İsrail Dışişleri Bakanı Eli Cohen, uyuşturucu kaçakçılığından Türkiye’de 10 yıl hapis cezası alan İsrail vatandaşı Danny Awka’nın diplomatik temas sonucu serbest bırakılacağını açıkladı. Emekli diplomatlar, Alman Die Welt muhabiri Deniz Yücel’in tahliyesi ve Rahip Brunson’un ABD’ye iadesi olaylarını anımsattı.
İsrail ve Türkiye arasında Mart 2022’de başlayan “normalleşme süreci” sonrası dikkat çeken bir gelişme yaşandı. İsrail vatandaşı Danny Awka 2019 yılında uyuşturucu madde bulundurmak ve Türkiye üzerinden kaçakçılığa teşebbüs etmek suçlarından 10 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.
İsrail Dışişleri Bakanı Eli Cohen, dün yaptığı açıklamada Awka’nın “diplomatik temaslar” sonucu serbest bırakılacağını belirtti. Bakan Cohen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a teşekkür etti.
YÜCEL VE BRUNSON HATIRLATMASI
Emekli büyükelçiler Onur Öymen ve Uluç Özülker, yaşanan bu gelişmeyi Cumhuriyet’e değerlendirdi. Emekli diplomatlar, Alman Die Welt muhabiri Deniz Yücel’in tahliyesi ve Rahip Brunson’un ABD’ye iadesi olaylarını anımsattı. Emekli Büyükelçi Öymen, “Mahkûmların değiş tokuşu serbest bırakılması devletler arası ilişkilerde olur. Ama bu demek değildir ki devletler kendi yasalarını başkalarının vatandaşlarına karşı uygulamasınlar Bu durumda devletlerin varlığı ortada kalmaz” tepkisini gösterdi.
‘ÖNEMLİ BİRİ OLABİLİR’
Özülker ise, iade edilen kişinin “sıradan biri olmayabileceğini” söyleyerek “Mutlaka arkasında bir şey vardır. Burada hapsolan kişinin ciddi anlamda üst düzeyde bir sorumlu olması gerekir” yorumunu yaptı.
Özülker ayrıca, İsrail’in bir uyuşturucu kaçakçısı için Türkiye ile diplomatik ilişki kurmasına dikkat çekti. Bu görüşmelerin arkasında başka bir neden olabileceğini söyleyen Özülker, “Mutlaka arkasında bir şey vardır. Burada hapsolan kişinin ciddi anlamda üst düzeyde bir sorumlu olması gerekir. Onun için bir uyuşturucu kaçakçısı bu kadar önemli ise karşılığında ne veriyor ona da bakmak lazım. Kişinin ciddi önem taşıyan biri olması lazım” dedi.
Bu yaşanan olaya karşı Türkiye’nin iade istemlerinin karşılanmamasına ilişkin konuşan Özülker, “Siz AİHM’in kararlarını kabul etmediğinizde, onlar da sizin bir mahkûm iadesini istemeniz durumunda bunu yapmıyorlar. Dolayısıyla mesele Türkiye’nin bizatihi düşman olarak görülmesi değil. Mesele Türkiye’nin demokrasi ve insan hakları konusunda gereğini taahhüt etmesine rağmen yerine getirmemesi” yorumunu yaptı.
Özülker, iki devletin jeopolitik önemine değinerek “Dünyada devletler çıkar ilişkileri kurarlar. Bu manada ‘Dün dündür bugün bugündür’ politikası sürdürülür. Biz de böyleyiz. İsrail, Türkiye’den vazgeçemez. Türkiye de İsrail’den vazgeçemez. Ortadoğu dengeleri içinde bu iki ülke oldukça önemlidir. Sonuç itibarıyla her şeye rağmen hâlâ laik bir Türkiye Cumhuriyetiyiz. Dolayısıyla bizim buradaki varlığımız İsrail içinde bir güvence oluşturuyor” dedi.
