Etiket: 12 eylül

  • Çorum Katliamı’nın üzerinden 47 yıl geçti failler hala bulunamadı…

    Çorum Katliamı’nın üzerinden 47 yıl geçti failler hala bulunamadı…

    12 Eylül’e giden süreçte kitle katliamlarının son halkalarından birini oluşturan Çorum Katliamı’nın üzerinden 47 yıl geçti. “Failleri belli katliam”da bugüne dek devlet arşivleri açılmadı, gerçek failler ortaya çıkarılmadı ve sorumlular yargı önüne hesap dahi vermedi.

    ÇORUM KATLİAMI 28 Mayıs 1980'de başlayan ve alevilere yönelik yapılan #ÇorumKatliamı 4 Temmuz'da doruğa çıktı ve resmi rakamlara göre 57 insanımız katledildi. Akrabalarımın, arkadaşlarımın aralarında bulunduğu yüzlerce kişi yaralandı. Bu katliam

    12 Eylül faşist askeri darbesinin değil bugünkü siyasal İslamcı rejimin de taşlarının döşendiği Çorum Katliamı 28 Mayıs 1980’de başladı. 4 Temmuz’a kadar süren Alevilere yönelik katliamda 57 kişi öldürüldü.

    Çocukların, kadınların da aralarında olduğu yüzlerce kişi de yaralandı. Bu katliam sonrasında çok sayıda Alevi yurttaş kentten göç etmek zorunda kaldı.

    Faşistlerin gerçekleştirdiği katliamın dönemin Sıkıyönetim Mahkemesi’nde görülen davalarında adalet yerini bulmadı. “Failleri belli katliam”da bugüne dek devlet arşivleri açılmadı, gerçek failler ortaya çıkarılmadı ve yargı önüne hesap vermedi. Aradan 47 yılda katliamın yarası kabuk bağlamazken failler, katiller, emri verenler korundu, kollandı.

    Çorum katliamı 27 Mayıs-10 Temmuz 1980 57 canın vahşiçe katledildiği, 250 'nin üzerinde vatandaşın yararlandığı tarihe kara bir leke olarak geçtiği gündür.. “insanlık bir nimettir; herkese nasip olmaz.! Hz. Ali Bu ülkede

    KANLI TARİHTEN BİR NOT

    Çorum 12 Eylül öncesindeki diğer kitle katliamlarının son halkalarından bir tanesiydi. 70’ler boyunca yükselen sol, devrimci hareketi engellemek isteyen egemen güçler 12 Eylül askeri darbesinin koşullarını oluşturmak için gözünü karartmadan katliamlar gerçekleştirdiler.

    Emperyalizmin emrindeki sivil faşist grupların  mezhepçi kışkırtmalarla hedef aldıkları Çorum’da yaşananlar egemenlerin ve ana akım tarih yazımının iddia ettiği gibi aniden ortaya çıkmış bir “Alevi-Sünni gerilimi” değildi. Mezhepçi kışkırtmalarla Alevilerin hedef alındığı bir kitle katliamıydı.

    KATLİAMA GİDEN YOL

    Katliamın gerçekleştiği 1980 Türkiyesi, 70’li yıllar boyunca süren işçi sınıfı hareketinin, gençliğin ve köylünün sosyalist fikirlere kitlesel olarak yöneldiği, kapitalizmin krizine karşı sokakların, fabrikaların ve kampüslerin birer birer direniş komiteleriyle öz yönetime dönüştüğü bir dönemdi. Yükselen solun karşısında neo-liberalizmin Türkiye için başka planları vardı.

    İthal ikame modeli üretime karşılık ülke tamamen açık bir pazara dönüştürülmek bugün yaşanılan özelleştirilmelerin tohumları atılmak isteniyordu. Sovyetler Birliği’ne karşı ABD ‘‘yeşil kuşak’’ projesini hayata geçirmek istiyordu.

    80 darbesine doğru yol alınırken ülkede Amerika’nın, CIA ve kont-gerilla örgütlerinin istediği ortam faşistlerin, ülkücülerin, dinci gericilerin eliyle yaratılmıştı. Bu ortamı yaratmak için uzun süre faşist terör cinayet ve katliamlarla uygulanmış iş savaş politikaları toplumu istenen psikolojik koşullara sürüklemişti.

