Özgür Özel, Kimsenin karnı aç, sobası odunsuz, evi soğuk, evladı mutsuz olmayacak

Gündem - 24 Ocak 2026 18:28

CHP’nin, cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun serbest bırakılması ve erken seçim talepli “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin 84’üncüsü Yalova’da gerçekleştirildi.

ÖZEL: DİRENMEYE, MÜCADELEYE GELDİK

CHP Genel Başkanı Özgür Özel‘in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Bu güzel şehir bir ay önce kara bir güne uyandı. Terör örgütü IŞİD mensuplarına yönelik bir operasyon yapılırken maalesef üç polisimiz şehit oldu. Ailelerine ve Yalova’ya bir kez daha başsağlığı diliyoruz. Bu memleketin her evladı değerlidir. Türk polisi bu sefer de bizim güvenliğimiz için, belki yılbaşı gecesi Yalova’yı, İstanbul’u kana bulayacak canilere karşı göğsünü siper etti. Elbette soruşturmayı tüm boyutlarıyla yakından takip ediyoruz.

Sandığa sahip çıkmaya, seçtiklerimize, irademize sahip çıkmaya geldik. 19 Mart darbesinden sonra 310. günde bugünün iktidarının, yarının iktidarına darbe girişimine karşı Yalova’ya 84. eylemimizde, direnmeye, mücadeleye geldik.”

“BURADAN TAYYİP BEY’E SÖYLÜYORUM”

Yalova, Bayrampaşa ve Gaziosmanpaşa’da yapılan ‘seçim kumpaslarını’ anımsatan Özel, “Buradan Tayyip Bey’e söylüyorum. Bayrampaşa’da da, Gaziosmanpaşa’da da, Yalova’da da milletin dediği olacak!” ifadelerini kullandı.

“BU SESİ DUYMAYAN MURAT KURUM VAR”

Yalova’da yapılan belediye hizmetlerini anlatan Özel, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’u eleştirdi:

“Deprem bölgesi Yalova’da kentsel dönüşümün hızlanması için kolaylaştırıcı uygulamalar devreye alındı. Master plan oluşturuldu, rezerv alan planları belirlendi, buna göre imar planı yapıldı. Ve kentsel dönüşüm için belediyemiz döndü bu talebini iletti, kabul etmediler. Kentsel dönüşüm için devasa bir imza kampanyası yapıldı, 25 bin haneden imza alındı yollanıldı; hâlen daha buradan ses çıkarmıyorlar. Karşı tarafta bu sesi duymayan Murat Kurum var, biliyorsunuz.”

Miting alanındaki yurttaşların yuhalaması üzerine Özel, “Murat Bey maşallah Yalova’da itibar çok yüksek! Duyar duymaz… Murat Kurum da diyecek ki; ‘Genel Başkan her cumartesi bir yere gidiyor, gittiği yerde beni yuhalatıyor.’ Vallahi Murat Bey, ben Hatay’da Murat Kurum’un M’si ağzımdan çıktı millet başladı, burada da daha bir şey demedim ‘kentsel dönüşüm Murat Kurum’ dedim bak ne diyorlar” diye konuştu.

“YENİ BİR FELAKETİN SEBEBİ OLMAYIN”

Özel, konuşmasına şöyle devam etti:

“Ben siyasette kimseyi yuhalatmam, gayret ederim olmasın diye; ama daha laf ağzımızdan çıkıyorken bir tepki varsa, bu kent 99’da depremi biliyor. Kentsel dönüşümün önemini biliyor. Hemen şurada Sındırgı’da, Manisa-Balıkesir sınırında 5 büyüklüğünde bir uyarı daha geldi iki gün önce. Bu millet depreme karşı kentsel dönüşüm istiyor. Belediye başkanları üstüne düşeni yapmış, millet imza atmış kentsel dönüşüm istiyor. Murat Kurum, sana bu tepkinin sebebi bu işi siyasete bulaştırmandır. Buradan Murat Kurum’a çağrımdır: Yalova’nın kentsel dönüşümünün önünü açın, yeni bir felaketin sebebi olmayın!”

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugün Aydın’da katıldığı töreni eleştiren Özel, “Buradan Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum: Bugün gitmiş Aydın’a. Aydın’ı biliyor musunuz? Aydın, Aydın… O topuklayan efe var ya topuklayan efe… Topuklayan efe’nin yanına gitmiş. Tabii buradan bir gösterelim televizyonlar görsün. Tayyip Bey Aydın’da soğuk havada sıcak bir salonda; salonu doldurmuş, oradan atıyor tutuyor. Buradan sesleniyorum, salon adamı Tayyip Bey Yalova Meydanı’nı görüyor musun?” sözlerini kaydetti.

