demektir. Derhal bu projelerin durdurulmasını talep ediyoruz.”

    YAŞAM HAKKINI İHLAL EDİYORLAR

    Maraş’ın Çoğulhan köyünde yıllardır işletilen Afşin-Elbistan A Termik Santralı’na eklenmesi planlanan yeni iki ünitenin inşasına karşı yöre halkı eylem yaptı. Santral yerleşkesi önünde bir araya gelen yurttaşlar “Bu proje için ÇED olumlu kararı verildi. Bu karar; bilimi, halk sağlığını ve bölge halkının yaşam hakkını yok saymaktadır. Açıkça ifade ediyoruz: Bu proje, yaşam hakkı ve sağlık hakkının ihlalidir” dedi.

    ***

    ATEŞİN BAŞINDAYIZ

    Giresun’un Tirebolu ilçesine bağlı Sekü köyünde, AKP Iğdır Milletvekili Cantürk Alagöz’ün maden şirketinin sondaj girişimlerine karşı yöre halkının başlattığı nöbet devam ediyor. 3’üncü haftayı dün itibarıyla geride bırakan yöre halkı, “Toprağımızın başındayız. Her geçen gün biraz daha hırslanarak devam ediyoruz. Alagöz buradan gidene kadar biz bu ateşin başında nöbet tutacağız” dedi.

    TÜMAD İŞGAL EDİYOR

    Çanakkale’nin tek içme suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı yakınlarındaki Kirazlı altın madeni sahasında, Kanadalı Alamos Gold’un ayrılmasının ardından Nurol Holding iştiraki TÜMAD Madencilik’in iş makineleriyle bölgeye girmesi yaşam savunucularını harekete geçirdi. Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği ve Kazdağları Ekoloji Platformu “TÜMAD alanı işgal ediyor” dedi.

    TALANA KARŞI BULUŞACAKLAR

    Tunceli Doğa, Yaşam ve Çevre Platformu, bölgedeki madencilik faaliyetlerine ve doğa talanına karşı sesini yükseltmek için bugün İstanbul’un Kadıköy ilçesinde eylem yapacak. Yaşam savunucuları saat 13:00’te Kadıköy Süreyya Operası önünde toplanacak ardından kitle saat 14:00’te Kadıköy İskele Meydanı’na geçerek ekoloji mücadelesine dair taleplerini dile getirecek.

    Kaynak:Birgun.net

  • Prof. Dr. Hasan Sözbilir,”BÖLGEDE SİSMİK HAREKETLİLİK SÜRÜYOR”

    Prof. Dr. Hasan Sözbilir,”BÖLGEDE SİSMİK HAREKETLİLİK SÜRÜYOR”

    Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü ve Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Deprem Bilim Kurulu Üyesi olan Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Türkiye, 3 yıl önce “asrın felaketi” olarak nitelenen Kahramanmaraş merkezli 11 ili etkileyen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremleri dünyanın önemli sismik hareketleri arasında yer aldığını söyledi.

    Ana yırtılmanın olduğu bölümlerde artçı depremlerin devam ettiğini anlatan Sözbilir, ana depremde kırılan fayların üzerinde yeniden bir yıkıcı deprem üretme olasılığı bulunmadığını ifade etti.

    Prof. Dr. Sözbilir, artçı deprem niteliğindeki depremlerin devam ettiğini kaydederek, “O faylar üzerinde 7,7’ye varan deprem olduğu için 6,0’ya kadar, kırılan faylar üzerinde artçı depremler olabilir” dedi.

    “BÖLGEDE SİSMİK HAREKETLİLİK SÜRÜYOR”

    Depremlerin ardından bölgede farklı büyüklüklerde 100 binin üzerinde depremin olduğunu aktaran Sözbilir, bu durumun bölgedeki sismik hareketliliğin sürdüğünü gösterdiğini belirtti.