    Çorum Katliamı | 29 Mayıs 1980 | 32.Gün Arşivi

    ÇORUM’U BIRAK FATSA’YA BAK

    Buna rağmen toplumun geniş kesimleri kapitalizmin sömürü çarklarına, faşist baskılara karşı sola yöneliyordu. Büyük bir uyanış yaşanıyordu. Bu dönemin en somut ve egemenleri en çok korkutan direnişi ise Fatsa’da yaşanıyordu. Fikri Sönmez’in belediye başkanlığı önderliğinde halkın doğrudan yönetime katıldığı, kararların “Halk Komiteleri” aracılığıyla alındığı otonom ve devrimci bir yerel yönetim modeli inşa edilmişti.

    Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel’in süreç esnasında sarf ettiği o meşhur “Çorum’u bırakın, Fatsa’ya bakın” sözleri, devletin önceliğini net bir şekilde ortaya koyuyordu. Egemenler için sorun, Çorum’da insanların vahşice katledilmesi değil. Fatsa’da somutlaşan ve Çorum’un varoşlarında filizlenen o devrimci, sınıfsal bilincin ve halk komitelerinin imha edilmesiydi. Çorum tertibi, tam da bu sınıfsal uyanışı mezhepsel bir çatışmayla hapsetmek için teriplenmişti. Kitleselleşen sol devrimci damarın önünü kesmek, toplumsal dayanışmayı mezhepsel fay hatları üzerinden bölmek ve askeri diktatörlüğün geliş yollarını olgunlaştırmak için seçilmiş bir laboratuvardı.

    DEM Parti Eş Genel Başkanlarından Çorum Katliamı açıklaması « İlke TV

    ROBERT PECK ÇORUM’DA

    Çorum’da tezgahlanacak oyunun uluslararası ve lojistik ayağı aylar öncesinden hazırlanmıştı. ABD’nin Türkiye Büyükelçiliği İkinci Katibi Robert Alexander Peck, katliamın hemen öncesinde Çorum’a giderek görüşmeler gerçekleştirmişti. Peck, kentte MHP’li il yöneticileri, dönemin valisi ve CHP’li Belediye Başkanı Turhan Kılıçoğlu ile bir dizi kapalı toplantı yaptıktan sonra Amasya ve Tokat hattında da benzer turlara devam etmişti.

    Kentteki ilerici memurlar, öğretmenler ve emniyet mensupları süratle sürgüne gönderilirken Emniyet Genel Müdürlüğü, Milli Eğitim Bakanlığı kadroları ve en önemlisi Çorum Valiliği’nden isimler değiştirilmişti.

    MİLÖNÜ BARİKATLARI

    Katliamı başlatan bahane 27 Mayıs 1980’de öldürülen MHP Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak’ın Ankara’da öldürülmesi oldu. Aynı gece Eskişehir’deki cenaze töreninden kente gelen bir grup şehir merkezindeki CHP’li ve solcu olduğu bilinen insanların işyerlerine, kitabevlerine ve Çorum Haber Gazetesi’ne saldırır. Gezi Caddesi’nden Milönü’ne yönelen saldırganlar barikatla karşılaşır. Barikatı devrimciler halka birlikte yapmıştı. Saldırlar gece boyunca Çorum’un diğer mahallerinde devam eder. 3 Haziran’da barikatlar kaldırılır.

    Temmuz başlarında İslami ve faşist gruplardan provokasyon yaratacak el ilanları dağıtılmaya başlandı. Köylerden Çorum’a gündelik ihtiyaçları için gelen sivillere saldırılar düzenlendi. Faşist grupların devrimciler tarafından sokulmadıkları mahallere gece baskınları düzenliyordu. O günlerde kayıpların çoğunluğu tuzağa düşürülen Alevi kökenli yurttaşlardan oluşuyordu.

    Açılan ateşte biri tıp öğrencisi olan Süleyman.

