Etiket: eğitim

  • Suat Özçağdaş,”EĞİTİM, SATIN ALINABİLİR BİR HİZMET HALİNE DÖNÜŞTÜ”

    Suat Özçağdaş,”EĞİTİM, SATIN ALINABİLİR BİR HİZMET HALİNE DÖNÜŞTÜ”

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş, partisinin Atakum Belediyesi Vedat Türkali Kültür Sanat ve Eğitim Merkezi’ndeki “Özgür Birey, Güçlü Gelecek ve Kalkınma için Eğitim” başlıklı toplantısında yaptığı konuşmada, partisinin 22 komisyonda 300’den fazla akademisyen ve uzmanla hazırladığı bir eğitim programı olduğunu belirtti.

    Bunu daha da detaylandırarak, hükümet programı haline getirmeye devam ettiklerini belirten Özçağdaş, “Gururla söyleyebilirim ki en son yapılan bir ankette şu konuyu hangisi daha iyi yönetir diye sorulduğunda dış politika, iç politika, güvenlik, sağlık, eğitim, CHP ve AKP karşılaştırılması yapıldığında eğitim yüzde 60’la CHP’nin daha iyi yönetileceği bir alan olarak gözüküyor. Vatandaşın büyük beklentisi var” dedi.

    Bu büyük sorunları çözmek için çok atılımcı işlere ihtiyaçları olduğunu söyleyen Özçağdaş, “Cumhuriyet Halk Partisi’nin temel iddiası, sadece Adalet ve Kalkınma Partisi’ne göre daha iyi yönetmek olamaz. Aynı cumhuriyetin ilk yıllarında olduğu gibi büyük bir atılıma ihtiyacımız var. Devrimci, yani altı okumuzun devrimcilik ilkesi çerçevesinde milli eğitim sistemini yepyeni bir yöne doğru çekmemiz lazım. Var olanın ucunu kıyısını düzelterek çok fazla yol alamayız. Elbet düzelterek yapacağımız işler var ama çok yeni, çok inovatif atılımlara ihtiyacımız var” diye konuştu.

    “Eğitimde bir tarafta Adalet ve Kalkınma Partisi’nin bizzat genel başkanının söylemiyle itaatkâr, kanaatkâr, dindar, kindar nesil yetiştirme projesi; bir tarafta ise Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetiştirme anlayışı bulunduğunu” söyleyen Özçağdaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Eğer fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesiller istiyorsanız çocuklarınızı 21. yüzyıl becerilerinde aktif, sorumlu, eleştiren, sorgulayan, düşünen yurttaşlar olarak yetiştirmelisiniz. Eğer itaatkâr, kanaatkâr nesiller istiyorsanız ezberci eğitim sisteminin içine sokmalısınız. Çünkü düşünürse şu soru aklına gelecek; ‘CHP’li belediyelere yapılan işler böyledir de memlekette AK Partili belediyeler hiç mi bir şey yapmıyordur?’ diye düşünmesi lazım. Düşünme becerisi olursa, sorgulama becerisi olursa, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 23 yıldır yaptığı yanlışların karşısına dikilmesi durumu olur.

    Bu ülkede sadece yandaş şirketlerden alınmayan para 768 milyar lira. 68 milyar lira yandaşlardan alınmayan vergi. Öğrencilerin üçte biri okula aç gidiyorlar. Sağlıklı beslenme, bodurluk, obezite sorunu var , son derece kötü kantin koşulları var. Ekonomik sorunlar nedeniyle öğrenciler yemiyorlar. 18 milyon öğrenci her gün bir öğün sıcak yemek yese bedeli 240 milyar lira. 18 milyon kişiyi doyurursanız, 240 milyar lira. Peki, yandaş şirketlerden almadığınız para 768 milyar. Bunun 3,5 katı. Bu ülkenin evlatlarını onun 3,5’ta birine doyurabilirsiniz yani. İşte bu siyasettir. Bu bir siyasal tercihtir. Okullarda bir tane güvenlik görevlisi yok değil mi? Bu güvenlik görevlilerini alırsanız bunların toplam bedeli 60-65 milyar lira. Dolayısıyla neyi tercih ediyorsanız toplum odur.”

    “EĞİTİM, SATIN ALINABİLİR BİR HİZMET HALİNE DÖNÜŞTÜ”

    Türkiye’de eğitimde birçok sorun bulunduğunu anlatan Özçağdaş, “Eğitimin piyasalaşması sorunu var. Eğitim, satın alınabilir bir hizmet haline dönüştü, değil mi? Yani devletin verdiği, güçlü bir kamusal hizmet değil. ‘Paran varsa satın al’. Oysa öyle olmaması lazım” dedi.

    Türkiye’nin eğitimde hane halkı harcaması en yüksek ülkelerden olduğunu bildiren Özçağdaş, “Bizimle birlikte bir tane Güney Amerika ülkesi var, o kadar. Yani millet cebinden para harcıyor. Kamusal hizmet ama parasız değil. Çocuk devlet okulunda ama dünyaya para veriyorsun” diye konuştu.

    Okullarda dezavantajlı grup bulunduğunu anlatan Özçağdaş, şunları söyledi:

    “Yoksul ailelerden gelen çocuklar mesela. Sonra diyoruz ki okulda çok zorbalık var. Bir tarafta kafasını okşayan annesi var, babası var. Akşam yemeğinde sıcak yemek yiyor. Teyzesi, halası var. Sevgi ortamında büyüyor. Öbürünün giyecek kıyafeti yok, ayakkabısı yok. Türkiye’de yüz çocuğun on tanesinde ayakkabı yok. Portakal yiyemiyor, mandalina yiyemiyor. Okulda bunları topladığın zaman o kırılgan grupların, yaşadığı kırılganlığın sonuçlarını görüyorsun. Hayatta her şey neden-sonuç ilişkisiyle. Biz solcuyuz, sosyal demokratız. Neden sonuç ilişkisine inanan insanlarız.