    Sözbilir, bölgede Kahramanmaraş merkezli depremlerde kırılmayan ve her an deprem üretebilecek fayların olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:

    “Maraş Fayı’nda kırılma gerçekleşmiş değil. Savrun Fayı’nda ve güneydeki Yumurtalık, Karataş gibi faylarda da durum böyle. Bunlar gelecekte deprem üretmesi beklenen faylar. Bölge deprem tehlikesi açısından dünyadaki en sismik bölgelerden bir tanesi. Belli bir zaman sonra buradaki enerji boşalımının ilettiği daha farklı faylar üzerinde yeni depremler olacaktır. Ecemiş Fayı var, büyük faylardan bir tanesi, Pozantı’dan Adana’ya doğru inen bir fay. O fay da uzun süredir suskun. İskenderun, Yumurtalık taraflarında kırılma olasılığı olan faylar bulunabiliyor. Antakya Fayı var. Belli ölçekler de şu anda artçı depremler sürüyor ama bir bütün olarak tümü henüz kırılmış değil. Dolayısıyla gelecekte bunlarla ilgili sıkıntılar yaşanabilir.”

    ANTAKYA VE ÖLÜDENİZ FAYLARIYLA İLGİLİ ÇALIŞMA

    Depremden sonra Antakya ve Ölüdeniz faylarının belli bölümlerinde hendekler açarak bu fayların deprem üretme sıklığını araştırdıklarını anlatan Sözbilir, çalışmaların yıl sonuna doğru tamamlayacaklarını kaydetti.

    Hasan Sözbilir, bölgede depremin ardından AFAD tarafından Türkiye Afet Sonrası İyileştirme Planı’nın uygulanmaya başlandığını hatırlatarak, “Çok sayıda yeni konutların yapılması, oralarda halkın afet bilincinin yükseltilmesi konusunda farklı kurum ve kuruluşların çalışmaları devam ediyor. Burada artık bir sonraki depreme hazırlıklar üzerinde çalışılması gerekiyor. Bir afet öncesi, afete hazırlık dönemi var. Şu anda iyileşme çalışmasından sonra tekrar risk azaltma çalışmalarının başlaması gerekiyor” diye konuştu.

  • SU KAYNAKLARI TEHLİKEDE

    SU KAYNAKLARI TEHLİKEDE

    Balıkesir’in Bigadiç, Balya ve Karesi ilçeleri, üç farklı şirketin maden projeleriyle çevresel felaket riskiyle karşı karşıya. Projeler aktif fay hatlarıyla iç içe, ormanlar “bedel karşılığı” kesiliyor, yeraltı suları siyanür tehdidi altında.

    Üç ilçe üç projeyle felakete gidiyor

    Madenlerle kuşatılmış durumdaki Balıkesir aynı zamanda deprem riski altında. (Fotoğraf: BirGün)

    Balıkesir’in altı kaynıyor. Bir yanda madencilik şirketlerinin bitmek bilmeyen üretim iştahı, diğer yanda deprem riskiyle yaşayan halkın endişesi. Bigadiç’te altın-gümüş madeni üretim kapasitesini 83 kat artırmak isteyen Zenit Madencilik, Balya’da altın üretimi planlayan Limak Holding’e bağlı Altınordu Madencilik ve Karesi’nin Turplu Mahallesi’nde patlatmalı açık ocak kurmak isteyen Koza Altın İşletmeleri. Üç farklı şirket, üç farklı ilçe, ama aynı senaryo; şirketler deprem hattı üzerinde altın arayışı.

    Balya projesi için Limak Holding’e bağlı Altınordu Madencilik A.Ş., 13 Aralık 2024’te Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na çevresel etki değerlendirme (ÇED) başvurusunu sundu. Karesi Turplu projesi için Koza Altın İşletmeleri A.Ş., 11 Nisan 2025’te inceleme raporunu hazırladı. Önce 2017’de “ÇED gerekli değildir” kararı alındı. Ancak bu karar 2022’de yürürlükten kalkan yönetmelik nedeniyle iptal edildi. Bigadiç Kızılçukur projesi için Zenit Madencilik, 10 Ekim 2025 tarihinde kapasite artışı dosyasını Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na sundu. Projelerin üçü de ‘inceleme-değerlendirme’ aşamasında bulunuyor.