ÖZEL, AKP VE MHP SEÇMENLERİNE SESLENDİ

Cumhur İttifakı bileşenleri olan AKP ve MHP seçmenlerine seslenen Özel, şöyle konuştu:

“AK Parti’nin, MHP’nin seçmenlerine söyleyeyim. Salı günü İstanbul’da, Silivri’de Aziz İhsan Aktaş davası başlayacak. Bu kişi 700 yılla yargılanıyor. Kendisi tutuksuz ama çalıştığı belediyelerin işlerini söylemiş; onlar tutuklu. Dört yılla yargılanan Zeydan Karalar tutuklu. Yine dört yılla, altı yılla yargılanan Adana’nın belediye başkanları Kadir tutuklu, Oya tutuklu, bütün arkadaşlarımız tutuklu ama örgütün başı tutuksuz. ‘Örgütü kuran benim’ diyor ama ‘itirafçı oldum’ diyor; onu salıyorlar, milleti topluyorlar.

Bu itirafların içinde, bu itirafların içinde en çok adı geçen, en çok onların içinde eylemi olan, en çok ihalesi olan Zeydan Başkan da yok, bizim Oya Başkan da yok, Kadir de yok. Dörder seneyle yargılanıyorlar. Ama birinde var, en çok işlemi olan da var. Örneğin bir yere anket yaptırmış, anketin faturası var, parasını Aziz İhsan Aktaş ödemiş. Kim bu? Aydın Büyükşehir Belediyesi. Şimdi, bugün oturduğu, hatta sosyal belediyecilik yapıyor diye övdüğü, Aydın’ın “topuklayan efesi”, Aziz İhsan Aktaş’ın ifadesini görünce, Aziz İhsan Aktaş’ın onun adına ödediği fatura önüne konunca; eyvah dedi! Ya AK Parti’ye katılacaksın ya Silivri’ye atılacaksın; koşa koşa AK Parti’ye gitti. İşte buradan açıkça ilan ediyorum: Verilmeyecek hesabımız yok. Verilmeyecek hesabı olanlar, topuklaya topuklaya AK Parti’ye kaçanlardır.”

“TAYYİP BEY’İN İŞİNE GELMİYOR”

Su sorunu ile ilgili de konuşan Özel, “Bu su meselesiyle ilgili bir gerçeği, Yalova’nın konunun farkında olan, meseleyi objektif değerlendiren çok değerli Yalovalıların huzurundan bütün Türkiye’ye ilan ediyorum: Arkadaşlar çalıştılar, bütçelere baktılar. Yani aslında baraj yapmak, suyu biriktirmek, şehirlere getirmek merkezi yönetimin, dağıtmak belediyelerin işi. Tayyip Bey’in işine gelmiyor, efendim bu da sizin işinizmiş gibi söylüyor ama bir yandan da baraj yatırımı, temiz su yatırımı için sorumluluğu ortada” dedi.

“SİZ EMEKLİNİN KANINI EMEN VAMPİRLERSİNİZ”

Özel, en düşük emekli maaşını şu sözlerle eleştirdi:

“Bu meydanda yüzde 75-80 emekli var. Bu emeklilere bundan sonrası için ayda 10 bin lirayı reva gördüler, 10 bin lirayı. Biz emekli maaşlarına zaten itiraz ediyorduk. Emekli maaşı 7 bin 500 iken, ‘olmaz’diyorduk. Tayyip Erdoğan çıktı ‘En düşük emekli maaşını 10 bin lira yapıyorum’ dedi. Yani 7 bin 500 lira olan emekli maaşı 10 bin olacak. Bin lira da verip (seyyanen artış kastediliyor) 10 bin yapacağız deyince, CHP Meclis Grubu, bütün milletvekillerimiz Meclis’te eyleme geçtiler. O 15 gün boyunca, izlediniz mi, 15 gün boyunca Meclis’i terk etmediler.

CHP’li milletvekilleri haklarını teslim edelim, bütün muhalefet milletvekilleri büyük bir direnç gösterdiler, büyük bir mücadele ettiler. Arkadaşlarımız her yolu denedi. En son oylamadan önce ‘Durun, bir kere daha düşünün, tekriri müzakere yapalım. 10 bine değil, hiç değilse asgari ücrete el kaldıralım, bir daha düşünün’ dediler; dinlemediler. Arkadaşlarımız Meclis’in kürsüsüne tabut getirdiler, tabut. O tabutu görmeye AK Parti tahammül edemedi. Emekliyi tabuta sokmaya utanmıyor, tabutu Meclis’e sokmaya utanıyor!