    Atlas ve diğeri hamile bir kadın olan Hatem Dursun olmak üzere beş sivil vatandaş hayatını kaybetmişti. 4 Temmuz Cuma günü cami hoparlörlerinden ve

    araçlarla yapılan anonslarla Alaaddin Camii’nin bombalandığı haber verildi. Çorum halkı bu provokasyona aldırış etmemişti.

    DEVRİMCİ BARİKATLAR

    Ancak egemenlerin, faşistlerin hesaplayamadığı bir şey vardı, halkın devrimcilerin rehberliğindeki direnişi. Çorum üzerinde bir operasyon başlayacağını anlayan devrimciler iki yıl önce Maraş’da gerçekleşen katliamdan ders çıkarmıştı. Çorum’un Milönü, Nadık, Üçevler ve Divane mahalleleri olmak üzere Alevi ve solcu nüfusun yoğun olduğu semtlerde hummalı bir savunma hazırlığına girişildi.

    Faşistler, barikatları aşamasa da tuttukları sokaklarda buldukları Alevi yurttaşları kaçırarak işkence yapıyor ve öldürüyordu. Apartman çatılarında mevzilenen uzun namlulu silahlarla ev ve iş yerlerine ateş açıyorlardı. Tüm bunlar olurken, polis ise faşistlerle birlikte halka saldırıyor, Alevi yurttaşların evlerini kurşunluyordu.

    Devrimci Yol ve diğer sol grupların öncülüğünde mahallelerde Direniş Komiteleri kuruldu. Bu komiteler birer savunma gücü olmanın yanı sıra mahallenin ekmek ihtiyacını organize eden, su ihtiyacı için dayanışmayı ören, revirler kurarak yaralıları tedavi eden otonom halk meclisleri gibi çalışıyordu. Milönü Mahallesi’ne çıkan tüm sokaklara barikatlar kuruldu. Faşist çetelerin mahalleye girerek kitlesel bir kırıma girişmesi, bu barikatlardaki kararlı direniş sayesinde püskürtüldü.

  • İbrahim Ö. Kaboğlu: İki 12 Eylül/iki kılıç

    İbrahim Ö. Kaboğlu: İki 12 Eylül/iki kılıç

    İki 12 Eylül: 12 Eylül 1980 ve 12 Eylül 2010.

    İki kılıç:  namaz kılıcı ve asker kılıcı.

    Üç Anayasal hal: demokratik, otoriter ve keyfi

    İKİ 12 EYLÜL

    Tarihimizin en acımasız ve kalıcı etkileri olan 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrası hazırlanan 1982 Anayasası, Aralık 1983’te yürürlüğe girdi.

    Güvenlikçi ve otoriter Anayasa, darbe üzerinden 7, yürürlüğe girişi üzerinden 4 yıl geçtikten sonra değiştirilmeye başlandı. ‘Sınırlı iktidar ve güvenceli özgürlük’ ereğinde değişiklikler 2004’e dek sürdü: hukuk devletinin onarımı.

    12 Eylül 2010’da halka sunulan Anayasa değişikliği için, iktidar partisi AKP,   ‘Fetö kumpası idi’ dedi.  Ortağına ilişkin bu iddia, hukuken geçerli değil; çünkü Anayasal görev, yetki ve sorumluluk, TBMM’de çoğunluğu bulunan Parti ve Hükümetine ait. Buna karşın eğer iddia doğru ise, siyasal iktidar görevini yapmadı: fiili koalisyon ve keyfi yönetim.

    Darbe ile hesaplaşma adına halkoyu tarihini 12 Eylül olarak belirleyenler, 7 yıl sonra “Anayasal ve siyasal mirası ret” (2017) için, eski ortağın başarısız darbe girişimini itici güç olarak kullandı.

    Yıkımın 7. Yılında bugün, 2017 aktör ve antrenörü, kişisel iktidarı kalıcı kılmaya yönelik anayasal ve tarihi dezenformasyonda sınır tanımıyor.

    İKİ KILIÇ

    Anayasal amacı  “milletçe dayanışma ve bütünleşme” olduğu halde Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB), camilerde ibadet sırasında kılıçla temsil ediliyor.

    Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu teğmenler, mezuniyet töreninde kılıç çatarak and içiyor.

