Etiket: Esenyurt Belediye Başkanı

  • Özer, “ALEVİ CANLARI ÜZECEK, KIRACAK BİR DAVRANIŞIM VE SÖZÜM ASLA SÖZ KONUSU OLAMAZ”

    Özer, “ALEVİ CANLARI ÜZECEK, KIRACAK BİR DAVRANIŞIM VE SÖZÜM ASLA SÖZ KONUSU OLAMAZ”

    CHP‘li belediyelere yönelik operasyonda gözaltına alınıp 1 yıl 10 gün cezaevinde tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakılan Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özerkendisinin söylediği iddia edilen “Çaldıran’da Şah İsmail’e karşı birlikte savaştık” sözlerine açıklık getirdi.

    “BÖYLE BİR CÜMLEM YOKTUR”

    Söz konusu ifadelerin kendisine ait olmadığını vurgulayan Özer, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:

    “Bir süredir sosyal medyada benim söylemediğim bir cümle kimi kasıtlı, kimi de işin aslını araştırmadan, bana mal edilerek dolaşıma sokulmuş bulunuyor.

    Benim Çaldıran’da Şah İsmail’e karşı birlikte savaştık şeklinde bir cümlem yoktur. Kaldı ki böyle bir yaklaşımım ve anlayışım da söz konusu değildir.

    Kimileri benim üzerimden gündem yaratmak ya da kendini gündeme taşımak maksadıyla, kasıtlı bir zorlamayla bu çarpıtmaları yapmakta ve yaymaktadır.

    İçinden geçtiğimiz kritik dönemde Kürt-Türk kardeşliğini pekiştirmek ve barış sürecine katkı sunmak niyetiyle bazı tarihi kavşaklara değinilmektedir.

     “ALEVİ CANLARI ÜZECEK, KIRACAK BİR DAVRANIŞIM VE SÖZÜM ASLA SÖZ KONUSU OLAMAZ”

    Bilinmeli ki; ömrünü barış ve demokrasi mücadelesine adamış, bütün yaşamı boyunca mazlumun yanında durmuş, Alevi Canlarımızın haklı mücadelelerini her platformda paylaşmış, omuz vermiş, destek olmuş biri olarak Alevi Canları üzecek, kıracak bir davranışım ve sözüm asla söz konusu olamaz.

    Onurlu ve kalıcı bir barış için çaba gösteren biri olarak bundan sonra da haklının yanındaki mücadelemiz her zaman olduğu gibi kararlılıkla devam edecektir.

  • Aziz İhsan Aktaş soruşturmasında ,Ahmet Özer’e takipsizlik kararı

    Aziz İhsan Aktaş soruşturmasında ,Ahmet Özer’e takipsizlik kararı

    Aziz İhsan Aktaş’ın Esenyurt Belediyesi’ne 2024 yılında rüşvet verdiği iddiaları için “yeterli delil bulunamaması” gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.

    Takipsizlik kararının gerekçesi şu şekilde açıklandı: “Şüpheli Aziz İhsan AKTAŞ’ ın, kendisine ait Bilginay firmasının Esenyurt Belediyesi’ nde 2024 yılında aldığı ihalede ihale sürecinde görevli memurlar , başkan ve başkan yardımcılarına rüşvet verdiği iddia edilmiştir. Şüpheliler alınan savunmalarında suçlamaları kabul etmediklerini beyan etmiştir. Soruşturma kapsamında atılı suçu işlediklerine dair dava açmaya yeterli delil elde edilememiş, iddialar soyut nitelikte kalmıştır.”

    TUTUKLU KALMAYA DEVAM EDECEK

    Ancak hakkında “rüşvet almak” suçundan takipsizlik kararı verilen Ahmet Özer tutuklu kalmaya devam edecek.

    Aziz İhsan Aktaş iddianamesi kapsamında, Özer hakkında “ihaleye fesat karıştırma ve özel belgede sahtecilik” suçlamalarıyla üç yıldan dokuz yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.

  • Ahmet Özer hakkında tahliye talebi!

    Ahmet Özer hakkında tahliye talebi!

    Avukat Hüseyin Ersöz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda seçilmiş Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer hakkında tahliye talebinde bulunduklarını açıkladı.

    “Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer hakkında kamuoyunda “Beşiktaş Belediyesi” yada “Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü” adıyla bilinen soruşturma sürecinde İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açılmıştı.

    Mahkeme tarafından, 2025/241 İddianame Değerlendirme No üzerinden devam eden inceleme sırasında gözönüne alınmak üzere Ahmet Özer adına bir tahliye talebinde bulunduk.