    Okullarda temizlik, güvenlik, 20 bin köy okulu kapatılmış. Sonra diyoruz ki neden mandalina bu kadar pahalı? Köyde üretim yok ki. Köylerde yaşayan nüfusun yaşı 58 yaş olmuş. Okul olmayınca köyden göç etti insanlar, hepsi köyleri boşalttılar. Bu inanılmaz bir trajedidir bir toplum açısından. Efendim, altyapı donanım eksikleri, taşımalı eğitimden kaynaklanan sorunlar, dijital uçurum, birisinin çocuğunda laptop var, tablet var, ötekinde hiçbir şey yok

    “CUMHURİYETİN ÖZÜ ÖĞRETMENDİR”

    Okullarda şiddet ve madde kullanımını destekleyen bir ortam bulunduğunu ifade eden Özçağdaş, “Sabah bir öğretmenimiz dedi ki ‘Bizim okulda 160’ya yakın ilaç kullanan çocuk vardı’. Bunlar tesadüf değil. Hayatta her şeyin bir neden-sonuç ilişkisi var.

    Eskiden öğretmen geçerken oturuyorsanız kalkıyordunuz ayağa. Cumhuriyetin özü öğretmendir. Cumhuriyet her şeyden önce bir eğitim devrimidir. Bugün cumhuriyeti mümkün kılan her şey, Atatürk Türkiyesi’nin bugüne gelmesini sağlayan her şey, Türkiye’yi Suriye’den, Irak’tan, İran’dan, Mısır’dan, Ürdün’den, bu coğrafyalardan ayıran en temel şey Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının aydınlanma devrimidir, eğitim devrimidir. Dolayısıyla öğretmen onun taşıyıcı kolonudur. Öğretmenin güçlü olmadığı, saygın olmadığı, ekonomik koşullarla boğuşturduğu bir toplum mutlu olamaz.

    Öğretmenlik Mesleği Kanunu öğretmenleri dışlayan, onların sorunlarını çözmeyen bir adım. Milli Eğitim Akademisi… Mülakatta çok dayak yiyince her günü mülakata çeviren bir akademi icat ettiler. Öyle bir ülke düşünün ki ikimiz üniversiteden mezun ediyoruz, Nazan Başkanla. O özel okula giderse diploması öğretmen olarak işe yarıyor. Ben devlete gitmeye kalkarsam devlet bana kendi diplomasının işe yaramadığını söylüyor. Akıl tutulması. Ben bunu Eğitim Fakültesi Dekanlar Konseyi başkanına söyledim. Yani işte biz de itiraz ettik ama falan… 97 eğitim fakültesinin dekanısınız kardeşim. Çıkıp biriniz diyemediniz mi Yusuf Tekin’e, ‘Ya sen kimsin, bizim verdiğimiz diplomayı saymıyorsun?’ diye

    Özçağdaş, 1611 öğretmenin mülakatta “ağlaya ağlaya dışarıda bırakıldıklarını” belirtti. Seçim zamanı “mülakatları kaldırdık” diye gençlerden oy istendiğini söyleyen Özçağdaş, seçimler sonrasındaysa mülakatların devam ettiğini ifade etti.

    Özçağdaş, “Mülakatları mülakat gibi yapacağız… Bu ne demek? 20 senedir mülakatları mülakat gibi yapmıyorduk. Kendi adamlarımızı alıyoruz demek zaten. O kadar da yeteneksiz adamlar, kendilerini ifade etme becerileri bile yok” dedi.

    ”200 BİN ÖĞRETMEN GEÇİCİ İŞÇİ GİBİ ÇALIŞIYOR”

    Özel sektör öğretmenlerinin taban maaş haklarının ellerinden alındığını bildiren Özçağdaş, “200 bin öğretmen geçici işçi gibi çalışıyor. 9-10 ay maaş. Ağızlarını açamazlar çünkü sözleşmeleri yenilenmez. Hiçbir hakları yok. Ama Yusuf Tekin’in arkadaşlarında utanma, sıkılma, herhangi bir anayasal hak düşüncesi gelişmediğinden bu öğretmenler acı çekmeye devam” diye konuştu.

  • Eğitim-İş Sendikası, ‘EĞİTİMDE EN AĞIR TAHRİBAT LAİKLİK ALANINDA’

    Eğitim-İş Sendikası, ‘EĞİTİMDE EN AĞIR TAHRİBAT LAİKLİK ALANINDA’

    Eğitim-İş Sendikası’nın düzenlediği “Nasıl Bir Eğitim? Nasıl Bir Okul?” isimli sempozyumun açılışı dün Ankara’da bir otelde yapıldı. Sempozyumda; eğitimin geleceği, müfredat, öğretmen yetiştirme, okulların fiziki koşulları, çocuk hakları, okul sağlığı, kamusal eğitim hakkı gibi başlıklar tartışıldı. Sempozyumun açılış konuşmasını Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay yaptı.

    Türkiye’de eğitimin içinde bulunduğu tablonun acı, net ve derin olduğunu kaydeden Özbay, “Yıllardır uygulanan politikalar eğitimi tesadüfen değil, bilinçli biçimde çökertmiştir; gerici ve piyasacı bir anlayış eğitime nüfuz etmiş, artık dönüşüm aşamasına geçilmiştir. Bugün cumhuriyet değerlerinden kopuk, eleştirel düşünceyi dışlayan, dini siyasetin aparatı hâline getiren bir zihniyetin şekillendirmeye çalıştığı, sorgulamayan, itaat eden bir nesil hedeflenmektedir. Eğitim, toplumu ortak gelecekte buluşturan bir zemin olmaktan çıkarılmaktadır. Eğitim, kamusal bir hak olmaktan çıkarılmış; velinin gelirine, bütçesine, yaşam koşullarına bağlı bir ayrıcalığa dönüştürülmüştür. Eğitim piyasaya devredilmiş, ticarileştirilmiş, çocukların geleceği ekonomik koşullara göre belirlenir hale gelmiştir. Binlerce kurs ve etüt merkezi, yani dershanelerin yeni ambalajlı hâli, ülkeyi baştan başa kaplamıştır. Öyle ki yalnızca Ankara’nın Çankaya ilçesinde bile özel eğitim kurumlarının sayısı devlet okullarını geçmiştir. Bu tablo, eğitimin kamu güvencesinden koparılarak ekonomik bir ayrıcalığa dönüştürüldüğünün en somut kanıtıdır” diye konuştu.