Sonra tuttular, tuttular bu tabuta saldırdılar. Arkadaşlar emeklinin mezar taşını yazmış, üstüne sefalet ücretlerini yazmış, ona saldırdılar. Bugün de çıkmış Tayyip Bey diyor ki; ‘CHP emekliyi bize kışkırtmaya çalışıyor’ diyor. Ya sen emekliyi öldürmüşsün halen daha kışkırtmaya çalışmaktan bahsediyor. Diyor ki ‘Kürsüye saldırıyor’ Kürsüye biz saldırmadık. Kürsüde emeklinin tabutu vardı, o tabuta siz saldırdınız. Buradan, Yalova’dan söylüyorum: Tabuta, mezar taşına vampirler saldırır. Siz emeklinin kanını emen vampirlersiniz.”

ERDOĞAN’A YANIT VERDİ: ’50 BİN LİRA EN DÜŞÜK MAAŞ’

Özel, Erdoğan’ın Aydın’da yaptığı konuşmaya yanıt verdi:

“Buradan Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum. Diyor ki -çok ağrına gitmiş- dedim ya; ‘Bunların verdiği maaş emekli maaşı değil, harçlık’ dedim. Diyor ki; ‘CHP kendi belediyelerinde harçlık dağıtıyor’ diyor. Ben 10 bin liraya (o dönemki en düşük emekli maaşına atıfla) harçlık dedim. Yalova Belediyesi’nde en düşük maaş kaç para? 50 bin lira en düşük maaş.

Buradan Tayyip Bey’e söylüyorum. Büyükşehirlerimizde, 21 il belediyemizde, merkez belediyelerimizde, ilçe belediyelerimizde; bırak senin 20 binini, bırak senin 17 binini, bırak 28 binini… Bizim 30 bin liranın, 35 bin liranın, 39 bin liranın bile altında maaş yok. Diyor ki; ‘Duymayana at yalanı, sayalım inananı.’ O yüzden kimse CHP’ye kara çalarak siyaset yapmaya kalkmasın.

“6 ŞUBAT’TA HATAY’DA SOKAKTA GEZMEYE VAR MISIN”

Buradan Tayyip Bey’e iki hususu daha hatırlatıyorum. Soruyorum soruyorum cevap yok, başka şeyler konuşuyorsun. Ben sana deprem bölgesine gittim. Toplayamadığın kalabalığı topladım. Yağmurda bütün gerçekleri anlattım. Eğer sen haklıysan gel birlikte deprem bölgesini gezelim dedim. Bir daha soruyorum, cevap bekliyorum. Sen bir şey söylüyorsun, Hatay’ın sokakları başka bir şey söylüyor. Benimle birlikte 6 Şubat’ta Hatay’da sokakta gezmeye var mısın yok musun?

“İSTANBUL’A İL BAŞKANI BULAMADI”

İstanbul’da Ekrem Başkan’a büyük bir haksızlık yaptın. Sonra da diyorsun ki; ‘İstanbul’un panolarını doldurmuş.’ Bakın bu arkadaş İstanbul’a il başkanı bulamadı. 16 milyon kişilik İstanbul’a, koca İstanbul teşkilatından bir kişiyi il başkanlığına layık görmedi. Bir belediye başkanını istifa ettirdi. O belediye başkanıyla birlikte geldiler, onu il başkanı işaret etti. Parayı basıyorlar, İstanbul’da eskiden belediyelere ait olup çöktükleri, kayyum atadıkları şirketlerdeki belediyelerin ilan panolarına, şirketlerin ilan panolarına ‘İstanbul iyi yönetilmiyor, senin ömründen gidiyor’ diye panolara yazılar yapıştırıyorlar. Buradan birincisi şunu söyleyeyim; Siyaset parayla yapılmaz. Siyaset panoyla yapılmaz. Siyaset yürekle yapılır, yürekle!