ANKARA-ABD VE ALMANYA ÜÇGENİ
Alman “Die Welt” gazetesinin Türkiye temsilcisi Deniz Yücel “terör örgütü propagandası yapmak” ve “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçlarından 2017’de tutuklandı. Almanya hükümeti gazetecinin iadesini istedi ancak o dönem Erdoğan, Yücel için “Terörist” demişti. Yüksel bir yıl hapis yattı ardından Almanya’ya iade edildi. Amerikalı Rahip Brunson da 15 Temmuz sonrası FETÖ şüphesiyle tutuklandı. Washington ile Ankara arasında diplomatik krize neden olan dava sonrası Brunson serbest kaldı ve ABD’ye geri döndü.
Suriye Dışişleri Bakanlığı yazılı bir açıklama yaparak ABD ve Türkiye hakkında açıklamalarda bulundu. Bakanlık tarafından yapılan yazılı açıklamada, ABD işgal güçlerinin ve terör örgütlerinin Deyrizor’da Suriye Arap Ordusuna ait bir otobüsü hedef almasının, ABD’nin Suriye’nin egemenliğine karşı olduğu vurgulandı. Açıklamada, “Dün Amerikan işgal güçleri, terör örgütleriyle birlikte Deyrezzor’un güneydoğusunda Suriye Arap Ordusu’na bağlı bazı unsurları taşıyan bir otobüsü hedef alarak yeni bir suç işledi. Sonuç olarak, çok sayıda asker öldü ve diğerleri yaralandı” ifadeleri kullanıldı.
Fotoğraf: Reuters
Açıklamada, “Suriye, bu canice ve terörist saldırının, Amerika’nın Suriye’nin egemenliğine, bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne karşı, ABD’nin başta terör örgütü “IŞİD” olmak üzere terör örgütlerine destek ve sponsorluk yapması ve onu ve bölücü milislerini planlarını gerçekleştirmek için bir araç olarak kullanması bağlamında geldiğini vurguluyor’’ yorumu da yapıldı.
Açıklamanın devamında, “Suriye, topraklarını uluslararası yasalar çerçevesinde ABD, İsrail ve Türk güçlerinden özgürleştirmeye hazır olduğunu teyit eder” ifadesi kullanıldı.
Son aylarda Türkiye ile Suriye arasında normalleşme yönünde adımlar atılmış ve bu konuda açıklamalar yapılmıştı. Hatta Rusya arabuluculuğunda Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Suriye lideri Beşşar Esad’ın bir araya gelebileceği bile konuşulurken Esad, bu görüşmeye sıcak bakmadığını söylemişti.
Daha önce Sky News Arabia’ya konuşan Esad, “Bizim hedefimiz Türkiye’nin Suriye topraklarından çekilmesi, fakat buna karşılık olarak Erdoğan’ın amacı ise Türkiye’nin Suriye’deki varlığını meşru kılmaya çalışması. Dolayısıyla Erdoğan’ın şartları altında bir görüşme gerçekleşemez. Erdoğan’la neden buluşayım ki? Bir şeyler içmek için mi?” demişti.
ABD’de 132 milyon doları ödemek şartıyla tahliye edilen Sezgin Baran Korkmaz’ın Türkiye’deki tezgahı devam ediyor. SBK’nin çöktüğü iddia edilen Kervansaray ve Paramount otelleri dönüp dolaşıp Şaban Kayıkçı’nın olmuştu. Nuruosmaniye’deki 50 milyon dolarlık binanın da 16 Haziran 2023’de Şaban Kayıkçı’ya satıldığı iddia ediliyor.
Birgün gazetesinden Timur Soykan’ın haberine göre,Türkiye’de ‘çöküş dönemi’nin sembolü Sezgin Baran Korkmaz (Kısaca SBK), ABD’de yargılandığı davada tahliye edildi. ABD hazinesini 511 milyon dolar dolandırmakla suçlanan Lev Aslan Dermen (Levon Termendzhyan) ve Kingston kardeşlerinin 132 milyon dolarlık kara parasını Türkiye ve Avrupa’da aklamakla suçlanıyor. “Kara para olduğunu bilmiyordum” diyerek belgeler sundu ve 132 milyon doları ödemek koşuluyla serbest kaldı. ABD’deki 5 eyaleti terk etmeyecek ve yargılama devam edecek.
