CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, mutlak butlan kararı sonrası Sözcü TV’de açıklamalarda bulundu. “Yolsuzluklar siz gittikten sonra mı başladı” sorusuna yanıt veren Kılıçdaroğlu, “İtiraflar var. Belediyeden gelen parayla, Hazine’den gelen parayla yapılanlar var.
Hiçbir gazeteci çıkıp Özgür Özel’e ‘Siz bunları nasıl yapıyorsunuz, bu yanlıştır’ demiyorsunuz. Parayı veren kişiler bizzat bunları itiraf ediyor ve siz neden sormuyorsunuz.” tepkisini gösterdi. “Bu adam diyor ki ‘Ben sana şu saatte şurada rüşvet verdim’ diyor. Telefonlar uyuşuyor, her şey uyuşuyor neden takip edilmiyor? Bir parti belediyeden para isteyemez. Para alınıyorsa bu rüşvettir” diye konuştu.
Benden korkuyorlar çünkü ben arınmayı yapacağım.
Ben Özgür Özel’e, ‘Bazı belediye başkanlarını aday gösterme’ dedim.
Ben çıkıp konuşmadım parti zarar görmesin diye.
Ben Özgür Özel’i uyardım bazı belediye başkanlarına aday gösterme partinin arşivinde bununlarla ilgili raporlar, dosyalar var, aday gösterdiler bir kısmı hapiste.
Özgür Özel, Kılıçdaroğlu’nu dinleseydin bugün bu kadar CHP’li belediye başkanı tutuklu olmazdı.
Kamuoyu bazı şeyleri bilmiyor ama burada belli şeyleri açıklamak zorundayım.
Ben her dönem Erdoğan’ı eleştirdim. Özgür Bey sarayla müzakere dedi. Müzakere olmaz, mücadele diye tweet attım.
Bir parti bir belediyeden para isteyemez. Para istediğiniz anda o belediye başkanına git rüşvet al demektir bu.
Size parayı bütçeden veremeyecek, resmi olarak aktaramayacak. Peki nereden verecek?
Niye gitti, partinin sorunlarını AK Parti’nin önemli bir aktörüyle, Bülent Arınç’la 2.5 saat görüştü? Arka kapı diplomasisiymiş ! O ne?
“Meclis’te 250 bin dolar poşet içinde unutulmuş. Olmadı, bilmem ne… Haberi yazan kişi hakkında dava açıldı mı? Neden bunlar sorulmuyor”
“Ben o Meclis Başkanının da neler yaptığını gayet iyi biliyorum. Tutanak tutuldu ya. Tutanak tutuldu diyorum. Hayır efendim. Diyelim ki böyle bir şey yok, olmadı diyelim. Bu haberi yapan kişi hakkında dava açmaz mısınız? Meclis başkanını da şahit göstererek. Neden açmıyorsunuz? Hangi gerekçeyle açmıyorsunuz? Bunlar sorgulanmadan ahlaki üstünlüğü sağlayamazsınız. Ahlaklı olmak başka bir şeydir. Siyasi tutuklu olabilirsiniz, bunların tamamına saygım vardır. Ancak kişisel çıkara dönük bir kapıyı CHP açamaz, tarihinde açmamıştır.”
Ben yargının bağımsız olduğuna inanmıyorum.
Can Atalay’ın, Selahattin Demirtaş’ın, Osman Kavala’nın tutuklu olması yargı bağımsızlığından mı? Onlar siyasi dava ancak CHP davası siyasi bir dava değil. İkisinin arasında çok büyük farklar var.
Savcının iddianamesine bakmak lazım. Neler var? İtirafçılar var. Adam diyor ki “verdim” ve itirafçılar kim? İş yaptıkları adamlar. Ne kadar verdin diyor açıklıyor.
Olay çıkıyor, itiraf ediyor, banka havalesi geliyor. Seferihisar Belediyesi’ndeki olayda tüm para transferleri tespit edilmiş. Ne diyeceğiz buna? Siyasi mi diyeceğiz? Belediye başkanı siyasi bir söylemden ötürü tutuklansa kıyameti koparırız elbette.
