Etiket: ÇED raporu

  • “Su kaynaklarımızın dibinde maden istemiyoruz

    “Su kaynaklarımızın dibinde maden istemiyoruz

    Tokat Yeşilyurt’ta tarihi ve doğal sit alanının hemen yanı başında planlanan mermer ocağı için ÇED süreci başlatıldı. Köylüler tepkili: “Su kaynaklarımızın dibinde maden istemiyoruz. Bu bir katliam projesi.”

    Tokat’ın Yeşilyurt ilçesine bağlı Karagöz ve Göllüalan köyleri çevresinde planlanan mermer ocağı projesi, bölge halkını ayağa kaldırdı. Zile Madencilik İnşaat Nakliye Enerji Sanayi Limited Şirketi tarafından Karadere mevkiinde hayata geçirilmek istenen proje için ÇED süreci başlatıldı. Proje dosyasına göre 24,85 hektarlık alan açık ocak sahasına dönüştürülecek; 1 milyon 250 bin ton kazı yapılacak, 375 bin ton pasa sahada depolanacak, 18 bin 500 metreküp verimli üst toprak sıyrılacak.

    Proje sahasının hemen sınırında birinci derece arkeolojik sit alanı bulunduğunu belirten yurttaşlar, bölgede Romalılardan kaldığı düşünülen kale kalıntıları, mağaralar ve eski yerleşim izlerinin bulunduğunu aktardı. Tarihi yapı ve çevresindeki arkeolojik buluntuların ağır sanayi faaliyetiyle risk altına gireceği de kaydedildi. Bölgeden geçen Karadere’nin Yeşilırmak Havzası’na bağlandığını belirten köylüler, mermer ocağının hem yüzey sularını hem de yeraltı su kaynaklarını kirleteceğini anlattı. Tarımda kullanılan sulama suyunun proje sahasının hemen dibinden aktığını söyleyen yurttaşlar, toz, patlatma ve hafriyat faaliyetlerinin hem üretimi hem de insan sağlığını etkileyeceğini söyledi.

    2 KÖYÜN MESELESİ DEĞİL

    Yeşilyurt Karagöz-Göllüalan Çevre Komisyonu üyesi Bahadır Sarıyaprak, projeye tepki göstererek “Proje tanıtım dosyasına göre 24,85 hektarlık alan açık ocak sahasına dönüştürülecek. 1 milyon 250 bin ton kazı yapılacak. 375 bin ton pasa sahada depolanacak. 18 bin 500 metreküp verimli üst toprak sıyrılacak. Bu rakamlar açıkça göstermektedir ki söz konusu proje sınırlı bir faaliyet değil bölgenin topoğrafyasını, su dengesini, tarımsal üretim kapasitesini ve ekolojik bütünlüğünü kalıcı biçimde değiştirecek ölçektedir” dedi. Tarımın ciddi anlamda zarar göreceğini söyleyen Sarıyaprak, pasa yığınlarının erozyon ve su kirliliği riskini artırdığı, yeraltı su rejiminde oluşabilecek değişimlerin de içme ve sulama kaynaklarını tehdit ettiğini anlattı. Sarıyaprak, şöyle devam etti:

    “Proje alanı Türkiye genelinde tescilli 141 ovadan biri olan Yeşilyurt Artova Ovası ile doğrudan ilişkilidir. Bu ova ulusal ölçekte korunması gereken tarımsal üretim alanıdır. Kültürel mirasın hemen yanı başında ağır sanayi faaliyeti planlanması kamu yararı ve koruma ilkeleri ile bağdaşmamaktadır. ÇED süreci devam ederken yetkili kurum ve mercilerin bu teknik verileri arkeolojik sit statüsünü tarımsal üretim değerini ve su kaynakları üzerindeki olası telafisi güç zararları dikkate alarak projeye onay vermemesi gerekmektedir. İşletme aşamasına geçildikten sonra oluşacak zararların geri dönüşü çoğu durumda mümkün değildir. Bu mesele yalnızca iki köyün meselesi değildir. Bu mesele Yeşilyurt’un, Tokatın tarımının, suyunun ve kültürel mirasının meselesidir. Toprak kaybedilmeden, su kirlenmeden, tarih yok edilmeden bu projeye geç kalmadan dur denilmelidir.”

