ABD’nin İran’a yönelik olası kara harekâtı ve Hürmüz Boğazı’nın kapanması, dünya ekonomisini derin bir belirsizliğe sürükledi. Petrol fiyatlarındaki kontrolsüz yükseliş ve güvenli liman arayışları, yatırımcıları altın ve dolar arasında kritik bir karara zorlarken küresel borsalarda büyük bir satış dalgası kapıda mı bekliyor? İşte harekâtın ardından ilk etapta piyasalarda beklenen hareketler ve Türk ekonomisindeki gelişmeler…
Ortadoğu’da 28 Şubat tarihinde patlak veren çatışmalar, kısa sürede bölgesel bir krizden küresel bir arz şokuna dönüştü. Başta lojistik ve stratejik öneme sahip bölgelerin hedef alınmasıyla başlayan süreçte, karşılıklı saldırılar neticesinde hem askeri hem de sivil kayıpların endişe verici boyutlara ulaştığı gözlemlendi. Özellikle dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın kapatılması, küresel enerji piyasalarında “siyah kuğu” etkisi yarattı.
EMTİA RALLİSİ VE LİKİDİTE SIKIŞIKLIĞI
Bu süreçte petrol fiyatları, arz güvenliğine yönelik endişelerin zirve yapmasıyla öngörülemeyen bir hızla yükseldi; Brent petrol varil başına kritik eşikleri aşarak küresel imalat sektörünü maliyet baskısı altında adeta durma noktasına getirdi. Piyasalar, 28 Şubat öncesindeki göreceli sakinliğini kaybederek, jeopolitik risklerin her saniye fiyatlandığı bir belirsizlik dönemine girdi.
Değerli metaller cephesinde ise karmaşık bir seyir izlendi. Çatışmaların ilk evresinde ons altın, “güvenli liman” talebiyle tarihi zirvelerini test etti; ancak bu süreçte ABD Doları’nın küresel çapta birincil likidite aracı olarak öne çıkması ve Dolar Endeksi’nin 105 bandının üzerine tırmanması, altın fiyatları üzerinde baskı yarattı. Yatırımcıların nakit ihtiyacını karşılamak adına altın pozisyonlarında kar realizasyonuna gitmesi ve artan tahvil faizleri, ons altının savaşın başladığı ilk günlerdeki zirve seviyelerinin altına sarkmasına neden oldu.
Benzer şekilde gümüş fiyatları da endüstriyel talep kaygılarıyla yüksek volatilite sergiledi. Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalarda ise risk iştahının bıçak gibi kesilmesiyle birlikte hızlı sermaye çıkışları yaşandı. Borsa İstanbul, özellikle enerji ve savunma sanayii dışındaki sektörlerde, artan maliyetler ve azalan yabancı ilgisi nedeniyle sert düzeltmelerle karşı karşıya kaldı.
KARA HAREKÂTI BEKLENTİLERİ
Uluslararası haber ajansı Reuters ve istihbarat kaynaklarından gelen son bilgiler, Washington yönetiminin bölgedeki askeri varlığını tahkim ettiğine işaret etti. Halihazırda bölgeye sevk edilen 2.500 civarındaki ABD askerine ek olarak, önümüzdeki günlerde 10 bin askerin daha stratejik noktalara konuşlandırılmasının beklendiği ifade edildi. ABD’nin İran’a yönelik olası bir kara harekâtı ihtimalinin masada olması, piyasalardaki “belirsizlik” katsayısını en üst seviyeye çıkardı. Askeri lojistik hareketliliğin artması, diplomatik çözüm yollarının daraldığı şeklinde yorumlandı ve bu durum yatırımcıların risk iştahını baskıladı.
BORSA, DÖVİZ VE ALTINDA BEKLENEN HAREKETLER
Olası bir kara harekâtının resmileşmesi durumunda finansal araçlarda şu eğilimlerin görülmesi muhtemel görüldü ve piyasa uzmanlarınca not edildi.
Dünya Borsaları: New York, Londra ve Frankfurt gibi ana borsalarda, savunma sanayisi dışındaki sektörlerde genel bir satış dalgası beklentisi öne çıkıyor. Yatırımcıların hisse senetlerinden nakit veya tahvil piyasasına geçiş yapması, endekslerde sert düşüşlere yol açabilir.
Dolar ve Euro: Küresel belirsizlik anlarında “güvenli liman” olarak görülen ABD Doları’nın, diğer majör para birimleri ve özellikle Euro karşısında değer kazanabileceği değerlendiriliyor. Enerji krizinden daha doğrudan etkilenen Avrupa ekonomisi nedeniyle Euro üzerindeki baskının artıp paritede aşağı yönlü hareketlerin tetiklenmesi bekleniyor.
Altın ve Gümüş: Jeopolitik risklerin en sadık dostu olan ons altın ve gümüşün, arz güvenliği endişeleriyle birlikte ralli sürecini devam ettirmesi öngörülüyor. Ancak kara harekâtının resmen başlamasıyla birlikte, yatırımcıların diğer piyasalardaki zararlarını karşılamak için altına satış getirmesi (likidite ihtiyacı) durumunda, savaşın ilk günlerindekine benzer kısa süreli bir geri çekilme yaşanma ihtimali de dışlanmıyor. Bu olası düşüşün “geçici ve sınırlı” kalabileceği, harekâtın belirsizliği sürdükçe ana eğilimin yukarı yönlü kalmasının ve yeni psikolojik direnç seviyelerinin zorlanmasının daha yüksek bir olasılık olduğu değerlendiriliyor.