“Ben mutlak butlanı kabul etmedim diyelim. Buraya bir kaymakamın kayyum olarak atanmasını siz kabul eder misiniz? Başka birinin partiye atanmasını kabul eder misiniz? Benden neden korkuyorsunuz?
İki şey var. Kayyum ayrı bir şey. Ben daha alt mahkemede görüşülürken dedim ki beni kayyum olarak yazarlarsa kabul etmem. Fakat ‘mutlak butlan’ çıkarsa, sadece ben değil eski parti meclisinin tamamı gelecek ve yeniden kurultay yapacağız. O zaman kabul ederim. Çünkü mahkeme diyor ki “bu kurultay şaibeli”.
Şaibe lafını ilk kim kullandı? Erdoğan söyledi ardından Bahçeli dedi. Ben de video çektim ve dedim ki “Asıl sizin kurultaylarınız şaibelidir” yanıtını verdim. Sonra da bir televizyon programında dedim ki arkadaşlar çıkın söyleyin ki “Bu kurultayda şaibe yoktur. Bu kurultay tertemizdir” desenize? Niye söylemediniz? Video çektim evimde ve bunları söyledim. Şimdi siz bana diyorsunuz ki
(Kayyumu niye kabul ettiniz? Mesela kayyum gelse CHP’lileri ihraç kararı alabilir miydi? 60 kişiyi işten kovabilir miydi?)
Kayyum bunları yapabilirdi elbette. Şişli Belediyesi’ne kayyum geldi, yaptıklarını gördünüz. Biz bir karar aldığımızda normal bir parti organı var. Parti Meclisi aynı, Yüksek Disiplin Kurulu aynı.
Bakın MYK’da alınan kararı, Yüksek Disiplin Kurulu bozdu. Hayır bu olmaz dedi ve biz itiraf edemeyiz ona. Vatandaşa kayyum denilerek lanse ediliyor ancak böyle bir şey yok. Parti eskiden neyse o, tüm organları yerinde. Kayyumluk bir durum yok.
“EY ÖZGÜR ÖZEL SEN NE GÖRÜŞTÜN, CHP’NİN NELERİNİ GÖRÜŞTÜN SEN?”
-(Gazeteci Barış Terkoğlu’nun “Erdoğan ile işbirliği yaptınız mı?” sorusu üzerine…)
Erdoğan’ı her zaman eleştirdim. Özgür Bey dedi ki Erdoğan ile müzakere edeceğiz. Neyi müzakere edeceksiniz?
Özgür Bey dedi ki Erdoğan ile müzakere edeceğiz. Neyi müzakere edeceksiniz? Erdoğan ile işbirliği, diğerleri ile işbirliği yapıldığı söyleniyor. Erdoğan ile bir kişi 2 saat ne görüşür? Çıktıktan sonra da partinin sorunlarını görüştük deniliyor. CHP Genel Başkanı, AKP’nin önemli bir aktörüyle partinin sorunlarını nasıl görüşüyor? Ey Özgür Özel sen ne görüştün, CHP’nin nelerini görüştün sen?
Ne demek arka kapı diplomasisi? Bütün bunlar unutuluyor. Memleketi bu hale kim getirdi? Ülkenin içinde bulunduğu sorunları aşmak, Türkiye’yi darbe yasalarından kurtarmak için hangi öneri geldi. Olmaz! Siyaset üretmeniz lazım.
Ben olaydan hemen sonra, yani kurultaydan hemen sonra Özgür Bey’e bazı temel noktaları açıkladım. Partinin içinde bulunduğu bazı sorunları açıkladım ve bir genel başkan olarak sizin bunları bilmeniz gerekir dedim.
Her belediye seçiminden sonra şu salonda belediye başkanlarını toplardım. Önce emekli bir Sayıştay denetçisi belediye nedir, ne değildir, harcamalar nasıl yapılır? Sayıştay denetçisi gelince nelere bakar onu anlatırdı. İçişleri Bakanlığından bir yetkili gelirdi, yeminli müşavir gelirdi ve anlatırdı. En sonunda ben çıkardım ve derdim ki “Arkadaşlar koltuğa oturdunuz diye, artık ben belediye başkanıyım kimse bana dokunmaz demeyin. Her kuruşun hesabını vereceksiniz. Harcadığınız para sizin değil halkın parasıdır. 7 maddelik bir bildiri yayınladık. Neden bunlar yapılmadı son zamanlarda?
