19° Açık

Çorum Katliamı’nın üzerinden 47 yıl geçti failler hala bulunamadı…

Gündem - 29 Mayıs 2026 10:12 A A

12 Eylül’e giden süreçte kitle katliamlarının son halkalarından birini oluşturan Çorum Katliamı’nın üzerinden 47 yıl geçti. “Failleri belli katliam”da bugüne dek devlet arşivleri açılmadı, gerçek failler ortaya çıkarılmadı ve sorumlular yargı önüne hesap dahi vermedi.

ÇORUM KATLİAMI 28 Mayıs 1980'de başlayan ve alevilere yönelik yapılan #ÇorumKatliamı 4 Temmuz'da doruğa çıktı ve resmi rakamlara göre 57 insanımız katledildi. Akrabalarımın, arkadaşlarımın aralarında bulunduğu yüzlerce kişi yaralandı. Bu katliam

12 Eylül faşist askeri darbesinin değil bugünkü siyasal İslamcı rejimin de taşlarının döşendiği Çorum Katliamı 28 Mayıs 1980’de başladı. 4 Temmuz’a kadar süren Alevilere yönelik katliamda 57 kişi öldürüldü.

Çocukların, kadınların da aralarında olduğu yüzlerce kişi de yaralandı. Bu katliam sonrasında çok sayıda Alevi yurttaş kentten göç etmek zorunda kaldı.

Faşistlerin gerçekleştirdiği katliamın dönemin Sıkıyönetim Mahkemesi’nde görülen davalarında adalet yerini bulmadı. “Failleri belli katliam”da bugüne dek devlet arşivleri açılmadı, gerçek failler ortaya çıkarılmadı ve yargı önüne hesap vermedi. Aradan 47 yılda katliamın yarası kabuk bağlamazken failler, katiller, emri verenler korundu, kollandı.

Çorum katliamı 27 Mayıs-10 Temmuz 1980 57 canın vahşiçe katledildiği, 250 'nin üzerinde vatandaşın yararlandığı tarihe kara bir leke olarak geçtiği gündür.. “insanlık bir nimettir; herkese nasip olmaz.! Hz. Ali Bu ülkede

KANLI TARİHTEN BİR NOT

Çorum 12 Eylül öncesindeki diğer kitle katliamlarının son halkalarından bir tanesiydi. 70’ler boyunca yükselen sol, devrimci hareketi engellemek isteyen egemen güçler 12 Eylül askeri darbesinin koşullarını oluşturmak için gözünü karartmadan katliamlar gerçekleştirdiler.

Emperyalizmin emrindeki sivil faşist grupların  mezhepçi kışkırtmalarla hedef aldıkları Çorum’da yaşananlar egemenlerin ve ana akım tarih yazımının iddia ettiği gibi aniden ortaya çıkmış bir “Alevi-Sünni gerilimi” değildi. Mezhepçi kışkırtmalarla Alevilerin hedef alındığı bir kitle katliamıydı.

KATLİAMA GİDEN YOL

Katliamın gerçekleştiği 1980 Türkiyesi, 70’li yıllar boyunca süren işçi sınıfı hareketinin, gençliğin ve köylünün sosyalist fikirlere kitlesel olarak yöneldiği, kapitalizmin krizine karşı sokakların, fabrikaların ve kampüslerin birer birer direniş komiteleriyle öz yönetime dönüştüğü bir dönemdi. Yükselen solun karşısında neo-liberalizmin Türkiye için başka planları vardı.

İthal ikame modeli üretime karşılık ülke tamamen açık bir pazara dönüştürülmek bugün yaşanılan özelleştirilmelerin tohumları atılmak isteniyordu. Sovyetler Birliği’ne karşı ABD ‘‘yeşil kuşak’’ projesini hayata geçirmek istiyordu.

80 darbesine doğru yol alınırken ülkede Amerika’nın, CIA ve kont-gerilla örgütlerinin istediği ortam faşistlerin, ülkücülerin, dinci gericilerin eliyle yaratılmıştı. Bu ortamı yaratmak için uzun süre faşist terör cinayet ve katliamlarla uygulanmış iş savaş politikaları toplumu istenen psikolojik koşullara sürüklemişti.

Çorum Katliamı | 29 Mayıs 1980 | 32.Gün Arşivi

ÇORUM’U BIRAK FATSA’YA BAK

Buna rağmen toplumun geniş kesimleri kapitalizmin sömürü çarklarına, faşist baskılara karşı sola yöneliyordu. Büyük bir uyanış yaşanıyordu. Bu dönemin en somut ve egemenleri en çok korkutan direnişi ise Fatsa’da yaşanıyordu. Fikri Sönmez’in belediye başkanlığı önderliğinde halkın doğrudan yönetime katıldığı, kararların “Halk Komiteleri” aracılığıyla alındığı otonom ve devrimci bir yerel yönetim modeli inşa edilmişti.

Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel’in süreç esnasında sarf ettiği o meşhur “Çorum’u bırakın, Fatsa’ya bakın” sözleri, devletin önceliğini net bir şekilde ortaya koyuyordu. Egemenler için sorun, Çorum’da insanların vahşice katledilmesi değil. Fatsa’da somutlaşan ve Çorum’un varoşlarında filizlenen o devrimci, sınıfsal bilincin ve halk komitelerinin imha edilmesiydi. Çorum tertibi, tam da bu sınıfsal uyanışı mezhepsel bir çatışmayla hapsetmek için teriplenmişti. Kitleselleşen sol devrimci damarın önünü kesmek, toplumsal dayanışmayı mezhepsel fay hatları üzerinden bölmek ve askeri diktatörlüğün geliş yollarını olgunlaştırmak için seçilmiş bir laboratuvardı.

DEM Parti Eş Genel Başkanlarından Çorum Katliamı açıklaması « İlke TV

ROBERT PECK ÇORUM’DA

Çorum’da tezgahlanacak oyunun uluslararası ve lojistik ayağı aylar öncesinden hazırlanmıştı. ABD’nin Türkiye Büyükelçiliği İkinci Katibi Robert Alexander Peck, katliamın hemen öncesinde Çorum’a giderek görüşmeler gerçekleştirmişti. Peck, kentte MHP’li il yöneticileri, dönemin valisi ve CHP’li Belediye Başkanı Turhan Kılıçoğlu ile bir dizi kapalı toplantı yaptıktan sonra Amasya ve Tokat hattında da benzer turlara devam etmişti.

Kentteki ilerici memurlar, öğretmenler ve emniyet mensupları süratle sürgüne gönderilirken Emniyet Genel Müdürlüğü, Milli Eğitim Bakanlığı kadroları ve en önemlisi Çorum Valiliği’nden isimler değiştirilmişti.

MİLÖNÜ BARİKATLARI

Katliamı başlatan bahane 27 Mayıs 1980’de öldürülen MHP Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak’ın Ankara’da öldürülmesi oldu. Aynı gece Eskişehir’deki cenaze töreninden kente gelen bir grup şehir merkezindeki CHP’li ve solcu olduğu bilinen insanların işyerlerine, kitabevlerine ve Çorum Haber Gazetesi’ne saldırır. Gezi Caddesi’nden Milönü’ne yönelen saldırganlar barikatla karşılaşır. Barikatı devrimciler halka birlikte yapmıştı. Saldırlar gece boyunca Çorum’un diğer mahallerinde devam eder. 3 Haziran’da barikatlar kaldırılır.

Temmuz başlarında İslami ve faşist gruplardan provokasyon yaratacak el ilanları dağıtılmaya başlandı. Köylerden Çorum’a gündelik ihtiyaçları için gelen sivillere saldırılar düzenlendi. Faşist grupların devrimciler tarafından sokulmadıkları mahallere gece baskınları düzenliyordu. O günlerde kayıpların çoğunluğu tuzağa düşürülen Alevi kökenli yurttaşlardan oluşuyordu.

Açılan ateşte biri tıp öğrencisi olan Süleyman.

Atlas ve diğeri hamile bir kadın olan Hatem Dursun olmak üzere beş sivil vatandaş hayatını kaybetmişti. 4 Temmuz Cuma günü cami hoparlörlerinden ve

araçlarla yapılan anonslarla Alaaddin Camii’nin bombalandığı haber verildi. Çorum halkı bu provokasyona aldırış etmemişti.

DEVRİMCİ BARİKATLAR

Ancak egemenlerin, faşistlerin hesaplayamadığı bir şey vardı, halkın devrimcilerin rehberliğindeki direnişi. Çorum üzerinde bir operasyon başlayacağını anlayan devrimciler iki yıl önce Maraş’da gerçekleşen katliamdan ders çıkarmıştı. Çorum’un Milönü, Nadık, Üçevler ve Divane mahalleleri olmak üzere Alevi ve solcu nüfusun yoğun olduğu semtlerde hummalı bir savunma hazırlığına girişildi.

Faşistler, barikatları aşamasa da tuttukları sokaklarda buldukları Alevi yurttaşları kaçırarak işkence yapıyor ve öldürüyordu. Apartman çatılarında mevzilenen uzun namlulu silahlarla ev ve iş yerlerine ateş açıyorlardı. Tüm bunlar olurken, polis ise faşistlerle birlikte halka saldırıyor, Alevi yurttaşların evlerini kurşunluyordu.

Devrimci Yol ve diğer sol grupların öncülüğünde mahallelerde Direniş Komiteleri kuruldu. Bu komiteler birer savunma gücü olmanın yanı sıra mahallenin ekmek ihtiyacını organize eden, su ihtiyacı için dayanışmayı ören, revirler kurarak yaralıları tedavi eden otonom halk meclisleri gibi çalışıyordu. Milönü Mahallesi’ne çıkan tüm sokaklara barikatlar kuruldu. Faşist çetelerin mahalleye girerek kitlesel bir kırıma girişmesi, bu barikatlardaki kararlı direniş sayesinde püskürtüldü.

Gündem - 10:12 A A
BENZER HABERLER
Hazır Site by Uzman Tescil