    BÜTÜN HAVZA ETKİLENECEK

    Tokat Yeşilyurt, Artova, Zile İlçeleri Dernekler ederasyon Başkanı Rıza Doğan ise “Projenin hemen dibinde sit alanı var. Bölgenin dibinde şelale, akan ırmak var. Yeşilırmak havzasını suya boğan yer burası. Proje yalnızca iki köyü değil, çevredeki Sivas sınır köylerini ve Yeşilyurt’taki diğer yerleşimleri de etkileyecek. Toz, çamur ve atık bütün havzaya yayılacak. Tam bir katliam projesiyle karşı karşıyayız” dedi. Doğan, hukuki süreci başlattıklarını, valilik ve ilgili kurumlara itiraz dilekçelerini sunduklarını ve konunun takipçisi olacaklarını belirterek, “Önümüzdeki hafta köylerde bilgilendirme toplantıları yapacağız” ifadelerini kullandı. Karagözgöllüalan Köyü Derneği Başkanı Duran Dikkaya da proje alanının köy yerleşimlerine, mezarlık ve ibadethanelere çok yakın olduğuna işaret ederek şunları söyledi: “Kayalık bir alan düşünün; tam dibinden kaynak suyu akıyor. Biz o suyla tarım yapıyoruz. Patlatmalar, toz ve hafriyat bu suyu kirletmeden nasıl olacak? Ekosistem bozulacak, yabani hayvanlar zarar görecek. Mezarlıklarımız, manevi değerlerimiz risk altında.”

    Kaynak:Birgun.net

  • Balıkesir’deki siyanürlü altın madeni işletmesine çed onayı verildi!

    Balıkesir’deki siyanürlü altın madeni işletmesine çed onayı verildi!

    Limak Holding’e bağlı şirket, Balıkesir’de 20 bin ağacı keseceği, başta siyanür olmak üzere yılda 2 bin ton zararlı kimyasal kullanacağı maden projesine onay aldı.

    Limak Holding’e bağlı Altınordu Madencilik’in Balıkesir’deki siyanürlü altın madeni işletmesine çevresel etki değerlendirme (ÇED) onayı verildi. Şirket böylece Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan aldığı olurla, 20 bin ağaç kesecek, yılda 370 bin ton siyanür kullanılacak.

    Ülkenin oksjen deposu Kazdağları’nın önemli bir kısmını da sınırları içerisinde yer alan Balıkesir, maden şirketlerinin kuşatması altında. Son 10 yılda Balıkesir ili sınırları içerisinde 429 maden projesine ÇED onayı verildi.

    Koza Altın, ESAN Eczacıbaşı, Zenit ve CVK gibi maden tekelleri bölgeyi bitirmekte kararlı. Balıkesir’in Balya ilçesi, Karlık ve Söbücealan mahallerinde yapılmak istenen, yönetiminide Nihat Özdemir’in oğlu Batuhan Özdemir’in bulunduğu Altınordu Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin açmak istediği maden tesisi için ÇED onayı verildi. Siyanür kullanılacak maden tesisinde; açık ve yeraltı ocakları, cevher zenginleştirme, kırma eleme, atık depolama, mobil kırıcı tesisleri ile beton santralları kurulacak. Şirket, devasa tesis için 3 milyar 865 milyon TL harcayacak.

    1439,57 hektar büyüklüğündeki ruhsata sahip şirket, kuru tarım, mera, orman ve fundalık alanlardan oluşan toplam 276,93 hektarlık alanda faaliyet yürütecek. Cevher arama için 500 sondaj kuyusu açarak bölgeyi deşik deşen eden şirket şimdi de 20 bine yakın ağaç kesecek.

    Proje kapsamında insan ve çevre sağlığına zararlı birçok kimyasal kullanılacak.

    Bir yılda toplam kullanılacak zararlı kimyasallardan bazıları şu şekilde.

    • 370 bin ton siyanür

    • 510 bin ton sodyum hidroksit (kostik)

    • 460 bin ton hidroklorik asit (tuz ruhu)

    CVK’NİN ISRARI!

    İvrindi ve Altıeylül ilçelerinde 16 köyü etkileyecek CVK Madencilik A.Ş.’ye ait altın-bakır ocağı projesi, yargı kararıyla iki kez iptal edilmesine rağmen revize ÇED raporuyla yeniden gündeme geldi. Geçen hafta İnceleme Değerlendirme Komisyonu toplantısı yapıldı.

    17 PROJEYE ONAY!

    2015’ten bu yana Balıkesir Balya’da faaliyet yürüten Esan Eczacıbaşı, faaliyette olan kalker ocağında defalarca kapasite artırımına gitti. Her başvurusu onaylanan şirket, son olarak geçen yıl ÇED onayı aldı. Kapasitesini iki kat artıran şirket, bölgedeki orman ve sulak alanları tehdit ediyor. ÇED sisteminde son 10 yılda 17 projesine onay verilen şirket, sık sık işçileri işten atmakla da gündeme geldi.

    KOZA’YA ‘DUR’ DENDİ

    Karesi ilçesi Turplu Mahallesi yakınlarında Koza Altın A.Ş. tarafından planlanan altın madeni projesine yargıdan fren geldi. Balıkesir 2. İdare Mahkemesi, “ÇED gerekli değildir” kararının yürütmesini durdurdu. Mahkeme, 28 Ağustos 2025’te verdiği kararında, telafisi güç zararlar doğabileceği gerekçesiyle yürütmeyi durdurdu.