“SEÇİMLERİ YENİLEYELİM”

Ben İstanbul’a seçtirdiğimi de biliyorum, Türkiye’ye seçtireceğimi de biliyorum. Buradan Tayyip Bey’e bir kez daha soruyorum. İstanbul kötü yönetiliyorsa, çok istiyorsun İstanbul’u… Çık meydana! CHP, AKP bütün belediye meclis üyelerini istifa ettirip İstanbul seçimlerini yenileyelim. Benim adayım belli. İstediğin adayı çıkar. Bir tek şartım var. İstanbullular kararı versin. Eğer İstanbullular demez de, Tayyip Bey atadığı derse, senin dediğin olsun ben genel başkanlığı da bırakacağım. Ama karşımıza çık. İstanbul’a sandığı koyalım. İstanbullu bir kez daha, 5. kez bir kez daha Ekrem derse, seni yenerse, sen tutuksuz yargılamaya var mısın? Türkiye’yi erken seçime götürmeye var mısın? Hodri meydan!

“TAYYİP BEY’İ GÖRÜĞÜNÜZ YERDE SORUN”

Buradan bütün gazetecilere soruyorum, bütün televizyonculara. Tayyip Bey’i gördüğünüz ilk yerde; şimdi Aydın’daysa Aydın’da, Adnan Menderes Havalimanı’nda, haftaya Meclis’te… Nerede bulursanız bu mikrofonu uzatın böyle. Uzatın. ‘Özgür Özel meydan okuyor’ deyin. ‘İstanbul seçimlerini yenileyelim diyor’ deyin. ‘İstanbul kararını versin, ben gerekirse kendimi ortaya koyuyorum’ deyin. ‘Var mısın, yok musun?’ diye sorun bakalım. Var mıymış, yok muymuş?

“BİRBİRLERİNİN YÜZÜNE BAKAMAYACAKLAR DEMİŞTİ”

“19 Mart bir sivil darbeydi. O günden bugüne 310 gün geçti. 50 gün sonra tam bir yıl olacak, arkadaşlarımız cezaevlerinde tutuluyorlar. Ve bu arkadaşlarımız cezaevine ilk atıldıklarında, Erdoğan her zamanki üstten, kibirli bakışıyla dönüp; ‘Göreceksiniz, bir ay sonra insan içine çıkamayacaklar’ demişti. ‘Birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar’ demişti. Şimdi buradan, Yalova’dan Erdoğan’a, salon adamı Erdoğan’a, yazları serin salon, kışları sıcak salon seven, insan içine çıkamayan Erdoğan’a sesleniyorum. Kışın ortasındayım, Yalova meydanındayım. On binlerle, yüz binlerle içerdeyim, yüz yüzeyim, göz gözeyim!

Ve buradan ilan ediyorum ki; arkadaşlarımız suçsuzdur. Söylenen herkes, söyleyen herkes iftiracı, söylenen her şey iftiradan ibarettir. Buradan Erdoğan’a soruyorum: Hadi Erdoğan’a değil, Yalova’ya sorayım, Erdoğan duysun. Yaz boyunca, yaz boyunca TRT’de, A Haber’de, TGRT’de çeşit çeşit yalan attılar. Bir tanesini ispat edemediler, iddianameye yazabildiler mi?

Şimdi çıktılar, bir uçak yalanı attılar. Utanmadan koca Sabah Gazetesi, onun güya köşe yazarı, yalanlarıyla övünen -övün övün, yalanlarınla övün- çıktılar dediler ki: ‘Uçakta şu oldu, bu oldu, bu oldu.’ Ama uçağın sahibi AK Partili çıktı. Uçağı işleten AK Partili çıktı. Verdikleri isim AK Partili çıktı. Ortağı AK Parti’nin bir önceki il başkanı çıktı. İhaleyi veren İstanbul Büyükşehir değil, Bakanlık çıktı. Paranın verildiği yer İBB değil, İstanbul Valiliği çıktı. Uçakta gezen tozanlar AK Partili çıktı.

“EKOL TV YAYINLAMIŞTI HATIRLIYOR MUSUNUZ?”

Özel, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek ve geçtiğimiz günlerde yayın hayatına son veren Ekol TV hakkında şunları söyledi:

“Belediye başkanlarımızı, belediye meclis üyelerimizi 55 kişi dizip, iki yanına birer polis kollarına geçirip, yukarı bir yere kamera koyup hepsini böyle geçirip arabalara dizmişlerdi ya, hatırlıyor musunuz? Sonra o arkadaşlarımızı doktora götürmüşlerdi, hastaneden çekmişlerdi hatırlıyor musunuz? O görüntüleri ilk olarak Ekol TV yayınlamıştı hatırlıyor musunuz?