    Dilekçede, Ahmet Özer hakkında isnat edilen suçun oluşmadığına dair “lehe bilirkişi raporları” ile “lehe sanık/tanık beyanlarına” değindik. Ahmet Özer’in tutuklu kaldığı süre ile isnat edilen suçun alt sınırının 3 yıl olması yanında kamuoyunda “Kent Uzlaşısı Davası” adıyla bilinen İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında verilen tahliye kararının gerekçelerine de yer verdik:

    “… Dosyada aynı heyetin isimlerinin yer aldığı iki farklı bilirkişi raporu söz konusu olup bu raporlardan kanuna uygun mahiyetteki tek rapor Emekli Sayıştay Uzman Denetçisi İbrahim Süren ve Emekli İç İşleri Bakanlığı Başkontrolörü Gazi Sert imzalı 13.01.2025 tarihli rapordur. Bu rapora bakıldığında ise müvekkilimize yönelik hiçbir isnadın dile getirilmediği açıkça görülmektedir. (EK-1) Nitekim, söz konusu bu raporun geneline bakıldığında; inceleme konusu ihaleler yönünden müvekkilimizin belediye başkanı sıfatıyla teklif ya da olur sahibi olmadığı, ihale onay belgesinde imzasının bulunmadığı, ihale komisyonunun teşkilinde görev almadığı, bunlara dair tüm işlemlerin belediye ve ihale mevzuatı çerçevesinde ilgili birim yöneticilerince gerçekleştirildiği görülmektedir. Söz konusu raporun ilgili kısımlarında ihale süreçleri ile ilgili olarak hangi şüphelilere, hangi sebeple sorumluluk atfedilebileceğinin belirtildiği görülmekte olup (s.23, s.24, s.25, s.27, s.28, s.29) bu kısımlarda müvekkilimizin ismi dahi geçmemektedir.

    Diğer taraftan dosyada mevcut diğer şüphelilerin ifadeleri de incelendiğinde müvekkilimiz açısından atılı suç yönünden şüphe oluşturmaya elverişli herhangi bir beyan hatta en ufak bir imaya dahi rastlanmamıştır.

    Buna rağmen iddianamede neden müvekkilimize suçlamada bulunulduğunun makul bir izahı bulunmayıp bu hususta yalnızca şu satırlara yer verilebildiği görülmektedir:

    “Elbette belediyenin yaptığı tüm mal ve hizmet islerine ilişkin süreci başkanın bilmesi ya da takip etmesi mümkün değildir. Ancak ilçe belediyesinin yaptığı en yüksek tutarlı çöp toplama veya araç kiralamaya ilişkin ihalelerin belediye başkanının bilgisi, gözetimi ve takibi dışında yapılması mümkün değildir. Esenyurt Belediyesi’nin soruşturmaya konu ihale süreçleri ile ilgili alınan beyan ve yapılan tespitler dikkate alındığında Ahmet ÖZER’ in bizzat içerisinde anlaşıldığından, her iki ihalede tespit edilen usulsüzlük ve fesat içerikli eylemlerden şüpheli Ahmet ÖZER’ in de sorumlu tutulması gerekmektedir”.

    Buna göre müvekkilimize yöneltilen suçlama aslında tamamen bir “faraziyeye” dayandığı açıkça görülmektedir. Gerçekten müvekkilimizin anılan ihale süreçlerine müdahil olduğuna, talimat verdiğine veya herhangi bir şekilde yönlendirmede bulunduğuna dair en ufak bir delil söz konusu olmadığından, sadece “belediye başkanının da haber vardır” sayıltısı ile suçlamada bulunulmuş olduğu anlaşılmaktadır.

    Bunun da ötesinde artık tutukluluğun, yukarıda belirttiğimiz diğer sebeplerin yanında süresi itibariyle “verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü” olmadığı da açıkça görülmektedir. Nitekim; Müvekkilimiz hakkındaki tutuklama kararı “ihaleye fesat karıştırma” suçu (TCK m.235) dolayısıyla verilmiştir. Bu suçun basit halinin cezası kanunda “üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasıdır.” Müvekkilimiz ise 9 aydan daha uzun bir süredir tutukludur. Bu durumda CGTİHK m.107 ve 105/A hükümleri nazara alınırsa, tutukluluk süresinin, artık bu suç dolayısıyla mahkumiyet halinde, kapalı cezaevinde geçirilecek süreyi aştığı açıkça görülmektedir. Bu da tutuklamanın ölçüsüz olduğunu açıkça göstermektedir.