    ‘EĞİTİMDE EN AĞIR TAHRİBAT LAİKLİK ALANINDA’

    Eğitimde en ağır tahribatın laiklik alanında yaşandığını vurgulayan Özbay, “Gerici müfredat eliyle pozitif bilim derslerinin sayısı azaltılmış, içeriği boşaltılmış; felsefe, kültür, sanat ve sosyal gelişim dersleri geri plana itilmiş; dogmatik içerikler öne çıkarılmıştır. Bakanlık, adım adım Diyanet’in bir alt kurumu gibi yapılandırılmış; tarikatların, cemaatlerin ve piyasa aktörlerinin belirlediği bir karar mekanizmasına dönüştürülmüştür. Eğitim politikaları, pedagojik gerekliliklere göre değil, Saray’ın ideolojik yönelimlerine göre şekillendirilmekte; TÜGVA, TÜRGEV ve benzeri yapılar ile Maarif Vakfı’na tanınan ayrıcalıklar, adeta paralel bir Millî Eğitim Bakanlığı yaratmaktadır. Böylece eğitim, kamusal bir hizmet olmaktan çıkarılarak siyasetin, ideolojinin ve piyasanın müdahalesine açık bir alana dönüşmüştür” dedi.

    ‘ÖĞRETMENİ YOKSULLAŞTIRAN DÜZEN’

    Öğretmen emeğinin değersizleştirilmesinin en çarpıcı göstergesinin atama politikaları olduğunu belirten Özbay, “Öğretmeni yoksullaştıran ve güvencesizleştiren bir düzenin çocuklara güvenli ve sağlıklı bir gelecek sunması mümkün değildir” ifadelerini kullandı. Eğitimle gelecek arasındaki bağın kopma noktasına geldiğine dikkat çeken Özbay, “Okullar; güvenin değil, güvensizliğin, umutların değil, belirsizliğin üretildiği alanlara dönüşmüş durumdadır” diye konuştu. Özbay, çocukların suça eğilimli hale gelmelerinin, eğitime yeteri kadar önem verilmemesinden kaynaklandığını söyledi.

    ‘EĞİTİMDE ÇÖKÜŞÜN SİYASİ SORUMLULUĞU VAR’

    Eğitimdeki çöküşün bir siyasi sorumluluğu olduğunu kaydeden Özbay, “AKP’nin yıllardır izlediği eğitim politikaları; kamusal eğitimi zayıflatmış, özel okulları büyütmüş, MESEM’lerle çocuk işçiliğini kurumsallaştırmış, okul öncesini piyasanın ve dini yapıların alanına terk etmiş, öğretmeni güvencesizleştirmiştir. Bu süreç, Yusuf Tekin döneminde daha da derinleşmiştir. Bugün öğretmen; ekonomik olarak tükenmekte, mesleki olarak yalnızlaştırılmakta ve güvencesizliğe mahkûm edilmektedir” dedi.

    ‘TOPLUMUN AYNASI ÇOCUKLARDIR’

    Çocuğun gelişiminin bireysel bir mesele değil; toplumsal, politik ve kamusal bir örgütlenme meselesi olduğunu ifade eden Özbay, “Toplumun aynası çocuklardır; geri kalan her şey onların ardından gelen gecikmiş yansımadır. Bu ülkenin çocuklarının deneme tahtası olmasına izin vermeyeceğiz; öğretmen emeğinin değersizleştirilmesine seyirci kalmayacağız; eğitim hakkının pazarlık masasına sürülmesine müsaade etmeyeceğiz. Geleceğimizi, bilimle, akılla ve kararlılıkla yeniden inşa edeceğiz” ifadelerini kullandı. Sempozyum bugün yapılacak konuşmalar ile sona erecek.

    Kaynak:Cumhuriyet.com.tr

  • Eğitim-İş Genel Başkanı,Cumhuriyetin temel kazanımlarını adım adım geriletmeye çalışmaktadır

    Eğitim-İş Genel Başkanı,Cumhuriyetin temel kazanımlarını adım adım geriletmeye çalışmaktadır

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in karma eğitimle derdi bitmiyor. Daha önce “Gerekirse kız okulları da açabilmeliyiz” çıkışında bulunan Tekin’in bu sözü doğrultusunda meslek liseleri bünyesinde, kız öğrenciler için ayrı ortaokullar açılırken uygulamaya eğitim emekçilerinden tepkiler yükseliyor. Ülke genelinde kız öğrenciler için açılan ortaokulları eleştiren Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay söz konusu uygulamaya ilişkin Cumhuriyet’e açıklamalarda bulundu.

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü tarafından 15 Kasım 2024 tarihinde yayımlanan yazı ile bazı mesleki ve teknik Anadolu liselerinin bünyesinde yalnızca kız öğrencilere yönelik ortaokullar açılmasına karar verildiğini anımsatan Özbay, “AKP iktidarı yıllardır fırsat buldukça karma eğitimi tartışmaya açmakta, Cumhuriyetin temel kazanımlarını adım adım geriletmeye çalışmaktadır. Bugün ise elimizdeki resmi yazı, bu niyetin bir uygulamaya dönüştüğünü açıkça ortaya koymaktadır” dedi.

    ‘AYRIŞMAYI DERİNLEŞTİRİR’

    Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 15. maddesi gereğince “Milli eğitim kurumlarında kız ve erkek öğrenciler karma eğitim görürler” ifadesine vurgu yapan Özbay, “Bu hükme karşın kız ortaokullarının açılması, kanuna ve laik Cumhuriyetin temel ilkelerine açık bir aykırılıktır. Bu adım, toplumu cinsiyet temelinde bölmeyi, kız çocuklarını daha küçük yaşlardan itibaren ayrıştırmayı ve eğitim hakkını sınırlamayı hedefleyen ideolojik bir müdahaledir. Eğitim sistemimiz, bilimin, eşitliğin ve çağdaşlığın temelleri yerine siyasi hesaplarla ve gerici anlayışlarla şekillendirilmektedir. Kadınları ve erkekleri ayrı okullarda büyütmek, onları birbirinden koparmak, sadece eğitimde değil toplumsal yaşamın her alanında ayrışmayı ve eşitsizliği derinleştirecektir. AKP iktidarı, Cumhuriyetimizin temelini oluşturan karma eğitim ilkesine kastetmektedir” diyerek tepki gösterdi.