    PROJE BUGÜN PROTESTO EDİLECEK

    Balıkesir’in Bigadiç ilçesinde Zenit Madencilik, altın ve gümüş üretimini 83 kat artırmak için yeni bir ÇED süreci başlattı. Proje, çoğunluğu orman olan 94 hektarlık alanda yılda 2 milyon 500 bin ton kapasiteyle yürütülecek. ÇED süreci kapsamında bugün halkın katılımı toplantısı yapılacak. Bölge halkının projeye itiraz edeceği toplantıya Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği çağrı yaptı.

    Kaynak:Birgun.net

  • Niksarlılar dan maden projesine tepki!

    Niksarlılar dan maden projesine tepki!

    Tokat’ın Niksar ilçesine bağlı Yazıcık Kasabası’nda kurulmak istenen bentonit maden projesine karşı halkın tepkisi devam ediyor. Yapılan açıklamada, “madenin yaratacağı toz, gürültü ve ağır tonajlı taşıma trafiğinin yaşam kalitesini düşüreceği” vurgulandı.

    Maden projesine tepki: Başka Yazıcık yok

    Tokat’ın Niksar ilçesine bağlı Yazıcık Kasabası’nda kurulmak istenen halk arasında ‘kil’ olarak bilinen bentonit maden projesine karşı mücadele sürüyor. Basın açıklaması ve eylemlerle tepkilerini dile getiren Niksar halkı bir araya gelerek geniş katılım halk toplantısı düzenledi.

    Yapılan toplantıya sadece bölge halkı değil, alanında uzman akademisyenleri, yaşam savunucuları ve siyasi temsilciler de destek verdi.

    Merkez Cemevi salonunda düzenlenen toplantıda söz alan konuşmacılar, maden faaliyetinin su kaynaklarına, tarım arazilerine, ormanlara, hayvancılığa ve insan sağlığına etkilerini bilimsel verilerle ortaya koydu. Madenin yaratacağı toz, gürültü ve ağır tonajlı taşıma trafiğinin yaşam kalitesini düşüreceği vurgulandı.

    Yazıcık Doğa ve Çevre Koruma Kurulu öncülüğünde örgütlenen bu dayanışma toplantısında, halkın kararlılığı damga vurdu. Katılımcılar, bu sürecin sadece bir başlangıç olduğunu belirterek, hukuki, bilimsel ve toplumsal tüm alanlarda mücadeleye devam edeceklerini belirtti.

    Toplantı sonunda, dernekleşme sürecinin başlatılacağı ve maden projesine karşı birlikte, örgütlü bir şekilde hareket edileceği duyuruldu.

    Yazıcık halkı, “Toprağımıza, suyumuza, geleceğimize sahip çıkıyoruz” sloganları attı.

    Bölge halkı, proje sahibinin başlattığı ÇED süreci kapsamında geçen hafta yapılmak istenen halkın katılımı toplantısına katılmayarak tepki göstermişti.Yurttaşlar, toplu olarak madene karşı olduklarını imzalı dilekçelerle komisyona bildirmiş ve projeyi protesto etmişti.

  • CHP’li Yavuzyılmaz: Üç Bakanlık da ‘ben görmedim, duymadım, bilmiyorum’ oynuyor

    CHP’li Yavuzyılmaz: Üç Bakanlık da ‘ben görmedim, duymadım, bilmiyorum’ oynuyor

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, İliç faciası davasını izlemek üzere Erzincan’a geldi. Yavuzyılmaz, “Denetimi doğru düzgün yapmayarak asli kusurlu hale gelen ancak bu kusurları buharlaştırılan, kamu görevlileriyle ilgili de mutlaka bu soruşturmanın yapılması gerekiyor. Bundan ne Enerji Bakanlığı ne Çevre Bakanlığı ne de Çalışma Bakanlığı yetkilileri kaçabilir” dedi.

    İliç faciası davasında duruşma günü... CHP'li Yavuzyılmaz: Üç Bakanlık da ‘ben görmedim, duymadım, bilmiyorum’ oynuyor

    Erzincan’ın İliç ilçesinde Çöpler Altın Madeni’nde 13 Şubat 2024 tarihinde meydana gelen liç yığının çökmesi sonucu Adnan Keklik, Kenan Öz, Ramazan Çimen, Uğur Yıldız, Abdurrahman Şahin, Fahrettin Keklik, Mehmet Kazar, Şaban Yılmaz ve Hüseyin Kara yaşamını yitirmiş, İsa Taşdelen ve İshak Demir ise yaralanmıştı. Olayla ilgili açılan davanın ilk duruşması bugün yapılıyor.