    Bununla birlikte Müvekkilimiz 30.10.2024 tarihinde bir başka soruşturma kapsamında “terör örgütüne üye olmak” suç isnadıyla tutuklanmış, hakkında İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2025/99 E sayılı dosyasında kamu davası açılmıştır. Müvekkilimiz hakkında bu yargılamanın 14.7.2025 tarihli celsesinde tahliye kararı verilmiştir. (EK-2) Mahkeme tahliye kararına gerekçe olarak “delil karatma şüphesinin bulunmamasını, “sabit ikametgâh sahibi olmasını”, “tutuklamanın bir tedbir olmasını”, “Anayasa’nın 13. Maddesindeki hukuki düzenlemeyi”, “adli kontrol hükümlerinin yeterli olacağını” ve “tutukluluğun orantısız olacağını” göstermiştir. Müvekkilimiz hakkındaki Mahkemeniz dava dosyasındaki tutukluluk süresi de 10 aya yaklaşmıştır. Bu çerçevede İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nce tahliye gerekçesi olarak kabul edilen hususların tamamının iş bu dava dosyası kapsamında da göz önüne alınması ve tutuklama tedbirinin Özgürlük Hakkına orantısız bir müdahale oluşturduğunun kabulü gerekmektedir.”

    Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğü ile yaptığımız görüşmede, iddianamenin değerlendirilmesine devam edildiği, henüz delil klasörlerinin tamamının Mahkemeye gönderilmediği ve Savcılıktaki tarama işlemlerinin devam ettiği bilgisini de aldık.

    Mahkemenin “İddianamenin Kabulü/İadesi Kararı” için dosyanın kendisine geldiği günden itibaren 15 günlük süresi bulunuyor. İddianamenin Kabulü halinde duruşma günü ve tutukluluk durumuyla ilgili olarak da Tensip Zaptı düzenlenerek Mahkeme tarafından bir karar verilecek.”

  • Prof. Dr. Metin Günday, Esenyurt’ta kayyum kalkacak mı?

    Prof. Dr. Metin Günday, Esenyurt’ta kayyum kalkacak mı?

    ATILIM ÜNİVERSİTESİ - Kamu Hukuku Ana Bilim Dalı - Akademik Kadro

    İdare hukukçusu Prof. Dr. Metin Günday, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer hakkında ‘kent uzlaşısı’ soruşturması kapsamında verilen tahliye kararının ardından Esenyurt Belediyesi’ne atanan kayyumun artık hukukî dayanağını yitirdiğini aktardı.

    Anayasa’nın 38/4. maddesindeki masumiyet karinesine atıfta bulunan Günday, yargılama sürecinde mahkûmiyet kararı verilmedikçe bir kişinin suçlu sayılamayacağını bildirdi.

    “ARTIK HUKUKEN MÜMKÜN DEĞİL”

    Prof. Dr. Günday, yaptığı açıklamada şunları söyledi:

    “Esenyurt Belediye Başkanı Sayın Ahmet Özer’in tutuklu yargılandığı davada verilen tahliye kararıyla birlikte, kayyım atamasına gerekçe gösterilen fiil ortadan kalkmıştır. Her ne kadar hakkında başka bir soruşturma kapsamında tutukluluk hali sürüyor olsa da, bu tutukluluk doğrudan görevle bağlantılı ve kesinleşmiş bir mahkûmiyet içermediği sürece, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun kayyım atamaya ilişkin hükümlerini devreye sokmaz. Hukuka uygun olan, kayyım atamasının kaldırılması ve Belediye Meclisi’nin 45. madde uyarınca kendi içinden yeni başkan vekilini seçmesidir.”

    ”İHLALE NEDEN OLUR”

    Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasına dikkat çeken Günday, tahliye edilmiş bir kişiye yönelik kayyım uygulamasının Anayasa’ya da aykırı olduğunu hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:

    “Tahliye edilmiş bir kişiyi, kesinleşmiş mahkûmiyet kararı olmaksızın görevinden uzaklaştırmaya devam etmek, masumiyet karinesine açıkça aykırıdır. Bu durum sadece hukuk devleti ilkesine değil, seçme-seçilme hakkının da ihlaline neden olur.”

  • ‘Kayyum’ uygulamasında kritik gelişme!

    ‘Kayyum’ uygulamasında kritik gelişme!

    Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer’in “görevden uzaklaştırılması” ve “belediyeye kayyum atanması” işlemlerinin iptali için İstanbul 9. İdare Mahkemesi’nde açılan davada karar verildi.

    Buna göre İdare Mahkemesi, Belediye Kanununun 46. maddesinin 2. fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasını ciddi bularak, Anayasa Mahkemesi’ne “somut norm denetimi başvurusunda” bulunulmasına karar verdi.

    Prof. Dr. TOLGA ŞİRİN | AVESİS

    “KÖKTEN ÇÖZÜMÜN HABERCİSİ”

    Kararı duyuran Anayasa hukukçusu Prof. Dr. Tolga Şirin, “Cumhuriyet Halk Partisi’nin talebi üzerine 5393 sayılı Belediye Kanunu md. 45/2 ve 46’ncı maddelerinin Anayasa’ya aykırılığı konusunda uzman görüşü kaleme almıştım.