    KIZ ÖĞRENCİLER İÇİN AÇILAN ORTAOKULLARIN LİSTESİ:

    Adana/Seyhan: Gülbahçesi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin 1. katında “Gülbahçesi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Ortaokulu.

    Ankara/Çankaya: Dikmen Nevzat Ayaz Kız Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin 1. katında Dikmen Nevzat Ayaz Kız Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Ortaokulu. l Gaziantep/Şehitkamil: GAİB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin 1. katında GAİB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Ortaokulu.

    Gaziantep/Şahinbey: Mavikent Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin 3. katında Mavikent Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Ortaokulu.

    Karaman/Merkez: Nefise Sultan Kız Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin 2. katında Nefise Sultan Kız Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Ortaokulu.

    Kastamonu/Taşköprü: Mustafa Sıtkı Erkek Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin zemin katında Mustafa Sıtkı Erkek Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Ortaokulu.

    Manisa/Gölmarmara: Şehit Emral Aral Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin zemin katında Şehit Emral Aral Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Ortaokulu.

    Şanlıurfa/Haliliye: Süleymaniye Kız Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin 1. katında Süleymaniye Kız Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Ortaokulu.

    Kaynak:Cumhuriyet.com.tr

  • Mustafa Bildircin: Eğitimde bilim değil protokol var…

    Mustafa Bildircin: Eğitimde bilim değil protokol var…

    Eğitimin üçüncü şahıslara devredilemeyeceği yönündeki Anayasal hükme karşın MEB binlerce vakıfla protokol imzaladı. İHH ve TÜGVA’nın da aralarında olduğu yürürlükteki protokol sayısının, 2 bin 471’e ulaştığı öğrenildi.

    AKP iktidarlarında eğitim sisteminde birbiri ardına yapılan değişiklikler nedeniyle öğrencilerin büyük bölümü başladığı sistemle okulunu bitiremedi.

    Yazboz tahtasına dönüştürülen eğitim sistemi, eğitimde nitelik tartışmalarını da beraberinde getirdi.

    Vakıf ve derneklerle imzalanan protokoller de eğitimdeki nitelik tartışmasını bir başka boyuta taşıdı. MEB, eğitim alanının üçüncü şahıslara devredilemeyeceği yönündeki Anayasal hükme karşın çok sayıda vakıf ve dernekle “Eğitimde işbirliği” protokolü imzaladı.

    BİNLERCESİ YÜRÜRLÜKTE

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in, CHP Milletvekili Gülcan Kış’ın soru önergesine verdiği yanıt da vakıf, dernek ve STK’lere eğitim alanında açılan alanın büyüklüğünü gözler önüne serdi.

    MEB’in merkez teşkilat birimlerince imzalanan 726, taşra teşkilat birimlerince imzalanan bin 745 olmak üzere yürürlükte toplam 2 bin 471 protokolü olduğu öğrenildi. Protokol imzalanan vakıf ve derneklerden bazıları, İHH, TÜGVA, Kızılay, TEMA ve TED olarak sıralandı. Yürürlükteki protokollerin sayısını açıklayan Bakan Tekin, CHP’li Kış’ın, TÜGVA’nın ilkokul öğrencilerini yaz etkinliklerine dahil etmeye çalıştığı yönündeki iddiasını ise görmezden geldi.

    Bakanlığın yanıtına yönelik, aralarında BirGün’ün de yer aldığı gazetecilerin sorularını yanıtlayan CHP Milletvekili Gülcan Kış, özetle şunları söyledi:

    “Çocuklarımız bilimle değil, protokolle büyüyor. Eğitimde kamusal sorumluluk yok sayılıyor. MEB’in, ‘TEMA, LÖSEV, Kızılay gibi STK’lerle de protokol yapıldığı’ yönündeki savunması da asıl meseleyi perdeliyor. Pedagojik yeterliliği olmayan ideolojik yapılar okullara sokuluyor. Bu, laik ve bilimsel eğitim sisteminin açıkça çökertilmesidir. MEB, kendini geri çekiyor, öğrencileri, velileri, öğretmenleri dışlayarak çocukların gelişimini belli ideolojik yapılara teslim ediyor. Bu kabul edilemez. Eğitim, kamunun işidir ve kamu eliyle bilimsel esaslara göre yürütülmelidir.

    Mustafa Bildircin

    Mustafa Bildircin

  • TÖB-SEN, Okullarda laikliğe aykırı uygulamalar raporlandı

    TÖB-SEN, Okullarda laikliğe aykırı uygulamalar raporlandı

    TÖB-SEN temsilcisinin ÇEDES ve tarikatlara yönelik yaptığı çalışma suç  sayıldı - Evrensel

    Tüm Öğretmenler Birliği Sendikası (TÖBSEN), Milli Eğitim Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında imzalanan “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) protokolü kapsamında yaşanan uygulamaları belgeledi. Sendika, 2023- 2025 eğitim öğretim yılı içinde kamusal okullarda hayata geçirilen laikliğe aykırı 50’ye yakın uygulamayı rapor haline getirerek kamuoyuyla paylaştı.

    Raporda okul içinde vaizlerin çocuklarla etkinlik düzenlemesi, il müftülüklerinin doğrudan ders içeriklerine müdahale etmesi, çocuklara dini içerikli yarışmalar dayatılması, imamların rehberlik öğretmeni gibi konumlandırılması gibi dikkat çeken örnekler yer aldı. ÇEDES kapsamında bazı okullarda “sabır köşesi”, “şükür panosu” gibi dini temalı uygulamalar yapılırken bazı yerlerde mezarlık temizliği, cami ziyareti ve imamla sabah namazı organizasyonlarının zorunlu hale getirildiği görüldü.

    ‘BUZDAĞININ GÖRÜNEN KISMI’

    TÖB-SEN Genel Başkanı Deniz Ezer, Cumhuriyet’e yaptığı açıklamada, raporda yer alanların yalnızca basına yansıyan uygulamalar olduğunu belirtti. “Kapalı kapılar ardında neler yaşandığını bilmiyoruz. Basına düşmeyen çok daha fazla uygulamanın olduğunu tahmin ediyoruz” diyen Ezer, pedagojik yeterliliği olmayan kişilerin çocuklara eğitim vermesinin doğrudan bu uygulamaların sonucu olduğunu söyledi. Ezer, rehberlik hizmetlerinin din görevlilerine bırakılmasına tepki göstererek “Psikolojik danışmanlık ve rehberlik mezunu gençler atama beklerken, vaizler ve Diyanet personeli okullara alınarak bu alan gasp edildi” dedi.