    CHP, DEM Parti ve TİP’li milletvekilleri, davayı izlemek üzere Erzincan’a gitti. Burada duruşma öncesi açıklama yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, şunları söyledi:

    “13 Şubat 2024 tarihinde İliç’te Anagold şirketinin işlettiği altın madeni sahasında bir felaket yaşandı ve 9 işçimiz hayatını kaybetti. Bu felaket olduğu andan itibaren bölgede hep birlikte bu olayın üzeri örtülmesin diye büyük bir mücadeleye girdik. Aynı zamanda burada verilen mücadelenin buna benzer bir başka felaketin de gerçekleşmesine engel olması için hep birlikte mücadele ettik. Hazırlanan bilirkişi raporları, bilimsel raporlar, daha önce bu altın maden sahasında yapılan usulsüzlükler, buna benzer felaketlerin habercisi olarak yaşanmış olan olaylar dikkate alındığında, buradaki felaketin, doğal bir afet olmadığı açık ve net bir şekilde görülüyor.

    Burada bu maden sahasının nihayet ÇED raporları hazırlanırken, bu raporlar yetkililer tarafından imzalanıp, onaylanırken ve sahada altın maden üretimi bu doğrultuda yapılırken bu felakete giden yolun taşlarının bir bir döşendiğine şahitlik ediyoruz. 2021 yılında altın maden sahasının ikinci kapasite artışına ÇED onayı veren yetkililer bilirkişi raporlarında asli kusurlu sayıldı. Ve bu yetkililerin başında da dönemin Çevre Bakanı Murat Kurum’un geldiğini resmi belgelerle kanıtladık. Bu kanıt ortaya konduktan sonra dönemin Çevre Bakanı, kurtarılmak istendi ve bu doğrultuda bir bilirkişi oyunu yapılarak önce bilirkişi değiştirildi, ardından yeni bir bilirkişi heyeti raporu hazırlatıldı ve başta Murat Kurum olmak üzere yetkililerin asli kusuru buharlaştırıldı. Ancak bu işlem yapılırken de AK Partili üst düzey yetkililer yine bu durumu da ellerine, yüzlerine bulaştırdı. Çünkü hazırlanan fezlekeye göre sadece ikinci kapasite artışı değil, aynı zamanda 2020 bir yılında onayları alınıp sahada üretime geçilen Faz 4B adı verilen bir başka kapasite artışının daha yapıldığı tespit edildi. Biz de Faz 4B ile ilgili projeleri yine Çevre Bakanlığı yetkililerinin onayladığını belgesiyle tespit ettik.

    Fezlekeye göre Faz 4B kapasite artışı ve bu artışa sebep veren projelerdeki hatalar ve onay süreçleri de dikkate alındığında, bu yaşanan felaketin kök nedenlerinin başında geliyor. Faz 4B kapasite artışı onayının altında da Bakan adına atılmış imzalar var. Yani yine şu anda Çevre, Şehricilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na yeniden adeta ödüllendirilerek getirilen Murat Kurum’un imzası var.

    “FELAKET GÖZ GÖRE GÖRE GELİYOR”

    Fezlekede aynı zamanda buradaki bu faciaya giden yolun sebepleri bir bir anlatılıyor ve çarpıcı bir tespit olarak ortaya konuyor ki, 2022 yılı itibarıyla Anagold şirketi İliç Altın Maden Sahası’nda bir üretim stratejisi değişikliğine gidiyor. Bu değişikliği de fezlekedeki tablolarla gösterildiği üzere kaymanın yaşandığı yığın liç sahasında serilen malzeme ve bu malzemenin içinde kullanılan solisyonun oranında değişik yapılıyor. Ve bu yığın liç sahasında kullanılan sıvı miktarı en yüksek seviyeye getiriliyor. Dolayısıyla da sıvılaşma artıyor, buradaki kayam yığın liç malzemesi artık durağanlılığını kaybediyor ve felaket göz göre göre geliyor.

    “NE ENERJİ BAKANLIĞI, NE ÇEVRE BAKANLIĞI NE DE ÇALIŞMA BAKALIĞI YETKİLİLERİ KAÇABİLİR”