    AKTİF FAY HATLARINDA

    CHP Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı’nın hazırladığı teknik inceleme raporu, üç ilçedeki projelerin ortak bir tabloya işaret ettiğini ortaya koydu. Rapora göre maden sahaları, aktif fay hatlarına tehlikeli biçimde yakın. Orman ve tarım alanları “bedel karşılığı” izinlerle madenciliğe açılmış durumda. Uzmanlara göre bu tablo, artık yalnızca yerel bir çevre sorunu değil; Balıkesir’in topraklarını, sularını ve geleceğini kuşatan sistematik bir madencilik politikası.

    PARAYLA KESİYORLAR

    Karesi Turplu projesinde Koza Altın, 48 patlama yapmayı planlıyor. En yakın yerleşim yeri, Turplu Mahallesi, ocak sahasına sadece 2,3 kilometre uzaklıkta. Projede acil durum veya tahliye planı bulunmuyor. Sarı, “Patlatmalı madencilik, aktif fay segmentlerinde sismik tetiklenmelere yol açabilir. Bu sadece çevreyi değil, insan hayatını da tehdit ediyor” dedi.

    Zenit Madencilik’in Bigadiç projesinde de patlayıcı kullanılacak, ancak raporda titreşim analizleri yapılmadı. Balya’daki Altınordu Madencilik projesi ise yeraltı ve açık ocak patlatmalarını içeriyor. MTA verilerine göre proje alanı Şamlı Fayı’na 1,6 kilometre, Havran-Balya Fayı’na 9,6 kilometre, Balıkesir Fayı’na 19 kilometre mesafede.

    Koza Altın’ın Turplu’daki 12,35 hektarlık projesi, orman arazisi üzerinde yer alıyor. 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 16. maddesi, bu tür faaliyetlerin “bedel karşılığı izinle” yürütülmesini öngörüyor. Sarı’ya göre bu, “yasal kılıfa bürünmüş orman talanı” anlamına geliyor. Bigadiç’teki Zenit Madencilik projesi ise 94,6 hektarlık, büyük kısmı orman ve tarım arazisi olan bir bölgede yürütülüyor. Şirket, üretimi 30 bin tondan 2,5 milyon tona çıkararak kapasiteyi 83 kat artırmayı planlıyor.

    SU KAYNAKLARI TEHLİKEDE

    Limak Holding’in Balya’daki projesi, 276,9 hektarlık alanda siyanürlü altın üretimini içeriyor. ÇED dosyasına göre projede siyanür ve kimyasallar kullanılacak. Atık depolama tesislerinin sızdırmazlık önlemleri yetersiz bulundu. Yeraltı suyu analizlerinde mangan ve demir değerleri standartların üzerinde çıktı. Proje alanı, Karanlık Dere’ye 58 metre ve içme suyu kaynaklarına 1,78 kilometre mesafede yer alıyor. Sarı, “Bu kadar dar bir mesafede patlatmalı üretim yapılması, Balıkesir’in içme suyunu riske atar” dedi.

    Turplu’da yapılan incelemede 127 kuş ve 42 memeli türü tespit edildi. Bu türler arasında şah kartal ve alaca sansar gibi koruma altındaki canlılar da bulunuyor. ÇED raporunda “uçucu türler kaçar” ifadesi yer aldı. Sarı buna, “Bu bilim dışı bir savunma. İki yıl boyunca patlama yapılan bir sahada hiçbir tür kalmaz” diyerek tepki gösterdi. Balya ve Bigadiç sahalarında da flora ve fauna incelemelerinin dar zaman aralıklarında yapıldığı, mevsimsel değişkenliğin göz ardı edildiği raporlandı.

    Üç projede de madencilik sonrası rehabilitasyon planı bulunmuyor. Turplu’ya ilişkin raporda “bitkisel toprağın yeniden serileceği” belirtilse de ekolojik restorasyon kriteri tanımlanmadı. Balya projesinde “saha kapanışı 3 yıl sürecek” denilse de bu sürecin yalnızca teknik faaliyetleri kapsadığı, bağımsız izleme ve şeffaf raporlama mekanizmasının tanımlanmadığı tespit edildi.