Ben CHP’nin birinci parti kalmasından memnunum. Ancak kaç belediye başkanı istifa etti, kaç belediye başkanı AKP’ye geçti? 40’ın üzerinde.
Bakın en çok soruşturmayı geçiren kişi benim siyasette. Hala yüzlerce davam var. O davaların yüzde 99.99’u da Erdoğan ile ilgilidir. Bazıları tazminat davasıdır, bazılarında mahkumiyet de çıktı.
Kimse benim ahlakımı tanışmaz. Bir belediye başkanı halka hesap verir konumdaysa kimse o belediye başkanına bir şey yapamaz.
Milli Eğitim Bakanı ne diyor “Belediyeler kreş açamaz?” ancak gidilip CHP’li belediyeler kreşi açtı ve ne oldu? Kimse bu kreşleri kapattı mı, kapatabildi mi?
AKIN GÜRLEK SORUSU: ‘BUTLAN’ KARARINA ETKİ ETTİ Mİ?
Terkoğlu, “Akın Gürlek’i bugün tanımıyoruz elbette. Sizin ifadelerinizi okuyorum “Akın Gürlek bizim yeni Zekeriya Öz’ümüzdür. Eğer adaleti katleden adam kim diye soruyorsanız o Akın Gürlek’tir. Bana sadece bir göz kırpın, ben gerekeni yaparım dediniz Akın Gürlek hakkında. Butlan kararından birkaç dakika sonra Akın Gürlek çıktı ve kararı sahiplenen bir açıklama yaptı. Siz diyorsunuz ki Gürlek mahkeme kararlarını yönlendiriyor. Erdoğan’ın göz kırpmasıyla Akın Gürlek butlan kararına etki etmiş midir?” diye sordu…
-Benim kendisiyle hiçbir temasım yok. Bu dava ile benim hiçbir ilgim yok. Davayı açan değilim, tanığı değilim, değilim yani. Butlan kararında olay siyasidir, karar ise farklıdır. Yani bir düşünceden ötürü değil. Para hareketi var ortada. Bir siyasi parti ile alakalı bu ancak olay adli bir olay. Kararın iktidarın yargıya müdahalesi ile alınıp alınmadığını ben nereden bileceğim? Alt mahkeme bir karar verdi ve ben buna itiraz mı ettim? Benim şahsi kanaatim herhalde Erdoğan müdahale etse yerel mahkemeye daha rahat müdahale ederdi. Bir tane hakim karar veriyor sonuçta. Bütün yargıçlar da “Erdoğan’ın kararı ile hareket ediyor” dersek büyük haksızlık etmiş oluruz. Bazı yargıçların onuru vardır. Bakar eder ve kararı ona göre verir. Bu mutlak butlan kararı sıradan bir karar değil. Bütün ders kitaplarına girecek çünkü bizim tarihimizde bir ilk oldu bir siyasi partinin genel kurulunun ‘mutlak butlan’ ile yok hükmünde sayılması. Bunun devamı nasıl olur, Yargıtay nasıl karar verecek onu da bilmiyoruz. Ne yaparlar ne yapmazlar bakacağız.
“Partiyi arındırma görevini sizden kim istedi?” sorusu üzerine:
“CHP’nin tarihinde böyle şeyler yoktur. Bunu benden isteyen de CHP’nin tarihidir. Böyle belediye başkanları olmuştur, milletvekilleri olmuştur ancak CHP’nin ahlaki üstünlüğü tartışılmazdır. Benim görevim bu. Partiyi kuruluşundaki ahlaki kodlara döndürmek zorundayız. Bunu yapmadığım taktirde ben partiye ihanet etmiş olurum. Para pul işine giren insanı ben nasıl koruyacağım. Para pul işine girip de delege satın alan insanı ben nasıl koruyacağım?