    Ne kadar çok solüsyon kullanılırsa, o kadar çok altın üretildiğini biliyoruz. O nedenle de bu sahada bir üretim baskısı yapıldığını, bir zorlamanın yapıldığını, karlılık hırsıyla tedbirlerin alınmadığını görüyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan İliç Faciasını Araştırma Komisyonu’nda ortaya çıktı ki; Bakanlıkların hiçbiri sorumluluk kabul etmiyor. Çevre Bakanlığı yetkililerine soruyorsunuz, diyorlar ki ‘biz kaymanın yaşandığı yağın liç sahasından sorumlu değiliz, biz bunu denetlemekle sorunlu değiliz. Biz sadece yığın liç sahası ve zemin arasındaki membrandan sorumluyuz’ diyor. Enerji Bakanlığına soruyoruz,’biz sadece üretilen altından sorumluyuz. Bizim yılın liç sahasında denetim sorumluluğumuz yok’ diyor. Çalışma Bakanlığı diyor ki; ‘biz altın maden sahasının her yerinden sorumluyuz. Ancak yığın liç sahasından sorumlu değiliz’ diyor. Üç Bakanlık da ‘ben görmedim, duymadım, bilmiyorum’ oynuyor. Biz de soruyoruz; altın maden sahasının içindeki kaymanın yaşandığı yığın liç sahasından hangi Bakanlık sorumlu? Milli Eğitim Bakanlığı mı sorumlu? Dışişleri Bakanlığı mı sorumlu? Ve bugüne kadar da kamu yetkilileriyle ilgili doğru düzgün denetim yapması gerektiği halde sadece bölgeye turistik ziyaret için gelip giden ve bu denetimi doğru düzgün yapmayarak asli kusurlu hale gelen ancak bu kusurları buharlaştırılan, kamu görevlileriyle ilgili de mutlaka bu soruşturmanın yapılması gerekiyor. Bundan ne Enerji Bakanlığı, ne Çevre Bakanlığı ne de Çalışma Bakanlığı yetkilileri kaçabilir.

    Acılı ailemizin yüreğindeki acısını paylaşıyoruz. Bugüne kadar gösterdikleri dirayetli ve kararlı bu duruş için şükranlarımızı sunuyoruz. Çünkü İliç faciasının acısının yaşatılması, hep birlikte bu mücadelenin verilmesi, bugüne kadar Türkiye’de gerçekleşebilecek pek çok maden felaketinin gerçekleşmesine engel olmuştur. Bu duruşmayla ilgili mücadelemiz, duruşma süresince de duruşma bittikten sonra da devam edecek.”

  • İzmir’de termik santrala, ÇED onayı

    İzmir’de termik santrala, ÇED onayı

    İzmir Aliağa’da faaliyet gösteren ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nce mühürlenen İzdemir Termik SantralıII, kapasite artırmak için onayını aldı. Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararı vererek çevresel etki değerlendirme (ÇED) sürecini sonlandırması ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bu kararı umursamadı.

    24 Ocak’ta projenin ÇED raporu inceleme ve değerlendirme komisyonu tarafından değerlendirilmiş ve 12 bin 781 sayfalık dosya yalnızca altı saat gibi kısa bir sürede incelenerek onaylanmıştı. Bu durum, çevre ve halk sağlığı açısından tepkilere yol açtı. Karara ilişkin açıklamalarda bulunan avukat Arif Ali Cangı, “Aliağa Termik Santralı anayasaya aykırıdır” diyerek hükümetin çevreye verdiği zararı vurguladı. Cangı, Aliağa’daki termik santral ile ilgili kararların bilimsel ve çevresel geçerliliği olmadığını belirterek 2009/7 sayılı genelge ile alınan bu kararın, İzmir’in ve hatta dünyanın geleceğini tehdit ettiğini ifade etti.

    İzmir Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere, duyarlı yetkili kurumlar, ekoloji hareketleri, akademik meslek odaları ve sağlıklı bir çevrede yaşamak isteyen tüm İzmir halkının bu karar karşısında sesini yükseltmesi gerektiğine dikkat çeken Cangı, “Bu çevresel felakete karşı tepkisiz kalmamız mümkün değildir” diyerek “Termik santrala karşı çığlığımızı atmak için geç kalmadan harekete geçmeliyiz” dedi.

    Cangı, şunları söyledi: “Biz yine de yılmayacağız. Son ÇED kararları ile ilgili dava açacağız ve yaşam hakkının savunulması mücadelesini sürdüreceğiz. 1989- 90 yıllarında Aliağa’ya yapılmak istenen termik santrala karşı İzmirliler ayaklanmış,Konak’tan Aliağa-Gencelli’ye 50 kilometre insan zinciri eylemiyle termik santral projesini iptal etmeyi başarmışlardı. Şimdi aynı dirençle aynı itirazı gösterme zamanı.”

    Kaynak:Cumhuriyet.com.tr

  • İliç’teki faciaya ilişkin ÇED raporunu onaylayanlar hakkında karar…

    İliç’teki faciaya ilişkin ÇED raporunu onaylayanlar hakkında karar…

    Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Çöpler Altın Madeni’nde 13 Şubat’ta meydana gelen göçük sırasında toprak altında kalan 9 işçinin hayatını kaybetmesine ilişkin soruşturmada ÇED raporlarında onay ve imzası bulunan kamu yetkilileri hakkında “kovuşturmaya yer olmadığına dair” karar verildi.