    CHP’li Serkan Sarı, durumu şöyle özetledi: “Balıkesir’in dört bir yanında aynı tablo var. Ormanlar, tarım alanları ve su kaynakları rantın hedefinde. Madenlerin her biri ayrı bir risk ama birlikte değerlendirildiğinde Balıkesir bir madencilik kuşatması içinde.”

    Kaynak:Birgün.net

  • Prof. Dr. Hasan Sözbilir’den İzmir uyarısı!

    Prof. Dr. Hasan Sözbilir’den İzmir uyarısı!

    Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı Deprem Bilim Kurulu Üyesi  Prof. Dr. Hasan Sözbilir, AA’ya açıklamalarda bulundu.

    Sözbilir, İzmir özelinde Ege Denizi’ndekilerle birlikte 40 fay bulunduğunu, bunların 17’sinin karada yer aldığını dile getirdi.

    İzmir merkezli en son yıkıcı depremin 1688 yılında 6,8 büyüklüğünde olduğunu anlatan Sözbilir, şunları kaydetti:

    “O dönemde 10 bine yakın can kaybedilmiş. Yaklaşık 337 yıldır bu bölgede yıkıcı deprem olmuyor. En son hatırlarsanız 30 Ekim 2020’de 6,6 büyüklüğünde deprem oldu. Sisam merkezli bir depremdi. Yani o fay bizim kendi kara sularımızda olan bir fay değildi. Dolayısıyla bizim kendi faylarımız henüz kırılma sınıfına girmiş değil. 17 fayın her biri diri fay sınıfında değerlendirildiği için bunların bir deprem üretme potansiyeli var. Bir deprem üretme aralığı var. En son ürettiği depremler var ama bunlar bilinmiyordu. 

    Bizim son üç yıldır yaptığımız çalışmada İzmir’deki bütün fayların kaç yılda bir deprem ürettiğini, en son depremi ne zaman yaptığını, o depremden sonra ne kadar süre geçtiğini saptamış durumdayız. İzmir genelindeki faylar sismik anlamda aktif. İzmir’de özellikle Tuzla Fayı, Gülbahçe Fayı, Seferihisar Fayı gibi fayların önemli ölçüde deprem üretme zamanlarının geldiğini söyleyebiliyoruz, yaptığımız çalışmalar bunu gösteriyor. Dolayısıyla bizim İzmir’i depreme hazır bir kent konumuna sokmamız gerekiyor.”

    BATI ANADOLU UYARISI

    Sözbilir, Türkiye’de 485 aktif faydan 200’ünün Batı Anadolu’da yer aldığını anımsattı.

    Batı Anadolu kabuğunun yılda 40 milimetre güneybatıya doğru ilerlediğine dikkati çeken Sözbilir, “Bu kabuğun içinde 200’e yakın fay belli dönemlerde deprem üretme potansiyeline sahip. Bunların 6 ve 7 büyüklüğünde deprem üretme gücü var. Bu fayların son yüzyılda 8 tanesi kırılmış durumda. Geri kalan fayların tümü kırılmayı bekliyor. Zamanı geldiğinde bunlar belli ölçeklerde, belli büyüklüklerde deprem üretecekler” diye konuştu.

    Prof. Dr. Sözbilir, Batı Anadolu’nun iç kısımlarında da deprem hareketliliğinin sürdüğünü belirterek, “Batı Anadolu jeotermal potansiyeli yüksek bir bölge. Faylar deprem üretmeye başladığı zaman jeotermal sistemin varlığı nedeniyle sarsıntılar hemen bitmiyor. Simav ve Sındırgı faylarında da böyle bir durum yaşanıyor” ifadesini kullandı.