Yani ABD parasını almaya bakıyor. Zaten Kingston kardeşleri 18 yıl, Lev Aslan Dermen’e de 40 yıl hapisle cezalandırdı. Yani oralarda adalet sistemi işledi.
Türkiye’de ise SBK skandallarının, büyük çökme faaliyetlerinin üzeri örtüldü. Failleri cezalandırmak için harekete geçmeyen yargı sadece şüphelileri kurtarmak için çalıştı. Üstelik aynı isimlerle hiç değişmeden aynı tezgah devam ediyor. Belki de SBK, ABD’de kendini kurtaracak parayı böyle biriktiriyor.
Baştan anlatalım. Aynı tas aynı hamam tezgahın devam ettiğini göreceksiniz.
SBK, Kingston Kardeşler ve Lev Aslan Dermen’in kara parasıyla büyük işler çevirmişti. Hatta devlet kurumlarından onlarca onay alarak Kingston kardeşlerle Mega Varlık Yönetim A.Ş.’yi kurmuştu. Banka kurmak için bile harekete geçmişlerdi.
Batık şirketleri ucuza kapatıp vurgunlar için para saçıyor, kara parayı temize çekiyorlardı.
Tezgahı o kadar büyüttüler ki; Türkiye’deki en büyük sigorta şirketlerinden Unico’yu bile ele geçirdiler.
Spine Tower madencileri ölümüne çalıştıran şirket tarafından inşa edildi. SBK buradan katlar alırken yanında tanıdık isimler vardı.
2014 yılında Soma’da 301 madenciyi para hırsıyla ölüme sürükleyen Alp Gürkan’ın şirketi İstanbul Maslak’ta 56 katlı gökdelen Spine Tower’ı inşa etmişti. 2019’da şirket zora düşünce gökdelenin 2 katını Sezgin Baran Korkmaz, 2 katını Unico Sigorta, bir katını ise Uğur Berke Kayıkçı almıştı. Yani bir kat Şaban Kayıkçı’nın ailesinin olmuştu.
Kervansaray Otel, Bodrum’da dev bir turizm tesisi.
2017 yılında Bodrum’daki 463 odalı Kervansaray Otel, hedeflerindeydi. Mega Varlık Yönetim A.Ş., batık durumdaki oteli önce kiralamıştı. Daha sonra otel yönetimine borç verdi. Borçlar ödenmeyince SBK ve ABD’yi dolandıran ortağı Jacop Ortell Kingston’ın şirketi Mega Varlık Yönetim A.Ş. otele haciz koydurdu. Türkiye’nin büyük turizm tesislerinden Kervansaray Oteli yarı fiyatına, 47 milyon TL’ye aldılar. 463 odalı dev turizm tesisini 2019’da Şaban Kayıkçı’ya sattılar.
Kervansaray Otel’in hemen yanındaki koyda ultra lüks Paramount Otel vardı.
Paramount Otel, Türkiye’de kara paranın sembolü oldu.
Sedat Peker’in ifşaları sonrası ultra lüks Paramount Otel’e de çöküldüğü iddia edilmişti. Paramount Otel’in süitlerinde eski başbakan Binali Yıldırım, üst düzey bürokratlar, hakimler, emniyet müdürleri, kendine ‘gazeteci’ diyen yandaşların bedava kaldığı ortaya çıkmıştı. Mafya babalarının da sık sık konuk olduğu otel bir kara para çamaşırhanesiydi. SBK sahibi olduğu Unico Sigorta üzerine oteli almıştı. 2021’de otel kime kiralanmıştı dersiniz?
Yanılmadınız…
Şaban Kayıkçı. Otelin adı Duja Premium yapılmıştı.
Ama skandal patlayınca bu kira sözleşmesi sona erdirilmişti.