    İstanbul 9. İdare Mahkemesi, bu uzman görüşümüze koşut biçimde somut norm denetimi karar almış bulunuyor. Anayasa Mahkemesinin denetim sonucunda ilgili hükümleri iptal etmesi gerekir.

    Bu haber, tüm kayyım atamaları için kökten çözümün habercisidir” ifadelerini kullandı.

    Hüseyin Ersöz (@ersozhuseyin) / X

    “TARTIŞMALI KAYYIM KARARLARININ DAYANAĞI DA KALKMIŞ OLACAK”

    Özer’in avukatlarından Hüseyin Ersöz de söz konusu gelişmeye ilişkin yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:

    “Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer’in “görevden uzaklaştırılması” ve “belediyeye kayyım atanması” işlemlerinin iptali için İstanbul 9. İdare Mahkemesi’nde açtığımız davada karar verildi.

    İdare Mahkemesi, Belediye Kanununun 46. maddesinin 2. fıkrasının  Anayasa’ya aykırı olduğu iddiamızı ciddi bularak, Anayasa Mahkemesi’ne “somut norm denetimi başvurusunda” bulunulmasına karar verdi.

    Bu karar, “kayyım kararının iptali anlamına gelmemekle birlikte”, kayyım atama kararına dayanak olan Kanun maddesinin Anayasaya aykırılığının incelenmesine olanak verecek bir sonuç doğurdu.

    Anayasa Mahkemesi tarafından yapılacak somut norm denetiminde eğer Anayasaya aykırılık tespit edilir ve Belediye Kanununun 46/2. maddesi iptal edilirse tartışmalı kayyım kararlarının dayanağı da tamamen ortadan kalkmış olacak.

    Anayasa Mahkemesi tarafından verilecek karar, Demokrasimiz yanında Seçme ve Seçilme Hakkı ile Merkezi-Yerel Yönetim  Ayrımı açısından da önem taşımakta…”

    ResimResim

  • Ahmet Özer’in tutukluluğunun devamına karar verildi

    Ahmet Özer’in tutukluluğunun devamına karar verildi

    Seçildikten 7 ay sonra yerine kayyum atanan ve tutuklanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer bugün hakim karşısına çıktı. 15 yıla kadar hapis cezası talep edilen Özer’in yargılandığı davanın ilk duruşmasını CHP lideri Özgür Özel de takip etti. Özer’in tutukluluğunun devamına karar verildi.

    7 ay önce tutuklanan ve bugün ilk kez hakim karşısına çıkan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutukluluğunun devamına karar verildi.

    30 Ekim’de tutuklanıp görevden alınan ve yerine kayyum atanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer 205 gün sonra Silivri’de hakim karşısına çıktı. Duruşma saat 10.00’da başladı. Kimlik tespitinin ardından Özer’in savunmasının alınmasıyla duruşma devam etti.

    Mahkeme, savunmalara ve taleplere karşın, Ahmet Özer’in tutukluluk halinin devamına karar verdi. Dava, 14 Temmuz saat 10:00’a bırakıldı. Ahmet Özer, salondan alkışlar ve sloganlarla çıktı ve yakınları tarafından “Herşey güzel olacak” sözleriyle cezaevine uğurlandı.

    ÖZGÜR ÖZEL DE TAKİP ETTİ

    Özer bugün Silivri’deki cezaevi duruşma salonunda tutuklanmasının 205. gününde ilk kez hakim karşısına çıkacak. Duruşmayı CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in de aralarında bulunduğu çok sayıda CHP’li ile Özer’in yakınları da takip etti.

    Duruşma öncesi bir açıklama yapan Ahmet Özer’in avukatlarından Hüseyin Ersöz, “Algıların değil, ‘olguların’ tartışıldığı bir gün olacak. Ahmet Özer’in CHP’li olmadığı, kırmızı bültenle aranan R.K.’la görüştüğü, HTS kayıtları, gizli tanık beyanları, hepsi tartışılacak! Bugün açıklamaları muteber kabul edilen R.K. hakında ‘kırmızı bülten olmadığı’, Ahmet Özer’in CHP üyeliğinin 14 yıl öncesine dayandığı gibi gerçekler dava dosyasına giren evrak üzerinden anlatılacak” demişti.

    İMAMOĞLU’NDAN MESAJ

    2 aydır cezaevinde bulunan İBB Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu da Özer’in bugün görülecek duruşmasıyla ilgili paylaşım yapmıştı.