    “GELENBE FAYI GERİLİM TRANSFER EDİYOR”

    Simav’da deprem hareketliliğinin sürdüğünü dile getiren Sözbilir, şöyle devam etti:

    “Simav Fay Zonu yaklaşık 200 kilometre uzunluğunda ve kendi içinde farklı 7 segmente ayrılıyor. Her biri 6 ila 7,2 arasında deprem potansiyeline sahip. Bu fay üzerindeki en büyük sarsıntı 1970 yılındaki Gediz depremiydi, can ve mal kaybı yaşanmış. Şu anda Simav’ın kuzeyinde depremler oluyor. Fayın orta kesimlerinde çok fazla bir hareket yok. Yalnız Simav Fayı’na dik gelişen bir fay var. Gelenbe Fayı… Bu fayın özelliği transfer fayı niteliğinde çalışması. Yani üzerine gelen stresi kendi doğrultusu boyunca kuzeye ya da güneye transfer ediyor. Yani kendisinin kırılması yerine böyle bir mekanizma sunabiliyor. Elbette kırılabilirdi ama daha çok gerilimi transfer ediyor. Dolayısıyla kuzeye transfer ederse Balıkesir fayına doğru ilerleyebilir. Güneye transfer ederse bu sefer de Akhisar ve Soma tarafları sıkıntıya girebilir.”

  • Naci Görür, Adıyaman depremi sonrası, Bitlis-Zagros hattına dikkat çekti

    Naci Görür, Adıyaman depremi sonrası, Bitlis-Zagros hattına dikkat çekti

    Resim

    AFAD, bugün saat 10.39’da Adıyaman’ın Çelikhan ilçesinde 3.8 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini duyurdu.

    Deprem 11.12 kilometre derinlikte gerçekleşti.

    Kandilli Rasathanesi ise depremin büyüklüğünü 4.0; derinliğini ise 6.0 kilometre olarak açıkladı.

    NACİ GÖRÜR’DEN DİKKAT ÇEKEN DEĞERLENDİRME

    Adıyaman’da tedirginlik yaratan deprem sonrası Prof. Dr. Naci Görür’den depreme ilişkin ilk değerlendirme geldi. Depremin ‘sığ bir deprem’ olduğuna dikkat çeken Görür, Doğu Anadolu Fay Hattı’nda (DAF) gerçekleştiğini belirtti.

    Görür, “Küçük ama Bitlis-Zagros hattı üzerindeki stres alanını kısmen değiştirebilir. Geçmiş olsun” dedi.

  • Prof. Dr. Gürol Seyitoğlu, Ankara için kritik deprem uyarısı

    Prof. Dr. Gürol Seyitoğlu, Ankara için kritik deprem uyarısı

    Image

    Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürol Seyitoğlu, Ankara’nın depremsellik açısından güvenli sanıldığını fakat şehir merkezine yakın, Eldivan-Elmadağ Tektonik Kaması, Abdüsselam Tektonik Kaması ve Beypazarı Kör Bindirme Zonu olarak tanımlanan üç diri fay bulunduğudunu bildirdi.

    Bunların Kuzey Anadolu Fayı, Eskişehir Fayı ve Kırıkkale-Erbaa faylarına da çok yakın bir noktada olduğuna dikkati çeken Seyitoğlu, konuya ilişkin ANKA Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu.

    Prof. Dr. Gürol Seyitoğlu, özellikle Eldivan-Elmadağ tektonik kamasında olası bir kırılmanın 6,5-7 büyüklüğünde bir deprem yaratabileceğine dikkat çekerek, kentsel dönüşümün öncelikli olarak Demetevler’den başlayarak yapılması gerektiğini ve cam binaların çok büyük tehlike arz ettiğine işaret etti.

    “ELMADAĞ’IN SÜREKLİ OLARAK YÜKSELDİĞİNİ GÖRÜYORUZ”

    Prof. Dr. Gürol Seyitoğlu, şunları kaydetti:

    “Şimdiye kadar yaptığımız çalışmalar, bize gösteriyor ki, Ankara büyük ana fayların kesişim noktasında bulunuyor. Bunlardan en önemlileri; Kırıkkale-Erbaa fayı, Eskişehir fayı ve Tuzgölü fayının birleşim yerlerinde bulunuyor. Bu bahsettiğim üç fayın ortasında kalan alan ise Kuzeybatı-Güneydoğu yönünde sıkışıyor. Bu sıkışmadan kaynaklanan üç tane temel yapı oluşuyor Ankara çevresinde. Bunlardan bir tanesi Eldivan-Elmadağ Tektonik Kaması dediğimiz bölüm. Diğeri Abdüsselam Tektonik Kaması dediğimiz bölüm.