    Erzincan’ın İliç ilçesindeki altın madeni sahasında 13 Şubat’ta 9 işçinin toprak altında kalarak yaşamını yitirdiği heyelana ilişkin soruşturmada, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporlarında onay ve imzası bulunan kamu yetkilileri hakkında “kovuşturmaya yer olmadığına dair” karar verildi.

    İliç Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kararda, 13 Şubat’ta 9 işçinin toprak altında kalarak yaşamını yitirdiği heyelanla ilgili başsavcılık olarak “Taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” ve “Çevreyi taksirle kirletmek” suçlarından soruşturma başlatıldığı hatırlatıldı.

    Soruşturmanın devamı sürecinde başsavcılığa farklı tarihlerde dilekçeler gönderilerek “yeterli tedbir almadıkları ve şirketin çalışmasına izin verdikleri” şikayetiyle ilgili kamu görevlileri hakkında çok sayıda suç duyurusunda bulunulduğu ifade edilen kararda, olaydan hemen sonra görevlendirilen cumhuriyet savcıları tarafından kapsamlı şekilde araştırmalar yapıldığı belirtildi.

    Başsavcılığa 22 Kasım’da sunulan bilirkişi raporunun ÇED ile ilgili bölümünün de hatırlatıldığı kararda, rapora ilişkin şu ifadelere yer verildi:

    “22 Kasım 2024 tarihinde başsavcılığımıza sunulan bilirkişi raporunda özetle, ‘İş kazasının meydana gelmesinde, kaza sonucu oluşan ölüm, yaralanmalar ve çevrede oluşan kirlenmeye dair sorumluluğu bulunmadığı görüşüne varıldığından dolayı ÇED raporunda onay ve/veya imzası bulunan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkililerinin kusursuz olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır’ şeklinde kanaat bildirilmiştir.”

    Savcılık, ÇED raporunda onay veya imzası bulunan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkilileri hakkında, üzerlerine atılı suçların unsurları itibarıyla oluşmamış olması nedeniyle “kovuşturmaya yer olmadığına dair” karar verdi.

    9 İŞÇİ YAŞAMINI YİTİRMİŞTİ

    Erzincan’ın İliç ilçesindeki altın madeni sahasında 13 Şubat’ta meydana gelen heyelanda 9 işçi toprak altında kalmış, yürütülen çalışmalar sonucu işçilerin cenazelerine farklı tarihlerde ulaşılmıştı.

    Yaşanan facianın ardından Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 4 savcı tarafından sürdürülen soruşturmada olaya ilişkin 9 kişi gözaltına alınmış, bu kişilerden 6’sı ‘taksirle ölümü ve yaralanmaya neden olmak’ suçundan tutuklanırken, aralarında şirketin Türkiye müdürü C.D. ile A.R.K. ve M.T.A., adli kontrol ve yurt dışı yasağıyla serbest bırakılmıştı.

    ŞİRKETİN VERGİ BORCU SİLİNMİŞTİ

    Anagold Madencilik’in yüzde 80’i daha önce vergi borcu silinen Kanadalı altın maden şirketi Alacer Gold’a, yüzde 20’si ise Çalık Grubu bünyesinde bulunan Lidya Madencilik’e ait.

    Şirket, daha önce bu madendeki siyanür sızıntısı nedeniyle ceza almış, siyanür borusunun patlamasına ilişkin Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne şirket hakkında dava açılmıştı.

  • Tekirdağ Saray’da gnays ocağı ve kırma eleme tesisi projelerine ÇED onay

    Tekirdağ Saray’da gnays ocağı ve kırma eleme tesisi projelerine ÇED onay

    Kuzey ormanlarının Tekirdağ Saray mevkisine uzanan, enerjiden madene birçok alanda projelerin geliştirildiği kısmında bu kez de gnays ocağı ve kırma eleme tesisi projesine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan onay çıktı.

    İstanbul’un temiz hava ve su kaynağı olan Kuzey Ormanlarında madencilik çalışmaları hız kesmiyor. Ormanın Tekirdağ Saray mevkisine uzanan, enerjiden madene birçok alanda projelerin geliştirildiği kısmında bu kez de gnays ocağı ve kırma eleme tesisi projesine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan onay çıktı. Bakanlık, Emçelik Beton Yapı İnşaat Madencilik’in 39.75 hektar yani 55 futbol sahası büyüklüğündeki projesine “Çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) olumlu” kararı verdi. Bu kararla birlikte şirket, çevre düzeni planına göre tamamı orman alanı olan bölgede çalışmalara başlayacak. Bölgede 100 hektarlık ruhsatı bulunan şirket, ne kadar ağaç kesileceğini ise belirtmedi. Projenin yapılacağı noktada ise üç adet endemik tür keşfedildi. Bunun yanında Bern Sözleşmesi’ne göre koruma altında olan hayvan ve sürüngenler de bölgede yaşıyor.