    Yaşananları bir ‘hukuk katliamı’ olarak nitelendiren İmamoğlu, iddianamede yer alan ifadeleri de hatırlatarak “Türkiye terörün bitmesi ve demokratikleşme yolunda kritik bir süreçten geçerken, ‘Batı’daki Kürtlerin yerel yönetimlerde temsil edilmesini'(!) suç sayan kaybetmeye muhtaç zihniyet, Ahmet Özer başkanımızı tam da bu sebeple özgürlüğünden mahrum bırakıyor” demişti.

    Özer’in tahliye edilmesi gerektiğini vurgulayan İmamoğlu, “Prof. Dr. Ahmet Özer yıllarını bu ülkede barışın ve kardeşliğin büyümesine adamış saygıdeğer bir bilim insanı ve siyasetçidir. Sayın Başkan’ın kendini feshetmiş bir örgüte dair suçlanması, Terörsüz ve Demokratik Türkiye hedefimize karşı bir saldırıdır. Bu ayıba derhal son verilerek Sayın Başkan’ın tahliye edilmesini ve Esenyurtluların iradesi gereği görevine dönmesini ümit ediyorum” ifadelerini kullanmıştı.

    NE OLMUŞTU?

    30 Ekim 2024’te evine düzenlenen şafak baskınıyla gözaltına alınan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, aynı günün gece yarısı tutuklanmıştı. İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alınan Özer’in yerine kayyum atanmıştı.

    Avukatlarının tüm itirazlarına rağmen tutukluluğu devam eden Özer hakkında 113 gün sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca iddianame hazırlanmış, “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istenmişti.

  • Özgür Özel’den : Hukuk tanımayanlarla müzakere edilmez

    Özgür Özel’den : Hukuk tanımayanlarla müzakere edilmez

    CHP lideri Özgür Özel, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. “Yeni anayasa” tartışmalarına değinen Özel, “Hukuk tanımayanlarla müzakere edilmez, mücadele edilir” dedi. Özel, “İmamoğlu’nun kayıp telefonu bulundu” iddialarına ilişkin de “Rezil oldunuz rezil, rezil. Hiçbir şey yok o telefonda” ifadelerini kullandı. Yargının particilik yaptığını söyleyen Özel, AKP’li Fatih Belediyesi’ne işaret ederek “Particilik yapıyorlar, AKP dönemine bakmıyorlar. Sayıştay raporları elimde. Salı günü tüm dosyaları açıklayacağım” şeklinde konuştu.

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yeni anayasaya bir kez daha kapıyı kapattı. Özel, “Hukuk tanımayanlarla müzakere edilmez, mücadele edilir” dedi.

    Özel, “PKK/KCK üyesi olmak” suçundan tutuklanmasının ardından görevden uzaklaştırılan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in yargılandığı davanın ilk duruşmasının ardından açıklamalarda bulundu.

    Duruşmada yaşananlara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, “İzleyen heyet için hiçbir şey diyemem, mutlaka onlar da çok şaşırdı ama iddia makamındaki savcı santim santim makama gömüldü. Tek tek ispatlıyor. Teker teker koydu. Deyim yerindeyse iddianameyi böyle uçak yaptı, attı savcıya doğru. Böyle başının üstünden geçti. Fiilen değil. Yapılan iş o. İddianameyi uçak yaptı yolladı, gemi yapsa yüzmez batar” ifadelerini kullandı.

    “Ekrem İmamoğlu’nun kayıp telefonu bulundu” haberlerine de değinen Özel, “O telefon numarasını girince ben de Beylikdüzü Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu yazıyor. 2013’te kaydettiğim ilk numara. Ekrem Başkan da çok gülmüş ona. Graham Bell bile bir telefonu bulduğuna bu kadar sevinmedi.  O telefondan bir şey çıkması dışında bir umudunuz yok. Hiçbir şey yok o telefonda” diye konuştu.

    “AKP’Lİ BELEDİYELERLE İLGİLİ TÜM DOSYALARI AÇIKLAYACAĞIM”

    Yargıyı “particilik ve siyasi operasyon” yapmakla eleştiren Özel, “Particilik yapıyorlar, AKP dönemine bakmıyorlar. Sayıştay raporları elimde. Fatih Belediyesi’ne operasyon yapabiliyor musunuz? Tüm dosyaları açıklayacağım” ifadelerini kullandı.