    ÇEDES’e yönelik tepkilerin “din düşmanlığı” söylemiyle bastırılmak istendiğini kaydeden Ezer, “Birileri din düşmanı arıyorsa camide ÇEDES yıl sonu etkinliği adı altında palyaço gezdirip bowling oynatanlara baksın. Bu ülkede sadece Sünni Müslümanlar yaşamıyor. Ortodokslar, Katolikler, Aleviler de var. Herkesin kendi inancı çerçevesinde özgürce yaşaması anayasal haktır. Kamusal eğitimde bu hakkı tek tipleştirmek laikliğe de demokrasiye de aykırıdır.”

    Ezer, ÇEDES protokolünün okulları dini propaganda alanına dönüştürdüğünü de vurguladı.

    Tüm Öğretmenler Birliği Sendikası (TÖB-SEN): 2023-2025 ÇEDES Raporu -  MEKTEPLİ GAZETE

    VELİLERE SESLENDİ

    Açıklamasının sonunda öğrenci velilerine seslenen Ezer, “Çocuklarımıza ve okullarımıza sahip çıkalım. Yasalara ve bilime aykırı projelere karşı okul yönetimlerini denetleyelim. Gerektiğinde dilekçeler verelim, suç duyurusunda bulunalım. Önce çocuklarımızın geleceğine, sonra da ülkemize, laikliğe ve Cumhuriyetimize sahip çıkalım” dedi.

    SINIFA KÂBE BİLE KOYDULAR

    İSTANBUL Başakşehir’de TOKİ Kayaşehir Mevlana İlköğretim Okulu’nda yapılan skandal ÇEDES etkinliği ortaya çıktı. Çocuklar için “adap” dersleri ve kursları veren, Babam Abdülhamit Han kitabının yazarı İkbal Betül Armağan’a okulda imza günü yaptırıldı.

    Armağan’ın “Kilomla dalga geçen kaynıma nasıl cevap vermeli”, “Sandalyede nasıl oturulur” “Çorba nasıl içilir” gibi çocuklara yönelik “adap eğitimleri” adını verdiği çalışmaları bulunuyor. Bitlis’in Hizan ilçesine Nurs Ortaokulu’nda 7. sınıf öğrencilerine “hac ibadetini öğretmek” amacıyla sınıfa Kâbe’yi temsilen bir maket kondu. Bu maket etrafında tavaf eden öğrenciler daha sonra sınıfta şeytan taşlama provası da yaptı. Öğrenciler ellerindeki taşları sınıflarının duvarlarına fırlattı

    Kaynak:Cumhuriyet.com.tr

  • Hava koşulları nedeniyle birçok ilde eğitime kar engeli

    Hava koşulları nedeniyle birçok ilde eğitime kar engeli

    Kastamonu, Muş, Karabük ve Bartın’da olumsuz hava koşulları nedeniyle eğitime yarın ara verildi.

    Yurdun bazı bölgelerinde etkili kar yağışı devam ediyor. Bu kapsamda KastamonuMuş, Karabük ve Bartın’da eğitime yarın ara verildi. Eğitime ara verilen illerin resmi kurumlarından şu açıklamalar yapıldı:

    KASTAMONU

    Kaymakamlıkların sosyal medya hesaplarından yapılan açıklamada, bölgede kar yağışı ve buzlanmanın etkili olduğu belirtildi.

    Olumsuz hava şartları nedeniyle Şenpazar ve Devrekani ilçelerinde taşımalı eğitime, Pınarbaşı ilçesinde ise tüm eğitim kurumlarında eğitime yarın ara verildi.

    MUŞ

    Muş Valiliği’nden yapılan açıklamada, son meteorolojik değerlendirmeye göre kentte kar yağışının etkisini sürdüreceği belirtildi.

    Kar ve buzlanma nedeniyle il genelinde üniversiteler hariç, resmi ve özel tüm eğitim kurumlarında eğitim öğretime 14 Nisan Pazartesi günü ara verildiği bildirilen açıklamada, kamu kurumlarında çalışan hamile, engelli ve ağır kronik hastalığı olanlar ile anaokulu ve kreşe giden çocuğu bulunan kadın personelin idari izinli sayılacağı kaydedildi.

    KARABÜK

    Karabük Valiliğinden yapılan açıklamada, ilçede devam eden kar yağışı, buzlanma ve olumsuz hava şartları nedeniyle, yarın eğitim ve öğretime ara verildiği duyuruldu.

    BARTIN

    Bartın’ın Ulus ilçesinde ise taşımalı eğitim kapsamındaki öğrenciler, yarın okullara gitmeyecek.

    Ulus Kaymakamlığından yapılan açıklamada, ilçede beklenen yoğun kar yağışı ve buzlanmanın ulaşımda aksamalara neden olabileceği belirtildi.

    Açıklamada, “Taşımalı eğitim kapsamında bulunan öğrencilerimiz için Ulus ilçemiz genelindeki Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ve özel örgün ve yaygın eğitim kurumlarının tüm kademelerinde, özel öğretim kurslarında ve özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde 14 Nisan Pazartesi, ilçe Hıfzıssıhha Kurulunun aldığı karar doğrultusunda taşımalı eğitim yoluyla okullarına erişim sağlayan öğrencilerimiz için eğitim ve öğretime 1 gün süreyle ara verilmiştir” ifadeleri kullanıldı.

     

  • Eğitim-İş’in ‘Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü

    Eğitim-İş’in ‘Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü

    Laiklik vurgusu yapan Eğitim-İş Başkanı Özbay, “Tarikatın sözlük anlamı yol ise o yol Tanrı’ya gider, şirketlere, Cumhuriyetin kurumlarına gitmez” dedi.