    ÜÇ ANAYASAL HAL

    Demokratik/otoriter/ fiili-keyfi sıfatları, üç hali ifade ediyor.

    -Genel esaslar, 1982 Anayasası’nın ilke olarak demokratik hükümleri.

    -“Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Yürütme yetkisi Cumhurbaşkanına aittir.” hükmü (md.104/2017) çerçevesinde yapılan düzenlemeler, çoğunlukla otoriter nitelikte.

    -CB’nin Parti başkanı olması ve bu sıfatı da kullanarak söylem, eylem ve işlemleri, çoğunlukla ‘fiili ve keyfi’. Teğmenler için “mutlaka temizlenecek” ifadesi, güncel tipik örnek.

    DİB/ İHL /TSK

    TSK mensupları için yaptırım ve İmam Hatip Lisesi (İHL) mezunları için ödül söylemi eşzamanlı. “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganı eşliğinde and içen teğmenlerin  “süratle temizlenmesi için adımlarımızı atıyoruz” diyen Cumhurbaşkanı, İHL için hedef de gösterdi:  “Bir tek rütbem var, o da imam hatipli olmak” ve “Bayrağı sizler teslim alacaksınız”.

    Mezuniyet töreninden 8 gün sonra 7 Eylül’de teğmenlere yaptırım beyanı iki nedene bağlanıyor: kılıç ve and.

    Kılıçları çatma, askeri bir eylem.

    Sözler ise, “demokratik Anayasa” yelpazesi içinde ve değiştirilemez hükümler (md.2 ve 3) bağlamında ifade özgürlüğünün toplu kullanımı.

    Suçsuzluk karinesi ihlali ve yaptırım söylemi ise,  bir suç kurgusu olarak keyfilik yelpazesi.

    Bu kurgu, imam hatiplik rütbesi ve  “bayrak teslim” söylemi ile yeni bir paralel yapılanma mecrası için meşruluk kaynağı…

    DİB ve MEB üzerinden eğitimde pararlel yapılanmalar, İHL üzerinden TSK paralel yapılanma halkası ile genişletiliyor.  Bütün bunların anlamı ne?

    İbrahim Ö. Kaboğlu’nun yazısının devamı

  • KEMAL KILIÇDAROĞLU: “İKTİDARINI 12 EYLÜL’E BORÇLU OLANLAR, DARBELERLE HESAPLAŞAMAZ

    KEMAL KILIÇDAROĞLU: “İKTİDARINI 12 EYLÜL’E BORÇLU OLANLAR, DARBELERLE HESAPLAŞAMAZ

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “İktidarını 12 Eylül’e borçlu olanlar, darbelerle hesaplaşamaz. Unutulmamalıdır ki, 12 Eylül zihniyeti de 15 Temmuz zihniyeti de 20 Temmuz zihniyeti de meşruiyeti olmayan sivil darbeci rejimler de elbet hesap vermeye mecburdur. Biz egemenliği halka veren bir siyasi geleneğin neferleri olarak; demokrasi ve hukuk mücadelesinden asla vazgeçmeden, bu karanlıkları elbet aydınlığa kavuşturacağız. Demokratik bir Türkiye’yi milletimizle birlikte kurana dek, bir milim dahi geri adım atmayacağız” dedi.

    CHP Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, resmi Twitter hesabından, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin 43. yıldönümü dolayısıyla paylaşımda bulundu. CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun paylaşımı şöyle:

    “İktidarını 12 Eylül’e borçlu olanlar, darbelerle hesaplaşamaz. Unutulmamalıdır ki, 12 Eylül zihniyeti de 15 Temmuz zihniyeti de 20 Temmuz zihniyeti de meşruiyeti olmayan sivil darbeci rejimler de elbet hesap vermeye mecburdur. Biz egemenliği halka veren bir siyasi geleneğin neferleri olarak; demokrasi ve hukuk mücadelesinden asla vazgeçmeden, bu karanlıkları elbet aydınlığa kavuşturacağız. Demokratik bir Türkiye’yi milletimizle birlikte kurana dek, bir milim dahi geri adım atmayacağız.”