    Yeni anayasa tartışmaları konusunda da mesajlara veren Özel, “Mücadele ediyorum arkadaşlar, mücadele ediyoruz hep beraber, bunlarla müzakere edilmez. Bu kadar vicdansız, acımasız, hukuk tanımayan adamlarla neyini müzakere edeceğim. Önce müzakere edilebilir bir zemine getirsinler bakalım Türkiye’yi. Bütün Anayasa Mahkemesi kararlarına uysun, AİHM kararlarına uysun, desin ki ben tamamım, ben de tamamım o zaman, oturalım bir bakalım ne yapabiliriz diye” dedi.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın CHP’li tutuklu belediye başkanlarının pankart ve afişlerinin toplatılması yönünde İl Emniyet Müdürlüğü’ne yazı göndermesine de tepki gösteren Özel, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’e tepki göstererek, “Tepemin tasını attırmasın gider odasının kapısına asarım” ifadelerini kullandı.

  • Ahmet Özer hakkındaki iddianame kabul edildi…

    Ahmet Özer hakkındaki iddianame kabul edildi…

    Tutuklanarak yerine kayyum atanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer hakkında hazırlanan iddianame kabul edildi.

    Tutuklanarak yerine kayyum atanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer hakkında, “terör örgütüne üye olmak” iddiasıyla hazırlanan iddianame, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Özer, 15 yıla kadar hapis ve siyasi yasak talebiyle yargılanacak.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen ‘terör’ soruşturması kapsamında tutuklanarak görevden alınan ve yerine kayyum atanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer hakkında, “terör örgütüne üye olmak” suçlamasıyla 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar hapis ve siyasi yasak talebiyle hazırlanan iddianame kabul edildi. Özer, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilen iddianame kapsamında önümüzdeki günlerde hâkim karşısına çıkacak.

    İDDİANAME

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan 83 sayfalık iddianamede, Ahmet Özer gibi İstanbul’da görevli bir kısım Belediye Başkanı, Başkan Yardımcısı ve Belediyle Meclis Üyesi’nin 31 Mart 2024 yerel seçimler sonrasında terör örgütünce verildiği öne sürülen talimatla “Kent Uzlaşısı” faaliyeti kapsamında terör örgütünün uzlaşma sağladığı partiden seçilmeleri sağlanarak görev yapmaya başladıkları ve halen görevli oldukları iddia ediliyor. Özerlik sistemi ve kent uzlaşısı formülünün, DEM Parti üstü bir örgütlenme sistemi olduğunun öne sürüldüğü iddianamede, özellikle örgütlenme konusunda çalışmalar yürüten örgüt bünyesindeki oluşumların (DBP, HDK) örgütün taban (halk) örgütleme sistemini geliştiren ve yöneten esas kurumlar olduğu, bu şahısların terör örgütünün Kent Uzlaşısı faaliyeti kapsamında faaliyet yürüten örgüt mensuplarından oldukları öne sürüldü.

    “YOĞUN İLETİŞİM AÇIKLANAMADI”

    İddianamenin değerlendirme bölümünde Ahmet Özer’in PKK/KCK lideri Abdullah Öcalan’ın genel talimatları uyarınca sözde demokratik özerklik çalışmalarına katkı sunduğu öne sürülerek, “Örgütün üst düzey yöneticisi Remzi Kartal ile açıklayamadığı şekilde yoğun iletişim kurduğu, Mersin’de örgüt adına ideolojik eğitim organize ettiği ve bu eğitimi bizzat verdiği, terör örgütü PKK/KCK’nın Avrupa yapılanmasında görevli üst düzey mensuplarından Cemal Kavak’ın yardımıyla terör örgütü mensubu bir şahsın yurt dışına kaçmasını sağladığı, Cemal Kavak’ın talebi üzerine kırsala katılım sağlayacak örgüt mensupları için kullanılmak üzere yüklü miktarda parayı Cemal Kavak’a teslim ettiği, çok sayıda örgüt mensubu şahıs ile yoğun ve sürekli HTS irtibatı bulunduğu anlaşılmıştır” denildi.

    Kaynak:Cumhuriyet.com.tr

  • Ahmet Özer için 115 gün sonra iddianame hazırlandı…

    Ahmet Özer için 115 gün sonra iddianame hazırlandı…

    Esenyurt ilçesinin seçilmiş CHP’li belediye başkanı Ahmet Özer’in tutuklanmasının 155. gününde hakkında savcılık iddianamesi düzenlendi.

    Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer‘in tutuklanmasının 155. gününde hakkında savcılık iddianamesi düzenlendi.

    Tutuklanarak yerine kayyum atanan Esenyurt Belediye Başkanı Özer hakkındaki iddianame tamamlandı.

    HAPİS VE SİYASİ YASAK TALEBİ

    Özer hakkında, “Terör örgütüne üye olmak” iddiasıyla 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar hapis ve siyasi yasak talep edildi.

    İddianame, gönderildiği ağır ceza mahkemesi tarafından değerlendiriliyor.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 83 sayfalık iddianamede Ahmet Özer “şüpheli” sıfatıyla yer aldı.