    HALK ‘BİLGİLENMEK’ İSTEMEDİ

    Proje kapsamında yılda 1 milyon ton üretim sağlanacağı belirtiliyor. Bunun yanında yılda 950 bin ton ürün de kırma eleme tesisinde işlenecek. Ayrıca bölgede patlatma da yapılacak. ANFO tipi patlayıcı ve dinamit kullanılacak. Ayda altı patlatma yapılacak olan projede yılda 10 ay çalışılacak. Şirket 22 milyon 772 bin TL harcayacak.

    Projenin halkın katılımı toplantısı 17 Mayıs 2023’te yapılmak istenmişti. Çevre, şehircilik ve iklim değişikliği il müdürlüğü ve şirket yetkilileri alanda hazır bulunmuş ancak toplantıya kimse katılmamıştı. Buna karşın sürece devam edilmişti.

    Kaynak:Cumhuriyet.com.tr

  • Yurttaşların karşı çıktığı ve ÇED süreci sonlandırılan proje yeniden gündemde

    Yurttaşların karşı çıktığı ve ÇED süreci sonlandırılan proje yeniden gündemde

    Yaşam savunucuları ve yurttaşların karşı çıktığı ve iptal edilen Muğla Köyceğiz’deki yeraltı krom ocağı için yeniden başvuru yapıldı.

    Köyceğiz'deki maden projesinin ÇED dosyası iptal edildi | soL haber

    Özelleştirildikten sonra Yıldırım Holding bünyesine geçen Eti Krom Köyceğiz Yayla Mahallesi’nde yapmak için birkaç yıl önce çalışmalara başladığı projeye ise yurttaşlar karşı çıktı. Yapılmak istenen halkın katılımı toplantısı engellendi. Alanın Sandras Dağı ve çevresinde tehdit oluşturacağı belirtildi.

    Daha sonra ise Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı projenin iptal edildiğini duyurdu. Köylüler ve yaşam savunucularının mücadelesine karşın şirket yeni bir girişimde bulundu.

    ORMAN İÇERİSİNDE

    Haziran ayında yapılan iptal duyurusunun ardından bakanlık bu sefer de projeye ilişkin yeni bir çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) süreci başlatıldığını duyurdu. Şirketin hazırladığı ÇED dosyasında yer alan bilgiye göre alan yurttaşların karşı çıktığı aynı ruhsat sahası içerisinde bulunuyor. 217 hektarlık ruhsatı olan şirket bu alanın 23.95 hektarında krom ocağı işletmek istiyor.

    Onay alması durumunda Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planına göre orman sayılan alanda çalışma yapılacak. Galeri açımı sırasında kazı, delme ve patlatma çalışmaları da gerçekleştirilecek. Ayrıca şirket, bölgedeki ağaç sayısının da ÇED süreci tamamlandıktan sonra alınacak olan orman izniyle birlikte belirleneceğini dile getirdi.

    Bunun yanında projenin gerçekleştirileceği alanın doğusunda ise Kartal Gölü Doğal Sit Alanı bulunuyor. Alana 65 metre mesafeden ise Karamukçuk Deresi geçiyor.

  • Uzungöl’de yapılmak istenilen HES projesine halkın mücadelesi sürüyor

    Uzungöl’de yapılmak istenilen HES projesine halkın mücadelesi sürüyor

    Uzungöl’de yapılmak istenilen HES projesine halkın mücadelesi sürüyor. ‘‘Uzungöl HES etmeyecek’ adlı belgesel ile tepkilerini bir kez daha dile getiren bölge halkı, yetkililerin projeden bir an önce vazgeçmesi gerektiğini söyledi.

    Trabzon’un Çaykara ilçesindeki önemli turizm merkezlerinden Uzungöl’de, Danıştay’ın iptal kararına karşın hidroelektrik santral (HES) projesinin yeniden başlatılmak istenmesine halk tepkili. Uzungöl ve Taşkıran Mahalle sakinleri, HES projesinin bölgeye ciddi zarar vereceğini belirterek, ‘‘Ülkemizin ve bölgemizin en önemli turizm merkezlerinden olan Uzungöl’e yapılması planlanan HES projesi, karanlık bir projedir. Turizme ve çevreye vereceği zararı büyüktür. Bu hatadan bir an önce vazgeçin’’ dedi.