Ben de demiştim ki; ‘Bu görüntüleri çekene, çektirene, erkenden Ekol’e verene, orada haysiyet suikasti yapana günü gelince soracak hesabım var’ demiştim. Hatırlıyor musunuz? ‘Burnunuzu sürteceğim’ demiştim, hatırlıyor musunuz? Sonra ne oldu? Sonra bu savcı gitmişti Ekol TV’yi ziyaret etmişti. O Ekol TV, o Ekol TV şimdi kapandı. Kara paraya karıştı. Yurt dışına kaçtı (sahibi), dört bir tarafa saçıldı, tabelayı indirdiler ortada Ekol TV yok. Doğru mu?

Şimdi, bugün sabah… İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın (Gürlek), Ekol TV’ye her sabah koşup o görüntüleri ilk veren Akın, İstanbul’a atandığında Ekol TV’yi ziyarete giden -başka bir kanala gitmedi bir tek ona gitti- haysiyet suikastini yaptıran Akın, bu sabah başvurdu; İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Ekol TV’yi ziyaret etti haberlerine erişim engeli getirdi, erişim!

Niye? Bir tek ‘gelir gelmez ona gitmiştin, sabahları videoları ona vermiştin, haysiyet suikastini ona yaptırmıştın, adamlar kara paracı çıktı, yurt dışına kaçtı, senin ilişkin ortada, şimdi haberi kaldırın kimse izlemesin.’ Vallahi Akın Akın hep beraber izleyeceğiz. Geliyor ‘Akın Akın Televole!’ Geliyor ‘Akın Akın Televole!’

Buradan ilan ediyorum. Öyle savcı maaşıyla 16 tane gayrimenkul, İstanbul’un en pahalı yerlerinde en pahalı gayrimenkuller… 100 yıl çalışsan alamayacağın parayla ev almalar, yat bakmalar, kat oturmalar… Ben bunların peşini bırakmam. Hepsini biliyorum. RTÜK’teki polisi de biliyorum, yanındakini de biliyorum. Vallahi de bırakmam. Çok yakında geliyor. Oynatalım Uğurcum. Akın Akın Televole geliyor.”

“TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NDE HALKIN İKTİDARI KURULACAK”

Özel, sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Buradan açıkça ilan ediyoruz: CHP gelecek, Türkiye Avrupa Birliği’ne girecek, vizesiz Avrupa, yasaksız Türkiye olacak! Nasıl belediyelerimiz yapıyorsa, her mahallede devlet kreşleri ve her şehirde devletin yurtları olacak. Ne öğrencimizi ne emeklimizi sokakta bırakmayacağız. Barınma sorunu devletin sorunu olacak, yoksulun sorunu olmayacak. Kimsenin karnı aç, sobası odunsuz, evi soğuk, evladı mutsuz olmayacak. Böyle bir ülkeyi kurmak için bir tek şeye ihtiyaç var: AK Parti’nin kara düzeni gidecek, Türkiye Cumhuriyeti’nde halkın iktidarı kurulacak!”

İMAMOĞLU: ADALETSİZLİĞE, HAKSIZLIĞA GEÇİT VERMEYECEĞİZ

Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun Silivri’deki 12 metrekarelik hücresinden Yalova’ya yolladığı mektubu, CHP Yalova İl Başkanı İsmail Erdem Doğancı kamuoyu ile paylaştı:

“Atatürk’ün emaneti, güzel Yalova, merhaba. Değerli hanımefendiler, kıymetli beyefendiler, güzel yüzlü çocuklar, cesur gençler… Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Sizleri çok özledim. Her birinizi hasretle kucaklıyorum. Cumhuriyet Halk Partisi’nin halkçı ve icraatçı uygulamalarının en özel örneklerini Yalova’da hayata geçirmek için çalışan kıymetli başkanım Mehmet Gürel’e teşekkür ediyor, kolaylıklar diliyorum. Örgütümüzün güçlü iradesini temsil eden il başkanımız İsmail Erdem Doğancı’yı yürüttüğü kararlı mücadele için yürekten kutluyorum. Bu zor günleri, sizlerin onurlu mücadelesiyle aşacağız. Hep birlikte direneceğiz; adaletsizliğe, haksızlığa geçit vermeyeceğiz.”