Skandallar ortalığa saçıldı. Burada anlattıklarımız sadece küçük bir kısmıydı. ABD’de yargı işledi. Türkiye’de ABD’nin talebiyle açılan kara para davasında suçlamalar katakullilerle düşürüldü. Hatta SBK’nin mal varlığındaki tedbirler, dönemin İstanbul Başsavcıvekili Hasan Yılmaz’ın talebi ve olmayan MASAK raporuyla kaldırıldı. Kara parayla edinilmiş mallar, devletin gözleri önünde yurt dışına satıldı. İçişleri Bakanlığı’na çağrılan ve Süleyman Soylu ile görüşen SBK, ertesi gün yurt dışına çıkıp kayıplara karıştı. Veyis Ateş hakkındaki davaları çözmek için SBK’dan 10 milyon euro istedi. Yıllar geçti, Türkiye’de tezgah değişmedi.
2023 yılında yine hedefte çok değerli bir bina ve çevresinde aynı isimler var.
Nuruosmaniye’deki bina İstanbul’un en turistik noktasında ve çok değerli.
Bu kez bina; İstanbul Kapalıçarşı’nın yanı başındaki Nuruosmaniye’de. Yaklaşık 50 milyon dolar değerinde. Turistik Nuruosmaniye Caddesi üzerindeki bu binada Babıali zamanı Milliyet Gazetesi vardı. ABD’de yaşayan iş insanı Yalçın Ayaslı, binayı satın aldıktan sonra düzenlemiş ve Armaggan isimli bir mağaza açmıştı. En üst katta açtığı gurme Osmanlı mutfağına sahip Nar Lokantası bir dönemin popüler mekanı olmuştu.
Yalçın Ayaslı, Borajet’in sahibiydi. Ve bu şirket 15 Temmuz Darbe Girişimi’nden sonra Sezgin Baran Korkmaz’ın hedefindeydi. Yalçın Ayaslı’nın iddiasına göre; Sezgin Baran Korkmaz, Borajet ve kendisi hakkında FETÖ iddialarıyla haberler yayınlattı, Borajet’i bu sayede bedelsiz almak istiyordu. Bu süreçte Borajet’in sözleşmeleri iptal edildi ve batık duruma geldi. Yalçın Ayaslı, Borajet’in hisselerini SBK’nin sahibi olduğu Bugaraj A.Ş.’ye sıfır bedelle devretti.
Sezgin Baran Korkmaz, Borajet’i sıfır bedelle devralmıştı. Meşhur siyah uçağı da Borajet ile onun olmuştu.
Sözleşme gereği Borajet’in banka borçları hariç tüm borçlarını SBK’nin şirketi üstlenecekti. Ancak Borajet’in uluslararası bir bankaya kredi borcu vardı. Bu borcun ödenmemesi ihtimaline karşılık Yalçın Ayaslı’nın İstanbul’da Kapalıçarşı’ya komşu, Nuruosmaniye’deki 5 katlı binası ipotek edildi. Yani ileride doğması muhtemel borçlara karşılık verilmiş bir teminat ipoteğiydi.
Paramount Otel gibi nice mülkten sonra şimdi 50 milyon dolar değer biçilen bu bina ‘çökme’ iddialarıyla dava konusu.
Yalçın Ayaslı’nın avukatı Mustafa Ateş, ipotek edilen Nuruosmaniye’deki binanın hukuka aykırı bir şekilde usulsüz olarak satıldığını öne sürdü ve dava açtı.
En basit haliyle özetlersek…
Avukat Mustafa Ateş, sözleşmeye göre; Yalçın Ayaslı’nın sahibi olduğu binanın ancak Borajet tarafından bankaya olan borcun ödenmesinden sonra satışının istenebileceğini ve satılabileceğini iddia ediyor. Bu borcun ödendiğine dair hiçbir belge yok. Ancak SBK’ye ait şirket bankaya olan borcu ödemeden Yalçın Ayaslı hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi için 107.422.200 TL alacakları bulunduğu iddiası ile ilamsız icra takibi başlattı. Mustafa Ateş’in iddiasına göre; Yalçın Ayaslı’nın o dönemdeki avukatları ilamsız icra takibine itiraz ederek takibi durdurabilecek iken takibe itiraz etmediler. Takip bu sebeple 7 günlük yasal itiraz süresi sonunda kesinleşti. SBK’ait Bugaraj şirketi takibin kesinleşmesinden sonra alacağını Armada Varlık Yönetim A.Ş.’ye temlik etti yani devretti. Armada Varlık Yönetim A.Ş. alacağı devraldıktan sonra Yalçın Ayaslı’ya ait binanın ihale yoluyla satışını istedi ve temlik aldığı alacağına karşılık 100.000.000 TL’ye satın aldı. Bu nedenle bina 27 Temmuz 2020’de Armada Varlık Yönetim A.Ş.’e adına tescil edildi. Kısa süre sonra çok garip bir gelişme yaşandı. Armada Varlık Yönetim A.Ş., binanın adına tescil edilmesinden 5 ay sonra, Ocak 2021’de binayı ipotek düzenleme ve icra takibi sırasında Yalçın Ayaslı’nın avukatı olan Burhan Asaf Şafak’a devretti.