    GELECEĞİ SATIYORSUNUZ

    Dünyaca ünlü turizm merkezi Uzungöl’ün bulunduğu Solaklı Vadisi üzerine kurulması planlanan HES’e karşı bölge halkı uzun süredir mücadele ediyor. Solaklı Deresi üzerinde, 2012’de Trabzonspor’un sahibi olduğu Bordo Mavi Enerji Elektrik Üretim Tic. Ltd. Şti tarafından ‘Uzungöl Regülatörü Hidroelektrik Santral (HES) Projesi’ oluşturulmuş, proje için ÇED raporu alınmış ve HES’e karşı çıkan yöre halkının yargıya başvurmasıyla 2014 yılında Danıştay 14’üncü Dairesi, Trabzon idare Mahkemesi’nin HES kararını bozmuştu. 2023’te ise Trabzonspor, Uzungöl HES’in yüzde 90’ını ADV Elektrik Üretim Ticaret A.Ş Firması’na 50 milyon TL’ye satmıştı. Yeniden çalışmaların başlayacağı bilgisi üzerine 30 kadar yurttaş geçen yıl yeniden dava açmıştı.

    Hukuki süreç devam ederken HES alanında 2 Nisan günü yeniden şantiye kurulmak istendi. Bunun üzerine halk yeniden eylemlere başladı. Projenin durdurulması için son olarak Uzungöl Çevre Koruma Kültür ve Turizm Derneği, Horonaga YouTube Kanalı ile ortak olarak ‘‘Uzungöl HES etmeyecek’’ adlı bir belgesel çekti. Dernek Başkanı Abdullah Özen, bölgede kimsenin HES istemediğini belirterek ‘‘Daha bilgilendirici olması açısından bir belgeseli hazırladık’’ dedi.

    Belgeselde konuşan halk ve ekoloji örgütleri özetle şunları söyledi: ‘‘Bu proje Uzungöl için karanlık bir proje. Yapılacak olan bütün sondaj çalışmaları ve HES projesi ile buranın doğal güzelliği yok olacak. Suyumuzu almasınlar, alırlarsa canımızı da alsınlar. Uzungöl Doğu Karadeniz bölgesinin turizmde birinci sırasında olan bir turizm bölgesidir. Bir firmayı zengin edecek bir projenin gündeme gelmesi tam bir garabet. Turizm bölgesinde HES ne demek? Zaten ekolojik denge bozuldu, sular azaldı, kalan suyu da mı kurutmak istiyorlar? Bu projeye karşıyız. Bu memlekette HES’i 2010’da da denemek istediler, geçen yıl yeniden gündeme getirdiler. Uzungöl’de HES istemiyoruz.’’

    Kaynak:Birgun.net

  • ÖZGÜR ÇELİK’TEN MURAT KURUM’A: “ERZİNCAN’DA 9 İŞÇİ, SİZİN İMZALADIĞINIZ ÇED RAPORU YÜZÜNDEN TOPRAK ALTINDA

    ÖZGÜR ÇELİK’TEN MURAT KURUM’A: “ERZİNCAN’DA 9 İŞÇİ, SİZİN İMZALADIĞINIZ ÇED RAPORU YÜZÜNDEN TOPRAK ALTINDA

    CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı adayı Murat Kurum’un, “İstanbul trafiği nedeniyle Ekrem İmamoğlu’nun yerinde olsam istifa ederdim” sözlerine tepki gösterdi. Çelik, “Erzincan İliç’te 9 işçi, sizin imzaladığınız ÇED Raporu nedeniyle hâlen toprak altında. Siz, kapasite artırım raporuna imza attınız. Siz hâlen TBMM Çevre Komisyon başkanısınız. Neden istifa etmediniz? Kendisini istifaya davet ediyorum” dedi.

    CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, CHP Bahçelievler Belediye Başkan adayı Emine Gülizar Emecan’ın tanıtım toplantısına katıldı. AKP’nin İBB Başkan adayı Murat Kurum’un, mevcut İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik, “İstanbul trafiği nedeniyle ben olsam istifa ederdim” sözlerine tepki gösteren Çelik, şöyle konuştu:

    “Erzincan İliç’te 9 işçi, sizin imzaladığınız ÇED Raporu nedeniyle hâlen toprak altında. İnsanlar hâlâ cenazelerini arıyorlar. Siz, kapasite artırım raporuna imza attınız. İstanbul’un adayı şu anda hâlâ TBMM’de ÇED’e komisyon başkanı, aynı zamanda milletvekili olduğu için. Erzincan’da 9 işçi, sizin imzaladığınız ÇED raporu yüzünden toprak altında. Siz hâlen TBMM Çevre Komisyon başkanısınız. Neden istifa etmediniz? Kendisini istifaya davet ediyorum. Bırakın istifa etmeyi, Çevre Komisyonu Başkanı olarak Erzincan’a gitmeye cesaret bile edemedi.”