Etiket: Ali Sirmen

  • Ali Sirmen : Çiğnemek için anayasa yapmak

    Ali Sirmen : Çiğnemek için anayasa yapmak

    Mart 2024 yerel seçimleri dışında, sandık sınavı görülmeyen bir döneme giriyoruz. Sandık açısından sınavı olmayan ama iktidarın ekonomik ve sosyal konularda sıkça sigaya çekileceği, beka sorununun sıkça gündeme geleceği yeni bir dönem… Gelecek dönemin karşımıza çıkaracağı hatta daha şimdiden çıkarmakta olduğu sorunların büyüklüğü, seçimsizliği unutturuyor. Herkes yeni döneme bu şartlarla hazırlanıyor.

    Cumhurbaşkanı açıkladı, AKP yeni dönemi, anayasa değişikliğiyle karşılayacak.

    Anayasa tutkusunun egemen olduğu Türkiye’de bütün sorunlar anayasaya bağlanır. Sandığın ortaya çıkmamasına önce anayasal düzenleme açısından yaklaşılır. AKP de öyle yapıyor. Anayasa değişikliği konusunda seçmenin kapısını kaçıncı çalışı!

    Ali Sirmen’nin yazısının devamı

  • Ali Sirmen : Her yerde şiddet var

    Ali Sirmen : Her yerde şiddet var

    Aziz Nesin ile birlikte, 1976 yazında muhalefette olan Bülent Ecevit’in gezisini izlemek üzere Sovyetler Birliği’ndeyiz. Henüz adı tekrar St. Petersburg’a döndürülmemiş olan Leningrad’da haberleri nasıl göndereceğimizi konuşuyoruz. Telefaks gibi hizmetlerin olmadığı söyleniyor, soruyorum:

    – Burada bir olay olursa ne yapılır?

    Aziz Bey, müthiş mizahının imbiğinden geçmiş, kısa ve çarpıcı bir yanıt veriyor:

    – Burada olay olmaz!

    Evet otoriter rejimlerde olay olmaz, her şey iktidarın öngördüğü şekilde cereyan eder, tatsız sürprizlere yer yoktur, iyi vatandaş olur; direktiflere uyarsan hiçbir şeyden korkup çekinmene gerek yoktur. Devlet seni, kendininki de dahil her türlü şiddetten korur.

    Bu güvence zincirini kıran olaydan iktidar hoşlanmaz. Hele hele, düzenin aksaklığını gösterir olaylardan hiç hoşlanılmaz.

    ***

    Son olarak Esenyurt’ta iki kişinin herkesin gözü önünde taranarak öldürülmeleri olayı toplumda, biat etmiş olanlar da dahil olmak üzere kimsenin her yerde egemen olan şiddet karşısında güvende olmadığı duygusu yarattığı için büyük tepki gördü. Gerçekten mermilerin leblebi, çekirdek gibi etrafa saçıldığı, kanın su gibi aktığı bir Quentin Tarantino filmi izlerken hoşa giden görüntülerin insanımızın günlük hayatının bir parçası haline gelmesi sokaktaki adamı tedirgin eder oldu.

    Esenyurt olayı, yaşamımızın her yanının şiddet dolu olduğunun ayırdına varmamıza neden oldu.

    Ali Sirmen’in yazısının devamı

  • Ali Sirmen :Halk devletine karşı vatanını koruyor

    Ali Sirmen :Halk devletine karşı vatanını koruyor

    Sevgili,

    Akıl hamakatin karşı durulmaz lagarlığı altına ezilmeye mahkûm edildi mi, her şeyde olduğu gibi, atasözlerinde ve özdeyişlerde de anlam kayboluyor. Dünkü Cumhuriyet’in ilk ve son sayfaları bunun çarpıcı bir örneği. Son sayfada Boğaziçi Üniversitesi İklim Politikaları Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz’ın, “Bunlar daha iyi günlerimiz” diyerek ağustosun temmuzdan daha beter olacağı uyarısı ve küresel ısınma dolayısıyla başlayan sıcakların ulusal afet ilan edilmesi önerileri yer almaktaydı.

    Birinci sayfada ise Muğla’nın Akbelen Ormanı’nın kesilmemesi için devletin polisi ve jandarmasına direnen halkın ve onlara desteğe giden Kemal Kılıçdaroğlu’nun haberi vardı.

    Sevgili, biraz belleğini yokla, sen de benim gibi küresel ısınma ile ilgili haberlerin, korkunç bir yarını betimlediği günleri gayet net hatırlayacaksın.

    O yarınların haberleri şimdi bugün oldu, artık onları yaşıyoruz. Başka yarınların da bugün olması icin çok beklemeyeceğimize, İstanbul-İzmir gibi kentlerimizin kıyı bölgelerinin yükselen deniz suları altında kaldığını pek yakında yaşayacağımıza emin olabilirsin.

    Çevre ile igili kehanetlerin gerçek olması, afetlerin yaşanmaya başlanması bir musibetin bin nasihate evla olduğu deyişini anlamsızlaştığı açıktır. Felaket öngörülmüş, nasihatler birbirini izlemiş fakat kimse aldırmamıştır. Musibetin gerçekleşmesi dahi kimsenin aklını başına getirmemiştir. Getirseydi, dünkü Cumhuriyet’in son sayfasında söylenenler, kös dinler gibi karşılanır ve birinci sayfadaki rezalet olur muydu?

    Ne oluyor Akbelen’de?

    Ali Sirmen’in yazısının devamı