    Eğitim-İş 1 Şubat’ta Birinci Meclis önünden başlattığı “Cumhuriyet ve Emek Yürüyüşü”nün sonunda dün Ankara Anadolu Meydanı’nda “Cumhuriyet ve Emek Mitingi”ni düzenledi. Mitinge CHP Milli Eğitim Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Suat Özcağdaş, CHP’li milletvekilleri Uğur Bayraktutan ve Hasan Öztürkmen, Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu ve ona bağlı sendikalar, siyasi partiler, demokratik kitle örgütleri ile yurttaşlar da katıldı. Öğretmenler, “Silahımız kalemimiz, karanlığı yeneceğiz” sloganı atarak yine kalemlerini kaldırdı.

    Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay mitingde yaptığı konuşmaya yürüyüş boyunca gittikleri illeri ve orada verilen mesajları anlatarak başladı. Laikliğin herkesin birlikte yaşamasının güvencesi olduğunu söyleyen Özbay, “Bugün ramazanın ilk günü. Oruç tutan, tutmayan arkadaşımız bugün bu meydanda yan yana, kol kola. İnanç özgürlüğüne sahip çıkarız. Kimsenin bu ülkede ruhban, papa olmasına izin vermeyiz” dedi.

    Türkiye Cumhuriyeti’nin ekonomik hacmi açısından dünyadaki ilk 20 ülkeye girdiğini belirten Özbay, “Almanya bizi kıskanıyor diyorlar. Almanya’daki öğretmen fıstığı, fındığı bizden daha uyguna 4 kat daha fazla alıyor. Bir ülkede zenginlik halkla eşit paylaşılmıyorsa orada bir haydutluk vardır. Halkı fakirleştiren politikalara karşı susmayacağız. Artık eğitim görmenin makbul sayılmadığı, gelir sağlamaya yetmediği, Cumhuriyeti kullanmadıkları Türkiye Yüzyılı, sefalet yüzyılı oldu. Biz oraya Cumhuriyeti ekleyeceğiz” diye konuştu.

    ‘TARİKATLARI DEVLETE ORTAK YAPTINIZ’

    Eğitimdeki tarikatların varlığına da dikkat çeken Özbay, “Tarikat dernek de şirket de kursa tarikattır. Cumhuriyet kurumlarında işi yoktur. Tarikatın sözlük anlamı yol ise o yol Tanrı’ya gider, şirketlere, Cumhuriyetin kurumlarına gitmez. Bunları devlete ortak yaptığınızı biliyoruz. Bugün Türkiye’nin birçok kurumunu tarikat-cemaat koalisyonuna çevirdiniz” ifadelerini kullandı.

    Özbay, “Okullarda öğrenci ve öğretmenler vardır. Öğrencilerin karşısına ÇEDES projeleriyle öğretmenler dışında kimse çıkarılamaz. Yüzde doksan okullaşma oranı diye övünüyorlar. 612 bin 814 çocuğumuz okulda değil. 500 bin çocuğumuz MESEM’le sermaye kucağına itilmiş. Ankara’nın Çankaya ilçesinde özel okul sayısı devlet okulundan fazla. Okullarda çocukların bir öğün yemek ve temiz su hakkı yok. Bakan, Cumhuriyetin ilk yıllarında camiler ahıra çevrildi demişti. Yüz yıl sonra temizlemediğin okullar adeta ahıra çevrildi. Utanın” değerlendirmesinde bulundu.

    ‘CUMHURİYETİN SAHİBİ HALKTIR’

    Özbay son olarak şunları söyledi: “Bu insan haklarından, eğitim hakkından yana olmakla ayrıcalıklar peşinde koşanlar arasındaki kavgadır. Biz insan haklarından eğitim hakkından yanayız. Biz kadın haklarından yanayız onlar fıtrat farklı diyerek kadını ikinci sınıf görenlerdir. Biz ülkede birlik, yurttaşlık, eşitlik, özgürlük, kardeşlik diyoruz, hukukun üstünlüğü diyoruz. Onlar bizim taraftarlarımız, bizim hukukumuz diyor. Devletin sahibiyiz diyor. Değilsiniz. Olamayacaksınız. Cumhuriyet halk demektir, Cumhuriyetin sahibi de halktır. Biz kurduk biz yaşatacağız. Burada bulunuşumuz, Türkiye için, gelecek için Cumhuriyetten ve emekten yana hem bir direniş, hem çağrıdır.”

    ANITKABİR’E ZİYARET

    Özbay’ın konuşmasının sonrasında Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’na bağlı sendikaların genel başkanları sahneye çıktı.

    Sonrasında konfederasyon genel başkanı Orhan Yıldırım ve CHP’li Özcağdaş miting alanındaki emekçileri selamladı. Miting sanatçı Mustafa Özarslan’ın konseri ile sürdü. Konser sonrasında emekçiler Atatürk’ün manevi huzuruna çıkarak Anıtkabir’i ziyaret etti.

  • Okullara ‘ramazan etkinlikleri’ yapılması için yazı gönderilmesine eğitimcilerden tepki!

    İstanbul’daki bazı ilçe milli eğitim müdürlükleri okul müdürlerine “Ramazan Ayında okulda yapılabilecek etkinlikler” konulu yazılar gönderdi.

    MEB eğitimi dinselleştirme politikalarında yeni bir adım daha attı. İstanbul’da bulunan bazı ilçe milli eğitim müdürlükleri, okul müdürlerine okulda Ramazan ayında yapılacak etkinliklerle ilgili yazı gönderdi. Kadıköy İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından okul müdürlerine gönderilen mesajda, “Kıymetli müdürlerimiz, Ramazan ayının manevi iklimini okullarımızda yaşatma adına yapılabilecek etkinlikler paylaşılmıştır. Yapılan veya yapılacak olan etkinlikleri özelden paylaşılmasını rica ederim” ifadeleri kullanıldı. Yapılabilecekler ise şöyle listelendi: “Okul girişinin ve koridorların yıldız ve hilallerle süslenip süslenmesi Ramazan sokağı köşesi oluşturulması, manilerle davul çalınması koridor ve sınıflarda dolaşılması, okul adına İmsakiye bastırılması, sadaka vermeye teşvik, okul giriş televizyon ve ekranlarına ramazanla ilgili video veya müzik yansıtılması, her güne bir ayet, bir hadis bir sahabi tanıtılması, Ramazan risalesi; şiir kompozisyon veya resim yarışmaları yapılması, Ramazanla ilgili sohbet, seminer, iftara davet etmek iftara katılmak, öğrenci ve velilerle hatim okunması, Kuranı kerim okunması, sınıf ve veli iftarları düzenlenmesi, Teravih için camilere yönlendirme ve cami ziyaretleri, kutsal emanetlerin gezilmesi, zorlanmadan oruç tavsiye edilmesi, çizelge tutulması sonunda da başarı belgesi verilmesi, ilkokullarda ortaokullarda tekne orucu uygulaması yapılması, Ramazan günlüğü tutulması, Filistin Gazze ve ülkemizdeki fakir ve yetimler için ramazan kumanyası.”