    İddianamede genel olarak PKK/KCK silahlı terör örgütünün yapısı, amacı, faaliyetleri, KCK/TDÖ’nün (Türkiye Demokratik Örgütlenmesi) yapılanma süreci, ideolojik, sosyal, kadın, gençlik siyaset gibi alanlardaki yapılanması, DTK (Demokratik Toplum Kongresi) yapısı, amaçları ve bazı faaliyetleri ile HDK’nin yapısı ve amacı detaylı olarak anlatıldı.

    Ahmet Özer hakkındaki tanık beyanları, dijital materyal incelemelerinde elde edildiği öne sürülen deliller, itirafçı beyanlarına yer verildi.

    İFADESİ ÖZETLENDİ

    İddianamede ifadesinin özetine yer verilen Özer’in, suçlamaları kabul etmediği, Remzi Kartal’ı hemşerisi olması ve aynı zamanda bir dönem milletvekilliği yapmış olması sebebiyle tanıdığını, 29 ve 30 Ağustos 2015 tarihlerindeki görüşmeyi hatırlamadığını, ayrıca iki gün içerisinde 14 kez irtibat kurmak gibi bir tarzı olmadığı, Sait Karlı ve Faik Kaplan isimli şahısları tanımadığını, kendilerini sahibi oldukları Karlı Kitap Kırtasiye isimli firmayı şu anda öğrendiğini, bu firma tarafından hesabına aylık olarak belirli periyotlarla yatırılan parayı bilmediğini, yapılan arama sonucunda makam odasında bulunan ve Mezapotamya Ajansına ait olduğu iddia edilen dergi hakkında hiç bir bilgisi olmadığını,

    Esenyurt meydanında düzenlenen festivalin 46 tane il derneği, belediye ve ilgili birimi tarafından organize edildiğini, konserde sahneye çıkan Rojda Şenses isimli şahsı tanımadığını, Abdullah Öcalan ile ilgili slogan atıldığını bilmediğini, 15Aralık 2023 tarihinde MEBYA-DER isimli yere giriş yaptığını hatırlamadığını, 12 Aralık 2023 tarihinde yapmış olduğu görüşmedeki kişileri tanımadığını, hakkındaki 694 farklı, terör örgütü kaydı bulunan kişiyle telefon irtibatı bulunduğu iddiası ile ilgili olarak ise, gerek siyasetçi gerekse akademisyen kimliği ile yaptığı görüşmeler olduğunu, PKK/KCK terör örgütü demokratik özerklik projesi kapsamında herhangi bir görev asla üstlenmediğini, Dağ Sancısı isimli kitabı kendisinin yazdığını, terör örgütüyle herhangi bir irtibatı bulunmadığını ifade ettiği kaydedildi.

    Başsavcılık, “Ahmet Özer her ne kadar hakkındaki suçlamaları kabul etmemişse de mevcut deliller uyarınca savunmasının kaçamaklı, hayatın olağan akışına uygun olmayan ve suçtan kurtulmaya yönelik beyanlar olduğu anlaşılmıştır” ifadelerine iddianamede yer verdi.

    “KENT UZLAŞISI DEĞERLENDİRMESİ”

    İddianamede; “Kent uzlaşısı” formülünün teorisinin terör örgütü yönetimince yapıldığı, demokratik özerklik sisteminde bazı alanlarda uygulanacak bir formül olduğu, doğu illerinde yerel yönetimlerin kazanılarak özerklik sisteminin kurulması, batı illerinde ise Kürt nüfusunu özerklik sistemine benzer bir sistemle yerel yönetimlere dahil edilmesi planlaması çerçevesinde oluşturulduğu ve adına da “Kent Uzlaşısı” denildiği iddia edildi.

    KENT UZLAŞISI SORUŞTURMASI DERİNLEŞTİRİLİYOR

    İddianamede ayrıca Ahmet Özer gibi İstanbul’daki bir kısım Belediye Başkanı, Başkan Yardımcısı ve Belediyle Meclis Üyesinin 31 Mart 2024 yerel seçimleri sonrasında terör örgütünce verilen talimatla “Kent Uzlaşısı” faaliyeti kapsamında terör örgütünün uzlaşma sağladığı partiden seçilmeleri sağlanarak görev yapmaya başladıkları ve halen görevli oldukları öne sürüldü.

    “Kent Uzlaşısı” formülünün, DEM Parti üstü bir örgütlenme sistemi olduğunu iddia eden savcılık, bu kişilerin, terör örgütünün “Kent Uzlaşısı” faaliyeti kapsamında faaliyet yürüten örgüt mensuplarından olduklarının anlaşıldığı ve terör örgütünün metropol illerde etkinliğini arttırma amacını haiz Kent Uzlaşısı faaliyetinin tüm unsur ve mensuplarıyla deşifre edilmesi için soruşturmaların derinleştirilerek devam ettiği belirtildi.