Mustafa Ateş, binanın ipotek edilmesi ve icra takibi sürecinde Yalçın Ayaslı’nın avukatı olan Burhan Asaf Şafak’ın binayı bu durumu bildiği halde devralmasının hukuka aykırı olduğunu iddia ediyor.
Avukat Mustafa Ateş, bunu tespit ettikten sonra Nuruosmaniye’deki binayla ilgili olarak Armada Varlık A.Ş ve Yalçın Ayaslı’nın eski avukatı Burhan Asaf Şafak’a karşı menfi tespit ile tapu iptal ve tescil davası açtı. Burhan Asaf Şafak adına tapu kaydının yolsuz tescil nedeniyle iptalini istedi ve binanın yeniden Yalçın Ayaslı adına tescil edilmesini talep etti. Dosyada davalı taraf olarak Armada Varlık Yönetim A.Ş. ve Burhan Asaf Şafak yer alıyor. Mustafa Ateş’in talebi üzerine İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesi 28 Nisan 2022’de binanın tapusuna ‘davalıdır’ şerhi konulmasına hükmetti.
Kapalıçarşı’nın yanı başındaki binanın davası sürerken ilginç bir gelişme daha yaşandı. İddiaya göre; Burhan Asaf Şafak, tapusunda ‘davalıdır’ şerhi bulunan binayı 16 Haziran 2023’te sattı.
Kim satın aldı dersiniz?
Yine yanılmadınız.
Şaban Kayıkçı.
Her zaman olduğu gibi tartışmalı satışlar döndü, dolaştı Şaban Kayıkçı’da sona erdi.
Peki, SBK’nin tezgahlarının en sonunda ve en kârlı anda devreye giren Şaban Kayıkçı’nın sırrı ne?
Diyarbakırlı iş insanı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul Belediye Başkanlığı döneminden beri yanından ayrılmayan danışmanı Mücahit Arslan’a (Gerçek ismi Ali İhsan Arsan) çok yakın bir isim. Mücahit Arslan ona ‘Ağabey’ diye hitap ediyor.
Mücahit Arslan, sosyal medya paylaşımlarında Şaban Kayıkçı ile yakınlığını vurguluyor.
Şaban Kayıkçı’ın hayatı, AKP döneminin bir masalı gibi.
Bugün milyarlarca dolara hükmeden Şaban Kayıkçı, yıllar önce Diyarbakır İl Tarım Müdürlüğü’nde sıradan bir memurdu. Devlete ait Gübretaş, 2008’de çiftçiye ucuz gübre sağlamak için İran’daki Razi Petrokimya’yı satın almaya karar verdi. Bu sırada Şaban Kayıkçı, Asya Gaz şirketini kurdu. Sadece 4 ay sonra kamu bankalarından aldığı 20 milyon euro krediyle Razi Petrokimya’nın satışına yüzde 24 ortak yapıldı. O dönem MHP’li milletvekilleri bu satışta yolsuzluk yapıldığı iddiasıyla açıklamalarda bulunmuştu. Çiftçinin gübre masrafı azalmadı, aksine her geçen gün katlanarak arttı ama Şaban Kayıkçı büyük servetin sahibi oldu. Bahadır Özgür’ün yazılarından Gübretaş’ın gemilerini Şaban Kaşıkçı’nın nasıl satın aldığını da öğrenmiştik.
Belli ki turizm alanındaki yatırımlarıyla da adından söz ettirmeye devam edecek.