    ‘MANEVİ ATMOSFERİ HİSSETTİRMEK ‘

    Beykoz İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün de Ramazan ayı konulu bir mesajı okul müdürleri ile paylaştığı öğrenildi. Mesajda “Ramazan’ın manevi atmosferini okullarımızın koridorlarında, sınıflarında etkinlik ve organizasyonlarla hissettirmek, öğrencilerimize bu mübarek zamanın ruhunu aktarmak adına özel çalışmalar yapmanızı, yaygınlaştırılmasını ve ay boyunca sürekliliği noktasında hassasiyet göstermenizi önemle rica ediyorum” ifadeleri yer aldı.

    ‘ORUÇ TUTMA BASKISI YAPILIYOR’

    Eğitim-İş İstanbul 2 Nolu Şube Başkanı Kadir Toruş konuya ilişkin Cumhuriyet’e değerlendirmelerde bulundu. AKP’nin Ramazan ayındaki etkinlikleri ‘siyasi şova’ dönüştürmek istediğini ifade eden Toruş, “Devlet okullarını, Ramazan ayını ve insanların inançlarını siyasete alet etmek için kullanmak istediklerini görmekteyiz. Kadıköy İlçe Milli Eğitim Müdürü okul müdürlerine WhatsApp üzerinden Ramazan ayı boyunca yapılacaklar listesi gönderdi. Okul müdürleri de okul resmi WhatsApp grupları üzerinden öğretmenlere tebliğ etti. Peki Bu listede neler var? Bu listede öğrencilere tekne orucu tutturulması gerektiği söyleniyor. Çocuklarımızın çoğu zaten okullara aç gidiyor. Biz ısrarla devletin okullarda çocuklarımıza en azından bir öğün sağlıklı yemeği ulaştırması gerektiğini savunurken, çocuklarımızın ekonomik koşulların kötülüğünden dolayı okullarımıza aç geldiğini tespit edip, bunu eleştirirken. Ne yazık ki çocuklarımızı okulda yemek yememeleri, oruç tutmaları gerektiği yönünde baskı yapılıyor. Oruç tutmayan öğrencileri de fişlemek amacıyla oruç çizelgesi oluşturmaları gerektiği söyleniyor” dedi.

    ‘HANGİ İMKANLA YAPILACAĞINI SORMUYORLAR’

    Çocuklara bilim insanlarını, şairleri, sanatçıları öğretmek yerine sahabeleri öğretme talimatının öğretmenlere verildiğine dikkat çeken Toruş, “Milli Eğitim Bakanlığı Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi adı altında bu bilgileri zaten öğrencilerimize aktarıyor. Yine okullarımıza masraf çıkaracak şekilde okulların imsakiye bastırması talimatını veriyorlar, çocuklarımızı abur-cubur ve zararlı yiyeceklerden uzak tutmamız gerekirken Osmanlı macunu, pamuk şeker gibi yiyeceklerin okullarda dağıtılmasını tavsiye ediyorlar. Okullara bunları hangi imkanlarla ve nasıl yapacağını da sormuyorlar” diye konuştu.

    ‘AKP BÜROKRASİSİ YANDAŞLIĞINI GÖSTERİYOR’

    Toruş son olarak şunları söyledi: “AKP iktidarına yaranmak için ne yazık ki AKP bürokrasisi her türlü yandaşlığı ve samimiyetsizliği göstermeye devam ediyor. Halkın çocuklarını düşünmesi gereken Türk Milli Eğitim Sistemi ne yazık ki AKP ideolojisine düşünme gafletinden kopamıyor. Acil bir şekilde Kadıköy İlçe Milli Eğitim Müdürü’nün görevden alınmasını talep ediyoruz. Eğer Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin bu talebimizi yerine getirmiyorsa kendisine acilen istifaya davet ediyoruz. Çünkü çağdaş, bilimsel, kamusal, nitelikli ve parasız eğitimi sağlayabilecek vizyona ve niyete sahip değil.”

    Kaynak:Cumhuriyet.com.tr

  • Ekrem İmamoğlu, “BUNLAR KARARNAME ÇOCUKLARI”

    Ekrem İmamoğlu, “BUNLAR KARARNAME ÇOCUKLARI”

    Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, bugün Eyüpsultan’da İBB’nin yuvasında açıklamalarda bulundu. Kreşlerin kapatılması yönündeki tartışmalarda Bakan Tekin’e tepki gösteren İmamoğlu, “Bir Milli Eğitim Bakanı böyle konuşur mu? İmamoğlu’na laf yetiştiriyorlar” ifadelerini kullandı.

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından valiliklere gönderilen yazıda, belediyelerin açtığı kreşlerin kapatılmasına yönelik ifadeler nedeniyle başlayan tartışmalar devam ediyor.

    Söz konusu yazıya tepki gösteren İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, bugün İBB’nin Eyüpsultan’daki bir yuvasında velilerle buluştu. “Biz öyle bir şey demedik diyorlar öyle kabul edelim ama biz yine işimize devam ediyoruz” diyen İmamoğlu, şimdiye kadar 105 tane kreş açtıklarını, 33 kreşin daha yapımının devam ettiğini, hedefinin 200 olduğunu söyledi.

    “ÖYLE BİR ŞEY DEMEDİK DİYORLAR”

    İmamoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

    “Öyle bir feveran koptu sonra geri adım atıldı. Öyle bir şey demedik diyorlar. Biz işimize devam ediyoruz. Bu devletin bakanlığı ya da kreşi olabilir mi? Ya da belediyesi… Belediye de milletin bakanlık da milletin. 300’ün üzerinde kreşimiz var. Ülkemizin her yerinde yapalım.