    Diğeri ise Beypazarı Kör Bindirme Zonu olarak isimlendirdiğimiz bölüm. Kuzey batı İç Anadolu sıkışma bölgesinde GPS verilerine göre yani uydu verilerine göre bu bölgedeki daralmanın en fazla üzerinde taşındığı bölüm Eldivan-Elmadağ Tektonik Kaması. Biz, Ankara çevresinde büyük bir deprem bekleniyorsa bunun üzerinde olabileceğini düşünüyoruz. Çünkü bunun üzerindeki daralma yılda 12,5 mm yıl. Morfolojik veriler de yani derelerin dibe doğru olağanüstü kazıması da yukarıya doğru Elmadağ’ın sürekli yükseldiğini gösteriyor. Kaç milimetre yükseldiği henüz belli değil çalışmalarda ama daralmanın büyük bölümünü bu Eldivan-Elmadağ Tektonik Kaması üzerinde taşıyor. Dolayısıyla Ankara çevresinde büyük bir deprem olacaksa bunun üzerinde yani Eldivan-Elmadağ Tektonik Kaması üzerinde olacağını düşünüyoruz. Bu yapı üzerinde paleosismolojik çalışmaların yapılıp deprem tekrarlanma peryodunun çalışılması lazım.

    “BAĞLICA FAYININ KARAKTERİ HAKKINDA GÖZLEMLERİMİZ VAR”

    Bizi korkutan Ankara Şehir merkezine yakın olan depremler de var. Bunlardan bir tanesi 30 Nisan 2010’da meydana gelen 3,5 büyüklüğündeki Etimesgut depremi. Ve Ankara’da en son yaşadığımız 11 Ağustos 2025 depremi. Bu depremler Eldivan-Elmadağ Tektonik Kaması ile Abdüsselam Tektonik Kaması arasındaki alanda bulunuyor. Bizim Melikşah- İkipınar Yükselimi dediğimiz yükselimle alakalı olduğunu düşünüyoruz bu depremlerin. Özellikle Bağlıca fayının bununla olan ilişkisi daha henüz ortaya çıkarılmamış durumda ama üzerinde çalışmalarımız devam ediyor. Bağlıca fayının karakteri hakkında gözlemlerimiz var. Onu bilimsel bir makale haline getirmeye çalışıyoruz.

    Eldivan-Elmadağ Tektonik kaması hareket ederse bunun 6,5-7 arasında olabileceği öngörülüyor. Hemen aklıma Demetevler geliyor. Çünkü herhangi bir çalışmaya gerek kalmadan oradaki yapı stoğunun çok zayıf olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla bir kentsel dönüşüm başlayacaksa Ankara’da oradan başlamalı. Bir de son yıllarda çok moda olan cam kaplı gökdelenlerimiz var Ankara’da. Bu gökdelenler yıkılmasa bile belli bir salınım yapacaklar. O salınımda cam kaplı olan yüzeylerin aşağıda bulunan insanlar üzerinde çok büyük hayati tehlike yaratacağını düşünüyorum. Buna karşı gerekli önlemleri inşaat mühendislerinin düşünmesi gerekiyor diye söyleyeyim.”

    Image

    Image

  • Uzmanından kritik deprem uyarısı!

    Uzmanından kritik deprem uyarısı!

    Jeoloji Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Alan, 11 Ağustos’ta Ankara’da meydana gelen 3,2’lik depremin Ümitköy, Çayyolu, Bağlıca bölgelerinde yaşayan yurttaşlarca oldukça hissedildiğini ve bu depremin merkez üssünün Gazi Orduevi’nin hemen batısında bir noktayı işaret ettiğini belirtti.

    Resim

    Alan, depremi kendisinin de hissetmesi üzerine MTA ve AFAD’taki arkadaşlarıyla görüşerek konu hakkında bilgi aldığını kaydetti.

    Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Alan, şunları kaydetti:

    “BAĞLICA FAYI 6 VE 6’LI DEPREM ÜRETEBİLİR”

    “Bizim geçmişte Türkiye Diri Fay Haritası veya tektonik haritalarında da söz konusu Ankara’nın Bağlıca bölgesinde bir Bağlıca fayının olduğunu biliyorduk. Bu haritalara da işlenmiş durumda. Ama bu fayın aktif veya pasif olduğunu bilmiyorduk. Bu son depremler bu fayın bize aktif olduğunu gösterdi. Buna ilişkin yayınlar çıkmamakla birlikte Ankara Üniversitesinde hocalar da bu konuda önemli bir çalışma yürütmüşler. Onlarla da bu konuyu değerlendirdik. Bağlıca fayının hem batı hem de doğu ucuna doğru bir uzanım gösterdiği, yaklaşık 25 kilometre uzunluğunda bir fay hattı olduğunu, bunun da aktif olması durumunda 6 ve üstü büyüklükte bir depreme kaynaklık edebileceğine ilişkin düşüncelerini bizlerle paylaştılar.

    “ANKARA’DAKİ YAPILAR BÜYÜK BİR RİSK ALTINDA”

    Bugüne kadar biz Ankara’yı hiç deprem olmayacağını veya deprem olsa dahi kenar faylarından yani Ankara’yı çevreleyen faylardan kaynaklı etkilendiğimizi ifade ediyorduk. Bu durum son derece yeni bir durum. Ankara’nın kent içinden geçen yaklaşık 25 kilometre uzunluğunda olası 6 civarlarında deprem üretme potansiyeline sahip bir fayın bulunması yeni bir kaynak alanı, yani deprem açısından değerlendirilmesi gereken bir kaynak alan olduğunu bize gösteriyor. Tabii bu durum Ankara için neden önemli derseniz Ankara’daki bina stoku hemen şehrin içerisinden geçen böylesine bir fayın yaratacağı ivme değerleri baz alınarak inşa edilmiyor maalesef. Bu da Ankara’daki yapıların büyük bir risk altında olduğunu bizlere gösteriyor.

    “ANKARA’NIN YENİ BİR TEKTONİK HARİTAYA İHTİYACI VAR”

    Ankara Büyükşehir Belediyesi, AFAD, MTA işbirliğiyle Ankara’nın İmar Planlı esas jeolojik, jeoteknik ve mikro bölgelendirme etütünün o alanı ilgilendiren bölümlerinin hızlı bir şekilde revize edilmesine ihtiyaç var. Yani bu fayın aktif olup olmadığı, nereye kadar uzandığı konularının ayrıntılı bir şekilde tespit edilip imar planlarına mutlaka işlenmesi ve Ankara’da inşa edilecek binalar da o fayın üreteceği ivme değerleri baz alınarak inşa edilmeli. Bu konuda Ankara Büyükşehir Belediyesi mutlaka opsiyon almalı.” 

    “ANKARA DÜŞÜK İVME DEĞERLERİ BAZ ALINARAK İNŞA EDİLDİ”

    Alan, olası depremin “çok yıkıcı olacağını” söyleyerek, “Çünkü Ankara’nın geçmişten gelen yapı stoku göz önüne alındığında yine Ankara’yı etkileyebilecek depremlerin kaynak zonları ile Ankara kent yerleşkesi arasındaki ilişkiye bakıldığında son derece düşük ivme değerleri baz alınarak yapıldığını görüyoruz. Ankara ülkenin Başkenti. Cumhuriyetin dışa bakan yüzü. Bu yüzün olası bir ufak depremle ağır kayıplarla karşılaşmaması gerektiği inancındayım. Her bir yurttaşa ayrı bir sorumluluk düşüyor. Hiç olmazsa bunu atlamayalım” diye konuştu.

  • Doç. Dr. Bülent Özmen,Marmara için deprem uyarısı!

    Doç. Dr. Bülent Özmen,Marmara için deprem uyarısı!

     İstanbul’u olası 7’den büyük bir depremin çok ciddi şekilde etkileyeceğine vurgu yapan Afet Yönetimi Uzmanı Doç. Dr. Bülent Özmen, “Marmara’nın güneyinde, Gemlik Körfezi’nden geçen fay hattı da uzun süredir büyük deprem üretmedi. Buradaki olası bir sarsıntı tüm Marmara kıyılarını etkileyecek” dedi.