Bu sırada ne skandallar ne de uluslararası kara para davaları Türkiye’deki ‘çöküş dönemini’ değiştirmeyecek.
ABD’den gelecek enflasyon verileri öncesinde dolar/TL yeni güne 26,1140 liradan başladı. Dolar, dün 26,0640 lira seviyesindeydi.
İstanbul serbest piyasada dolar 26,1140 liradan, Euro 28,7560 liradan güne başladı.
Serbest piyasada 26,1120 liradan alınan dolar, 26,1140 liradan satılıyor. 28,7540 liradan alınan Euro’nun satış fiyatı ise 28,7560 lira olarak belirlendi.
Dün doların satış fiyatı 26,0940 lira, Euro’nun satış fiyatı ise 28,6450 lira olmuştu.
KÜRESEL PİYASALAR ABD ENFLASYON VERİSİ ÖNCESİ POZİTİF SEYREDİYOR
ABD’de enflasyon ve resesyon ikilemi varlık fiyatları üzerinde etkili olmayı sürdürürken, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) enflasyonla mücadelede kararlı olmasına karşın Banka’nın “şahin” adımlarında sona yaklaştığına yönelik öngörüler günden güne güçleniyor.
WSJ: Washington-Ankara hattında gerilim daha da yükselebilir; ABD’nin yaptırım uyguladığı Rus kargo gemileri Türk limanlarına 100’den fazla kez uğradı
ABD’nin önde gelen finans yayınlarından The Wall Street Journal, Rusya’nın Ukrayna’ya işgali için silah ve diğer teçhizatlar taşıdığı gerekçesiyle ABD’nin yaptırım uyguladığı Rus kargo gemilerinin düzenli olarak Türk limanlarında durduğunu iddia etti.
WSJ, yaptırımlı gemilerin Türk limanlarında durmasının Ankara ve Washington arasındaki ilişkileri daha da gerebileceğini belirtti. Haberde, “Kremlin’e yaptırım uygulamayan tek NATO üyesi Türkiye, bunun yerine Rusya için kritik bir ekonomik kanal oldu” denildi.
Gazetenin haberleştirdiği gemicilik kayıtlarına göre ABD’nin yaptırım uyguladığı Rus kargo gemileri, 2022’nin Mayıs ayından bu yana Türk limanlarında 100’den fazla kez durdu. Bu ziyaretlerin bazılarının geçen haftalarda gerçekleştiği vurgulandı.
WSJ’ye göre Rus yük gemileri bu limanlarda tamir edildi veya başka hizmetler aldı. Haberde bu uygulamaların ABD yaptırımlarını ihlal ettiği ve Washington’ın “Rusya yaptırımlarını deldiği gerekçesiyle” bazı Türk şirketlere yaptırım uygulayabileceği belirtildi.
Gazeteye konuşan üst düzey bir ABD Hazine Bakanlığı yetkilisi, “Rusya, savaş çabalarını desteklemek amacıyla gizlice malzeme elde etmek için her türlü girişimi yapıyor” dedi.
Kayıtlara göre bahsi geçen gemiler Türkiye’nin Karadeniz, Akdeniz ve Marmara kıyısındaki 20’den fazla limana demirledi. Gemilerden bazılarının Türkiye’den Mısır, Suriye ve İran gibi diğer ülkelere gittiği belirtildi. WSJ, bazı gemilerin ise sıklıkla Türkiye ve Rusya arasında git-gel yaptığını, bunun da devam eden ticari ilişkiye işaret ettiğini vurguladı.
Türk ve Rus hükümetleri, WSJ’ye konuyla ilgili yorum yapmadı.
WSJ, daha önceki bir haberinde Rusya’nın Ukrayna’nın işgali için ihtiyacı olan metal, araç parçaları ve elektronik gibi ihtiyaçları Türkiye’den karşıladığını yazmıştı.
ABD’nin önde gelen yatırım bankalarından Goldman Sachs, Cuma günü ekonomi yönetiminin başına Mehmet Şimşek’in ve Merkez Bankası’nın başına Hafize Gaye Erkan’ın getirilmesiyle ilgili bir değerlendirme yayımladı. Goldman Sachs, faizin yüzde 40’a çıkarılarak piyasa faizleri seviyesine yükseltmesi gerektiğini aktardı.