    BELEDİYE BAŞKAN YARDIMCILARI İLE MECLİS ÜYELERİ HATIRLATILDI

    İddianamede, başsavcılıkça yürütülen soruşturma kapsamında “Ahmet Özer benzeri terör örgütünün faaliyeti kapsamında belediyelerde görev alınmaları sağlanan” Kartal Belediye Başkan Yardımcısı Cemalettin Yüksel, Ataşehir Belediye Başkan Yardımcısı Livan Gür, Üsküdar Belediye Meclis Üyesi Bülent Kayğun, Sancaktepe Belediye Meclis Üyesi Elif Gül, Fatih Belediye Meclis Üyesi Güzin Alpaslan, Tuzla Belediye Meclis Üyesi Hasan Özdemir, Adalar Belediye Meclis Üyesi Nesimi Aday, Şişli Belediye Meclis Üyesi Sinan Gökçe ve Beyoğlu Belediye Meclis Üyesi Turabi Şen’in 11 Şubat’ta tutuklandıkları hatırlatıldı.

  • Demokratik hakkımız, emeğimiz gasbedildiyse toplumsal barışı nasıl tesis edeceğiz?

    Demokratik hakkımız, emeğimiz gasbedildiyse toplumsal barışı nasıl tesis edeceğiz?

    CHP İstanbul Milletvekili Türkan Elçi, Esenyurt’taki demokrasi nöbetinde; “Bizim demokrasinin olduğuna inanmamızı istiyorlar. İnanmıyoruz çünkü bin bir emekle kazanmış olduğumuz hakkımız gasbedildi. Peki, şunu da soralım. Demokratik hakkımız gasbedildiyse, emeğimiz gasbdildiyse biz toplumsal barışı nasıl tesis edeceğiz?” dedi.

    Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanarak yerine kayyum atanmasına karşı CHP’lilerin ilçede başlattığı nöbet sürüyor. Cumhuriyet Meydanı’ndaki bugünkü nöbete CHP İstanbul Milletvekili Türkan Elçi de katıldı.

    ”BİRİLERİNE ZOR GELDİ”

    Özer ile kısa süre önce cezaevinde görüştüğünü belirten Elçi, şunları söyledi:

    “Bildiğiniz gibi burada büyük bir çalışma sonucunda başkanımızı seçmiştik. Hâliyle şu anda aklı, fikri onun da burada yarım kalan projesinde ve sarf ettiği emek ve gasbedilen emeğinde. Biz de bu haksızlığı sürekli dile getirme yönünde çaba içinde olduğumuzu kendisine ilettim. Sizlerin de çabası çok büyük. Sizlerin de emeği büyük. Umarım hiçbirimizin emeği boşa gitmez. Bildiğiniz gibi İstanbul’un en önemli ilçelerinden biri Esenyurt. Esenyurt’ta biz başkanımızı partimizden Ahmet Özer başkanımızı büyük bir emekle seçtik. Hepimizin emeği geçti. Kürt, Türk demeden, Alevi, Sünni demeden hepimizin ortak çalışmasıyla başkanımızı seçmiş olmak birilerine zor geldi ki kayyum atadı, onun oturmuş olduğu koltuğu gasbetti. Gasp diyorum çünkü bizim en doğal hakkımız elimizden alındı. Bizler, demokrasiye ve hukuka inanan insanlar olarak fikirlerimizi de sürekli o çerçevede, o temelde dile getireceğiz. Eğer bizim seçmiş olduğumuz bir başkanımızın koltuğuna kayyum atanıyorsa, seçme-seçilme hakkımızın gasbedildiğini sürekli, hiçbir şekilde geri adım atmadan dile getireceğiz.

    ”NASIL İNANACAĞIZ?”

    Seçme-seçilme hakkımız gasbediliyorsa biz demokrasiye, şu anda demokrasinin olduğuna nasıl inanacağız? Bunu soruyoruz. Her buraya geldiğimizde bu meydana, bu soruyu tekrar tekrar soruyoruz. Bizim demokrasinin olduğuna inanmamızı istiyorlar. İnanmıyoruz çünkü bin bir emekle kazanmış olduğumuz hakkımız gasbedildi. Peki, şunu da soralım. Demokratik hakkımız gasbedildiyse, emeğimiz gasbedildiyse biz toplumsal barışı nasıl tesis edeceğiz? Buna da inanmamızı istiyorlar, maalesef inanmıyoruz. Bizim eğer emeğimiz gasbedilmişse biz buna dayanarak sürekli bu meydanda bir araya gelip hatta farklı etkinliklerle kendimizi anlatmaya çalışacağız.”