    Afet Yönetimi Uzmanı, Gazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bülent Özmen, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin ardından 26 yılda Türkiye’de 448 bin deprem kaydedildiğini belirterek “Ortalama her 6,5 yılda bir, 7’den büyük depremle karşılaşıyoruz” dedi.

    Doç. Dr. Özmen, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 26. yılı dolayısıyla açıklama yaptı.

    “HER 6,5 YILDA BİR, 7’DEN BÜYÜK DEPREMLE KARŞILAŞIYORUZ”

    “Marmara Depremi’nin ardından geçen 26 yıllık süreçte Türkiye’de 448 bin deprem meydana geldi” diyen Özmen, yıllara göre sırasıyla en fazla depremin 2023, 2017, 2020 ve 2024’te meydana geldiğini söyledi. Özmen, 2023’te yaklaşık 74 bin sarsıntı yaşandığına dikkati çekti.

    Geçen 26 yıllık süreçte 6 ila 6,9 büyüklüğünde 46 deprem meydana geldiğini bildiren Özmen, “Ortalama her 6,5 yılda bir, 7’den büyük depremle karşılaşıyoruz. Yılda iki kere de 6’dan büyük depreme maruz kalıyoruz” diye konuştu.

    Özmen, 1999’dan bu yana yaşanan depremlerde 77 bine yakın kişinin hayatını kaybettiğini, ekonomik kaybın ise 200 milyar dolara yaklaştığını dile getirdi.

    17 Ağustos’ta Kuzey Anadolu Fayı’nın Yalova açıklarına kadar kırıldığını hatırlatan Özmen, Marmara Denizi’ndeki bazı fayların ise 1766’dan bu yana 7’den büyük deprem üretmediğini, bu nedenle “sismik boşluk” olarak değerlendirildiğini söyledi.

    “7’DEN BÜYÜK BİR DEPREM İSTANBUL’U ÇOK CİDDİ ŞEKİLDE ETKİLEYECEK”

    Doç. Dr. Özmen, İstanbul’da 2019’da 5,8, bu yıl ise 6,1 büyüklüğünde depremler yaşandığını ancak bunların fay hattındaki gerilimi boşaltmadığını vurguladı.

    Kuzey Anadolu Fayı’nın kuzey kolunda kırılmayı bekleyen fayların olduğunu belirten Özmen, “Olası 7’den büyük bir deprem İstanbul’u çok ciddi şekilde etkileyecek. Marmara’nın güneyinde, Gemlik Körfezi’nden geçen fay hattı da uzun süredir büyük deprem üretmedi. Buradaki olası bir sarsıntı tüm Marmara kıyılarını etkileyecek” ifadelerini kullandı.

    Özmen, 26 yılda yasal, hukuki ve teknik alanda adım atıldığını ancak bunların yeterli olmadığına işaret ederek her depremde yıkımlar ve can kayıplarının olmasının, hala bu adımlarda istenilen seviyeye gelinmediğini gösterdiğini söyledi. Özmen, kentsel dönüşümün önemine de dikkati çekti.

    SINDIRGI’DAKİ DEPREM BALIKESİR’İN RİSKİNİ BİTİRMEDİ

    Özmen, Balıkesir Sındırgı’da meydana gelen 6,1 büyüklüğünde depremin artçılarının, 5,1-5,2 büyüklüğüne kadar çıkabileceğini belirtti.

    Bölgede 20’ye yakın aktif fay bulunduğunu aktaran Özmen, sarsıntıda yalnızca Simav Fay Zonu’nun 20 kilometrelik kısmının kırıldığını ifade etti. Doç. Dr. Özmen, “Bu depremden sonra artık burada olmaz düşüncesi doğru değil. Balıkesir, Türkiye’nin pek çok ili gibi yüksek deprem riski taşıyor. Sındırgı’daki fay hattı ile İstanbul’u etkileyen Kuzey Anadolu Fayı farklı hatlar. Dolayısıyla Sındırgı depreminden önce İstanbul’un deprem tehlikesi neyse bugün de aynı seviyede” değerlendirmesini yaptı.