ABD’nin önde gelen yatırım bankalarından Goldman Sachs, Türkiye yeni ekonomi yönetimi değerlendirdi.
Kuruma göre bu iki yeni ismin atanması, yeni yönetimde para politikası ve mali politikalarda değişikliğe gidilmesi gerektiği anlayışının yer aldığını gösteriyor.
Goldman Sachs, ekonominin istikrar kazanması için “kura büyük ve aralıklı bir ayarlama yapılması” gerektiğini belirtti.
Faiz yüzde 40’a çıkartılmalı
BBC Türkçe’nin aktardığına göre Goldman Sachs ekonomisti Clemens Grafe, ortodoks bir politika yapıcının politika faizini yüzde 40’a çıkararak piyasa faizleri seviyesine yükseltmesi gerektiğini aktardı.
Grafe’a göre kur ve enflasyon beklentileri sabitlendikten sonra yıl sonuna kadar faizi yüzde 25’e indirmek mümkün olabilir.
Kurum, Türkiye’nin bu yıl için büyüme beklentisini daha önceki tahmini olan yüzde 2,9’dan yüzde 2,3’e indirdi.
Faiz şu anda yüzde 8.5 seviyesinde
Politika faizi şu an yüzde 8,5 seviyesinde. Merkez Bankası’nın bir sonraki faiz kararı ise 22 Haziran’da açıklanacak.
Enflasyon resmi rakamlara göre yüzde 40 seviyesinde seyrediyor. Dolar/TL kuru ise geçen hafta hızlı bir yükseliş kaydederek 23’ün üzerine çıktı ve rekor kırdı.
ABD’li yatırım bankası Morgan Stanley, seçimleri kazanan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın düşük faiz politikasına bağlı kalmaya devam etmesi halinde Türk lirasının dolar karşısında yüzde 29 değer kaybetmesi riski olduğunu bildirdi.
Morgan Stanley analistleri, dün hazırladıkları bir notta dolar/TL’nin beklenenden daha kısa sürede 26 seviyesine ulaşabileceğini ve politika yönünde bir değişiklik olmazsa yıl sonuna kadar 28’e yaklaşabileceğini yazdı.
Yatırımcı notunda, “Türkiye’nin yüksek dış finansman ihtiyaçları, makro risklerin devam etmesine neden olacak. Mevcut makro politika çerçevesi değişmedikçe, küresel şoklara (emtia fiyatları, Fed) ve bölgesel ortaklardan gelen döviz girişlerinin kullanılabilirliğine karşı artan bir hassasiyetle karşı karşıya kalınacak”
Microsoft, Pekin hükümeti destekli bilgisayar korsanlarının birçok sektörde istihbarat toplama amacıyla ABD’nin kritik siber altyapılarını hedef aldığı uyarısında bulundu. ABD’nin yazılım devi Microsoft yaptığı uyarıda Çinli “Volt Typhoon” kod adlı siber aktörün ABD’deki kritik altyapı kuruluşlarına yönelik “post-kompromat kimlik bilgisi erişimi” ve “ağ sistem keşfi odaklı, gizli ve hedefe yönelik kötü niyetli faaliyetleri ortaya çıkardıklarını” bildirdi.
AA’nın aktardığına göre, şirket uyarısında ayrıca “Microsoft, orta düzeyde güvenle, Volt Typhoon eyleminin gelecekteki krizler sırasında Amerika Birleşik Devletleri ile Asya bölgesi arasındaki kritik iletişim altyapısını bozabilecek yeteneklerin geliştirilmesini amaçladığını değerlendirmektedir” ifadelerine yer verdi.
Microsoft, söz konusu aktörün 2021’in ortalarından beri aktif olduğu bilgisini verirken, olası bir izinsiz erişimden etkilenen müşterilerine erişim sağlanmış hesaplarını kapatıp şifrelerini değiştirme tavsiyesinde bulundu.