    Gelip baksınlar, ne yapıyoruz? Çocuklara bu yaşta ne öğretilmesi gerekiyorsa, o öğretiliyor. Eğitim varsa gelecek var. Kamu kurumları birbirini kıskanmaz, yardımcı olur.

    “BAKAN, İMAMOĞLU’NA LAF YETİŞTİRİYOR”

    Milli Eğitim Bakanı oradan laf yetiştirsin İmamoğlu’na. Ondan sonra yok o, düzelmez kardeşim. İmamoğlu’na laf yetiştir. İmamoğlu’na, efendime söyleyeyim, adam gibi okul. Bir Milli Eğitim Bakanı adam gibi okul der mi ya? Ülkede hangi okullar adam gibi ya da adam gibi değil? Bir Milli Eğitim Bakanı böyle konuşur mu? Benim İstanbul Üniversitesi orada işte. 500 küsur yıllık okul. Mezunlarına buradan selam yolluyorum.

    “YUSUF BEY NASIL PROFESÖR OLDU?”

    Yani mezuniyetime katakulli diyor. Biz katakulliyi kime kullandıklarını biliyoruz. 10 yıl kadar önce, 12-13 yıl kadar önce, 14 yıl kadar önce, 15 yıl kadar bu memleketin onurlu subaylarına katakulliyi kim söylüyordu biliyoruz. Abilerinden bunları öğrenmiş Sayın Bakan. Ama ben bir şey daha anlatayım. Kuralsızlık adına Maliye Bakanına da bu gönderme olsun. Bir çevrenize bir bakın. Özel konulara girmek istemem ama hani benim damarıma fazla dokunuyorlar. Seni oraya atayanın diplomasına bak önce derim ama o işe girmem.

    “BUNLAR KARARNAME ÇOCUKLARI”

    Ama şuna girerim mesela. Bir, Yusuf Bey, bakan değil mi? Nasıl Yusuf Bey profesör oldu? Bu ülkede profesör nasıl olunur? Vatandaşlarımız biliyor mu? 5 yıl doçentlik kadrosunda kalmanız gerekir. Peki Yusuf Bey 5 yıl kaldı mı doçentlik kadrosunda? Kalmadı. Peki 5 yıl kalmayan Yusuf Bey sonra profesör oldu, ardından rektör oldu. Nasıl? Rektör nasıl olunur? 3 yıl profesör kalmanız lazım. Pat diye profesör, pat diye rektör oldu. Nasıl oldu biliyor musunuz? Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle. Kararnameyle 48 günlük profesör rektör olarak atandı. O atandıktan sonra o kararname tekrar iptal edildi. Bunlar kararname çocukları. Bize, bize hak hukuk hatırlatıyorlar.  Utanın ya! Yani bari konuşurken utanın. Bir aynaya bakın, utanın. Utanma yok ki sizde. Çünkü her şeyi kolay elde etmişsiniz. Biz tırnaklarımızla elde ettik.”

    NE OLMUŞTU?

    Milli Eğitim Bakanlığı, belediyelere ait “kreş adı altında” açılan kurumların “anaokulu veya anasınıfı gibi faaliyet gösteremeyeceğini” belirterek kapatılmaları ve yenilerinin açılmasına izin verilmemesi doğrultusunda valiliklere bir yazı göndermişti.

     

  • Türkiye’de 855 bin 174 öğrenci örgün eğitim dışında…

    Türkiye’de 855 bin 174 öğrenci örgün eğitim dışında…

    Eğitim Reformu Girişimi’nin raporuna göre, Türkiye’de 855 bin 174 öğrenci örgün eğitim dışında kaldı. Rapora göre, 15-17 yaş grubunda eğitim dışındaki çocuk oranının en yüksek olduğu iller yüzde 35,6’yla Muş, yüzde 32,4’le Ağrı ve yüzde 28,7’le Gümüşhane oldu. Raporda ayrıca Siirt, Bitlis ve Ağrı’da 17 yaşındaki her üç kız çocuğundan birinin eğitim dışında olduğu vurgulandı.

    Eğitim Reformu Girişimi (ERG), Eğitim Gözleme Raporu 2024’ü (EİR) İstanbul Karaköy’de bulunan Minerva Han’da düzenlenen etkinlikle açıkladı.

    Politika Analistleri Kayıhan Kesbiç ile Özgenur Korlu, Kıdemli Politika Analisti Ekin Gamze Gencer ve Araştırmacı Gülen Naz Terzi’nin hazırladığı raporda, eğitim politikaları “nitelikli eğitimi izlemek için temel göstergeler”, “eğitimde yönetişim”, “öğretmenler” ve “ekonomik kriz ve eğitim” olmak üzere dört ana başlıkta incelendi.

    2023-2024 eğitim öğretim yılı içerisinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan 612 bin 814 çocuğun eğitimin dışında kaldığına dikkat çekilen raporda bu sayının bir önceki yıla kıyasla yüzde 38,4 oranında arttığı ifade edildi.

    Geçici koruma altındaki Suriyeli göçmen çocukların 199 bin 87’sinin yabancı uyruklu çocukların 43 bin 273’ünün örgün eğitim dışında kaldığı belirtilen raporda ülke geneli ise bu sayının 855 bin 174’e ulaştığı ifade edildi.

    EĞİTİMDEN KOPUŞTA MUŞ İLK SIRADA

    Rapora göre, 15-17 yaş grubunda eğitim dışındaki çocuk oranının en yüksek olduğu iller yüzde 35,6’yla Muş, yüzde 32,4’le Ağrı ve yüzde 28,7’le Gümüşhane.

    15-17 yaş grubunda eğitim dışındaki öğrencilerin ise Orta Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da yoğunlaştığı belirtilen raporda Siirt, Bitlis ve Ağrı’da 17 yaşındaki her üç kız çocuğundan birinin eğitim dışında olduğu vurgulandı.

    17-20 yaş grubunda zorunlu eğitim çağındaki her 20 çocuktan birinin eğitim dışında olduğuna dikkat çekilen bu sayının 612 bin 814 olduğu ifade edildi.

    Eğitim dışındaki çocuk oranın en düşük yüzde 0,5 ile Rize’de iken en yüksek yüzde 35,6 ile Muş olurken 15-17 yaş grubundaki yaklaşık 8 çocuktan birinin eğitim dışında kaldığı belirtildi.