“SORUNLARIMIZIN ORTAK SEBEBİ BU İKTİDARDIR”

“Ülkemizin sorunları çok ama hepsinin de ortak bir sebebi var. Sorunlarımızın ortak sebebi; adalet duygusunu yitirmiş, vicdanı körelmiş bu iktidardır. Ülkeyi yönetenler adaletten uzaklaşırsa, memleketin bereketi kaçar. Ne refah olur ne huzur olur. Bugün yaşamakta olduğumuz tam da budur. İcraatlarıyla, hizmetleriyle milleti mutlu edemeyen, vatandaşın oyunu gönül rızasıyla alamayan iktidarlar, koltuklarını korumak için baskıdan, zorbalıktan medet umarlar. Ülkede korku iklimi hakim olsun diye uğraşırlar. Maalesef, Türkiye’yi bu hale getirdiler. Yapılan bir araştırma, ülkemizde her 10 kişiden 8’inin yalan yanlış bir suçlamayla, haksız yere hapse girmekten endişe ettiğini gösteriyor. Çünkü vatandaş, devlet yönetimini teslim ettiği iktidara, iktidarın adaletine güvenmiyor.”

“MİLYONLARCA DAR GELİRLİ UMUDU KESTİ”

“İş bulamayan, iş bulsa kazandığı parayla geçinemeyen, borçlanmadan yaşayamayan on milyonlarca dar gelirli, iktidarın ekonomi politikalarından umudu kesti. Çünkü bu iktidarın aldığı ekonomik kararların özünde, temelinde adalet yok. Esnaf, çiftçi, tüccar, sanayici; iktidarın şekillendirdiği ekonomik, siyasi, hukuki ortama güvenemediği, önünü göremediği için zor durumda. Gençler, onları bekleyen hayatın belirsizliğinden dolayı umutsuz. Kadınlar, engelliler, dışlanmaya, ayrımcılığa uğrayan tüm kesimler, devletin gücünü yanlarında hissedemedikleri için mutsuz, çaresiz. Milletin tadını, memleketin bereketini kaçırdılar. Çünkü ülkenin kurumlarından ve kurallarından adaleti söküp aldılar. Bu büyük ve acil sorunun adı, ‘adalet krizidir’. Önce adalet krizini çözeceğiz, sonra tüm krizler tarih olacak.”

“MİLLETİN BAŞINA DAHA BÜYÜK BİR DERT OLDU”

“Türkiye’yi adalet krizine sokan; siyasi rakibinin diplomasını yargı marifetiyle gasp etmeye kalkan akıldır. Türkiye’yi adalet krizine sokan; milli iradeyi temsil eden belediye başkanlarının, hukukun ve uygulamaların aksine, tutuklu yargılanmalarına sebep olan akıldır. Türkiye’yi adalet krizine sokan; bir avuç insanın gücünü ve zenginliğini artırmak uğruna milleti, ülkenin zenginliklerinden, devletin imkanlarından mahrum bırakan akıldır. Bu kötü akıl, milletin hiçbir sorununu çözemez. Çözemiyor zaten. Geçmişte ‘çözüm’ diye yaptıkları ne varsa, sonradan hepsi milletin başına daha büyük bir dert oldu. Ekonomide öyle oldu, eğitimde öyle oldu, sağlıkta öyle oldu. Gerçek ve kalıcı çözüm için ilk şart, herkes için, her yerde adaleti sağlamaktır.”

“ÜLKEMİZ YEPYENİ BİR YÖNETİME KAVUŞACAK”

“Biz işte her şeyden önce bunu başaracağız. Bu büyük ve aziz millet, geçim derdi çekmeden, gelecek kaygısı hissetmeden, can ve mal güvenliğinden endişe etmeden yaşayacak. Bu ülkenin her bir ferdi, insanca barınma, beslenme imkanlarına, en kaliteli eğitim ve sağlık hizmetlerine kolayca ulaşacak. Vatandaş, mahkemelere ve tüm devlet kurumlarına gözü kapalı güvenecek. Yöneticiler, vatandaş karşısında haddini bilecek. Bir kişinin, bir partinin, bir kesimin değil, ortak çıkarlarımızın, ortak değerlerimizin, ortak hayallerimizin iktidarını kuracağız. Milletin iktidarında, milletin hakkı milletin olacak. Ülkeyi bu hale getirenler, vatandaştan, sokaktan, sandıktan kaçamayacaklar. Seçim sandığı, bir müjdeli haber gibi, milletin önüne bereketiyle gelecek. Ülkemiz; gayretli, adaletli, liyakatli, yepyeni bir yönetime kavuşacak. Her şey çok güzel olacak. Ekrem İmamoğlu. Silivri Zindanı.

BENZER HABERLER