‘ABD İstihbararının Haberi Var’
Öte yandan Amerikan New York Times gazetesinin isimsiz kaynaklara dayandırdığı haberinde, ABD istihbaratının şubat ayında Çin balonunun ABD hava sahasına girdiği sıralarda söz konusu siber aktörün de ABD ağlarına erişim sağladığından haberdar olduğu iddia edildi. Haberde, Volt Typhoon’un şubattaki faaliyetinin ABD’nin Guam adasıyla arasında iletişim altyapısına odaklı olduğu ileri sürüldü.
Guam adası ABD’nin Çin’i çevreleme stratejisinin en kritik noktası ve bölgedeki en büyük Amerikan askeri üssüne ev sahipliği yapıyor.
ABD’den Siber Güvenlik Uyarısı
Microsoft’un uyarısının ardından ABD dört ülkenin siber güvenlik otoriteleri ile söz konusu Çin devleti destekli siber aktörüyle ilişkilendirilen bir eylem kümesine dikkat çekmek üzere ortak bir Siber Güvenlik Uyarısı yayınladı.
Ortak uyarıya ABD’den Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenlik Ajansı (CISA), Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ve NSA’in yanı sıra Avustralya Sinyal Dairesi Avustralya Siber Güvenlik Merkezi (ACSC), Kanada İletişim Güvenliği Kurumu Siber Güvenlik Merkezi (CCCS), Yeni Zelanda Ulusal Siber Güvenlik Merkezi (NCSC-NZ) ve İngiltere Ulusal Siber Güvenlik Merkezi (NCSC-UK) de katıldı.
Yayınlanan uyarıda, ilgili kurumlar Microsoft’un tespit ettiği aktörün aynı teknikleri diğer ülkelere ve diğer sektörlere uygulayabileceğine inanıldığı bildirildi.
Volt Typhoon’un temel taktiklerinden birinin yerleşik ağ yönetimi araçlarını kullanarak gizlenmek olduğunu belirten kurumlar, “Bu aktörün kullandığı yerleşik araçlardan bazıları wmic, ntdsutil, netsh ve PowerShell’dir” bilgisine yer verdi.
2016 yılında Rıza Sarraf’ın Miami’de tutuklanmasıyla New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nde açılan davayla başlamıştı.
Yedi yıldır hem Türkiye hem de ABD’de yakından izlenen dava dosyasına geçtiğimiz ay iki, bu hafta da yeni iki gizli dosyanın eklenmesiyle gizlilik kararı bulunan dosya sayısı 55’e yükseldi.
Voa Türkçe’den Can Kamiloğlu’nun haberine göre, Rıza Sarraf davasında gizli dosya sayısı bu hafta 55’e yükseldi. Gizlilik kararı bulunan dosyalarda bir belge, delil ya da binlerce belge ve delil olabiliyor. Gizlilik kararı bulunan dava dosyalarında Rıza Sarraf’ın yeni itirafları ve Halkbank davasıyla ilgili bazı gelişmelerin yanı sıra yeni iddianamelerin de yer alabileceği belirtiliyor.
Halkbank davasında mahkemenin kararı bekleniyor
Rıza Sarraf davasında sanık olarak yargılanan Halkbank’ın, ABD Anayasa Mahkemesi’ndeki temyiz başvurusuyla ilgili aldığı kararda ABD Anayasa Mahkemesi, Halkbank’ın Yabancı Devlet Dokunulmazlığı Yasası (FSIA) kapsamında yargılamadan muaf olduğu iddiasını reddetmiş, dava dosyasını yeniden değerlendirerek karara bağlaması için, New York’taki İkinci Bölge Temyiz Mahkemesi’ne geri göndermişti.
Dava dosyası bir ay önce yeniden kendi yargı alanına gönderilirken, New York’taki İkinci Bölge Temyiz Mahkemesi’nde şimdiye kadar kararla ilgili yeni bir gelişme yaşanmadı.
Hukukçular ağırlıklı olarak daha önce iki kez Halkbank’ın Yabancı Devlet Dokunulmazlığı Yasası (FSIA) kapsamına girdiğini iddiasını reddeden New York’taki İkinci Bölge Temyiz Mahkemesi’nden benzeri bir kararın çıkabileceği görüşünde.